GÜNDEM - 28 Ocak 2026 Çarşamba 11:21

Yurt çalışmaları değerlendirildi

A
A
A
Yurt çalışmaları değerlendirildi

DÜZCE (İHA) – Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi Yurtlar Genel Müdür Yardımcı Ali Özdemir Düzce’de incelemelerde bulundu, çalımalar ile ilgili bilgiler aldı.


Kredi Yurtlar Genel Müdür Yardımcısı Ali Özdemir’in katıldığı toplantıda Gençlik ve Spor İl Müdürü Zekeriya Arslantürk, hizmet müdürleri, yurt müdürleri, yurt yönetim memurları, psikologlar, manevi danışmanlar ile Eğitim Birimi ve Yurt Birimi personeli hazır bulundu. İl Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Eğitim faaliyetleri, yurt hizmetleri, psikososyal destek süreçleri ve öğrenci odaklı uygulamalar başta olmak üzere mevcut faaliyetler ayrıntılı şekilde ele alındı. Görüşmelerde ayrıca, yurt hizmetlerinin niteliğinin artırılması, hizmet süreçlerinin daha etkin ve verimli yürütülmesi ile geleceğe yönelik planlanan projeler üzerine karşılıklı istişareler gerçekleştirildi. Öğrencilerin barınma, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarına yönelik sunulan hizmetlerin geliştirilmesine ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyaretin, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine ve sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.



Yurt çalışmaları değerlendirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya İki olaydaki benzerlik Cinayet Büro ekiplerinin dikkatinden kaçmadı, alınan kan örneği ile cinayet 10 yıl sonra çözüldü Antalya’da 2016 yılında yalnız yaşadığı evinde boğularak öldürülmüş olarak bulunan 67 yaşındaki kadının katil zanlısı Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin benzer olaylara karışmış olabileceğini değerlendirerek yaklaşık 30 kişiden alınan kan örneği sayesinde 10 yıl sonra bulundu. Zanlının 2019 yılında da başka bir kadın cinayetinden cezaevinde tutuklu bulunduğu öğrenildi. Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Yüksekalan Mahallesi 504 Sokak’taki 4 katlı bir apartmanın giriş katında 1 Mart 2016 tarihinde meydana gelen olayda, yalnız yaşayan 67 yaşındaki emekli Samiye Karabıyık’tan haber alamayan yakınları evine gelerek kapıyı açtıklarında yaşlı kadını yerde hareketsiz şekilde buldu. Yaklaşık 3 gün önce hayatını kaybettiğini belirlenen kadının evin içindeki bazı odaların dağınık olması nedeniyle polis delil araştırması yapmış, yapılan incelemenin ardından Karabıyık’ın cenazesi otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılmıştı. 2 olay arasındaki benzerlik Cinayet Büro ekiplerinin dikkatinden kaçmadı 2016 yılından buyana faili meçhul olarak kalan dosyayı yeniden ele alan Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri yürüttükleri titiz çalışma sonucu Samiye Karabıyık’ın cinayet şüphelisini yakaladı. Dosyayı her yönüyle inceleyen Cinayet büro Amirliği ekipleri boğularak öldürülen Karabıyık’ın cinayet şüphelisinin benzer olaylara karışmış olabileceğini değerlendirerek geçmiş dosyalarda inceleme başlattı. Ekiplerin yaptığı detaylı incelemede Samiye Karabıyık’ın ölümü ile 2019 yılında yine evinde boğularak öldürülen Gürcistan uyruklu Ketevan Katamadze D. cinayeti arasında benzerlik tespit etti. 2019 yılında da bir kadını öldürmüş Cinayet Büro Amirliği ekipleri 15 Haziran 2019 yılında evinde ölü bulunan ve boğularak öldürüldüğü tespit edilen ve o dönemde şüpheliyi yakalamak için dört mahallede yüzlerce güvenlik kamerasını inceleyerek zanlının 67 yaşındaki Mustafa Karaca olduğunu belirledi. Zanlı otogardan başka bir ile gitmeye çalışırken dün yakalanarak, sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı. İki olay arasındaki benzerlik nedeniyle Mustafa Karaca ve 30’a yakın benzer olaylardan cezaevinde tutuklu bulunan şahıstan kan örneği alan ekipler örneklerin 2016 yılında öldürülen Samiye Karabıyık’tan elde edilen biyolojik bulgularla karşılaştırmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderdi. Kan örneğinden çıkartılan DNA uyumluluk sağladı 25 Kasım 2025 tarihinde alınarak İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderilen ve geçtiğimiz günlerde çıkan sonuçlarda 2016 yılında öldürülen Samiye Karabıyık’tan daha önce elde edilen örneklerden çıkartılan DNA profili ile şüpheli Mustafa Karaca’dan alınan kan örneğinden çıkartılan DNA profilinin uyumluluk gösterdiği tespit edildi. Karaca’nın 2016 yılında öldürülen Samiye Karabıyık’ın katili olduğu tespit edildi. Yaşanan gelişmeyi İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin başarısını "2 kadını öldüren vicdansız, Polisimizden kaçamadı. Hiçbir suçun cezasız kalmaması için özel ekiplerimiz ile geriye dönük faili meçhul cinayetleri aydınlatmak üzere gece-gündüz mücadelemize devam ediyoruz" sözleri ile duyurdu.
Aydın Aydın’ın ulaşım altyapısı Büyükşehir’in çalışmaları ile güçleniyor Aydın Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü yatırım ve çalışmalara hız kesmeden devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri; kırsal mahallelerden kent merkezlerine, tarım yollarından bağlantı güzergahlarına kadar birçok noktada eş zamanlı çalışma yürütüyor. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri; parke taşı döşeme, kaldırım yenileme, bakım-onarım, banket temizliği, yeni yol yapımı, arazi yollarında düzenleme ve daha birçok çalışmayı aralıksız sürdürüyor. Ekipler güncel olarak; Karacasu ilçesinde Bingeç, Yazır ve Yaykın, Söke ilçesinde Serçin, Güllübahçe, Yamaç ve Ağaçlı, Kuyucak ilçesinde Gencelli, Bozdoğan ilçesinde Dümen, Kuşadası ilçesinde Yaylaköy ve muhtelif noktalarda, Karpuzlu ilçesinde Koğuk, Koçarlı ilçesinde Çakmar, Köşk ilçesinde Ahatlar, Sultanhisar ilçesinde Atça ve Malgaçmustafa ile Nazilli ilçesinde Bağcıllı, Yaylapınar ve Güzelköy Mahallelerinde eş zamanlı çalışma gerçekleştiriyor. Yapılan çalışmalardan memnuniyet duyduklarını belirten vatandaşlar, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. Başkan Çerçioğlu çalışmaların devam edeceğini belirterek, "Kentimizin dört bir yanında yatırımlarımıza devam ediyoruz. Hizmetlerimizi vatandaşlarımız ile buluşturuyor, eş zamanlı olarak hayata geçirilen çalışmalarla Aydınımızın ulaşım altyapısını güçlendiriyoruz. Tüm ilçelerimizde çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Antalya ATB Başkanı Çandır: "Fırtınada zarar gören alanlar aynı dere ve çay havzasında" Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, afette 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü belirterek, "Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. ATB Ocak Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Vekili Abdullah İnan başkanlığında yapıldı. Toplantıda ATB’nin 2025 çalışma özeti sunularak, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyeler bilgilendirildi. ATB Başkanı Ali Çandır, konuşmasında Antalya’da yaşanan sel, dolu, fırtına ve hortum nedeniyle 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü kaydetti. Çandır, "Son günlerde Kumluca, Finike, Demre ve Aksu başta olmak üzere kentimizde yaşanan hortum ve sel afetleri hepimizi derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Afetler ilk belirlemelere göre 5 bin dekarı aşan örtüaltı üretim alanlarımızda ciddi zararlara yol açmıştır. Zarar gören üreticilerimize ve tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. 2 bin üreticiye destek talebi Yağışların devam ettiğini, en büyük tesellinin genel hayatı etkileyen daha büyük bir afetin yaşanmamış olması olduğunu söyleyen Çandır, "İlgili tüm kurum ve kuruluşların ilk günden itibaren teyakkuz hâlinde hareket etmesini ve hızlı müdahalede bulunmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak yüksek maliyetler altında üretim yapan ve karlı bir hasat dönemine girerken zarara uğrayan yaklaşık 2 bin üreticimiz açısından acil nakit desteğinin sağlanması, mevcut kredilerin ötelenmesi ve yeni hibe ile uygun kredi imkânlarının acilen devreye alınması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Çandır, Antalya’nın kültürel hafızasına önemli katkılar sunan, sevilen tarihçi ve araştırmacı Giray Ercenk’in kaybından duyduğu üzüntüyü de dile getirerek, "Güray Ercenk ağabeyimize Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Kentimize bıraktığı izler daima yaşayacaktır" dedi. "Tarım yüzde 7 küçüldü" Ali Çandır, "2025 yılına 2024’ten daha iyi bir yıl olacağı beklentisiyle başlamıştık. Ancak gerek ülke gerek kent gerekse sektörümüz açısından 2025 yılı birçok göstergede 2024’ün gerisinde kalmıştır" ifadelerini kullandı. 2025 yılında GSYH büyümesinin yaklaşık yüzde 4 civarında olduğunu, ticaretin yüzde 5, sanayinin yüzde 4 büyümesi beklenirken, tarım sektörünün yaklaşık yüzde 7 küçüleceğinin öngörüldüğüne dikkat çeken Çandır, "En dikkat çekici tablo tarımdadır. Çünkü tarım yalnızca ekonomik değil, stratejik bir sektördür. Tarih bize göstermektedir ki tarımını kaybeden, geleceğini kaybeder. Bu nedenle stratejilerin ve politikaların merkezinde tarım olmak zorundadır. Tarım sektörü; ürünlerini maliyet-fiyat ilişkisiyle değil, piyasanın belirlediği fiyatlarla satar. Üretimini sezon içinde esnek biçimde ayarlayamaz ve doğa risklerine tamamen açıktır. Sezon sonunda ya ayakta kalır ya da sektörden çekilmek zorunda kalır. Bu nedenle tarımın stratejik niteliği tartışmasızdır ve politikalar bu gerçekliğe uygun biçimde oluşturulmalıdır" diye konuştu. TÜİK’in il düzeyinde milli gelirin (GSYH) 2000-2024 dönemini kapsayacak şekilde yayımlandığını hatırlatan Çandır, 2019 yılında Antalya’nın ülke ekonomisi içindeki toplam payının yüzde 3,5’e, ticaretteki payının ise yüzde 5,4’e ulaştığını ve en güçlü yıl olduğunu söyledi. Çandır, tarımda ise tablonun çarpıcı olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Antalya’nın tarımdaki payı 2010 yılında yüzde 6,1 düzeyindeyken, 2024 itibarıyla yüzde 4,6’ya gerilemiştir. Başka bir ifadeyle son 15 yıl içinde tarım sektöründe yaklaşık yüzde 25 oranında bir pay kaybı yaşanmıştır. Kentimiz özelinde ise tarımın milli gelir içindeki payı 2010’da yüzde 16,3 iken, 2024’te yüzde 7,8’e düşmüştür. 2025’te bu oranın yüzde 7’nin altına inmesini bekliyoruz. Bu durum yalnızca nispi bir değişim değil, kent ekonomisinde genel bir yavaşlamaya işaret etmektedir. Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı 2021 yılında yüzde 11,8 iken, 2024 yılında yüzde 8,2’ye düşmüştür. Ticaret sektöründe ise en yüksek pay 2022 yılında yüzde 38,3 olarak gerçekleşmiş, 2024 yılında yüzde 37,7’ye gerilemiştir. 2025 yılının bu göstergelerin de gerisinde kalacağı tahmin edilmektedir. Tarım başta olmak üzere birçok temel sektörde 2024 yılına kıyasla daha zayıf bir performansla karşı karşıyayız. Turizmde 2025 yılında güçlü bir ziyaretçi akışı yaşanmasına rağmen sektör katma değer üretiminde ve fiyat rekabetinde beklenen seviyeye ulaşamamıştır. Tarımda ise kuraklık ve iklim şartlarında ötesinde, kentimize özgü daha derin bir kırılganlık dikkat çekmektedir. Tarımda yaşanan yapısal daralmayı yaş meyve-sebze ve domates ticaretinde de net biçimde görüyoruz. Son 6 yılda halde işlem gören sebze ve domates miktarı yüzde 50’nin, meyve miktarı ise yüzde 60’ın üzerinde azalmıştır. Buna karşın fiyat endeksleri 23 kat artmıştır. Bu tablo gösteriyor ki, sorun fiyatlarda değil, üretimde; geçici dalgalanmalarda değil, yapısal bir daralmadadır." "2026 yılının ilk yarısı zorlu geçecek" Çandır, 2026 yılı için yılın ilk yarısında sıkı, ikinci yarısında ise daha esnek politikaların beklendiğini söyleyerek, "İlk yarı iş dünyası için zorlukların süreceği bir dönem olacaktır. İkinci yarıdaki muhtemel rahatlama ise ölçülü olmak zorundadır; aksi halde son yıllardaki fedakarlıkları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız" dedi. ATB’nin 2026 teması "su" Antalya Ticaret Borsası’nın çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Çandır, Borsa olarak son dört yıldır çalışmalarını "sürdürülebilirlik" ekseninde yürüttüklerini anlattı. ATB’nin 2026 yılı temasının "su" olduğunu kaydeden Çandır, "Çünkü tarımın, gıdanın, ihracatın ve kent ekonomisinin geleceği doğrudan suyla ilişkilidir. Antalya tarımı, dış ticareti besleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Ancak gerekli dönüşüm sağlanamazsa ihracatımız zorlanacaktır. Bu nedenle iklim dostu üretim artık bir tercih değil, zorunluluktur. Su kaynaklarına erişimde yaşanan sorunlar giderek derinleşmektedir. Geçici yağışlar kalıcı çözüm değildir. Ürün deseninin havza bazlı planlanması, kapalı devre sulama sistemleri, su hasadı, kuraklığa dayanıklı çeşitler ve kayıt dışı su kullanımının denetimi artık ertelenemez. Ayrıca, su yalnızca tarımın değil; sanayinin, turizmin ve hane halkının da ortak sorumluluğudur. Antalya suyu bol sanılan ancak kuraklık baskısı yüksek bir kenttir. Tarım, turizm ve kentleşme aynı kaynağı paylaşmaktadır. Su yönetimi artık teknik değil, doğrudan ekonomik bir konudur. Toprağımız, suyumuz ve doğamız ortak sermayemizdir. Bu sermayemize sahip çıkmazsak hepimiz kaybedeceğiz. Unutmayalım ki, suya sahip çıkmak, bu yarınımıza sahip çıkmaktır" diye konuştu. Mermer ocağı uyarısı Mermer ocağı faaliyetlerinin geçici olduğunu, tarımın ise kuşaklar boyunca süren stratejik bir üretim alanı olduğunu ifade eden Çandır, "Finike Boldağ’da planlanan taş ocağına bakışımız da bu yaklaşımın doğal bir sonucudur. Tarımsal varlığımızı ve kültürel mirasımızı zedelemeyen hiçbir yatırıma karşı değiliz. Mermer ihtiyacını verimli arazilerimizin dışında, çevresel ve toplumsal hassasiyetleri dikkate alarak planlamalıyız" dedi. "COP31 önemli bir fırsat" 2026 yılının Antalya için önemli bir yıl olduğunu, Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi, Uluslararası Uzay Kongresi, Antalya Diplomasi Forumu ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31’inci oturumuna (COP31) ev sahipliği yapacağını ve küresel ölçekte söz söyleme imkanı bulacağını kaydeden Çandır, "COP31, ölçeği ve küresel etkisiyle kentimiz açısından ayrı bir sorumluluk alanı oluşturmaktadır. Geçmiş COP ev sahiplikleri önemli dersler sunmaktadır. COP28 ile Dubai, iklim diplomasisini ve EXPO City altyapısını kalıcı bir değere dönüştürmüş, COP29 ile Bakü iklim finansmanını küresel gündemin merkezine taşıyarak kentin uluslararası görünürlüğünü güçlendirmiş, COP30 ise Brezilya da iklim, doğa ve biyoçeşitlilik başlıklarını dünya kamuoyunun odağına yerleştirmiştir. Antalya’da da COP31’e sivil toplumun, meslek örgütlerinin, üniversitelerin, gençlerin ve özel sektörün dâhil olduğu ortak bir akıl ve yönetişim anlayışıyla yaklaşmak durumundayız. Çünkü COP31’in gerçek başarısı, zirve tamamlandıktan sonra kentimize ne bıraktığıyla ölçülecektir. Bizim için asıl başarı; COP31 sonrasında kentimizin havasını, suyunu, taşını, toprağını ve sahip olduğu tüm çevresel değerleri merkeze alan bir anlayışın kalıcı hale gelmesidir. Atık sorunu yaşamayan, suyu etkin yöneten, dağına, taşına ve toprağına sahip çıkan bir yaklaşımın Antalya’da hâkim olması en büyük temennimizdir" diye konuştu. "EXPO 2016 alanı kente kazandırılmalı" COP31’in uzun süredir atıl olan EXPO 2016 alanında planlanmasını önemli bir fırsat olarak değerlendiren Ali Çandır, "Ancak bu alanı yalnızca geçici bir organizasyon mekanı olarak değil, COP31 sonrasında da kente hizmet eden, değer üreten bir merkez olarak ele almalıyız. Bu merkez, çevre ve iklim temalı olabileceği gibi, eğitim, sağlık ya da tarım gibi farklı başlıklarda da şekillenebilir. Asıl mesele, EXPO 2016 alanının hangi başlıkta ve nasıl bir katma değer üreteceğine Antalya’nın kent olarak birlikte karar verebilmesidir" dedi. ATB meslek komiteleri üyelerinin son üç yıldır artırılmayan ve yüksek enflasyon karşısında reel olarak eriyen tarımsal işletme ve yatırım kredi limitlerinin en az iki katına çıkarılmasını, ayrıca imalat sanayine uygulanan 5 puanlık sigorta primi indiriminin tarım sektörü için de hayata geçirilmesini talep ettiğini belirten Çandır, "Bu talepler bir ayrıcalık değil, üretimin sürdürülebilmesi, kayıtlı istihdamın korunması ve gıda güvenliğinin sağlanması için zorunlu ve akılcı adımlardır. Sektörümüzün buna ihtiyacı vardır" şeklinde konuştu. YÖREX nisanda Antalya Ticaret Borsası olarak 17 yıldır Yöresel Ürünler Projesi ve YÖREX Fuarı ile kırsal kalkınmayı desteklediklerini ifade eden Çandır, "Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerimizi korumak, tanıtmak ve ekonomik değerini artırmak için aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yıl fuarımızı 22-26 Nisan tarihlerinde düzenleyeceğiz. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine ülkemizin tüm zenginliklerini bir kez daha aynı çatı altında buluşturacağız. ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ sloganıyla üreticilerimizi, ticaret erbaplarımızı ve ilgili tüm kurumlarımızı YÖREX’e davet ediyoruz" diye konuştu. Mecliste üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.