EĞİTİM
Radikal Okullarında kariyer günleri: Uzman isimler öğrencilerle geleceği konuştu 15 Mart 2026 Pazar - 15:34:46 Radikal Eğitim Kurumları tarafından Konak, Buca ve Bornova Radikal Okullarında düzenlenen Mesleki Yetkinlik ve Kariyer Günleri’nde öğrenciler; farklı meslek alanlarından alanında uzman isimlerle bir araya gelerek geleceğin mesleklerine dair deneyim ve önerileri dinleme fırsatı buldu. Radikal Eğitim Kurumları tarafından Konak, Buca ve Bornova Radikal Okullarında düzenlenen Mesleki Yetkinlik ve Kariyer Günleri, öğrencileri farklı meslek alanlarından alanında uzman isimlerle bir araya getirdi. Etkinliklerde öğrenciler, geleceğin mesleklerine dair önemli bilgiler edinirken farklı sektörlerden uzmanların deneyimlerini dinleme fırsatı buldu. Program kapsamında öğrenciler; Av. Arb. Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Ecevit, tiyatro oyuncusu Ümit Çırak, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zileli, Yazılım Mühendisi Volkan Küçük, Makine Mühendisi Prof. Dr. Hasan Yıldız, Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü, Bena Bistro Lounge kurucusu ve ödüllü işletmeci Gülper Ergün ile Deniz Hukuku Avukatı Çağdaş Kırcalı başta olmak üzere farklı disiplinlerden alanında yetkin pek çok isimle bir araya geldi. Etkinlikte ayrıca Radikal Eğitim Kurumları Kurucusu ve Matematik Öğretmeni Erdal Avcı da öğrencilerle buluşarak eğitim hayatı, meslek seçimi ve hedef belirleme konularında deneyimlerini paylaştı. Konuşmacılar; kendi kariyer yolculuklarını, meslek hayatlarında edindikleri deneyimleri ve gençlere yönelik önerilerini aktararak öğrencilerin meslekleri yakından tanımalarına ve kariyer hedeflerini daha bilinçli şekilde şekillendirmelerine katkı sağladı. Radikal Okullarında gerçekleştirilen bu buluşmalar, öğrencilerin farklı meslek alanlarını yakından tanımalarına, ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine ve geleceğe dair kariyer planlarını daha güçlü bir bakış açısıyla değerlendirmelerine imkân sundu.
15 Mart 2026 Pazar - 14:00 Mimariden tasavvufa: Mahperi Hatun’un Şeyh Turesan ile bıraktığı izler Doç. Dr. Demet Kara, Mahperi Hatun’un 1240 yılında inşa ettirdiği Şeyh Turesan Zaviyesi’nin tasavvufi ritüellerle şekillenen mimari sırlarını gün yüzüne çıkardı. Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli kadın figürlerinden biri olan Mahperi Huand Hatun, Selçuklu Dönemi’nden günümüze kalan tarihî miraslarıyla anılıyor. Mahperi Hatun’un geride bıraktığı pek çok eser arasında yer alan Şeyh Turesan Zaviyesi, tasavvuf eğitimlerinin verildiği, dervişlerin barındığı ve ibadet ettiği bir yapı olarak biliniyor. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk-İslam Sanatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Kara, yüksek lisans tez çalışması olan "Mahperi Huand Hatun’un yaptırdığı yapılardan biri olan Şeyh Turesan Zaviyesi" hakkında bilinmeyenleri anlattı. "Zaviye-i Şeyh Turesan Mahperi Hatun tarafından yaptırıldı" Zaviye terimi, anlam olarak 14. ve 15. yüzyıla kadar şehir, kasaba ve köylerde ya da yollar üzerinde kurulmuş, içinde belli bir tarikata mensup şeyh ve dervişlerin yaşadığı, yol üzerinden gelip geçen yolcuların ücretsiz misafir edildiği belli bir müesseseyi ifade etmek için kullanılır. Bu yapıların zaviye olarak adlandırılmasının yanı sıra ribat, hânikâh, buk’a, savmaa, düveyre ve medrese gibi isimlerle de anıldığı görülüyor. Kayseri’nin İncesu ilçesi ile Ürgüp’ün Başköy kasabası arasında yer alan, Tekke Dağı olarak adlandırılan mevkide bulunan Şeyh Turesan Zaviyesi; 1240 inşa tarihiyle bu tarikat yapılarının ilk örnekleri arasında yer alıyor. Zaviye, inşa kitabesine göre I. Alâeddin Keykubad’ın eşi, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Huand Hatun tarafından, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat döneminde yaptırılıyor. Zaviyenin inşa kitabesinde Mahperi Hatun’un ismi geçmiyor. Ancak yapının vakıf kaydı Mahperi Huand Hatun ismini vermekle birlikte, yapının zaviye olduğunu da "Zaviye-i Şeyh Turesan" ifadesiyle doğruluyor. İnşa kitabesi ve vakıf kaydı birlikte değerlendirildiğinde; yapının zaviye olduğu, 1240 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanat yıllarında annesi Mahperi Hatun tarafından Şeyh Turesan adına yaptırıldığı anlaşılıyor. "Zaviyenin mimari yapısı ritüeller için de kullanılmış" Zaviyenin mimari planı ve kullanım amacı, döneminin diğer yapılarına göre bazı farklılıklar barındırıyor. Plan bakımından incelendiğinde, yapı içerisinde yer alan bazı mimari unsurların mekân kurgusunu geliştirmek ya da yapıyı sağlamlaştırmak amacıyla yapılmadığı görülüyor. Bu nedenle söz konusu mimari öğelere, inançla ilgili gerçekleştirilen ritüeller kapsamında ihtiyaç duyulduğu tahmin ediliyor. Bu unsurlardan ilki, sofada yer alan ana eyvanın zeminden yükseltilmiş bir sekisinin bulunması. Eyvanlı tarikat yapılarında eyvan bölümünde bir mihrap bulunmaması, eyvanların tasavvufi ritüeller esnasında seyirci mahfili olarak kullanılmasından kaynaklanıyor. Bu doğrultuda, zaviyenin ana eyvanında bulunan sekinin işlevi de bu şekilde açıklanabiliyor. Diğeri ise orta sofanın örtüsünü destekleyen takviye kemerleri arasına yerleştirilmiş sembolik kubbe ve bu kubbenin altına denk gelecek biçimde yapılmış tonoza açılan merdiven kuruluşu. Merkezi kubbe-eyvan ilişkisine sahip Anadolu Selçuklu zaviyelerinde, merkezde yer alan kubbedeki açıklık aracılığıyla evrenle bağlantı kurulduğu ileri sürülüyor. Bu bağlamda Şeyh Turesan Zaviyesi’nin sembolik kubbesinde böyle bir açıklığın bulunmamasının oluşturduğu eksikliğin, hemen yakınında tonoza açılan ve çatıya çıkan bir açıklıkla giderilmeye çalışıldığı düşünülüyor. Alt kısımda yer alan merdivenin kuruluşu da bu yorumu destekliyor. Tarikat zaviyelerinin sosyal görevlerinden birini de ülkede dolaşan "âyende ve revende"ye (gelip geçene) belirli bir süre karşılıksız barınma ve konaklama imkânı sağlanması oluşturuyor. Şeyh Turesan Zaviyesi’nde eyvana açılan bazı odaların yaşam mekânı olarak kullanıldığı biliniyor. Bu kapsamda, kuzey duvarı boyunca uzanan ve günümüzde mezarlık olarak anılan bölümün duvarlarında yer alan halkaların, konaklayan kişilerin hayvanlarını barındırmak amacıyla kullanıldığı anlaşılıyor. Mahperi Hatun, özellikle Kayseri, Tokat ve Yozgat gibi şehirlerde vakıflar ve hayır kurumları kurdu. Zaviyeler ise Osmanlı döneminde tekke ve dergâhlara dönüşerek bu işlevlerini sürdürdü.
15 Mart 2026 Pazar - 12:46 SANKO Üniversitesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı programı düzenlendi SANKO Üniversitesinde "14 Mart Tıp Bayramı" dolayısıyla "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" konulu program düzenlendi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, yaptığı konuşmada tıp mesleğinin ekip çalışmasına dayanan bir alan olduğuna dikkat çekerek, "Dünyanın en iyi hekimi de olsanız, ekibiniz görevini en iyi şekilde yerine getiremiyorsa başarılı olmanız mümkün değildir. Tıp, bireysel başarıdan çok ekip uyumu ve ortak sorumluluk anlayışıyla yürütülen bir meslektir" dedi. Modern tıbbın temellerinin savaş dönemlerinde atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, askeri gerekliliklerle başlayan gelişmelerin zamanla ortaya çıkan salgın hastalıklardan dolayı sivil sağlık hizmetlerine de yansıdığını ifade etti. Prof. Dr. Dağlı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin muhtemel bir savaş ihtimaline karşı bazı önlemler aldığını hatırlatarak, Topkapı Sarayı’nda bulunan Cumhuriyetin önemli değerlerinin güvenlik amacıyla önce Ankara’daki Kara Kuvvetleri Komutanlığı binasına, daha sonra ise Gülhane binasına taşındığını söyledi. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı,"Çok büyük bir amaca hizmet ederek mesleğini büyük bir özveriyle yerine getiren tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca üniversitemizde edindikleri bilgi, birikim ve donanımla mesleklerini aynı özveriyle icra edeceklerine inandığım kıymetli öğrencilerimizin de bu anlamlı gününü tebrik ediyor; sağlıkla, başarıyla ve sevinçle kutlayacağımız nice bayramlar diliyorum" dedi. Programın açış konuşmasını yapan SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, "Hekimlik, insan odaklı bir bilim olmasının yanında insanlığa adanmış bir sanattır; mesleğimiz penceresinden bakınca bugün insanlığın zarar gördüğü gelişmeleri endişe ve üzüntü ile izliyoruz" ifadelerini kullandı. Ülkemizde hekimlik mesleğinin 100 yılı aşkın süredir kendine ait bir bayrama sahip olmasının büyük bir anlam taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Akkın, bu özel günün sağlık çalışanlarının emeğini, özverisini ve topluma sunduğu katkıları hatırlatması açısından önemli olduğunu vurgulayarak, hekimlik mesleğinin değerinin ne yazık ki çoğu zaman felaket dönemlerinde daha iyi anlaşıldığına dikkat çekti. Olağanüstü durumların ve felaketlerin beraberinde getirdiği sağlık sorunlarına da değinen Prof. Dr. Akkın, insan hayatını korumak ve toplum sağlığını geliştirmek için büyük bir sorumluluk üstlenen hekimlerin temel amacının, şiddet ve savaşların yol açtığı sağlık sorunları yerine hastalıkları ortaya çıkaran biyolojik yapıyı ve fizyolojik işleyişi bozan etkenlerle mücadele etmek ve koruyucu hekimliği güçlendirmek olduğunu vurguladı. Meslektaşlarının ve öğrencilerinin Tıp Bayramı’nı kutlayan Prof. Dr. Akkın, sözlerini "barış ortamlarında kutlayacağımız nice 14 Martlarda buluşmak üzere hepinize başarı ve kolaylıklar dilerim" diyerek tamamladı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin A. Sırmalı ise "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" başlıklı sunumunda Osmanlı Cihan Devleti’nin modern tıbba geçiş sürecini anlattı. Prof. Dr. Sırmalı, konuşmasına, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta yer alan şu sözlerini okuyarak başladı: "1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumi’de mağlup olmuş; Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütareke imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında millet yorgun ve fakir bir halde" Ardından, 14 Mart 1827’de açılan ilk çağdaş tıp okulu Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ile ilgili olarak Prof. Dr. Nusret Fişek’in şu sözlerine dikkat çekerek, "Bugünü bir okulun kuruluş günü olarak değil, çağdaşlaşma tutkumuzun gerçekleşmesi için atılan bir adım olarak kutluyoruz" şeklinde konuştu. Sultan II. Mahmut’un ileri görüşlü ve mantıklı kararlar veren bir padişah olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, "Osmanlı ordusu artık yenilgiler almaya başlamıştı. Cephelerde savaşan askerler, ordular ve halk perişan durumdaydı. Bunun üzerine Sultan II. Mahmut, çağdaş bir tıp hizmeti verilmesi gerektiğine ve bu hizmeti sağlayabilecek, çağdaş eğitim almış hekimlere ihtiyaç olduğuna karar verdi. Bu doğrultuda hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’ye (1774-1834) talimat verdi. Böylece çağdaş anlamda ilk tıp okulu olan Tıphane-i Âmire ve Cerrahhane-i Âmire, 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kuruldu. Bu dönem, Osmanlı tıp eğitiminin modernleşme sürecinin en kritik aşamalarından biridir. Daha sonra kurulan Demirkapı Askerî Kışlası (1866-1903), modern tıp eğitiminin kurumsallaştığı yer hâline geldi. Türkiye’nin ilk modern radyologlarının, patologlarının, cerrahlarının ve kadın-doğum uzmanlarının yetiştiği bu kurum; Osmanlı modernleşmesinin tıp alanındaki en somut mekânlarından biri oldu. Aynı zamanda Tıbbiyeli geleneğinin (siyasi bilinç ve bilimsel modernleşme) doğduğu merkez olarak Türk tıp tarihinin hafızasında önemli bir yer edindi. Bu kurum, Gülhane Askerî Tıp Akademisi ve Haydarpaşa Tıbbiyesi gibi kurumlara giden yolun da öncüsü oldu" dedi. 3 Şubat 1919’da İngiliz birliklerinin karargâh yapmak amacıyla Haydarpaşa’da bulunan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye el koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, günümüze kadar uzanan süreç hakkında da önemli bilgiler paylaştı. Ayrıca 3 Ocak 1953 tarihinde 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun kabul edildiğini belirtti. SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen ve sunuculuğunu Tıp Fakültesi 3’üncü sınıf öğrencisi Hüseyin Hatımoğulları’nın yaptığı programa; SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci ile akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.
Büyükşehirin ‘organik tarım eğitimi’ sonuçlandı
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:49 Büyükşehirin ‘organik tarım eğitimi’ sonuçlandı Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından organik tarımın yaygınlaştırılması ve üreticilerin bilinçli üretime yönlendirilmesi amacıyla düzenlenen Organik Tarım Temel Eğitim Programı, başarıyla tamamlandı. Eğitim sonunda yapılan sınavda başarılı olan katılımcılar, Doğal Üretim Bahçesi kullanım hakkı kazandı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı koordinesinde 13-16 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilen eğitim programına katılan üreticiler, organik tarım konusunda teorik ve uygulamalı bilgilerle donatıldı. Eğitim sürecinin ardından yapılan değerlendirme sınavında başarı gösteren katılımcılar belirlenerek Doğal Üretim Bahçesi kullanım hakkı elde etti. Kullanım hakkı kazanan üreticilerin, 09 Şubat 2026 - 13 Şubat 2026 tarihleri arasında sözleşme imzalamak üzere, güncel ÇKS Belgesi, Adli Sicil Kaydı, İkametgâh Belgesi ile birlikte Kayseri Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, 2’nci kat, 216 numaralı odaya mesai bitimine kadar şahsen başvurmaları gerekiyor. Hak kazanan katılımcıların isim listesine, www.kayseri.bel.tr adresi üzerinden ulaşılabiliyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, çiftçi dostu Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın liderliğinde, kentte organik tarımın yaygınlaştırılması, sürdürülebilir üretim modellerinin desteklenmesi ve üreticilerin bilinçli tarıma yönlendirilmesi amacıyla eğitim ve destek çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:43 Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Tematik Buluşmalar" söyleşisinde Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, Bursa’nın işgal yıllarından modern bir Cumhuriyet kentine dönüşüm sürecini anlattı. Arslan, "Bursa sadece Osmanlı’nın değil, Cumhuriyet modernleşmesinin de laboratuvarı olmuştur" dedi. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen "Tematik Buluşmalar" söyleşisinin bu ayki konuğu, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen "Atatürk Bursa’sında Modernleşme: Lider ve Şehir" başlıklı söyleşide Arslan, Atatürk’ün Bursa’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin arka planını ve kentin sosyal, ekonomik ve kültürel değişimini katılımcılara aktardı. Bursa’nın genellikle "Osmanlı’nın ilk başkenti" kimliğiyle ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, kentin Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemindeki stratejik öneminin de en az Osmanlı dönemi kadar kritik olduğunu vurguladı. 19’uncu yüzyıl sonunda Bursa’nın kozmopolit yapısı ve ipek ticaretine dayalı güçlü ekonomisinin, savaşlar ve Yunan işgaliyle büyük bir yıkıma uğradığını hatırlatan Arslan, "İşgal, meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine neden olacak kadar derin bir yastı. Ancak Cumhuriyet, yangın yeri olan bu şehri yeniden ayağa kaldırdı" diye konuştu. Atatürk’ün Bursa’yı 17 kez ziyaret ettiğini ve bu gezilerin sıradan geziler olmadığını ifade eden Arslan, şu detayları paylaştı: "Atatürk, Mudanya Mütarekesi’nden hemen sonra, henüz saltanatı kaldırmadan Bursa’ya gelerek nabız yoklamıştır. Bursa, devrimlerin, özellikle de Şapka İnkılâbı’nın toplumsal kabulü açısından bir laboratuvar işlevi görmüştür. Henüz kanun çıkarılmadan Bursalılar, Atatürk’ü şapkalarıyla karşılayarak değişime destek vermiştir. Atatürk, protokol kurallarından hoşlanmaz, halkın, esnafın, öğrencinin içine karışırdı. Bu samimiyet, devrimlerin tabana yayılmasını sağladı." Arslan, söyleşide, Cumhuriyet öncesi el tezgahlarına dayalı ipek üretiminin, Cumhuriyet ile birlikte Merinos ve Gemlik Suni İpek gibi fabrikalarla endüstriyel bir boyuta taşındığına dikkat çekti. Arslan, bu fabrikaların sadece üretim yeri değil; sineması, spor alanları ve sosyal tesisleriyle kente modern yaşam kültürünü getiren merkezler olduğunu belirtti. Doç. Dr. Arslan, konuşmasının sonunda 1923 ile 1938 yılları arasındaki değişimin o dönemin tanıkları tarafından "hayal edilemez" olarak nitelendirildiğini söyledi. Arslan, "Savaştan çıkmış, nüfusunu ve sermayesini kaybetmiş bir şehirden; sanayisiyle, eğitimli kadınlarıyla, sosyal hayatıyla modern bir kent ortaya çıkarıldı. Bu dönüşümün mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’nın her sokağında iz bırakmıştır" ifadelerini kullandı. Söyleşide katılımcıların sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’a günün anısına hediye verildi.
Bahçeşehir Koleji’ne The ONE Awards’tan "Yılın İtibarlısı" ödülü
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:25 Bahçeşehir Koleji’ne The ONE Awards’tan "Yılın İtibarlısı" ödülü Bahçeşehir Koleji, The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nin Özel Temel Eğitim Kategorisi’nde "Yılın İtibarlısı" ödülünün sahibi oldu. Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle bu yıl 12’ncisi düzenlenen The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri sahiplerini buldu. Türkiye genelinde 12 ilde, bin 200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen "İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü" araştırması sonuçlarına göre; Bahçeşehir Koleji, Özel Temel Eğitim Kategorisi’nde "Yılın İtibarlısı" ödülüne layık görüldü. "Bu başarı büyük bir ailenin ortak emeği" Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Koç, ödüle ilişkin yaptığı değerlendirmede eğitimin sadece bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını vurguladı. 30 yılı aşkın süredir her çocuğun biricik olduğu bilinciyle hareket ettiklerini belirten Dr. Özlem Koç şunları söyledi: "Bahçeşehir Koleji olarak, öğrencilerimizi yalnızca sınavlara değil hayata hazırlayan bir eğitim anlayışıyla yol alıyoruz. Bizim için eğitim; özgüveni yüksek, düşünen, sorgulayan ve insanlığa değer katan bireyler yetiştirme sorumluluğu demektir. Tamamen bağımsız bir araştırmaya dayanan bu ödül; eğitimde kaliteyi, güveni ve sürdürülebilir değeri merkeze alan yaklaşımımızın toplum nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor." Elde edilen başarının bir ekip işi olduğunun altını çizen Dr. Özlem Koç, "Bu gurur; öğrencileriyle, öğretmenleriyle, velileriyle ve yöneticileriyle aynı vizyonda buluşan büyük bir ailenin ortak emeğinin sonucudur. Bu anlamda ödülümüzü; öğrencilerimize, onların hayallerine eşlik eden öğretmenlerimize ve bizlere güvenen velilerimize armağan ediyoruz" dedi.
Güvenlik personellerine hizmet içi eğitim verildi
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:00 Güvenlik personellerine hizmet içi eğitim verildi DÜZCE (İHA) – Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı tüm tesislerde görev yapan güvenlik personelini kapsayan iki gün süren eğitim gerçekleştirildi. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü konferans salonunda ki eğitime tüm personel katıldı. Programının birinci gününde yapılan konuşmalarda kurumsal yapı ve hizmet kalitesi açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi. Eğitimlerin ilk bölümünde, kurum psikoloğu Merve Kelleci tarafından "Kurumsal Düzlemde Kişiler Arası İlişkiler" başlıklı sunum gerçekleştirildi. Sunumda, çalışma ortamında sağlıklı iletişim, ekip çalışması ve mesleki ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik konular ele alındı. Programın devamında, Düzce Müftülüğünde görevli manevi danışman Harun Altay tarafından "Toplumsal Barışın Kapısı: Güvenlikte Empati ve İhsan" konulu eğitim verildi. Sunumda, güvenlik hizmetlerinde empati, anlayış ve insani yaklaşımın önemi vurgulandı. Günün son bölümünde ise Sosyal Çalışmacı Gülbeyaz Çınar tarafından, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele programı kapsamında kumar bağımlılığına yönelik farkındalık eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimde, bağımlılıkla mücadelede erken farkındalığın ve doğru yönlendirme mekanizmalarının önemi anlatıldı. Güvenlik personeline yönelik düzenlenen eğitim programı, ilk gün oturumlarının tamamlanmasının ardından ikinci gün gerçekleştirilecek eğitimlerle devam edecek. Program sonunda katılımcıların mesleki yeterliliklerinin ve kurumsal farkındalıklarının artırılması hedefleniyor.
Mimarlık ile yapay zeka ‘sergi’de buluştu
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:53 Mimarlık ile yapay zeka ‘sergi’de buluştu İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencileri, insan zekası ve yapay zeka arasındaki etkileşimi ‘DAILOGUE’ adlı sergide anlattı. Yapay zekanın ürettiği bilgilerdeki boşlukların, insan müdahalesiyle doldurularak nasıl anlamlı bir bütüne dönüştürüldüğünü aktaran gençler, çalışmalarıyla ziyaretçilerin beğenisini kazandı. Doç. Dr. Lale Başarır’ın verdiği ‘Mimarlıkta Yapay Zeka’ dersi kapsamında oluşturulan sergi, 16 Şubat tarihine kadar kampüste ziyaret edilebilecek. İEÜ Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi ve doktora öğrencisi Beyza Cennet Batır ile Mimarlık Bölümü yüksek lisans öğrencisi Helin Eryılmaz’ın ileri düzey araştırmalarını da kapsayan sergi, mimarlıkta yapay zeka üzerine Türkiye’de gerçekleştirilen ilk çalışmalardan biri olma özelliği taşıyor. "Yapay zeka kullanımı hızla artıyor" İEÜ Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lale Başarır, mimarlık alanındaki yapay zeka uygulamaları üzerine uzun süredir çalıştığını söyledi. Sergide, herhangi bir çalışmaya ilişkin yapay zekanın verdiği sonuçla, insan müdahalesinin ardından elde edilen son çıktı arasındaki farkın net şekilde ortaya konduğunu ifade eden Doç. Dr. Başarır, öğrencilerin bunu son derece başarılı bir şekilde sunduğunu belirtti. Mimarlıkta yapay zeka kullanımının da giderek arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Başarır, "Yapay zeka araçları geliştikçe, mimarlık ofisleri de bunları alıyor ve kullanıma sokuyor. Mimarlıktaki iş akışında belli adımlar var. Yapay zeka, bu adımları çok hızlandırıyor. Bu hızlanma, mimarlık ofislerinin daha verimli çalışmasını da sağlıyor. Şu an hala geçiş aşamasındayız ama kısa bir süre sonra, ‘Acaba mimar olarak 5 sene önceki görevleri yapıyor olacak mıyız ya da bizim de yapacağımız işin içeriği değişecek mi?’ sorularını sormaya başlayacağız. Dersimizde bunları sorguluyoruz" diye konuştu. "İnsan dokunuşu şart" Yapay zekanın hayatı kolaylaştırmasına rağmen birçok açıdan hâlâ eksik olduğunu belirten Doç. Dr. Başarır, "Yapay zekanın eksik kaldığını düşündüğüm ilk nokta, mimarlarda olan merak duygusu. İnsan merak ediyor ama yapay zeka henüz merak etmiyor. ‘Bunu kare şeklinde yaptık ama acaba yuvarlak yapsak nasıl olur?’ sorusunu sormuyor. Ayrıca yapay zeka, henüz empati de yapamıyor. Çünkü empati, insanı çok iyi tanımakla ve o yaşam biçimlerini anlamakla olabilecek bir şey. Yapay zeka, anlam yaratma konusunda da eksik kalıyor. Anlam, insan için çok önemli ve mimarlığın içinde de derinlemesine yer alan bir şey. Anlam yaratma kısmında, insanın becerisinin çok daha yüksek olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Derste münazara da yaptık" ‘Mimarlıkta Yapay Zeka’ dersi kapsamında daha önce bir münazara da yaptıklarını belirten Doç. Dr. Başarır, "Öğrencilerin kendi düşünceleri olmasa dahi bir fikri savunmalarını istedik. Onlar da bu çalışmadan çok keyif aldılar. Öğrencilerin, insanın zekasıyla kurduğu bu düzeni, kendinden daha üstün başka bir zekanın nasıl değiştirebileceği konusunu düşünmeleri, buna kendi meslekleri açısından kafa yormalarını amaçladık. Bu çalışma da öğrencilerimizin gelişmesine ve serginin şekillenmesine büyük katkı sağladı" diye konuştu.
Batman’da bağımlılığa karşı ortak çalışma
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:52 Batman’da bağımlılığa karşı ortak çalışma Batman’da bağımlılıkla etkin, bütüncül ve sürdürülebilir bir mücadele yürütülmesi amacıyla hayata geçirilen "Bağımlılıkla Mücadelede Batman Modeli Projesi" kapsamında, sivil toplum kuruluşlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Batman Sivil Toplum Merkezi toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya Vali Yardımcısı Gökhan Dolaş başkanlık etti. Toplantıya ayrıca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile bağımlılıkla mücadele alanında sahada aktif rol alan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Vali Yardımcısı Sayın Gökhan Dolaş, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kamu kurumlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekti. Dolaş, "Bağımlılıkla mücadelede kalıcı başarı, sahada güçlü olan sivil toplum kuruluşlarıyla kurulacak etkin iş birliği sayesinde mümkündür. Batman Modeli Projesi ile önleyici, koruyucu ve rehabilite edici çalışmaları birlikte ve eş zamanlı yürütmeyi hedefliyoruz" dedi. Proje kapsamında bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalar toplantıda değerlendirilirken, sivil toplum kuruluşlarının saha deneyimleri doğrultusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Önümüzdeki süreçte yürütülecek faaliyetlerde STK’ların özellikle bilinçlendirme, rehberlik ve toplumsal farkındalık çalışmalarındaki desteklerinin artırılması yönünde görüş birliğine varıldı. Bağımlılıkla Mücadele Koordinasyon Birimi tarafından yürütülecek çalışmalarda kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, ortak proje ve saha faaliyetlerinin yaygınlaştırılması konuları da ele alındı. Toplantı, bağımlılıkla mücadelede toplumsal dayanışmanın ve sivil toplum desteğinin belirleyici rolüne vurgu yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.
Kamusal alanlara genç tasarımlar
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:48 Kamusal alanlara genç tasarımlar Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle kentin dört önemli kamusal alanı için sürdürülebilir ve yenilikçi kentsel ürünler tasarladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kentsel Tasarım ve Kent Estetiği Şube Müdürlüğü ile Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü iş birliğinde yürütülen "Re-Value İzmir - Kamusal Alanlar için Kentsel Ürün Tasarımı" projesi tamamlandı. Proje, Avrupa’nın bilimsel araştırma ve yenilik projelerini destekleyen en büyük finansman programı olan Horizon Europe kapsamında geliştirildi ve Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (NTNU) koordinasyonundaki Re-Value girişimiyle ilişkili olarak yürütüldü. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ortaklığıyla 2022 yılından bu yana sürdürülen Re-Value Projesi, gençlerle ve üniversitelerle iş birliği teması kapsamında, bu kez Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencileri ile buluştu. New European Bauhaus (NEB) ilkelerine dayanan çalışma; iklim nötrlüğü, sürdürülebilirlik ve kent estetiği odaklı yapıldı. Kentin geleceği için tasarım Proje hakkında bilgi veren Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Dr.Öğr.Üyesi Sevi Merter "INDD 4407 Endüstriyel Tasarım Stüdyosu 5 dersi kapsamında 4. sınıf öğrencilerimiz, 8 haftalık projede veriye dayalı ve katılımcı bir yaklaşımla, kentin stratejik kamusal alanlarına yönelik tasarımlar geliştirmeyi hedeflediler. Gerçekleştirdikleri detaylı saha analizleri, anket, röportaj ve kullanıcı gözlemleriyle kentin güncel kamusal ihtiyaçlarını tespit ederek; oturma elemanlarından aydınlatmaya, atık yönetim birimlerinden yönlendirme sistemlerine kadar çeşitli kentsel donatı ürünleri tasarladılar. Projede, öğrencilere gerçek bir tasarım problemine veriye dayalı yöntemlerle çözüm üretme ve uluslararası Re-Value projesi vizyonuyla çalışma deneyimi kazandırıldı. İzmir de bu sayede kamusal alanların güncel ihtiyaçlarına yanıt veren ve kent belleğini yansıtan, üretimi kolay ve sürdürülebilir kentsel tasarım önerilerine kavuşmuş oldu. Bu önerilerin kentin geleceği için oldukça yüksek potansiyel taşıdığına inanıyoruz" dedi. Öğrenciler, Kıbrıs Şehitleri Caddesi, Ali Çetinkaya Bulvarı, Mustafa Enver Bey Caddesi ve Dominik Caddesi olmak üzere dört stratejik kamusal alanda saha çalışmaları yaparak, kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren kentsel donatı ve ürün tasarımları geliştirdi. Tasarımların sürdürülebilir, modüler, çok işlevli, üretim ve bakım açısından uygulanabilir; aynı zamanda kent belleğini ve yerel kimliği yansıtan nitelikte olması hedeflendi.
ADÜ Rektörü Kent, Tayvan Veteriner hekimlik öğrencilerini ağırladı
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:28 ADÜ Rektörü Kent, Tayvan Veteriner hekimlik öğrencilerini ağırladı Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Veteriner Öğrencileri Birliği Aydın Topluluğu (IVSA Aydın) tarafından yürütülen öğrenci değişim programı kapsamında Tayvan’dan gelen veteriner fakültesi öğrencilerini makamında ağırladı. Dört farklı üniversiteden (National Taiwan University, National Chung Hsing University, National Pingtung University of Science and Technology ve National Chiayi University) gelen toplam sekiz veteriner hekimlik öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilen ziyaret, üniversitenin uluslararasılaşma vizyonunun önemli bir yansıması oldu. Ziyaretin başlangıcında misafir öğrenciler, kendilerini ve ülkelerini tanıtarak Tayvan’daki veteriner hekimlik eğitimi ve kültürel yaşam hakkında kısa bilgiler paylaştı. Rektör Prof. Dr. Bülent Kent, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nin öğrenci merkezli eğitim anlayışı ve uluslararası akademik iş birliklerine verdiği öneme dikkat çekerek, farklı ülkelerden gelen öğrencileri üniversitede ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu tür değişim programlarının akademik katkıların yanı sıra kültürlerarası etkileşimi güçlendirdiğini ve öğrencilerin küresel bakış açılarını geliştirdiğini ifade etti. Ziyaret kapsamında misafir öğrencilere Türk kültürü tanıtıldı ve Türk misafirperverliğinin simgelerinden biri olan Türk kahvesi ikram edildi. Öğrenciler, üniversiteyi yakından tanıma fırsatı buldu. Program sırasında öğrencilerden gelen sorular da yanıtlandı. Veteriner hekimliğin geleceğine ilişkin bir soru üzerine Rektör Prof. Dr. Bülent Kent, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığı ile sınırlı kalmadığını; araştırma, halk sağlığı, sürdürülebilirlik ve uluslararası çalışmalarla giderek genişleyen bir etki alanına sahip olduğunu vurguladı. Merak eden, üreten ve kendini sürekli geliştiren öğrencilerin bu süreçte her zaman bir adım önde olacağını belirtti. Ziyarete; Veteriner Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Cavit Kum, IVSA Aydın Öğrenci Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Cemil Şahiner ve IVSA Aydın Topluluğu öğrencileri de katıldı. Aydın’da 1-10 Şubat 2026 tarihleri arasında akademik ve kültürel faaliyetlere katılacak olan Tayvanlı öğrencilerin ardından programın ikinci ayağı Ağustos ayında gerçekleştirilecek. 25 Ağustos-3 Eylül 2026 tarihleri arasında ADÜ Veteriner Fakültesi öğrencileri Tayvan’a giderek karşılıklı öğrenci değişim sürecini tamamlayacak.