KÜLTÜR SANAT - 25 Ocak 2026 Pazar 11:27

DTSO Başkanı Kaya: "Kültürel miras en güçlü sermayemizdir"

A
A
A
DTSO Başkanı Kaya: "Kültürel miras en güçlü sermayemizdir"

Diyarbakır’ın binlerce yıllık tarihini ortaya çıkaran kazı alanlarının bilimsel hafızası, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ev sahipliğinde gençlerle buluştu.


TOBB Diyarbakır Genç Girişimciler Kurulu tarafından "Kültürel Miras Gençlerle Buluşuyor" başlığıyla düzenlenen program, arkeoloji, tarih ve kültürel miras alanında kentin en önemli isimlerini aynı çatı altında bir araya getirdi. DTSO konferans salonunda yoğun katılımla gerçekleşen programda konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır’ın sahip olduğu tarihsel mirasın yalnızca geçmişin değil, geleceğin de anahtarı olduğunu vurguladı. Zerzevan Kalesi, Amida Höyüğü ve Çayönü kazılarına verdikleri desteğin oda için stratejik bir tercih olduğuna dikkat çeken Kaya, "Artık ülkeler değil, kentler yarışıyor. Kalıcı olan yatırımlar kültürel mirasa yapılan yatırımlardır" dedi.


Kaya, Çayönü’nün insanlık tarihinin ilk yerleşimlerinden biri, Zerzevan’ın Roma İmparatorluğu’nun son askeri karakollarından biri, Amida’nın ise binlerce yıldır aynı merkezden yönetilen ender kentlerden biri olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:


"Bir petrolün ömrü 90 yıl, bir barajın 70 yıl. Ama Çayönü, Amida, Zerzevan binlerce yıldır ayakta. Bizim bu değerlere yatırım yapmamız gerekiyor. Kültürel miras bizim en güçlü sermayemizdir ve bunu doğru tanıtmak zorundayız."


Turizm anlayışının değiştiğine dikkat çeken Kaya, kültür turizminin dünyada hızla yükseldiğini belirterek, "ABD ve Endonezya gibi ülkeler artık deniz turizmi için değil, kültürel miras için seyahat ediyor. Bizim bu zenginliği dünyaya anlatmamız gerekiyor. Bu da ancak gençlerin üretimi ve sahiplenmesiyle mümkün. Bizim her kuşağın yararlanabileceği şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Kentin bileşenler olarak çalışmalara destek olmamız gerekiyor. Bir Amerikalının, bir Avrupalının burayla bağının olduğunu göstermemiz gerekiyor. İlk yerleşim yeri diyoruz Çayönü’ne. Roma İmparatorluğu’nun son kalesi deniyor Zerzevan’a. Amida yine öyle. Biz bunları hocalarımızla konuşarak üstünlük haline getirebiliriz. Diyarbakır 10 bin yıldır aynı yerden yönetilmiş. Hocalarımız gelecek kuşaklara akademisyenler anlatıyor. Bizim bugünden yarına bin yıl boyunca bu ürünü bu kente fayda sağlayacak çalışmayı sizlerle yapacağız. Genç Girişimciler Kurulu’na teşekkür ediyorum. Kentimizde doğru enformasyon doğru şekilde yapılmıyor. Bizler destek vereceğiz sizler de sahip çıkacaksınız. Duyarlılığı ortak geliştirmemiz gerekiyor. İnsanların dışarıdan gelip buraları tanımasını sağlamamız gerekiyor. Biz bu değerlerimizi koruyacağız ve geliştireceğiz" ifadelerini kullandı.



"Kültürel mirası korumak bir tercih değil, sorumluluktur"


TOBB Diyarbakır Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Vedat Elibal ise Diyarbakır nüfusunun yüzde 60’ının gençlerden oluştuğunu hatırlatarak, geçmişle bağ kurmadan sağlıklı bir gelecek inşa edilemeyeceğini söyledi. Elibal, "Geçmişine sahip çıkmayan toplumlar, geleceğini başkalarının inşa etmesine seyirci kalır. Kültürel mirası korumak bir tercih değil, sorumluluktur" diye konuştu.


Programda; Zerzevan Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, Amida Höyük-Artuklu Sarayı Kazı Başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız ve UNESCO Listesi’ndeki Hevsel Bahçeleri ile ilgili çalışmaları ile bilinen ekoloji aktivisti Zeki Kanay, kentte ortaya çıkan kültürel değerlere dair sunumlar yaptı.


Kazı başkanları, Diyarbakır ve çevresindeki arkeolojik çalışmaların yalnızca geçmişi değil, bugünü ve geleceği de şekillendirdiğine dikkat çekti. Programda söz alan konuşmacılar, Diyarbakır’ın sahip olduğu tarihsel zenginliğin ancak toplumsal sahiplenme ve genç kuşakların bilinçli katılımıyla korunabileceğini vurguladı. Katılımcı gençler ise kazı alanlarına ilişkin merak ettikleri soruları doğrudan kazı başkanlarına yöneltme fırsatı buldu.


DTSO İş Kadınları Meclisi Başkanı Filiz Ekingen’in de katıldığı program sonunda sunumu yapan akademisyenlere plaket takdim edildi.



DTSO Başkanı Kaya: "Kültürel miras en güçlü sermayemizdir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Perküsyon imalatçısı Emin Bolat Nilüfer’de sanatseverlerle buluştu Perküsyon imalatçısı Emin Bolat, Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi’nde gerçekleşen söyleşide, enstrüman yapımındaki 33 yıllık yolculuğunu ve "gönül işi" olarak tanımladığı sanatını anlattı. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırladığı, Ersen Varlı’nın moderatörlüğünde düzenlenen "Bir Luthier, Bir Enstrüman Yolculuğu" serisinin ikinci buluşması, Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğin konuğu olan ünlü perküsyon imalatçısı ve icracısı Emin Bolat, mesleki yolculuğunu ve enstrümanlarının imalat aşamalarını Nilüferli sanatseverlerle paylaştı. Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Ersen Varlı, müzenin özel atmosferine dikkat çekerek, Emin Bolat’ın el emeğiyle ürettiği enstrümanların da müze envanterinde yer aldığını belirtti. Luthier kavramının geleneksel olarak çalgı yapımcılarını tanımladığını ifade eden Varlı, "Bizler de bu müzik aletlerini üreten insanların hikâyelerine bakmak ve enstrümanların nasıl ortaya çıktığını anlatmak istiyoruz" dedi. Emin Bolat, müzik tutkusunun ilkokul yıllarında başladığını, o dönemlerde derslerde sürekli ritim tuttuğunu anlattı. Berberde çıraklık yaparken biriktirdiği paralarla kendisine dümbelek aldığını söyleyen Bolat, babasının karşı çıkmasına rağmen bu alanda ilerlemek istediğini dile getirdi. İlk enstrümanını 12 yaşında yaptığını belirten Bolat, "23 yaşında kaçarak İstanbul’a geldim. Bir valizimde yaptığım enstrümanlar vardı. Müziği öğrenmeye geldim. 1993 yılında atölyemi kurdum. Kendi enstrümanlarımı evde yapıyor, arkadaşlarımla paylaşıyordum. Bugün dünyanın dört bir yanına enstrüman gönderiyorum" dedi. Vurmalı çalgı icracılarının müzik sektöründe yeterince değer görmediğine dikkat çeken Bolat, "Birçok sahne sanatçısına eşlik ettim. Ancak kıymet bilinmediği için 2010 yılında çalmayı bıraktım. Atölyemde hobimi sürdürerek enstrüman yapmaya devam ediyorum" diye konuştu. Sadece icra ettiği enstrümanları üretmeye çalıştığını vurgulayan Emin Bolat, "Türk ve Orta Doğu vurmalı sazları üretiyorum. Darbuka, bendir, tef, yöresel davul ve bunların farklı çeşitlerini yapıyorum. Sürekli araştırma halindeyim. Ağırlık dengesi çok önemli. Pek çok ağaç türü kullanıyoruz ancak kayın ağacı en elverişlisi. Fırınlanmamış, en az 12 yıl dinlendirilmiş ağaç tercih ediyoruz" dedi. Ticari kaygıdan uzak, 33 yıldır enstrüman yapımcılığı yaptığını belirten Bolat, "Hâlâ Ar-Ge çalışmalarına devam ediyorum. Amacım iyi bir enstrüman üretmek. Bu iş tamamen gönül işi. Büyük bendirlerden yemek masası yaptım, zigon sehpa gibi tasarımlar ürettim ama hepsi birer enstrüman aslında. Sürekli ‘daha iyisini nasıl yaparım’ diye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. Söyleşiye kasası bakır, üstü gümüş kaplamalı özel bir darbukasını da getiren Emin Bolat, dinleyicilere kısa bir icra sundu. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Emin Bolat’a teşekkür ederek hediye takdim etti.
İstanbul Usta tiyatrocu Haldun Dormen için Harbiye’de tören düzenlendi Türk Tiyatrosu’nun duayen ismi Haldun Dormen adına Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Törene sanat camiasından birçok isim katıldı. Törende konuşma yapan Dormen’in oğlu Ömer Dormen, "Dormen ailesi kocaman bir aile oldu. Benim de, çocukluğumdan beri yüzlerce abim, ablam, şimdi de kardeşlerim oldu. O hep üretti. Hastanede 6 ay yattı. 6 ayda iki oyun 1 tane kitap yazdı. Ölene kadar üretmek nedir, hepimize gösterdi" dedi. Geçtiğimiz günlerde 97 yaşında hayatını kaybeden Türk Tiyatrosu’nun usta ismi Haldun Dormen için Harbiye’de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Nadir Alparslan, sanatçı Nevra Serezli, oyuncu Halit Ergenç, seslendirme sanatçısı Göksel Kortay, sanatçı Erol Evgin, tiyatro oyuncusu Murat Ovalı ile çok sayıda sevenleri ve vatandaşlar katıldı. Düzenlen törende saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından sahnede büyük alkışlar tutuldu, sevenleri ise gözyaşlarına boğuldu. Öte yandan törende, Haldun Dormen anısına hazırlanan bir VTR gösterildi. "Tek bir ömre onlarca ömrü sığdırmış bir insandan bahsediyoruz" Törende gözyaşlarıyla bir konuşma yapan Halit Ergenç, "Bugüne kadar ki en zor ama en onurlu görevlerimden biri. Bunun için sizlerle karşı karşıyayım. Bizim çok değerli hocamız, dostumuz, arkadaşımız, yol gösterenimiz Haldun Dormen ile onun kendisini adadığı bu sahneyi hayatımızda son defa paylaşıyoruz. Bu töreni de yine ondan öğrendiğimiz şekilde, lafı fazla uzatmadan, tempoyu düşürmeden, doğaçlamaya kaçmadan, mümkün olduğu kadar yapılan programa onun bize öğrettiklerine sadık kalarak bitirmeye gayret edeceğiz. O hepinizin Haldun Dormen’iydi, hepimizin. Herkesin onunla ilgili mutlaka söyleyecek saatleri, anılacak anıları var. Çok özel anları var. Tek bir ömre onlarca ömrü sığdırmış bir insandan bahsediyoruz. Hangimiz ne kadar onun için ne anlatsak azdır ve eksik kalır" şeklinde konuştu. "Onu anlatmak için sayfalar dolusu kitaplar yazsanız mümkün değil" Ayrıca, Göksel Kortay, da yaptığı konuşmada, tiyatronun ışığının söndüğünü belirterek, "Karanlıkta kaldık. Biz bugün buraya onu son kez alkışlamaya, Türk Tiyatrosunun yaşayan ismi, kilometre taşlarından biri, parlak yıldızı Haldun Dormen’i uğurlamaya geldik. Haldun Dormen’i anlatmak o kadar zor ki, üstelik zaman kısıtlaması var. Onu anlatmak için sayfalar dolusu kitaplar yazsanız mümkün değil. Ben onun çok önemli iki özelliğini anlatmak istiyorum; Hiç keşkeleri yoktu. En olumsuz olayda bile derhal bir beyaz sayfa açar, ‘evet şekerim şimdi ne yapıyoruz?’ Derdi. Asla arkasına bakmazdı. İnatla, inançla, cesaretiyle, hayalleriyle hep ileriye yürürdü. Hiç dönüp bakmazdı. Bir diğer özelliği, paylaşımcılığıydı. Her şeyi paylaşırdı. Yaşamını, evini, sofrasını, yemeğini, tiyatrosunu, bilgilerini, yani paylaşabileceği ne varsa paylaşırdı. Bir de yaşam biçimini paylaşırdı ama bunu öyle belirgin bir şekilde yapmazdı" dedi. Sahnede konuşan sanatçı Nevra Serezli, "Haldun Dormen’in Türk Tiyatrosuna katkılarını saymakla bitmez. Onu daha iyi konuşma yapan birileri anlatabilir diye düşündüm. Çok üzgünüm geçmişimi, hocamı, yönetmenimi, rol arkadaşımı, yazarımı, dostumu kaybettim. Eğlendiğim, dertleştiğim, fikir aldığım insanı kaybettim. Mutluluğuma sebep olan insanı kaybettim. Ben Metin’in diğer yarısını kaybettim. 13 yıldır büyük acılar çekmiştim. Maalesef şimdi yine aynı acıyı çekiyorum. Hepimizin başı sağ olsun" diye konuştu. Öte yandan sanatçı Erol Evgin de sahnede yaptığı konuşmasında, "Lise yıllarında Dormen Tiyatrosunun müdavimiydim. Her oyuna giderdim, gerçekten müthişti oyunları. Haldun Dormen hayranıydım. Modern Türk Tiyatrosuna katkıları sonsuzdur. Eleştirilerini o kadar zarif, o kadar kibarca dile getiren bir başka kimseyi tanımıyorum. Çok şey öğrendim ondan, sadece sahnede değil, insanlık olarak ta çok şey öğrendim. Sahnede öğrendiğim birçok şeyi sahnelerde bugün kullanıyorum. İnsan olarak ta, bir davetin ertesi günü telefon etmeyi Haldun Dormen’den öğrenmiştim. Çok zarif, çok özel bir insandı" dedi. "O kapsayıcı davranışıyla hepimizi o tutkunun bir parçası yaptı" Haldun Dormen’in oğlu Ömer Dormen ise, "Herkesin Haldun abisi, dostu, hocası ama o benim babam. Kabul ediyorum tiyatro onun önceliğiydi, tutkusuydu ama o tutkuyu herkesi dışarıda bırakarak yaşamadı. O kapsayıcı davranışıyla hepimizi o tutkunun bir parçası yaptı. Dormen ailesi kocaman bir aile oldu. Benim de, çocukluğumdan beri yüzlerce abim, ablam, şimdi de kardeşlerim oldu. Çok kocaman bir aile olduk. O hep üretti. Hastanede 6 ay yattı. 6 ayda iki oyun 1 tane kitap yazdı. Ölene kadar üretmek nedir, hepimize gösterdi. Bu törenin onun ruhuna ve asaletine uygun olması için çok çaba sarf ettik" şeklinde konuştu. Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verilecek Haldun Dormen, Teşvikiye Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazının ardından, Edirnekapı Şehitliği Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Bursa Osmangazi’de gençlere yol gösteren söyleşi Osmangazi Belediyesi, düzenlediği ‘Girişimci Kafası’ söyleşisiyle iş hayatına atılmayı planlayan gençleri, iş hayatında başarı elde etmiş girişimcilerle buluşturarak gençlere yön veren buluşmalara imza atmaya devem ediyor. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde düzenlenen ‘Girişimci Kafası’ buluşmalarına katılan gençler her hafta farklı bir başarılı girişimciden iş hayatına dair önemli bilgiler öğreniyor. Buluşmaların bu haftaki konuğu ise otomotiv yedek parça üretimde büyük başarılar elde etmiş Haksan Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gülmez, oldu. Moderatörlüğünü Mürvet Özçelik’in üstlendiği programa Bursa’da yaşayan çok sayıda girişimci adayı yoğun ilgi gösterirken, katılımcılar sıfırdan başlayarak kariyer basamaklarını büyük bir başarıyla tırmanan Gülmez’den otomotiv yedek parça üretimi ve girişimcilikte başarıya giden yolun inceliklerini öğrendi. Dinleyicilerle mesleki yolculuğunu, karşılaştığı zorlukları ve edindiği deneyimleri samimiyetle paylaşan başarılı girişimci, bilgi birikimiyle gençlere adeta önemli bir yol haritası sundu. Yoksul bir ailede büyüdüğünü ifade eden Haksan Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gülmez, "Ben 7 yaşından itibaren çalışmaktayım. Simit satarak çalışmaya başladım. Hem çalışıp hem de okuyarak üniversiteyi bitirdim. Üniversiteden mezun olduktan sonra Bursa’da far üreten bir fabrikada çalışmaya başladım. Burada sanayi üretiminin tüm inceliklerini öğrendim. Bu iş yerinden ayrıldıktan sonra şu anki iş yerimi kurdum. Bugünlere geldim. Bugün kauçuk elastomerden enjeksiyon pres, ekstrüzyon profil ve tekstil ile güçlendirilmiş hortum parçaları üretimi yaparak otomotiv sektörünün yanı sıra beyaz eşya, inşaat, raylı sistem ve savunma sanayisi gibi alanlarda faaliyet gösteren bir firmanın sahibiyim. Benim gençlere tavsiyem, önce mesleki yeterliliklerini ölçebilecekleri, sonra da o meslekle ilgili üst eğitim almaları gerekiyorsa üniversite eğitimi almalarıdır. İki yıllık meslek yüksekokulu mezunlarının sanayide iş bulma şansı normal bir mesleki eğitim almamış kişilere göre yüzde yüz daha fazladır. Gençler üniversiteyi mutlaka okusunlar" şeklinde konuştu. Girişimci Kafası Söyleşisi’ne katılarak ileride atılacakları meslek hayatlarıyla ilgili çok değerli bilgiler edinen gençler, bu buluşmaları düzenleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.
Antalya Elif teyzenin evi de hayalleri de yenilendi Kepez Belediyesi, Erenköy Mahallesi’nde yaşayan Elif Gündüz’ün evini baştan sona yenileyerek kendisine sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sundu. Evin yenileme çalışmaları sürecinde ise Gündüz, Kepez Belediyesi Hasta Yakınları Konuk Evi’nde rahat ve güvenli bir şekilde konuk edildi. Kepez Belediyesi, sosyal belediyecilik kapsamda, Erenköy Mahallesi’nde yaşayan 56 yaşında Elif Gündüz’ün evini baştan sona yenileyerek sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sundu. 5 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu beyin ameliyatı olan, sol ayağında felç ve epilepsi rahatsızlığı bulunan Elif Gündüz’ün yaşamını sürdürdüğü ev, Kepez Belediyesi ekiplerinin titiz çalışmalarıyla yenilendi. Kırık ve kullanılamaz durumdaki eşyalar ile istiflenmiş eşyalar Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerince tahliye edilirken, Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün Evde Sağlık ve Temizlik ekipleri de evi tepeden tırnağa temizledi. Ardından evin boya ve tadilat çalışmaları tamamlanarak, ev yeni ve güvenli bir görünüme kavuştu. Evin temizlik, boyama ve yenileme çalışmaları sürecinde Elif Gündüz, Kepez Belediyesi’nin Hasta Yakınları Konuk Evi’nde ağırlandı. Yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından evin ihtiyaç duyulan eşyaları temin edilerek yerleştirildi ve konut, tertemiz bir şekilde Elif Gündüz’e teslim edildi. Yapılan çalışmalardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Elif Gündüz, "Ben epilepsi hastasıyım, elim felçli olduğu için evimi temizleyemiyorum. Evim çok güzel olmuş, çok mutluyum. Başkanımıza çok teşekkür ederim. Allah razı olsun" dedi.