EĞİTİM
Radikal Okullarında kariyer günleri: Uzman isimler öğrencilerle geleceği konuştu 15 Mart 2026 Pazar - 15:34:46 Radikal Eğitim Kurumları tarafından Konak, Buca ve Bornova Radikal Okullarında düzenlenen Mesleki Yetkinlik ve Kariyer Günleri’nde öğrenciler; farklı meslek alanlarından alanında uzman isimlerle bir araya gelerek geleceğin mesleklerine dair deneyim ve önerileri dinleme fırsatı buldu. Radikal Eğitim Kurumları tarafından Konak, Buca ve Bornova Radikal Okullarında düzenlenen Mesleki Yetkinlik ve Kariyer Günleri, öğrencileri farklı meslek alanlarından alanında uzman isimlerle bir araya getirdi. Etkinliklerde öğrenciler, geleceğin mesleklerine dair önemli bilgiler edinirken farklı sektörlerden uzmanların deneyimlerini dinleme fırsatı buldu. Program kapsamında öğrenciler; Av. Arb. Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Ecevit, tiyatro oyuncusu Ümit Çırak, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zileli, Yazılım Mühendisi Volkan Küçük, Makine Mühendisi Prof. Dr. Hasan Yıldız, Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü, Bena Bistro Lounge kurucusu ve ödüllü işletmeci Gülper Ergün ile Deniz Hukuku Avukatı Çağdaş Kırcalı başta olmak üzere farklı disiplinlerden alanında yetkin pek çok isimle bir araya geldi. Etkinlikte ayrıca Radikal Eğitim Kurumları Kurucusu ve Matematik Öğretmeni Erdal Avcı da öğrencilerle buluşarak eğitim hayatı, meslek seçimi ve hedef belirleme konularında deneyimlerini paylaştı. Konuşmacılar; kendi kariyer yolculuklarını, meslek hayatlarında edindikleri deneyimleri ve gençlere yönelik önerilerini aktararak öğrencilerin meslekleri yakından tanımalarına ve kariyer hedeflerini daha bilinçli şekilde şekillendirmelerine katkı sağladı. Radikal Okullarında gerçekleştirilen bu buluşmalar, öğrencilerin farklı meslek alanlarını yakından tanımalarına, ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine ve geleceğe dair kariyer planlarını daha güçlü bir bakış açısıyla değerlendirmelerine imkân sundu.
15 Mart 2026 Pazar - 14:00 Mimariden tasavvufa: Mahperi Hatun’un Şeyh Turesan ile bıraktığı izler Doç. Dr. Demet Kara, Mahperi Hatun’un 1240 yılında inşa ettirdiği Şeyh Turesan Zaviyesi’nin tasavvufi ritüellerle şekillenen mimari sırlarını gün yüzüne çıkardı. Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli kadın figürlerinden biri olan Mahperi Huand Hatun, Selçuklu Dönemi’nden günümüze kalan tarihî miraslarıyla anılıyor. Mahperi Hatun’un geride bıraktığı pek çok eser arasında yer alan Şeyh Turesan Zaviyesi, tasavvuf eğitimlerinin verildiği, dervişlerin barındığı ve ibadet ettiği bir yapı olarak biliniyor. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk-İslam Sanatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Kara, yüksek lisans tez çalışması olan "Mahperi Huand Hatun’un yaptırdığı yapılardan biri olan Şeyh Turesan Zaviyesi" hakkında bilinmeyenleri anlattı. "Zaviye-i Şeyh Turesan Mahperi Hatun tarafından yaptırıldı" Zaviye terimi, anlam olarak 14. ve 15. yüzyıla kadar şehir, kasaba ve köylerde ya da yollar üzerinde kurulmuş, içinde belli bir tarikata mensup şeyh ve dervişlerin yaşadığı, yol üzerinden gelip geçen yolcuların ücretsiz misafir edildiği belli bir müesseseyi ifade etmek için kullanılır. Bu yapıların zaviye olarak adlandırılmasının yanı sıra ribat, hânikâh, buk’a, savmaa, düveyre ve medrese gibi isimlerle de anıldığı görülüyor. Kayseri’nin İncesu ilçesi ile Ürgüp’ün Başköy kasabası arasında yer alan, Tekke Dağı olarak adlandırılan mevkide bulunan Şeyh Turesan Zaviyesi; 1240 inşa tarihiyle bu tarikat yapılarının ilk örnekleri arasında yer alıyor. Zaviye, inşa kitabesine göre I. Alâeddin Keykubad’ın eşi, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Huand Hatun tarafından, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde yaptırılıyor. Zaviyenin inşa kitabesinde Mahperi Hatun’un ismi geçmiyor. Ancak yapının vakıf kaydı Mahperi Huand Hatun ismini vermekle birlikte, yapının zaviye olduğunu da "Zaviye-i Şeyh Turesan" ifadesiyle doğruluyor. İnşa kitabesi ve vakıf kaydı birlikte değerlendirildiğinde; yapının zaviye olduğu, 1240 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat yıllarında annesi Mahperi Hatun tarafından Şeyh Turesan adına yaptırıldığı anlaşılıyor. "Zaviyenin mimari yapısı ritüeller için de kullanılmış" Zaviyenin mimari planı ve kullanım amacı, döneminin diğer yapılarına göre bazı farklılıklar barındırıyor. Plan bakımından incelendiğinde, yapı içerisinde yer alan bazı mimari unsurların mekân kurgusunu geliştirmek ya da yapıyı sağlamlaştırmak amacıyla yapılmadığı görülüyor. Bu nedenle söz konusu mimari öğelere, inançla ilgili gerçekleştirilen ritüeller kapsamında ihtiyaç duyulduğu tahmin ediliyor. Bu unsurlardan ilki, sofada yer alan ana eyvanın zeminden yükseltilmiş bir sekisinin bulunması. Eyvanlı tarikat yapılarında eyvan bölümünde bir mihrap bulunmaması, eyvanların tasavvufi ritüeller esnasında seyirci mahfili olarak kullanılmasından kaynaklanıyor. Bu doğrultuda, zaviyenin ana eyvanında bulunan sekinin işlevi de bu şekilde açıklanabiliyor. Diğeri ise orta sofanın örtüsünü destekleyen takviye kemerleri arasına yerleştirilmiş sembolik kubbe ve bu kubbenin altına denk gelecek biçimde yapılmış tonoza açılan merdiven kuruluşu. Merkezi kubbe-eyvan ilişkisine sahip Anadolu Selçuklu zaviyelerinde, merkezde yer alan kubbedeki açıklık aracılığıyla evrenle bağlantı kurulduğu ileri sürülüyor. Bu bağlamda Şeyh Turesan Zaviyesi’nin sembolik kubbesinde böyle bir açıklığın bulunmamasının oluşturduğu eksikliğin, hemen yakınında tonoza açılan ve çatıya çıkan bir açıklıkla giderilmeye çalışıldığı düşünülüyor. Alt kısımda yer alan merdivenin kuruluşu da bu yorumu destekliyor. Tarikat zaviyelerinin sosyal görevlerinden birini de ülkede dolaşan "âyende ve revende"ye (gelip geçene) belirli bir süre karşılıksız barınma ve konaklama imkânı sağlanması oluşturuyor. Şeyh Turesan Zaviyesi’nde eyvana açılan bazı odaların yaşam mekânı olarak kullanıldığı biliniyor. Bu kapsamda, kuzey duvarı boyunca uzanan ve günümüzde mezarlık olarak anılan bölümün duvarlarında yer alan halkaların, konaklayan kişilerin hayvanlarını barındırmak amacıyla kullanıldığı anlaşılıyor. Mahperi Hatun, özellikle Kayseri, Tokat ve Yozgat gibi şehirlerde vakıflar ve hayır kurumları kurdu. Zaviyeler ise Osmanlı döneminde tekke ve dergâhlara dönüşerek bu işlevlerini sürdürdü.
15 Mart 2026 Pazar - 12:46 SANKO Üniversitesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı programı düzenlendi SANKO Üniversitesinde "14 Mart Tıp Bayramı" dolayısıyla "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" konulu program düzenlendi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, yaptığı konuşmada tıp mesleğinin ekip çalışmasına dayanan bir alan olduğuna dikkat çekerek, "Dünyanın en iyi hekimi de olsanız, ekibiniz görevini en iyi şekilde yerine getiremiyorsa başarılı olmanız mümkün değildir. Tıp, bireysel başarıdan çok ekip uyumu ve ortak sorumluluk anlayışıyla yürütülen bir meslektir" dedi. Modern tıbbın temellerinin savaş dönemlerinde atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, askeri gerekliliklerle başlayan gelişmelerin zamanla ortaya çıkan salgın hastalıklardan dolayı sivil sağlık hizmetlerine de yansıdığını ifade etti. Prof. Dr. Dağlı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin muhtemel bir savaş ihtimaline karşı bazı önlemler aldığını hatırlatarak, Topkapı Sarayı’nda bulunan Cumhuriyetin önemli değerlerinin güvenlik amacıyla önce Ankara’daki Kara Kuvvetleri Komutanlığı binasına, daha sonra ise Gülhane binasına taşındığını söyledi. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı,"Çok büyük bir amaca hizmet ederek mesleğini büyük bir özveriyle yerine getiren tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca üniversitemizde edindikleri bilgi, birikim ve donanımla mesleklerini aynı özveriyle icra edeceklerine inandığım kıymetli öğrencilerimizin de bu anlamlı gününü tebrik ediyor; sağlıkla, başarıyla ve sevinçle kutlayacağımız nice bayramlar diliyorum" dedi. Programın açış konuşmasını yapan SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, "Hekimlik, insan odaklı bir bilim olmasının yanında insanlığa adanmış bir sanattır; mesleğimiz penceresinden bakınca bugün insanlığın zarar gördüğü gelişmeleri endişe ve üzüntü ile izliyoruz" ifadelerini kullandı. Ülkemizde hekimlik mesleğinin 100 yılı aşkın süredir kendine ait bir bayrama sahip olmasının büyük bir anlam taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Akkın, bu özel günün sağlık çalışanlarının emeğini, özverisini ve topluma sunduğu katkıları hatırlatması açısından önemli olduğunu vurgulayarak, hekimlik mesleğinin değerinin ne yazık ki çoğu zaman felaket dönemlerinde daha iyi anlaşıldığına dikkat çekti. Olağanüstü durumların ve felaketlerin beraberinde getirdiği sağlık sorunlarına da değinen Prof. Dr. Akkın, insan hayatını korumak ve toplum sağlığını geliştirmek için büyük bir sorumluluk üstlenen hekimlerin temel amacının, şiddet ve savaşların yol açtığı sağlık sorunları yerine hastalıkları ortaya çıkaran biyolojik yapıyı ve fizyolojik işleyişi bozan etkenlerle mücadele etmek ve koruyucu hekimliği güçlendirmek olduğunu vurguladı. Meslektaşlarının ve öğrencilerinin Tıp Bayramı’nı kutlayan Prof. Dr. Akkın, sözlerini "barış ortamlarında kutlayacağımız nice 14 Martlarda buluşmak üzere hepinize başarı ve kolaylıklar dilerim" diyerek tamamladı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin A. Sırmalı ise "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" başlıklı sunumunda Osmanlı Cihan Devleti’nin modern tıbba geçiş sürecini anlattı. Prof. Dr. Sırmalı, konuşmasına, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta yer alan şu sözlerini okuyarak başladı: "1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumi’de mağlup olmuş; Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütareke imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında millet yorgun ve fakir bir halde" Ardından, 14 Mart 1827’de açılan ilk çağdaş tıp okulu Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ile ilgili olarak Prof. Dr. Nusret Fişek’in şu sözlerine dikkat çekerek, "Bugünü bir okulun kuruluş günü olarak değil, çağdaşlaşma tutkumuzun gerçekleşmesi için atılan bir adım olarak kutluyoruz" şeklinde konuştu. Sultan II. Mahmut’un ileri görüşlü ve mantıklı kararlar veren bir padişah olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, "Osmanlı ordusu artık yenilgiler almaya başlamıştı. Cephelerde savaşan askerler, ordular ve halk perişan durumdaydı. Bunun üzerine Sultan II. Mahmut, çağdaş bir tıp hizmeti verilmesi gerektiğine ve bu hizmeti sağlayabilecek, çağdaş eğitim almış hekimlere ihtiyaç olduğuna karar verdi. Bu doğrultuda hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’ye (1774-1834) talimat verdi. Böylece çağdaş anlamda ilk tıp okulu olan Tıphane-i Âmire ve Cerrahhane-i Âmire, 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kuruldu. Bu dönem, Osmanlı tıp eğitiminin modernleşme sürecinin en kritik aşamalarından biridir. Daha sonra kurulan Demirkapı Askerî Kışlası (1866-1903), modern tıp eğitiminin kurumsallaştığı yer hâline geldi. Türkiye’nin ilk modern radyologlarının, patologlarının, cerrahlarının ve kadın-doğum uzmanlarının yetiştiği bu kurum; Osmanlı modernleşmesinin tıp alanındaki en somut mekânlarından biri oldu. Aynı zamanda Tıbbiyeli geleneğinin (siyasi bilinç ve bilimsel modernleşme) doğduğu merkez olarak Türk tıp tarihinin hafızasında önemli bir yer edindi. Bu kurum, Gülhane Askerî Tıp Akademisi ve Haydarpaşa Tıbbiyesi gibi kurumlara giden yolun da öncüsü oldu" dedi. 3 Şubat 1919’da İngiliz birliklerinin karargâh yapmak amacıyla Haydarpaşa’da bulunan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye el koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, günümüze kadar uzanan süreç hakkında da önemli bilgiler paylaştı. Ayrıca 3 Ocak 1953 tarihinde 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun kabul edildiğini belirtti. SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen ve sunuculuğunu Tıp Fakültesi 3’üncü sınıf öğrencisi Hüseyin Hatımoğulları’nın yaptığı programa; SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci ile akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.
Ağrı Milli Eğitim Müdürü Kökrek: "Kapımız öğretmenlerimize her zaman açık"
03 Şubat 2026 Salı - 17:32 Ağrı Milli Eğitim Müdürü Kökrek: "Kapımız öğretmenlerimize her zaman açık" Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, aday öğretmenlerle bir araya gelerek, kapısının her zaman öğretmenlere açık olduğunu belirtti. Şinasi Ünsal Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenen seminere İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Şube Müdürü Bülent Aydemir ve aday öğretmenler katıldı. Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, öğretmenlere görevlerinde başarılar diledi. Öğretmenliğin büyük bir sorumluluk taşıdığını ifade eden Kökrek, aday öğretmenlerin meslek hayatları boyunca kendilerini sürekli yenilemeleri gerektiğini söyledi. Eğitimin insan yetiştirme süreci olduğunu vurgulayan Kökrek, öğretmenlerin bu süreçte üstlendiği görevin toplumun geleceğini doğrudan etkilediğini dile getirdi. Kökrek, "Öğretmenlik, sabır, emek ve özveri isteyen bir meslektir. Sizler bugün sınıflarda görev alacak, yarının doktorlarını, mühendislerini, yöneticilerini yetiştireceksiniz. Bu nedenle mesleğinizi severek yapmanız, öğrencilerinize rol model olmanız büyük önem taşıyor." dedi. Kapısının öğretmenlere her zaman açık olduğunu belirten Kökrek, "Karşılaştığınız her türlü konuda bizlerle iletişim kurabilirsiniz. Fikirlerinizi, projelerinizi ve önerilerinizi paylaşmanızı istiyoruz. Eğitimde başarı, ekip çalışması ve güçlü iletişimle sağlanır. Kendinizi geliştirmekten vazgeçmeyin, mesleki bilgi ve becerilerinizi sürekli artırın." ifadelerini kullandı. Aday öğretmenlere tavsiyelerde bulunan Kökrek, milli ve manevi değerlere bağlı bireyler yetiştirmenin önemine değinerek, öğretmenlerin bu konuda önemli bir görev üstlendiğini kaydetti. Seminer, aday öğretmenlerin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Bor İlçe Halk Kütüphanesi’nden annelere eğitim, çocuklara eğlence
03 Şubat 2026 Salı - 16:03 Bor İlçe Halk Kütüphanesi’nden annelere eğitim, çocuklara eğlence Bor Halil Nuri Bey İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü; halkla ilişkilerini güçlendirmek ve okuyucularına farklı hizmetler sunmak amacıyla düzenlediği etkinliklerine devam ediyor. Kütüphanenin sinema ve kültür salonunda ebeveynlere yönelik ’Aile İçi İletişim’ konulu bir program gerçekleştirildi. Programa Aile Danışmanı Nafiye Sabırlar konuşmacı olarak katıldı. Sabırlar; yakın zamanda yayımlanması planlanan ’Evliliği İnşa Etmek: Uygulamalar ve Çözümlü Vaka Örnekleriyle İlişki Rehberi’ adlı kitabından kesitler sunarak annelere hitap etti. Konuşmasında çocuklar ve eşler arasındaki uyumu güçlendirmenin, karşılıklı sevgi ve anlayışla birbirlerinin dünyasına dokunmanın önemine değinen Sabırlar, sağlıklı aile ilişkilerinin temel dinamiklerini aktardı. Her yetişkinin içinde kendi çocukluğunu taşıyan bir ’iç çocuk’ bulunduğunu belirten Sabırlar, bireyin yetişkinlikte verdiği pek çok duygusal tepkinin ve ilişki kurma biçiminin çocukluk deneyimleriyle yakından ilişkili olduğunu vurguladı. Çocukluk döneminde oluşan temel inançların bireyin kendilik algısını ve yetişkinlikteki ilişkilerini yönlendirdiğini ifade eden Sabırlar, sağlıklı iletişim için duygu yönetiminin şart olduğunu, bunun da öğrenilebilir bir beceri olduğunu dile getirdi. Düzenlenen etkinlikte anneler aile içi iletişim konulu seminere katılırken, çocuklar ise kütüphanenin etkinlik odasında Bor İlçe Halk Kütüphanesi çalışanları eşliğinde zeka oyunları oynayarak keyifli vakit geçirdi.
EBYÜ MYO’da 3 program akreditasyon belgesi aldı
03 Şubat 2026 Salı - 15:45 EBYÜ MYO’da 3 program akreditasyon belgesi aldı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Meslek Yüksekokulu bünyesinde yer alan üç program, Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MEDEK) tarafından akredite edilerek akreditasyon belgesi almaya hak kazandı. Akreditasyon belgeleri, Üniversite Senato Salonu’nda düzenlenen törenle EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent tarafından program sorumlularına takdim edildi. Törene; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, Prof. Dr. Adem Başıbüyük ve Prof. Dr. Çağrı Çırak, Genel Sekreter Doç. Dr. M. Cihat Özgenel, Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Fatih Yavuz Ilgın, fakülte dekanları ile meslek yüksekokulu müdürleri katıldı. MEDEK değerlendirmeleri sonucunda Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programı 4 yıl süreyle tam akreditasyon, Bilgisayar Programcılığı Programı 2 yıl süreyle akreditasyon, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Programı ise 2 yıl süreyle akreditasyon almaya hak kazandı. Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Akın Levent, akreditasyon alan programları tebrik ederek, üniversite bünyesindeki tüm akademik birimlerin akreditasyon süreçlerini tamamlaması amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. Meslek Yüksekokulunun elde ettiği bu başarının kalite güvencesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Levent, emeği geçen akademik ve idari personele teşekkür ederek başarılarının devamını diledi.
Fırat Üniversitesi bölgesel iş birliğinde öncü rol üstlendi
03 Şubat 2026 Salı - 14:07 Fırat Üniversitesi bölgesel iş birliğinde öncü rol üstlendi Bölgesel Üniversiteler İş Birliği ve İstişare Buluşmaları, Elazığ ev sahipliğinde 28 üniversitenin katılımıyla gerçekleşti. Bölgesel kalkınmada üniversiteler arası iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen "Bölgesel Üniversiteler İş Birliği ve İstişare Buluşmaları-III", üst düzey katılımla Fırat Üniversitesi ev sahipliğinde Elazığ’da gerçekleştirildi. Yerel Kalkınmada Güç Birliği: Avrupa Ekosistemine Ortak Yolculuk temasıyla düzenlenen ve İstasyon Akademi koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, Türkiye’nin farklı bölgelerinden üniversiteleri bir araya getirerek ortak akıl ve güçlü iş birliklerine zemin hazırladı. Avrupa Birliği Başkanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen buluşmada; üniversitelerin Avrupa ekosistemiyle uyumlu projeler geliştirmesi, bölgesel potansiyelin harekete geçirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi konuları ele alındı. Vali Numan Hatipoğlu, "Harput kültürü ve Harput medeniyeti burada şekillenmiş yüksek bir seciyi, köklü bir ilim ve irfan geleneğini temsil etmektedir. Edebiyattaki yeriyle, Gaziantep’te, Urfa’da, Diyarbakır’da, Musul ve Kerkük’te, hatta Bakü’ye kadar uzanan bir ağız, bir müzik ve bir yaşam tarzı hâline gelmiştir. Bu yönüyle Harput, aynı zamanda bilim ve edebiyatın da önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bugün Fırat Üniversitemiz, büyükşehir olmayan üniversiteler arasında tek araştırma üniversitesi olma niteliğini taşımaktadır. İnancım odur ki, el birliğiyle bu başarıyı çok daha ileri noktalara taşıyacağız" dedi. Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, "Bugün şehrimizin gözbebeği olan, sadece ülkemizde değil, uluslararası arenada da başarısını kanıtlayan Fırat Üniversitemizin ev sahipliğinde çok kıymetli bir buluşmayı hep birlikte gerçekleştiriyoruz. İstasyon Akademi modeli kamu kurumlarını, özel sektörü ve üniversitelerimizi aynı çatı altında buluşturan bir işbirliği platformudur. Bu platform, ortak akıl ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu etrafında şekillenen bilginin ışığında, yerelden başlayarak bölgesel ve ulusal kalkınmayı hedefleyen vizyoner bir bakış açısıdır" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, "Avrupa Birliği fonlarının, üniversite iş birliği ve üniversite-yerel yönetim iş birliği kapsamında ülkemizde de etkin şekilde kullanılabilmesi amacıyla böyle bir oluşum ortaya çıkmıştır. Öğrencilerimizin yaklaşık yüzde e88’i ön lisans ve lisans düzeyinde, yüzde 12’si ise lisansüstü eğitim görmektedir. Edirne’den Hakkari’ye kadar ülkemizin dört bir yanından üniversitemizi tercih eden öğrencilerden oluşmaktadır" diye konuştu. Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen toplantıya; Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak, Dışişleri Bakanlığı Mali İş Birliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, bölge üniversitelerinden 18 rektör, 28 üniversitenin rektör yardımcıları ve temsilcileri akademisyenler ile STK temsilcileri katıldı.
Deprem sonrası Adıyaman’da eğitim altyapısı güçlendi
03 Şubat 2026 Salı - 13:50 Deprem sonrası Adıyaman’da eğitim altyapısı güçlendi Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Adıyaman’da yürütülen yeni okul yapımları ve güçlendirme çalışmalarıyla eğitim altyapısı yeniden ayağa kaldırılırken, kent genelinde derslik sayısı deprem öncesine göre 624 artış gösterdi. Adıyaman’da 6 Şubat depremlerinde 16 okul yıkılırken, acil yıkılacak durumda olan 7 okul ile ağır hasarlı 56 okul da ekiplerce yıkıldı. Adıyaman’da çoğunluğu okul olmak üzere pansiyon, spor salonu, öğretmenevlerinin de içinde bulunduğu 56 bina orta ve az hasarlı olduğu için güçlendirilmeye başlandı. Yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, "Asrın felaketinin yaşandığı depremlerin üçüncü seneyi devriyesi için hazırlıklar yapılıyor, anma törenleri planlanıyor. Biz de eğitim camiası olarak asrın felaketinde 6 bin 247 dersliğimizden 930 dersliğimizi kaybetmiştik. Bunun yerine 104 yeni, 21 de güçlendirilmiş okul olmak üzere toplam 125 okulumuzu eğitim öğretim hizmetine sunduk. Çocuklarımız daha dirençli, daha güvenli okullarda eğitim öğretimlerine devam ediyorlar. Bugün itibariyle 6 bin 870 derslikle eğitim öğretimimize devam ediyoruz. Deprem öncesine göre 624 derslik fazlamız var. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Güçlü bir ülkenin vatandaşı olma gururunu hep beraber yaşıyoruz. Millet, devlet milletle el ele vererek şu anda okullarımızın deprem öncesine göre çok daha iyi bir noktaya gelmesinin haklı gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.