EĞİTİM
22 Mayıs 2026 Cuma - 09:02 SANKO Üniversitesi’nde "Afet Farkındalık Eğitimi" düzenlendi SANKO Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) ve Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü iş birliğinde "Afet Farkındalık Eğitimi" düzenlendi. Programa konuşmacı olarak katılan Gaziantep Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nden Sosyal Çalışmacı Savaş Gök, "Afet anında panik yerine bilinçli hareket etmek hayat kurtarır" dedi. Afet farkındalığının toplumun her kesiminde yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Gök, afetlerin ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan ancak hazırlıklı olunması gereken durumlar olduğunun altını çizdi. Özellikle gençlerin afet bilinci konusunda eğitilmesinin önemine vurgu yapan Gök, "Doğru bilgi, doğru müdahalenin temelidir. Unutmayalım ki afetler her zaman beklenmedik anlarda meydana gelir. Ancak bilinçli ve hazırlıklı bireyler olarak hareket ettiğimizde kayıpları en aza indirmemiz mümkündür. Küçük gibi görünen tedbirler bile büyük kayıpların önüne geçebilir. Evlerimizde bir afet çantası hazırlamak, acil durum planı oluşturmak, toplanma alanlarını önceden bilmek ve afet anında paniğe kapılmadan doğru davranışları uygulamak hayati önem taşımaktadır. Özellikle siz gençlerin afet bilinci konusunda bilinçlenmesi hem kendi güvenliğiniz hem de toplumun geleceği açısından büyük değer taşımaktadır. Bugün burada sizlerle bilgi ve tecrübelerimizi paylaşarak afet anında yapılması gereken doğru davranış biçimlerini birlikte değerlendirmek istiyoruz" dedi. SANKO Üniversitesi SHMYO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram ile akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.
22 Mayıs 2026 Cuma - 08:56 Köy okulunda büyüdü, köy çocuklarının umudu oldu Bitlis’in Tatvan ilçesi Koyunpınar köyünde görev yapan anasınıfı öğretmeni Hediye Kılıç, öğrencileriyle kurduğu güçlü bağ ve fedakârlıklarıyla takdir topluyor. Kendisi de bir köy okulunda yetişen genç öğretmen, çocukların hayatına dokunarak adeta bir eğitim neferi gibi çalışıyor. Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Erdemli köyünde birleştirilmiş sınıfta eğitim alarak büyüyen genç öğretmen, yıllar önce kurduğu köy okulu öğretmeni olma hayalini bugün Bitlis’te gerçekleştiriyor. Yaklaşık 4 yıldır köy okulunda görev yapan Hediye Kılıç, öğrencilerine yalnızca akademik eğitim vermekle kalmıyor; aynı zamanda onların ablası, arkadaşı ve yol göstericisi oluyor. Sınıfı sinema salonuna çeviriyor, öğrencileri evlerinden alıyor Öğrencileriyle ders saatleri dışında da yakından ilgilenen Kılıç, sınıf ortamını haftanın belirli günlerinde sinema salonuna dönüştürerek çocuklarla çizgi filmler izliyor. Havanın güzel olduğu günlerde okul bahçesinde çeşitli etkinlikler düzenleyen fedakâr öğretmen, öğrencilerin sosyal gelişimine katkı sunmak için yoğun çaba harcıyor. Çocukların mutluluğunu ön planda tutan Kılıç’ın bu yaklaşımı, hem velilerin hem de köy halkının takdirini kazanıyor. Köy okulundaki öğrencilerini çoğu zaman evlerinden alarak okula getiren Hediye öğretmen, ders bitiminde de çocukları tek tek evlerine bırakıyor. Öğrencilerinin ayakkabılarını ve montlarını giydirmesi ise onun çocuklara duyduğu sevgi ve sorumluluk duygusunu gözler önüne seriyor. Okul duvarlarını öğrencileriyle renklendiriyor Zorlu şartlara rağmen görevini büyük bir özveriyle sürdüren Hediye Kılıç, okulun iç ve dış duvarlarını da öğrencileriyle birlikte renklendiriyor. Çizdiği figürler ve hazırladığı görsellerle köy okulunu daha sıcak ve eğlenceli bir eğitim ortamına dönüştüren öğretmen, öğrencilerin okula olan ilgisini artırıyor. Bitlis’te görev yapan köy okulu öğretmeni Hediye Kılıç’ın hikâyesi, eğitimde fedakârlığın ve sevginin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. "Köy okulunda öğretmen olmak çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" Bitlis’teki köy okulunda geçirdiği 4 yılı anlatan Hediye Kılıç, "Aslında bu hikâyenin benim için çok özel bir anlamı var. Çünkü ben de bir köy okulunda okudum. Belki de bugün yaptığım işi bu kadar severek yapmamın en büyük nedeni bu. Çocukluğumda bulunduğum sıralarda nasıl hayaller kurduysam, şimdi öğrencilerimin de aynı umutları taşımasını istiyorum. Tercih dönemimde birçok farklı seçenek vardı ama ben özellikle köy okulunu tercih ettim. Çünkü burada öğretmenliğin sadece ders anlatmaktan ibaret olmadığını biliyordum. Köy okulunda öğretmen olmak, bazen bir rehber, bazen bir abla, bazen de çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" diye konuştu. "Göreve başladığım ilk günlerde okulun fiziksel şartları beni daha iyisini yapmak için motive etti" diyen Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Çizim yeteneğimi kullanarak okulun duvarlarını renklendirdim, sınıfları çocukların severek vakit geçireceği alanlara dönüştürmeye çalıştım. Çünkü bir çocuğun kendini güzel bir ortamda hissetmesi öğrenme isteğini de değiştiriyor. Daha sonra öğrencilerimiz için bir kütüphane kurduk. Kitaplarla büyüyen çocukların hayal dünyasında büyüdüğüne inanıyorum. Elbette köy okulunda çalışmanın zorlukları da var. Burada sadece öğretmen olmuyorsunuz. Bazen soba yakıyorsunuz, bazen okulun temizliğiyle ilgileniyorsunuz, bazen de müdür yetkili olarak birçok sorumluluğu aynı anda üstleniyorsunuz. Yani aslında tek bir görev tanımınız olmuyor. Ama bütün bu zorlukların yanında çok özel güzellikler de var. Öğrencilerle kurduğunuz bağ çok daha samimi ve güçlü oluyor. Onların küçük bir başarıdaki mutluluğunu görmek bütün yorgunluğu unutturuyor." Köy okulu öğretmenliğinin büyük bir fedakârlıkla birlikte aynı zamanda büyük bir gönül işi olduğunu düşündüğünü ifade eden Kılıç, "Burada yaptığınız küçük bir dokunuş bile bir çocuğun hayatında büyük bir iz bırakabiliyor. Eğer bugün öğrencilerimin gözlerinde umut görebiliyorsam, bu benim için en büyük mutluluktur" dedi.
22 Mayıs 2026 Cuma - 08:54 Köy okulunda büyüdü, köy çocuklarının umudu oldu Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Koyunpınar köyünde görev yapan anasınıfı öğretmeni Hediye Kılıç, öğrencileriyle kurduğu güçlü bağ ve fedakârlıklarıyla takdir topluyor. Kendisi de bir köy okulunda yetişen genç öğretmen, çocukların hayatına dokunarak adeta bir eğitim neferi gibi çalışıyor. Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Erdemli köyünde birleştirilmiş sınıfta eğitim alarak büyüyen genç öğretmen, yıllar önce kurduğu köy okulu öğretmeni olma hayalini bugün Bitlis’te gerçekleştiriyor. Yaklaşık 4 yıldır köy okulunda görev yapan Hediye Kılıç, öğrencilerine yalnızca akademik eğitim vermekle kalmıyor; aynı zamanda onların ablası, arkadaşı ve yol göstericisi oluyor. Sınıfı sinema salonuna çeviriyor, öğrencileri evlerinden alıyor Öğrencileriyle ders saatleri dışında da yakından ilgilenen Kılıç, sınıf ortamını haftanın belirli günlerinde sinema salonuna dönüştürerek çocuklarla çizgi filmler izliyor. Havanın güzel olduğu günlerde okul bahçesinde çeşitli etkinlikler düzenleyen fedakâr öğretmen, öğrencilerin sosyal gelişimine katkı sunmak için yoğun çaba harcıyor. Çocukların mutluluğunu ön planda tutan Kılıç’ın bu yaklaşımı, hem velilerin hem de köy halkının takdirini kazanıyor. Köy okulundaki öğrencilerini çoğu zaman evlerinden alarak okula getiren Hediye öğretmen, ders bitiminde de çocukları tek tek evlerine bırakıyor. Öğrencilerinin ayakkabılarını ve montlarını giydirmesi ise onun çocuklara duyduğu sevgi ve sorumluluk duygusunu gözler önüne seriyor. Okul duvarlarını öğrencileriyle renklendiriyor Zorlu şartlara rağmen görevini büyük bir özveriyle sürdüren Hediye Kılıç, okulun iç ve dış duvarlarını da öğrencileriyle birlikte renklendiriyor. Çizdiği figürler ve hazırladığı görsellerle köy okulunu daha sıcak ve eğlenceli bir eğitim ortamına dönüştüren öğretmen, öğrencilerin okula olan ilgisini artırıyor. Bitlis’te görev yapan köy okulu öğretmeni Hediye Kılıç’ın hikâyesi, eğitimde fedakârlığın ve sevginin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. "Köy okulunda öğretmen olmak çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" Bitlis’teki köy okulunda geçirdiği 4 yılı anlatan Hediye Kılıç, "Aslında bu hikâyenin benim için çok özel bir anlamı var. Çünkü ben de bir köy okulunda okudum. Belki de bugün yaptığım işi bu kadar severek yapmamın en büyük nedeni bu. Çocukluğumda bulunduğum sıralarda nasıl hayaller kurduysam, şimdi öğrencilerimin de aynı umutları taşımasını istiyorum. Tercih dönemimde birçok farklı seçenek vardı ama ben özellikle köy okulunu tercih ettim. Çünkü burada öğretmenliğin sadece ders anlatmaktan ibaret olmadığını biliyordum. Köy okulunda öğretmen olmak, bazen bir rehber, bazen bir abla, bazen de çocukların hayallerine dokunan kişi olmak demek" diye konuştu. "Göreve başladığım ilk günlerde okulun fiziksel şartları beni daha iyisini yapmak için motive etti" diyen Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Çizim yeteneğimi kullanarak okulun duvarlarını renklendirdim, sınıfları çocukların severek vakit geçireceği alanlara dönüştürmeye çalıştım. Çünkü bir çocuğun kendini güzel bir ortamda hissetmesi öğrenme isteğini de değiştiriyor. Daha sonra öğrencilerimiz için bir kütüphane kurduk. Kitaplarla büyüyen çocukların hayal dünyasında büyüdüğüne inanıyorum. Elbette köy okulunda çalışmanın zorlukları da var. Burada sadece öğretmen olmuyorsunuz. Bazen soba yakıyorsunuz, bazen okulun temizliğiyle ilgileniyorsunuz, bazen de müdür yetkili olarak birçok sorumluluğu aynı anda üstleniyorsunuz. Yani aslında tek bir görev tanımınız olmuyor. Ama bütün bu zorlukların yanında çok özel güzellikler de var. Öğrencilerle kurduğunuz bağ çok daha samimi ve güçlü oluyor. Onların küçük bir başarıdaki mutluluğunu görmek bütün yorgunluğu unutturuyor." Köy okulu öğretmenliğinin büyük bir fedakârlıkla birlikte aynı zamanda büyük bir gönül işi olduğunu düşündüğünü ifade eden Kılıç, "Burada yaptığınız küçük bir dokunuş bile bir çocuğun hayatında büyük bir iz bırakabiliyor. Eğer bugün öğrencilerimin gözlerinde umut görebiliyorsam, bu benim için en büyük mutluluktur" dedi.
DOSTEK Kolejine  kontenjanın 10 katı başvuru yapıldı
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:43 DOSTEK Kolejine kontenjanın 10 katı başvuru yapıldı Denizli’nin mesleki eğitimde öncü kurumlarından biri olan DOSTEK Koleji, 2025-2026 Eğitim-Öğretim yılı ön kayıt döneminde büyük bir başarıya daha imza attı. Sadece 250 kişilik kontenjan için tam 2 bin 500 başvuru alarak yeni bir rekor kırdı. Kurulduğu günden bu yana uygulamalı eğitime dayalı güçlü sistemiyle dikkat çeken Özel Denizli Organize Sanayi Bölgesi Teknik Koleji (DOSTEK Koleji), bu yıl da yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Liselere Geçiş Sınavı (LGS) sonuçlarına göre ön kayıt ve mülakat yöntemi ile öğrenci alan okul, her kayıt döneminde olduğu gibi bu yıl da başvuru rekorlarını tazeleyerek başarısını bir kez daha kanıtladı. Bu yıl Liselere Geçiş Sınavı sonuçlarına göre öğrencilerin Anadolu Meslek Programı’nda taban puanlarının 270 olması ve Anadolu Teknik Programı’nda ise en az yüzde 20’lik dilimde yer alması şartı arandı. Bu şartlara uyan 2 bin 500 öğrenci, 250 kişilik kontenjana ön başvuruda bulundu. Başvuru sürecinin ardından mülakat yöntemi ile belirlenen öğrencilerin kesin kayıtları gerçekleştirildi. 5 alanda nitelikli mesleki eğitim Sanayi ile iş birliği içinde yürüttüğü güçlü eğitim modeli sayesinde mezunlarını hem akademik olarak destekleyen hem de iş hayatına hazır bireyler olarak yetiştiren DOSTEK Koleji, mesleki ve teknik eğitime olan talebi her geçen gün artırıyor. Anadolu Meslek Programı kapsamında; Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri, Elektrik Elektronik Teknolojileri, Tekstil Teknolojileri, Moda Tasarımı ile Makine ve Tasarım Teknolojileri alanlarında eğitim veren DOSTEK Koleji, Anadolu Teknik Programı’nda ise Elektrik-Elektronik Teknolojileri alanında uzmanlaşmak isteyen öğrencilere kapılarını açıyor. DOSTEK Koleji’ni Türkiye’de benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, işletmelerle iç içe yürüttüğü uygulamalı eğitim sistemi. 11’inci sınıf öğrencileri haftada iki gün, 12’nci sınıflar ise haftada üç gün işletmelerde doğrudan mesleki eğitim alıyor. Bu sayede öğrenciler, yalnızca teorik bilgiyle değil, üretim sürecinin gerçek ortamlarında kazandıkları deneyimle mezun oluyor. Güncel teknolojiye hâkimiyet ve sahaya yönelik beceriler kazanan öğrenciler, mezuniyet sonrası doğrudan istihdama yönlendiriliyor. Türkiye’de iş görüşmesi uygulayan tek okul Meslek lisesi mezunlarının mezun oldukları alanlarda istihdam oranı Türkiye genelinde %10’un altındayken, DOSTEK Koleji’nde bu oranlar dikkat çekici seviyelere ulaşıyor. Mezunların yüzde 82’si kendi alanlarında işe yerleşiyor. Bu yüksek başarıda okulun mezunlarına özel olarak uyguladığı "iş görüşmesi programı" büyük rol oynuyor. Türkiye’de sadece DOSTEK Koleji’nde uygulanan bu sistemle, 12’nci sınıf öğrencileri mezun olmadan önce okul tarafından planlanan görüşmelerle işletmelerle bir araya geliyor. Mezun olan öğrenciler genellikle mezuniyet haftasını takip eden ilk hafta iş başı yapıyor. Öte yandan DOSTEK Koleji’nde, hafta içi ve hafta sonu olmak üzere özel olarak planlanan destek programlarıyla, akademik kariyer hedefleyen öğrencilere yönelik sınav hazırlık süreci titizlikle yürütülüyor. Böylece mezunlar, ister iş hayatına atılsın ister üniversite yolculuğuna devam etsin, her iki yolda da güçlü bir donanımla mezun oluyor. Bugüne kadar gerçekleştirdiği başarılar, sunduğu istihdam imkanları ve eğitimde yakaladığı kaliteyle DOSTEK Koleji, yalnızca Denizli’nin değil, Türkiye’nin örnek mesleki eğitim kurumlarından biri olarak öne çıkıyor. Her yıl artan talep ise bu başarının en somut göstergesidir. DOSTEK koleji, başarılarıyla dikkat çekiyor Her öğrencinin en az bir projede aktif rol aldığı eğitim modeliyle öne çıkan DOSTEK Koleji, akademik başarılarının yanı sıra spor, sanat ve teknoloji gibi birçok alanda öğrencilerini desteklemeye devam ediyor. İl genelinde, bölgesel ve ulusal yarışmalarda elde ettiği derecelerle adından sıkça söz ettiren okul, bu yaklaşımıyla hem Denizli’nin hem de bölgenin gururu olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda, TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Liseler Arası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları’na katılan DOSTEK Koleji, Ecogreen Enerji sponsorluğunda tasarladıkları elektrikli araç ile Görsel Tasarım kategorisinde Türkiye birinciliği elde etti. Verimlilik, ivmelenme, görsel tasarım, yerlilik ve kurul özel ödülü olmak üzere beş farklı alanda düzenlenen yarışmada büyük başarı gösteren ekip, Denizli’yi gururla temsil etti. "Üretimin ve istihdamın geleceğini gençlerimizle inşa ediyoruz" Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, DOSTEK Koleji’nin 2025-2026 Eğitim-Öğretim yılı ön kayıt döneminde rekor başvuru almasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "DOSTEK Koleji, yalnızca bir mesleki eğitim kurumu değil; aynı zamanda Denizli sanayisinin geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır. Her yıl artan başvuru sayıları, toplumun mesleki eğitime olan ilgisinin yükseldiğini ve bu modeli doğru uyguladığımızın en somut göstergesidir. DOSTEK Kolejimizle nitelikli iş gücünü yalnızca bugüne değil, geleceğe de hazırlamayı hedefledik. Bugün mezunlarımızın yüksek oranlarda istihdam edilmesi, işletmelerle kurulan güçlü iş birlikleri ve öğrencilerimizin daha okul bitmeden iş görüşmeleri yapıyor olması, DOSTEK Kolejimizin bu vizyonu başarıyla hayata geçirdiğinin kanıtıdır. Denizli OSB Yönetim Kurulumuzla birlikte, üretimin ve istihdamın geleceğini gençlerimizle inşa ediyoruz. Bu başarıda emeği geçen okul yöneticilerimize ve değerli öğretmenlerimize teşekkür ederiz."
Devlet himayesindeki 286 genç, üniversiteli oldu
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:34 Devlet himayesindeki 286 genç, üniversiteli oldu Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) giren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bakım ve korumasındaki 286 genç üniversiteli oldu. Gençler üniversitelerin hukuk, sosyal hizmetler, psikoloji, siyaset bilimi, tıp, mühendislik, öğretmenlik bölümlerine yerleşti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sosyal hizmet modellerinden yararlanan ve bu yıl gerçekleştirilen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) giren 691 gençten 286’sı üniversiteye yerleşmeye hak kazandı. Üniversiteye yerleşen gençlerin en fazla tercih ettiği bölüm sosyal hizmetler olurken, bunu psikoloji ve siyaset bilimi izledi. Üniversiteyi kazanan gençlerin tercihleri arasında tıp, hukuk, edebiyat, tarih, coğrafya, beden eğitimi öğretmenliği, mimarlık, bilgisayar, biyosistem, gıda, inşaat, kimya ve makine mühendislikleri ile gastronomi ve mutfak sanatları, hemşirelik, iktisat gibi bölümler de yer aldı. "Gençlerimizin her zaman yanında olmaya ve desteklemeye devam edeceğiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, üniversiteyi kazanan gençleri tebrik ederek, şunları kaydetti: "Bakanlık olarak, gençlerimize her zaman destek oluyor, onlara pek çok imkan sağlıyoruz. Rehberlik ve danışmanlık hizmetimizin yanı sıra öğrencilerimizin giyim, yemek, ulaşım gibi ihtiyaçları noktasında destekler sunuyoruz. Tercih eden gençlerimizin tamamı Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) bağlı yurtlardan ücretsiz yararlanabiliyor. Devlet himayesinde yetişip üniversiteden mezun olan gençlerimizin kamu kurum ve kuruluşlarında öğrenimlerine uygun kadrolarda istihdam edilmelerini sağlıyoruz. Ayrıca gençlerimizi sanat ve sportif aktivitelerle de destekliyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da başarılarıyla gurur duyduğumuz gençlerimizin her zaman yanında olmaya ve öğrenim hayatları boyunca onları desteklemeye devam edeceğiz."
TOGÜ’den Tokat’ta tarihi camilerin korunması için eğitim seferberliği
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:16 TOGÜ’den Tokat’ta tarihi camilerin korunması için eğitim seferberliği Tokat’ta tarihi camilerin korunmasına yönelik eğitim projesi Gülbahar Hatun İmareti’nde başladı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Tokat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Toplumsal Katkı ve Sosyal İnovasyon Koordinatörlüğü’nce, Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Tokat İl Müftülüğü iş birliğiyle düzenlenen "Tarihi Camilerin Korunmasına Yönelik Eğitim Projesi" Gülbahar Hatun İmareti’nde başladı. Projenin açılışına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Temür, Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Türkmen, Toplumsal Katkı ve Sosyal İnovasyon Koordinatörü Prof. Dr. Mihriban Coşkun Arslan, Tokat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Murat Hanilçe, akademisyenler ve din görevlileri katıldı. Projenin önemine değinen Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, kültürel ve tarihi mirasın korunmasında katkılarından dolayı TOGÜ Rektörü ve katkı sunan akademisyenlere teşekkürlerini iletti. "Toplumsal hafızamızı korumak istiyoruz" Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Temür ise üniversitenin sadece akademik değil toplumsal sorumluluk alanlarında da öncü bir rol üstlendiğini vurguladı. Temür, "Bugün burada başlattığımız bu proje, din görevlilerimizin restorasyon süreçlerinde daha bilinçli olmalarına, camilerimizin korunmasına yönelik çalışmalara aktif şekilde katılmalarına imkân sağlayacaktır. Bizim için kültürel mirası korumak, aynı zamanda toplumsal hafızamızı korumaktır" dedi. Yapılan eğitimlerde Doç. Dr. Lokman Tay İslam sanatı ve mimarisinde camilerin yeri ile gelişim süreci, Prof. Dr. Halit Çal Osmanlı’dan Cumhuriyet’e eski eser hukuku, Dr. Öğr. Üyesi Nazım Boy tarihi camilerin onarım süreci, Dr. Esra Tay ise din görevlilerinin restorasyon uygulamalarındaki rolünü ve karşılaşılan hataları konusunda bilgi aktarımı yaptı.
Uzmanı Uyardı: "Ekran süresi özel gereksinimli çocuklarda daha fazla risk oluşturuyor"
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:05 Uzmanı Uyardı: "Ekran süresi özel gereksinimli çocuklarda daha fazla risk oluşturuyor" Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte çocukların ekran başında geçirdiği süre artıyor. Özel Eğitim Uzmanı Sema Yıldız Doğan, özellikle özel gereksinimli çocuklarda ekran süresinin kontrolsüz şekilde uzamasının sosyal, bilişsel ve davranışsal gelişimi olumsuz etkilediğini vurguladı. Teknolojinin günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte çocukların ekran başında geçirdiği süre giderek artıyor. Ancak uzmanlara göre bu durum, özellikle özel gereksinimli çocuklarda ciddi gelişimsel ve davranışsal riskler taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Özel Eğitim Uzmanı Sema Yıldız Doğan, ekran süresinin kontrolsüz artışının otizm, zihinsel yetersizlik ve yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuklarda daha belirgin olumsuzluklara yol açtığını belirtti. Doğan, ekran kullanımının çocukların sosyal iletişim becerilerinde gerilemeye neden olduğunu vurgulayarak, "Çocuk ekran başında kaldığında, göz teması kurma, jest ve mimiklerle iletişim gibi sosyal beceriler geri planda kalıyor. Bu durum onların öğrenme ve iletişim süreçlerini olumsuz etkiliyor. Ekran, bir bakıma çocuğun doğal öğrenme ortamını daraltıyor" dedi. "Yaygın sonuçlar arasında bulunuyor" Sema Yıldız Doğan, özel gereksinimli çocukların ekran başında uzun süre kalmasının yalnızca sosyal değil, davranışsal sorunlara da yol açtığını belirterek, "Özellikle zihinsel yetersizlik yaşayan çocuklarda ekran karşısında geçirilen süre arttıkça dikkat süresinin kısalıyor. Huzursuzluk ve uyku düzensizliklerinin ekran kullanımının yaygın sonuçları arasında bulunuyor" dedi. Doğan, ayrıca ailelere ve eğitimcilere önerilerde bulunarak, "Ekran süresini yaşa ve ihtiyaca uygun şekilde sınırlandırın. Çocukları oyun, sanat ve hareket etkinliklerine yönlendirin. Kaliteli aile içi zaman oluşturmaya özen gösterin. Eğitim ortamlarında teknolojiyi amaçlı ve sınırlı şekilde kullanın. Teknolojinin kontrollü ve bilinçli kullanıldığında faydalı olur, ancak ekran süresinin özellikle özel gereksinimli çocuklarda titizlikle yönetilmesi gerekiyor" diye konuştu.
Yeni eğitim ve öğretim yılı öncesi hazırlık toplantısı yapıldı
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:47 Yeni eğitim ve öğretim yılı öncesi hazırlık toplantısı yapıldı Yurt geneli ile birlikte Afyonkarahisar’da da 8 Eylül’de başlayacak olan yeni eğitim ve öğretim yılı öncesi hazırlık toplantısı yapıldı. 8 Eylül 2025 pazartesi günü başlayacak olan 2025-2026 eğitim öğretim yılına hazırlık çalışmaları çerçevesinde İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’nin başkanlığında Eğitim Müfettişleri Başkanı Yusuf Turhan, müdür yardımcıları ve şube müdürlerinin katılımıyla eğitim ve öğretim yılına hazırlık toplantısı yapıldı. Gerçekleştirilen toplantı sonrası kurumdan yapılan açıklamada ise yeni eğitim yılına ilişkin iş ve işlemlerin detaylı bir şekilde ele alındığı belirtildi. Açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ‘Aile Yılı’ olarak ilan edilen 2025 yılında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi’nde ifade edilen huzurlu aile ve toplum idealine ulaşabilmek amacıyla millî kültürümüzde ailenin yeri, aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi, çocukların aileleriyle geçirdikleri nitelikli zamanın artırılması, dijital risk ve tehditlere yönelik bilinç oluşturulmasına karar verildi. EBA, HEMBA ve Velivizyon platformlarında veli olmanın ve aile ortamlarının önemine vurgu yapan video ve dijital içeriklerden yararlanılmasına, Öğrencilerimizin okuma kültürü ve etkin okur kimliği kazanmaları yönelik çalışmaların titizlikle takip edilmesine ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde öğretmenlere yönelik yapılacak eğitim ve diğer faaliyetler planlanmasına ve takibinin yapılmasına karar verilmiştir" ifadelerine yer verildi.