EĞİTİM
26 Nisan 2026 Pazar - 16:17 İzmir’de gençleri bağımlılığa karşı koruyacak ’Sağlıklı Yaşam Ligi’ başlıyor Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gençleri bağımlılık risklerinden korumayı hedefleyen ’Yeşilay Sağlıklı Yaşam Ligi’ projesinin pilot uygulamaları başlıyor. İki kurumun hayata geçirdiği bu projeyle gençlere teorik bilginin ötesinde kalıcı yaşam alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor. Geleneksel bağımlılık önleme çalışmalarının aksine gençlerin günlük yaşamına doğrudan dokunan proje; sorumluluk, hareket ve dijital denge temaları üzerine kuruluyor. 2026 yılı Nisan ayında başlayacak olan süreçte, her sınıf bir takım, her öğretmen ise bir takım koçu olarak konumlandırılacak. Bu sayede okul ikliminde koruyucu bir ekosistem oluşturulması ve öğrencilerin ’Sağlıklı Yaşam Elçisi’ rolü üstlenmesi amaçlanıyor. Öğrenciler farklı seviyelerde görevler yapacak Sorumluluk ve İyilik Hali, Sağlıklı Yaşamda Hareket, YeşilFest ve Geleceğe İz Bırak temaları altında yürütülecek olan süreçte sınıflar kolay, orta ve zor seviyelerde görevler gerçekleştirecek. Yapılan çalışmalar fotoğraf, video ve veli onay formlarıyla kayıt altına alınacak. Değerlendirme sürecinde yalnızca başarı değil, öğrencilerin gösterdiği çaba, devamlılık ve sorumluluk düzeyi de göz önünde bulundurulacak. Yetkililer, projenin düzenli hareket, sağlıklı uyku, dengeli beslenme, dijital denge ve aidiyet duygusu gibi temel yaşam becerilerini güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Süreç 3 aşamada tamamlanacak Projenin sahadaki etkisinin 3 aşamada ortaya çıkması bekleniyor. Nisan ve mayıs aylarındaki ilk aşamada pilot okullardaki takımlar sürece katılacak. Öğrencilerin kazandığı alışkanlıkların, aile katılımı ve ev etkinlikleriyle mahallelere kadar uzanması hedefleniyor. İkinci aşama olan mayıs ve haziran döneminde ise okul birincileri il düzeyinde yarışacak. Takımlar bu süreçte özgün projeler geliştirerek toplumsal farkındalık çalışmalarına imza atacak. Haziran ayındaki kapanış programında il birincisi açıklanarak proje çıktıları kamuoyuyla paylaşılacak. Veliler sürecin aktif bir parçası olacak Üçüncü aşamada uzun vadeli hedeflere odaklanılarak, elde edilen veriler doğrultusunda modelin yeni eğitim öğretim yılından itibaren tüm okullara yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Proje sadece öğrenci ve öğretmenlerle sınırlı kalmayıp velileri de sürecin aktif bir parçası haline getiriyor. Haftalık aile katılım formları, evde uygulanabilecek görevler ve dijital detoks saatleriyle okulda kazanılan alışkanlıkların aile ortamında da sürdürülmesi sağlanacak. Uzmanlar, kalıcı davranış değişikliğinin ancak günlük yaşamın içinde deneyimlenerek sağlanabileceğine dikkat çekti. "Eğitim camiası bu çalışmanın en büyük gücüdür" İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, bağımlılıkla mücadelenin günümüzde giderek daha kritik bir önem taşıdığını ve bu alanda yürütülen eğitim temelli çalışmaların belirleyici bir rol üstlendiğini vurguladı. Pilot okulların titizlikle seçildiğini kaydeden Yahşi, "Süreç güçlü bir ekip yapısıyla başlatıldı. Proje yalnızca İzmir ölçeğinde kalmayacak, ilerleyen süreçte Türkiye genelinde yaygınlaştırılabilecek örnek bir uygulama olma potansiyeli taşıyor. Tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması çok önemli. Eğitim camiası bu çalışmanın en büyük gücüdür" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 15:38 Mesleki tecrübelerini aday öğretmenlerle paylaştı Milli Eğitim Akademisi Sivas Eğitim ve Uygulama Merkezi tarafından aday öğretmenlere yönelik "Akademi’de Kültür ve Sanat Uygulamaları, Tecrübe Paylaşımı" programı düzenlendi. Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezinde düzenlenen programa İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan ile aday öğretmenler katıldı. Programda konuşan Erdoğan, öğretmenlik mesleğinin yalnızca akademik bilgi aktarımından ibaret olmadığını, aynı zamanda kültür ve sanatla beslenen çok yönlü bir gelişim süreci olduğunu vurguladı. Okul öncesi eğitimin önemine değinen Erdoğan, bu dönemin çocukların bilişsel, duygusal, sosyal ve dil gelişimlerinin temellerinin atıldığı en kritik evre olduğunu ifade etti. Okul öncesi eğitimin, çocukların öğrenmeye karşı olumlu tutum geliştirmelerinde belirleyici rol oynadığını belirten Erdoğan, erken yaşta kazanılan alışkanlıkların ve değerlerin bireyin tüm yaşamını şekillendirdiğini dile getirdi. Bu süreçte öğretmenlerin rehberlik rolünün büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, okul öncesi öğretmenlerinin yalnızca bilgi aktaran değil çocukların merak duygusunu besleyen, keşfetmeye yönlendiren ve bireysel farklılıklarını gözeterek gelişimlerini destekleyen bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini ifade etti. Meslek hayatı boyunca edindiği tecrübeleri aktaran Erdoğan, öğretmenlik mesleğinin sorumluluklarına dikkat çekti.
Prof. Dr. Polat, EBYÜ Tıp Fakültesinde ‘Bir Başarı Öyküsü’nü anlattı
15 Kasım 2025 Cumartesi - 07:59 Prof. Dr. Polat, EBYÜ Tıp Fakültesinde ‘Bir Başarı Öyküsü’nü anlattı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferans kapsamında, organ nakli ve genel cerrahi alanının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya geldi. Erzincan Bakırevi’nde gerçekleştirilen "Bir Başarı Öyküsü" başlıklı programa, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulmecit Kantarcı, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Programın açılışında konuşan Rektör Levent, Tıp Fakültesinin kısa sürede önemli başarılara imza attığını vurgulayarak şunları söyledi: "İlk öğrencilerini 2008-2009 Eğitim-Öğretim Döneminde alan, yani henüz 17 yıllık çok genç bir fakültemiz var. Buna rağmen Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda 2019 yılında yüzde 3 olan başarı oranımız 2022’de yüzde 43’e yükseldi ve Tıp Fakültemiz Türkiye’de ilk 33 fakülte arasına girdi. 2024-2025 URAP Türkiye Tıp Fakülteleri sıralamasında 60. sıraya ilerledik. THE Genç Üniversiteler 2024 Tıp ve Diş Hekimliği alan sıralamasında 501-600 bandında, Türkiye’de ise 28. sırada yer almayı başardık. Bu başarılarından ötürü Tıp Fakültemizi, Dekanımız Prof. Dr. Mecit Kantarcı’yı, tüm öğretim üyelerimizi ve öğrencilerimizi yürekten tebrik ediyorum." Rektör Levent, konuşmasının devamında Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat’ın öğrenciler için ilham verici bir rol model olduğuna dikkat çekerek "Bugün burada sadece bir bilim insanının akademik yolculuğunu değil, aynı zamanda azmin, çalışmanın ve kararlılığın bir insanda nasıl büyük farklar oluşturabileceğini dinleyeceğiz. Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat, bilgiye olan tutkusu, yetiştirdiği öğrenciler, akademiye kazandırdığı değerler ve insan merkezli yaklaşımıyla örnek bir bilim insanı profili çizmiştir." dedi. Konferansta, İstanbul Memorial Sağlık Grubu Böbrek ve Karaciğer Nakil Merkezi Direktörü, organ nakli ve genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat kendi akademik ve mesleki serüvenini öğrencilerle paylaştı. Atatürk Üniversitesinde karaciğer ve böbrek transplantasyonunu büyük bir özveriyle başlatma sürecini, ardından İstanbul’da yürüttüğü çalışmalarla organ nakli cerrahisinde ulaştığı noktayı anlattı. Organ naklinin, yaşamı tehdit eden kronik hastalıkların tedavisinde çoğu zaman tek seçenek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Polat, organ bağışının bireysel bir tercih olmanın ötesinde toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Organ bağışına ilişkin farkındalığın artırılması gerektiğini belirterek hekimlerin yanı sıra sağlık çalışanları ve öğrencilerin de bu konuda topluma öncülük etmesinin önemine değindi. Prof. Dr. Polat konuşmasında, genç hekim adaylarına hitaben, tıp eğitimi sürecinde bilimsel merakı canlı tutmanın, disiplinli çalışmanın ve ekip ruhunu geliştirmenin kariyer yolculuğundaki belirleyici unsurlar olduğunun altını çizdi. Kendi çalışma hayatından örnekler vererek karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını ve bu süreçlerin mesleki olgunlaşmasına nasıl katkı sağladığını paylaştı. Konferans, soru-cevap bölümünde öğrencilerin organ nakli cerrahisi, yurt içi ve yurt dışı uzmanlık olanakları ile kariyer planlamasına ilişkin sorularının yanıtlanmasıyla devam etti. Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
EBYÜ ve Atatürk Üniversitesi arasında BÖGEP protokolü imzalandı
15 Kasım 2025 Cumartesi - 07:52 EBYÜ ve Atatürk Üniversitesi arasında BÖGEP protokolü imzalandı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi arasında bilimsel araştırmalar, Ar-Ge faaliyetleri ve ortak projelere yönelik iş birliğini içeren "Bölge Üniversiteleri Araştırma, Geliştirme ve İş Birliği Projesi (BÖGEP)’’ protokolü imzalandı. Protokol imza töreninde Rektör yardımcıları Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, Prof. Dr. Çağrı Çırak ve Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu da bulundu. Toplantının ardından, Rektör Prof. Dr. Akın Levent ile Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu iş birliğini resmileştiren protokole imza attı. İmzalanan protokol iki üniversitenin ortak projeler geliştirmesini teşvik etmeyi, akademik bilgilerin daha etkin şekilde paylaşılmasını sağlamayı, mevcut araştırma altyapılarının karşılıklı olarak kullanılmasını kolaylaştırmayı ve uluslararası alandaki görünürlüğü artırmayı hedeflemekte. Bu çerçevede yürütülecek çalışmalara Atatürk Üniversitesi BAP Koordinatörlüğü tarafından destek verileceği belirtilirken, her iki kurumun da hazırlayacağı yıllık raporlarla iş birliğinin sürdürülebilirliğinin düzenli olarak değerlendirileceği ifade edildi. Bu iş birliğinin, hem bölgenin gelişimine katkıda bulunacağı hem de iki üniversite arasında bilimsel bağları güçlendireceği vurgulandı. Rektör Prof. Dr. Akın Levent, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi, "Ülkemizin köklü üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesi ile yürütülecek bu ortak çalışmaların, araştırma kapasitemize önemli katkılar sağlayacağı kanaatindeyim. Bilimsel üretimde paylaşımı, dayanışmayı ve birlikte çalışma kültürünü temel alan bu tür girişimlere büyük önem veriyorum." Rektör Prof. Dr. Akın Levent, destekleri dolayısıyla Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’na teşekkür ederek protokolün iki üniversiteye de hayırlı olmasını ve başarılı sonuçlar getirmesini temenni etti.
Bakan Yardımcısı Şatıroğlu: "Günlük 180 bin varil petrol üretip, 1.1 milyon varil petrol tüketiyoruz"
14 Kasım 2025 Cuma - 18:38 Bakan Yardımcısı Şatıroğlu: "Günlük 180 bin varil petrol üretip, 1.1 milyon varil petrol tüketiyoruz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, "Günlük 180 bin varil petrol üreten bir ülkeyiz ancak 1.1 milyon varil tüketen bir ülkeyiz. Bilimsel üretkenlik, yenilikçi düşünce ve sürdürülebilir teknoloji geliştirme alanlarında elde edilecek her bir başarı, ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacaktır" dedi. Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Töreni ATÜ Konferans Salonu’nda düzenlendi. Açılışta konuşan Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, üniversitelerin Türkiye’nin kalkınma ve bağımsızlık hedefleri için önemli bir kurum olduğuna dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bilimi ve üniversiteleri Türkiye’nin kalkınma ve bağımsızlık hedeflerinde stratejik kurumlar olarak görmekte ve bilimsel çalışmalarda yerli ve milli üretimi teşvik eden bir anlayışı savunmakta; teknolojik gelişmenin, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin ve üniversite-sanayi iş birliğinin önemine sıkça vurgu yapmaktadır. Ayrıca, üniversitelerin fikir çeşitliliğini koruyarak gençlere özgüven kazandırması gerektiğini belirterek, bilimin rehberliğinde Türkiye’nin "muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma" hedefine ulaşabileceğini dile getirmektedir. Kendimize bu görüşleri rehber alarak üniversitemizin bilim ve teknolojik alanda hatırı sayılır bir yer edinmesi için gerekli adımları atıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin Yeşil Kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz" Enerji arz güvenliğinin ekonomik ve toplumsal bir zorunluluk olduğunu belirten Prof. Dr. Sözen, şunları söyledi: "İçinde bulunduğumuz yüzyıl, enerjinin ve çevrenin insanlık için en stratejik konular haline geldiği bir dönemdir. Enerji arz güvenliği, iklim değişikliğiyle mücadele, karbon salınımlarının azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir zorunluluktur. Bu nedenle, 21. yüzyılın üniversiteleri artık yalnızca bilgi üreten kurumlar değil aynı zamanda sürdürülebilir bir gelecek inşa eden merkezler olmak zorundadır. Biz de Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak, enerji verimliliği, temiz üretim teknolojileri, çevre bilinci ve yeşil dönüşüm alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla Türkiye’nin Yeşil Kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz." "Üniversitelere ve araştırma merkezlerine büyük sorumluluklar düşmektedir" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, üniversitelerde yetişen gençlerin Türkiye Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatı olduğunu belirterek, "Üniversitelerimiz, sadece eğitim kurumları değil aynı zamanda ülkemizin geleceğini şekillendiren, fikirleriyle, araştırmalarıyla ve yetiştirdiği gençlerle Türkiye Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatıdır. Bugün teknolojik gelişmelerin, yapay zekadan enerji dönüşümüne kadar her alanda hızla ilerlediği bir dönemi yaşıyoruz. Bu süreçte, üniversitelere ve araştırma merkezlerine büyük görevler ve sorumluluklar düşmektedir. Bilimsel üretkenlik, yenilikçi düşünce ve sürdürülebilir teknoloji geliştirme alanlarında elde edilecek her bir başarı, ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacaktır" diye konuştu. "Gemilerimizi yerli ve millileştirdik, destan yazmaya başladık" Türkiye’nin günlük 1.1 milyon varil petrol tükettiğine vurgu yapan Bakan Yardımcısı Şatıroğlu, "Türkiye, günde 1.1 milyon varil petrol tüketen bir ülke. Gabar’da destan yazmış olmamıza rağmen günlük Türkiye’de 136 bin varil petrol üretiyoruz. 34 bin varil petrol üretimimizde yurt dışındaki proje ortaklıklarımızla birlikte üretiliyor. Günlük 180 bin varil petrol üreten bir ülkeyiz ancak 1.1 milyon varil tüketen bir ülkeyiz. Bundan yıllar önce yabancı gemilerle yürüttüğümüz hidrokarbon arama çalışmaları, yabancıların gemide olması sebebiyle gecikmelere uğradı. Ne zaman ki bu gemilerimizi yerli ve millileştirip mürettebatı siz gençlerden seçtik, biz ondan sonra destan yazmaya başladık" ifadelerini kullandı. "Bu topraklarda var olmanın bedeli var" Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ise uçak kazalarında şehit olan askerler için başsağlığı dileyerek, "Bu topraklarda yaşamanın, var olmanın bir bedeli var. Bu topraklarda var olmanın bedeli bugünlerde ortaya çıkmış değil, kadimden bu yana bu böyle gelmiş. Anadolu medeniyetler beşiği diyoruz ancak aynı zamanda Anadolu medeniyetler mezarlığı. Bu topraklarda yaşamanın bedelini alamayan ve gerektiği yerde o duruşu sergileyemeyen milletler, medeniyetler mezarlığında tozun toprağın altına karışıp gitmişler. Bu topraklarda var olmanın bedelini göze alarak var olmalıyız. Günümüzde savaşlar, kampüslerde, üniversitelerde yapılan teknik araştırmalarla, bilimsel araştırmalarla kazanılıyor. Günümüzün şartları bunu gerektiriyor. Savaş meydanında durmamız gerektiği gibi duracağız ama cenge hazır olmanın yolu, yöntemi, bilimsel araştırmalarla gerçekleşiyor" dedi. Konuşmaların ardından 2025 yılında "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesine giren akademisyenlere başarı belgeleri takdim edildi. Ayrıca programda, akademik olarak doktor, doçent ve profesör unvanı alan akademisyenlere belgeleri verildi. Belge takdiminin ardından ‘Güneş Enerji Santrali Şebeke Bağlantı’ açılışı düzenlendi.
SUBÜ personeline çevre yönetimi eğitimi
14 Kasım 2025 Cuma - 18:12 SUBÜ personeline çevre yönetimi eğitimi SUBÜ Personel Daire Başkanlığı’nın Hizmet İçi Eğitim Programı çerçevesinde ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Çevre Yönetimi Eğitimi’ düzenlendi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Personel Daire Başkanlığı’nın Hizmet İçi Eğitim Programı çerçevesinde ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Çevre Yönetimi Eğitimi’ düzenlendi. Eğitimi, Sakarya Meslek Yüksekokulu Çevre Koruma Teknolojileri Bölümü akademisyenleri Doç. Dr. Nazire Pınar Tanattı ve Dr. Öğretim Üyesi Hülya Demirel verdi. Eğitimde Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) yükseköğretim kurumlarındaki yeri ve uygulanabilirliği ele alındı. Katılımcılara sürdürülebilir kampüs yönetimi, çevre politikalarının geliştirilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelede kurumların üstlendiği sorumluluklara ilişkin bilgiler aktarıldı. Program süresince SKA’ların toplumsal, çevresel ve ekonomik boyutları ile enerji verimliliği, doğal kaynakların korunması, çevresel risklerin yönetimi ve sürdürülebilirlik bilincinin kurumsal yapılara entegrasyonu konuları üzerinde duruldu. Uygulama örnekleriyle desteklenen eğitim, personelin çevre yönetimi alanındaki bilgi düzeyinin güçlendirilmesine katkı sundu. Programın sonunda Personel Daire Başkanlığı İdari Tayin Şube Müdürü Meryem Demir Satılmış, eğitime katkılarından dolayı Doç. Dr. Nazire Pınar Tanattı ve Dr. Öğretim Üyesi Hülya Demirel’e teşekkür belgesi takdim etti.
SUBÜ’de Yazılım Geliştirme ve Sistem Laboratuvarı açıldı
14 Kasım 2025 Cuma - 18:12 SUBÜ’de Yazılım Geliştirme ve Sistem Laboratuvarı açıldı SUBÜ Teknoloji Fakültesi’nde ‘Yazılım Geliştirme ve Sistem Laboratuvarı’ açıldı. Laboratuvar, başta yapay zeka çalışmaları olmak üzere yüksek performans gerektiren uygulamaların yapılmasına imkan sağlayacak. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Teknoloji Fakültesi’nde ‘Yazılım Geliştirme ve Sistem Laboratuvarı’ açıldı. 40+1 adet bilgisayarın yer aldığı laboratuvar, güçlü ekran kartı ve donanım özellikleri sayesinde özellikle yapay zeka çalışmaları için rahat kullanım imkânı sunacak. Laboratuvar bunun yanı sıra; yazılım geliştirme, siber güvenlik, blok zincir çalışmaları, ağ analiz yazılımları gibi yüksek performans gerektiren uygulamaların yapılmasına imkan sağlayacak. Kısa süre önce Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) Laboratuvarı ve Mekatronik Laboratuvarı’nın açılışını da gerçekleştirdiklerini hatırlatan SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, "+1 Eğitim Modelimiz kapsamında öğrencilerimizin beceri kazanması bizler için çok önemli. Bunun yanı sıra akademisyenlerimizin sahanın sorunlarına çözüm üreten Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirmelerini arzu ediyoruz. Teknik donanımı yüksek laboratuvarlara yaptığımız yatırımlar aslında modelimizi ve hedeflerimizi destekliyor. Çok şükür bunun faydasını da görüyoruz. Gerek ilgili uygulama ve araştırma merkezlerimiz gerekse Teknoloji Fakültemizde çalışmalar akşam saatlerinde dahi sürdürülüyor. İnşallah yüksek donanımlı bilgisayardan oluşan yeni laboratuvarımız da üniversitemizin misyonunu yerine getirme ve daha da mükemmelleştirmeye yönelik kapasitesine katkı sağlayacak. Hem akademisyenlerimizin hem de öğrencilerimizin üst düzey çalışmalar yapmasına imkân verecek Yazılım Geliştirme ve Sistem Laboratuvarı’nın fakültemize ve üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Çoruh’un incisi somon, genç şef adaylarının ellerinde yarıştı
14 Kasım 2025 Cuma - 18:04 Çoruh’un incisi somon, genç şef adaylarının ellerinde yarıştı Artvin’de üretilen Türk somonunun gastronomideki değerini öne çıkarmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, genç şef adayları somonla hazırladıkları özgün tabaklarla hünerlerini sergiledi. Artvin’de hızlı akışı ve yüksek oksijen seviyesiyle bilinen Çoruh Nehri üzerinde kurulu barajlarda üretilen ve "Artvin somonu" olarak da anılan Türk somonu, bu kez üniversiteli genç şef adaylarının hünerleriyle buluştu. Temiz ve soğuk nehir suyunda yetiştiği için ağır metal ve mikro plastik içermemesiyle dikkat çeken Artvin somonu, Türkiye’nin ihracatında son yıllarda önemli bir paya sahip ürünler arasında yer alıyor. Bu değerli ürünün gastronomi alanında farklı yorumlarla tanıtılması amacıyla Artvin Çoruh Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından "Çoruh’un İncisi Somon Yemekleri Yarışması" düzenlendi. Yarışmada Modern-Füzyon Tabak, Soğuk Başlangıç, Geleneksel Yorum ve Sağlıklı Tabak olmak üzere dört kategoride 33 öğrenci katıldı. Etkinlik, öğrencilerin somonu temizleyerek hazırlamasıyla başladı. Ardından katılımcılar, somonu farklı pişirme teknikleriyle işleyerek özgün tariflere dönüştürdü. Son aşamada ise tabaklarını sunum estetiğine uygun garnitür ve dekorlarla hazırlayıp jüriye servis etti. Jüri üyeleri, tabakları lezzet dengesi, ürünün doğru kullanımı, pişirme tekniği ve sunum estetiği gibi kriterler üzerinden değerlendirdi. Yapılan detaylı tadım ve puanlamanın ardından, damak tadı ve teknik puanlamada öne çıkan öğrenciler dereceye girmeye hak kazandı. Artvin Çoruh Üniversitesi Mutfak Sanatları ve Gastronomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüdai Ercoşkun, yarışmayla ilgili yaptığı açıklamada, "Bir süredir somonla ilgili çalışmalarımız vardı. Artvin’de somon üretimi her yıl artıyor ve artık dünya çapında bilinen bir ürün haline geldi. Artvin somonunun en büyük özelliği, diğer deniz ürünlerinde karşılaşılabilen ağır metal ve mikro plastikleri içermemesidir. Bunun sebebi, düzenli yağış alan bölgemizin oksijen bakımından zengin hızlı akan bir nehre sahip olmasıdır. Yarışmamızda geleneksel Artvin yemekleriyle somonu birleştiren tabaklara da yer verdik. Dört kategoride toplam 12 öğrencimize ödül verdik. Bu bir başlangıç, önümüzdeki yıllarda daha kapsamlı çalışmalar yapmayı planlıyoruz" ifadelerine yer verdi. Yarışmada dereceye giren öğrencilere ödülleri, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, Vali Yardımcısı İsmail Erdoğan ve Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Aydın tarafından takdim edildi.
OMÜ Mimarlık Fakültesi öğrencileri tasarımı gökyüzünden öğrendi
14 Kasım 2025 Cuma - 17:08 OMÜ Mimarlık Fakültesi öğrencileri tasarımı gökyüzünden öğrendi Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mimarlık Fakültesi, insansız hava aracı (İHA) teknolojilerinin tasarım ve planlama süreçlerinde oluşturduğu dönüşümü öğrencilerle buluşturdu. OMÜ Mimarlık Fakültesinde gerçekleştirilen "Gökyüzünden Tasarlamak: Mimarlıkta İHA Teknolojileri ve İHA-1 Pilotluk Eğitimi" etkinliği, akademisyenlerin ve öğrencilerin yoğun katılımıyla Mimarlık Fakültesi Seminer Salonu’nda düzenlendi. Programa Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Çetin, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Serpil Kaptan, öğretim üyeleri, Mimarlık Fakültesi öğrencileri ve Samsun Meslek Yüksekokulu öğrencileri katıldı. Gökyüzüyle bütünleşen tasarım anlayışı OMÜ Mimarlık Fakültesi ile bir teknoloji şirketi iş birliğinde düzenlenen etkinlikte şirket temsilcileri Metehan Ünalan ve Elvin Özölçer, İHA teknolojilerinin mimarlık pratiğine kazandırdığı yenilikleri detaylarıyla aktardı. İHA’ların; havadan veri toplama, 3B modelleme, haritalama ve gerçek mekân görselleştirme süreçlerine dair sunduğu imkanlar öğrencilere kapsamlı örneklerle anlatıldı. Mimarlık ve şehircilikte yeni bir dönem Sunumda, İHA’ların mimarlık, iç mimarlık ve şehir planlamasında açtığı yeni tasarım kapıları üzerinde duruldu. Arazi analizi ve ölçümleme çalışmalarında sağladığı hassasiyet, kentsel planlamada yüksek çözünürlüklü haritalama ve ulaşım analizindeki katkıları, mimari projelerin havadan sunumundaki estetik avantajları ve kültürel mirasın korunmasındaki rolü vurgulandı. İHA teknolojilerinin, tasarım süreçlerine bambaşka bir perspektif kazandırdığı ifade edildi. Etkinlikte ayrıca Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) onaylı İHA-1 ve İHA-2 Pilotluk Eğitimleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Hava hukuku, uçuş güvenliği, meteoroloji, acil durum yönetimi gibi konuları içeren eğitimlerin sonunda öğrencilerin e-Devlet üzerinden doğrulanabilir pilotluk sertifikası elde edebileceği belirtildi.
OMÜ ile Aziz Atik Fen Lisesi arasında iş birliği protokolü
14 Kasım 2025 Cuma - 17:01 OMÜ ile Aziz Atik Fen Lisesi arasında iş birliği protokolü Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ile Samsun İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Aziz Atik Fen Lisesi (AAFL) arasında, öğrencilerin bilimsel, teknolojik ve kültürel gelişimlerini desteklemek amacıyla bir yıllık eğitim iş birliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında; Hezarfen 3 Projesi Kapsamında Eğitim İş Birliği, OMÜ Sürekli Eğitim Merkezi (OMÜSEM) ile Sertifikasyon Programları, Tıp Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi ile Ortak Çalışmalar, Start-Up Girişimleri, IEEE Öğrenci Topluluğu ile İş Birliği ve OMÜ Uluslararası İlişkiler Birimi ile Ortak Projeler yer alıyor. Söz konusu protokol, lise öğrencilerinin bilimsel üretim süreçlerine katılımını teşvik etmeyi, onları üniversite ortamıyla tanıştırarak yenilikçi ve girişimci bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Ayrıca, ulusal ve uluslararası düzeyde yapılacak bilimsel etkinliklere katılımın artırılması ve öğrencilerin geleceğin nitelikli insan kaynağı olarak yetiştirilmesi amaçlanıyor. İmza törenine; OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Begüm Korunur Engiz, Aziz Atik Fen Lisesi Okul Müdürü Murat Boztepe ve Hezarfen Projesi Koordinatörü Sadullah Genç katıldı. Protokol, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ile Aziz Atik Fen Lisesi Müdürü Murat Boztepe tarafından imzalandı. Törende konuşan Prof. Dr. Kurnaz, üniversitenin gençlerin bilimsel ve teknolojik gelişimine her zaman destek verdiğini belirterek, "Bu tür iş birlikleri, gençlerimizin potansiyelini ortaya çıkararak geleceğin bilim insanlarını, mühendislerini ve girişimcilerini yetiştirmemize katkı sunacaktır" dedi. Protokol töreni, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kastamonu Üniversitesi’nde okul öncesi eğitim ele alındı
14 Kasım 2025 Cuma - 15:58 Kastamonu Üniversitesi’nde okul öncesi eğitim ele alındı Kastamonu Üniversitesi’nde "Erken Çocukluk Eğitiminde Doğa Temelli Yaklaşım ve Orman Okulu Pedagojisi" paneli gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyfettin Kaymakcı, okul öncesi eğitime verilen önemin veya okul öncesi eğitiminde yetiştirilen insan sayısının yakın zamanda artmaya başladığını kaydetti. Kastamonu Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen, "Erken Çocukluk Eğitiminde Doğa Temelli Yaklaşım ve Orman Okulu Pedagojisi" paneli, alanında uzman akademisyenlerin ve uygulayıcıların katılımıyla gerçekleştirildi. Doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocukluk dönemine katkılarının ele alındığı panelin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, "En çok korktuğum ama en çok da merak ettiğim grup hep okul öncesi oldu. Çünkü temeli atmış olduğunuz çocuğun, ‘ağaç yaş iken eğilir’ demiş olduğunuz durumunun esasında gerçekleştiği hep okul öncesiydi. Fakat okul öncesi eğitime verilen önem veya okul öncesi eğitiminde yetiştirdiğimiz insan sayısı, beşeri sermayemiz, yakın zamanda artmaya başladı. Hatta okul öncesi eğitimde hoca olmadığı için okul öncesi öğretmenliği bölümünde derse girdim ben. Ben sosyal bilgiler çalışıyorum; tarih eğitimi çalışıyoruz, biraz hayat bilgisi eğitimi çalışıyoruz ama okul öncesi farklı bir mecra. Bu benim yapabileceğim ya da yapmam gereken bir şey değildi. Ama ders boş; boş geçmesin diye Türkiye’de okul öncesinde derse giren arkadaşları tarayarak bir şeyler öğrenme gayreti içerisindeydik" dedi. 2015 yılında Kastamonu’ya geldiğinden bahseden Rektör Yardımcısı Kaymakcı, "2015’ten bugüne 10 yıl içerisinde kat etmiş olduğumuz mesafeye baktığımızda gerçekten ümitvarız ve geleceğe daha güvenle bakıyoruz. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi özelinde düşündüğümüzde burada kıymetli hocalarımız var. Gençlerimiz burada yetişiyorlar ve yetişmeye devam edecekler. Hem hane sahibi olmanın verdiği bir gurur var hem de ekilen tohumların yeşermesi, meyveye durması ve bu meyvenin her tarafa ihraç edilmesi diyelim. Sosyal alanlarla beraber sizlerle karışık duygular içinde hasbihal ediyoruz arkadaşlar. Okul dışı öğrenme ayrı hususiyeti olan bir taraf; tabi okul öncesindeki iş bambaşka. Ama bizim hayat bilgisinde, sosyal bilgilerde yakın zamanda çıkardığımız ‘okul dışı tarih öğretmeni’ kitabının içerisindeki yapıya baktığımızda da esasında Osmanlı döneminden itibaren sürekli içinde olduğumuz ve günümüzde de giderek nitelikli hale getirdiğimiz bir yapı silsilesinden bahsediyoruz" diye konuştu. Yurt dışında katıldığı bir gezi programından ve yaptığı incelemeden bahseden Kaymakcı, "Bir okulu ziyaret ettim. Ziyarette öğrenciler ve öğretmen dışarıdan geliyordu. Meğer bu çocuklar üretim, dağıtım ve tüketimi öğreniyorlarmış. Meğer bir buğdayın ekmeğe dönüş yolculuğundan bu işi anlamaya çalışıyorlarmış. Öğretmen öğrencilerini almış, okul dışına götürmüş; tarlaya gitmişler, çiftçilerle bir araya gelmişler. Buğday nasıl ekiliyor, buğday tanesi yetişip hasat yapılıncaya kadar hangi serüvenlerden geçiyor öğrenmişler. Hikâye burada bitmemiş; sonra ekmek olacak neticede değirmene gitmişler, değirmende incelemeler yapmışlar; arkasından fırına gitmişler, fırında inceleme yapmışlar; ardından okula dönmüşler. Okula geldiklerinde de bu süreci birbirlerine anlatmışlar. Öğretmenin daha önce buğdayın serüveni ile ilgili seçmiş olduğu kitabın hikâyesini tamamlamışlar ve oradan izlenimlerini resmetmişler. Dedim ki, o zaman okul dışı öğrenme farklı bir şeymiş" şeklinde konuştu. Panelin moderatörlüğünü Doç. Dr. Aysun Ata Aktürk yaptı. Aktürk, doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocukluk dönemine etkilerinin farklı başlıklarda ele alınacağını belirterek, panelin katılımcılara hem kuramsal hem uygulamaya yönelik zengin bir bakış açısı kazandıracağını ifade etti. Panelde konuşmacı olarak Prof. Dr. Berat Ahi, Dr. Öğretim Üyesi Fatma Yalçın, Öğretim Görevlisi Ömer Dilek ve Okul Müdürü Vahide Yılmaz yer aldı. Katılımcılar, doğa temelli eğitim uygulamalarının çocukların bilişsel, sosyal-duygusal ve fiziksel gelişimine katkılarını kendi deneyimleriyle aktardı; uygulama süreçlerinde karşılaşılan güçlükleri ve çözüm önerilerini paylaştı.