EĞİTİM
Radikal Okullarında kariyer günleri: Uzman isimler öğrencilerle geleceği konuştu 15 Mart 2026 Pazar - 15:34:46 Radikal Eğitim Kurumları tarafından Konak, Buca ve Bornova Radikal Okullarında düzenlenen Mesleki Yetkinlik ve Kariyer Günleri’nde öğrenciler; farklı meslek alanlarından alanında uzman isimlerle bir araya gelerek geleceğin mesleklerine dair deneyim ve önerileri dinleme fırsatı buldu. Radikal Eğitim Kurumları tarafından Konak, Buca ve Bornova Radikal Okullarında düzenlenen Mesleki Yetkinlik ve Kariyer Günleri, öğrencileri farklı meslek alanlarından alanında uzman isimlerle bir araya getirdi. Etkinliklerde öğrenciler, geleceğin mesleklerine dair önemli bilgiler edinirken farklı sektörlerden uzmanların deneyimlerini dinleme fırsatı buldu. Program kapsamında öğrenciler; Av. Arb. Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Ecevit, tiyatro oyuncusu Ümit Çırak, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zileli, Yazılım Mühendisi Volkan Küçük, Makine Mühendisi Prof. Dr. Hasan Yıldız, Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü, Bena Bistro Lounge kurucusu ve ödüllü işletmeci Gülper Ergün ile Deniz Hukuku Avukatı Çağdaş Kırcalı başta olmak üzere farklı disiplinlerden alanında yetkin pek çok isimle bir araya geldi. Etkinlikte ayrıca Radikal Eğitim Kurumları Kurucusu ve Matematik Öğretmeni Erdal Avcı da öğrencilerle buluşarak eğitim hayatı, meslek seçimi ve hedef belirleme konularında deneyimlerini paylaştı. Konuşmacılar; kendi kariyer yolculuklarını, meslek hayatlarında edindikleri deneyimleri ve gençlere yönelik önerilerini aktararak öğrencilerin meslekleri yakından tanımalarına ve kariyer hedeflerini daha bilinçli şekilde şekillendirmelerine katkı sağladı. Radikal Okullarında gerçekleştirilen bu buluşmalar, öğrencilerin farklı meslek alanlarını yakından tanımalarına, ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine ve geleceğe dair kariyer planlarını daha güçlü bir bakış açısıyla değerlendirmelerine imkân sundu.
15 Mart 2026 Pazar - 14:00 Mimariden tasavvufa: Mahperi Hatun’un Şeyh Turesan ile bıraktığı izler Doç. Dr. Demet Kara, Mahperi Hatun’un 1240 yılında inşa ettirdiği Şeyh Turesan Zaviyesi’nin tasavvufi ritüellerle şekillenen mimari sırlarını gün yüzüne çıkardı. Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli kadın figürlerinden biri olan Mahperi Huand Hatun, Selçuklu Dönemi’nden günümüze kalan tarihî miraslarıyla anılıyor. Mahperi Hatun’un geride bıraktığı pek çok eser arasında yer alan Şeyh Turesan Zaviyesi, tasavvuf eğitimlerinin verildiği, dervişlerin barındığı ve ibadet ettiği bir yapı olarak biliniyor. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk-İslam Sanatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Kara, yüksek lisans tez çalışması olan "Mahperi Huand Hatun’un yaptırdığı yapılardan biri olan Şeyh Turesan Zaviyesi" hakkında bilinmeyenleri anlattı. "Zaviye-i Şeyh Turesan Mahperi Hatun tarafından yaptırıldı" Zaviye terimi, anlam olarak 14. ve 15. yüzyıla kadar şehir, kasaba ve köylerde ya da yollar üzerinde kurulmuş, içinde belli bir tarikata mensup şeyh ve dervişlerin yaşadığı, yol üzerinden gelip geçen yolcuların ücretsiz misafir edildiği belli bir müesseseyi ifade etmek için kullanılır. Bu yapıların zaviye olarak adlandırılmasının yanı sıra ribat, hânikâh, buk’a, savmaa, düveyre ve medrese gibi isimlerle de anıldığı görülüyor. Kayseri’nin İncesu ilçesi ile Ürgüp’ün Başköy kasabası arasında yer alan, Tekke Dağı olarak adlandırılan mevkide bulunan Şeyh Turesan Zaviyesi; 1240 inşa tarihiyle bu tarikat yapılarının ilk örnekleri arasında yer alıyor. Zaviye, inşa kitabesine göre I. Alâeddin Keykubad’ın eşi, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Huand Hatun tarafından, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde yaptırılıyor. Zaviyenin inşa kitabesinde Mahperi Hatun’un ismi geçmiyor. Ancak yapının vakıf kaydı Mahperi Huand Hatun ismini vermekle birlikte, yapının zaviye olduğunu da "Zaviye-i Şeyh Turesan" ifadesiyle doğruluyor. İnşa kitabesi ve vakıf kaydı birlikte değerlendirildiğinde; yapının zaviye olduğu, 1240 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat yıllarında annesi Mahperi Hatun tarafından Şeyh Turesan adına yaptırıldığı anlaşılıyor. "Zaviyenin mimari yapısı ritüeller için de kullanılmış" Zaviyenin mimari planı ve kullanım amacı, döneminin diğer yapılarına göre bazı farklılıklar barındırıyor. Plan bakımından incelendiğinde, yapı içerisinde yer alan bazı mimari unsurların mekân kurgusunu geliştirmek ya da yapıyı sağlamlaştırmak amacıyla yapılmadığı görülüyor. Bu nedenle söz konusu mimari öğelere, inançla ilgili gerçekleştirilen ritüeller kapsamında ihtiyaç duyulduğu tahmin ediliyor. Bu unsurlardan ilki, sofada yer alan ana eyvanın zeminden yükseltilmiş bir sekisinin bulunması. Eyvanlı tarikat yapılarında eyvan bölümünde bir mihrap bulunmaması, eyvanların tasavvufi ritüeller esnasında seyirci mahfili olarak kullanılmasından kaynaklanıyor. Bu doğrultuda, zaviyenin ana eyvanında bulunan sekinin işlevi de bu şekilde açıklanabiliyor. Diğeri ise orta sofanın örtüsünü destekleyen takviye kemerleri arasına yerleştirilmiş sembolik kubbe ve bu kubbenin altına denk gelecek biçimde yapılmış tonoza açılan merdiven kuruluşu. Merkezi kubbe-eyvan ilişkisine sahip Anadolu Selçuklu zaviyelerinde, merkezde yer alan kubbedeki açıklık aracılığıyla evrenle bağlantı kurulduğu ileri sürülüyor. Bu bağlamda Şeyh Turesan Zaviyesi’nin sembolik kubbesinde böyle bir açıklığın bulunmamasının oluşturduğu eksikliğin, hemen yakınında tonoza açılan ve çatıya çıkan bir açıklıkla giderilmeye çalışıldığı düşünülüyor. Alt kısımda yer alan merdivenin kuruluşu da bu yorumu destekliyor. Tarikat zaviyelerinin sosyal görevlerinden birini de ülkede dolaşan "âyende ve revende"ye (gelip geçene) belirli bir süre karşılıksız barınma ve konaklama imkânı sağlanması oluşturuyor. Şeyh Turesan Zaviyesi’nde eyvana açılan bazı odaların yaşam mekânı olarak kullanıldığı biliniyor. Bu kapsamda, kuzey duvarı boyunca uzanan ve günümüzde mezarlık olarak anılan bölümün duvarlarında yer alan halkaların, konaklayan kişilerin hayvanlarını barındırmak amacıyla kullanıldığı anlaşılıyor. Mahperi Hatun, özellikle Kayseri, Tokat ve Yozgat gibi şehirlerde vakıflar ve hayır kurumları kurdu. Zaviyeler ise Osmanlı döneminde tekke ve dergâhlara dönüşerek bu işlevlerini sürdürdü.
15 Mart 2026 Pazar - 12:46 SANKO Üniversitesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı programı düzenlendi SANKO Üniversitesinde "14 Mart Tıp Bayramı" dolayısıyla "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" konulu program düzenlendi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, yaptığı konuşmada tıp mesleğinin ekip çalışmasına dayanan bir alan olduğuna dikkat çekerek, "Dünyanın en iyi hekimi de olsanız, ekibiniz görevini en iyi şekilde yerine getiremiyorsa başarılı olmanız mümkün değildir. Tıp, bireysel başarıdan çok ekip uyumu ve ortak sorumluluk anlayışıyla yürütülen bir meslektir" dedi. Modern tıbbın temellerinin savaş dönemlerinde atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, askeri gerekliliklerle başlayan gelişmelerin zamanla ortaya çıkan salgın hastalıklardan dolayı sivil sağlık hizmetlerine de yansıdığını ifade etti. Prof. Dr. Dağlı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin muhtemel bir savaş ihtimaline karşı bazı önlemler aldığını hatırlatarak, Topkapı Sarayı’nda bulunan Cumhuriyetin önemli değerlerinin güvenlik amacıyla önce Ankara’daki Kara Kuvvetleri Komutanlığı binasına, daha sonra ise Gülhane binasına taşındığını söyledi. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı,"Çok büyük bir amaca hizmet ederek mesleğini büyük bir özveriyle yerine getiren tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca üniversitemizde edindikleri bilgi, birikim ve donanımla mesleklerini aynı özveriyle icra edeceklerine inandığım kıymetli öğrencilerimizin de bu anlamlı gününü tebrik ediyor; sağlıkla, başarıyla ve sevinçle kutlayacağımız nice bayramlar diliyorum" dedi. Programın açış konuşmasını yapan SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, "Hekimlik, insan odaklı bir bilim olmasının yanında insanlığa adanmış bir sanattır; mesleğimiz penceresinden bakınca bugün insanlığın zarar gördüğü gelişmeleri endişe ve üzüntü ile izliyoruz" ifadelerini kullandı. Ülkemizde hekimlik mesleğinin 100 yılı aşkın süredir kendine ait bir bayrama sahip olmasının büyük bir anlam taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Akkın, bu özel günün sağlık çalışanlarının emeğini, özverisini ve topluma sunduğu katkıları hatırlatması açısından önemli olduğunu vurgulayarak, hekimlik mesleğinin değerinin ne yazık ki çoğu zaman felaket dönemlerinde daha iyi anlaşıldığına dikkat çekti. Olağanüstü durumların ve felaketlerin beraberinde getirdiği sağlık sorunlarına da değinen Prof. Dr. Akkın, insan hayatını korumak ve toplum sağlığını geliştirmek için büyük bir sorumluluk üstlenen hekimlerin temel amacının, şiddet ve savaşların yol açtığı sağlık sorunları yerine hastalıkları ortaya çıkaran biyolojik yapıyı ve fizyolojik işleyişi bozan etkenlerle mücadele etmek ve koruyucu hekimliği güçlendirmek olduğunu vurguladı. Meslektaşlarının ve öğrencilerinin Tıp Bayramı’nı kutlayan Prof. Dr. Akkın, sözlerini "barış ortamlarında kutlayacağımız nice 14 Martlarda buluşmak üzere hepinize başarı ve kolaylıklar dilerim" diyerek tamamladı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin A. Sırmalı ise "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" başlıklı sunumunda Osmanlı Cihan Devleti’nin modern tıbba geçiş sürecini anlattı. Prof. Dr. Sırmalı, konuşmasına, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta yer alan şu sözlerini okuyarak başladı: "1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumi’de mağlup olmuş; Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütareke imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında millet yorgun ve fakir bir halde" Ardından, 14 Mart 1827’de açılan ilk çağdaş tıp okulu Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ile ilgili olarak Prof. Dr. Nusret Fişek’in şu sözlerine dikkat çekerek, "Bugünü bir okulun kuruluş günü olarak değil, çağdaşlaşma tutkumuzun gerçekleşmesi için atılan bir adım olarak kutluyoruz" şeklinde konuştu. Sultan II. Mahmut’un ileri görüşlü ve mantıklı kararlar veren bir padişah olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, "Osmanlı ordusu artık yenilgiler almaya başlamıştı. Cephelerde savaşan askerler, ordular ve halk perişan durumdaydı. Bunun üzerine Sultan II. Mahmut, çağdaş bir tıp hizmeti verilmesi gerektiğine ve bu hizmeti sağlayabilecek, çağdaş eğitim almış hekimlere ihtiyaç olduğuna karar verdi. Bu doğrultuda hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’ye (1774-1834) talimat verdi. Böylece çağdaş anlamda ilk tıp okulu olan Tıphane-i Âmire ve Cerrahhane-i Âmire, 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kuruldu. Bu dönem, Osmanlı tıp eğitiminin modernleşme sürecinin en kritik aşamalarından biridir. Daha sonra kurulan Demirkapı Askerî Kışlası (1866-1903), modern tıp eğitiminin kurumsallaştığı yer hâline geldi. Türkiye’nin ilk modern radyologlarının, patologlarının, cerrahlarının ve kadın-doğum uzmanlarının yetiştiği bu kurum; Osmanlı modernleşmesinin tıp alanındaki en somut mekânlarından biri oldu. Aynı zamanda Tıbbiyeli geleneğinin (siyasi bilinç ve bilimsel modernleşme) doğduğu merkez olarak Türk tıp tarihinin hafızasında önemli bir yer edindi. Bu kurum, Gülhane Askerî Tıp Akademisi ve Haydarpaşa Tıbbiyesi gibi kurumlara giden yolun da öncüsü oldu" dedi. 3 Şubat 1919’da İngiliz birliklerinin karargâh yapmak amacıyla Haydarpaşa’da bulunan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye el koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, günümüze kadar uzanan süreç hakkında da önemli bilgiler paylaştı. Ayrıca 3 Ocak 1953 tarihinde 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun kabul edildiğini belirtti. SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen ve sunuculuğunu Tıp Fakültesi 3’üncü sınıf öğrencisi Hüseyin Hatımoğulları’nın yaptığı programa; SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci ile akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.
Elazığ’da bağımlılıkla mücadele semineri
03 Şubat 2026 Salı - 12:48 Elazığ’da bağımlılıkla mücadele semineri AK Parti Elazığ İl Başkanlığı tarafından Bağımlılıkla Mücadele Semineri verildi. 2026 yılının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan tarafından "Bağımlılıkla Mücadelede Bağımsızlık Yılı" olarak ilan edilmesi kapsamında, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Sağlık Politikaları Birim Başkanlığı koordinesinde AK Parti Elazığ İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından madde bağımlılığıyla mücadeleye yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla bir seminer düzenlendi. AK Parti Elazığ İl Başkanlığı binasında gerçekleştirilen program, Kadın Kolları Başkanlığı organizasyonunda hayata geçirildi. Seminere teşkilatın tüm kademelerinden yoğun katılım sağlanırken; Yeşilay, İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından bilgilendirici sunumlar gerçekleştirildi. Seminerde; madde bağımlılığının birey, aile ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra, son dönemde hızla artış gösteren sanal kumar bağımlılığı da ele alındı. Sanal kumarın aile yapısını tehdit eden yönlerine dikkat çekilirken, bağımlılıkla mücadelede izlenecek yollar, destek mekanizmaları ve başvuru noktaları katılımcılarla paylaşıldı. Seminerin ardından değerlendirmelerde bulunan AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kurumların değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Selmanoğlu, gençlerin korunması ve sağlıklı bir toplum inşası adına bu tür bilinçlendirme çalışmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, söz konusu programların Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda artarak devam edeceğini ifade etti. Programla ilgili açıklamalarda bulunan AK Parti Elazığ İl Kadın Kolları Başkanı Av. Melike Yegül Hurma ise "Madde bağımlılığı ve sanal kumar bağımlılığı, sadece bireyi değil aileyi ve tüm toplumu derinden etkileyen ciddi sorunlardır. Özellikle annelerin, kadınların ve güçlü aile yapısının bu mücadelede çok önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Kadın Kolları olarak amacımız, farkındalığı artırmak, gençlerimizi bu tehlikelerden koruyacak bilinçli bir toplum inşa etmeye katkı sunmaktır. Bu doğrultuda düzenlediğimiz seminerlerin devamını getireceğiz" dedi.
Hatay’da depremin ardından inşa edilen 225’inci okulun açılışı gerçekleştirildi
03 Şubat 2026 Salı - 12:45 Hatay’da depremin ardından inşa edilen 225’inci okulun açılışı gerçekleştirildi HATAY (İHA) – Hatay’da depremin ardından inşa edilen 225’inci okul hizmete açıldı. Vali Mustafa Masatlı, il genelinde depremde 210 okulun yıkıldığını belirterek 225’inci okulla birlikte hizmete alınan derslik sayısının 2 bin 506 olduğunu söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da binlerce bina yerle bir olurken kentteki bazı okul binaları da zarar görmüştü. Asrın felaketinde Hatay’da bin 604 eğitim kurumundan 210 tanesi deprem anında yıkılmış, 180 tanesi orta hasar almıştı. Orta hasar alan yapılardan 141 tanesinde güçlendirme kararı alınmıştı. Depremin izlerinin silindiği kentte yeni eğitim yuvaları inşa edilmeye devam ediliyor. Antakya ilçesinde yapımı tamamlanan 20 derslikli Alazı İlkokulu, Vali Mustafa Masatlı’nın katılımıyla hizmete açıldı. "Bugün 225’inci okulumuzu da hizmete almış olduk ve bununla toplam derslik sayısı 2 bin 506’dır" Depremden sonra inşası tamamlanan 225’inci okulun açılışında konuşan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, "6 Şubat asırların felaketinden sonra Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yürütülen dünyanın en büyük ihya, inşa ve imar çalışmaları kapsamında; bizler de eğitim Hatay’ımıza nefes oluyor dedik ve bir seferberlik ruhu içerisinde afette Hatay modeli kapsamında çalışmalarımıza başladık. Bununla ilk olarak 927 okulumuzu büyük onarımdan geçirmiştik. Diğer taraftan 145 okulumuzda orta hasarlı olduğu için güçlendirme yapıp eğitim öğretim faaliyetlerine başlattık. Diğer yandan depremlerde bizim 210 okulumuz da yıkılmıştı. Bu 210 okulumuzun yerine de bugün 225’inci okulumuzu da hizmete almış olduk. Bununla toplam derslik sayısı 2 bin 506’dır. Buradan şunu özellikle ifade etmem gerekir ki bizler sadece okullar yapmadık, okullar yapmakla beraber diğer taraftan 4 bilim sanat merkezi, inşası çok yakın zamanda tamamlanacak. Yine öğretmenlerimizin sosyal ihtiyaçlarının giderilmesi bakımından 4 yeni öğretmen evimiz de çok kısa zaman içerisinde hizmete alınacak. Diğer yandan yaklaşık bir yıldır hizmet veren Bilim Merkezimiz şu an faaliyete devam ediyor. 6 Şubat 2023’te bizim 14 bin 700 derslik sayımız, şu anda inşaatları devam eden 55 okulumuz tamamlandığında 17 binlere ulaşacak. 6 Şubat’taki derslik sayımıza biz artı 115 eklemiş olacağız. Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisemizin de başta Hatay’ımız olmak üzere ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Okulumuza kavuştuğumuz için çok mutluyuz" Okuluna kavuştuğu için çok mutlu olan Aysima Karaman, "Biz gemi okulundayken bu okulun yapılacağı söyleniyordu. Biz bu kadar güzel yapılacağını düşünmemiştik. Bugün burada ilk günümüz ve gerçekten okulu çok beğendik. Okulumuza kavuştuğumuz için çok mutluyuz. Büyüyünce eczacı olmak istiyorum" ifadelerini kullandı.
Denizli’de ulaşım desteğinde başvurular 8 Şubat’ta sona eriyor
03 Şubat 2026 Salı - 12:29 Denizli’de ulaşım desteğinde başvurular 8 Şubat’ta sona eriyor Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ihtiyaç sahibi ailelerin, ortaokul, lise ve MESEM öğrencileri için başlattığı ulaşım desteği müracaatlarında son hafta uyarısı yapıldı. Başvurular 8 Şubat 2026’da sona erecek. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun gençlerin eğitim hayatına kolaylık getirmesi ve dar gelirli ailelerinin bütçelerine katkı sağlaması için hayata geçirdiği ulaşım desteği müracaatlarında son haftaya girildi. İhtiyaç sahibi ailelerin ortaokul, lise ve MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi/ Çıraklık Eğitim) öğrencilerine yönelik sürdürülen 44 binişlik otobüs kartı destek başvuruları 8 Şubat 2026 Pazar günü sona erecek. Denizli Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü sosyal yardım projesinin müracaatları www.denizli.bel.tr adresindeki "Başvurular" sekmesi ile https://apps.denizli.bel.tr/Ulasimdestegibasvuru/ adresinden yapılıyor. Mezuniyete kadar sürecek Pamukkale ve Merkezefendi ilçelerinde ikamet eden gençleri kapsayan ulaşım desteği, öğrenciler okullarından mezun olana kadar sürdürülecek. Söz konusu proje ile daha önce ulaşım kartı alan öğrencilerin yeniden başvuru yapmasına gerek olmayacak. Denizli Büyükşehir Belediyesi ayrıca, koruyucu aileler tarafından bakımı üstlenilen çocuklar ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı kuruluşlarda bulunan 7-18 yaş arası öğrencilere 44 binişlik ulaşım kartı desteği sunuyor.
Bakan Tekin: "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız"
03 Şubat 2026 Salı - 12:21 Bakan Tekin: "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız. Bugün çocuklarımızla bizler de sürekli ekranların bitmeyen içerik akışlarının, ardı arkası kesilmeyen bildirimlerin muhatabı durumundayız" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) TEKNOKENT çatısı altında yürütülen eğitim teknolojileri ve inovasyon ekosistemini güçlendirmeye yönelik gerçekleştirilen ETKİM (Eğitim Teknolojileri Kuluçka ve İnovasyon Merkezi) toplantısına katıldı. Toplantıda eğitimde dijital dönüşüm, Ar-Ge odaklı projelerin desteklenmesi ve öğretmen-öğrenci merkezli yenilikçi teknolojilerin yaygınlaştırılması konuları ele alındı. ETKİM’in eğitim teknolojileri alanında girişimcilik ve yenilikçi ürün geliştirme süreçlerine katkısının önemine vurgu yapan Bakan Tekin, gençlerin ve eğitim paydaşlarının bu ekosistemde yer almasının eğitimde kaliteyi yükselteceğini belirtti. Toplantıda, eğitim teknolojilerinin eğitim sistemine entegrasyonu, sektörel iş birliği fırsatlarının artırılması ve Türkiye’nin teknoloji odaklı eğitim politikalarının güçlendirilmesi gibi gündem maddeleri ele alındı. Bakan Tekin, yenilikçi dijital eğitim araçlarının ve girişimlerin eğitim öğretim süreçlerine etkilerinin artırılması için devlet-üniversite iş birliğinin sürdürüleceğini de vurguladı. "Günümüz dünyasında dijital araçlar her geçen gün artıyor" ETKİM toplantısında yaptığı açıklamalarda, dijital dünyanın her geçen gün değişime uğradığını ve bu değişimi eğitim alanına entegre etmeye çalıştıklarını belirten Bakan Tekin, "Bugün burada bulunduğumuz eğitim teknolojisi ile ilgili etkinliğimiz aslında çocuklarımızı bu özgüvenle yetiştirme sürecinin bir parçası. Eğitim ve öğretim süreçlerinde bu hassasiyetle yaklaşıyoruz. Çocuklarımız, hem eğitim ve öğretimle ilgili yeni teknolojileri konusunda bilgisayarı olsunlar, kullanabilsinler, hem de geçmişiyle bağ kurabilsinler. Bu hassasiyetle eğitimle teknolojinin aynı anda hem imkan hem de bir imtihan ürettiği bir zamanda bakanlığımızın ilgili birimleriyle üniversitelerimizde genç girişimcilerimizle ve yatırımcılarımızla aynı ortamda bulunmayı bu açıdan değerli buluyorum. Günümüz dünyasında dijital araçlar her geçen gün artıyor. Gündelik hayatımıza yeni araçlar dahil oluyor. Dilimizi yeni kavramlar kuşatıyor ve yeni kavramlar kullanmaya başlıyoruz. Fakat asıl belirleyici olan şey bu imkanların, bu kavramların yeni dilin hangi istikamete yöneleceği ve eğitim sahasında nasıl bir karşılık bulacağıdır. Biz ETKİM’i bu anlamda hem bir teknoloji merkezi hem de söylem inşa edecek önemli bir değer olarak görüyorum" diye konuştu. "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız" Kalıcı öğrenmenin yolunun sağlıklı teknolojiden geçtiğini, bilgiye erişim miktarının her geçen gün arttığını vurgulayan Bakan Tekin, "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız. Bugün çocuklarımızla bizler de ekranların bitmeyen içerik akışlarının, ardı arkası kesilmeyen bildirimlerin muhatabı durumundayız. Bilgi miktarı artıyor. Ama bu artış, her zaman öğrenmenin derinleşmesi anlamına da gelmiyor. Çoğu zaman zihnimizi yoran, dikkatimizi parçalayan bir gürültüye dönüşebiliyor. Oysa biliyoruz ki kalıcı öğrenme, düşünmeye zaman tanıyan, denemeyi ve tekrar etmeyi mümkün kılan sakin bir iklimi de beraberinde getirmesi gerekir. Burada geliştireceğiniz ya da geliştirmekte olduğunuz her ürünün, yaptığınız her bir yatırımın da bu iklimi nasıl etkilediğini hesapladığımızı tahmin ediyorum. Dikkati dağıtmak yerine toplanmasına katkı sunan, öğretmenin hazırlık ve ders yükünü hafifleten, sınıfta konunun daha iyi kavranmasını sağlayan çözümler, bu ekosistemde gerçek kalıcı bir değer üretecektir" şeklinde konuştu. "Vizyonumuzun akademik temeli ODTÜ’nün bilimsel gücüne dayanıyor" ETKİM ve ODTÜ Tekno Kent iş birliği ile hayata geçirilen projelerin, teknoloji alanında büyük gelişmelere öncü olacağını ifade eden ODTÜ rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ise, "ETKİM’i ODTÜ ve ODTÜ Tekno Kent işbirliğiyle hayata geçirmenin ve üniversitemize ve bu teknoloji ekosistemine duyulan güvenin en güçlü ve en somut göstergelerinden biri olarak görüyoruz ve bu güven aynı zamanda bizler için çok önemli bir sorumluluk. Ülkemizin eğitimde küresel rekabet gücünü artırma yolunda bakanlığımızın önemli vizyonuna her zaman hizmet etmeye ve ülkemizin rekabet gücünü artırma yolunda üzerimize düşeni gerçekleştireceğiz. Bu vizyonumuzun uzun akademik temeli ODTÜ’nün bilimsel gücüne dayanıyor. Özellikle ODTÜ Eğitim Fakültemizde son yıllarda göstermiş olduğumuz kararlı ve istikrarlı gelişim, en son açıklanan sıralamalarda Türkiye’den ilk yüze giren tek eğitim fakültesi ve dünyada da 93. sırada olması hepimiz için büyük bir gurur kaynağı" ifadelerine yer verdi.
Burhaniye’de ihtiyaç sahibi öğrencilere kışlık destek sağlandı
03 Şubat 2026 Salı - 11:52 Burhaniye’de ihtiyaç sahibi öğrencilere kışlık destek sağlandı Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında anlamlı bir projeyi daha hayata geçirdi. Fakülte öğrencileri tarafından yürütülen "BUBFA ile İyiliği Giydiriyoruz" projesi kapsamında, 50 ihtiyaç sahibi ilkokul öğrencisine bot ve mont desteği sağlandı. "Bir Botla Umut, Bir Montla Mutluluk" mottosuyla gerçekleştirilen proje, öğrencilerin kış mevsimini daha güvenli ve sıcak geçirmelerine katkı sunmayı amaçladı. Proje kapsamında belirlenen ihtiyaç sahibi öğrencilerin bot ve mont ölçüleri tespit edilerek ihtiyaçlarına uygun ürünler temin edildi. Gönüllü öğrenciler tarafından yürütülen süreçte bağış temini, lojistik planlama ve teslim organizasyonu gerçekleştirilerek Pelitköy ve Öğretmenler Mahallesi muhtarlıkları aracılığıyla öğrencilere ulaştırıldı. Gerçekleştirilen etkinliğe, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban, Fakülte Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çolakoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Özkan Demir, Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Elemanı Arş. Gör. Setenay Melek Yurttabid ile BUBYO Otel Müdürü Nurettin Büyükbaş katılım sağlayarak öğrencilerle bir araya geldi. Etkinlik sonunda Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Proje Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Öğrencilerimizin sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ederek ihtiyaç sahibi çocukların yüzünde tebessüm oluşturması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu proje, iyiliğin paylaşıldıkça büyüdüğünün en güzel göstergesidir." Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban’ın danışmanlığında, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümü 3. sınıf öğrencileri Mehmet Sezer, Sümeyra İlhan, Gözde Kalaycıoğlu, Sude Nur Aslan, Yusuf Rahmioğlu, Furkan Efe ve Mehmet Efe Erol tarafından yürütülen çalışma, ihtiyaç sahibi ilkokul öğrencilerine kışlık giyim desteği sağlayarak toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi ve sosyal sorumluluk bilincini artırmayı hedefledi.
BUÜ’de akredite olan programlara teşekkür belgesi
03 Şubat 2026 Salı - 11:29 BUÜ’de akredite olan programlara teşekkür belgesi Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) MEYOK Koordinatörlüğü tarafından organize edilen törenle, akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayan programlara ve bu sürece katkı sunan akademik-idari personele teşekkür belgeleri takdim edildi. Rektörlük A Salonunda gerçekleşen programda açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci, kalite ve standardizasyon kavramlarının Anadolu topraklarındaki tarihi kökenlerine dikkat çekti. 1502 tarihli Bursa İktisat Kanunnamesi’ni örnek gösteren Çiftci, Türk standartlarının ve müşteri memnuniyeti esaslı yönetim anlayışının bu coğrafyada 500 yılı aşkın bir geçmişi olduğunu hatırlattı. Günümüzde Batı kaynaklı modellerle uygulanan bu kültürün aslında özümüzde var olduğunu belirten Çiftci, üniversite yönetimi olarak akreditasyon süreçlerine her türlü mali ve idari desteği sürdüreceklerini vurgulayarak emek veren tüm personele teşekkür etti. "Üniversitemiz kalite bilincini pekiştirdi" Akreditasyon Kurul Başkanı Prof. Dr. Ercan Şimşek ise üniversitenin kalite bilincini artık tamamen pekiştirdiğini ifade etti. Akreditasyonun sürdürülebilir olması gereken bir yolculuk olduğunu belirten Şimşek, ilk dönemlerdeki zorlukların geride kaldığını ve artık sürecin çok daha profesyonel ve hızlı ilerlediğini dile getirdi. Şimşek, bu başarının arkasındaki en büyük gücün üst yönetimin kararlılığı ve hocaların özverili çalışmaları olduğunu sözlerine ekledi. "Hedef, 2026 sonunda 24 akredite program" MEYOK Koordinatörü Prof. Dr. Çağatan Taşkın da ulaşılan somut başarılar hakkında bilgi verdi. 2024-2025 yılları itibarıyla 12’si tam, 2’si şartlı olmak üzere toplam 14 programın akredite edildiğini duyuran Taşkın, 2026 yılı sonuna kadar bu sayıyı 24’e çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Taşkın, bu sürecin sadece bir belge almaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda üniversite bünyesinde geniş bir mentör kadrosu yetiştirerek kurumsal bir kalite kültürü oluşturduklarını vurguladı. Törene; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cafer Çiftci ve Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Akreditasyon Kurul Başkanı Prof. Dr. Ercan Şimşek, MEYOK Koordinatörü Prof. Dr. Çağatan Taşkın ile çok sayıda akademisyen katıldı.
Gedizli akademisyenlerden uluslararası başarı
03 Şubat 2026 Salı - 11:20 Gedizli akademisyenlerden uluslararası başarı Kütahya’nın Gediz ilçesinde Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğretim üyeleri, hazırladıkları projelerle uluslararası bilim dünyasında önemli bir başarıya imza attı. Yüksekokul bünyesindeki iki akademisyenin TÜBİTAK destekli projeleri, dünyanın önde gelen üniversiteleri tarafından kabul edilerek büyük takdir topladı. Dr. Öğr. Üyesi Melike Pehlivan’ın hazırladığı, yaşlı bakımına teknolojik bir soluk getiren projesi Japonya’nın saygın kurumlarından Tokyo Üniversitesi’nde yürütülecek. "Yaşlı Bakımında Bilişsel İşlevler ve Duygusal İyi Oluş Üzerine Sanal Gerçeklik Destekli Farkındalık Temelli Müdahalenin Uygulanabilirliği ve Etkilerinin İncelenmesi" başlıklı çalışma, sanal gerçeklik teknolojisinin yaşlıların yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle ortaya koymayı hedefliyor. Bir diğer önemli başarı ise Dr. Öğr. Üyesi Saadet Bartan’dan geldi. Bartan’ın TÜBİTAK 2219 - Yurt Dışı Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı çerçevesinde sunduğu projesi kabul edilerek Avustralya’nın köklü eğitim kurumlarından Monash Üniversitesi’ne davet edildi. "A Conceptual Play-Based Sensory-Integrated Learning Process Planning Model for Early Childhood Educators" başlıklı araştırma, üniversite bünyesindeki Conceptual PlayLab’de gerçekleştirilecek. Bu çalışma, erken çocukluk dönemindeki eğiticiler için oyun temelli ve duyusal bütünleşik bir öğrenme modeli sunmayı amaçlıyor. Gediz Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından yapılan açıklamada, elde edilen bu başarıların hem üniversite hem de Gediz için gurur verici olduğu vurgulanırken, akademisyenlere bilim dünyasına sağladıkları katkılardan dolayı teşekkür edilerek başarılarının devamı dilendi.
Manisa’da öğrencilerin güvenliği için tedbirler artırılıyor
03 Şubat 2026 Salı - 10:28 Manisa’da öğrencilerin güvenliği için tedbirler artırılıyor Manisa Valisi Vahdettin Özkan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde okul çevrelerindeki güvenlik ve trafik tedbirleri gözden geçirildi, alınacak önlemler değerlendirildi. Manisa’da 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlamasıyla birlikte, okul çevrelerindeki güvenlik ve trafik tedbirleri gözden geçirildi, alınacak önlemler değerlendirildi. Vali Vahdettin Özkan, riskli alanlara yönelik ilave tedbirlerin hayata geçirileceğini belirterek, öğrencilerin huzur ve güven ortamında eğitimlerini sürdürmelerinin en temel öncelik olduğunu vurguladı. Vali Vahdettin Özkan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya; İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İlhan Şen, Vali Yardımcıları Mustafa Harputlu ve Erhan Günay, İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Toplantıda; okul güvenliği, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle mücadele, trafik güvenliği, okul servislerinin denetimi, akran zorbalığı ve siber güvenlik başta olmak üzere öğrencilerin güvenliğini doğrudan ilgilendiren konular kapsamlı şekilde ele alındı. Okul çevrelerinde asayişin sağlanması, trafik kazalarının önlenmesi ve riskli alanlara yönelik ilave tedbirlerin planlanması konularında kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun artırılması kararlaştırıldı. Toplantıda değerlendirmelerde bulunan Vali Özkan, çocukların ve gençlerin güvenliğinin her şeyden önce geldiğini vurgulayarak, okul çevrelerinde alınacak tedbirlerin titizlikle uygulanmasının ve denetimlerin aralıksız sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Eğitim ortamlarının yalnızca akademik başarıyla değil, aynı zamanda güvenli ve huzurlu yapısıyla da güçlendirilmesi gerektiğini belirten Vali Özkan, tüm kurumların bu süreçte sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Vali Özkan, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Geleceğimizin teminatı olan öğrencilerimizin huzur ve güven içinde eğitimlerini sürdürebilmeleri temel önceliğimizdir. Bu konuda kamu kurumlarımız, okul idarecilerimiz, güvenlik birimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve velilerimiz ortak sorumluluk taşımaktadır. Alınan tedbirlerin sahada etkin şekilde uygulanmasını ve denetimlerin kararlılıkla sürdürülmesini önemsiyoruz. Riskleri doğru analiz ederek gerekli tüm önlemleri almaya devam edeceğiz." Toplantıda alınan kararlar doğrultusunda, okul çevrelerinde uyuşturucu madde, sigara ve diğer zararlı maddelerin satışına yönelik denetimler kolluk kuvvetleri tarafından artırılacak. Öğrencilerin karşılaşabileceği yaşanabilecek risklere karşı parklar, bahçeler ve metruk binalarda kontroller sıklaştırılacak. Ayrıca; okul servis araçlarına yönelik denetimlerin artırılması, okul geçitlerinde trafik güvenliğinin sağlanması, güvenlik kamera sistemlerinin aktif tutulması ve öğrenci ile velilere yönelik bilgilendirme faaliyetlerinin eğitim öğretim yılı boyunca devam ettirilmesi kararlaştırıldı.