Son Dakika
|
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Beşiktaş, Kasımpaşa’ya karşı galibiyet hasretini bitirdi
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
5’i çocuk 6 kişinin öldüğü yangında sera sahibi tutuklandı
New York’ta bayram namazı sokaklara taştı
Arakçi’den ABD’ye: "Hükümet bir şey söylüyor, gerçeklik ise başka"
Telefondan annesiyle bayramlaşan Mehmetçik’in duygu dolu anları
Mardin’de dilencinin para saydığı anlar kamerada
Ramazan hasılatını Gazze’ye gönderdi
Çankırı’da 2 katlı ahşap evde yangın: 2 ölü
EKONOMİ
Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanında bayramlaşma töreni
20 Mart 2026 Cuma - 15:58:25
Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanında Ramazan Bayramı nedeniyle bayramlaşma töreni düzenlendi. Cizre-İdil arasında 2013 yılında kurulan ve kurulduğu günden bu yana hem ilçe hem de bölge ekonomisine büyük bir katkı sağlayan Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanında düzenlenen bayramlaşma törenine Havalimanı Mülki İdare Amiri İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel ve Havalimanı Müdürü Şükrü Benek, havalimanında görevli kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ile havalimanı personelleri katıldı. Havalimanı Müdürü Şükrü Benek, havalimanlarının tarifeli olarak haftalık ortalama 36 uçuşa, tarifesiz özel uçuşlarla birlikte ise haftalık ortalama 60 uçağa hizmet verdiğini belirtti. Benek, özellikle son günlerde İran-ABD/İsrail arasındaki savaşlar nedeniyle gerçekleşen tahliye operasyonlarıyla birlikte, okul tatilleri ve bayram tatillerinin de üst üste gelmesi, kapasitenin üzerinde bir çalışma yürütülmesine neden olduğunu söyledi.
20 Mart 2026 Cuma - 14:23
Karsan 2025’te 330 milyon euro ciro gerçekleştirdi
Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon euroya çıkardığını duyurdu. Cironun 220 milyon euroluk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden şirket, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon euro seviyesine çıkardı. Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon Euro’ya çıkardı. Cironun 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden Karsan, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon Euro seviyesine çıkardı. Avrupa’daki büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Karsan, 2026’da otonom toplu ulaşımda sürücüsüz operasyona başlamayı planlıyor. Toplu ulaşımda elektrikli ve otonom araçlarıyla güçlü bir ivme yakalayan Karsan, 27 ülkeye ulaşan araç parkı ile dünya üzerindeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. 2 bin 100’ün üzerindeki elektrikli aracıyla toplu ulaşımın dönüşümüne önemli katkı sağlayan marka, 2026 yılında hedef büyüttü. Karsan e-JEST ve e-ATAK Avrupa’da liderliği bırakmıyor 2025 yılını 330 milyon euro ciro ile tamamladıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "2024 yılındaki 296 milyon Euro’ya göre toplam ciromuzu yüzde 11 artırmış olduk. Bu rakamın 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araçlar oluşturuyor. Böylece elektrikli araç ciromuzu da 59 milyon Euro tutarında artırdık. Yüzde 37’lik önemli bir büyüme yaşadığımız elektrikli araç ciromuz, aynı zamanda toplam ciromuzun yüzde 67’sini oluşturdu. Geçtiğimiz yıl ihracat ciromuzu da yüzde 43 artışla 197 milyon Euro’ya çıkardık. 2024’te 32 milyon Euro seviyesinde olan FAVÖK’ümüzü, geçtiğimiz yıl 54 milyon Euro’ya yükselttik" dedi. Karsan olarak elektrikli, otonom ve hidrojen olmak üzere 3 teknolojiye odaklandıklarını ifade eden Okan Baş, şöyle devam etti: "2021’den bu yana, 6-8-10-12 ve 18 metrelik full elektrikli ürün gamımız ile pazarda varız. Geçen yıl yüzde 39 büyüyen Avrupa şehir içi elektrikli toplu ulaşım pazarında, bir basamak yukarı çıkmayı başardık. 2025 yılında Avrupa’da pazar payımızı 0.5 puan artırarak yüzde 5’e çıkardık. Böylece sıralamada 8’incilikten 7’nciliğe yükseldik. Bu dönemde e-JEST, yüzde 30 pay ile elektrikli toplu ulaşım minibüs pazarının lideri olurken, e-ATAK da yüzde 25 pay ile elektrikli midibüs sınıfının lideri oldu. 2020 yılında ilk kez segmentinin lideri olan Karsan e-JEST, 6 yıldır aralıksız olarak liderliğini hiçbir rakibine bırakmadan sürdürüyor. 2025’te e-ATA 10m modelimiz de yüzde 26 pay ile, 10m boyutundaki elektrikli otobüs pazarının Avrupa’da lideri oldu." "Hedef, ciro içinde ihracatın payını yüzde 70’in üzerine taşımak" Avrupa’da 9 ülkede ilk 4’e girdiklerini vurgulayan Okan Baş, "Bu kapsamda Romanya’da yüzde 34, Hırvatistan’da ise yüzde 50 ile pazar lideriyiz. İtalya’da yüzde 12.5 ve Bulgaristan’da yüzde 19.5 ile Karsan ikinci marka konumunda. Bunun yanı sıra Fransa, Portekiz ve Yunanistan pazarlarında üçüncü; Polonya ve İsviçre’de ise ilk 4 marka arasında yer alıyoruz" diye konuştu. Marka olarak Türkiye elektrikli toplu ulaşım pazarının da öncüsü ve lideri olduklarını belirten Baş, şunları söyledi: "2025 yılında Türkiye’de 69 adet elektrikli toplu ulaşım aracı satışı gerçekleşti. Bunların tamamını Karsan olarak biz sattık. Türkiye’de toplam 139 elektrikli Karsan aracı dolaşıyor. Türkiye, aynı zamanda otobüs ve midibüs üretiminde Avrupa’nın üretim üssü konumunda. Avrupa’daki her 2 otobüsten biri Türkiye’de üretiliyor. 2019-2025 yılları arasında Türkiye’den Avrupa’ya yapılan elektrikli minibüs ve otobüs ihracatının yüzde 80’ini Karsan gerçekleştirdi. 2025 yılında elektrikli araç ihracatımızı satış adedi olarak yüzde 15 artırdık ve 555 araca ulaştık. Bugün itibarıyla toplam ciromuzdaki ihracat oranımız yüzde 60 seviyesinde. Hedefimiz 3 yıl içinde bu oranı yüzde 70’in üzerine çıkarmak." Karsan’ın global elektrikli araç parkının 2 bin 130 adede ulaştığını ifade eden Okan Baş, "Bugün itibarıyla 3 kıtada 27 ülkede elektrikli araçlarımız yolcu taşımaya devam ediyor. 2025 yılında elektrikli araç parkımızı yüzde 40 büyüttük. Girdiğimiz ihalelerin yüzde 40’ını kazanarak çok önemli bir başarıya imza attık. Otonom mobilite alanında da önemli bir deneyim ve operasyonel yetkinlik kazandık. Dünyada biletli yolcu taşıyan ilk Seviye-4 Otonom otobüs olan Karsan Otonom e-ATAK ile 12 ülkede 16 projeye imzamızı attık. Bunların 12’si devreye alındı, 4’ü yakında devreye girecek. Bu çalışmalar sonucunda 160 bin kilometrelik yol deneyimine ulaştık ve otonom olarak 60 bin yolcuya hizmet verdik. Otonom çözümlere yönelik talebin giderek arttığını gözlemliyoruz. İlk 3 yılımızda 7 proje devreye almıştık, sadece 2025 yılında 9 yeni projeye imza attık. Otonom mobiliteye ilgiyi artıran en önemli etkenler, işletme maliyet yüksekliği, sürücü bulma zorluğu ve tabii ki kazalar. Buradaki potansiyeli görerek e-JEST modelimizin de otonom versiyonunu hazırlayıp lanse ettik. Otonom e-ATAK’tan elde ettiğimiz 4 yıllık deneyimi, e-JEST’in 7 yıllık toplu ulaşım tecrübesiyle Otonom e-JEST’te bir araya getirdik. Lansman sonrası ABD’den hemen 10 adet Otonom e-JEST siparişi aldık. Bu araçları 2026’nın ikinci yarısında teslim edeceğiz ve araçlar Dünya Kupası’nda kullanılacak." "Satış hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk" Karsan’ın 2026 yılı hedeflerini de açıklayan Okan Baş, "60 yıllık otomotiv tecrübemiz var. 2 bin 500 kişilik bir güce ulaştık. Ben hep şunu söylüyorum, bu 2 bin 500 çalışan, her birinin beyniyle beraber ortak hedefe odaklandığında, bambaşka bir güç ortaya çıkıyor. Biz bundan yararlanmak üzere sistemimizi kurduk. Öncelikli hedefimiz, elektrikli satışlarımızda daha da büyütmek ve toplam satışlarımız içerisindeki payını yüzde 80’lere çıkarmak. 2026 yılında yüzde 5 pazar payını koruyarak büyümek istiyoruz. Orta vadede, önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’da ilk 5 marka arasına girmek istiyoruz. Tabi bunu yapmak için mevcut pazarlardaki varlığımız yeterli değil onu da biliyoruz, yeni pazarlara açılacağız. 2026’da odaklanacağımız kuzey ülkeleri var. Hollanda, İsveç, Norveç ve Almanya’da yokuz. Bu ülkelerde önce yapılanmayı başlatacağız. Bunların hepsi Avrupa’nın en zor ülkeleri. Yeni pazarlara gireceğiz, bir de mevcutta geçen sene girdiğimiz İspanya var mesela, İspanya’da güçleneceğiz. Polonya’da da güçlenmemiz lazım, oraya da 2026 yılına özel çok ciddi planlamamız var" dedi. Bu senenin üretiminin bir kısmını, geçen seneki siparişlerle doldurduklarını hatırlatan Okan Baş, şöyle devam etti: "Bugün elimizdeki kesin siparişler ile 2026 hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk. Şu anda onları üretiyoruz. Bu arada yeni siparişler toplamaya devam ediyoruz. 4-5 yıl önce yıla sıfıra yakın siparişle başlarken, bugün büyüyen iş hacmimiz sayesinde yeni yıla güçlü bir sipariş portföyüyle giriyoruz. 2026 yılında hedefimiz aşağı yukarı 700 elektrikli araç satmak. Avrupa’da ise elektrikli satışlarımızı yüzde 30’un üzerinde artışla 2 bin 800’ün üzerine çıkarmak için planlarımızı yaptık. Otonom mobilite de odak alanlarımız arasında yer alıyor. 8 metrelik Otonom e-ATAK ile Avrupa’ya, 6 metrelik Otonom e-JEST ile Amerika’ya odaklanacağız. Hedefimiz pazarı büyütmek ve etkin şekilde yönetmek. İki tane kritik nokta var, ilki güvenlik sürücüsünü araçtan çıkarmak, ikincisi ise Tip onayı. 2027’nin ilk yarısında biz otonomda Tip onayını almak istiyoruz. Güvenlik sürücüsünü tamamen devreden çıkarmaya yönelik testlerimiz de başladı. 2026’nın 3’üncü çeyreğinde Stavanger’de tamamen sürücüsüz operasyona başlamayı hedefliyoruz. Karsan’ın iki tane temel stratejisi var. Bir tanesi kendi markamızla, global pazarda bu değişim içinde güçlü bir marka olmak istiyoruz. İkincisi de global markalar adına üretim yapmak. Karsan olarak biz de bu değişen dünyada, klasik bir otomotiv şirketinden mobilite teknoloji şirketine dönüşüyoruz. Kendimizi net biçimde bu şekilde konumlandırıyoruz. Yani biz gelecekte hiçbir klasik otomotiv şirketinin uzun vadede yaşayamayacağına inanıyoruz. Bu değişimi de böyle ele alıyoruz. Bu evrilmede odaklandığımız yerde yoğunlaşıyoruz. Ayrıca bu yıl sene sonuna doğru ürün gamına yeni bir elektrikli araç daha ekleyeceğiz. Yani biz varlığımızı hem ürün gamımızla hem teknolojilerdeki gelişimimizle sürekli geliştirme yönünde gidiyoruz. Hidrojen pazarının özellikle toplu ulaşımda, otobüs tarafında yüzde 10 civarında bir payı olacaktır toplam otobüs pazarının içerisinde diye düşünüyoruz. Burada da Toyota ile stratejik bir birlikteliğimiz var ve ilk 2 aracımızı geçen sene İtalya’ya sattık, 3 tane de yeni sipariş aldık. Burada da adım adım büyüyeceğiz."
20 Mart 2026 Cuma - 13:06
Bayramda Ege adalarına talep beklentinin altında kaldı
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Ramazan Bayramı tatilinde Midilli Adası’na yönelik talepte geçtiğimiz yıllara kıyasla yüzde 30 ila 40 oranında düşüş yaşandı. Türkiye’nin en batısındaki deniz hudut kapısı konumundaki Ayvalık iskelesinden, arife günü ve bayram sabahında kalkan feribotlarla yaklaşık bin kişinin Midilli’ye geçiş yaptığı öğrenildi. Her bayram döneminde yoğunluk ve uzun kuyrukların oluştuğu Ayvalık Deniz Hudut Kapısı’nda bu yıl gözlenen azalmanın en önemli nedenlerinden birinin Aliağa ilçesinde hizmete giren deniz hudut kapısı olduğu değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra, İsrail-ABD-İran hattında yaşanan gerilimler, ekonomik şartlar ve Midilli Adası’nda görülen şap hastalığı vakalarının da talebi olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Ayvalık-Midilli seferlerini düzenleyen Meis Turizm’in sahibi Öztürk Turhan, Türk tatilcilerin Midilli’ye ilgisinin devam ettiğini ancak bu yıl çeşitli nedenlerle düşüş yaşandığını belirtti. Turhan, "Aliağa’daki deniz hudut kapısının açılması Ayvalık’tan geçişleri etkiledi. Ayrıca Yunanistan sınır kapılarında uygulanan retina taraması gibi ek formaliteler ile Midilli’de görülen şap hastalığı da tatilcileri tedirgin etti" dedi. Öte yandan, Ayvalık-Midilli hattında faaliyet gösteren Jalem Turizm’in sahibi Ali Jale ise bayram sabahında yaklaşık 700 kişinin Midilli’ye geçiş yaptığını belirterek, bu yıl talebin düşük kaldığını söyledi. Jale, "Bayram tatilinin kısa olması, bölgedeki savaş ortamı ve ekonomik şartlar talebi etkiledi. Ayrıca Ayvalık Belediyesi tarafından hudut kapısında yapılan düzenleme çalışmaları da halen sürüyor. Bu çalışmaların ardından yolcularımız daha konforlu ve daha iyi şartlara sahip bir hudut kapısına sahip olacaklar. Bunun da olumlu sonuçları beraberinde getireceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Midilli Adası’na girişlerde kapı vizesi uygulamasının devam ettiğini hatırlatan Jale, firmalarının tatilcilere bu süreçte destek verdiğini belirtti. Ayrıca bu yıl ilk kez Aliağa’dan Midilli’ye başlattıkları seferlerin de iyi bir başlangıç olduğunu kaydetti.
20 Mart 2026 Cuma - 09:44
Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor
Adana’nın Kozan ilçesinde kadınlar, turunç ve limon kabuklarını kurutarak ekonomiye kazandırıyor. Dalında 20 TL’ye alıcı bulan limonun kurutulmuş kabukları 65 TL’den satılıyor. Kozan ilçesine bağlı Turunçlu Mahallesi’nde kadınlar, dalında kalan ve dökülen limon ile turunçların kabuklarını imece usulü soyarak değerlendiriyor. Her yıl bahar ayında toplanarak meyvelerin kabuklarını soyan kadınlar, kuruttukları kabuklarla ve turunçtan elde ettikleri ekşi ile ev ekonomisine katkı sağlıyor. 70 yaşındaki Suzan Yıldırım, her yıl bu mesainin sürdüğünü belirterek, "Boş durmak olmaz. Komşularıma yardıma geldim. Oturduğumuz yerden kabukları soyuyoruz. Çok da bir zorluğu yok, bizler için uğraş oluyor" dedi. "Harçlığımı çıkarıyorum" Okul harçlığını limon ve turunç kabuklarından çıkardığını söyleyen Nimet Su Yiğenoğlu, "Babamla annemle birlikte tatilde aileme yardım ediyorum. 60-65 TL’ye alıcı buluyor. Ben de harçlığımı çıkarıyorum. Bahçelerden topluyoruz, soyuyoruz ve kuruyan kabukları satıyoruz" diye konuştu. Bu yıl ürünün az olduğunu kaydeden Ahmet Yiğenoğlu ise, "Turunçların kabuğunu satıyoruz, hem de ekşisini çıkarıyoruz. Geçen sene çoktu, bu sene az. Kabuklar kozmetikte kullanılıyor, 60-65 TL’ye alınıyor. Ekşinin de kilosu 500 TL’den satılıyor. Elle tek tek sıkılıyor, zahmetli ama ek gelir çıkıyor" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 03:23
Denizli Defterdarı Özdemirci’nin resmi ataması 19 ay sonra yapıldı
2
19 Mart 2026 Perşembe- 10:41
Mersin’de dar gelirli ailelerin çocuklarına bayramlık desteği
3
20 Mart 2026 Cuma- 09:44
Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor
4
19 Mart 2026 Perşembe- 12:59
Kütahya’da çörek otu üretimi gelişiyor
5
18 Mart 2026 Çarşamba- 15:44
GMO Başkan Adayı Kahraman: "Bir gemi mühendisi bir sanayi ordusunu harekete geçirir"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 15:13
Tüketici tercihlerinde akıllı ve fonksiyonel yatakların etkisi artıyor
Tüketici alışkanlıklarındaki değişim, yatak ve mobilya sektöründe teknolojik dönüşümü hızlandırdı. Konforun ötesine geçen taleplerle birlikte yapay zekâ destekli akıllı yataklar pazarda giderek daha fazla yer bulmaya başlıyor. Tüketici talebindeki değişim, yatak ve mobilya sektöründe yeni bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdi. Konfor beklentisinin ötesine geçen kullanıcılar, uyku kalitesini ölçen ve kişisel ihtiyaçlara göre ayarlanabilen akıllı ürünlere yöneldi. Bu eğilimle birlikte yapay zekâ destekli yeni nesil yataklar pazarda daha fazla yer bulmaya başladı. Artan talep doğrultusunda firmalar Ar-Ge çalışmalarına hız verdi. Ateş ölçümü, uyku süresi takibi ve ergonomik ayarlara sahip fonksiyonel yataklar ön plana çıkıyor. Sektör temsilcileri, tüketici odaklı bu dönüşümün önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımlarını ve inovasyon odaklı büyümeyi daha da hızlandıracağını ifade etti. Mobilya ve yatak sektörü temsilcisi Salih Şişman, tüketici tercihlerine ilişkin değerlendirmesinde, "Pandemi döneminden sonra doğal katmanlı ürünlere talep arttı. Akıllı yataklar ön plana çıktı. Yataktan beklentiler değişti. Bilinçli tüketiciler fonksiyonel yatakları tercih ediyor, ondan sonra estetiğe bakıyorlar. İnsanlar günde ortalama 8 saatini yatakta geçiriyor. Yattığınız yer çok önemli, doğru zemin üzerinde yatmak sağlık açısından da önemli" ifadelerini kullandı. "Yapay zekâ destekli çözümler yatak sektöründe ciddi yer edinecek" Sektörde Ar-Ge çalışmalarının yoğunlaştığını belirten Şişman, "Akıllı yataklar üzerine çok fazla Ar-Ge çalışması var. Mobil uygulamalardan uykuyu izleyen, ateş ölçen akıllı yataklar bulunuyor. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli çözümler yatak sektöründe ciddi yer edinecek" dedi. Sektöre ilişkin genel bir değerlendirme de yapan Şişman, "2025 mobilya ve yatak sektörü için zor geçen bir yıl oldu. 2026 yılının ikinci yarısından itibaren bir hareketlilik bekleniyor. Yılın ilk aylarında otellerin toplu alımları nedeniyle bir hareketlilik yaşanıyor. Bireysel kullanıcı tarafında ise yatak ve mobilya ihtiyacı ertelenebilir bir ihtiyaç olarak görülüyor. Tüketicinin geliri ve ekonomik durumu belirleyici oluyor. Ağırlıklı olarak yaz döneminde mobilya ve yatak satışları artıyor" açıklamasında bulundu.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 14:06
Iğdır’da Ramazan ayı öncesi fahiş fiyat denetimleri sıklaştırıldı
Iğdır’da yaklaşan Ramazan ayı öncesinde fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi ve piyasada adil rekabet ortamının sağlanması amacıyla denetim faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor. Ticaret Bakanlığı ekiplerince Türkiye genelinde 10 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen denetimler kapsamında, Iğdır’da restoran, fırın ve kasaplara yönelik kontroller yapıldı. Denetimler, Iğdır Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri tarafından titizlikle yürütüldü. Restoranlarda yapılan denetimlerde, fiyat tarifelerinin iş yerlerinin giriş kapısında ve hizmet sunulan masaların üzerinde, tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde bulundurulup bulundurulmadığı kontrol edildi. Ayrıca menü fiyatları ile kasa fiyatları karşılaştırılarak uyumsuzluk olup olmadığı incelendi. Kasaplara yönelik denetimlerde ise et ürünlerinin alış ve satış fiyatları karşılaştırılarak fahiş fiyat artışı yapılıp yapılmadığı denetlendi. Fırınlarda gerçekleştirilen kontrollerde de fiyat tarifelerinin görünür şekilde asılı olup olmadığına, ürünlerin gramajlarına, tezgah ve kasa fiyatlarının uygunluğuna bakıldı. Denetimlerle ilgili açıklama yapan Iğdır Ticaret İl Müdür Vekili Mücahit Yalçın, Ramazan ayına kadar denetimlerin artarak devam edeceğini, Ramazan ayında da kontrollerin sürdürüleceğini belirtti. Yalçın açıklamasında, "Türkiye genelinde bugün 10 ilde eş zamanlı olarak, basınımızla birlikte Ramazan ayı öncesi fiyat etiketi ve haksız fiyat denetimleri gerçekleştirdik. Kasaplarda, süpermarketlerde ve lokantalarda denetimler yaptık. 2025 yılı içerisinde Iğdır’da toplam 939 firmada denetim gerçekleştirdik. 114 bin 172 ürünü inceledik. Haksız fiyat olabileceğini değerlendirdiğimiz 2 bin 542 ürünle ilgili işlemleri yaparak bakanlığımıza gönderdik. Ayrıca il genelinde 213 aykırılık tespit ettik. Bu denetimler Türkiye’nin 81 ilinde sürekli olarak yapılmaktadır. Iğdır Ticaret İl Müdürlüğü olarak haftanın 5 günü sahadayız; restoranlarda, kasaplarda, manavlarda ve süpermarketlerde fiyat etiketi ve haksız fiyat denetimlerimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı. Erdal Vural ise; "Ticaret İl Müdürlüğünü tebrik ediyorum. Fahiş fiyatlara karşı denetimlerini sürdürüyorlar" dedi. (SY-AT)
28 Ocak 2026 Çarşamba - 14:03
ATB Başkanı Çandır: "Fırtınada zarar gören alanlar aynı dere ve çay havzasında"
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, afette 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü belirterek, "Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. ATB Ocak Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Vekili Abdullah İnan başkanlığında yapıldı. Toplantıda ATB’nin 2025 çalışma özeti sunularak, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyeler bilgilendirildi. ATB Başkanı Ali Çandır, konuşmasında Antalya’da yaşanan sel, dolu, fırtına ve hortum nedeniyle 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü kaydetti. Çandır, "Son günlerde Kumluca, Finike, Demre ve Aksu başta olmak üzere kentimizde yaşanan hortum ve sel afetleri hepimizi derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Afetler ilk belirlemelere göre 5 bin dekarı aşan örtüaltı üretim alanlarımızda ciddi zararlara yol açmıştır. Zarar gören üreticilerimize ve tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. 2 bin üreticiye destek talebi Yağışların devam ettiğini, en büyük tesellinin genel hayatı etkileyen daha büyük bir afetin yaşanmamış olması olduğunu söyleyen Çandır, "İlgili tüm kurum ve kuruluşların ilk günden itibaren teyakkuz hâlinde hareket etmesini ve hızlı müdahalede bulunmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak yüksek maliyetler altında üretim yapan ve karlı bir hasat dönemine girerken zarara uğrayan yaklaşık 2 bin üreticimiz açısından acil nakit desteğinin sağlanması, mevcut kredilerin ötelenmesi ve yeni hibe ile uygun kredi imkânlarının acilen devreye alınması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Çandır, Antalya’nın kültürel hafızasına önemli katkılar sunan, sevilen tarihçi ve araştırmacı Giray Ercenk’in kaybından duyduğu üzüntüyü de dile getirerek, "Güray Ercenk ağabeyimize Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Kentimize bıraktığı izler daima yaşayacaktır" dedi. "Tarım yüzde 7 küçüldü" Ali Çandır, "2025 yılına 2024’ten daha iyi bir yıl olacağı beklentisiyle başlamıştık. Ancak gerek ülke gerek kent gerekse sektörümüz açısından 2025 yılı birçok göstergede 2024’ün gerisinde kalmıştır" ifadelerini kullandı. 2025 yılında GSYH büyümesinin yaklaşık yüzde 4 civarında olduğunu, ticaretin yüzde 5, sanayinin yüzde 4 büyümesi beklenirken, tarım sektörünün yaklaşık yüzde 7 küçüleceğinin öngörüldüğüne dikkat çeken Çandır, "En dikkat çekici tablo tarımdadır. Çünkü tarım yalnızca ekonomik değil, stratejik bir sektördür. Tarih bize göstermektedir ki tarımını kaybeden, geleceğini kaybeder. Bu nedenle stratejilerin ve politikaların merkezinde tarım olmak zorundadır. Tarım sektörü; ürünlerini maliyet-fiyat ilişkisiyle değil, piyasanın belirlediği fiyatlarla satar. Üretimini sezon içinde esnek biçimde ayarlayamaz ve doğa risklerine tamamen açıktır. Sezon sonunda ya ayakta kalır ya da sektörden çekilmek zorunda kalır. Bu nedenle tarımın stratejik niteliği tartışmasızdır ve politikalar bu gerçekliğe uygun biçimde oluşturulmalıdır" diye konuştu. TÜİK’in il düzeyinde milli gelirin (GSYH) 2000-2024 dönemini kapsayacak şekilde yayımlandığını hatırlatan Çandır, 2019 yılında Antalya’nın ülke ekonomisi içindeki toplam payının yüzde 3,5’e, ticaretteki payının ise yüzde 5,4’e ulaştığını ve en güçlü yıl olduğunu söyledi. Çandır, tarımda ise tablonun çarpıcı olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Antalya’nın tarımdaki payı 2010 yılında yüzde 6,1 düzeyindeyken, 2024 itibarıyla yüzde 4,6’ya gerilemiştir. Başka bir ifadeyle son 15 yıl içinde tarım sektöründe yaklaşık yüzde 25 oranında bir pay kaybı yaşanmıştır. Kentimiz özelinde ise tarımın milli gelir içindeki payı 2010’da yüzde 16,3 iken, 2024’te yüzde 7,8’e düşmüştür. 2025’te bu oranın yüzde 7’nin altına inmesini bekliyoruz. Bu durum yalnızca nispi bir değişim değil, kent ekonomisinde genel bir yavaşlamaya işaret etmektedir. Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı 2021 yılında yüzde 11,8 iken, 2024 yılında yüzde 8,2’ye düşmüştür. Ticaret sektöründe ise en yüksek pay 2022 yılında yüzde 38,3 olarak gerçekleşmiş, 2024 yılında yüzde 37,7’ye gerilemiştir. 2025 yılının bu göstergelerin de gerisinde kalacağı tahmin edilmektedir. Tarım başta olmak üzere birçok temel sektörde 2024 yılına kıyasla daha zayıf bir performansla karşı karşıyayız. Turizmde 2025 yılında güçlü bir ziyaretçi akışı yaşanmasına rağmen sektör katma değer üretiminde ve fiyat rekabetinde beklenen seviyeye ulaşamamıştır. Tarımda ise kuraklık ve iklim şartlarında ötesinde, kentimize özgü daha derin bir kırılganlık dikkat çekmektedir. Tarımda yaşanan yapısal daralmayı yaş meyve-sebze ve domates ticaretinde de net biçimde görüyoruz. Son 6 yılda halde işlem gören sebze ve domates miktarı yüzde 50’nin, meyve miktarı ise yüzde 60’ın üzerinde azalmıştır. Buna karşın fiyat endeksleri 23 kat artmıştır. Bu tablo gösteriyor ki, sorun fiyatlarda değil, üretimde; geçici dalgalanmalarda değil, yapısal bir daralmadadır." "2026 yılının ilk yarısı zorlu geçecek" Çandır, 2026 yılı için yılın ilk yarısında sıkı, ikinci yarısında ise daha esnek politikaların beklendiğini söyleyerek, "İlk yarı iş dünyası için zorlukların süreceği bir dönem olacaktır. İkinci yarıdaki muhtemel rahatlama ise ölçülü olmak zorundadır; aksi halde son yıllardaki fedakarlıkları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız" dedi. ATB’nin 2026 teması "su" Antalya Ticaret Borsası’nın çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Çandır, Borsa olarak son dört yıldır çalışmalarını "sürdürülebilirlik" ekseninde yürüttüklerini anlattı. ATB’nin 2026 yılı temasının "su" olduğunu kaydeden Çandır, "Çünkü tarımın, gıdanın, ihracatın ve kent ekonomisinin geleceği doğrudan suyla ilişkilidir. Antalya tarımı, dış ticareti besleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Ancak gerekli dönüşüm sağlanamazsa ihracatımız zorlanacaktır. Bu nedenle iklim dostu üretim artık bir tercih değil, zorunluluktur. Su kaynaklarına erişimde yaşanan sorunlar giderek derinleşmektedir. Geçici yağışlar kalıcı çözüm değildir. Ürün deseninin havza bazlı planlanması, kapalı devre sulama sistemleri, su hasadı, kuraklığa dayanıklı çeşitler ve kayıt dışı su kullanımının denetimi artık ertelenemez. Ayrıca, su yalnızca tarımın değil; sanayinin, turizmin ve hane halkının da ortak sorumluluğudur. Antalya suyu bol sanılan ancak kuraklık baskısı yüksek bir kenttir. Tarım, turizm ve kentleşme aynı kaynağı paylaşmaktadır. Su yönetimi artık teknik değil, doğrudan ekonomik bir konudur. Toprağımız, suyumuz ve doğamız ortak sermayemizdir. Bu sermayemize sahip çıkmazsak hepimiz kaybedeceğiz. Unutmayalım ki, suya sahip çıkmak, bu yarınımıza sahip çıkmaktır" diye konuştu. Mermer ocağı uyarısı Mermer ocağı faaliyetlerinin geçici olduğunu, tarımın ise kuşaklar boyunca süren stratejik bir üretim alanı olduğunu ifade eden Çandır, "Finike Boldağ’da planlanan taş ocağına bakışımız da bu yaklaşımın doğal bir sonucudur. Tarımsal varlığımızı ve kültürel mirasımızı zedelemeyen hiçbir yatırıma karşı değiliz. Mermer ihtiyacını verimli arazilerimizin dışında, çevresel ve toplumsal hassasiyetleri dikkate alarak planlamalıyız" dedi. "COP31 önemli bir fırsat" 2026 yılının Antalya için önemli bir yıl olduğunu, Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi, Uluslararası Uzay Kongresi, Antalya Diplomasi Forumu ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31’inci oturumuna (COP31) ev sahipliği yapacağını ve küresel ölçekte söz söyleme imkanı bulacağını kaydeden Çandır, "COP31, ölçeği ve küresel etkisiyle kentimiz açısından ayrı bir sorumluluk alanı oluşturmaktadır. Geçmiş COP ev sahiplikleri önemli dersler sunmaktadır. COP28 ile Dubai, iklim diplomasisini ve EXPO City altyapısını kalıcı bir değere dönüştürmüş, COP29 ile Bakü iklim finansmanını küresel gündemin merkezine taşıyarak kentin uluslararası görünürlüğünü güçlendirmiş, COP30 ise Brezilya da iklim, doğa ve biyoçeşitlilik başlıklarını dünya kamuoyunun odağına yerleştirmiştir. Antalya’da da COP31’e sivil toplumun, meslek örgütlerinin, üniversitelerin, gençlerin ve özel sektörün dâhil olduğu ortak bir akıl ve yönetişim anlayışıyla yaklaşmak durumundayız. Çünkü COP31’in gerçek başarısı, zirve tamamlandıktan sonra kentimize ne bıraktığıyla ölçülecektir. Bizim için asıl başarı; COP31 sonrasında kentimizin havasını, suyunu, taşını, toprağını ve sahip olduğu tüm çevresel değerleri merkeze alan bir anlayışın kalıcı hale gelmesidir. Atık sorunu yaşamayan, suyu etkin yöneten, dağına, taşına ve toprağına sahip çıkan bir yaklaşımın Antalya’da hâkim olması en büyük temennimizdir" diye konuştu. "EXPO 2016 alanı kente kazandırılmalı" COP31’in uzun süredir atıl olan EXPO 2016 alanında planlanmasını önemli bir fırsat olarak değerlendiren Ali Çandır, "Ancak bu alanı yalnızca geçici bir organizasyon mekanı olarak değil, COP31 sonrasında da kente hizmet eden, değer üreten bir merkez olarak ele almalıyız. Bu merkez, çevre ve iklim temalı olabileceği gibi, eğitim, sağlık ya da tarım gibi farklı başlıklarda da şekillenebilir. Asıl mesele, EXPO 2016 alanının hangi başlıkta ve nasıl bir katma değer üreteceğine Antalya’nın kent olarak birlikte karar verebilmesidir" dedi. ATB meslek komiteleri üyelerinin son üç yıldır artırılmayan ve yüksek enflasyon karşısında reel olarak eriyen tarımsal işletme ve yatırım kredi limitlerinin en az iki katına çıkarılmasını, ayrıca imalat sanayine uygulanan 5 puanlık sigorta primi indiriminin tarım sektörü için de hayata geçirilmesini talep ettiğini belirten Çandır, "Bu talepler bir ayrıcalık değil, üretimin sürdürülebilmesi, kayıtlı istihdamın korunması ve gıda güvenliğinin sağlanması için zorunlu ve akılcı adımlardır. Sektörümüzün buna ihtiyacı vardır" şeklinde konuştu. YÖREX nisanda Antalya Ticaret Borsası olarak 17 yıldır Yöresel Ürünler Projesi ve YÖREX Fuarı ile kırsal kalkınmayı desteklediklerini ifade eden Çandır, "Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerimizi korumak, tanıtmak ve ekonomik değerini artırmak için aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yıl fuarımızı 22-26 Nisan tarihlerinde düzenleyeceğiz. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine ülkemizin tüm zenginliklerini bir kez daha aynı çatı altında buluşturacağız. ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ sloganıyla üreticilerimizi, ticaret erbaplarımızı ve ilgili tüm kurumlarımızı YÖREX’e davet ediyoruz" diye konuştu. Mecliste üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:56
DAP bölgesi kalkınma ajansları ‘Yerel kalkınma hamlesi’ vizyonuyla toplandı
DAP Bölgesi kalkınma ajansları, işbirliği ve koordinasyon için Erzurum’da bir araya geldi. DAP Bölge Kalkınma İdaresinin ev sahipliğinde, Bölgenin potansiyelleri dikkate alınarak ve daha etkili kamu yatırımlarını hayata geçirmek amacıyla düzenlenen toplantıya; Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Sivas, Tunceli ve Van’da faaliyet gösteren Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Fırat Kalkınma Ajansı, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Serhat Kalkınma Ajansı ile Sivas ilinin DAP Bölgesine dahil edilmesiyle Orta Anadolu Kalkınma Ajansı yetkilileri katıldı. DAP İdaresi Konferans Salonunda gerçekleşen toplantının açılış konuşmasını DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Prof. Dr. Osman Demirdöğen yaptı. Başkan Demirdöğen, Kalkınma İdareleri ve Kalkınma Ajanslarının aynı Bakanlığa bağlı iki kurum olarak, belirlenen görevleri ayrı ayrı yerine getirmeye çalıştığını ama daha başarılı olunması için bu iki kurumun iş birliği ve koordinasyonunun önemli olduğunu belirtti. Desteklenen projelerle bölgede ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve istihdam artışını ajanslarla birlikte sağlamaya çalıştıklarını ifade eden Demirdöğen, kalkınma vizyonuna sahip olan bu iki kurumun mükerrer desteklerinin ancak iş birliği yoluyla önleneceğini söyledi. Başkan Demirdöğen, "Onun için her türlü iş birliğine hazır olduğumuzu söylemek istiyorum. Biz takım ruhuyla çalışırsak bölgede güzel işler yapacağımıza inanıyorum" dedi. Toplantıya katılan, Kalkınma Ajansları Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Caner Meydan ise, her ilin potansiyelinin ayrı olduğunu belirttiği konuşmasında, bu konudaki araştırmaların daha fazla olması gerektiği üzerinde durdu. Meydan, "İllerin doğal potansiyeli, maden potansiyeli açığa çıkmamış farklı ürün potansiyeli olabiliyor. Bunların araştırılması gerekiyor. Yerel Kalkınma Hamlesi teşvik programı bence bölgesel kalkınma ekosistemi içerisinde en önemli atılımlardan biri. İki yıl önce başlattığımız Yerel Kalkınma Hamlesi konularını önümüzdeki sene biraz daha açmamız gerekiyor. Tarımsal ürünlerle ilgili ‘81 ilde 81 Ürün’ programı başlatıyoruz. Ve ortaya çıkan bu yeni ürünleri uluslararası pazara sunmak istiyoruz." dedi. Kalkınma Ajansları Genel Sekreterlerinin toplantının önemini belirten konuşmalarının ardından, DAP BKİ ve ajansların faaliyet sunumları ve iş birliği alanlarının yer aldığı görüşmelere geçildi. Toplantıya, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü Yerel ve Kırsal Kalkınma Koordinasyon Dairesi Başkanı Funda Külerü, DAP İdaresi Başkan Yardımcıları Melih Kirişci ve Ömer Faruk Karyağdı, DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, ORAN Genel Sekreteri Yunus Emre Şeker, FKA Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak ile SERKA Genel Sekreteri Nurullah Karaca ve her iki kurumun Koordinatörleri, Birim Başkanları, uzmanlar katıldı.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:50
Sinop’ta Ramazan öncesi gıda denetimleri artırıldı
Ticaret Bakanlığı, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde Sinop’ta restoran, fırın ve kasaplara yönelik fahiş fiyat ve etiket denetimleri gerçekleştirdi. Sinop Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Ramazan ayı dolayısıyla gıda denetimlerini yoğunlaştırdı. Denetimler kapsamında marketler, yeme-içme yerleri, fırınlar ve kasaplar mercek altına alındı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sinop Ticaret İl Müdürü Yavuz Selim Aykan, denetimlerin Bakanlık talimatları doğrultusunda ve Sinop Valiliği koordinasyonunda yürütüldüğünü belirtti. Aykan, "Yaklaşan Ramazan ayı sebebiyle denetimlerimizi Türkiye genelinde olduğu gibi Sinop ilimizde de yoğunlaştırarak devam ettiriyoruz. Bugün özellikle marketler, yeme-içme yerleri, fırınlar ve kasaplarda denetimlerimizi artırdık. Bakanlığımızın talimatları ve Valimizin koordinasyonuyla ilimizdeki işletmelerde denetimlerimiz Ramazan ayı boyunca sürecek" dedi. Denetimlerde özellikle fiyat etiketi ve haksız fiyat artışlarına odaklanıldığını vurgulayan Aykan, uygunsuzluk tespit edilen ürünlerin raporlanarak Bakanlığa bildirildiğini ifade etti. Aykan, "Kasa fiyat artışları, etiket uygunsuzlukları ve haksız fiyat olarak değerlendirdiğimiz ürünlerle ilgili raporlamalar yapıyoruz. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun incelemesi sonucunda aykırılık tespit edilmesi halinde idari para cezası uygulanmaktadır. Fiyat etiketiyle ilgili her aykırılıkta ürün başına 3 bin 973 lira idari para cezası söz konusudur" diye konuştu. Vatandaşlara da çağrıda bulunan Aykan, karşılaşılan olumsuzlukların bildirilebileceğini belirterek, "Vatandaşlarımız haksız fiyat artışlarıyla karşılaştıklarında mobil uygulama üzerinden, CİMER aracılığıyla ya da yazılı dilekçeyle Ticaret İl Müdürlüğümüze başvurabilirler" ifadelerini kullandı.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:42
Ordu’da kahverengi kokarcaya karşı 300 binden fazla kışlak ilaçlanıyor
Ordu’da kahverengi kokarcaya karşı 300 binden fazla kışlağın ilaçlanması hedefleniyor. Bölgede etkili olan ve özellikle 2024 yılında fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren kahverengi kokarca ile mücadele çalışmaları kapsamında kışlak ilaçlaması devam ediyor. Bakanlık tarafından ilaç desteği sunulurken, tarım ve orman müdürlükleri, ziraat odaları, belediyeler ve muhtarlıkların el birliğiyle oluşturulan ekip, yüksek kesimli bölgelerden başlayarak, sahil kesimlerine kadar ilaçlamalarını sürdürüyor. Yürütülen çalışmalar ile kahverengi kokarcaların kış mevsimini geçireceği kapalı alanlar ilaçlanıyor. "Mücadeleler ile 2025 yılında fındığımızı kurtardık" Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, 2024 yılının sonbaharından itibaren kahverengi kokarcaların kışlaklara geçmesi ile birlikte ekip kurularak, biyosidal ilaçlar ile mücadele başlatıldığını söyledi. Soydan, "2024 yılı sonu ve 2025 yılı bahar sezonunda yaklaşık 300 bin kışlak ilaçlama noktası yapıldı. Bu mücadelenin devamında üreticilerimiz kışlak ilaçlamasından sonra kimyasal mücadeleyi sürdürdü. Bunun sonunda ise 2025 yılın fındığımızı kurtardık, toplar ve satar hale geldik. Burada Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilaç desteği ve paydaş kurumların destekleri hep birlikte mücadele yürütüldü" dedi. "Bu mücadelede başarılı olmak istiyoruz" "Bunun devamının gelmesi gerekiyordu, şu anda tüm kutrumlar birlik olarak ilaçlamalara devam ediliyor" diyen Soydan, "Çünkü kahverengi kokarcalar kışlaklara girmiş durumda, nisan ayına gelene kadar, hava sıcaklığı 17-18 dereceye yükselene kadar buralardan çıkmayacaklardır. Biz de hava şartlarına göre bu kışlaklarda ilaçlamaya devam ediyoruz, yapılmadığı sürece ürünlerimize ciddi zararları olacaktır. Geçen yıllarda yapılan mücadelenin faydasını görerek, şimdiki mücadelemizi yapıyoruz. İnşallah bunda başarılı olmak istiyoruz, yapılan çalışmaların da olumlu sonuçlarını görüyoruz" şeklinde konuştu. "Hedef 300 binin üzerinde" Kahverengi kokarcaya karşı 2026 sezonunda hedefin 300 binden fazla kışlağın ilaçlanması olduğunu belirten Soydan, "Bazı evler, samanlıklar gibi yerler kapalı olabiliyor. Biz, eğer gurbette olanlar varsa bu yapıların anahtarlarını mutlaka akrabalarına ya da muhtarlarına bırakmalarını istiyoruz. Çünkü kışlak ilaçlaması yapılmayan bir tek noktanın bile kalmaması gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:39
Ordu’da kahverengi kokarcaya karşı 300 binden fazla kışlak ilaçlanıyor
Ordu’da kahverengi kokarca ile mücadelenin kış mevsimi döneminde 300 binden fazla noktanın ilaçlanması hedefleniyor. Bölgede etkili olan ve özellikle 2024 yılında fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren kahverengi kokarca ile mücadele çalışmaları kapsamında kışlak ilaçlaması devam ediyor. Bakanlık tarafından ilaç desteği sunulurken, tarım ve orman müdürlükleri, ziraat odaları, belediyeler ve muhtarlıkların el birliğiyle oluşturulan ekip, yüksek kesimli bölgelerden başlayarak, sahil kesimlerine kadar ilaçlamalarını sürdürüyor. Yürütülen çalışmalar ile kahverengi kokarcaların kış mevsimini geçireceği kapalı alanlar ilaçlanıyor. "Mücadeleler ile 2025 yılında fındığımızı kurtardık" Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, 2024 yılının sonbaharından itibaren kahverengi kokarcaların kışlaklara geçmesi ile birlikte ekip kurularak, biyosidal ilaçlar ile mücadele başlatıldığını söyledi Soydan, "2024 yılı sonu ve 2025 yılı bahar sezonunda yaklaşık 300 bin kışlak ilaçlama noktası yapıldı. Bu mücadelenin devamında üreticilerimiz kışlak ilaçlamasından sonra kimyasal mücadeleyi sürdürdü. Bunun sonunda ise 2025 yılın fındığımızı kurtardık, toplar ve satar hale geldik. Burada Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilaç desteği ve paydaş kurumların destekleri hep birlikte mücadele yürütüldü" dedi. "İnşallah bu mücadelede başarılı olmak istiyoruz" "Bunun devamının gelmesi gerekiyordu, şuanda tüm kutrumlar birlik olarak ilaçlamalara devam ediliyor" diyen Soydan, "Çünkü kahverengi kokarcalar kışlaklara girmiş durumda, nisan ayına gelene kadar, hava sıcaklığı 17-18 dereceye yükselene kadar buralardan çıkmayacaklardır. Biz de hava şartlarına göre bu kışlaklarda ilaçlamaya devam ediyoruz, yapılmadığı sürece ürünlerimize ciddi zararları olacaktır. Geçen yıllarda yapılan mücadelenin faydasını görerek, şimdiki mücadelemizi yapıyoruz. İnşallah bunda başarılı olmak istiyoruz, yapılan çalışmaların da olumlu sonuçlarını görüyoruz" şeklinde konuştu. "Hedef 300 binin üzerinde" Kahverengi kokarcaya karşı 2026 sezonunda hedefin 300 binden fazla kışlağın ilaçlanması olduğunu belirten Soydan, "Bazı evler, samanlıklar gibi yerler kapalı olabiliyor. Biz, eğer gurbette olanlar varsa bu yapıların anahtarlarını mutlaka akrabalarına ya da muhtarlarına bırakmalarını istiyoruz. Çünkü kışlak ilaçlaması yapılmayan bir tek noktanın bile kalmaması gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:39
Bursa’da Başkan Bozbey’den siyasilere Güney Çevre Yolu için destek çağrısı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yaklaşık 1 milyar dolara mal olması beklenen Uludağ eteklerinde yerin altından gidecek, "Güney Çevre Yolu" projesinin belediye imkanlarıyla yapılamayacağını belirterek, bu konuda tüm siyasilerin bir araya gelmesi gerektiğini söyledi. Bozbey, Belediye Toplantı Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, Bursa’nın temel başlıklarından olan ulaşım konusundaki çalışmalar ve projelere, kent içi ulaşımı daha düzenli ve hızlı hale getirmek için hız verdiklerini anlattı. Zaman zaman kent ulaşımındaki aksamalara yönelik eleştirilerle karşılaştıklarını dile getiren Bozbey, "Bu kentte görevi devralalı daha 2 yıl bile olmadı. Buna rağmen yıllardır biriken sorunların tüm sorumluluğunu bugüne yüklemek ne gerçekçi ne de vicdanidir. Eleştiri yaparken biraz daha vicdanlı olunması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Güney Çevre Yolu projesi Bozbey, Uludağ eteklerinden yerin altından gidecek "Güney Çevre Yolu" projesine ilişkin, şunları söyledi: "Kestel’den Çalı Kavşağı’na deniliyor ama ben Görükle’ye kadar ulaşmasını daha doğru buluyorum. 1 milyar dolarlık bir proje. Bunu bizim belediye olarak yapmamız mümkün değil. Silüeti de bozmayacak bir çalışma. Tüm siyasilerin Bursa platformu oluşturarak hareket etmesi önemli. Bu konuda hazırlık yapıyoruz. Siyasileri davet edeceğiz, değerlendirme toplantısı yapacağız. Hep beraber hareketle bunu Karayolları’na yaptırmalıyız çok önemli bir proje." Uzun vadeli bakışın, güçlü planlama ve kararlı uygulama gerektiğini dile getiren Bozbey, şöyle konuştu: "Bugün yaşanan pek çok sorunun temelinde geçmişte yapılan plansız büyüme, özel okulların, hastanelerin, sanayinin bir yere toplanması gibi yanlış yer seçimi, üçüncül bakıştan uzak kararlar almak yatıyor. 2025 verilerine göre Bursa’da trafiğe kayıtlı taşıt sayısı 1 milyon 300 bini aştı. Yüzde 7 arttı son bir yılda. Bu tablo sadece araç sayısındaki artış değil aynı zamanda kentleşme anlayışındaki eksiklerin de sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu kabloyu değiştirmek için yoğun çaba harcıyoruz. Trafiğin kentte bir denge içinde yayılmasını esas alıyoruz. 1/100000 ölçekli çalışmamıza bu yüzen önem veriyoruz." Ulaşım Ana Planı ile yol haritasını netleştirmeye çalıştıklarını aktaran Bozbey, toplu taşımayı raylı sistemleri ve bisikleti merkeze alan yaklaşımı ortaya koyduklarını söyledi. "2026’da 300 bin ton sıcak asfalt yapacağız" Dünyada modern kentlerin çevre dostu enerji verimliliği yüksek ve karbon salınımını azaltan ulaşım çözümlerini tercih ettiğine dikkati çeken Bozbey, sürdürülebilir ulaşımın, çevreyi korurken ekonomiye katkı sağlayan insanların yaşam kalitesini yükselten anlayışı temsil ettiğini kaydetti. Asfalt yüzü görmemiş pek çok noktayı yeni yollarla buluşturduklarını, trafiği rahatlatmak adına kritik kavşaklarda düzenleme yaptıklarını dile getiren Bozbey, şöyle devam etti: "Araç filomuzu yeniliyoruz. Çevreci konforlu araçları hizmete sunuyoruz. 2026 boyunca ulaşım alanında pek çok proje devam edecek, yenileri hayata geçirilecek. 2026 ile planlama altyapı ve üstyapı ile kapsamlı bir çalışma dönemine giriyoruz. Yıl boyunca sahada yatırımlarla geleceği şekillendirecek proje çalışmalarıyla Bursa’nın ulaşımını kalıcı rahatlatacak adımları atıyoruz. 300 bin ton sıcak asfalt, 350 kilometre satıh kaplama, 300 bin metrekare parke yolu, 32 kilometre bisiklet yolu ile 110 köprü, duvar ve menfez yapacağız. 23 kavşakta düzenleme çalışmaları gerçekleştireceğiz, 5 köprü projesini hazırlayacağız." 115 iş makinesi alınacak Bozbey, Geçit-Bademli kavşağı, Esenevler-Yiğitler-Otosansit-Kestel imar yolu, Otosansit-Erdoğan Caddesi sanat yapıları, 11 Eylül Bulvarı-Gürsü bağlantı yolu çalışmalarının sürdüğünü belirterek, bunların trafiğe rahatlatacağını anlattı. Yüksek kapasiteli "Mudanya Hızlandırılmış Otobüs Hattı" projesine değinen Bozbey, 16,5 kilometrelik bu güzergahta deniz ulaşımını da Bursa ile entegre etmiş olacaklarını aktardı. Orhaneli Beşevler Köprülü Kavşak projesine ilişkin de çalışmaların sürdüğünü belirten Bozbey, "Orhaneli’ye kesintisiz ulaşımı sağlamayı hedefliyoruz. Proje çalışmaları sürüyor. Ata Bulvarı Durmazlar Kavşağı ile çalışmalar sürüyor. Bu kadar projeyi yapmak için iş makinesine ihtiyacımız var. 29 iş makinesi aldık. 115’e kadar çıkaracağız. Kendi bütçemizle alıyoruz. İhaleleri açık şeffaf yaparak alıyoruz" dedi. Raylı sistemlerle ilgili çalışmalar Bozbey, raylı sistemle ilgili planlamaların 2018’den bu yana yürürlükte olan Ulaşım Ela Planı’nda yer aldığını hatırlatarak, "2023’de güncellenmesi gereken plan dikkate alınmamış. Hafif raylı sistem araç alım işine izin çıkmış ama yerine getirilmediği için iptal edilmiş. Biz tekrar başlattık bu süreci. İzin çıktığı gibi alımları yapacağız" ifadesini kullandı. Bursaray’ın günlük 300 binin üzerinde yolcu taşıdığını belirterek, özellikle sabah ve akşam saatlerinde doluluk oranlarının yüzde 100’e ulaştığını anlattı. Mevcut 133 araca ek olarak 68 yeni hafif raylı sistem aracı alınmasının Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na alındığını dile getiren Bozbey, 2035 yılını kadar en az 186 araca daha ihtiyaç olduğuna dikkati çekti. Raylı sistemlerde hayata geçirilecek yeni hatlarla ilgili bilgiler aktaran Bozbey, bu hatların sisteme dahil olmasıyla ulaşımın çok daha rahat olacağını söyledi. Heykel’e teleferik çalışması Teleferik ile ilgili projeden bahseden Bozbey, "Hanlar bölgesi, Yeşil Türbe, Ulucami ve çarşı çok kıymetli. Yaptığımız analizlerde teleferiği Heykel’e getirmeyi planlıyoruz. Kent Müzesi arkasına getirmeyle, çok daha fala kişinin kullanımını sağlayacağı gibi Heykel’in canlanmasına, Altıparmak’ın canlanmasına ön ayak olacağız. Bununla ilgili çalışmalar sürüyor" diye konuştu. Burulaş’ın geçen yıl 315 milyon yolcu taşıdığını belirten Bozbey, bunun 210 milyon civarının otobüs, yaklaşık 105 milyonunun da raylı sistemlerle yolculuk yaptığını kaydetti. Öğrenci indiriminin ardından geçen yıl 86 milyon öğrenci binişine ulaşıldığını vurgulayan Bozbey, "Öğrencilerin servisle gitmesinin önüne geçtik, trafiği rahatlattık. Bizde dörtte bir fiyatına öğrenci bileti. Birçok belediyede bu uygulama yok" dedi. Otobüs kartlarının değiştirilmesi Otobüs kartlarındaki değişiklikle ilgili eleştirilere yanıt veren Bozbey, şunları söyledi: "47 çeşit kart vardı. Bunun yönetilmesi imkansızdı. Nerede kaçak var nerede suistimal yapılıp yapılmadığını takip edemezsiniz. Kart sayısını 4’e düşürdük. 4 çeşit kart yönetiyoruz ve bu daha kolay hale geldi. Usulsüz ve kontrolsüz binişlerin önüne geçtik. Ücretsiz kart iptalleri var. Ücretsiz kartların kişinin haricinde kullanılmaması lazım." Bozbey, temiz enerji sistemlerine yöneldiklerini de belirerek, "Söğüt arazi tipi GES projesi kuracağız, 3,4 MW gücünde. Toplam tükettiğimiz enerjinin yüzde 25’ini temiz enerjiden elde etmeyi hedefliyoruz. Bu da 60 MW ölçüye karşılık geliyor" dedi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:39
Kuyumcular Odası Başkanı Çakmakçı: "Altın güvenli liman, uzun vade yatırım aracıdır"
Altının güvenli liman olduğunu dile getiren Elazığ Kuyumcular Odası Başkanı Fikret Çakmakçı, "Uzun vade yatırım aracıdır. Günübirlik hiçbir zaman tavsiye etmedik" dedi. Elazığ Kuyumcular Odası Başkanı Fikret Çakmakçı, altın fiyatlarına yönelik açıklamalarda bulundu. Altının yılbaşında 6 bin 200 seviyesinde olduğunu aktaran Başkan Çakmakçı, "Şuan 7 bin 600 ve 700 seviyelerine kadar çıktı. Yüzde 25 değer artışı oldu. Altın güvenli liman, uzun vade yatırım aracıdır. Günübirlik hiçbir zaman tavsiye etmedik. Nedenleri devam eden ekonomik savaşlar. Gerginlikler var, ABD-Venezüella, ABD-İran, İsrail-İran gerginlikleri dolasıyla altın fiyatları yükselişe devam ediyor. Durum savaş ortamından çıktı, artık ekonomik savaşa döndü. Altın uluslararası piyasada özellikle ons bazında yükseliyor. Dolar bazında bir yükseliş yok. Şu an 5 bin 300- 400 sevilerine kadar yükselen bir ons trendi var. 1 kilo altın 180 bin dolarlara yaklaştı. Geçen sene 85 bin dolar fiyatındaydı. Altın fiyatları yükselmeye devam edecek. Yıl sonunda beklediğimiz 7 bin 500 liralı rakamlardı fakat yılın birinci ayında 7 bin 600 seviyesinde. Bu da trendi daha yukarı attı. Ekonomik belirtilere baktığımız zaman altın 10 binli seviyelere gidebilir diye düşünüyoruz" diye konuştu. Çakmakçı şöyle devam etti: "Altının düşük olduğu dönemde biz vatandaşa dövizden çıkın altın alın diye hep tavsiyelerde bulunduk. 1 kilo altının 80 bin dolar olduğu dönemde altın alanlar yüzde 100’ün üzerinde para kazandı. Döviz tutanlar ise tam tersi parası yerinde kaldı. Ya da faiz yatırımı yapan vatandaş, yüzde 30-40 faiz aldı ama altının son 1 yılda yükselişi hemen hemen yüzde 150’lere kadar dayandı. Vatandaşın ister istemez parası faizde sıfıra çıktı. Çok değer kaybetti. Biz altının güvenli liman olduğunu devam ettiğini ve edeceğini her zaman söylüyoruz" diye konuştu.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:28
"FED kararı öncesi küresel piyasalarda temkinli fiyatlama süreci yaşanıyor"
ABD Merkez Bankası’nın (FED) açıklayacağı faiz kararı öncesinde küresel piyasalarda temkinli bir fiyatlama süreci yaşanıyor. Altın ve gümüşte gün içinde sınırlı geri çekilmeler görülse de, ons altın kritik seviyelerin üzerinde tutunmayı sürdürüyor. Bu görünümün, piyasalarda sert bir yön değişiminden ziyade karar öncesi pozisyon ayarlamalarının öne çıktığını gösterdiği değerlendiriliyor. ABD ile İran arasında son günlerde görece yumuşayan tansiyon risk algısını kısmen dengelerken, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik başlıkların tamamen gündemden düşmediği belirtiliyor. Bu belirsizliklerin güvenli liman talebini canlı tuttuğu ifade ediliyor. "Altında kısa vadeli hareketler ana yönü belirlemez" FED kararı öncesindeki fiyatlamaların dikkatli okunması gerektiğini belirten DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, altın fiyatlarında görülen sınırlı geri çekilmelerin bir trend değişimi anlamına gelmediğini söyledi. Kitiş, "Ons fiyatının güçlü kalması, uzun vadeli eğilimin sürdüğünü gösteriyor. Belirleyici olan, küresel para politikalarının seyri ve jeopolitik risklerin nasıl yönetileceğidir" dedi. "Faiz kararından çok mesajlar belirleyici olur" FED’in faiz kararından ziyade karar metni ve Başkan’ın kullanacağı dilin piyasalar açısından daha önemli olduğunu vurgulayan Kitiş, "Piyasa faizin sabit kalmasını büyük ölçüde fiyatladı. Asıl önemli olan, faiz indirimi sürecine dair nasıl bir yol haritası çizileceğidir. Yüksek faiz ortamının uzun süre korunamayacağı algısı güçlendikçe bu durum altın lehine bir zemin oluşturur" ifadelerini kullandı. "Altın sadece enflasyona karşı bir korunma aracı değil" Altının yalnızca enflasyona karşı bir güvence olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kitiş, "Altın aynı zamanda küresel finans sistemindeki kırılganlıkların ve para politikalarındaki sıkışmanın doğal bir yansımasıdır. Bu nedenle kısa vadeli dalgalanmalar yerine ana trende bakmak gerekir" diye konuştu. "Rakamdan çok FED’in dili önemli" FED’in daha sert bir söylem kullanması durumunda fiyatlarda sınırlı geri çekilmeler yaşanabileceğini dile getiren Kitiş, "Bu tür hareketler ana trendi bozmaz. Bu noktada rakamdan çok, FED’in geleceğe dair kullandığı kelimeler önemlidir. Dil yumuşadıkça düşüşler kalıcı olmaz, sertleştikçe ise sadece zaman kazandırır" dedi. "Gümüş daha oynak, altın daha dengeli" Gümüş fiyatlarındaki hareketliliğin altına göre daha sert seyrettiğini belirten Kitiş, "Gümüşteki yükseliş ve düşüşler daha spekülatif bir zeminde ilerliyor. Altın ise merkez bankaları ve uzun vadeli yatırımcılar açısından temel denge varlığı olma özelliğini koruyor" ifadelerini kullandı. "Beklenti süreci geçici, ana yön kalıcı" FED kararı öncesinde yaşanan dalgalanmaların doğal olduğunu kaydeden Kitiş, "Piyasalarda şu anda bir beklenti süreci yaşanıyor. Günlük hareketler geçici olabilir ancak jeopolitik riskler, küresel borçluluk ve para politikalarındaki belirsizlik sürdükçe altının ana yönü güçlü kalmaya devam eder" değerlendirmesinde bulundu.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:10
Çanakkale’de Ramazan ayı öncesi gıda sektöründeki işletmelere denetim
Ticaret Bakanlığınca Çanakkale’deki restoran, fırın ve kasap işletmelerine Ramazan ayı öncesi fahiş fiyat ve zam denetimi yapıldı. Ticaret Bakanlığı bağlı Çanakkale İl Ticaret Müdürlüğü ekiplerince Ramazan ayı öncesinde üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinde fiyat hareketlerini ve kayıt dışı işlemleri mercek altına aldı. Bu çerçevede Çanakkale’de bulunan kasap, restoran ve fırın işletmelerinde denetim gerçekleştiren ekipler, ürün etiketleri, giriş-çıkış belgeleri ve faturaları inceleyerek fiyat artışlarının fahiş olup olmadığını kontrol edildi. Denetimlerde ayrıca ürün gramajları kontrol edilirken, restoranlarda menüde yer alan fiyatların kasa fiyatlarıyla uyumlu olup olmadığı da denetlendi. Çanakkale İl Ticaret Müdürü Hakan Tuncerli, Ramazan ayı öncesinde denetimlerin arttırıldığını söyleyerek, "Ticaret Bakanlığı olarak yaklaşan Ramazan ayı öncesinde halkımızın, vatandaşımızın refahını korumak, iç piyasadaki fiyat istikrarını olumsuz yönde etkileyebilecek ve arz talep dengesine zarar verecek her türlü eyleme karşı denetim ekiplerimizle beraber sahadayız. Denetimlerimizi yoğun bir şekilde devam ettiriyoruz. Bu kapsamda fiyat etiketi, kasa raf uyumsuzluğu, haksız fiyat artışı ve stokçuluk kapsamında denetimler yapmaya devam ediyoruz. 1 Ocak 2025 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında toplamda 578 bin firmanın toplamda 41 milyon civarında ürünü denetlenmiş. Bu denetlemeler kapsamında da tespit edilen aykırılıklara yaklaşık olarak söylüyorum yine 3 milyar TL civarında bir idari para cezası uygulanmıştır. Burada temel olarak baktığımız zaman amacımız kimseyi cezalandırmak ya da kanun tarafından verilmiş bu yetkiyi birilerini cezalandırmak amaçlı kullanmak değil, tamamen iç piyasadaki arz-talep dengesinin zarar görmesini engellemek, vatandaşlarımızın refahını, menfaatlerini korumaktır" dedi. Yapılan denetimleri Çanakkale özelinde değerlendiren Müdür Tuncerli, "Çanakkale özelinde konuya bakacak olursak lokanta ve restoranlarda menü denetimi, marketlerde de haksız fiyat artışı ve stokçuluğa karşı ayrıca kasa raf uyumsuzlukları çerçevesinde denetimler gerçekleştireceğiz. Denetim ekiplerimizle beraber yoğun bir şekilde denetim yapmaya devam ediyoruz. Burada hassasiyetle altını çizerek söylemek gerekir ki fırsatçılığa yani piyasa dengesini bozacak herhangi bir fırsatçılığa ya da uyanıklığa asla ve asla Ticaret Bakanlığı olarak geçit vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:59
Orta Karadeniz’den 2,3 milyar dolarlık ihracat
Samsun merkezli Orta Karadeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü 2025 yılı işlem hacmi ve istatistiklerine göre, bölgeden yapılan ihracat toplam 2 milyar 300 milyon dolara ulaştı. Bu rakamın yaklaşık 1 milyar 973 milyon dolarlık kısmı ise Samsun Gümrük Müdürlüğü üzerinden gerçekleştirildi. Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlığında gerçekleştirilen değerlendirme toplantısında açıklanan veriler, ihracat başta olmak üzere deniz, hava ve kara trafiğinde önemli bir hareketlilik yaşandığını gösterdi. Samsun, Ordu, Çorum, Kastamonu, Amasya, Tokat ve Sinop’u kapsayan bölgede toplam ihracat 2 milyar 300 milyon dolar olarak kaydedildi. Bu rakamın yaklaşık 1 milyar 973 milyon dolarlık bölümünün Samsun Gümrük Müdürlüğü üzerinden yapılması, kentin Orta Karadeniz’in dış ticaret üssü konumunu pekiştirdi. Yıl boyunca 38 bin 474 ihracat beyannamesi düzenlenirken, 7 bin 121 ithalat beyannamesi ile bin 437 antrepo beyannamesi işlem gördü. Aynı dönemde 42 bin 553 konteynerin gümrük işlemleri tamamlandı. Deniz taşımacılığı Deniz taşımacılığında da Samsun öne çıktı. RO-RO, RO-PAX, yolcu gemileri ve diğer gemiler dahil olmak üzere bölgeye toplam 2 bin 504 gemi gelirken, bunların 2 bin 204’ünün Samsun limanlarına yanaştığı bildirildi. Deniz yoluyla gerçekleşen yolcu trafiğinde ise 22 yolcu gemisiyle yaklaşık 23 bin yolcu bölgeye giriş yaptı. Bu yolcuların 21 bin 912’si Samsun’a geldi. Bin 83 uçak iniş yaptı Hava yolunda da yoğun bir yıl yaşandı. Toplam bin 83 uçak iniş yaparken, 775 uçağın Samsun’a geldiği açıklandı. Hava yoluyla bölgeye gelen yolcu sayısı yaklaşık 138 bin olurken, bunun 101 bini Samsun üzerinden gerçekleşti. Gümrük işlemleri kapsamında hava yolunu kullanan toplam 273 bin 149 yolcunun giriş-çıkış işlemleri yapılırken, bu yolcuların 199 bin 410’unun işlemleri Samsun Gümrük Müdürlüğü tarafından yürütüldü. 14 milyar 273 milyon TL vergi geliri Vergi gelirleri açısından bakıldığında da Samsun’un ağırlığı dikkat çekti. Bölge genelinde 2025 yılında elde edilen toplam vergi geliri 14 milyar 273 milyon TL olarak kaydedildi. Bu gelirin 13 milyar 500 milyon TL’si Samsun Gümrük Müdürlüğü kaynaklı oldu. Aynı süreçte 60 bin 446 aracın giriş-çıkış işlemleri tamamlanırken, 19 bin 884 transit beyannamesi ve bin 436 tır karnesi düzenlendi. Kaçakçılıkla mücadele Kaçakçılıkla mücadele çalışmaları da istatistiklere yansıdı. Yürütülen operasyonlar kapsamında yaklaşık 4 milyon 239 bin TL değerinde kaçak eşyaya el konuldu. Tasfiye süreçlerinde ise 762 adet e-ihaleden yapılan satışlardan yaklaşık 148 milyon TL hasılat elde edildi. Bölge genelinde 21 antrepo, 3 geçici depolama yeri ve 5 yetkilendirilmiş yükümlü ile gümrük hizmetlerinin etkin şekilde sürdürüldüğü vurgulandı. Toplantıya ayrıca; Orta Karadeniz Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Ayhan Coşkuner, Samsun Gümrük Müdürü Orhan Güngör, Samsun Serbest Bölge Müdürü Ferhat Dalğın, Samsun Deniz Ticaret Odası Başkanı İskender Yağız, paydaş liman işletme müdürleri, gümrük müşavirleri, acente müdürleri ve firma müdürleri katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder