ÇEVRE - 14 Şubat 2026 Cumartesi 15:13

Su bitkileri ile doğal arıtma

A
A
A
Su bitkileri ile doğal arıtma

Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Özcan danışmanlığında, Dr. Ahmet Ayteğin tarafından hazırlanan doktora tez çalışması, bölgemizin en hayati çevre sorunlarından birine ışık tuttu. Uluslararası alanda önemli bir saygınlığa sahip bir dergide yayımlanan bilimsel araştırmada, Düzce Havzası’ndaki su kaynaklarında ağır metal riskine dikkat çekerken, bu kirliliğe karşı doğa temelli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm olabileceğine değinildi.


Düzce Havzası ve Efteni Gölü’ndeki su ve sedimentlerde biriken ağır metallerin çevresel riskleri ortaya konulduğu çalışmada, bu kirliliğin giderilmesi için yerel su bitkilerinin kullanıldığı fitoremediasyon (bitkisel arıtım) yönteminin de kullanılabileceği önerildi. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Dr. Ahmet Ayteğin, havzanın stratejik önemine vurgu yaparak, "Düzce Havzası, sadece şehrimiz için değil, aynı zamanda İstanbul’un su ihtiyacının önemeli bir kısmını karşılaması açısından da kritik bir öneme sahiptir. Araştırmamızda, havzadaki su kaynaklarında ve özellikle Efteni Gölü sedimentlerinde ağır metal birikiminin sınır değerlere yakın seviyelerde olduğu tespit edilmiştir. Bu kirlilik, arıtılmadan tarımsal sulamada kullanıldığında besin zinciri yoluyla insan sağlığını da tehdit edebilmektedir. Çalışmamızda sadece sorun tespit edilmekle kalmamış, akarsu kenarları ve Efteni gölünde yayılış gösteren otsu bitkilerin bu kirliliği temizleme potansiyelleri de araştırılmıştır. Böylece ekonomik ve doğa dostu bir model ortaya konulmaya çalışılmıştır" açıklamasında bulundu.


Çalışmanın, pahalı kimyasal arıtma yöntemlerine alternatif olarak doğanın kendi kendini iyileştirme gücünü kullanan sürdürülebilir bir sulak alan yönetim modeli sunmasıyla dikkat çektiğini belirten Ayteğin, yayımlanan bir diğer makalede ise Düzce’nin biyolojik zenginliğinin ortaya konduğunu söyledi.



Su bitkileri ile doğal arıtma

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bahçeli: "’Terörsüz Türkiye’ ve ’Terörsüz, İstikrarlı Bölge’ hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir. ’Terörsüz Türkiye’, ’Terörsüz, İstikrarlı Bölge’ hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin 57. kuruluş yıldönümüne özel bir açıklama yaptı. Bahçeli gündemdeki birçok konuyu değerlendirirken Terörsüz Türkiye sürecine de değindi. "Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasi hayatında, milliyetçiliğin sinesinden doğmuş daha pek çok değerin temsilcisi olmuştur" Bahçeli, MHP’nin öncelikli mücadele maksadı ve varlık nedeni, kahramanların taşıdığı milli bekanın kopartılmadan devamını sağlamak olduğunu vurgulayarak, "Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine layık bir istikbal meydana getirme davası olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasının yegâne siyasi temsilcisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinde yerini aldığı günden bu yana şartlar ne olursa olsun ’önce ülkem ve milletim’ düsturuyla, Türkiye’nin milli varlığına ve tarihî misyonuna sahip çıkmıştır. Şüphesiz bugünlerin gerisinde mağduriyetler, çileler ve şahadetler vardır. Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasi hayatında, milliyetçiliğin, mukaddesatçılığın, ahlakçılığın ve Türk milletinin sinesinden doğmuş daha pek çok değerin temsilcisi olmuştur" açıklamasında bulundu. "’Terörsüz Türkiye, ’Terörsüz, İstikrarlı Bölge’ hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir" Partisinin kökeni, ana dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun tüm vatandaşları hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürdüğünü ifade eden Bahçeli, "Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye’nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye’yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir. Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur. Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir. Bu cümleden olarak Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir. ‘Terörsüz Türkiye’, ‘Terörsüz, İstikrarlı Bölge’ hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir" ifadelerine yer verdi. Bahçeli, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerini engellemek isteyenlerin Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileri olduğunu sözlerine ekleyerek, "Terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye’ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail’e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür" dedi. "Suriye Cumhuriyeti’nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur" Suriye’nin de terörden tamamen arındırılma aşamasına geldiğini kaydeden Bahçeli, "Suriye Cumhuriyeti’nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur. Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye’de yaşanan son gelişmeler, Türkiye’nin milli huzur ve güvenliği, ’terörsüz Türkiye’ hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir. Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış ’tek Suriye’nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, Partisinin kuruluşunun 57’nci yıl dönümünün ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastladığını vurguladı. "Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir" Suriye’de olumlu gelişmeler yaşandığını fakat Türkiye’nin bir diğer komşusu olan İran başta olmak üzere bölgenin yeni çatışmalara gebe olduğunu kaydeden Bahçeli, "Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir. Benzer şekilde, Ukrayna-Rusya savaşı başta Türkiye’nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir. Gazze’de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir. Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir. Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir" diye konuştu. "Hedefimiz, 2053 yılında Türkiye’nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır" Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türkiye’yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminli olduğunu söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul’un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye’nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır. Bu amaçla 2053 yılına kadar olan ‘27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı’ bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye’yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre ‘2053 Küresel Liderlik Yol Haritası’ üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır." "Geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz" Uzun vadeli stratejik hedeflerinin birinci dokuz yıllık döneminin 2026-2035 yıllarını kapsadığını ve ‘Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi’ olacağını söyleyen Bahçeli, bu dönemde demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye’nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin sağlandığı bir dönem olacağını belirtti. Bahçeli, ikinci dönemin 2036-2044 yıllarını kapsayan ‘Merkez Ülke Türkiye Dönemi’ olduğunu aktararak, Türkiye’nin hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir ‘merkez ülke’ olmasının hedeflendiğini dile getirdi. Üçüncü ve son dönemin ise 2045-2053 yıllarını kapsayan ‘Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi’ olacağını kaydeden Bahçeli, "2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan ’lider ülke’ konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır. Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz. Geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz. 2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz" diye konuştu. "Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir" Bahçeli, gelecek dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacaklarını işaret ederek, "Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir. İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız. Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir" dedi.
Aydın Kuşadası’nda çöp kamyonu sevgi dağıttı Kuşadası’nda bu yıl Sevgililer Günü, yalnızca çiftlerin değil tüm kentin yüzünü güldüren anlamlı bir sürprizle kutlandı. Kuşadası Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, sevgi temasıyla özel olarak hazırlanan çöp toplama aracıyla sokaklara çıkarak vatandaşlara karanfil dağıttı. Günün anlam ve önemine uygun olarak süslenen araç, hem görüntüsü hem de taşıdığı mesajla büyük beğeni topladı. Etkinliğin başlangıç noktası Kısmet Otel Kavşağı oldu. Buradan hareket eden ekipler, sahil şeridi boyunca ve kent merkezinde karanfil dağıtarak Sevgililer Günü’nü Kuşadalılar için unutulmaz bir ana dönüştürdü. Günlük rutininde temizlik hizmeti sunan araç, bu kez sevginin ve dayanışmanın sembolü olarak sokaklarda ilerledi. Sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar, esnaf ve yoldan geçenler, karşılarında karanfil uzatan belediye ekiplerini görünce hayretlerini gizleyemedi. Kimi çiçeği eşine uzattı, kimi çocuğuna verdi, kimi de hatıra fotoğrafı çektirerek bu anı ölümsüzleştirdi. Özellikle "Böyle farklı bir yaklaşımla Sevgililer Günü’nde çiçek alıyor olmak bizleri çok mutlu etti" sözleriyle duygularını dile getiren vatandaşlar, bu ince düşünceden dolayı memnuniyetlerini ifade etti. Vatandaşlar ayrıca, bu anlamlı organizasyon için Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel ve emeği geçen tüm belediye çalışanlarına teşekkür etti. Belediyenin yalnızca altyapı ve temizlik hizmetleriyle değil, sosyal ve insani dokunuşlarla da kent yaşamına değer kattığını belirten Kuşadalılar, uygulamanın birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirdiğini vurguladı. Sevginin insanlık için ortak payda olduğu mesajını sokaklara taşıyan Kuşadası Belediyesi, bu özel günde hem çevre temizliğine dikkat çekti hem de küçük bir çiçeğin büyük mutluluklara vesile olabileceğini gösterdi.