ASAYİŞ - 31 Ocak 2026 Cumartesi 16:29

Piknik yapan ailenin ihbarıyla aydınlığa kavuşan cinayete ilişkin iddianame hazırlandı: 2 sanığa ağırlaştırılmış müebbet istemi

A
A
A
Piknik yapan ailenin ihbarıyla aydınlığa kavuşan cinayete ilişkin iddianame hazırlandı: 2 sanığa ağırlaştırılmış müebbet istemi

Diyarbakır’ın Çermik ilçesi kırsal Petekkaya Mahallesi’nde 9 Ağustos 2015’te bölgede piknik yapan ailenin aldığı koku ve yaptığı ihbar üzerine aydınlığa kavuşan cinayete ilişkin hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık Mehmet Biroğlu ve kadının eşi tutuksuz sanık H.B. hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.


Ergani Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık Mehmet Biroğlu (43) ve Gülizar Bingöl’ün eşi tutuksuz sanık H.B. (44) hakkında hazırlanan iddianame, Ergani Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.


İddianamede, H.B’nin, 1 Ağustos 2015’te Kayapınar İlçe Emniyet Müdürlüğü Huzur Polis Merkezi Amirliğine resmi nikahlı eşi Gülizar Bingöl’ün (27) kayıp olduğu ve kendisinden haber alamadıklarına ilişkin müracaatta bulunduğu kaydedildi.


H.B’nin işçi olarak çalışarak ailesinin geçimini sağladığı belirtilen iddianamede, Gülizar Bingöl’ün evli olduğu dönemde eşinin akrabası olan sanık Mehmet Biroğlu ile sürekli görüştüğü yer aldı.


Gülizar Bingöl’ün kullandığı cep telefonundan Mehmet Biroğlu ile yoğun telefon görüşmesinin olduğunun tespit edildiği kaydedilen iddianamede, şu ifadeler yer aldı:


"Alınan ifadeler ve HTS dokümanları birlikte değerlendirildiğinde, Gülizar Bingöl’ün, H.B. ile evli olduğu dönemde eşinin akrabası olan Mehmet Biroğlu ile gönül ilişkisi yaşadığı tespit edilmiştir. Gülizar Bingöl kalp hastası. Rutin tıbbi tedavi, kontrol ve tetkikler için Mehmet Biroğlu aracıyla, Gülizar Bingöl’ü kentteki hastanelere götürüyor, ardından ikamet ettikleri köye getiriyordu. Gülizar Bingöl kaybolmadan önce teyzesi ve çocuklarını hastane bahçesinde bırakarak hastaneye kayıt fişi almak için tek başına içeri girdiği, kayıt yapmadan hastane dışına çıkarak muhtemelen dolmuşla Ergani ilçesine geldiği belirlenmiştir. Gülizar Bingöl, kaybolmadan önce kendisine ait cep telefonunu kardeşine verdiği, başka birinin cep telefonuyla Mehmet Biroğlu’nu arayıp buluştuğu tespit edilmiştir. 29 Temmuz 2015’te Gülizar Bingöl, Mehmet Biroğlu ile buluştuktan sonra sırra kadem basarak kayboldu. Kalp hastası Gülizar Bingöl’ün kaybolmadan önce sürekli hastaneye giriş-çıkış kaydı olmasına rağmen günümüze kadar herhangi bir sağlık kuruluşunda, resmi kurumlarda kaydı tespit edilemedi. Gülizar Bingöl’ün kaybolduğu tarihten sonra yaşayıp yaşamadığının tespiti amacıyla tüm resmi kurumlara müzekkere yazıldı. Gelen cevabi yazılara göre, Gülizar Bingöl’ün öldürüldüğü değerlendirilerek şüpheliler hakkında atılı suçlar yönünden soruşturma yürütüldü."


İddianamede, Mehmet Biroğlu’na aleyhine tanık beyanları, Gülizar Bingöl ile yoğun HTS trafiği, kaybolduğu tarihte buluştuklarına dair somut deliller, kendisine ısrarla hatırlatılarak, kadının akıbeti hakkında sorulara, soğukkanlı bir şekilde pişmanlık göstermeksizin somut delillere rağmen hayatın olağan akışına aykırı inkar mahiyetinde savunmalarda bulunduğuna yer verildi.


İl Jandarma Komutanlığına müzekkere yazılarak, faili meçhul kadın cinayeti olan Gülizar Bingöl’ün akıbetinin araştırılmasının istenildiği bildirilen iddianamede, Çermik Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde bulunan Petekkaya Mahallesi’ndeki kırsal dağlık alanda 2 kaya kovuğu arasında faili meçhul kimliği belirsiz bir kadın cinayeti vakasının tespit edildiği belirtildi.


İddianamede, "Çermik Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında kimliği belirsiz kadına ait kafatası kemiği ile Gülizar B’nin annesi ve çocuklarından biyolojik numuneleri alınarak kimlik tespiti için Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığına gönderildi ve hazırlanan raporda, cesedin Gülizar Bingöl’e ait olduğu kesin ve net bir şekilde tespit edildi. Cesedin bulunduğu olay yerinde 2 sigara izmariti ve kanlı balta ele geçirildi. Sigara izmaritleri üzerindeki numunelerden elde edilen DNA profili ile Mehmet Biroğlu’ndan alınan DNA profilleri uyumlu olduğu tespit edildi" ifadelerine yer verildi.


İddianamede, yer alan otopsi raporunda şu tespitlere ve değerlendirmeler yer aldı:


"Kesici ezici alet yaralanmalarına bağlı kemik kırıkları ve büyük damar yaralanması bulunan Gülizar Bingöl’ün ölümü boyuna bağ tatbikine bağlı mekanik asfiksi (Solunum hareketlerinin kısıtlanması) sonucu meydana geldiği tespit edilmiştir. Cesedin yakılmış vaziyette, boyun kısmında çok sıkı bir şekilde iki tur atılarak boyun sol yanında düğümlenmiş, kenarları küçük beyaz boncuklu tülbent görülmüştür. Gülizar B’nin bölge kadınlarının günlük yaşamlarında başörtüsü olarak bu ve benzeri küçük boncuklu tülbent kullandıklarının anlaşıldığı, Mehmet Biroğlu’nun plan yaparak maktulü Petekkaya kırsalında bulunan iki kaya arasındaki ’kovuk’ diye tabir edilen yere götürdüğü, otopsi raporundan da anlaşılacağı üzere baş bölgesine günlük kullanım için taktığı küçük beyaz boncuklu tülbent ile boğarak öldürdüğü anlaşılmıştır. Cesedi yok etmek amacıyla olay mahallinde bulunan kanlı balta ile yok etmeye çalıştığı, daha sonra cesedi yakmak suretiyle yok etmeye yönelik eylemlerine devam ettiği, olayın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen herhangi bir pişmanlık, nedamet bulgusu göstermeksizin tasarlamak suretiyle canavarca hisle Gülizar Bingöl’ü öldürdüğü tespit edilmiştir."


İddianamede, daraltılmış baz çalışmasına ilişkin 3 yeminli bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, Ergani ilçe merkezi, Çermik ilçesi girişi ve çıkışı ile Gülizar Bingöl’ün cesedinin bulunduğu Petekkaya Mahallesi’ndeki mağara içinde ve çevresinde ana baz, yan baz ve ara bazların tespit edildiği kaydedildi.


Raporda, şu tespitler yer aldı:


"Cep telefonunun verdiği baz sinyaline göre şüpheli Mehmet Biroğlu’nun 13 Temmuz 2015’te İzmir’den Diyarbakır’a geldiği belirlendi. Ailesinin Gülizar Bingöl için kayıp ihbarında bulunduğu 29 Temmuz 2015’te 09.46 ve 10.07 sıralarında Biroğlu’nun Elazığ’ın Maden ilçesinden aşağıya doğru olan bölge civarında telefonunun baz verdiği, bu görüşmeden sonra telefonun kapandığı ya da kapatıldığı belirlendi. Telefon, 31 Temmuz 2015’te 09.43 sıralarında İzmir’de açıldı ve yaklaşık 3 gün boyunca kapalı kaldı. Bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilmektedir. Şüphelinin telefonu, 12 Ocak 2016’da saat 21.56, 14 Ocak 2016’da 22.40, 15 Ocak 2016’da 18.15, 16 Ocak 2016’da 17.15 ve 17.26, 17 Ocak 2016’da 21.21, 18 Ocak 2016’da 18.15, 20 Ocak 2016’da ise 20.30 sıralarında maktul Gülizar B’nin cesedinin bulunduğu bölge ve civarında baz verdiği değerlendirilmektedir."


İddianamenin sonuç kısmında şu ifadelerde bulunuldu:


"Şüpheli Mehmet Biroğlu’nun, gönül ilişkisi yaşadığı akrabası şüpheli H.B’nin eşi olan Gülizar Bingöl’ü tasarlamak suretiyle öldürdüğü, ölümün gerçekleşme zamanı şüpheli H.B’nin çalışmaya gitmesi arasında tesadüf bir durum olmadığı, eylem ile şüpheli H.B’nin il merkezinden ayrılmasında bir planlama eyleminin bulunduğunu değerlendirilmiştir. H.B’nin dinleme kararına ilişkin tape kayıtlarında durumun tehlikeli olduğunu ve ’ben doğrusunu söylemeyeyim’ söylemleriyle şüpheli konuşmalarda bulunduğu, H.B. ile Mehmet Biroğlu arasında olayın gerçekleşmesinden önce ve sonra ’hiç konuşmadık şeklinde’ inkara rağmen yoğun telefon görüşmelerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Müştekiler, maktulün ölümünden önce kaybolmasına ilişkin H.B. ve Mehmet Biroğlu hakkında şikayette bulunmuşlardır. Gönül ilişkisini önceden biliyor oldukları ve buna karşı herhangi bir önlem almadıkları dikkate alınarak şüphelilerin iştirak halinde fikir ve eylem birliği ile tasarlamak, cesedi balta ile parçalamak ve yakmak suretiyle canavarca hisle hareket ederek üzerlerine atılı suçları işledikleri anlaşılmıştır. Ayrıca H.B’nin, ölümünden önce ısrarlı ve devam eden şekilde eşi Gülizar Bingöle’e kötü davrandığı için yapılan şikayetler üzerine ’kötü muamele’ suçunu işlediğini belirlenmiştir."


İstenilen ceza


İddianamede, tutuklu sanık Mehmet Biroğlu ve kadının eşi tutuksuz sanık H.B. hakkında, "tasarlayarak canavarca hisle kadına karşı kasten öldürme" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası isteniyor.


Ayrıca H.B. hakkında "kötü muamele" suçundan da 2 aydan 1 yıla kadar hapis isteniyor.


Dicle ilçesinde 29 Temmuz 2015’te ayrıldığı evine dönmeyen evli ve 3 çocuk annesi Gülizar B’nin yakınları kayıp başvurusunda bulunmuş, Çermik ilçesi kırsal Petekkaya Mahallesi’nde 9 Ağustos 2015’te bölgede piknik yapan bir aile, fark ettiği koku üzerine durumu jandarma ekiplerine bildirmişti.


Olay yerine sevk edilen İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, mağarada yakılmış cesetle karşılaşmış, otopside cesedin kime ait olduğu tespit edilemediği için cenaze Diyarbakır’da Yeniköy Mezarlığı’ndaki kimsesizler bölümüne defnedilmişti.


O süreçte faili tespit edilemeyen cinayetin aydınlatılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma derinleştirilmiş, Başsavcılığın talimatıyla İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ve Kriminal Şube Müdürlüğü ile Çermik İlçe Jandarma Komutanlığınca cinayetin aydınlatılması amacıyla özel ekip oluşturulmuştu.


İl Jandarma Komutanlığı ve JASAT tarafından yürütülen çalışmalarda, cesedin 2015’te Diyarbakır Kayapınar Huzur Polis Merkezi Amirliğine kayıp başvurusu yapılan Gülizar B’ye ait olabileceği ihtimali değerlendirilerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla kayıp ve cesetle ilgili iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmişti.


Soruşturma kapsamında, Gülizar Bingöl ile daha önce HTS kayıtlarında sık sık telefon görüşmesi yaptığı belirlenen Mehmet Biroğlu gözaltına alınarak 20 Mayıs’ta tutuklanmış, cesedin kimliği 10 yıl sonra tekrar yapılan DNA incelemesi ve yeniden yüzlendirme çalışmasıyla belirlenmişti.


DNA incelemesi, HTS ve daraltılmış baz çalışmaları sonucu elde edilen deliller doğrultusunda Diyarbakır T Tipi Kapalı Cezaevinden tekrar Diyarbakır Adliyesine sevk edilen Biroğlu’nun yeniden ifadesi alınarak, tutukluluğunun devamına karar verilmişti.


Sanık Biroğlu’nun, yaklaşık 4,5 ay sonra olay yerine 7 kez gittiği daraltılmış baz çalışmasıyla tespit edilmişti.


Jandarma ekiplerince, 10 yıl sonra aileye Gülizar B’nin mezarının Yeniköy Mezarlığı’nda olduğu bilgisi verilmiş, bunun üzerine öldürülen kadının eşi H.B. ve iki kayınbiraderi mezarı ziyaret etmiş, çalışmalarından dolayı jandarma ekiplerine teşekkürlerini iletmişti.



Piknik yapan ailenin ihbarıyla aydınlığa kavuşan cinayete ilişkin iddianame hazırlandı: 2 sanığa ağırlaştırılmış müebbet istemi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığı iddiası Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığını ileri süren Prof. Dr. Mehmet Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır" dedi. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu yönündeki tartışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, tarih kitaplarında yer alan bazı bilgilerin tartışmalı olabileceğini ifade etti. Klasik Osmanlı geleneğinde Ertuğrul Gazi’nin babasının Süleyman Şah olarak kabul edildiğini hatırlatan Öz, Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde, Ertuğrul Gazi’nin babasının Gündüz Alp olarak kaydedildiğini belirtti. Ayrıca, Osman Gazi dönemine ait olduğu iddia edilen sikkelerde de dede olarak Gazi Gündüz Alp’in adının yer aldığını ifade eden Öz, Osmanlıların kuruluş sürecinde Ankara’nın önemli bir rol oynadığını vurguladı. "Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçilerle, Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini söyler" Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda tarih kitaplarında birtakım yanlış ifadeler olduğunu aktaran Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı ve aynı zamanda Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, şunları kaydetti: "Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda, tarihi kaynaklarda karışık birtakım ifadeler var. Bu konu tarihçiler arasında bir tartışma konusudur. Klasik Osmanlı geleneğine göre, Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah olarak gösterilir. Süleyman Şah Türbesi günümüzde de Suriye olayları vesilesiyle çok gündeme gelmiş bir olaydır. Fakat tarihte Süleyman Şah diye bildiğimiz kişi, eğer Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tan bahsediyorsak, bunun Osmanlılarla alakası yok ama Osmanlı tarihinde Ertuğrul Gazi’nin babasına Süleyman Şah diyorlar. Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu fatihidir, Selçuklu Hanedanı’ndandır. 1075’te İznik merkezi olarak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kuran kişidir. Onun ölümü de aslında Suriye Selçuklular arasında çıkan bir savaş dolayısıyla, bugünkü Suriye’nin kuzeyinde bir savaş sonunda gerçekleştiği için, bu iki Süleyman Şah’ın hatıralarının karıştığına dair tarihçiler arasında tartışma var. Süleyman Şah’ın dört ya da üç oğlundan bahsedilir. Bunların Anadolu’ya gelişleri anlatılır. Fakat başka kaynaklar da var. Şimdi mesela Enveri diye bir adam var. Bunun Düsturname isimli bir eseri var. Ondan sonra Yazıcızade Ali var ve bir de Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa var. Şimdi bunlardan bir kısmı işte 15. yüzyıl ortalarında bunların eserlerine baktığımız zaman, bir Gündüzalp ve Gökalp’i görüyoruz. Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır. Yani demek ki tarih kaynaklarının bir kısmında Süleyman Şah, bir kısmında Gündüz Alp var. Bunlar Ankara civarına geliyorlar. Ankara burada şöyle önemli. Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçiler de Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi de Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini ve bir müddet Karacadağ etrafında oturduklarını söylerler. Önce Ahlat var, bazılarına göre Urfa civarı var. Sonra Halep’ten Sürmeli Çukuru’na gidiş, tekrar Ankara’ya geliş var. Ankara’da Karacadağ var. Karacadağ’dan Sultanönü’ne, oradan Söğüt var. Oraya yerleştiler deniliyor. Demek ki Osmanlı’nın Anadolu’daki seyahatinde Ankara’da bir duraklama, bir durma dönemleri var." "Buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar" Osman Gazi’nin bastırdığı sikkelerin üzerinde dedesi Gündüz Alp’in adının olduğunu belirten Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa der ki Gündüz Alp öldü, Kızıl Saray’da gömüldü, defnedildi. Şimdi Kızıl Saray neresi? Beypazarı’nın bir köyü ve bu şu anda Gündüz Alp’in mezarının olduğu söylenen Hırkatepe köyünün bitişiğinde. Osmanlı döneminde de Kızıl Saray nam-ı diğer Sekli diye 15-16. yüzyıl tahrir defterlerinde bu köyler var. Hem Hırka Köyü var hem de Kızıl Saray diğer adıyla Sekli Köyü Osmanlı arşiv belgelerinde var. Osmanlı tarihinde ilk sikkeyi bastıranın hep Osman Gazi olduğu söylenir. Yıllar önce Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan bir toplantıda ilk sikkenin Osman Gazi’ye ait sikke olarak tanıtıldı. Fakat sonradan bunun gerçek mi, sahte mi olduğu tartışıldı. Daha sonra iki sikke daha ortaya çıktı ve bu sikkelerden, yani Osman Gazi’ye ait sikkelerden 1300 tarihinde basılan üzerinde Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp yazıyor. Şimdi bu neyi gösteriyor bize? Demek ki bu sikkenin var olduğunu düşündüğümüzde 1300 yılı civarında Osman Gazi sikke darp etmiş. Yani kendinin bir hutbe ve sikke sahibi hükümdar olduğu ilan ediliyor. O halde sikke bastırmış. İki sikkede sadece baba adı var. Ama bunda babasının babasının adı da var. O da Gündüz Alp. Şimdi bütün bu anlatılanları birleştirdiğimizde Süleyman Şah hikayesinin de aslında bir kurmaca olduğunu düşünürsek buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar" ifadelerini kullandı. "Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor" Gazi Gündüz Alp’i tanıtmak amacıyla 2016 yılında dernek kurduklarını söyleyen Gündüzalp Ünal, "2016 senesinde Hırkatepeliler Derneği’ni kurduk. Burada Beypazarı’nı, Hırkatepe’yi, Gazi Gündüz Alp’i Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz. 2016 yılından 2024 yılına kadar Beypazarı Hırkatepe Mahallesi’nde çok büyük etkinlikler yaptık ve Hırkatepe’yi Gazi Gündüz Alp’i, Beypazarı çevresini, Türkiye’ye ve yurt dışına da tanıtmaya gayret gösterdik. Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor. Onlara da biz üzülüyoruz. Beypazarı’na gelecek turistleri Gazi Gündüz Alp’i ziyaret etmeden gitmemesinin önünü açmamız lazım" diye konuştu. "Tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti" Her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yaptıklarını vurgulayan Ahmet Gündüzalp, "Burada Osmanlı Devleti’ni kuran Osman Gazi’nin dedesi, Ertuğrul Gazi’nin babası Gazi Gündüz Alp Türbesi bulunmaktadır. Bazı kitaplarda Ertuğrul Gazi’nin babasının Gazi Gündüz Alp mi, Süleyman Şah mı olduğunu söylemektedir. Ama biz araştırdığımızda tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti. 2002 yılında Ankara Valiliğinden yardım alarak emekli Vali Yahya Gür ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yardımlarıyla türbeyi yenilettik. Türbenin açılışını 2002 yılında beraber yaptılar. Biz her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yapıyoruz, Hacet Bayramı yapıyoruz. Bu Hacet Bayramı’nda türbeye giderek Gazi Gündüz Alp’e dualar ediyoruz, yağmur duası yapıyoruz. Gazi Gündüz Alp’in türbesinin genç nesillere taşınması için, bilinmesi için, bizden sonrakilerine ulaşması için elimizden gelen gayreti yapmak istiyoruz" şeklinde konuştu. "Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir" Gündüz Alp Türbesi’ne her ay ziyaretçilerin geldiğini ifade eden İbrahim Sergi, "Bu türbe, Osman Gazi’nin dedesinin türbesidir. Fakat, herkes Süleyman Şah olarak biliyor ama Süleyman Şah değil, bu yanlış biliniyor. Tarihçilerin incelemesine göre, Osman Gazi’nin dedesi, Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir. Gazi Gündüz Alp’ın yatarı da Hırkatepe köyünde bulunuyor. Türbenin tarihi çok eskiye dayanır. Kayı Boyu’ndan gelirken Gündüz Alp yaralı geliyor. 40 kişiyle birlikte buraya gelince burada vefat ediyor. Türbesini buraya defnediyorlar. 40 kişi de Hırkatepe köyünde kalıyor. Hırkatepe Köyü’nün tarihi de Osmanlı devletine dayanıyor. 2002 yılında Devlet Bahçeli bu türbenin restorasyonunu yaptırdı, açılışına da geldi. Gazi Gündüz Alp anma şölenleri her sene haziran ayının birinci haftasında yapılır. Buraya her ay 10-15 gün ziyaretçi gelir. Osmanlı’nın tarihini öğrenmek isteyenler bu türbeye gelsinler" dedi.
İzmir Stanimir Stoilov: "Zor bir maç oldu" Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Fatih Karagümrük maçının ardından, karşılaşma öncesinde bekledikleri gibi zor bir mücadele olduğunu söyledi. Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Göztepe, sahasında Fatih Karagümrük’ü 2-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, açıklamalarda bulundu. Karşılaşmanın çok zor geçtiğini söyleyen Stoilov, "Ama sonuç olarak 3 puanı alıp yolumuza devam ettiğimiz için mutluyuz. Belki de bu maçı bu şekilde bu tarzda her puana ihtiyacı olan bir rakibe karşı kazanmanın ne kadar yeterli ne kadar zor olacağını yeterince iyi bir şekilde oyuncularıma anlatamamış olabilirim. Çünkü geçen yıl biz 4 puanla Avrupa’ya gidemedik ve bu 4 puana aslında baktığınızda ligden düşen Hatay’a karşı kaybetmiştik. Bugün de aslında zor bir maç geçti bizim adımıza ama 3 puanı aldığımız için öncelikle mutluyuz. Çünkü bizim adımıza böyle bir maçta 3 puan almak çok değerliydi. Fakat bir an önce kendi futbolumuza dönmemiz gerekiyor. Özellikle savunma anlamında rakibin 2-3 tane kalemizde oluşturduğu net fırsatlar oldu. Daha önce kesinlikle daha önceki maçlarda rakibe bu fırsatları vermiyorduk. Bu savunmada hırs ve organizasyon anlamında eksiklikler yaşadığımızın bir göstergesi. Hücumda pozisyonlar oluşturduk ama orada da sonuçlandırma anlamında kesinlikle daha özgüvenli olmamız gerekiyor. Defansif organizasyonumuza hızlı bir şekilde geri dönmeliyiz en üst seviyede ve aynı zamanda enerjimizi de çok hızlı bir şekilde yükseltmemiz gerekiyor. Bugün bu noktalarda eksik kaldığımızı düşünüyorum. Özellikle maçın ilk 10-20 dakikasında istediğimiz o yüksek enerjiyle maça başlayamadık. Bu bölümde rakip bizden daha iyiydi. Daha sonra enerjimizi yükselttik ve bu bölümde pozisyonlar bulmaya başladık, goller bulduk" dedi. "Yeni transferlerle rekabet ortamı oluştu" Yeni transferlerin performansına değinen Stoilov, "Transferlerimizden Antunes’in sakatlığı var. Bundan dolayı gerçekten çok üzgünüz. Kendisini daha ligde izleyemedik. Umarım haftaya kadar iyileşir ve döner. Yeni transferlerimiz ellerinden gelenin şu ana kadar en iyisini vermeye çalışıyorlar. Olaitan ve Janderson, yeni transferler geldikten sonra gördüğünüz gibi goller atmaya başladılar. İşte rekabet ortamı böyle bir şey. Oyuncuların maksimum seviyelerine ulaşmaları için takımda kesinlikle bir rekabet ortamı oluşturmanız gerekiyor. Bu gerçekten takımın başarısız adına çok değerli ve aynı zamanda oyuncuların gelişimi adına. Ama aynı zamanda bugün Olaitan ve Janderson, kendilerinden bugüne baktığımda daha fazla şey göstermelerini bekliyorum. Çünkü onların potansiyelinin bundan çok daha fazla olduğuna inanıyorum. Aynı zamanda da gelen biraz önce belirttiğimiz gibi oyuncularımızın da bir an önce forma yarışına daha da ilerlemelerini ve her şeyini vermelerini bekliyoruz" diye konuştu. "Arda’nın durumu yarın belli olacak" Maçta sakatlık yaşayan Arda hakkında da konuşan Stoilov, "Sahanın içerisinde yaşadığı pozisyonda bileğinin döndüğünü hissetti. Tabii ki yarın bununla ilgili bazı kontroller yapılacak. Bunların ardından doktorumuzun görüşünü dinledikten sonra durumu biz de daha iyi bir şekilde öğrenmiş olacağız. Kaptanımızın İsmail’in antrenmanda yaşadığı bir sakatlık oldu ve bu sakatlığın ardından doktorumuzun yaptığı ilk kontrol ve ilk izlenimi çokta olumlu değildi. Tabii şimdi ikinci, üçüncü kontrolleri yapacak doktorumuz. Daha sonra bununla ilgili tekrar daha fazla bilgimiz olacak. Ama şu anda ilk kontrollere bakıldığında minimum birkaç ay futboldan uzak kalacak gibi gözüküyor kaptanımız" diyerek sözlerini noktaladı.