ÇEVRE - 24 Mart 2026 Salı 14:51

Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık zirvesi

A
A
A
Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık zirvesi

Diyarbakır’da tarımsal faaliyetler ile hayvancılık sektörünün durumu, DTSO İnnovasyon Merkezi’nde masaya yatırıldı.


Diyarbakır’da 21-25 Nisan 2026 tarihleri arasında yapılacak "17. Mezopotamya Tarım Hayvancılık Fuarı" öncesi geçekleşen toplantıya, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, 17 ilçe tarım müdürü, 11 ziraat oda başkanı, fuar yetkilileri katıldı.


Toplantıda kentin tarım ve hayvancılık sektöründeki mevcut tablo tüm yönleriyle değerlendirilirken, sektörün gelişimi için ortak adımların atılması konusunda görüş birliğine varıldı. Toplantıda konuşan DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Diyarbakır’ın güçlü tarım potansiyeline rağmen mevcut durumun yeterli olmadığını vurguladı. Avşar, amaçlarının tarım ve hayvancılık sektörünün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturmak olduğunu belirterek, "Kamu kurumlarımız, sektör temsilcilerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla verimli bir görüş alışverişi yaptık. Önümüzdeki süreçte düzenlenecek tarım fuarının daha güçlü geçmesi için katılımın artırılması ve iş birliklerinin geliştirilmesi yönünde ortak bir irade ortaya çıktı" dedi.



Aylık toplantı yapma kararı alındı


Tarım alanındaki istişare mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Avşar, toplantıda Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan’ın kurumda gerçekleştirdikleri aylık değerlendirme toplantılarına sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin de dahil edilmesi yönündeki önerinin kabul gördüğünü aktardı. Avşar, "Bu model hayata geçtiğinde tarım ve hayvancılık politikalarının sahadaki gerçek ihtiyaçlara daha uygun şekilde şekilleneceğine inanıyoruz. Diyarbakır yaklaşık 7 milyon dönüm ekilebilir araziye sahip çok önemli bir tarım kentidir. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki, mevcut potansiyelimize rağmen tarımın bulunduğu nokta yeterli değildir. Bu yalnızca çiftçilerimizin tercihlerinden değil, tarım politikalarının bütüncül şekilde ele alınmamasından kaynaklanmaktadır" diye konuştu.


Avşar, bölgede yüksek su tüketimi gerektiren ürünlerin yaygınlaşmasının yeraltı su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğunu, mazot, gübre ve ilaç maliyetlerindeki artışın ise üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Avşar, şöyle devam etti:


"Çiftçi son yıllarda beklediği geliri elde edemiyor. Bu durum kırsalda nüfusun azalmasına ve tarımsal üretimin zayıflamasına yol açıyor. Kırsalda yaşamı güçlendirecek sosyal politikalara ihtiyaç var. Taşımalı eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi ve köy okullarının yeniden aktif hale getirilmesi, nüfusun yerinde tutulması açısından kritik önemdedir."



"Tarım ve hayvancılık birlikte planlanmalı"


Tarıma dayalı sanayinin kırsalda gelişmesini sağlayacak düzenlemelerin önemine de değinen Avşar, üretimin katma değere dönüşmesi için yerinde yatırımların önünün açılması gerektiğini belirtti. Avşar, "Organize Sanayi Bölgeleri elbette gereklidir ancak tarımsal üretimin yapıldığı alanlarda tarıma dayalı tesislerin kurulmasının önü açılmalıdır. Tarım ve hayvancılık birbirinden ayrı düşünülemez. Bu iki alan birlikte planlanmalıdır" şeklinde konuştu.


Gelişmiş ülkelerde üretimin veri temelli planlandığını hatırlatan Avşar, Türkiye’de ise çoğu zaman bireysel kararlarla üretim yapıldığını ifade ederek, "Üretici yıl başında ne ekeceğini ve yıl sonunda ne kazanacağını bilmelidir. Arz-talep dengesi bilimsel verilerle planlanmalıdır. Bu nedenle ulusal ölçekte veri temelli üretim planlaması yapılması ve çiftçi temsilcilerinin sürece dahil edilmesi şarttır" şeklinde konuştu.


Avşar, Diyarbakır’da alternatif ürün çeşitliliğinin artırılması, suyu koruyan üretim modellerinin geliştirilmesi ve kooperatifçilik anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:


"Tarım politikalarının A’dan Z’ye gözden geçirilmesi, üreticinin desteklenmesi, kırsalda yaşamın güçlendirilmesi ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi hem Diyarbakır’ın hem de ülkemizin geleceği açısından stratejik bir zorunluluktur. DTSO olarak tüm paydaşlarla birlikte çözüm üretmeye ve tarımın hak ettiği noktaya gelmesi için çalışmaya kararlıyız."



Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık zirvesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Şehit Binbaşı Sinan Taştekin memleketi Isparta’da ebediyete uğurlandı Katar’da eğitim faaliyeti sırasında teknik arıza nedeniyle denize düşen helikopterde şehit olan 3 Türk personelden Binbaşı Sinan Taştekin’in naaşı memleketi Isparta’ya getirildi. Taştekin için Isparta Valiliği önünde cenaze töreni düzenlendi. Şehidin naaşı, buradaki törenin ardından Isparta Şehitliği’nde defnedildi. Acılı anne oğlunun tabutuna sarılıp, "Gurur kaynağım benim, al bayraklı yavrum, seninle gurur duyuyorum" diyerek gözyaşı döktü. Katar’da eğitim faaliyeti sırasında teknik arıza nedeniyle denize düşen helikopterde şehit olan 3 personelden Hv. Svn. Binbaşı Sinan Taştekin, öğle saatlerinde Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’nda dualarla karşılandı. Şehit Binbaşı Sinan Taştekin için Isparta’da cenaze töreni düzenlendi. Törene, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, Isparta Vali Vekili Halil İbrahim Ertekin, belediye başkanı, milletvekilleri, siyasi parti il başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Annenin feryatları yürekleri dağladı Şehit Taştekin, bugün ikindi namazını müteakip 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda (Isparta Valiliği önü) kılınan cenaze namazının ardından Isparta Şehitliği’nde defnedildi. Cenaze töreninde acılı aile, şehidin tabutuna sarılarak gözyaşlarına boğuldu. Acılı anne ise oğlunun tabutuna sarılarak, "Gurur kaynağım benim, al bayraklı yavrum, seninle gurur duyuyorum" sözleriyle gözyaşı döktü.
Sakarya Su için kritik uyarı: "Sadece yağmurun yağmasıyla birikmez, ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız" Küresel ısınma, azalan yağışlar ve artan su stresi Türkiye genelinde alarm zillerini çaldırırken, 22 Mart Dünya Su Günü’nde Sakarya’dan dikkat çeken bir uyarı geldi. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) tarafından düzenlenen farkındalık programında, suyun korunmasının artık bir tercih değil zorunluluk olduğu vurgulandı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), su kaynaklarının korunması, Sapanca Gölü’nün geleceği ve sürdürülebilir kullanımına dikkat çekmek amacıyla ’22 Mart Dünya Su Günü’ sebebiyle farkındalık programı düzenledi. Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Programda, su kaynaklarının sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere aktarılması için toplumsal seferberlik çağrısı yapıldı. Su kaynaklarının korunması ile sürdürülebilir su yönetiminin önemine dikkat çeken Alemdar, küresel ısınma ve artan su stresinin oluşturduğu tehlikeyi hatırlatarak, "Su geleceğini güvence altına almak için altyapıdan üstyapıya yatırımlarımız aralıksız sürüyor" vurgusu yaptı. "Tasarrufla yüzde 11 su kullanımı azaldı" Alemdar, "Sürdürülebilir ve içilebilir su kaynaklarımız için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şehrimizin ve gelecek nesillerimiz için altyapı ve üstyapı çalışmalarında gayretle çalışıyoruz. Özellikle son zamanlarda küresel ısınma ve su stresi artmaya devam etmektedir. Bizler suyu dengeli kullanmaz ve korumazsak su sorunuyla karşı karşıya kalacağız. Su sadece yağmurun yağmasıyla birikmez ve geleceğe taşınamaz, bu nedenle ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız. Elimizdeki veriler şunu gösteriyor ki şu ana kadar sadece tasarrufla yüzde 11 oranında su kullanımını azalttık" dedi. "Yeni kaynaklar için çalışmalarımıza devam ediyoruz" Suyu ucuz ve doğru kullanan bir belediye olduklarını ifade eden Alemdar, "Bizler suyu en ucuz veren belediye olmanın yanı sıra suyumuzu en doğru kullanan bir belediye olma yolunda hızla ilerliyoruz. Özellikle Sapanca Gölü başta olmak üzere derelerimiz ve su sondajlarımızla yeni kaynaklar için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu şehir hepimizin sloganıyla çıktığımız bu yolda güvenli bir gelecek için kaynaklarımızı en doğru şekilde kıllanacağız" diye konuştu. "Sadece bugünü değil geleceğimizi şekillendiriyoruz" SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu ise, "Su yalnızca bir doğal kaynak değil yaşamın kendisidir. İnsan suya muhtaçtır, su varsa hayat vardır. Su konusu sadece bölgesel anlamda değil küresel ölçekte oldukça hayati bir öneme sahiptir. SASKİ olarak suyun korunması ve kayıp kaçaklarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Su meselesi sadece bugünü değil geleceğimizi etkiliyor. Yağış düzeyindeki düşüşler suyun sadece bir kaynak değil stratejik bir değer olduğunu bizlere göstermektedir. Aynı zamanda şehrimizin en önemli su kanyağı olan Sapanca Gölümüzle ilgilide gerekli önlemleri almaya devam ediyoruz. SASKİ olarak su kayıplarının önüne geçmek amacıyla 16 ilçemizde altyapımızı yenilemeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Tasarruf konusunda bilinçli olmalıyız" Sakarya Valisi Rahmi Doğan da, "Büyükşehir Belediye Başkanımız ve genel müdürümüzün konuşmalarından suyun ehemmiyetini bir kez daha gördük. Küresel ısınmayla başlayan süreç çevre kirliliğinin etkisiyle gittikçe büyüyor. Bu anlamda bizler su kaynaklarımıza sahip çıkıp tasarruf konusunda oldukça bilinçli davranmamız gerekiyor. Eğer kanyaklarımızı korumazsak hiç istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliriz. Sakarya özelinde gerekli su kaynağımız varmış gibi görünse de su kaynaklarımızı korumaya devam edeceğiz. Özellikle Sapanca Gölü ve çevresi konusunda Büyükşehir Belediyemize destek verdik, bundan sonra da desteğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.