MAGAZİN - 08 Mart 2021 Pazartesi 10:32

Sosyal medya fenomeni Serkan Özbilek, ünlü sanatçılarla kadın şiddetine dikkat çekti

A
A
A
Sosyal medya fenomeni Serkan Özbilek, ünlü sanatçılarla kadın şiddetine dikkat çekti

Diyarbakırlı 1 milyon takipçisi olan sosyal medya fenomeni Serkan Özbilek, Fulden Uras ve Bedri Ayseli ile kamera karşısına geçip 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü için anlamlı mesaj verdi.

Diyarbakırlı 1 milyon takipçisi olan sosyal medya fenomeni Serkan Özbilek, Fulden Uras ve Bedri Ayseli ile kamera karşısına geçip 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü için anlamlı mesaj verdi.


Diyarbakır’da çektiği videolarla fenomen olan ve 1 milyon takipçisiyle vatandaşların gönlünde taht kuran Serkan Özbilek, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde, kadın şiddetine dikkat çekmek ve anlamlı mesaj vermek için senaryosunu yazdığı ve başrolünde ünlü isimlerle oynayıp, seslendirme ve yönetmenliğini Tolga Öztürk’ün yaptığı kısa filmde kamera karşısına geçti. Fenomen Özbilek, empati kurup kadınların şiddet gördüğü, özgürlüğün eksik olduğu bir dönemde, böyle anlamlı bir güne, anlamlı bir mesajla bir paylaşım yapmak istediklerini dile getirdi.



“Çok güzel duygusal sahneler oldu”


Uzun zamandır sosyal medyada videolar çekip paylaştığını söyleyen fenomen Serkan Özbilek, kadınlar gününe de sosyal sorumluluk projeler içerisinde yer almak istediklerini belirtti. Fenomen Özbilek, “Kadınların şiddet gördüğü, özgürlüğün eksik olduğu bir dönemde, böyle anlamlı bir güne, anlamlı bir mesajla bir paylaşım yapmak istedik. Sağ olsun Fulden Uras, Bedri Ayseli ve fenomen diğer arkadaşlarımızda destek oldu. Hep beraber böyle güzel bir video çekmeye karar verdik. Buradan da inşallah istediğimiz mesajı topluma vermiş oluruz. Burada canlandırdığımız karakter eşinden şiddet gören, baba evine sığınan ve baba evinden de çaresiz bir şekilde çevrilen herkesin bu konuyla ilgili kanayan yarası olan kişilerin tamamıyla olayı ele almak istedik. Burada şiddet gören bayan değil, temsili olarak bir erkek olmasını istedik. Bu da bir empati olarak canlandırmak adına bana düştü. Çok güzel duygusal sahneler oldu. İnşallah güzel bir sosyal sorumluluk projesi olur” dedi.



“Yapılan şiddetler, bir annemize, bir bacımız, eşimize yapılmış oluyor”


Sanatçı Bedri Ayseli, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olduğunu, buna yakın olduğu için çok isabetli bir karar almış olduklarının bilincinde olduklarını ifade etti. Sanatçı Ayseli, “Bu işi düzenleyen değerli kardeşimiz Serkan Özbilek, bana dedi ki, ‘Ağabey, böyle bir projemiz var. Sen ne dersin senin de katkın olması isteriz’ dedi. Tabi ben bunu duyunca seve seve dedim. Çünkü bende kadına olan şiddete karşıyım. Yapılan şiddetler, bir annemize yapılmış olur. Bir bacımız, eşimize yapılmış oluyor. Onun için bu çorbada bizim de bir tuzumuz olsun dedim. Ve hemen kabul ettim. Benim buradaki rolüm, çok kısa. Yapıcı Bedri ağabey. Bedri ağabey ortayı buluyor. Herkese nasihatler ediyor” şeklinde konuştu.


Sosyal medya fenomeni Temel Coşkun ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü projesi için buraya geldiklerini kaydetti. Güzel bir çalışma yaptıklarını aktaran Coşkun, “Kısa bir kamu spotu tarzında. Erkek gözünden kadın olmayı anlatıyoruz. Ben burada bir babayı canlandırıyorum. Ama şöyle bir sorunumuz ve derdimiz var. Biz kadınları sadece 8 Mart Dünya Kadınlar günü içerisinde olumlu düşüncelerimizi insanlara aktarıyoruz. Aslında bunun her daim devam etmesi gerekiyor ki, bazı şeyler değişebilsin diye” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 47 girişim arasından seçilen RareSum, Cenevre’de Türkiye’yi temsil edecek Akbank’ın inovasyon merkezi Akbank LAB ile Birleşmiş Milletler’in telekomünikasyon ajansı International Telecommunication Union (ITU) iş birliğiyle ikinci kez düzenlenen AI for Good Innovation Factory Türkiye programında kazanan girişim RareSum oldu. 47 girişim arasından seçilen girişim, Cenevre’de Türkiye’yi temsil edecek. Akbank LAB’in lokal partnerliğinde, ReFi Türkiye çatısı altında ikinci kez hayata geçirilen AI for Good Innovation Factory Türkiye, bu yıl da girişimlerin yapay zekâyı sağlık, tarım ve su yönetimi gibi insan hayatına doğrudan temas eden alanlarda çözüm üretme kabiliyetlerini değerlendirdi. Program, Türkiye girişimcilik ekosisteminin küresel yapay zekâ gündemiyle daha güçlü biçimde entegre olmasına ve yerel çözümlerin uluslararası görünürlük kazanmasına zemin hazırladı. AI for Good Innovation Factory Türkiye’ye bu yıl başvuran 47 girişim arasından seçilen 5 finalist, geliştirdikleri çözümleri jüri karşısında sunarak Türkiye’yi Cenevre’de temsil edecek girişim olmak için yarıştı. Jüri değerlendirmesi sonucunda nadir hastalıklar alanında sağlık profesyonellerine yapay zekâ destekli araştırma ve karar destek çözümleri sunan RareSum birinci seçildi. Girişim, dünyanın farklı ülkelerinden teknoloji liderleri, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve girişimcilik ekosistemi paydaşlarını bir araya getiren AI for Good Global Summit’te Türkiye’yi temsil edecek ve 20 bin dolarlık büyük ödül için yarışacak. Girişimler, yapay zekâyı tarımdan sağlığa uzanan alanlarda çözüm üretmek için kullanıyor Programa başvuran girişimler arasından seçilen diğer finalistler; su yönetimi platformu Blueit; konuşma ve dil terapisi süreçlerini yapay zekâ ile destekleyen Diltigo; tarımda dijital dönüşümü destekleyen, veri odaklı hassas tarım çözümleri sunan FarmLabs ve uzaktan algılama ve yapay zekâ alanlarında öncü teknolojilerle sürdürülebilir ve akıllı çözümler sunan Smart City & Partners oldu. AI for Good Innovation Factory Türkiye, güçlü jüri kadrosu ile küresel platformda Türkiye’yi temsil edecek girişimi seçti Programın jürisinde Akbank LAB İnovasyon Merkezi Müdürü Osman Emre Geredeli; Parton Big Data Kurucusu ve Türkiye Yapay Zekâ Platformu Eş Başkanı Profesör Altan Çakır; Founder One Genel Partneri Ali Şahin; Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi, AU INOVA Araştırma Merkezi ve INOVA NeuroLab Direktörü Dicle Yurdakul ve Türkiye Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Öztürk yer aldı. AI for Good Innovation Factory Türkiye Spotlight Session ismi verilen sunum gününde, 5 dakikalık sunumlarının ardından jürinin sorularını yanıtlayan finalistler, jüri puanlaması ile değerlendirildi. Yarışmanın birincilik ödülüne layık görülen RareSum, Birleşmiş Milletler tarafından atanmış, alanında uzman isimlerden mentorluk desteği, Hızlandırma Programı kapsamında önceki girişimlerle deneyim paylaşımı, iş birliği ve karşılıklı destek için bağlantı kurma imkânı ve AI for Good Innovation Factory Büyük Finali’nde yarışma imkânlarının sahibi oldu.
Bitlis Güzeldere Vadisi’nde bahar şöleni: Çiğdemler görsel ziyafet sunuyor Bitlis’in Tatvan ilçesindeki Güzeldere Vadisi, açan çiğdemlerle doğa fotoğrafçıları tarafından yoğun ilgi görüyor. Bu yıl yoğun kar yağışının ardından Bitlis’teki ova ve vadilerde baharın müjdecisi çiğdem çiçekleri yoğun bir şekilde açmaya başladı. Özelikle Tatvan ve Hizan ilçeleri arasındaki Güzeldere Vadisi’ndeki sulak alanlarda yoğun bir şekilde açan çiğdemler, karlı dağlarla birlikte hayranlık uyandıran görüntüler sunuyor. Doğanın canlanması ile birlikte açan beyaz ve pembe renkteki çiğdem çiçeklerinin Güzeldere Vadisi’nde oluşturduğu manzara havadan dron ile görüntülendi. Çiğdem çiçeklerinin vadide oluşturduğu yoğunluk doğa fotoğrafçılarının da ilgisini çekiyor. Bölgeyi sıkça ziyaret eden doğa fotoğrafçıları çiğdem çiçeklerinin hem genel manzarasını hem de detay fotoğraflarını çekerek arşivlerine katıyor. Çiğdem çiçeklerini fotoğraflayan akademisyen ve doğa fotoğrafçısı Veysel Akşahin, "Bugün Bitlis’in Güzeldere bölgesine geldik. Bölgede kışın bitmesi ve baharın gelmesiyle birlikte çok güzel çiğdemler açtı, biz de bunu değerlendirelim dedik. Sabahtan beri burada biraz suyun içerisinde, biraz çamurun içerisinde fotoğraf çekmeye çalıştık, çok güzel kareler yakaladık. Tabi bu Bitlis coğrafyası doğal güzellikleriyle her zaman dikkat çeken bir yer. Bizde bu doğal güzellikleri her zaman, her dönem, her mevsim fotoğraflamaya çalışıyoruz" dedi.
Bursa Kalça ağrısına kapalı cerrahiyle konforlu çözüm Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, kalça eklemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel bir yöntem olan kalça artroskopisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Minimal invaziv cerrahi teknikle uygulanan yöntem, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir tedavi süreci sunuyor. Kalça artroskopisinin ileri teknolojiye dayalı kapalı bir cerrahi yöntem olduğunu belirten Op. Dr. Tercan, "Kalça eklemi içerisini yüksek çözünürlükle görüntüleyebilen özel kamera sistemleri sayesinde hem tanı koyabiliyor hem de gerekli cerrahi müdahaleleri aynı seansta gerçekleştirebiliyoruz. Bu yaklaşım, hastalarımız için daha güvenli ve konforlu bir süreç sağlıyor" dedi. Yöntemin özellikle belirli hasta gruplarında başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çeken Op. Dr. F. Volkan Tercan, femoroasetabular sıkışma sendromu (FAI), kalça labrum yırtıkları, kıkırdak hasarları, eklem içinde serbest cisimler ile hareket kısıtlılığı ve kronik kalça ağrıları gibi durumlarda kalça artroskopisinin etkili bir seçenek olarak öne çıktığını ifade etti. Açıklamasında minimal invaziv cerrahinin sağladığı avantajlara da değinen Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, "Kalça artroskopisi sayesinde daha küçük kesilerle işlem yapıyoruz. Bu da daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor. Hastalarımızın büyük bir kısmını aynı gün veya ertesi gün taburcu edebiliyoruz" diye konuştu. Ameliyat sonrası sürecin en az operasyon kadar önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. F. Volkan Tercan, planlı bir fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin hastaların hareket kabiliyetini yeniden kazanmasında kritik rol oynadığını belirtti. Kalça artroskopisinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, "İleri düzey kireçlenmesi olmayan, erken ve orta evre kalça problemleri yaşayan hastalarda bu yöntem oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Doğru hasta seçimi, tedavi başarısını doğrudan etkiler" ifadelerini kullandı. Uzun süreli kalça ağrılarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü de hatırlatan Op. Dr. F. Volkan Tercan, doğru hasta grubunda uygulanan kalça artroskopisinin ağrıyı azaltarak bireylerin aktif yaşamlarına daha hızlı dönmelerine katkı sağladığını sözlerine ekledi.
Afyon Sultandağı’nda kayısı ve erikleri don vurdu, kiraz kurtuldu Afyonkarahisar’ın Sultandağı ve Çay ilçelerinde etkili olan zirai don, bölgedeki meyve ağaçlarında zarara ve kayıplara yol açtı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı saha incelemelerine göre, badem, kayısı ve erik ağaçlarında zarar oranı yüzde 70’e ulaşırken, kiraz ağaçlarındaki etkilenme oranı yüzde 10 seviyesinde kaldı. Bahçesine giren çiftçiler büyük üzüntü yaşadı. Sultandağı’nın Yeşilçiftlik Beldesinden çiftçi Mustafa Akpınar, "Kayısı ve badem ağaçlarında zirai don nedeniyle yüzde 100 kayıp yaşadık. Hepsi yandı. Geçen yıl da yiyememiştik" dedi. Bir kadın üretici de "Bu yıl kayısı ve bademe yine hasret kalacağız. Zirai don hepsini yaktı" ifadesini kullandı. Eğitim çalışmaları kirazı korudu Bilgilendirme faaliyetleri ve uyarıların yanı sıra kiraz üreticilerine yönelik alınan koruyucu önlemler sayesinde kiraz ağaçları büyük oranda korundu. Dünyanın en kaliteli kirazlarının yetiştiği Sultandağı’nda kiraz ağaçları, dondan en az hasarla kurtuldu. Sultandağı Ziraat Odası Başkanı Hasan Dinç ise don olayının ardından üreticilerin endişeli bir bekleyiş içinde olduğunu belirterek, "Kayısılarımız yandı, badem ve erikte ciddi hasar var. Yüzde 50’nin üzerinde kayıplarımız var. Bazı bahçelerde ürün kayıpları yüzde 100’e ulaşıyor. Kirazda ise şimdilik durum iyi görünüyor. Umudumuz yeni bir soğuk hava dalgasının gelmemesi ve kirazda bu yıl hedeflenen bolluğun yaşanmasıdır" dedi.
İstanbul Rönesans Enerji ilk batarya yatırımını başlattı Rönesans Holding ve TotalEnergies ortaklığıyla faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefiyle yatırımlarını sürdüren Rönesans Enerji, enerji depolama alanındaki ilk yatırımını hayata geçiriyor. Şirket, Alarko Gotion Green Enerji ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında, Sibel Rüzgar Enerji Santrali (RES) için batarya enerji depolama sistemi (BESS) tedarikine yönelik sözleşme imzaladı. Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını çeşitlendirerek güçlendiren Rönesans Enerji, bu adımıyla üretim süreçlerini daha esnek, verimli ve öngörülebilir hale getirmeyi hedefliyor. Rönesans Enerji portföyünde yer alan, İzmir’de bulunan 88 MWm kurulu güce sahip Sibel RES bünyesinde kurulacak batarya sistemi sayesinde, rüzgar enerjisinin doğası gereği oluşabilen üretim sapmalarından kaynaklanan dengesizlik maliyetlerinin azaltılması hedefleniyor. Üretim profilinin daha esnek ve kontrol edilebilir hale gelmesini sağlayacak bu yatırımla, şirketin toplayıcılık portföyünün daha etkin, öngörülebilir ve optimize edilmiş bir şekilde yönetilmesi mümkün olacak. Enerji depolama sisteminin devreye alınmasıyla birlikte, piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalardan faydalanılarak gelir optimizasyonu sağlanması, kesinti (curtailment) kaynaklı üretim kayıplarının ve dengesizlik maliyetinin azaltılması, genel portföy kârlılığı ile operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Bu adım, yenilenebilir enerji üretiminin piyasa koşullarına daha uyumlu ve yönetilebilir hale gelmesine katkı sağlayan yeni nesil enerji yönetimi yaklaşımının önemli bir örneğini oluşturuyor. Depolamalı yatırımların portföydeki ağırlığı artacak Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, enerji depolama yatırımlarının önümüzdeki dönemde portföy içinde daha geniş yer tutacağını belirterek, şunları söyledi: "Önümüzdeki beş yılda önceliğimiz enerji depolama yatırımları olacak. Kapasite artışı bizim için kritik önem taşıyor. Bu kapsamda temiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarımıza da devam edeceğiz. Bunun yanı sıra türbin yenileme yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Depolamalı rüzgar ve güneş projeleri öncelik verdiğimiz alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca hibrit santrallere yönelik yatırımlarımız da devam edecek. Bu süreçte dijitalleşme ve yapay zeka destekli bakım ve işletme çözümlerine odaklanıyoruz. Amacımız aynı altyapıdan daha fazla, daha verimli ve daha esnek üretim sağlamak. Bugün itibarıyla kurulu gücümüz 577 MW seviyesinde. İki yılda kurulu gücümüzü 3.5 katına çıkardık. Proje portföyümüz ise 1.400 MW’a ulaşmış durumda. 2027 yılında kurulu gücümüzü 1.000 MW’a, 2028 yılında ise 2.000 MW’a çıkarmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki iki yılda yatırımlarımız ağırlıklı olarak rüzgar, güneş, depolamalı ve esnek üretim içeren projelerde yoğunlaşacak. Güvenilir enerjiyi esnek üretim çözümleriyle birleştirip entegre enerji üretimi sağlamayı amaçlıyoruz." Söz konusu yatırım, şirketin enerji üretimini ileri teknoloji çözümlerle destekleyerek daha entegre ve esnek bir yapıya dönüştürme stratejisinin önemli bir adımı olarak öne çıkıyor.