EKONOMİ
20 Mart 2026 Cuma - 14:23 Karsan 2025’te 330 milyon euro ciro gerçekleştirdi Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon euroya çıkardığını duyurdu. Cironun 220 milyon euroluk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden şirket, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon euro seviyesine çıkardı. Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon Euro’ya çıkardı. Cironun 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden Karsan, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon Euro seviyesine çıkardı. Avrupa’daki büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Karsan, 2026’da otonom toplu ulaşımda sürücüsüz operasyona başlamayı planlıyor. Toplu ulaşımda elektrikli ve otonom araçlarıyla güçlü bir ivme yakalayan Karsan, 27 ülkeye ulaşan araç parkı ile dünya üzerindeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. 2 bin 100’ün üzerindeki elektrikli aracıyla toplu ulaşımın dönüşümüne önemli katkı sağlayan marka, 2026 yılında hedef büyüttü. Karsan e-JEST ve e-ATAK Avrupa’da liderliği bırakmıyor 2025 yılını 330 milyon euro ciro ile tamamladıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "2024 yılındaki 296 milyon Euro’ya göre toplam ciromuzu yüzde 11 artırmış olduk. Bu rakamın 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araçlar oluşturuyor. Böylece elektrikli araç ciromuzu da 59 milyon Euro tutarında artırdık. Yüzde 37’lik önemli bir büyüme yaşadığımız elektrikli araç ciromuz, aynı zamanda toplam ciromuzun yüzde 67’sini oluşturdu. Geçtiğimiz yıl ihracat ciromuzu da yüzde 43 artışla 197 milyon Euro’ya çıkardık. 2024’te 32 milyon Euro seviyesinde olan FAVÖK’ümüzü, geçtiğimiz yıl 54 milyon Euro’ya yükselttik" dedi. Karsan olarak elektrikli, otonom ve hidrojen olmak üzere 3 teknolojiye odaklandıklarını ifade eden Okan Baş, şöyle devam etti: "2021’den bu yana, 6-8-10-12 ve 18 metrelik full elektrikli ürün gamımız ile pazarda varız. Geçen yıl yüzde 39 büyüyen Avrupa şehir içi elektrikli toplu ulaşım pazarında, bir basamak yukarı çıkmayı başardık. 2025 yılında Avrupa’da pazar payımızı 0.5 puan artırarak yüzde 5’e çıkardık. Böylece sıralamada 8’incilikten 7’nciliğe yükseldik. Bu dönemde e-JEST, yüzde 30 pay ile elektrikli toplu ulaşım minibüs pazarının lideri olurken, e-ATAK da yüzde 25 pay ile elektrikli midibüs sınıfının lideri oldu. 2020 yılında ilk kez segmentinin lideri olan Karsan e-JEST, 6 yıldır aralıksız olarak liderliğini hiçbir rakibine bırakmadan sürdürüyor. 2025’te e-ATA 10m modelimiz de yüzde 26 pay ile, 10m boyutundaki elektrikli otobüs pazarının Avrupa’da lideri oldu." "Hedef, ciro içinde ihracatın payını yüzde 70’in üzerine taşımak" Avrupa’da 9 ülkede ilk 4’e girdiklerini vurgulayan Okan Baş, "Bu kapsamda Romanya’da yüzde 34, Hırvatistan’da ise yüzde 50 ile pazar lideriyiz. İtalya’da yüzde 12.5 ve Bulgaristan’da yüzde 19.5 ile Karsan ikinci marka konumunda. Bunun yanı sıra Fransa, Portekiz ve Yunanistan pazarlarında üçüncü; Polonya ve İsviçre’de ise ilk 4 marka arasında yer alıyoruz" diye konuştu. Marka olarak Türkiye elektrikli toplu ulaşım pazarının da öncüsü ve lideri olduklarını belirten Baş, şunları söyledi: "2025 yılında Türkiye’de 69 adet elektrikli toplu ulaşım aracı satışı gerçekleşti. Bunların tamamını Karsan olarak biz sattık. Türkiye’de toplam 139 elektrikli Karsan aracı dolaşıyor. Türkiye, aynı zamanda otobüs ve midibüs üretiminde Avrupa’nın üretim üssü konumunda. Avrupa’daki her 2 otobüsten biri Türkiye’de üretiliyor. 2019-2025 yılları arasında Türkiye’den Avrupa’ya yapılan elektrikli minibüs ve otobüs ihracatının yüzde 80’ini Karsan gerçekleştirdi. 2025 yılında elektrikli araç ihracatımızı satış adedi olarak yüzde 15 artırdık ve 555 araca ulaştık. Bugün itibarıyla toplam ciromuzdaki ihracat oranımız yüzde 60 seviyesinde. Hedefimiz 3 yıl içinde bu oranı yüzde 70’in üzerine çıkarmak." Karsan’ın global elektrikli araç parkının 2 bin 130 adede ulaştığını ifade eden Okan Baş, "Bugün itibarıyla 3 kıtada 27 ülkede elektrikli araçlarımız yolcu taşımaya devam ediyor. 2025 yılında elektrikli araç parkımızı yüzde 40 büyüttük. Girdiğimiz ihalelerin yüzde 40’ını kazanarak çok önemli bir başarıya imza attık. Otonom mobilite alanında da önemli bir deneyim ve operasyonel yetkinlik kazandık. Dünyada biletli yolcu taşıyan ilk Seviye-4 Otonom otobüs olan Karsan Otonom e-ATAK ile 12 ülkede 16 projeye imzamızı attık. Bunların 12’si devreye alındı, 4’ü yakında devreye girecek. Bu çalışmalar sonucunda 160 bin kilometrelik yol deneyimine ulaştık ve otonom olarak 60 bin yolcuya hizmet verdik. Otonom çözümlere yönelik talebin giderek arttığını gözlemliyoruz. İlk 3 yılımızda 7 proje devreye almıştık, sadece 2025 yılında 9 yeni projeye imza attık. Otonom mobiliteye ilgiyi artıran en önemli etkenler, işletme maliyet yüksekliği, sürücü bulma zorluğu ve tabii ki kazalar. Buradaki potansiyeli görerek e-JEST modelimizin de otonom versiyonunu hazırlayıp lanse ettik. Otonom e-ATAK’tan elde ettiğimiz 4 yıllık deneyimi, e-JEST’in 7 yıllık toplu ulaşım tecrübesiyle Otonom e-JEST’te bir araya getirdik. Lansman sonrası ABD’den hemen 10 adet Otonom e-JEST siparişi aldık. Bu araçları 2026’nın ikinci yarısında teslim edeceğiz ve araçlar Dünya Kupası’nda kullanılacak." "Satış hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk" Karsan’ın 2026 yılı hedeflerini de açıklayan Okan Baş, "60 yıllık otomotiv tecrübemiz var. 2 bin 500 kişilik bir güce ulaştık. Ben hep şunu söylüyorum, bu 2 bin 500 çalışan, her birinin beyniyle beraber ortak hedefe odaklandığında, bambaşka bir güç ortaya çıkıyor. Biz bundan yararlanmak üzere sistemimizi kurduk. Öncelikli hedefimiz, elektrikli satışlarımızda daha da büyütmek ve toplam satışlarımız içerisindeki payını yüzde 80’lere çıkarmak. 2026 yılında yüzde 5 pazar payını koruyarak büyümek istiyoruz. Orta vadede, önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’da ilk 5 marka arasına girmek istiyoruz. Tabi bunu yapmak için mevcut pazarlardaki varlığımız yeterli değil onu da biliyoruz, yeni pazarlara açılacağız. 2026’da odaklanacağımız kuzey ülkeleri var. Hollanda, İsveç, Norveç ve Almanya’da yokuz. Bu ülkelerde önce yapılanmayı başlatacağız. Bunların hepsi Avrupa’nın en zor ülkeleri. Yeni pazarlara gireceğiz, bir de mevcutta geçen sene girdiğimiz İspanya var mesela, İspanya’da güçleneceğiz. Polonya’da da güçlenmemiz lazım, oraya da 2026 yılına özel çok ciddi planlamamız var" dedi. Bu senenin üretiminin bir kısmını, geçen seneki siparişlerle doldurduklarını hatırlatan Okan Baş, şöyle devam etti: "Bugün elimizdeki kesin siparişler ile 2026 hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk. Şu anda onları üretiyoruz. Bu arada yeni siparişler toplamaya devam ediyoruz. 4-5 yıl önce yıla sıfıra yakın siparişle başlarken, bugün büyüyen iş hacmimiz sayesinde yeni yıla güçlü bir sipariş portföyüyle giriyoruz. 2026 yılında hedefimiz aşağı yukarı 700 elektrikli araç satmak. Avrupa’da ise elektrikli satışlarımızı yüzde 30’un üzerinde artışla 2 bin 800’ün üzerine çıkarmak için planlarımızı yaptık. Otonom mobilite de odak alanlarımız arasında yer alıyor. 8 metrelik Otonom e-ATAK ile Avrupa’ya, 6 metrelik Otonom e-JEST ile Amerika’ya odaklanacağız. Hedefimiz pazarı büyütmek ve etkin şekilde yönetmek. İki tane kritik nokta var, ilki güvenlik sürücüsünü araçtan çıkarmak, ikincisi ise Tip onayı. 2027’nin ilk yarısında biz otonomda Tip onayını almak istiyoruz. Güvenlik sürücüsünü tamamen devreden çıkarmaya yönelik testlerimiz de başladı. 2026’nın 3’üncü çeyreğinde Stavanger’de tamamen sürücüsüz operasyona başlamayı hedefliyoruz. Karsan’ın iki tane temel stratejisi var. Bir tanesi kendi markamızla, global pazarda bu değişim içinde güçlü bir marka olmak istiyoruz. İkincisi de global markalar adına üretim yapmak. Karsan olarak biz de bu değişen dünyada, klasik bir otomotiv şirketinden mobilite teknoloji şirketine dönüşüyoruz. Kendimizi net biçimde bu şekilde konumlandırıyoruz. Yani biz gelecekte hiçbir klasik otomotiv şirketinin uzun vadede yaşayamayacağına inanıyoruz. Bu değişimi de böyle ele alıyoruz. Bu evrilmede odaklandığımız yerde yoğunlaşıyoruz. Ayrıca bu yıl sene sonuna doğru ürün gamına yeni bir elektrikli araç daha ekleyeceğiz. Yani biz varlığımızı hem ürün gamımızla hem teknolojilerdeki gelişimimizle sürekli geliştirme yönünde gidiyoruz. Hidrojen pazarının özellikle toplu ulaşımda, otobüs tarafında yüzde 10 civarında bir payı olacaktır toplam otobüs pazarının içerisinde diye düşünüyoruz. Burada da Toyota ile stratejik bir birlikteliğimiz var ve ilk 2 aracımızı geçen sene İtalya’ya sattık, 3 tane de yeni sipariş aldık. Burada da adım adım büyüyeceğiz."
20 Mart 2026 Cuma - 13:06 Bayramda Ege adalarına talep beklentinin altında kaldı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Ramazan Bayramı tatilinde Midilli Adası’na yönelik talepte geçtiğimiz yıllara kıyasla yüzde 30 ila 40 oranında düşüş yaşandı. Türkiye’nin en batısındaki deniz hudut kapısı konumundaki Ayvalık iskelesinden, arife günü ve bayram sabahında kalkan feribotlarla yaklaşık bin kişinin Midilli’ye geçiş yaptığı öğrenildi. Her bayram döneminde yoğunluk ve uzun kuyrukların oluştuğu Ayvalık Deniz Hudut Kapısı’nda bu yıl gözlenen azalmanın en önemli nedenlerinden birinin Aliağa ilçesinde hizmete giren deniz hudut kapısı olduğu değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra, İsrail-ABD-İran hattında yaşanan gerilimler, ekonomik şartlar ve Midilli Adası’nda görülen şap hastalığı vakalarının da talebi olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Ayvalık-Midilli seferlerini düzenleyen Meis Turizm’in sahibi Öztürk Turhan, Türk tatilcilerin Midilli’ye ilgisinin devam ettiğini ancak bu yıl çeşitli nedenlerle düşüş yaşandığını belirtti. Turhan, "Aliağa’daki deniz hudut kapısının açılması Ayvalık’tan geçişleri etkiledi. Ayrıca Yunanistan sınır kapılarında uygulanan retina taraması gibi ek formaliteler ile Midilli’de görülen şap hastalığı da tatilcileri tedirgin etti" dedi. Öte yandan, Ayvalık-Midilli hattında faaliyet gösteren Jalem Turizm’in sahibi Ali Jale ise bayram sabahında yaklaşık 700 kişinin Midilli’ye geçiş yaptığını belirterek, bu yıl talebin düşük kaldığını söyledi. Jale, "Bayram tatilinin kısa olması, bölgedeki savaş ortamı ve ekonomik şartlar talebi etkiledi. Ayrıca Ayvalık Belediyesi tarafından hudut kapısında yapılan düzenleme çalışmaları da halen sürüyor. Bu çalışmaların ardından yolcularımız daha konforlu ve daha iyi şartlara sahip bir hudut kapısına sahip olacaklar. Bunun da olumlu sonuçları beraberinde getireceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Midilli Adası’na girişlerde kapı vizesi uygulamasının devam ettiğini hatırlatan Jale, firmalarının tatilcilere bu süreçte destek verdiğini belirtti. Ayrıca bu yıl ilk kez Aliağa’dan Midilli’ye başlattıkları seferlerin de iyi bir başlangıç olduğunu kaydetti.
20 Mart 2026 Cuma - 09:44 Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor Adana’nın Kozan ilçesinde kadınlar, turunç ve limon kabuklarını kurutarak ekonomiye kazandırıyor. Dalında 20 TL’ye alıcı bulan limonun kurutulmuş kabukları 65 TL’den satılıyor. Kozan ilçesine bağlı Turunçlu Mahallesi’nde kadınlar, dalında kalan ve dökülen limon ile turunçların kabuklarını imece usulü soyarak değerlendiriyor. Her yıl bahar ayında toplanarak meyvelerin kabuklarını soyan kadınlar, kuruttukları kabuklarla ve turunçtan elde ettikleri ekşi ile ev ekonomisine katkı sağlıyor. 70 yaşındaki Suzan Yıldırım, her yıl bu mesainin sürdüğünü belirterek, "Boş durmak olmaz. Komşularıma yardıma geldim. Oturduğumuz yerden kabukları soyuyoruz. Çok da bir zorluğu yok, bizler için uğraş oluyor" dedi. "Harçlığımı çıkarıyorum" Okul harçlığını limon ve turunç kabuklarından çıkardığını söyleyen Nimet Su Yiğenoğlu, "Babamla annemle birlikte tatilde aileme yardım ediyorum. 60-65 TL’ye alıcı buluyor. Ben de harçlığımı çıkarıyorum. Bahçelerden topluyoruz, soyuyoruz ve kuruyan kabukları satıyoruz" diye konuştu. Bu yıl ürünün az olduğunu kaydeden Ahmet Yiğenoğlu ise, "Turunçların kabuğunu satıyoruz, hem de ekşisini çıkarıyoruz. Geçen sene çoktu, bu sene az. Kabuklar kozmetikte kullanılıyor, 60-65 TL’ye alınıyor. Ekşinin de kilosu 500 TL’den satılıyor. Elle tek tek sıkılıyor, zahmetli ama ek gelir çıkıyor" ifadelerini kullandı.
Manisa TSO’da yeşil dönüşümün finansmanı masaya yatırıldı
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:16 Manisa TSO’da yeşil dönüşümün finansmanı masaya yatırıldı Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, sanayicilerin yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik ve çevre dostu yatırımlarına yönelik finansman imkanları anlatıldı. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde; DCUBE firması ve Türk Eximbank Manisa Şubesi sunumlarıyla "Yeşil Dönüşümde Finansman İmkânları Tanıtım Toplantısı" gerçekleştirildi. Toplantıda, firmaların yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik ve çevre dostu yatırımlarına yönelik finansman modelleri, kredi ve devlet destekleri, Eximbank finansman enstrümanları, KOSGEB, TÜBİTAK ve diğer kamu destek programları ile uygulamaya dönük iyi örnekler paylaşıldı. Toplantıda DCUBE Kurucu Ortağı Gülcan Ergün ile Türk Eximbank Manisa Şube Müdürü Muhammet Afşar tarafından "Yeşil Dönüşümde Finansman İmkânları" konulu sunum gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Bezci, yeşil dönüşümün artık sanayi için stratejik bir zorunluluk haline geldiğini belirterek, "Günümüzde yeşil dönüşüm, sanayimiz açısından sadece çevreye duyarlı olmanın ötesine geçmiş; rekabetçiliğin korunması, ihracat pazarlarına erişimin sürdürülebilmesi ve artan enerji ile kaynak maliyetlerinin yönetilebilmesi için kaçınılmaz bir dönüşüm alanı hâline gelmiştir" dedi. Manisa özelinde Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatın toplam ihracat içindeki payının yüzde 50’nin üzerinde olduğunu vurgulayan Bezci, karbon yoğun sektörlerde enerji maliyetlerinin bazı işletmelerde toplam üretim maliyetlerinin yüzde 30’una kadar çıkabildiğini ifade ederek, bu durumun dönüşümün finansman boyutunu daha da kritik hale getirdiğini söyledi. Enerji verimliliğiyle 90 milyon TL tasarruf Manisa TSO Enerji Verimliliği Ofisi çalışmalarıyla sanayiciler için önemli kazanımlar sağlandığını belirten Bezci, "Bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında detaylı enerji etütleri, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi danışmanlığı, SKDM - Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması danışmanlığı ve karbon yönetimi hizmetleri sunduk. 400’ün üzerinde firmayla birebir temas kurduk, 200’den fazla kişiye eğitim verdik ve 5 binin üzerinde ölçüm noktasında saha ölçümleri gerçekleştirdik" diye konuştu. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda Manisalı sanayiciler için yaklaşık 90 milyon TL mali tasarruf, 50 milyon kWh enerji tasarrufu, 30 bin ton CO emisyon azaltımı ve 15 bin ağacın kurtarılmasına eşdeğer çevresel fayda potansiyeli ortaya konulduğunu aktaran Bezci, amaçlarının işletmelerin doğru projelerle doğru finansman kaynaklarına erişmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Bezci, toplantıya katkı sunan DCUBE firmasına, Türk Eximbank Manisa Şubesi’ne ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederek, toplantının Manisa ekonomisi ve sanayiciler için hayırlı olmasını temenni etti.
Alanya, Türkiye’nin muz ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:16 Alanya, Türkiye’nin muz ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyor Türkiye’nin önemli muz üretim merkezlerinden olan Antalya’nın Alanya ilçesi, ülke ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyor. Antalya genelinde yaşanan olumsuz hava şartlarından nispeten daha az etkilenen ilçede yaklaşık 300 bin tona yakın muz üretimi yapıldı. Antalya’nın Finike, Kumluca, Manavgat ve Aksu ilçelerinde etkili olan sağanak yağışlar sonucu tarım arazileri sular altında kalırken, Alanya’nın bu olumsuz tablodan etkilenmemesi üreticiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Tarımsal üretimin yoğun olarak yapıldığı ilçede seralar ve açık alanlardaki üretimlerde herhangi bir zarar oluşmadığı öğrenildi. Türkiye’nin muz ihtiyacının yüzde 40’ını karşılayan Alanya’da yaşanan olumsuz hava şartlarına rağmen üretim ve sevkiyat faaliyetleri kesintisiz sürüyor. İlçede yılın 12 ayı boyunca hem örtü altı hem de açık alanlarda muz üretimi yapılabiliyor. Antalya genelinde yaşanan sel felaketine rağmen Alanya’dan Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına muz ihracatının devam ettiği bildirildi. Alanya’da muzun kilogram fiyatı halde 35 ile 40 lira arasında değişiyor. 2 bin 500’e yakın üretici, örtü altı ve açık alanda yaklaşık 300 bin tona yakın muz üretimi yaparak ülke ekonomisine katkı sağladı. Muz üretimi ile ilgili sıkıntı yaşamadıklarını dile getiren Abdurrahman Uyar, "Antalya ve çevresindeki sel felaketinden olumsuz etkilenen çiftçilere geçmiş olsun. Alanya’da muzda bir sıkıntı yok. Tüm Türkiye’ye ve dünyaya ihracatlar devam ediyor. Antalya’daki sel felaketi Alanya’yı etkilemedi. Havalar 10 gündür kapalı bizim buralarda. Daha önce güneş ve ılıman olduğu için muz erken yetişti. Pazarcılar pazara çıkamadığı için fiyatlar biraz sabit kaldı. Üretimle alakalı en büyük sıkıntımız ise su sıkıntısı. Alanya bölgesinde su sıkıntısı çözülürse daha az girdi maliyetimiz olur’’ dedi. Türkiye’deki muz ihtiyacını karşılayacak durumda olduklarını söyleyen Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu ise, "Doğal afetlerden dolayı tarım üreticileri bu kışı zor geçiriyor. Alanya’mızda muz üretimi hızla devam ediyor. Alanya’da sıkıntı yaşamadık. Üretim ve hasadımız devam ediyor. Alanya 100 yıldır muz üretimi ve ticaretini yapıyor. Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak şekilde üretim de devam ediyor. Geçen sene TÜİK verilerine göre ülkemizde 1 milyon tona yakın muz tüketildi. Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar muz üretimi yapıyoruz. Elbette üretimle ilgili zorluklarımız var. Bunları da süreç içerinde aşıp, daha iyi noktaya geleceğimize inanıyorum’’ ifadelerini kullandı.
TCMB: ’’Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına işaret ediyor ’’
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:32 TCMB: ’’Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına işaret ediyor ’’ Merkez Bankası PPK özetinde, ’’Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Gıda fiyatlarındaki yüksek artışta sebze ve kırmızı et kalemleri önemli rol oynamaktadır. Özellikle bir önceki yılı düşüşle tamamlayan sebze fiyatları, dönemsel arz koşullarına da bağlı olarak belirgin şekilde yükselmektedir’’ denildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ocak ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı. Özette şu ifadelere yer verildi: ’’Küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler bir önceki PPK dönemine göre azalmaya devam ederken jeopolitik riskler belirgin bir şekilde yükselmiştir. Küresel büyüme tahminlerinde görülen sınırlı iyileşme eğilimi mevcut PPK döneminde de sürmüştür. Ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin azalmış olmasına karşın, artan korumacılık ve son dönem jeopolitik gelişmeler büyüme görünümü üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır. Bu çerçevede, zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2025 yılında yüzde 2,1 artmış olduğu; 2026 yılında ise yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel talep görünümündeki görece zayıf seyir ve arz yönlü gelişmeler ham petrol fiyatlarını baskılamaya devam ederken, enerji emtia fiyatları düşük seyrini korumaktadır. Diğer taraftan, endüstriyel ve değerli metal fiyatları kaynaklı olarak enerji dışı emtia fiyatları artış eğilimini sürdürmüştür. Jeopolitik riskler özellikle ham petrol ve değerli metal fiyatlarında artış olasılığını güçlendirmektedir. Enflasyon üzerindeki riskler küresel ölçekte geçerliliğini korurken, merkez bankaları söz konusu riskleri gözeterek faiz indirimlerini sürdürmektedir. Son dönemde, risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, ülkeler bazında ayrışmakla birlikte, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır. Parasal ve finansal koşullar Türk lirası (TL) mevduat faiz oranları, 12 Aralık ile biten haftaya kıyasla 95 baz puan azalarak 16 Ocak ile biten haftada yüzde 45,0 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 557 baz puan azalarak yüzde 40,1 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi faizlerinde bankaların bilanço ayarlamalarının etkisiyle görülen düşüş artışa dönmüştür. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 615 baz puan artarak yüzde 64,0; konut kredisi faizleri 137 baz puan azalarak yüzde 36,3; zaman zaman oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 435 baz puan artarak yüzde 38,0 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 12 Aralık-16 Ocak döneminde bir miktar artarak yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu artışta ihtiyaç kredileri ve kredi kartları etkili olmuştur. TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 3,5 seviyesine yükselirken, kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 1,1 ile daha düşük bir seyir izlemiştir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt uluslararası rezervleri, 12 Aralık’tan bu yana 14,4 milyar ABD doları artarak 16 Ocak itibarıyla 205,2 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 10 Aralık’tan bu yana yaklaşık 11 baz puan azalarak 21 Ocak itibarıyla 215 baz puan seviyesine düşmüştür. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Ocak itibarıyla 10 Aralık’a kıyasla sınırlı bir yükselişle yüzde 8,5 seviyesine gelirken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 18,2 seviyesine gerilemiştir. Önceki PPK toplantı haftasından bu yana Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasasına 2,6 milyar ABD doları, hisse senedi piyasasına ise 1,2 milyar ABD doları olmak üzere toplamda 3,8 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir. Talep ve üretim Kasım ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 1,5, çeyreklik bazda ise yüzde 3,0 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışların çeyreklik artışı daha düşük olmuştur. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,5 oranında artmış, çeyreklik bazda ise toptan ticaretteki azalış kaynaklı olarak yüzde 0,4 oranında gerilemiştir. Hizmet üretim endeksi kasım ayında sınırlı artış kaydetmiştir. Çeyreklik bazda ise ikinci çeyrekte başlayan yatay seyrin yılın son çeyreğinde de devam ettiği görülmektedir. Kartla yapılan harcamalar son çeyrekte artışını sürdürmüştür. Diğer yandan, kart kullanım oranında son yıllarda görülen artışın etkisi dışlandığında tüketim harcamalarının daha ılımlı gerçekleştiği değerlendirilmektedir. Beyaz eşya satışları kasım ayında düşmüş, otomobil satışları aralık ayında gerilemekle birlikte son çeyrekte artışını sürdürmüştür. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın son çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde artışa işaret etmiştir. Özetle, son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima etmektedir. Kasım ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2,5 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 2,4 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, kasım ayı itibarıyla dördüncü çeyrekte yüzde 0,7 oranında düşüş kaydetmiştir. Ana eğilimi izlemek amacıyla tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretiminin çeyreklik bazda daha sınırlı olarak gerilediği görülmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, dördüncü çeyrek için sektör faaliyetinde artışa işaret etmiştir. Nitekim, kapasite kullanım oranı ılımlı bir yükselişle dördüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe kıyasla 0,3 puan artmıştır. Söz konusu artış eğilimi ocak ayında da sürmüştür. İnşaat üretim endeksi ise, kasım ayı itibarıyla yılın dördüncü çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 2,4 oranında, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 25,1 oranında yükseliş kaydetmiştir. Kasım ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,7 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 0,4 oranında artmıştır. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,2 puan artmış, işsizlik oranı ise 0,1 puan yükselerek yüzde 8,6 seviyesine çıkmıştır. Anket göstergeleri, yılın dördüncü çeyreğinde imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir. Kasım ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 4,0 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 1,2 milyar ABD doları artarak 23,2 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri 3,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiş, 12 aylık birikimli olarak 59,4 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 63,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür. Aralık ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Söz konusu dönemde, küresel düzeyde altın fiyatlarının artışı ile desteklenen altın ithalatı bir miktar gerilemekle birlikte yüksek seviyede gerçekleşmiştir. Aralık ayı itibarıyla altın ithalatı 12 aylık birikimli olarak 23,1 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açıkta aralık ve ocak aylarında artış olacağı öngörülmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı, dördüncü çeyrekte artış kaydetmiştir. Aralık ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ocak ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracat ve ithalatta artışa işaret etmektedir. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı kasım ayında yüzde 184,8 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 181,0 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir. Enflasyon gelişmeleri ve beklentiler Tüketici fiyatları aralık ayında yüzde 0,89 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 0,18 puan düşüşle yılı yüzde 30,89 seviyesinde tamamlamıştır. Yıllık tüketici enflasyonundaki gerilemeyi gıda dışında kalan gruplar sürüklerken, gıda grubunda yıllık enflasyon yükselmiştir. B endeksinin yıllık değişim oranı 0,51 puan düşerek yüzde 31,66 seviyesinde gerçekleşmiş; C endeksinin yıllık değişim oranı 0,57 puan azalışla yüzde 31,08 olmuştur. Kasım ayına göre yıllık enflasyona katkılar temel mallar, enerji ve hizmet gruplarında sırasıyla 0,25, 0,12 ve 0,08 puan azalırken, gıda ve alkolsüz içecekler ile alkol tütün ve altın gruplarında sırasıyla 0,24 ve 0,03 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla 0,2 puan yükselmiştir. Aralık ayında gıda grubu, fiyat artışı ile öne çıkan ana grup olmuştur. Bu dönemde, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artışta, kırmızı et ve sebze fiyatlarındaki yükseliş rol oynarken, kırmızı et fiyatlarındaki artışın etkisi işlenmiş et ürünlerinde de hissedilmiştir. Hizmet grubunda, kira aylık enflasyonundaki zayıflama devam etmiş, haberleşme hizmetleri enflasyonunda ise hızlanma izlenmiştir. Temel mal grubunda, giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkilerle gerilerken, dayanıklı tüketim mallarında aylık fiyat artışı yavaşlamıştır. Diğer temel mal enflasyonu ise büyük ölçüde ilaç fiyatlarındaki gelişmelerinin etkisi ile yükselmiştir. Enerji fiyatları bu dönemde yatay seyretmiştir. Enflasyonun ana eğilimi aralık ayında gerilemiştir. Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon B ve C göstergelerinde bir önceki aya kıyasla yatay seyretmiştir. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplarda belirgin bir değişiklik göstermemiştir. Diğer taraftan, TCMB bünyesinde takip edilen dağılım bazlı göstergeler aralık ayında enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret etmiştir. Tüm göstergeler bir arada değerlendirildiğinde, ana eğilim üç aylık ortalamalar bazında yüzde 1,9 seviyesine gerilemiştir. Aralık ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama fiyat artışı, temel mallarda (yüzde 0,97) bir önceki aya kıyasla gerilerken hizmet sektöründe (yüzde 2,88) yatay seyretmiştir. Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mallara göre yüksek seyretmektedir. 2025 yılında mal enflasyonu yüzde 25 olurken, hizmet enflasyonu yüzde 44 olarak gerçekleşmiştir. Aralık ayında kira enflasyonu aylık bazda yüzde 1,65 ile güç kaybetmeye devam etmiş ve yıllık bazda yüzde 61,61’e gerilemiştir. Lokanta-otel alt grubu fiyatlarındaki yükselişte (yüzde 1,51) yemek hizmetleri etkili olmuş, konaklama fiyatlarındaki düşüş ise bu artışı sınırlamıştır. Haberleşme alt grubunda aylık fiyat artışı telefonla yapılan görüşme ve internet ücretlerindeki yükselişlerin etkisiyle yüzde 3,63 olarak gerçekleşmiş ve son dört aya kıyasla önemli ölçüde güçlenmiştir. Diğer taraftan, ulaştırma hizmetleri fiyatları havayolu (yüzde -32,95) ve şehirlerarası yolcu taşımacılığı (yüzde -4,32) kaynaklı mevsimsel etkilerle yüzde 2,66 oranında gerilemiştir. Bu dönemde, diğer hizmetler grubunda fiyat artış oranı yüzde 0,36 ile ılımlı seyretmiştir. Perakende Ödeme Sistemi (PÖS) mikro verileri üzerinden takip edilen öncü göstergeler, ocak ayında mevsimsel olarak yükselen sözleşme yenileme oranının etkisiyle aylık bazda kira enflasyonunun yükseleceğine işaret etmektedir. Nitekim, mevsim etkilerinden arındırılmış öncü veriler, aylık kira enflasyonundaki yavaşlamanın devamını ima etmektedir. Böylelikle kira enflasyonundaki gerileme eğilimi sürmektedir. Gerek PÖS mikro verilerinden elde edilen yeni ve yenilenen sözleşmelerde oluşan gerekse konut değerleme raporları üzerinden takip edilen kira artış oranlarının TÜFE’deki mevcut yıllık kira enflasyonunun altında değerler aldığı ve gerilemeye devam ettiği izlenmektedir. Bununla birlikte, kira enflasyonu deprem ve kentsel dönüşüm gibi arz yönlü unsurların da etkisiyle, öngörülenden yüksek seyretmektedir. Yurt içi üretici fiyatları aralık ayında yüzde 0,75 artmış ve yıllık enflasyon yüzde 27,67 olmuştur. Bu dönemde enerji fiyatları (yüzde -3,63) gerilerken, sermaye (yüzde 1,98) ve ara malları (yüzde 1,61) görece yüksek fiyat artışları ile öne çıkmıştır. Uluslararası emtia fiyatlarında enerji ve enerji dışı gruplardaki ayrışma devam etmektedir. Enerji dışı emtialar yukarı yönlü bir seyir izlerken, enerji fiyatları yavaşlamasını sürdürmüştür. Aralık ayında genel emtia fiyat endeksi, enerji ve tarım emtialarının etkisiyle bir miktar gerilerken ocak ayında temelde endüstriyel metal emtia fiyatları kaynaklı yükselmiştir. Kasım ayında ılımlı seyreden altın fiyatları artışı ise jeopolitik gelişmelerin etkisiyle aralık ve ocak aylarında tekrar hızlanmıştır. FAO gıda fiyatları endeksi ise aralık ayında süt ürünleri ve et fiyatları öncülüğünde gerilemiştir. Aralık ayında ortalama 62,7 ABD doları civarında seyreden Brent ham petrol fiyatları, ocak ayının ilk iki haftası itibarıyla jeopolitik gelişmelerle ortalamada 64,5 ABD doları seviyesine yükselmiştir. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi aralık ayında tarihsel ortalamasının üzerinde gerçekleşmiştir. Küresel ve Çin’e yönelik konteyner endekslerinde kasım ayının ardından aralık ve ocak aylarında da artış izlenmiştir. Döviz kuru sepeti, euro kurundaki gelişmelerle aralık ayında kasım ayına göre daha yüksek bir oranda artmıştır. Bu dönemde mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Enflasyon beklentileri gerileme eğilimini sürdürmektedir. Piyasa Katılımcıları Anketi ocak ayı sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,2 puan gerileyerek yüzde 23,2 seviyesinde ölçülürken, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 17,8 düzeyinde gerçekleşmiştir. Gelecek on iki ay ve yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri sırasıyla 1,2 puan ve 0,5 puan aşağı yönlü güncellenerek yüzde 22,2 ve yüzde 16,9 olmuştur. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan azalışla yüzde 11,1 düzeyinde ölçülmüştür. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, Ocak PPK toplantısı sırasında açıklanan son veri dönemi olan aralık ayında 0,9 puan azalarak yüzde 34,8 seviyesine gerilemiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri de 1,3 puan düşerek yüzde 50,9 seviyesinde seyretmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Gıda fiyatlarındaki yüksek artışta sebze ve kırmızı et kalemleri önemli rol oynamaktadır. Özellikle bir önceki yılı düşüşle tamamlayan sebze fiyatları, dönemsel arz koşullarına da bağlı olarak belirgin şekilde yükselmektedir. Buna ek olarak, ilgili ayda tüketici fiyatları üzerinde işgücü maliyet gelişmeleri, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri ile zamana bağlı fiyat belirleme ve geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi yüksek hizmet kalemleri öne çıkmaktadır. Hizmet sektöründe sağlık, yeniden değerleme oranından etkilenen kalemler, ulaştırma, eğitim ve bakım-onarım gibi sektörler dikkat çekmektedir. Temel mal enflasyonu ise görece ılımlı seyretmektedir. Enerji grubunda aylık bazda şebeke suyunda, akaryakıtta ve Son Kaynak Tedarik Tarifesiyle elektrikte fiyat artışı gerçekleşse de grup yıllık enflasyonunun gerilemesi beklenmektedir. 2026 yılı ocak ayında yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri geçmiş yıllara kıyasla daha ılımlı gerçekleşerek dezenflasyon sürecini desteklemiştir. Bununla birlikte, ocak ayı itibarıyla tüketici fiyat endeksi sepeti ve ağırlık yapısında gerçekleşecek değişimlerin etkileri yakından izlenecektir. Para politikası Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 38’den yüzde 37’ye indirilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e indirmiştir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilmektedir. Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.
Garanti BBVA’ya Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri’nden üç ödül birden
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:50 Garanti BBVA’ya Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri’nden üç ödül birden Garanti BBVA, Global Finance tarafından düzenlenen 2026 Sustainable Finance Awards kapsamında üç ayrı kategoride ödül kazandı. Sürdürülebilir finansman alanında uzun vadeli stratejisi, yenilikçi ürünleri ve ölçülebilir etkisiyle öne çıkan Garanti BBVA, dünyanın önde gelen finans yayınlarından Global Finance tarafından düzenlenen 2026 Sustainable Finance Awards kapsamında üç ayrı kategoride ödüle layık görüldü. Garanti BBVA; "Türkiye’nin En İyi Sürdürülebilir Finansman Bankası" ödülünü alırken aynı zamanda Antalya-Alanya Otoyolu Projesi için sağlanan sürdürülebilirlikle bağlantılı finansmanla "Orta ve Doğu Avrupa’da Yılın Sürdürülebilir Finansman Anlaşması" ve "Orta ve Doğu Avrupa’da Toplulukları Destekleyen En İyi Banka" ödüllerinin de sahibi oldu. Global Finance editörleri tarafından yapılan değerlendirmede; Garanti BBVA’nın sürdürülebilir finansmanı iş modelinin merkezine alan yaklaşımı, çevresel ve sosyal etkiyi odağına koyan finansman çözümleri ile Türkiye ve Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde oluşturduğu somut ve ölçülebilir katkılar belirleyici oldu. Banka, 2018-2025 dönemi için açıkladığı sürdürülebilir finansman hedefini planlanandan önce tamamlamış ve ardından, 2018-2029 dönemini kapsayan 3,5 trilyon TL’lik sürdürülebilir finansman taahhüdünde bulunmuştu. Banka bu hedefler doğrultusunda; yeşil, sosyal ve sürdürülebilirlikle bağlantılı finansman ürünleriyle reel sektörün dönüşümünü desteklemeyi sürdürüyor. Yenilenebilir enerji projelerinden yeşil dönüşüm yatırımlarına, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir konut, turizm ve tarım finansmanından kapsayıcı büyüme odaklı çözümlere kadar geniş bir yelpazede sunulan finansman, Garanti BBVA’nın sürdürülebilirliği uzun vadeli bir değer sistemi olarak ele alan yaklaşımının temelini oluşturuyor. "Uzun vadeli değer oluşturma odağımızın güçlü bir yansıması" Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, ödüllerle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Garanti BBVA’da sürdürülebilirliği bir ürün ya da dönemsel bir gündem olarak değil, iş yapış biçimimizin temel bir unsuru olarak ele alıyoruz. İklim kriziyle mücadeleden kapsayıcı büyümeye, altyapı yatırımlarından toplumsal kalkınmaya kadar geniş bir alanda müşterilerimizle birlikte uzun vadeli değer üreten çözümler geliştiriyoruz. Global Finance gibi uluslararası itibarı yüksek bir kurum tarafından üç ayrı kategoride ödüle layık görülmek, bu yaklaşımımızın somut olarak karşılık bulduğunu ve doğru yönde ilerlediğimizi göstermesi açısından bizim için son derece kıymetli. Türkiye’nin ve bölgemizin sürdürülebilir dönüşümüne katkı sağlamaya, reel sektörü bu yolculukta güçlü ve yenilikçi finansman çözümleriyle desteklemeye devam edeceğiz." Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde örnek bir sürdürülebilir finansman modeli Garanti BBVA’nın ödüle layık görülen projelerinden biri olan Antalya-Alanya Otoyolu Projesi için sağlanan 1,7 milyar euro tutarındaki sürdürülebilirlikle bağlantılı finansman, Türkiye’de kurumsal bir şirkete sağlanmış en büyük sürdürülebilirlikle bağlantılı kredi işlemlerinden biri olma özelliğini taşıyor.
Samsunlu esnafın "ucuzluk çadırları" talebi
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:15 Samsunlu esnafın "ucuzluk çadırları" talebi Samsunlu esnaf, şehir dışından gelen firmalar tarafından kurulan ve "ucuzluk çadırları" adı altında satış yapılan alanlara kent merkezinde izin verilmemesi talep etti. Samsun Yabancılar Çarşısı önünde bir araya gelen esnaf ve oda temsilcileri, çadır ve fuar adı altında yapılan satışların yerel esnafı zor durumda bıraktığını dile getirdi. Samsun Yabancılar Çarşısı Dernek Başkanı Alaaddin Sayın ,"Sabah dükkânını açarak, dükkânın kirasını, vergisini, işçisinin sigortasını ödeyerek evine ekmek götürmek derdinde olan esnaflarımızın yüklerinin üstüne bir de çadırları esnaflarımızın en yakın olduğu yerlere koyarak bu esnafın üzerine psikolojik bir baskı oluşturmayı hiç doğru bulmuyoruz. Biz bu açıklamayı çadırın önünde yapacaktık fakat şehir dışından Samsun’a gelen esnaflar ile buradaki esnafları karşı karşıya getirmek istemedik. Belediyenin önünde yapmak istedik. Belediye başkanımıza saygısızlık yapmak istemedik. Duyduk ki Trabzon, Ordu gibi şehirlerde bu çadırlara izin verilmiyor. Biz de şehrimizin ileri gelenlerinden bu çadırlara izin verilmemesini istiyoruz. Verildiyse bunlara şehir dışında izin verilmesini istiyoruz. İlimizdeki yetkililerden tek isteğimiz budur" dedi. Samsun Züccaciye, Bijuteri, Kırtasiye ve Oyuncakçılar Esnaf Odası Başkanı Ramazan Yazıcı, "Bizim sattığımız ürünlerin çadır veya fuar adı altında satılmasına tepki göstermek için toplandık. Bu çadırlarla alakalı duruma esnaf arkadaşlarımızın el atmasını, esnaf arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesini istiyoruz" diye konuştu. Samsun Sabit Seyyar Pazarcılar ve Manavlar Odası Başkanı Muhammed Yazıcı ise "Türkiye genelinde bunlarla ilgili araştırma yapıyoruz. Kocaeli’de bu fuar ve çadırları tamamen kaldırmışlar. Ordu’da şu anda fuar açılmıyor. Sadece Samsun’da açılıyor. Bunları da inşallah hep beraber kaldıracağız" şeklinde konuştu. Oda temsilcileri ve esnaf, açıklamanın ardından dağıldı.
Bakan Bolat: ‘‘İhracatta 400 milyar dolar sınırına dayandık’’
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:03 Bakan Bolat: ‘‘İhracatta 400 milyar dolar sınırına dayandık’’ Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘‘İhracatçı sayımız 160 bine ulaştı. 282 milyar dolar mal ihracatı ve 122,4 milyar dolar hizmet ihracatı olmak üzere toplam ihracatımız 390 milyar dolara çıktı. Bu 400 milyar dolar sınırına dayanmak demek’’ dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘Dönüşen Dünyada İhracat Zirvesi’ programına katıldı. Bakan Bolat, programda yaptığı konuşmada ihracat rakamlarındaki artışa dikkat çekerken gümrük birliğinin güncellenmesi konusuna ilişkin de bilgi paylaştı. Bolat, ‘‘Dünyadaki askeri, siyasi, ekonomi ve ticaret sistemlerindeki büyük çatırtılar bizleri serinkanlı, sağduyulu, koordineli çalışarak ülkemizin menfaatlerini koruyarak hareket etmeyi gerekli kılmakta’’ diye konuştu. ‘‘İhracatta 400 milyar dolar sınırına dayandık’’ İhracatçı sayısındaki artışa değinen Bolat, ‘‘Bugün 160 bin ihracatçımız var diye gururla ifade ediyoruz. 282 milyar dolar mal ihracatı ve 122,4 milyar dolar hizmet ihracatı olmak üzere toplam ihracatımız 390 milyar dolara çıktı. Bu 400 milyar dolar sınırına dayanmak demek’’ ifadelerini kullandı. Bakan Bolat, Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesine noktasında da yapılan çalışmalardan bahsetti. Bolat, ‘‘Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çağrısı ve taleplerimiz kabul edildi. Sorun oluşturan 15 başlıkta uzlaşma sağlandı. AB Konseyi’nden AB Komisyonu’na bir yetkilendirme kararı gerekiyor. AB Komisyonu bunu bekliyor. Bu arada boş durmuyoruz. AB Komisyonu ile toplantılara başladık. Biri Brüksel’de, biri Ankara’da iki toplantı gerçekleştirdik. Gümrük Birliği için aramızda sıkıntı oluşturan 29 alt konularda 15 tanesini uzlaşarak çözdük. Geri kalanlar için toplantılarımız devam ediyor’’ ifadelerini kullandı. Ticaret savaşlarında yeni alanların açıldığını, bazı ülkelerin serbest ticaret anlaşmaları imzaladığını belirten Bolat, Avrupa Birliği (AB) ve Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ile AB ve Hindistan arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmalarına da değindi. Uluslararası yapılan anlaşmaları da yakından takip ettiklerini belirten Bolat, ‘‘Trafik sapması gibi durumlar ortaya çıkmasın diye gümrüklerimizde gerekli tedbirleri her daim uyguluyoruz. Teyakkuzdayız’’ dedi. AB ile ticaretin kazan-kazan temelinde ilerlediğini belirten Bolat, ‘‘Bu noktada katılım müzakereleri aşamasında aday ülke statümüzle beraber Gümrük Birliği’nin avantajlarını da AB’den Türkiye’ye gelen yatırımcılarla ve Türk müteşebbisler ile birlikte değerlendiriyoruz. O açıdan temkinli ve iyimser olalım, paniğe kapılmayalım’’ diye konuştu. Milli gelirde 6 kat büyüme gerçekleştiğini ve 1,5 trilyon doların üzerine çıkıldığını ifade eden Bolat, kişi başına düşen milli geliri 5 bin 500 dolardan 17 bin 880 dolara çıkardıklarını, dış ticaret hacmini 820 milyar dolara ulaştırdıklarını söyledi. Türkiye’ye gelen yabancı yatırımlar hakkında da bilgi paylaşan Bakan Bolat, ‘‘2002’ye kadar 78-79 yılda gelen yatırım 14 milyar dolarken 2002’den sonra gelen uluslararası yatırım 287 milyar dolardır. Bunun yüzde 65’i başta AB ülkeleri olmak üzere Avrupa ülkeleri kaynaklıdır’’ şeklinde konuştu.
Erzurum Ticaret Borsası ile KUDAKA arasında Türkiye’de ilk olacak proje için protokol imzalandı
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:51 Erzurum Ticaret Borsası ile KUDAKA arasında Türkiye’de ilk olacak proje için protokol imzalandı Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, dezavantajlı grupların topluma ve istihdama kazandırılmasına yönelik örnek bir projeyi hayata geçirdi. Başkan Oral, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven ile imzaladığı iş birliği protokolüyle, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan önemli bir sosyal istihdam projesinin startını verdi. 2025 Yılı Teknik Destek Programı 6. Dönem kapsamında; Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesinin proje ortağı olduğu "Dezavantajlı Grupların Hizmet Sektörüne Kazandırılması Projesi" KUDAKA tarafından uygun görülerek desteklenmeye hak kazandı. Başkan Hakan Oral’ın girişimleriyle KUDAKA ile Erzurum Ticaret Borsası arasında sözleşme imzalanarak projenin uygulama sürecine geçildi. Proje çerçevesinde; cezaevinden denetimli serbestlik ile çıkan veya cezasını tamamlamış eski hükümlülere yönelik aşçılık, servis yönetimi, hijyen ve sanitasyon ile yöresel yemeklerin hazırlanması alanlarında nitelikli mesleki eğitimler verilecek. Eğitimleri başarıyla tamamlayan kursiyerlere sertifika verilerek, istihdama katılımları ve toplumsal hayata uyumları desteklenecek. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Başkan Hakan Oral, "Sosyal sorumluluğu merkeze alan, istihdam odaklı projelerle sadece ekonomiye değil, insan hayatına da değer katmayı hedefliyoruz. Bu proje, üretime ve topluma kazandırmanın en somut örneklerinden biridir." ifadelerini kullandı. Hizmet sektöründe kalıcı istihdam oluşturmayı amaçlayan ve sosyal kalkınmaya güçlü katkı sunması beklenen projenin, Erzurum başta olmak üzere bölgeye önemli kazanımlar sağlaması öngörülüyor. İmza törenine, Erzurum Ticaret Borsası Genel Sekreter Yardımcısı ve Hukuk Müşaviri Av. Sevil İlhan ile Proje Birimi Personeli Nurseda Yılmaz da katıldı.
ATO Başkanı Baran: "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada"
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:17 ATO Başkanı Baran: "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada, yatırım yapan ülkeler içinde ise 8’inci sırada yer alıyor" dedi. Belçika Kraliçesi Mathilde’nin 29 Ocak’ta başkanlık edeceği Belçikalı iş insanlarından oluşan Ticaret Heyeti’nin mayıs ayında Türkiye’de gerçekleştireceği toplantı öncesinde Belçika Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran’ı ziyaret etti. Makamında gerçekleşen görüşmede konuşan Baran, Türkiye ile Belçika arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkilerin gelişmesinde Belçika’da yaşayan Türklerin çok büyük bir rolü olduğunu ifade etti. "Belçika, ülkemizin Avrupa’daki en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor" Türk kökenli girişimcilerin Belçika’da kurduğu işletmelerin Belçika ekonomisine katkı sağladığını ve iki ülke arasında doğal bir köprü oluşturduğunu anlatan Baran, "Bu güçlü beşeri bağın, ekonomik iş birliklerimizi derinleştiren ve karşılıklı yatırımları teşvik eden önemli bir avantaj olduğuna inanıyoruz. Belçika, ülkemizin Avrupa’daki en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor. 2024 yılında 4,4 milyar doları bizim ihracatımız olmak üzere, toplam ticaret hacmimiz 8,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Böylece Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada yer aldı. İkili ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Belçika, Türkiye’ye en çok yatırım yapan ülkeler arasında Belçika’nın Türkiye’ye en çok yatırım yapan 8’inci ülke olduğuna dikkat çeken Baran, "2002’den bu yana Belçika’dan ülkemize gelen doğrudan yatırımlarının değeri 10 milyar dolara yaklaşmış durumda" şeklinde konuştu. Baran, Belçika’nın sahip olduğu Anvers Limanı, stratejik coğrafi konumu ile lojistik ve altyapı imkanlarının yatırım açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade ederek, iki ülke arasında çifte vergilendirmeyi önleme ve yatırımların karşılıklı korunmasına ilişkin anlaşmaların bulunduğunu söyledi. Ankara ekonomisi hakkında da bilgi veren Baran, şehrin son 25 yıllık dönemde büyük bir dönüşüm yaşadığını, savunma sanayi başta olmak üzere sanayisinin geliştiğini, dünyanın en büyük 100 savunma sanayisi firmasının dördünün Ankara’da bulunduğunu anlattı. Şehrin ticaret ve ihracattaki başarılarına da değinen Baran, "Ankara, organize sanayi bölgeleriyle bir üretim ve ticaret, teknokentleriyle bir teknoloji, üniversiteleriyle bir eğitim, hastaneleriyle bir sağlık, termal kaynaklarıyla da bir turizm şehri" dedi. Baran, Mayıs ayında Türkiye’yi ziyaret edecek Belçika Ticaret Heyeti ile Ankara Ticaret Odası üyelerini bir araya getirerek birebir görüşmeler yapmalarını sağlayabileceklerini de söyledi. Baran, ayrıca, Belçika Büyükelçisi Van de Velde’nin Ankara’ya duyduğu ilgiyi ve sevgiyi ifade ettiği videoyu izlediğini de belirterek, "Büyükelçi’nin Ankara’ya olan ilgisini görmek bizi son derece memnun etti. Bundan sonraki süreçte kendisinin de Ankara’yı dünyada en iyi şekilde anlatacağına inanıyorum" diye konuştu. Türkiye ile Belçika arasındaki diplomatik ilişkilerin 183 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatan Baran, "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada, yatırım yapan ülkeler içinde ise 8’inci sırada yer alıyor. Motorlu taşıtlar, mekanik aletler, mineral yakıtlar ve yağlar başlıca ihracat kalemlerimiz arasında bulunuyor" açıklamalarında bulundu. "Ankara, Türkiye’nin ikinci büyük ekonomik odak noktası" Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde ise Ankara’da bulunmanın, kenti ve ekonomisini yakından tanıma imkanı sunduğunu belirterek, "Türkiye önemli bir ülke ve Ankara, Türkiye’nin ekonomik açıdan ikinci büyük odak noktası. Ankara’nın potansiyelini yakından görmek ve öncelikleri anlamak istiyoruz" ifadelerinde bulundu. Mayıs ayında Belçika Kraliçesi başkanlığında gerçekleşecek Ticaret Heyeti ziyareti hazırlıkların sürdüğünü kaydeden Van de Velde, "Şirketler şimdiden kayıt yaptırmaya başladı, şu an yaklaşık 100 firma kayıtlı. Şubat ayı sonuna kadar bu sayının artacağını öngörüyoruz. Havacılık, uzay, savunma ve enerji sektörleri ana odak alanlarımız olacak. ASELSAN, TÜRKSAT ve ilgili kurumlarla temaslarımız olacak" diye konuştu. Belçika’nın offshore rüzgar enerjisi ve enerji altyapısı konusundaki deneyimine dikkat çeken Van de Velde, enerji, sağlık ve ilaç sektörlerinde de iş birliği imkanlarını değerlendirmek istediklerini ifade etti. Ziyarette, Büyükelçi Van de Velde’ye Valon Bölgesi Ticaret Ateşesi Gerard Segher, Flaman Bölgesi Ticaret Ateşesi Peter Verplancken, Brüksel Başkent Bölgesi Ticaret Ateşesi Stefano Missir di Lusignano, Başkatip Hannes Dekeyser ve Protokol Sorumlusu Esra Kaya, ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran ile Genel Sekreter Yardımcısı Abdurrahman Karabudak da yer aldı.
BOSAB sanayicisine yeşil dönüşüm rehberi
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:13 BOSAB sanayicisine yeşil dönüşüm rehberi Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi (BOSAB), bölge sanayicilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen ‘Sürdürülebilir Sanayi ve Yeşil Dönüşüm Bilgilendirme Semineri’ne ev sahipliği yaptı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Enerji Verimliliği Merkezi (BTSOEVM) uzmanları tarafından verilen seminerde sanayicilerin küresel rekabet gücünü artıracak yeşil OSB uygulamaları, enerji verimliliği, karbon ayak izi hesaplama yöntemleri ve dijital dönüşüm başlıkları detaylı bir şekilde ele alındı. Seminerin açılış konuşmasını yapan BOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız, dünya ticaretindeki kuralların hızla değiştiğine dikkat çekti. Temiz ve verimli üretimin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurgulayan Akyıldız, "Dün kaliteli üretmek yeterliydi; ancak bugün temiz ve verimli üretmiyorsanız küresel sahnede yeriniz daralıyor. Hayata geçirdiğimiz ’Yeşil OSB Dönüşüm Projesi’ ile bölgemizi; enerjisini verimli yöneten, suyu geri kazanan ve karbon ayak izini azaltan yeni nesil bir üretim ekosistemi hâline getirmeyi hedefliyoruz. Bu dönüşüm, bir tasarruf hamlesinin yanında Bursa’nın havasına ve suyuna sahip çıkma irademizin de somut bir göstergesi" ifadelerini kullandı. "Hepimizin aynı hedefe odaklanması gerekiyor" Dönüşümün başarısı için sanayicilerin desteğinin kritik olduğunu belirten Akyıldız, "Bu sürecin Bölge Müdürlüğümüz tarafından tek başına yürütülmesi mümkün değil. Altyapıyı kurgulamak ve süreçleri planlamak bizim sorumluluğumuzda; ancak dönüşümün sahadaki karşılığı sizlerin katkısı ve sahiplenmesiyle oluşacaktır. Bu bir takım işidir; en küçük işletmemizden en büyük fabrikamıza kadar herkesin aynı hedefe odaklanması gerekir." diye konuştu. "Düşük karbon kriteri ticaretin merkezine yerleşti" BTSO Enerji Verimliliği Merkezi Yöneticisi Canpolat Çınar, ticaretin kurallarının kökten değiştiğini ifade etti. Eskiden fiyat, kalite ve termin şartlarında alıcıyla anlaşıldığında satışın gerçekleşebildiğini belirten Çınar, "Ancak şimdi, özellikle Avrupa pazarındaki müşterileriniz bu denkleme düşük karbon kriterini de eklemenizi talep edecek." dedi. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile 2026 yılında mali yükümlülüklerin başladığını hatırlatan Çınar, "Bu vergiyi Avrupa’ya ödemek yerine tesislerimize yatırım yapıp verimliliğimizi artıralım. Ayrıca Yeşil OSB sertifikası alan firmalar; Dünya Bankası kaynaklı uzun vadeli yeşil kredilere erişimde öncelik kazanacak ve ihracatta ’güvenilir tedarikçi’ unvanıyla rekabet avantajı sağlayacak" diye konuştu. "Gelecekte en büyük kısıt su kotası olacak" Enerji Verimliliği Uzmanı Berna Durmuş ise sürdürülebilirliğin teknik standartlarına odaklandığı sunumunda ürün bazlı karbon ayak izinin (ISO 14067) önemine değindi. Karbon yönetiminin kârlılıkla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Durmuş, sanayicilere "Müşteri artık fabrikadaki toplam karbonu değil, satın aldığı tek bir ürünün karbon yükünü soruyor. Karbonu yönetmek, kârınızı yönetmektir. ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, Yeşil OSB olmanın ön şartıdır. Bursa sanayisi için su ayak izi (ISO 14046) de en az karbon kadar kritik; gelecekte en büyük kısıt ’su kotası’ olacak." uyarısında bulundu. Seminer, bölge sanayicilerinin sorularının yanıtlanması ve Yeşil OSB yol haritası üzerindeki görüş alışverişi ile sona erdi.