EĞİTİM
Malatya’da İnönü Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’ne erişilebilirlik ödülü 17 Mart 2026 Salı - 17:05:41 İnönü Üniversitesi Merkez Kütüphanesi "Erişilebilirlik Bayrağı" almaya hak kazandı. Malatya’da, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonu’nun yaptığı incelemeler sonucunda İnönü Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, "Mekânda Erişilebilirlik Bayrağı" ve "Erişilebilirlik Belgesi" alma başarısı elde etti. Düzenlenen bayrak ve belge takdim törenine İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Sait Çeçen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Prof. Dr. Ali Özer, Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, Genel Sekreter Abuzer Kalkan, Genel Sekreter Yardımcıları Ömer Çelik ile Yaşar Kalkan, Yapı İşleri Daire Başkanı Gülşen Dayı, Engelsiz İnönü Koordinatörü Orhan Şahin ve Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Neziha Üstüner katıldı. Tören öncesinde konuşan İl Müdürü Ali Sait Çeçen, Malatya’da erişilebilir kurum sayısını artırmayı hedeflediklerini belirterek, erişilebilirliğin toplumsal yaşam açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Çeçen, sürece katkı sunan üniversite yönetimine teşekkür etti. Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat ise elde edilen başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, emeği geçen tüm birimlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından İl Müdürü Ali Sait Çeçen tarafından Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat’a "Mekânda Erişilebilirlik Bayrağı" ile "Erişilebilirlik Belgesi" takdim edildi.
17 Mart 2026 Salı - 17:04 MTÜ’de İstiklal Marşı konferansı düzenlendi İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yılı dolayısıyla Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde (MTÜ) "Millî Ruhun Sesi: İstiklal Marşı" başlıklı bir konferans düzenlendi. MTÜ Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Kenan Işık Amfisinde yapılan konferansa İnönü Üniversitesi’nden emekli öğretim görevlisi İbrahim Uzunoğlu konuşmacı olarak katıldı. Programın protokolünde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Erdem, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ebru Doğan, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci yer aldı. Etkinlik kapsamında saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu. Günün anlam ve önemine binaen programda özel bir duyarlılık gösterilerek, STMF Müzik Bölümü öğretim elemanı Öğr. Gör. Harun Barış eşliğinde tüm salon İstiklal Marşı’nı hep bir ağızdan seslendirdi. Salonu dolduran öğrenciler, marşı büyük bir coşku ve birlik duygusuyla okuyarak programa anlamlı bir atmosfer kattı. Uzunoğlu, konuşmasında İstiklal Marşı’nın yalnızca bir milli marş olmanın ötesinde, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini, vatan sevgisini ve milli ruhunu yansıtan güçlü bir metin olduğunu vurguladı. Marşın yazıldığı tarihi şartları ve Mehmet Âkif Ersoy’un düşünce dünyasını da ele alan Uzunoğlu, İstiklal Marşı’nın tarihi derinliği ve taşıdığı anlam üzerine değerlendirmelerde bulundu. Öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği konferansın sonunda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Erdem tarafından Öğr. Gör. İbrahim Uzunoğlu’na günün anısına hediye takdim edildi.
17 Mart 2026 Salı - 16:46 MCBÜ’de geleneksel bayramlaşma töreni gerçekleştirildi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Bayramlaşma Töreni, bu yıl da Ramazan Bayramı vesilesiyle farklı yerleşkelerde gerçekleştirildi. Törenler; Şehzadeler Yerleşkesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi fuaye alanı, Uncubozköy Sağlık Yerleşkesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimlik katı ile Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi Dumanlıdağ Restoran’da yapıldı. Törenlere Rektör Prof. Dr. Rana Kibar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Çetin, Prof. Dr. Kadir Ay ve Prof. Dr. Oktay Üçer, dekanlar, enstitü, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürleri ile çok sayıda akademik ve idari personel katıldı. Rektör Prof. Dr. Rana Kibar, her bir yerleşkede gerçekleştirdiği konuşmasında Ramazan-ı Şerif ayına ulaşmanın huzur ve mutluluğunu dile getirerek, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise azaptan kurtuluş olan bu mübarek ayın; kalplerimize huzur, gönüllerimize sükûnet, hayatımıza bereket ve selamet getirmesini temenni ediyorum. Aynı zamanda, başta mazlum coğrafyalar olmak üzere tüm İslam âleminde yaşanan sıkıntıların sona ermesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı. Rektör Kibar, Ramazan ayının yardımlaşma, dayanışma ve manevi duyguların en yoğun şekilde yaşandığı, kültürümüzde ve inancımızda müstesna bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, bu kıymetli günlerin birlik ve beraberliği daha da güçlendirmesini temenni etti. Konuşmasının sonunda ise, "Rabbim bizleri sevdiklerimizle birlikte sağlık, huzur ve afiyet içinde Ramazan Bayramı’na da eriştirsin. Bu vesileyle Ramazan Bayramı’nın sizlere, kıymetli ailelerinize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyor, bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Katılımınız için her birinize teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum" dedi. Programlar, bayramlaşmanın ardından çekilen toplu hatıra fotoğrafları ile sona erdi.
17 Mart 2026 Salı - 15:09 Kütahya’da "Geleceğin İş İnsanları" programı ikinci kez başladı Kütahya, genç girişimcilerin yenilikçi ve teknolojik fikirlerini hayata geçirmelerine imkan sağlayacak önemli bir programa yeniden ev sahipliği yapıyor. Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) ile Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) arasında imzalanan "İleri Girişimcilik Ekosisteminin Güçlendirilmesi" protokolü kapsamında hayata geçirilen "Geleceğin İş İnsanları" KUTSO Girişim Hızlandırma Programı, bu yıl ikinci kez start aldı. Geçtiğimiz yıl ilk start-up yarışmasıyla başlayan program, bu yıl daha kapsamlı bir içerikle genç girişimcilere sunuluyor. Program, Kütahya’da yaşayan ve yenilikçi iş fikirlerine sahip gençlerin projelerini sürdürülebilir ve yatırımcıya hazır girişimlere dönüştürmesini amaçlıyor. Katılımcılara iş modeli geliştirmeden ticarileşmeye, finansal planlamadan yatırımcı sunumlarına kadar girişimciliğin tüm aşamalarında kapsamlı destek sağlanacak. Program kapsamında sağlık teknolojilerinden yapay zekâya, Endüstri 4.0’tan sürdürülebilirlik çözümlerine kadar birçok alanda proje başvuruları kabul edilecek. Eğitim teknolojileri, finans teknolojileri, tarım ve gıda teknolojileri ile oluşturucu endüstriler de başvuru yapılabilecek alanlar arasında yer alıyor. Çok aşamalı süreçle girişimciler desteklenecek Program; başvuru, ön değerlendirme, eğitim ve final aşamalarından oluşan çok aşamalı bir süreçle yürütülecek. Katılımcılar Open House Meeting, BootCamp eğitimleri ve yatırımcı sunum hazırlıkları gibi aşamalardan geçerek projelerini geliştirme fırsatı bulacak. Sürecin sonunda düzenlenecek Demo Day etkinliğinde ise girişimler, yatırımcılar ve jüri karşısında projelerini sunacak. Programa başvurular 16 Mart - 5 Nisan 2026 tarihleri arasında alınacak. Ön değerlendirme sonuçları 17 Nisan’da açıklanacak. Final etkinliği olan Demo Day ise 21 Mayıs 2026 tarihinde KUTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Programa, Kütahya’da ikamet eden üniversite öğrencileri, lise son sınıf öğrencileri ve 35 yaşını doldurmamış genç girişimciler başvurabilecek. Adayların yenilikçi, uygulanabilir ve ölçeklenebilir iş fikirlerine sahip olmaları bekleniyor. Başvurular bireysel ya da ekip halinde yapılabilecek. Program sonunda başarılı bulunan girişimler ödüllendirilecek. Birinciye 75 bin TL, ikinciye 50 bin TL, üçüncüye 35 bin TL, dördüncü ve beşinci girişimlere ise 20’şer bin TL ödül verilecek.
Kastamonu Üniversitesi’nde yapay zeka ve yayın etiği eğitimi
23 Ocak 2026 Cuma - 16:01 Kastamonu Üniversitesi’nde yapay zeka ve yayın etiği eğitimi Kastamonu Üniversitesi’nde hayata geçirilen proje kapsamında, 283 araştırmacıya yayın etiği çerçevesinde yapay zeka yabanlı dil modellerinin kullanımı konusunda eğitim verildi. Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ev sahipliğinde ve TÜBİTAK desteğiyle "Yayın Etiği Çerçevesinde Yapay Zeka Tabanlı Dil Modellerinin Kullanımı" başlıklı eğitim programı düzenlendi Doç. Dr. Erkam Temir yürütücülüğünde hayata geçirilen programda, üretken yapay zeka araçlarının akademik üretim süreçlerine etkisi, etik riskler, hukuki sorumluluklar ve iyi uygulama ilkeleri çerçevesinde kapsamlı biçimde değerlendirildi. Çevrimiçi olarak gerçekleştirilen eğitimlere, farklı disiplinlerden toplam 283 araştırmacı katıldı. Katılımcıların yapay zeka tabanlı dil modellerini bilimsel araştırma süreçlerinde kullanırken karşılaşabilecekleri etik sorunları tanıması, yapay zekanın literatür taraması, veri analizi, kodlama ve taslak metin üretimi gibi alanlarda araştırmacıya zaman kazandıran bir kolaylaştırıcı işlevi görebildiği, buna karşılık kontrolsüz ve şeffaf olmayan kullanımın intihal, fikri mülkiyet ihlali, atıf hataları, uydurma/yanlış bilgi üretimi ve yazar katkısının belirsizleşmesi gibi sorunlara zemin hazırlayabildiği vurgulandı. Eğitimlerde dil modellerinin karar verici otorite olarak konumlandırılmaması gerektiği üzerinde duruldu. Akademik çalışmanın temelini oluşturan hipotez kurma, yöntemsel tercih yapma, yorumlama ve tartışma, inşa etme gibi entelektüel süreçlerde nihai sorumluluğun araştırmacıda olduğu, yapay zekanın ise ancak insan denetimi altında, doğrulama ve eleştirel değerlendirme süreçleri işletilerek kullanılmasının bilimsel etik açısından zorunlu olduğu ifade edildi. İki gün süren etkinlik, 16 saatlik yoğunlaştırılmış program formatında yürütüldü. Alanında uzman isimlerin katkısıyla disiplinler arası bir yaklaşım benimsenirken, yayın etiği ilkeleri, akademik dürüstlük standartları, metin üretiminde sorumluluk paylaşımı, fikri haklar ve ihtimal hukuki sonuçlar gibi başlıklar etrafında değerlendirmeler yapıldı. Katılımcılar ayrıca, yapay zeka kullanımının hangi durumlarda beyan edilmesi gerektiği, üretilen çıktının nasıl doğrulanacağı ve metin üretim sürecinde insan katkısının nasıl şeffaf biçimde gösterilebileceği gibi konularda örnek senaryolar üzerinden münazara etme imkanı buldu. Etkinliğin kapanışında, katılımcıların yapay zeka destekli araçları kullanırken şeffaf beyan, çıktı doğrulama ve etik risk farkındalığı konularında yetkinlik kazandıklarının raporlandığı bildirildi. Programın, akademik üretimde kalite güvencesini güçlendirmeyi ve araştırmacılara hızla dönüşen dijital araştırma ekosisteminde yol gösterecek bir etik çerçeve sunmayı amaçladığı kaydedildi.
Öğrencilerin yeni mekanı Yahya Kemal Kitap köşkü oldu
23 Ocak 2026 Cuma - 15:48 Öğrencilerin yeni mekanı Yahya Kemal Kitap köşkü oldu Düzce Belediyesi tarafından yenilenerek kütüphaneye dönüştürülen ve açılışı geçtiğimiz hafta yapılan Yahya Kemal Kitap Köşkü, öğrencilerin yeni mekanı haline geldi. 23 Nisan Parkı içerisinde bulunan kitap köşkü, sakin bir ortamda ders çalışmak isteyen gençlerin akınına uğruyor. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, şehrin birçok alanında gerçekleştirdiği proje yatırımları arasında en çok önem verdiği eğitim yatırımlarına bir yenisini ekleyerek şehrin üçüncü kütüphanesini Düzceli gençlerin hizmetine sundu. Adını Türk edebiyatının önemli şair ve yazarları arasında yer alan Yahya Kemal Beyatlı’dan alan Yahya Kemal Kitap Köşkü, açılışından çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen öğrencilerin uğrak mekanı haline geldi. Millet Kütüphanesi ve Sabiha Ulusoy Kütüphanesinin ardından şehrin üçüncü kütüphanesi olarak hizmet vermeye başlayan kitap köşkünü kullanan gençler, arkadaşlarıyla birlikte çalışabilmelerinin motivasyonları açısından önemli bir etki oluşturduğunu ve Yahya Kemal Kitap Köşkü’nde bunu yaptıklarını paylaştı. Ortamın çok nezih ve güzel olduğu konusunda hemfikir olan gençler, çalışma alanlarının genişliği ve herkesin kendine ait bir alanının olmasının da Yahya Kemal Kitap Köşkünü tercih etmelerinde bir etken olduğunu belirtirken, odaklanma konusunda da söz konusu yeni kütüphanenin kendilerine yardımcı olduğunu dile getirdiler. Bu kütüphanenin açılışından ötürü çok mutlu olduklarına vurgu yapmayı da ihmal etmeyen gençler, yeni kütüphanelerin açılmasını da beklediklerini ve başta Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini iletmeyi ihmal etmedi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin, Kütahya’da mesleki eğitimle ilgili mesajlar verdi
23 Ocak 2026 Cuma - 14:49 Milli Eğitim Bakanı Tekin, Kütahya’da mesleki eğitimle ilgili mesajlar verdi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kütahya’da düzenlenen Mesleki Eğitimde Stratejik İşbirliği, Dijital Dönüşüm ve Hamilik Protokolü İmza Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Bakan Tekin, AK Parti hükümetleri döneminde eğitimin her zaman öncelikli alanlardan biri olduğunu vurgulayarak mesleki eğitimle ilgili açıklamada bulundu. Eğitime ayrılan bütçenin demokratikleşmenin önemli göstergelerinden biri olduğuna dikkat çeken Tekin, 2003 yılından bu yana eğitim bütçesinin genel bütçe içinde ilk sırada yer aldığını ifade etti. Bu yaklaşımın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitime verdiği önemin bir yansıması olduğunu belirten Tekin, son 20 yılda eğitimde üç ana başlıkta büyük dönüşümler gerçekleştirildiğini söyledi. Derslik ve öğretmen sayısında büyük artış Bakan Tekin, 2002 yılında Türkiye genelinde yaklaşık 350 bin derslik bulunduğunu, bunların önemli bir kısmının ekonomik ömrünü tamamladığını belirterek, bugün derslik sayısının 750 bine ulaştığını açıkladı. Öğretmen sayısında da önemli bir artış yaşandığını dile getiren Tekin, 2002’de yaklaşık 500 bin olan öğretmen sayısının bugün 1 milyon 200 bini aştığını, bu süreçte 820 bin öğretmen ataması yapıldığını kaydetti. Okulların teknolojik altyapısının da dünya çapında örnek gösterildiğini vurgulayan Bakan Tekin, Birleşmiş Milletler raporlarında Türkiye’nin neredeyse tüm dersliklerinde etkileşimli tahta ve internet erişimi bulunan nadir ülkelerden biri olarak yer aldığını hatırlattı. Eğitimde kalite ve uluslararası başarı Eğitimde niteliğin artırılmasına yönelik adımların da sonuç verdiğini belirten Tekin, Türkiye’nin OECD tarafından düzenlenen PISA ve TIMSS sınavlarında büyük bir yükseliş kaydettiğini söyledi. Bakan Tekin, Aralık 2024’te açıklanan TIMSS sonuçlarında Türkiye’nin Avrupa ve OECD ülkeleri arasında ilk üçte yer aldığını ifade etti. Mesleki eğitimde yeni dönem Konuşmasında mesleki ve teknik eğitime özel bir parantez açan Bakan Tekin, 28 Şubat sürecinin bu alanda ciddi tahribata yol açtığını belirterek, bu olumsuz etkilerin giderilmesi için 2013 yılından itibaren yoğun çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Organize Sanayi Bölgeleri içinde açılan meslek liseleri, sektörle uyumlu müfredatlar ve öğretmenlerin güncel bilgiyle donatılması gibi adımların önemine dikkat çekti. 2024 yılı Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi ile yeni eğitim modellerinin hayata geçirildiğini belirten Tekin, sektörle entegre okul modelleri ve yoğun işbaşı eğitimlerinin yaygınlaştırıldığını açıkladı. Kütahya ilk örneklerden biri oldu Mesleki eğitimde "Hamilik sistemi"nin hayata geçirildiğini belirten Bakan Tekin, bu uygulamanın ilk örneklerinden birinin Kütahya’da başlatıldığını söyledi. Kütahya’daki iş birliği ortamından duyduğu memnuniyeti dile getiren Tekin, milletvekilleri, yerel yöneticiler, oda başkanları ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sürece güçlü destek verdiğini ifade etti. Türkiye’nin modeli dünyada ilgi görüyor Bakan Tekin, Türkiye’nin mesleki ve teknik eğitimde geliştirdiği modellerin uluslararası alanda da ilgi gördüğünü belirterek, Finlandiya ve Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkenin bu modelleri incelemek üzere Türkiye ile temas kurduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda sektörle iş birliğinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Bakan Tekin, "Sektörün ihtiyaçlarını analiz etmeden yetiştirilen insan kaynağı sürdürülebilir olmaz. Bu iş birliğiyle hem nitelikli eleman yetiştireceğiz hem de ülkemizin ekonomik gücüne katkı sağlayacağız" dedi.
Denizli OSB’ye meslek yüksekokulu kazandırılıyor
23 Ocak 2026 Cuma - 14:37 Denizli OSB’ye meslek yüksekokulu kazandırılıyor Denizli Organize Sanayi Bölgesi ile Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) arasında, bölgeye Meslek Yüksekokulu (MYO) kazandırılmasına yönelik önemli bir iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı ile PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör arasında imza altına alındı. İmzalanan protokol kapsamında Denizli OSB bünyesinde kurulacak Meslek Yüksekokulu ile teori ve pratiğin iç içe geçtiği, sanayiyle tam entegre bir eğitim modeli hayata geçirilecek. Proje sayesinde öğrenciler, eğitim süreçleri boyunca üretimle doğrudan temas kurarak mezuniyet sonrası istihdama daha hızlı ve donanımlı şekilde katılma imkânı bulacak. Böylece bölge sanayicilerinin nitelikli iş gücü ihtiyacına da önemli ölçüde çözüm sağlanması hedefleniyor. Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, imza töreninde yaptığı açıklamada üniversite-sanayi iş birliklerinin önemine dikkat çekerek, "Bu protokol ile öğrencilerimizi yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama odaklı ve sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir anlayışla yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Denizli OSB ile kurduğumuz bu güçlü iş birliğinin hem üniversitemize hem de bölgemize büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Rindera İş ve Yaşam Merkezi binasının bir katında oluşturulacak Meslek Yüksekokulumuzda 2 yılın birinci yılı teorik eğitim, ikinci yılı ise Bölgedeki firmaların dahil olacağı uygulamalı eğitim olacaktır. Açılacak bölümler tamamen Denizli OSB’deki sanayicilerin talep ve beklentilerine uygun olacak şekilde planlanacaktır" ifadelerini kullandı. "Sanayiyle tam uyumlu, güçlü bir eğitim ekosistemi inşa ediyoruz" Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı ise mesleki eğitimin bölge için stratejik bir öncelik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Öncelikle Rindera İş ve Yaşam Merkezi Sahibi Muhanver Gözüm’e teşekkür etmek isterim. Meslek Yüksekokulu projemizden bahsettiğimde binanın bir katını ücret talep etmeksizin tahsis etmeyi kabul etti. Eğitime ve Bölgemize önemli bir kazanımda imzası bulunanlardan biridir kendisi. Yönetim kurulumuzla birlikte mesleki eğitimi, Denizli sanayisinin sürdürülebilir gelişiminin ve nitelikli üretimin temel taşı olarak görüyoruz. Bölgemizde mesleki eğitim alanında önemli başarılar elde eden DOSTEK Kolejimiz ve DOSTEM Mesleki Eğitim Merkezimizin ardından, Denizli OSB’ye kazandıracağımız Meslek Yüksekokulu ile sanayiyle tam uyumlu, uygulama ağırlıklı ve çağın ihtiyaçlarına cevap veren güçlü bir eğitim ekosistemi oluşturuyoruz. Bu adımla gençlerimizi yalnızca meslek sahibi yapmakla kalmayacak, onları mezun olur olmaz üretimin ve istihdamın merkezine taşıyacağız. Aynı zamanda sanayicilerimizin uzun süredir ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağına kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm sunmuş olacağız. Hayata geçireceğimiz Meslek Yüksekokulu projesinin, Denizli’nin üretim gücünü daha da pekiştireceğine ve gençlerimizin geleceğine yön veren örnek bir model olacağına inanıyoruz." Rindera İş ve Yaşam Merkezi Sahibi Muhanver Gözüm ise projeye katkı sunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederek, Denizli OSB Meslek Yüksek Okulu’nun şehre, sanayicilere ve Bölgeye hayırlı olmasını diledi.
Başkan Altay: "Konya Okulu’nda süreklilik arz eden ilim geleneği yeniden ihya ediliyor"
23 Ocak 2026 Cuma - 13:29 Başkan Altay: "Konya Okulu’nda süreklilik arz eden ilim geleneği yeniden ihya ediliyor" Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen "Konya Okulu", şehrin ilim ve düşünce dünyasına katkı sunmaya devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Okulu’nun sadece bir eğitim faaliyeti değil, aynı zamanda medeniyet tasavvurunun bir yansıması olduğunu vurguladı. Konya’nın, asırlardır ilmin, irfanın ve hikmetin merkez şehri olduğunu anımsatan Başkan Altay, "Biz de Konya Büyükşehir Belediyesi olarak bu köklü mirası bugünün insanıyla yeniden buluşturmayı, geçmişten geleceğe sağlam bir ilim köprüsü kurmayı amaçladık. Konya Okulu, bu anlayışın somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı. Konya Okulu’nun, yalnızca akademik bilgi sunmakla kalmadığını, aynı zamanda düşünce, ahlak ve hikmet eksenli bir bakış açısı kazandırdığını dile getiren Başkan Altay, "Alanında uzman akademisyenler, ilim insanları ve düşünürlerin katılımıyla düzenlediğimiz Konya Okulu’nda; Mesnevi sohbetleri, tefsir, hadis, tasavvuf, felsefe ve kelam başta olmak üzere birçok alanda Konya’mızda süreklilik arz eden bir ilim geleneği yeniden ihya ediliyor. Bugüne kadar 444 ders programını başarıyla gerçekleştirdik. Gençlerimizin, akademisyenlerimizin ve tüm hemşehrilerimizin bu ilim halkalarına gösterdiği ilgi bizleri son derece mutlu ediyor. İnşallah bu geleneği daha da güçlendirerek sürdürmeye devam edeceğiz. Ben ilgili tüm vatandaşlarımızı derslerimize davet ediyorum" diye konuştu. Konya Okulu’nda öne çıkan temel konular, Selçuklu medeniyetinin oluşumunda büyük etkileri olan başta tefsir ve hadis (Buhari) okumaları olmak üzere çeşitli alanları kapsıyor. Ayrıca, Mevlana, Konevi, Hadimi, Haris el-Muhasibi, Kadı Iyaz gibi önemli İslam büyükleri ve düşünürleri hakkında da detaylı konuların ele alındığı Konya Okulu’nda, katılımcılara İslam kültürü, tarihi ve düşünce dünyasıyla ilgili geniş bir perspektif sunuluyor. Konya Büyükşehir Taş Bina Kültür Sanat’ta 20 Ekim 2023’te Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç’ın katılımı ile başlayan "Konya Okulu"nda bugünde kadar 444 ders programı başarıyla icra edildi.
BARÜ’nün TÜBİTAK destekli projesiyle yenilikçi hibrit aerojel malzemeler geliştirilecek
23 Ocak 2026 Cuma - 12:24 BARÜ’nün TÜBİTAK destekli projesiyle yenilikçi hibrit aerojel malzemeler geliştirilecek BARTIN (İHA) – Bartın Üniversitesinin (BARÜ), TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) 1001 programı kapsamında desteklenen projesiyle savunma sanayisi ve havacılık gibi stratejik alanlara yönelik yüksek performanslı yeni nesil hibrit aerojel malzemeler geliştirilecek. Bartın Üniversitesi Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Erkartal’ın yürütücülüğünü yaptığı proje, TÜBİTAK-ARDEB "1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı" kapsamında desteklenmeye hak kazandı. "Elektromanyetik Dalga Soğurma ve Yüksek Sıcaklık Uygulamaları İçin Polimer Türevli Seramik / MOF Türevli Nanomalzeme Tabanlı Hibrit Aerojellerin Tasarımı ve Geliştirilmesi" başlıklı proje ile elektromanyetik dalga soğurma ve yüksek sıcaklığa dayanım gerektiren uygulamalara yönelik hafif, dayanıklı ve yüksek performanslı yeni nesil aerojel malzemelerin tasarlanması hedefleniyor. Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Mustafa Erkartal, "Proje kapsamında, polimer türevli seramikler ile MOF türevli nanomalzemelerin bir araya getirildiği ileri fonksiyonel özelliklere sahip hibrit aerojel malzemeler üzerine çalışacağız. Bu yenilikçi yaklaşım; radar soğurma sistemleri, elektromanyetik kalkanlama, yüksek sıcaklık yalıtımı ve zorlu çalışma koşullarında performans sürekliliği gibi kritik alanlarda kullanılabilecek. Çalışmanın savunma sanayisi, havacılık ve ileri mühendislik uygulamalarına önemli katkılar sunması hedeflenmektedir. Proje, ülkemizin stratejik teknoloji alanlarındaki dışa bağımlılığının azaltılmasına ve katma değeri yüksek malzeme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir adım niteliği taşımaktadır" dedi. Proje çalışmaları, BARÜ’nün ihtisaslaşma alanı projeleri kapsamında kurulan ve enerji, savunma ile ileri fonksiyonel malzemeler odağında ulusal ve uluslararası araştırmaların yürütüldüğü Multifunctional Sustainable Energy Materials Laboratory (MuseLab – Çok Fonksiyonlu Sürdürülebilir Enerji Malzemeleri Laboratuvarı) bünyesinde gerçekleştirilecek. Bartın Üniversitesinin stratejik alanlara yönelik yenilikçi projeler üretmeye devam ettiğini belirten BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, TÜBİTAK desteği kazanan çalışmasından dolayı Doç. Dr. Mustafa Erkartal’ı tebrik ederek başarılarının devamını diledi.
Dijital öfke ekonomisinin yansıması: "Rage Bait/Öfke Yemi"
23 Ocak 2026 Cuma - 12:12 Dijital öfke ekonomisinin yansıması: "Rage Bait/Öfke Yemi" Yıl boyunca toplumun ruh halini, gündemini ve teknolojiyle kurduğu ilişkiyi dil üzerinden okuyabilen kelimeleri öne çıkarmayı hedefleyen Oxford University Press, 2025’in kelimesi olarak dijital çağın dikkat ekonomisini yakından resmeden rage bait (öfke yemi) terimini seçti. Rage bait, "öfkeyi yem olarak kullanan içerik" biçiminde özetlenebilecek bir internet terimi olarak öne çıkıyor. Oxford’un tanımına göre bu, kullanıcıların öfke, tepki veya tahrik edilmiş duygularla yanıt vermesini amaçlayan; sinir bozucu, provokatif ya da saldırgan şekilde tasarlanmış çevrimiçi içerik türünü ifade ediyor. Bu içerikler genellikle trafik ve etkileşim oluşturmak için üretiliyor. Kavram, "rage" (şiddetli öfke) ve "bait" (yem) kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor; benzer bir yapıdaki clickbait terimine yakın olsa da rage bait daha özel olarak öfkeyi tetiklemeye odaklanıyor. Algoritmalar, öfke ve kutuplaşmayı besleyen içerikleri yükseltiyor Anadolu Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Duygu Tosunay Gencelli rage bait kavramıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu: "Sosyal medya platformlarının algoritmaları genellikle yüksek etkileşime dayalı çalışır. Yani içerik ne kadar çok paylaşılır, yorum alır veya tıklanırsa o kadar görünür hale gelir. Bu yapı, rage bait gibi duygusal tetikleyiciler içeren içeriklerin organik olarak daha geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlanmasına neden olur. Algoritmalar, öfke ve kutuplaşmayı besleyen içerikleri yükselterek bu tip içeriklerin yayılmasına katkı sağlıyor. Bu sebeple bugün dijital platformlarda sadece bilgi veya eğlence paylaşımı değil, duygu tetikleme stratejileri de dijital ekonomi içinde rol oynuyor. Tıklanma başına gelir odaklı reklam modelleriyle birleştiğinde bu durum, öfke gibi güçlü duyguların oluşmasına dayalı içerik stratejilerinin ortaya çıkmasına yol açıyor." Dijital kamusal alanda yaşanan gerilimleri gösteren bir ayna Kavramın kültürel ve toplumsal etkileri üzerine değerlendirmede bulunan Tosunay Gencelli şunları ekledi: "Rage bait sadece bir çevrimiçi içerik stratejisini tanımlamakla kalmıyor; aynı zamanda toplumun dijital kamusal alanında yaşadığı gerilimleri gösteren bir aynaya dönüşüyor. Kullanıcıların gündelik akışlarında provoke edici içeriklere maruz kalması, duygu yorgunluğu, kutuplaşma ve toplumsal söylemde sertleşme gibi etkileri beraberinde getirebiliyor. Özellikle politik tartışmalarda, toplumsal sorunlarda ve haber paylaşımında bu tür içerikler, kamuoyunun duygusal tepkilerini tetikleme eğiliminde oluyor. Bu kavramla birlikte medya okuryazarlığının önemi de bir kez daha öne çıkıyor. Okurların dijital içeriklerin arka plan motivasyonlarını sorgulaması, tepkisel paylaşımlara karşı daha bilinçli bir duruş geliştirmesi gerekiyor." Oxford University Press’in 2025’in kelimesi olarak rage bait’i seçmesi, çevrimiçi kültürde öfke tetikleyen içeriklerin nasıl yaygınlaştığını dil üzerinden tanımlaması açısından uzmanlar tarafından önemli görüldü.