EKONOMİ
20 Mart 2026 Cuma - 14:23 Karsan 2025’te 330 milyon euro ciro gerçekleştirdi Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon euroya çıkardığını duyurdu. Cironun 220 milyon euroluk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden şirket, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon euro seviyesine çıkardı. Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon Euro’ya çıkardı. Cironun 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden Karsan, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon Euro seviyesine çıkardı. Avrupa’daki büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Karsan, 2026’da otonom toplu ulaşımda sürücüsüz operasyona başlamayı planlıyor. Toplu ulaşımda elektrikli ve otonom araçlarıyla güçlü bir ivme yakalayan Karsan, 27 ülkeye ulaşan araç parkı ile dünya üzerindeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. 2 bin 100’ün üzerindeki elektrikli aracıyla toplu ulaşımın dönüşümüne önemli katkı sağlayan marka, 2026 yılında hedef büyüttü. Karsan e-JEST ve e-ATAK Avrupa’da liderliği bırakmıyor 2025 yılını 330 milyon euro ciro ile tamamladıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "2024 yılındaki 296 milyon Euro’ya göre toplam ciromuzu yüzde 11 artırmış olduk. Bu rakamın 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araçlar oluşturuyor. Böylece elektrikli araç ciromuzu da 59 milyon Euro tutarında artırdık. Yüzde 37’lik önemli bir büyüme yaşadığımız elektrikli araç ciromuz, aynı zamanda toplam ciromuzun yüzde 67’sini oluşturdu. Geçtiğimiz yıl ihracat ciromuzu da yüzde 43 artışla 197 milyon Euro’ya çıkardık. 2024’te 32 milyon Euro seviyesinde olan FAVÖK’ümüzü, geçtiğimiz yıl 54 milyon Euro’ya yükselttik" dedi. Karsan olarak elektrikli, otonom ve hidrojen olmak üzere 3 teknolojiye odaklandıklarını ifade eden Okan Baş, şöyle devam etti: "2021’den bu yana, 6-8-10-12 ve 18 metrelik full elektrikli ürün gamımız ile pazarda varız. Geçen yıl yüzde 39 büyüyen Avrupa şehir içi elektrikli toplu ulaşım pazarında, bir basamak yukarı çıkmayı başardık. 2025 yılında Avrupa’da pazar payımızı 0.5 puan artırarak yüzde 5’e çıkardık. Böylece sıralamada 8’incilikten 7’nciliğe yükseldik. Bu dönemde e-JEST, yüzde 30 pay ile elektrikli toplu ulaşım minibüs pazarının lideri olurken, e-ATAK da yüzde 25 pay ile elektrikli midibüs sınıfının lideri oldu. 2020 yılında ilk kez segmentinin lideri olan Karsan e-JEST, 6 yıldır aralıksız olarak liderliğini hiçbir rakibine bırakmadan sürdürüyor. 2025’te e-ATA 10m modelimiz de yüzde 26 pay ile, 10m boyutundaki elektrikli otobüs pazarının Avrupa’da lideri oldu." "Hedef, ciro içinde ihracatın payını yüzde 70’in üzerine taşımak" Avrupa’da 9 ülkede ilk 4’e girdiklerini vurgulayan Okan Baş, "Bu kapsamda Romanya’da yüzde 34, Hırvatistan’da ise yüzde 50 ile pazar lideriyiz. İtalya’da yüzde 12.5 ve Bulgaristan’da yüzde 19.5 ile Karsan ikinci marka konumunda. Bunun yanı sıra Fransa, Portekiz ve Yunanistan pazarlarında üçüncü; Polonya ve İsviçre’de ise ilk 4 marka arasında yer alıyoruz" diye konuştu. Marka olarak Türkiye elektrikli toplu ulaşım pazarının da öncüsü ve lideri olduklarını belirten Baş, şunları söyledi: "2025 yılında Türkiye’de 69 adet elektrikli toplu ulaşım aracı satışı gerçekleşti. Bunların tamamını Karsan olarak biz sattık. Türkiye’de toplam 139 elektrikli Karsan aracı dolaşıyor. Türkiye, aynı zamanda otobüs ve midibüs üretiminde Avrupa’nın üretim üssü konumunda. Avrupa’daki her 2 otobüsten biri Türkiye’de üretiliyor. 2019-2025 yılları arasında Türkiye’den Avrupa’ya yapılan elektrikli minibüs ve otobüs ihracatının yüzde 80’ini Karsan gerçekleştirdi. 2025 yılında elektrikli araç ihracatımızı satış adedi olarak yüzde 15 artırdık ve 555 araca ulaştık. Bugün itibarıyla toplam ciromuzdaki ihracat oranımız yüzde 60 seviyesinde. Hedefimiz 3 yıl içinde bu oranı yüzde 70’in üzerine çıkarmak." Karsan’ın global elektrikli araç parkının 2 bin 130 adede ulaştığını ifade eden Okan Baş, "Bugün itibarıyla 3 kıtada 27 ülkede elektrikli araçlarımız yolcu taşımaya devam ediyor. 2025 yılında elektrikli araç parkımızı yüzde 40 büyüttük. Girdiğimiz ihalelerin yüzde 40’ını kazanarak çok önemli bir başarıya imza attık. Otonom mobilite alanında da önemli bir deneyim ve operasyonel yetkinlik kazandık. Dünyada biletli yolcu taşıyan ilk Seviye-4 Otonom otobüs olan Karsan Otonom e-ATAK ile 12 ülkede 16 projeye imzamızı attık. Bunların 12’si devreye alındı, 4’ü yakında devreye girecek. Bu çalışmalar sonucunda 160 bin kilometrelik yol deneyimine ulaştık ve otonom olarak 60 bin yolcuya hizmet verdik. Otonom çözümlere yönelik talebin giderek arttığını gözlemliyoruz. İlk 3 yılımızda 7 proje devreye almıştık, sadece 2025 yılında 9 yeni projeye imza attık. Otonom mobiliteye ilgiyi artıran en önemli etkenler, işletme maliyet yüksekliği, sürücü bulma zorluğu ve tabii ki kazalar. Buradaki potansiyeli görerek e-JEST modelimizin de otonom versiyonunu hazırlayıp lanse ettik. Otonom e-ATAK’tan elde ettiğimiz 4 yıllık deneyimi, e-JEST’in 7 yıllık toplu ulaşım tecrübesiyle Otonom e-JEST’te bir araya getirdik. Lansman sonrası ABD’den hemen 10 adet Otonom e-JEST siparişi aldık. Bu araçları 2026’nın ikinci yarısında teslim edeceğiz ve araçlar Dünya Kupası’nda kullanılacak." "Satış hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk" Karsan’ın 2026 yılı hedeflerini de açıklayan Okan Baş, "60 yıllık otomotiv tecrübemiz var. 2 bin 500 kişilik bir güce ulaştık. Ben hep şunu söylüyorum, bu 2 bin 500 çalışan, her birinin beyniyle beraber ortak hedefe odaklandığında, bambaşka bir güç ortaya çıkıyor. Biz bundan yararlanmak üzere sistemimizi kurduk. Öncelikli hedefimiz, elektrikli satışlarımızda daha da büyütmek ve toplam satışlarımız içerisindeki payını yüzde 80’lere çıkarmak. 2026 yılında yüzde 5 pazar payını koruyarak büyümek istiyoruz. Orta vadede, önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’da ilk 5 marka arasına girmek istiyoruz. Tabi bunu yapmak için mevcut pazarlardaki varlığımız yeterli değil onu da biliyoruz, yeni pazarlara açılacağız. 2026’da odaklanacağımız kuzey ülkeleri var. Hollanda, İsveç, Norveç ve Almanya’da yokuz. Bu ülkelerde önce yapılanmayı başlatacağız. Bunların hepsi Avrupa’nın en zor ülkeleri. Yeni pazarlara gireceğiz, bir de mevcutta geçen sene girdiğimiz İspanya var mesela, İspanya’da güçleneceğiz. Polonya’da da güçlenmemiz lazım, oraya da 2026 yılına özel çok ciddi planlamamız var" dedi. Bu senenin üretiminin bir kısmını, geçen seneki siparişlerle doldurduklarını hatırlatan Okan Baş, şöyle devam etti: "Bugün elimizdeki kesin siparişler ile 2026 hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk. Şu anda onları üretiyoruz. Bu arada yeni siparişler toplamaya devam ediyoruz. 4-5 yıl önce yıla sıfıra yakın siparişle başlarken, bugün büyüyen iş hacmimiz sayesinde yeni yıla güçlü bir sipariş portföyüyle giriyoruz. 2026 yılında hedefimiz aşağı yukarı 700 elektrikli araç satmak. Avrupa’da ise elektrikli satışlarımızı yüzde 30’un üzerinde artışla 2 bin 800’ün üzerine çıkarmak için planlarımızı yaptık. Otonom mobilite de odak alanlarımız arasında yer alıyor. 8 metrelik Otonom e-ATAK ile Avrupa’ya, 6 metrelik Otonom e-JEST ile Amerika’ya odaklanacağız. Hedefimiz pazarı büyütmek ve etkin şekilde yönetmek. İki tane kritik nokta var, ilki güvenlik sürücüsünü araçtan çıkarmak, ikincisi ise Tip onayı. 2027’nin ilk yarısında biz otonomda Tip onayını almak istiyoruz. Güvenlik sürücüsünü tamamen devreden çıkarmaya yönelik testlerimiz de başladı. 2026’nın 3’üncü çeyreğinde Stavanger’de tamamen sürücüsüz operasyona başlamayı hedefliyoruz. Karsan’ın iki tane temel stratejisi var. Bir tanesi kendi markamızla, global pazarda bu değişim içinde güçlü bir marka olmak istiyoruz. İkincisi de global markalar adına üretim yapmak. Karsan olarak biz de bu değişen dünyada, klasik bir otomotiv şirketinden mobilite teknoloji şirketine dönüşüyoruz. Kendimizi net biçimde bu şekilde konumlandırıyoruz. Yani biz gelecekte hiçbir klasik otomotiv şirketinin uzun vadede yaşayamayacağına inanıyoruz. Bu değişimi de böyle ele alıyoruz. Bu evrilmede odaklandığımız yerde yoğunlaşıyoruz. Ayrıca bu yıl sene sonuna doğru ürün gamına yeni bir elektrikli araç daha ekleyeceğiz. Yani biz varlığımızı hem ürün gamımızla hem teknolojilerdeki gelişimimizle sürekli geliştirme yönünde gidiyoruz. Hidrojen pazarının özellikle toplu ulaşımda, otobüs tarafında yüzde 10 civarında bir payı olacaktır toplam otobüs pazarının içerisinde diye düşünüyoruz. Burada da Toyota ile stratejik bir birlikteliğimiz var ve ilk 2 aracımızı geçen sene İtalya’ya sattık, 3 tane de yeni sipariş aldık. Burada da adım adım büyüyeceğiz."
20 Mart 2026 Cuma - 13:06 Bayramda Ege adalarına talep beklentinin altında kaldı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Ramazan Bayramı tatilinde Midilli Adası’na yönelik talepte geçtiğimiz yıllara kıyasla yüzde 30 ila 40 oranında düşüş yaşandı. Türkiye’nin en batısındaki deniz hudut kapısı konumundaki Ayvalık iskelesinden, arife günü ve bayram sabahında kalkan feribotlarla yaklaşık bin kişinin Midilli’ye geçiş yaptığı öğrenildi. Her bayram döneminde yoğunluk ve uzun kuyrukların oluştuğu Ayvalık Deniz Hudut Kapısı’nda bu yıl gözlenen azalmanın en önemli nedenlerinden birinin Aliağa ilçesinde hizmete giren deniz hudut kapısı olduğu değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra, İsrail-ABD-İran hattında yaşanan gerilimler, ekonomik şartlar ve Midilli Adası’nda görülen şap hastalığı vakalarının da talebi olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Ayvalık-Midilli seferlerini düzenleyen Meis Turizm’in sahibi Öztürk Turhan, Türk tatilcilerin Midilli’ye ilgisinin devam ettiğini ancak bu yıl çeşitli nedenlerle düşüş yaşandığını belirtti. Turhan, "Aliağa’daki deniz hudut kapısının açılması Ayvalık’tan geçişleri etkiledi. Ayrıca Yunanistan sınır kapılarında uygulanan retina taraması gibi ek formaliteler ile Midilli’de görülen şap hastalığı da tatilcileri tedirgin etti" dedi. Öte yandan, Ayvalık-Midilli hattında faaliyet gösteren Jalem Turizm’in sahibi Ali Jale ise bayram sabahında yaklaşık 700 kişinin Midilli’ye geçiş yaptığını belirterek, bu yıl talebin düşük kaldığını söyledi. Jale, "Bayram tatilinin kısa olması, bölgedeki savaş ortamı ve ekonomik şartlar talebi etkiledi. Ayrıca Ayvalık Belediyesi tarafından hudut kapısında yapılan düzenleme çalışmaları da halen sürüyor. Bu çalışmaların ardından yolcularımız daha konforlu ve daha iyi şartlara sahip bir hudut kapısına sahip olacaklar. Bunun da olumlu sonuçları beraberinde getireceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Midilli Adası’na girişlerde kapı vizesi uygulamasının devam ettiğini hatırlatan Jale, firmalarının tatilcilere bu süreçte destek verdiğini belirtti. Ayrıca bu yıl ilk kez Aliağa’dan Midilli’ye başlattıkları seferlerin de iyi bir başlangıç olduğunu kaydetti.
20 Mart 2026 Cuma - 09:44 Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor Adana’nın Kozan ilçesinde kadınlar, turunç ve limon kabuklarını kurutarak ekonomiye kazandırıyor. Dalında 20 TL’ye alıcı bulan limonun kurutulmuş kabukları 65 TL’den satılıyor. Kozan ilçesine bağlı Turunçlu Mahallesi’nde kadınlar, dalında kalan ve dökülen limon ile turunçların kabuklarını imece usulü soyarak değerlendiriyor. Her yıl bahar ayında toplanarak meyvelerin kabuklarını soyan kadınlar, kuruttukları kabuklarla ve turunçtan elde ettikleri ekşi ile ev ekonomisine katkı sağlıyor. 70 yaşındaki Suzan Yıldırım, her yıl bu mesainin sürdüğünü belirterek, "Boş durmak olmaz. Komşularıma yardıma geldim. Oturduğumuz yerden kabukları soyuyoruz. Çok da bir zorluğu yok, bizler için uğraş oluyor" dedi. "Harçlığımı çıkarıyorum" Okul harçlığını limon ve turunç kabuklarından çıkardığını söyleyen Nimet Su Yiğenoğlu, "Babamla annemle birlikte tatilde aileme yardım ediyorum. 60-65 TL’ye alıcı buluyor. Ben de harçlığımı çıkarıyorum. Bahçelerden topluyoruz, soyuyoruz ve kuruyan kabukları satıyoruz" diye konuştu. Bu yıl ürünün az olduğunu kaydeden Ahmet Yiğenoğlu ise, "Turunçların kabuğunu satıyoruz, hem de ekşisini çıkarıyoruz. Geçen sene çoktu, bu sene az. Kabuklar kozmetikte kullanılıyor, 60-65 TL’ye alınıyor. Ekşinin de kilosu 500 TL’den satılıyor. Elle tek tek sıkılıyor, zahmetli ama ek gelir çıkıyor" ifadelerini kullandı.
Geleceğe mayalanan eller
29 Ocak 2026 Perşembe - 11:47 Geleceğe mayalanan eller Tokat’ta koruma ve bakım altındaki çocuklara yönelik ekmek yapımı eğitimi başarıyla tamamlandı. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) desteğiyle, Tokat Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi (ÇEKOM) bünyesinde koruma ve bakım altında bulunan çocuklara yönelik ekmek yapımı eğitimi başarıyla tamamlandı. "Tokat ÇEKOM ile Geleceğe Mayalanan Eller" adlı proje, OKA Sosyal Kalkınma ve Girişimcilik Teknik Destek Programı kapsamında hayata geçirildi. Eğitim programı, alanında deneyimli bir eğitici tarafından iki gün boyunca teorik ve uygulamalı oturumlar halinde gerçekleştirildi. Eğitim sürecinde katılımcılara; ekmek yapımına ilişkin temel bilgiler, gıda güvenliği ve hijyen kuralları, mutfak ekipmanlarının kullanımı, maya çeşitleri ve temel hamur teknikleri aktarıldı. Uygulamalı aşamalarda ise çocuklara hamur yoğurmadan şekil vermeye, pişirme ve sunum süreçlerine kadar ekmek yapımının tüm aşamalarını deneyimleme imkânı sağlandı. Proje ile koruma altındaki çocukların temel bir mesleki beceri kazanmaları, üretim sürecinin parçası olmaları ve kendi emekleriyle ortaya bir ürün koymanın mutluluğunu yaşamaları hedeflendi. Eğitim aynı zamanda çocukların özgüvenlerinin artmasına, sosyal becerilerinin gelişmesine ve çalışma disiplinine dair farkındalık kazanmalarına katkı sağladı.
Helalleşme endeksiyle, hakkaniyete dayalı borç değerlendirmesi yapılabilecek
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:37 Helalleşme endeksiyle, hakkaniyete dayalı borç değerlendirmesi yapılabilecek İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE), finansal uyuşmazlıkların daha hızlı ve adil biçimde çözümüne yönelik yerli ve yenilikçi bir yaklaşım geliştirdi. Helalleşme Endeksi ismi verilen sistemle uyuşmazlıkların önüne geçilerek borçlu ve alacaklı arasındaki anlaşmazlıkların hakkaniyet temelinde çözümlenmesi amaçlanıyor. İSTE Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, Ekonomi ve Finans Anabilim Dalında yürütülen doktora çalışması kapsamında Prof. Dr. Nazif Çalış ve Öğr. Gör. Durmuş Baysal tarafından geliştirilen modelin, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacağını belirtti. Endeksin yalnızca enflasyona değil; TÜFE, deflatör, asgari ücret artışı ve konut fiyat endeksi gibi faktörler ile gram altın, reel efektif döviz kuru ve petrol fiyatları gibi göstergeleri kapsayan çok boyutlu bir yapıya sahip olduğu vurgulandı. Çalışmanın, gecikme bedellerinin yetersiz kaldığı durumlarda daha adil bir alternatif sunduğu; şeffaf yapısıyla adalet algısını güçlendirerek toplumsal gerilim ve güven kaybı gibi riskleri azaltabileceği ifade edildi. Çalışma, borçlu ve alacaklı arasındaki anlaşmazlıkların hakkaniyet temelinde çözümlenmesini amaçlıyor. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin 8 Temmuz 2025 tarihli kararında yüksek enflasyonun alacakların reel değerini aşındırdığına dikkat çekilerek, TBMM’ye bu konuda yasal düzenleme yapılması için süre verildiği hatırlatıldı. İSTE tarafından geliştirilen modelin söz konusu kararla uyumlu olduğu belirtildi. Kadim helalleşme anlayışını modern uzlaştırma pratikleriyle birleştiren yaklaşımın uygulamasına www.helallesmeendeksi.com adresinden, akademik makalesine ise bmij.org üzerinden erişilebildiği bildirildi.
Yemeksepeti’nden, GSYH’ye 3 milyar euroyu aşan katkı
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:34 Yemeksepeti’nden, GSYH’ye 3 milyar euroyu aşan katkı Yemeksepeti, Türkiye ekonomisine sağladığı katma değeri açıkladı. Buna göre şirket, Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’na (GSYH) 3 milyar euroyu aşan bir katkı sağladı. Şirket, geniş ekosistemi aracılığıyla 121 bini aşkın istihdam sağlıyor. Online yemek sipariş markası Yemeksepeti, 2025 yılında Türkiye ekonomisine sunduğu katkıya dair verileri açıkladı. "Keyfin Yerine Gelsin" mottosuyla kullanıcılarının hayatına dokunan şirket, sadece sipariş teslimatı yapmadığını, oluşturduğu ekonomik büyüklükle de Türkiye’nin itici güçlerinden biri oldu. Yapılan açıklamaya göre, Yemeksepeti’nin çatı şirketi Delivery Hero verileri ile güvenilir dış kaynakların birlikte kullanıldığı ve Temmuz 2024 - Haziran 2025 dönemini kapsayan, Centre for Economics and Business tarafından gerçekleştirilen sosyo-ekonomik etki analizine göre şirketin Türkiye ekonomisindeki rolü iki ana başlık altında teyit edildi. Bu iki ana başlık şöyle açıklandı: GSYH’ye güçlü katkı Operasyonları, restoran ve iş ortağı ağı, kurye ekosistemi ve tedarik zinciri üzerinden; ayrıca bu gelirlerin ekonomide tekrar harcanmasıyla oluşan dolaylı etki dâhil olmak üzere şirket toplamda 3,06 milyar euroluk ekonomik değer üretti. Bu rakam, Türkiye GSYH’sinin yüzde 0,21’ine karşılık geliyor. 121 bin kişilik istihdam etkisi Şirketin kendi çalışanları, kurye iş ortakları ve platformda faaliyet gösteren işletmelerin yanı sıra tedarik zinciri ve dolaylı ekonomik faaliyetler dâhil edildiğinde, şirket 121 bin 267 tam zamanlı eşdeğer (FTE) istihdamı destekledi. Bu sayı, Türkiye toplam istihdamının yüzde 0,35’ine denk geliyor. Kullanıcı faydası 14,2 milyar TL ile ikiye katlandı Açıklamaya göre şirket, makroekonomik katkısının ötesinde, kullanıcı bütçelerine sağladığı doğrudan finansal destekle de 2025 yılında rekor kırdı. Kampanyalar, kuponlar ve sadakat programları aracılığıyla sağlanan toplam kullanıcı faydası, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık iki katına çıkarak 14,2 milyar TL’ye ulaştı. Bu desteğin önemli bir kısmı, YeClub sadakat programı sayesinde hayata geçti. Program kapsamında 6 milyar TL’nin üzerinde puan dağıtıldı. Günlük siparişleri daha avantajlı hale getiren bu katkı, şirketin kullanıcı bütçesini destekleyen ve günlük hayata değer katan rolünü pekiştirdi. "Etkimiz siparişin çok ötesinde" Rapor sonuçlarını ve 2025 yılını değerlendiren Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, ortaya çıkan tablonun bir gurur vesilesi olduğunu belirterek şunları söyledi: "2025, hem Yemeksepeti hem de içinde bulunduğumuz hızlı ticaret ekosistemi için dönüşümün hızlandığı bir yıl oldu. Bu yılı salt büyüme rakamlarıyla tanımlamak eksik kalır. Çünkü asıl büyüme, oluşturduğumuz toplumsal ve ekonomik değerde gerçekleşti. GSYH’ye 3 milyar Euro’yu aşan katkımızın yanı sıra; çalışanlarımız, kurye iş ortaklarımız, market tarafında toplayıcı ve depocularımız dâhil 121 bin kişilik güçlü bir istihdam etkisi oluşturmamız bunun en somut göstergesi. Kullanıcılarımıza sunduğumuz ekonomik desteği neredeyse iki katına çıkararak 14,2 milyar TL’ye ulaştırırken, tüm paydaşların kazandığı sürdürülebilir bir model inşa ettik. Bu, işimizi büyütürken ülke ekonomisini de büyüttüğümüzün net bir kanıtı." Teknoloji ve yapay zekâ yılı 2025’i "altyapı ve yapay zekâ yılı" olarak tanımlayan Çalapöver, şirketin gelecek vizyonuna dair de değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekânın artık kişiselleştirme, talep tahmini ve lojistik optimizasyonunun merkezinde yer aldığını vurgulayan Çalapöver, şöyle devam etti: "Delivery Hero’nun küresel teknoloji gücünü yerel içgörülerle birleştirerek daha akıllı ve daha hızlı bir deneyim sunduk. Şirketimiz için 2026, daha fazlasını yapmak değil, doğru işleri daha iyi yapacağımız bir yıl olacak."
Ramazan’da ete zam yok
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:22 Ramazan’da ete zam yok Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, devlet tarafından Ramazan ayında et fiyatlarının yükselmemesi için gerekli çalışmaların yapıldığını belirterek, "Tüketicilerimiz Ramazan ayında etini ve kıymasını uygun şekilde yiyebilecek" dedi. Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, 2025 yılının dünya genelinde hayvancılık ve üreticiler açısından sıkıntılı geçtiğini ifade ederek, "Üreticilerimiz için 2025 yılı hastalıklarla mücadeleyle geçen bir yıl oldu ve girdi maliyetlerinin gerçekten yüksek olduğu bir yıl oldu. Üreticilerimizle 2025 yılını gerçekten çok büyük kayıplarla bitirdik ve üreticilerimiz için sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Aslında dünya genelinde de hayvancılık yapan üreticiler için sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Çünkü hem kuraklığın verdiği etkiyle hem de hayvan sayısının azalması ile beraber gerçekten dünyanın her yerinde et fiyatlarında belli yükselmeler oluşuyor. Özellikle de Amerika’da bu çok yoğun şekilde oluşmaya başladı. Amerika’da oluşan kuraklıktan dolayı çok yüksek şekilde ette sıkıntı oluşmaya başladı. Avrupa’da da, dünyanın her tarafında da ette sıkıntı olmaya başladı. İşte büyükbaş hayvan sayısında azalmalar oluşmaya başladı. Bununla ilgili üretim planlaması yapılması lazım. Ülkemizde de 2024-2025 yılları arasında yüzde 28 ile yüzde 35 arasında fiyatta bir yükseklik oldu ama girdi maliyetleri besili fiyatlarını hesapladığımız zaman bu yüzde 50’lerin üzerinde oldu. Enerji fiyatları, yem maliyetleri, işçilik maliyetleri ve girdi maliyetleri çok yüksek olunca üreticilerimiz gerçekten çok büyük sıkıntı yaşamaya başladı. Şu anda da besilik hayvan tedariğinde çok sıkıntı yaşanıyor. Besili hayvan gerçekten ülkemizde şu anda çok az. Devletimiz de bundan dolayı besilik hayvan getirmeye çalışıyor. Bu da tabii bizim kapasitelerimizin yüzde 7-8’ine tekabül etmektedir. Bu üreticilerimizin şu anda besihanelerine, çiftliklerine pek fazla etki etmiyor ama piyasadan aldığımız yerli besilik hayvanlar ve girdi maliyetleri gerçekten şu anda çok yüksek" dedi. "Ramazan’da ete zam yok" Aras, Ramazan ayında tüketicilerin uygun et ve kıymaya ulaşabilmesi için devlet tarafından gerekli çalışmaların yapıldığını söyleyerek, "Tabii gelecekte et fiyatları çok yüksek olacak. Yani dünyada nasıl yükseliyorsa bizde de yükselecek. Yani bunun yükselmemesinin bir ihtimali yok. Buna bizim hazırlıklı olmamız lazım. Yani et fiyatlarını biz dünyanın altında uyguna yiyeceğiz veya daha ucuz et tüketeceğiz diye bir kaide yok. Yükselecek ama şöyle bir şey var. Tabii mübarek Ramazan ayı yaklaşıyor. Ramazan ayında et fiyatları yükselecek mi dersek yükselmeyecek. Görüntü bu şekilde. Çünkü devletimiz tarafından bununla ilgili çalışmalar yapıldı. Kasaplık et, karkas et şu anda çok yoğun şekilde gelmekte. Et fiyatlarının yükselmesini de baskılamaktadır. Yani aslında bizim nihai tüketicimiz rahatlıkla Ramazan’ı daha uygun şekilde geçirecek. Daha uygun şekilde etlerini, kıymalarını yiyecekler. Herhangi bir huzursuzluğa ve herhangi bir sıkıntı olmayacağını biz tahmin ediyoruz. Fakat bayramdan sonra bana göre et fiyatları yükselecek ve yükselmesi de lazım. Çünkü maliyetler gerçekten çok yüksek. Yem fiyatları, girdi maliyetleri yüzde 50-60’ın üzerine çıkmakta. Üreticimizi de şu anda bu maliyetler karşısında ezmememiz lazım. Ezdiğimiz zaman eti ucuz yedireceğiz deyip de fiyatları geriye çektiğimiz zaman bu sefer üretici kalmaz. Zaten şu anda anaç hayvanların çok kesilmesi, genç üreticilerin piyasaya girmemesi ve halihazırdaki üreticinin piyasadan çekilmesi zaten şu anda piyasada bir daralma oluşturuyor. Bundan dolayı da çok büyük daralma olacak. İşte bu sebeplerden dolayı bizim şu anda üreticiye para kazandırmamız lazım. Yoksa üreticinin elindeki hayvanları ucuza alacağız diye, et fiyatlarını düşüreceğiz diye yaparsak, baskılarsak o zaman üreticiyi üzmüş oluruz. Gelecekte daha büyük sıkıntılar yaşarız. Zaten dünyada mal bulamıyoruz, mal fiyatları yükseliyor. İthalat yaptığımız ülkeler kendini şu anda sıkmaya başladılar, vermemeye çalışıyorlar. Çünkü onlar da mal bulmakta sıkıntı yaşıyorlar. O yüzden bizim kendi üreticimizi, çiftçimizi değerlendirmemiz lazım, korumamız lazım, para kazandırmamız lazım ve desteklememiz lazım ki bu ülkenin gıda güvenilirliğini oluşturmamız lazım" ifadelerini kullandı.
Rönesans Holding’den Hollanda’da tarihi işlem
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:18 Rönesans Holding’den Hollanda’da tarihi işlem Rönesans Holding’in iştiraki Ballast Nedam Development, Hollanda’nın bugüne kadarki en büyük konut işlemine imza atarak Eleven Square’deki 933 konutun Bouwinvest Residential Fund’a satışını gerçekleştirdi. Amsterdam’ın simgelerinden Johan Cruijff Arena’nın hemen yanında konumlanan Eleven Square, Amsterdam’ın en yüksek konut kulesi projesi olmaya hazırlanıyor. Kentin yeni yaşam merkezlerinden biri olarak geliştirilen projedeki satın almanın, Hollanda konut piyasasında konut sayısı açısından rekor niteliği taşıdığı aktarıldı. Amsterdam’ın en yüksek konut kulesi 145 metre yüksekliğiyle Amsterdam’ın en yüksek konut kulesi olması beklenen Eleven Square, kentin siluetine yeni bir simge kazandıracak. Yaklaşık 170 bin metrekarelik toplam alanıyla 28 futbol sahasına eşdeğer büyüklüğe sahip proje, 250’ye 150 metre büyüklüğünde benzersiz bir alanda geliştiriliyor. Toplam 1.100 konutun yer alacağı Eleven Square, çalışma alanları, kültür, spor ve eğlence merkezi gibi alanlar sunuyor. Kentin referans noktalarında Ballast Nedam imzası Ballast Nedam, başta Hollanda olmak üzere Avrupa’nın kalbinde sürdürülebilir yaşam alanları ve altyapı projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Eleven Square’in komşusu olan 1993-1996 yılları arasında inşa edilen Avrupa’nın en ikonik stadyumlarından Johan Cruijff Arena da Ballast Nedam imzası taşıyor. Kanal projeleri ile Hollanda’nın sular altında kalmasını önleyici çalışmalar yürüten Ballast Nedam, ülkenin konut ihtiyacına modüler yapılar ile daha hızlı, daha sürdürülebilir ve daha ekonomik çözümler sunuyor. Ballast Nedam, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından WHO Sağlıklı Şehirler’in bir parçası olacak Cartesius Utrecht ile Hollanda’nın en sağlıklı mahallesine imza atıyor. Brabant Heeze’de geliştirilen ve yüzde 95’ten fazlası ahşap ve saman gibi doğal malzemelerden oluşan Green House ve e enerji pozitif yaşam alanı projesi Horizons gibi projeler ise iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayan örnek çalışmalar arasında yer alıyor. Tünel ve yol gibi altyapı projelerinde uzmanlığıyla öne çıkan Ballast Nedam’ın, Hollanda genelinde 40’tan fazla tünelde imzası bulunuyor. Ülkenin en uzun kara tüneli Gaasperdammertunnel ve batırma tüneli Maasdeltatunnel, şirketin porföyünde öne çıkan altyapı projeleri arasında yer alıyor. Ballast Nedam, Lüksemburg’ta yer alan Avrupa Yatırım Bankası’nın genel merkezinin genişletilmesi projesini üstlenerek, Avrupa’nın en önemli binalarından birini daha tamamlamaya hazırlanıyor. Amsterdam’ın konut ihtiyacına katkı sunacak Eleven Square’in hayata geçmesi, ilk kez konut edinecekler ve öğrenciler için farklı alternatiflerin yanı sıra Hollanda’nın yıllık 100 bin adet olan konut ihtiyacına da önemli katkı sunacak. Amsterdam Belediyesi tarafından hazır hale getirilen proje alanında, konut kulelerinin inşaatına 2026 yılının ikinci çeyreğinde başlanması planlanıyor.
Ramazan’da ete zam yok
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:13 Ramazan’da ete zam yok Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, Ramazan ayında et fiyatlarının yükselmemesi için gerekli çalışmaların devlet tarafından yapıldığını söyleyerek, "Tüketicilerimiz Ramazan ayında etini ve kıymasını uygun şekilde yiyebilecek" dedi. 2025 yılının dünya genelinde hayvancılık ve üreticiler açısından sıkıntılı geçtiğini söyleyen Ercan Aras, "Tabi 2025 yılı üreticilerimiz için gerçekten sıkıntılı bir yıl oldu. Çünkü üreticilerimiz için 2025 yılı hastalıklarla mücadeleyle geçen bir yıl oldu ve girdi maliyetlerinin gerçekten yüksek olduğu bir yıl oldu. Üreticilerimizle 2025 yılını gerçekten çok büyük kayıplarla bitirdik ve üreticilerimiz için sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Tabi şöyle de baktığınız zaman dünya geneline de baktığınız zaman aslında dünyaya genelinde de bu üreticiler ve hayvancılık yapan üreticiler için sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Çünkü dünya genelinde artık hayvan sayısında hem kuraklığın verdiği etkiyle hem de hayvan sayısının azalması ile beraber gerçekten dünyanın her yerinde et fiyatlarında belli yükselmeler oluşuyor. Özellikle de Amerika’da bu çok yoğun şekilde oluşmaya başladı. Amerika’da oluşan bu kuraklıktan dolayı Amerika’da da çok yüksek şekilde ette sıkıntı oluşmaya başladı. Bu Avrupa’da da dünyanın her tarafında da ette sıkıntı olmaya başladı. İşte büyükbaş hayvan sayısında azalmalar oluşmaya başladı. Tabi bununla ilgili üretim planlamasını yapılması lazım. Bununla ilgili üretimde sıkılık verilmesi lazım. Tabi ülkemizde ne kadar ette yükselme varsa insanlar şikayetçi ise dünyanın her tarafında var. Ülkemizde de 2024-2025 yılları arasında yüzde 28 ile yüzde 35 arasında fiyatta bir yükseklik oldu ama girdi maliyetleri besili fiyatlarını hesapladığımız zaman bu yüzde 50’lerin üzerinde oldu. Tabi bu da üreticilerimiz için gerçekten sıkıntılı bir yıl oluşmasına sebep oldu. Çünkü enerji fiyatları, yem maliyetleri, işçilik maliyetleri ve girdi maliyetleri çok yüksek olunca bizim üreticilerimiz gerçekten çok büyük sıkıntı yaşamaya başladı. Şu anda da besilik hayvanda tedariğinde çok sıkıntı yaşanıyor. Besili hayvan gerçekten ülkemizde şu anda çok az. Devletimiz de bundan dolayı şu anda besilik angus getiriyor. Besilik hayvan getirmeye çalışıyor. Bu da tabii bizim kapasitelerimizin yüzde 7-8’ine tekamül etmektedir. Bu bizim üreticilerimizi şu anda besihanelerine, çiftliklerine şu anda pek fazla etki etmiyor ama piyasadan aldığımız normal yerli aldığımız besilik hayvanlar ve girdi maliyetleri gerçekten şu anda çok yüksek" dedi. "Ramazan’da ete zam yok" Aras, Ramazan ayında tüketicilerin uygun et ve kıymaya ulaşabilmesi için devlet tarafından gerekli çalışmaların yapıldığını söyleyerek, "Tabi gelecekte et fiyatları çok yüksek olacak. Yani dünyada nasıl yükseliyorsa bizde de yükselecek. Yani bunun yükselmemesinin bir ihtimali yok. Buna bizim hazırlıklı olmamız lazım yani et fiyatlarını biz dünyanın altında uyguna yiyeceğiz veya daha ucuz et tüketeceğiz diye bir kaide yok. Yükselecek ama şöyle bir şey var. Tabi mübarek Ramazan ayı yaklaşıyor. Ramazan ayında et fiyatları yükselecek mi dersek yükselmeyecek. Görüntü bu şekilde çünkü devletimiz tarafından bununla ilgili çalışmalar yapıldı. Kasaplık et, karkas et şu anda çok yoğun şekilde gelmekte. Et fiyatlarının yükselmesini de baskılamaktadır. Yani aslında bizim nihai tüketicimiz rahatlıkla Ramazan’ı daha uygun şekilde geçirecek. Daha uygun şekilde etlerini kıymalarını yiyecekler. Herhangi bir huzursuzluğa ve herhangi bir sıkıntı olmayacağını biz tahmin ediyoruz. Fakat bayramdan sonra ne olacak yani bana göre et fiyatları yükselecek ve yükselmesi de lazım. Çünkü maliyetler gerçekten çok yüksek. Her geçen gün şu anda yükselmektedir. Yani yem fiyatları, girdi maliyetleri yüzde 50-60’ın üzerine çıkmakta. Üreticimizi de şu anda bu maliyetler karşısında ezmememiz lazım. Ezdiğimiz zaman eti ucuz yedireceğiz deyip de fiyatları geriye çektiğimiz zaman bu sefer üretici kalmaz. Zaten şu anda anaç hayvanların çok kesilmesi, genç üreticilerin piyasaya girmemesi ve hali hazırlığı olan üreticinin piyasadan çekilmesi zaten şu anda piyasada bir dargınlık, bir daralma oluşturuyor. Bundan dolayı da çok büyük daralma olacak. İşte bu sebeplerden dolayı bizim şu anda üreticiye para kazandırmamız lazım. Yoksa üreticinin elindeki hayvanları ucuza alacağız diye, et fiyatlarını düşüreceğiz diye yaparsak baskılarsak o zaman üretici üzmüş oluruz. Gelecekte daha büyük sıkıntılar yaşarız. Zaten dünyada mal bulamıyoruz, mal fiyatları yükseliyor. Yani diğer ülkelerde, ithalat yaptığımız kendini şu anda sıkmaya başladılar vermemeye çalışıyorlar. Çünkü onlar da mal bulmakta sıkıntı yaşıyorlar. O yüzden bizim kendi üreticimizi çiftçimizi değerlendirmemiz lazım, korumamız lazım, para kazandırmamız lazım ve desteklememiz lazım ki bu ülkenin gıda güvenilirliğini oluşturmamız lazım" ifadelerini kullandı.
İşsizlik oranı Aralık ayında yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:10 İşsizlik oranı Aralık ayında yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti İşsiz sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,3 iken kadınlarda yüzde 10,5 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 49,1 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 42 bin kişi azalarak 32 milyon 685 bin kişi, istihdam oranı ise aynı seviyede kalarak yüzde 49,1 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,8 iken kadınlarda yüzde 31,7 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 53,2 olarak gerçekleşti İşgücü, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 328 bin kişi azalarak 35 milyon 421 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 53,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3 iken kadınlarda yüzde 35,5 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,1 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak yüzde 14,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,0, kadınlarda ise yüzde 18,2 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 43,1 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,8 saat artarak 43,1 saat olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 28,6 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 28,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,1 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.
Kıvanç: "Çek Cumhuriyeti’ni güvenilir bir ortak olarak görüyoruz"
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:06 Kıvanç: "Çek Cumhuriyeti’ni güvenilir bir ortak olarak görüyoruz" ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Çek Cumhuriyeti’nin Avrupa pazarına erişimde stratejik, yüksek teknolojiye dayalı sanayi iş birliklerinde güvenilir bir ortak olarak gördüklerini söyledi. Çek Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek ve beraberindeki heyet, Adana Sanayi Odası’nı (ADASO) ziyaret etti. Görüşmede, Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasındaki ticari iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatları ele alındı. ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Meclis Divan Başkan Yardımcısı İsmail Yağmur, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdoğan Şire ve Genel Sekreter Veli Oğuz ile bir araya gelen Büyükelçi Stepanek Türkiye ile olan ticari bağları güçlendirmek istediklerini belirtti. Büyükelçi, iki ülke arasındaki mevcut diyalogdan memnuniyet duyduklarını ifade ederek, karşılıklı iş birliği imkanlarını daha ileri bir seviyeye taşımayı hedeflediklerini dile getirdi. Çek Cumhuriyeti stratejik bir ortak ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Çek Cumhuriyeti ile olan ekonomik ilişkilere dair güncel verileri paylaşarak şu bilgileri verdi: "TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde 2023 yılında 1.7 milyar dolar olan ihracat, 2024’te 2 milyar dolara yükseldi. 2025 yılının ilk 11 ayında ise bu rakam 1.9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Adana özelinde ise 2024 yılında Çek Cumhuriyeti’ne 10.1 milyon dolar ihracat, 9.9 milyon dolar ithalat yapıldı. 2025 yılının ilk 11 ayında ihracat rakamımız, şimdiden geçen yılın toplamı olan 10.1 milyon dolara ulaştı. Aynı dönemde ithalat ise 10.7 milyon dolar seviyesine yükseldi." Adana’nın üretim gücü ile Çek Cumhuriyeti’nin teknolojik birikiminin önemli bir potansiyel barındırdığını vurgulayan Kıvanç, "Çek Cumhuriyeti’ni Avrupa pazarına erişimde stratejik, yüksek teknolojiye dayalı sanayi iş birliklerinde ise güvenilir bir ortak olarak görüyoruz. Bu ziyaretin, sanayicilerimiz arasında yeni yatırım köprüleri kurulmasına ve ticaret hacmimizin artmasına vesile olacağına inanıyoruz" dedi.
Bir yılda zirai dondan etkilenen üreticilere 54 milyon TL destek yapıldı
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:00 Bir yılda zirai dondan etkilenen üreticilere 54 milyon TL destek yapıldı Önemli tarım kentlerinden olan Aydın’da 2025 yılı boyunca yürütülen çalışmalar kapsamında don olaylarından etkilenen bin 322 üreticiye 54 milyon 524 bin TL ödeme yapıldı. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürlüğü, üretimde verimliliği ve sürdürülebilirliği artırmak amacıyla 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiği saha çalışmaları kapsamında Aydın genelinde bin 644 çiftçi toplantısı, 11 teknik gezi, 7 kurs, 5 demonstrasyon ve 1 tarla günü gerçekleştirdi. Çalışmalar kapsamında ayrıca toplam 34 bin 70 üreticiye doğrudan bilgilendirme ve eğitim desteği sunuldu. Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetleri çerçevesinde ise 10 kuruluşta görev yapan 13 tarım danışmanı aracılığıyla 640 işletmeye hizmet verildi. Bu kapsamda üreticilere toplam 3 milyon 822 bin TL destekleme ödemesi yapıldı. Çiftlik Muhasebe Veri Ağı çalışmaları kapsamında ise 85 üreticiye toplam 127 bin 500 TL destek sağlanırken, zirai don olaylarından zarar gören üreticiler de unutulmadı. Don zararları sonrası bin 322 üreticinin 10 bin 511 dekar alandaki üretimi için toplam 54 milyon 524 bin 81 TL ödeme gerçekleştirildi. Öte yandan tarımsal kuraklıkla mücadele kapsamında meteorolojik veriler ve mevcut su kaynakları dikkate alınarak Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi tarafından alınan kararlar üreticilere düzenli olarak duyuruldu.
GTO’da yılın ilk meclis toplantısı yapıldı
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:57 GTO’da yılın ilk meclis toplantısı yapıldı Gaziantep Ticaret Odasında (GTO) ocak ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur Başkanlığında Yönetim Kurulu, Meclis ve Disiplin Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2026 yılının ilk meclis toplantısının açılış konuşmasında Gaziantep Ticaret Odasının geleneksel olarak düzenlediği kan bağışı kampanyasına değinen Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, "Biliyorsunuz 8 Şubat’ta şehrimize Gazi ünvanı verilişinin 105. yılını kutlayacağız. Bu vesileyle destansı mücadeleyle Kurtuluş meşalesini yakan, büyük zorluklara rağmen düşmanla kahramanca mücadele eden atalarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Uzun yıllardır da bu şanlı günü anmak için ‘Canıyla tarih yazanların torunları, kanıyla hayat kurtarıyor’ sloganıyla kan bağışı kampanyası düzenliyoruz. Kızılay Gaziantep iş birliği ile 9. kez düzenleyeceğimiz Geleneksel Kan Bağışı Kampanyamız için bütün hemşehrilerimizi 6 Şubat Cuma günü GTO’ya davet ediyoruz" dedi. Ocak ayı meclis toplantısında GTO faaliyetleri hakkında Meclis üyelerini bilgilendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, yaptığı konuşmada küresel ekonomide yaşanan dönüşüme dikkat çekerek, "Son iki yıldır dünyada küreselleşmenin yok olmaya başladığı aşikâr. Korumacılığın, ticaret savaşlarının ve jeopolitik risklerin belirlediği yeni bir düzen oluşmaya başladı. Özellikle 2025 yılı, ABD’nin uyguladığı gümrük vergileriyle birlikte ticaret politikalarındaki belirsizliğin tarihi zirvelere çıktığı bir yıl oldu" şeklinde konuştu. ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika başlıklarında yaptığı açıklamaların bu tabloyu daha da sertleştirdiğini belirten Yıldırım, Venezuela, İran, Suriye ve Grönland üzerinden verilen mesajların, dünya siyasetinin hâlâ enerji, güvenlik ve güç rekabeti ekseninde şekillendiğini açıkça ortaya koyduğunu, bu açıklamaların küresel enerji piyasalarını, bölgesel dengeleri ve müttefiklik ilişkilerini doğrudan etkilediğini söyledi. "Türkiye için stratejik yaklaşım her zamankinden daha kıymetli" Bu gelişmelerin Türkiye açısından çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Küresel ölçekte verilen her sert mesaj, enerjiden güvenliğe, ticaretten diplomasiye kadar Türkiye’nin denge siyasetini daha da kritik hâle getiriyor. Bu nedenle Türkiye için soğukkanlı, çok yönlü ve stratejik bir yaklaşım her zamankinden daha kıymetlidir. Değişen dünya dengeleri, Türkiye’nin pazarlık gücünü ve etki alanını artırmaktadır. Korumacılık ve jeopolitik riskler nedeniyle üretimin yakın ve müttefik coğrafyalara kayması; coğrafi konumu ve sanayi altyapısıyla Türkiye’yi küresel ticarette öne çıkaran bir unsur hâline getirmektedir. Ancak bu fırsatların değerlendirilebilmesi için; içeride rekabetçi, öngörülebilir ve istikrarlı bir iktisadi zemin, dışarıda ise etkili ve çok yönlü bir dış ekonomik strateji gerekmektedir" şeklinde konuştu. 2026 yılına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yıldırım, "Önümüzdeki yıl yüksek büyüme beklentilerinden ziyade denge, sabır ve istikrar yılı olarak karşımızda durmaktadır. Riskler vardır ancak Türkiye’nin coğrafi konumu, sanayi altyapısı ve üretim kapasitesi yeni küresel düzende önemli bir avantaj sunmaktadır" diye konuştu.