SAĞLIK - 17 Eylül 2025 Çarşamba 09:11

Protein takibi yaparak çocuğunuzu büyüme geriliği ve hastalıklardan koruyabilirsiniz

A
A
A
Protein takibi yaparak çocuğunuzu büyüme geriliği ve hastalıklardan koruyabilirsiniz

Çocuklarda günlük protein ihtiyacının karşılanması için hayvansal gıdaların yanında bitkisel ürünlerlerle çeşitlendirme yapılmasını öneren Denizli Özel Egekent Hastanesi Diyetisyeni Cemile Gül, "Uzman kontrolünde protein miktarı takibi yaparak çocuğunuzu büyüme geriliği ve sık hastalanmalardan koruyabilirsiniz" dedi.



Denizli Özel Egekent Hastanesi Diyetisyeni Cemile Gül, çocukların günlük alması gereken proteini karşılayan besin miktarları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Diyetisyen Cemile Gül, yaş gruplarına göre belirlenen günlük protein miktarlarının, anne-babaların çocuklarına dengeli porsiyonlarla sunulması halinde kolaylıkla karşılanabileceğini ifade ederek; "Çocukların büyüme ve gelişme süreçlerinde proteinin rolü yadsınamaz. Protein; kas gelişimini destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve dokuların onarımını sağlar. 1–3 yaş arasındaki çocukların günde 15–18 gram, 4–6 yaş çocuklarının ise 20–25 gram protein alması gerekiyor. Bu gruplarda bir bardak süt veya yoğurt, kibrit kutusu büyüklüğünde peynir ve yaşa göre iki-üç köfte kadar tavuk, et veya balık tüketiminin ideal olabilir. Bu besin kombinasyonu hem yeterli proteini hem de kalsiyum, B12 vitamini gibi destekleyici öğeleri içerir" dedi.



Daha büyük yaş gruplarında günlük protein ihtiyacının arttığına işaret eden Gül, "7–9 yaş grubunda ihtiyaç 26–38 grama yükseliyor. 10–13 yaş kız çocukları için 39–45 gram, erkek çocukları içinse 39–60 grama çıkıyor. 7–9 yaş arası çocuklar için günde iki bardak süt veya yoğurt, iki kibrit kutusu peynir ve üç-dört köfte; 10–13 yaş kızlar için 2,5 bardak süt veya yoğurt, iki kibrit kutusu peynir ve üç-dört köfte; erkekler içinse üç bardak süt veya yoğurt, iki kibrit kutusu peynir ve üç-dört köfte uygun görülüyor" ifadelerini kullandı.



"Protein sadece hayvansal kaynaklarla sınırlı değil"


Proteinin sadece hayvansal kaynaklarla sınırlı olmadığını hatırlatan Diyetisyen Cemile Gül, bitkisel proteinler konusunda da aileleri uyararak; "Mercimek, nohut, fasulye, soya ürünleri ve tahıllar, et ürünlerinin yanında çeşitlendirme için mükemmel seçenekler sunar. Özellikle vejetaryen ya da süt ürünlerine duyarlı çocuklar için bu alternatifler kritik önem taşıyor" dedi.



Anne-babaların öğünleri planlarken renkli sebzeler, tam tahıllar ve sağlıklı yağlarla birlikte protein kaynaklarını da menülere eklemeleri gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Cemile Gül, ailelere "Çocukların beslenme günlüğü tutulmalı, aylık kilo ve boy ölçümleriyle alınan protein miktarının yeterliliği takip edilmeli. Gerekirse bir uzmana danışarak porsiyonlar kişiselleştirilmeli. Bu sayede büyüme geriliği, sık hastalanma gibi risklerin önüne geçilebilecektir" tavsiyesinde bulundu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.