KÜLTÜR SANAT - 08 Nisan 2026 Çarşamba 14:06

Başkan Özlü turizm sektör temsilcileri ile bir araya geldi

A
A
A
Başkan Özlü turizm sektör temsilcileri ile bir araya geldi

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Antalya’da düzenlenen 4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nde turizm sektörünün önde gelen temsilcileri ile bir araya geldi. Başkan Özlü; turizm sektöründe teknoloji, uluslar arası kültür-turizm etkileşimi, ekonomi ile ilişki gibi önemli konuların tartışıldığı kongre kapsamında "Bölgesel Turizmin Gelişimi, Tanıtım ve Pazarlamada Yerel Yaklaşımlar" başlıklı oturumun moderatörlüğünü yaptı.


Başkan Faruk Özlü, uluslar arası platformlarda ilgiyle takip edilen ve bu yıl dördüncü kez düzenlenen TÜRSAB Turizm Kongresi’ne katılmak üzere Antalya’ya gitti. Kongrenin ikinci gününde geleceğin turizmi, turizm ve dış ilişkiler, kültür ihracatı, ekonomi turizm işbirliği, MICE teşvikleri lansmanı başlıklı paneller düzenlendi. Sanat, siyaset ve iş dünyasından tanınmış isimlerin konuşmacı olarak katıldığı panellere ilgi yoğun oldu.


Günün ilk oturumundan itibaren kongre hakkında sosyal medyadan paylaşımda bulunan Başkan Özlü, turizmin bir vizyon meselesi olduğuna vurgu yaparak paylaşımlarında şu ifadelere yer verdi: "4. TÜRSAB Turizm Kongresi’nde teknolojinin turizme entegrasyonu, ülkemizin sektördeki değerini tartışarak Düzce’miz için planladığımız geleceği, sektör temsilcilerine anlattık. Turizm bir vizyondur, çok çeşitli mekanizmaları ile şehirlere, ülkelere kalıcı katma değer üretir. Kültür aktarımının en etkili araçlarından biri de medya ve iletişim kanallarıdır. Nitekim turizme kazandırmak için ortaya çıkarmaya çalıştığımız zenginliklerimizi ancak doğru bir yansıtma stratejisi ile ulusal ve uluslararası platformlarda var edebilir, dikkat çekici hale getirebiliriz. Turizmin ekonomik değeri ülkemiz için en önemli konulardan biridir. Bu alanda gücümüzü artırmak için gereken her türlü yatırım ve girişimi yapmaya, aynı zamanda desteklemeye devam edeceğiz."



"Belediye başkanları, illerin başbakanı gibidir"


Bölgesel Turizmin Gelişimi, Tanıtım ve Pazarlamada Yerel Yaklaşımlar konu başlığındaki günün son oturumunda moderatör olan Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, panelin giriş konuşmasını yaptığı sırada belediye başkanlarının sorumluluklarına atıfta bulunarak şunları söyledi: "İkinci dönem belediye başkanlığı yapan bir kardeşiniz olarak şunu ifade edeyim; belediye başkanları şehirlerin kalkınmasının lokomotifi olan insanlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesinde biliyorsunuz Başbakanlık müessesesi vardı, bir mukayese yapmak gerekirse belediye başkanları aslında bir ilin Başbakanı gibi oluyor. Gerçekten belediye hizmetleri, bir belediye başkanının vizyonu ne ise o şehir o kadar oluyor. Örneğin bir şehirde belediye başkanı göreve başlayıp hastane sağlık ocağı yapmak için imar planlarında yerler ayırmazsa Sağlık Bakanlığı nereye hastane yapacak? Milli eğitim için yer ayrılmazsa, bakanlık nereye okul yapacak? O yüzden belediye hizmetleri insan hayatının başından sonuna kadar her noktasında bulunan hizmetlerdir."


Panelde yerelden ulusala yansıyan turizm zenginlikleri konusunda şehirlerinde yaptıkları çalışmaları anlatan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse dinleyiciler ile tecrübelerini paylaştı.


Sosyal medyadan paylaşım yaparak teşekkür eden Başkan Özlü de; "4. TÜRSAB Turizm Kongresi kapsamında ‘Bölgesel Turizmin Gelişimi, Tanıtım ve Pazarlamada Yerel Yaklaşımlar’ başlıklı panelde moderatör olarak yer aldım. Turizmin yerelden ulusala taşınması ve uluslararası alanda geliştirilmesinde etkili olan faktörleri değerlendirerek belediyelerin de etkisi hakkında tecrübelerimizi paylaştık" ifadelerini kullandı.



Başkan Özlü turizm sektör temsilcileri ile bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "Toplumun yüzde 81’inin çocuklara verilen cezaların yetersiz olduğu konusunda bir algısı var" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Toplumun yüzde 81’inin çocuklara verilen cezaların yetersiz olduğu konusunda bir algısı var" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyeleri ile Ankara Hakimevi’nde bir araya geldi. Bakan Gürlek, geçen pazar günü İstanbul Hakimevi’nde TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ile birlikte mağdur ailelerle bir buluşma gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Bunun toplumda önemli bir farkındalık oluşturduğunu kaydeden Bakan Gürlek, mağdur ailelerin sorunlarını dinlediklerini anlattı. Bakan Gürlek, "Ben daha önceden biliyordum ama uygulamadan geldiğim için özellikle mağdur aileleriyle birebir etkileşime girince gerçekten sorun, sıkıntı olduğunu gördük. ‘Suça sürüklenen çocuk’ diyoruz, aslında bu kavramı da en baştan değiştirmemiz gerekecek. Toplumun yüzde 81’inin çocuklara verilen cezaların yetersiz olduğu konusunda bir algısı var. Bu toplumun genel kanaati. Ben de aynı kanaatteyim" dedi. "Sonuç raporunuzun bize çok katkı sağlayacağını düşünüyorum" TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nun da çok kıymetli çalışmalar ve sahada araştırmalar yaptığını dile getiren Bakan Gürlek, "Burada da biz üzerimize düşen ne varsa bunu yapmak istiyoruz. Eğer yasal anlamda düzenlemeler yapılması gerekiyorsa elbette bu yasal düzenlemeleri yapacağız birlikte. Sizin tutacağınız rapor bizim için çok önemli, yol belirleyici" değerlendirmesinde bulundu. 12. Yargı Paketi üzerinde çalıştıklarını belirten Bakan Gürlek, "Burada da sizden gelecek öneriler, teklifler, sizin çok değerli saha araştırmalarınız, bunlarla ilgili düşündüğümüz maddeler var. Bizler de Adalet Bakanlığı olarak teknik ekibimizle birlikte bu cezaların özellikle biraz yetersiz olduğunu, toplumda cezasızlık algısı olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda birlikte çalışmanın çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Sizin sahadaki çalışmalarınız, sonuç raporunuzun bize çok katkı sağlayacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Önleme mekanizmalarının da devreye geçmesi gerekiyor" Suç işlenmeden önce çocuğun bu ortama nasıl sokulduğu konusuna da işaret eden Bakan Gürlek, "Önleme mekanizmalarının da devreye geçmesi gerekiyor. Tabii bu önleme mekanizmalarının devreye geçmesi sadece Adalet Bakanlığı’nın görevi değil. Burada aile faktörü elbette belirleyici, çocuğun eğitim hayatı belirleyici, yetişmiş olduğu sosyal çevre belirleyici" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak bir çalışmaları olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, "Adalet Bakanlığı suç işlendikten sonra göreve başlıyor. Burada çocuğu bu suç ortamına iten faktörlerin masaya yatırılması gerekiyor. Çocuklarımız bizim için çok kıymetli ama bir taraftan da mağdur ailelerimiz var" diye konuştu. "Cezasızlık algısı toplumu rahatsız ediyor" Bakan Gürlek, konuşmasına şöyle devam etti: "Ben, pazar günü Sayın Başkanımla mağdur ailelerle birlikte toplantıda çok etkilendim. Çok duygusal anlar oluştu. Yani birebir onların üzüntülerini derinden hissettik. Yani ‘çocuk’ diyoruz. Elbette çocuklar hepimizin çoluk çocuğu var ama burada bir taraftan da mağdur aileler de var. Yani suç politikasını dengelememiz gerekiyor. Yani ‘cezasızlık algısı’ maalesef toplumu rahatsız ediyor. Bu konuda elbette yasal düzenlemeler yapacağız. Şu an çalışma aşamasındayız. Sizin çalışmalarınızla birlikte bu süreci birlikte yürüteceğiz. Bu çalışmayı, özellikle sizin komisyonunuzun raporlarını biz dört gözle bekliyoruz. Çünkü oradan çıkacak rapor çok önemli." Komisyonun 700 hakim ve savcıyla görüştüğünü, mağdur aileleri bizzat dinlediğini hatırlatan Bakan Gürlek, bu sürece ellerinden geldiğince katkı vermek istediklerini ifade etti. Bir an önce yasal düzenleme yapılması gerektiğinin altını çizen Bakan Gürlek, toplumda yüzde 81 oranında çocuklara verilen cezaların yetersiz olduğu konusunda genel bir kanaat olduğunu belirtti. Hakim ve savcıların bazen takdir haklarını farklı kullanabildiğini kaydeden Bakan Gürlek, "Hakim, savcılara verilen takdir hakları biraz geniş. Gerekirse hakim, savcı arkadaşlarla sık sık bir araya gelerek, istişare toplantıları yapılarak bu konuda hassasiyeti dile getirmek gerekiyorsa bunu da söyleyelim. Kanun değişikliği yapılması gerekiyorsa, kanun değişikliği. Önleyici ve caydırıcı tedbirler konusu da çok önemli. Burada üç bakanlığımızın birlikte çalışmasını çok kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı.
Ankara DMM’den Türkiye’deki arazi varlıklarının maden sahası olarak ruhsatlandırıldığı iddialarına yalanlama Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı sosyal medya mecralarında ve çeşitli yayın organlarında yer alan Türkiye’nin farklı illerindeki arazi varlığının bir kısmının maden sahası olarak ruhsatlandırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya mecralarında ve çeşitli yayın organlarında yer alan ülkemizin farklı illerindeki arazi varlığının büyük bir kısmının ’maden sahası olarak ruhsatlandırıldığı’ yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Türkiye genelinde fiili olarak maden üretimi yapılan toplam alan, ülke yüzölçümünün sadece binde 1,8’ine tekabül etmektedir. İllere göre fiili kazı oranları da iddia edilenin aksine hiçbir ilimizde yüzde 1’i dahi geçmemektedir. (Örneğin Artvin’de binde 1, Giresun’da on binde 4, Kütahya’da binde 4,1, Çanakkale’de binde 1,5, Balıkesir’de binde 6,4, İzmir’de binde 6, Trabzon’da on binde 3, Muğla’da binde 4,5, Ordu ve Gümüşhane’de ise on binde 8 seviyesindedir)" denildi. Asılsız paylaşımların gerçeği yansıtmadığı vurgulanan açıklamada, "Ayrıca maden faaliyetleri sona eren alanların da rehabilitasyon çalışmalarıyla doğaya yeniden kazandırılması kanuni bir zorunluluktur. Asılsız paylaşımlarla oluşturulan algı operasyonları, milli ekonomimize değer sağlayan madencilik sektörünü karalamaya yönelik açık bir dezenformasyon kampanyasıdır. Çalışmalar ’önce insan, sonra çevre, sonra katma değerli madencilik’ ilkesiyle sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda titizlikle yürütülmektedir" ifadelerine yer verildi.
Düzce Destici: "Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte bir kez daha aday olması gerekiyor" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte bir kez daha aday olması gerekiyor. Kendisi her ne kadar bu konuda bir açıklama yapmasa da, bu konuda bir istek belirtmemiş olsa da bizim şu anda Sayın Cumhurbaşkanımızın deneyimine, tecrübesine ihtiyacımız var, çünkü içinden geçtiğimiz süreç yeni bir maceraya atılma süreci değildir" ifadelerini kullandı. BBP lideri Destici, partisinin Düzce İl Başkanlığı’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dünya gündemindeki çatışmalara, Türkiye’nin savunma sanayii atılımlarına ve siyasetteki erken seçim tartışmalarına değinen Destici, muhalefeti de eleştirdi. Destici, "Bugünün asıl gündem maddesi tabii ki emperyalist ABD ile siyonist ve terörist İsrail’in Filistin, Gazze ve Lübnan, Suriye ve İran’a yönelik saldırıları. Bu saldırılar neredeyse 40. gününe geldi. Hesapları şuydu; bir iki hafta içerisinde İran’ı teslim alacaklardı. İran’da Hamaney’i öldürdükten sonra bir kargaşa olacağını, halkın sokaklara döküleceğini, rejimi değiştireceğini ve dolayısıyla istedikleri kuklaları iş başına getireceklerini ümit ediyorlardı ama böyle olmadı. İran devleti, içlerindeki o kadar ajana rağmen halkıyla birlikte müthiş bir direniş gösterdi, ordusu müthiş bir direniş gösterdi ve savaşı uzattılar" dedi. "Hiçbir medeniyet bir gecede yok olmaz, yok edemediler" ABD Başkanı Donald Trump’ın sözlerini de eleştiren Destici, "Dün biliyorsunuz Trump bir açıklama yapmıştı. ’Bu gece bir medeniyet yok olacak’ demişti çünkü bunlar haydut, medeniyetin önemini bilmezler. Bir medeniyet nasıl oluşur bunu bilmezler. Bunun bir gecede yok olacağını da bilmiyorlar; hiçbir medeniyet bir gecede yok olmaz, ne yaparsan yap yok edemezsin ve yok edemediler. İnşallah yok edemezler; bunu da buradan ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Savunma sanayi belli yönleriyle güçlü olduğu için bugün ABD’yi ve İsrail’i ateşkes masasına oturttu" Türkiye’nin kendi kendine yetmesi gereken alanlara dikkati çeken ve muhalefeti eleştiren Destici, sözlerine şöyle devam etti: "Savaşlar ve pandemi bize şunu gösterdi ki, özellikle şu 4 alanda en azından kendi kendimize yeter duruma gelmeliyiz. Gıda, ilaç/aşı, enerji, savunma sanayii. En önemlisi de savunma sanayisi çünkü güvenliğiniz yoksa ne özgürlüğünüz olur, ne refahınız olur, ne sağlığınız olur. Biz bütün bunları söylerken, Cumhurbaşkanımız bunları ifade ederken, hükümet, iktidar, Cumhur İttifakımız topyekün bunları ifade ederken, bu konuda çalışmalar yaparken maalesef CHP ve özellikle geçtiğimiz seçimler öncesi ve yerel seçimlerde birlikte oldukları gruplar ne diyordu? ’Ne gerek var bu kadar parayı savunma sanayisine ayırmaya?’ Hatta Mersin Büyükşehir Belediye Başkanları ’Nedir? Ne gerek var İHA’lara SİHA’lara? Barışalım, kardeşlik olsun’ Barış içinde kardeşlik içinde bu gerekiyor. İran yenilseydi bugün ateşkes olmayacaktı, işgal olacaktı. Direndiği için savunma sanayisi belli yönleriyle güçlü olduğu için bugün ABD’yi ve İsrail’i ateşkes masasına oturttu. Onun için güçlü olmak zorundayız, onun için Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin, Milli Savunma Bakanlığımızın, Savunma Sanayii Başkanlığımızın, savunma sanayi şirketlerimizin bu anlamda attıkları adımları çok kıymetli ve değerli buluyoruz ve sonuna kadar destekliyoruz." "İçinden geçtiğimiz süreç yeni bir maceraya atılma süreci değildir" Gündemdeki seçim tartışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, "Ben daha önce de ifade ettim. Erken seçim olma ihtimalini ben düşük görüyorum ama öne alınmış bir seçim ihtimalinden bahsettim. O da ne için? Onu da açıkça ifade ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte bir kez daha aday olması gerekiyor. Kendisi her ne kadar bu konuda bir açıklama yapmasa da, bu konuda bir istek belirtmemiş olsa da bizim ülkemizin şu anda Sayın Cumhurbaşkanımızın deneyimine, tecrübesine ihtiyacımız var çünkü içinden geçtiğimiz süreç yeni bir maceraya atılma süreci değildir. Masaya oturduğu zaman muhatapları tarafından ciddiye alınan ve karşıya, muhataplarına Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gücünü, kudretini yansıtabilecek ve bu konularla ilgili büyük tecrübe edinmiş bir devlet başkanıyla, bir cumhurbaşkanıyla bizim bu süreçleri geçirmemiz gerekir. Onun için Cumhurbaşkanımızın tekrar aday olması ve bir dönem daha en azından Cumhurbaşkanlığı görevini ifa etmesi gerekiyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerden bahsediyorum; normal bir süreç olsaydı belki bunları bugün burada söylemeyebilirdim" ifadelerini kullandı. "Anayasa değiştirilemezse tek yol kalıyor; seçimi biraz öne almak" Adaylık süreci için yapılması gerekenlere işaret eden Destici, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bu süreçte sayın Cumhurbaşkanımız bir kez daha aday olmalı. Ya anayasa değişecek ve üçüncü defa aday olabilmesinin önü açılacak, ki o ihtimal de var onu da göreceğiz ama anayasa değiştirilemezse o zaman tek yol kalıyor; bunun için seçimi biraz öne almak. Onun da 6 ay, 1 sene öne almak gibi bir şartı yok. Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimi açıklamadan önce, isterse 1 hafta 10 gün önce, 1 ay önce meclis bir erken seçim kararı alırsa daha doğrusu bir seçim kararı alırsa Sayın Cumhurbaşkanımız tekrar aday olabilir, inşallah da öyle olur diyorum."