SAĞLIK - 14 Haziran 2025 Cumartesi 09:13

Hekimsen’den Denizli’deki doktora yönelik mobing iddiasına tepki

A
A
A
Hekimsen’den Denizli’deki doktora yönelik mobing iddiasına tepki

Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Dr. Adil Kurban, Denizli’de görev yapan bir hekimin idari mobbinge maruz bırakıldığını iddia ederek, "Hekimimiz hukuken geçersiz olan bu ceza nedeniyle, ailesinden ve evinden 150 kilometre uzaklıktaki bir ilçeye görevlendirildi. Bir hekimi mağdur ettiniz, tüm hekimleri karşınıza aldınız" dedi.


Denizli’de görev yapan bir hekimin, idari baskı ve usulsüz cezalar nedeniyle yaşadığı mağduriyet, Hekimsen Sendikası’nı harekete geçirdi. Türkiye genelinde 20 binden fazla kayıtlı üyesi bulunan Hekimsen, yaşananlara sessiz kalmayarak Genel Başkan Dr. Adil Kurban liderliğinde Denizli’ye çıkarma yaptı.


İddialara göre, bir ilçede görev yapan hekim, yöneticilerinin haksız uygulamalarına itiraz ettiği için disiplin soruşturmasına maruz kaldı. Kapının sert kapanması gibi basit bir olay gerekçe gösterilerek uyarı cezası verilen hekim, hukuken geçersiz olduğu öne sürülen bu ceza nedeniyle, ailesinin yaşadığı Kale ilçesinden 150 kilometre uzaklıktaki Çivril ilçesine görevlendirildi. İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yapan Hekimsen Genel Başkanı Dr. Adil Kurban, "Hekim arkadaşımız yalnızlığa itilmiş, psikolojisi ileri derecede bozulmuş durumda. Eşinden, çocuğundan ayrı, yaşadığı haksızlığın sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılmıştır. Bu nedenle sendika olarak Kocaeli’nden Denizli’ye geldik" dedi.



"Yalnız değilsiniz, artık Hekimsen var mottosuyla mücadelelerinin kararlılıkla sürdüreceğiz"


Hekimlerin ve sağlık çalışanları asla yalnız bırakmayacaklarını belirten Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Dr. Adil Kurban, "Yapılan bazı idari hataların getirdiği ve çok yanlış bir sonucun sonunda bir hekimin belki de hayatına mal olabilecek riskleri girmesi nedeniyle de biz buradayız. Öyle ki çok basit bir olay yüzünden 150 kilometre öteye kişinin tayini yapılıyor. Esas itibariyle idari mekanizmalarda yaşanan hatalar ve eksikler kendisi tarafından üst makamlara bildirildiğinde buna bağlı çıkmış sonucunda çıkmıştır. Hekimsen sendikası olarak ‘Yalnız değilsiniz, artık Hekimsen var " mottosuyla mücadelelerinin kararlılıkla süreceğini duyurdu. Biz hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarımızı asla yalnız bırakmayız" diye konuştu.



"Valilik ve İl Sağlık Müdürlüğü randevu vermiyor"


Denizli Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğünden resmi randevu talebinde bulunmalarına rağmen, hiçbir geri dönüş alamadıklarına dikkat çeken Genel Başkan Kurban, "Burada Denizli Valisinden 4 gündür randevu alamıyoruz. Denizli Sağlık Müdürlüğü randevu vermiyor. Yine bir kaymakam soruşturma açıyor ama mevzuata uygun değil. Hatalarla dolu, soruşturma iptal edilmesi gerekiyor. Bir uyarı yüzünden kimse 150 kilometre öteye gönderilemez. Düşünün iki tane çocuğunuz var karınız var ve eviniz var. Bir yerde oturuyorsunuz ve sana gelip ‘Sen her gün 150 kilometre ilerideki bir yere gideceksin’ diyorlar. Ailenizi bırakıp gitmek zorunda kalırsınız. Yakında ilçeler var oraya yapmıyorlar gidip en uzak noktadaki yere götürüyorlar. Baştan aşağıya hatalarla dolu bir süreç. Hukuki olarak yürütmeye durdurmaya alamadık. Denizli Valiliğinden, Denizli Sağlık Müdürlüğünden görüşemiyoruz. Benim üyem ve aynı zamanda hekimimim hakkının gasp edilmesi göz yumuyor ve izliyorlar" ifadelerini kullandı.



"Hekimsen camiası olarak bu olayı protesto ediyoruz"


Hekimsen camiası olarak bu olayı protesto ettiklerini dile getiren Genel Başkan Kurban "Bu açıdan baktığımda olmaması gereken benim memleketime, milletime ve devletime hiç yakışmayacak seviyede bir idari olaylar ile burada karşılaştık ve bundan çok rahatsız olduk. Hekimsen camiası olarak bu olayı protesto ediyoruz. Böyle bir sorun için Hekimsen camiası kalktı ve Denizli’ye geldi. Sırf bu problem yüzünden bu olacak bir şey mi" diye tepki gösterdi.



Hekimsen’den Denizli’deki doktora yönelik mobing iddiasına tepki

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında mütalaa açıklandı: 16 yıl 6 aya kadar ceza istendi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasında savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Sanıklar hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven SEGBİS ile katılırken tutuksuz sanık Ramazan Çetin ve taraf avukatları salonda yer aldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Mahkeme hakimi dava dosyasına bilirkişi raporunun geldiğini ifade ederek tutuksuz sanık Çetin’e söz verdi. Çetin, suçsuz olduğunu dile getirerek, beraatini istedi. SEGBİS üzerinden duruşmaya katılan sanık Beşlioğlu, "İfademi tekrarlıyorum. Ben mesaj atarken stajyer değildi. Ben cinsel amaçlı mesaj atmadım. Muhabbet amaçlı attım. Yaklaşma gibi bir durum söz konusu değil. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerinde bulundu. SEGBİS üzerinden savunma yapan sanık İlker, "Kendisine dokunmadım, temasım olmamıştır. 6 aydan beri cezaevindeyim. Çoluk çocuğum perişan oldu" iddiasında bulundu. Sanık avukatları müvekkillerinin tutukluluktaki sürelerinin göz önünde bulundurularak tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Mağdur kız çocukların annelerinden E.D. ve S.U ise şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Sanıklar Recep Seven, İbrahim Beşikçioğlu ve Ramazan Çetin tahliyelerini talep etti. "Tüm sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi" Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıklar hakkında, "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Ardından ara kararını veren hakim sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, mütalaaya karşı taraflara süre verdi. Sonraki duruşma 5 Haziran’a ertelendi.
İstanbul Kartal ‘Tsunamiye Hazır Kent’ sertifikası alan ikinci ilçe oldu Kartal Belediyesi UNESCO-IOC tarafından yürütülen ‘Tsunami Ready’ (Tsunamiye Hazır) programı kapsamında uluslararası sertifika almaya hak kazandı. İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) koordinasyonunda sürdürülen CoastWAVE 2.0 Projesi neticesinde verilen bu belge ile Kartal, Türkiye’de bu unvana sahip ikinci kent oldu. Soğanlık Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Tsunamiye Hazır Kent Sertifika Töreni’, afet bilinci ve kentsel dirençlilik adına tarihi anlara sahne oldu. Törene; İstanbul Vali Yardımcısı Fahrettin Göncü, Kartal Kaymakamı Edip Çakıcı, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, İstanbul İl AFAD Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ve UNESCO/IOC Hükümetlerarası Koordinasyon Grubu Başkanı Dr. Alessandro Amato’nun yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Uluslararası standartlarda güvenli kent Kartal Belediyesi, İstanbul İl AFAD koordinasyonunda sürdürülen CoastWAVE 2.0 Projesi’ni başarıyla sonuçlandırdı. Uluslararası standartlarda belirlenen tüm güvenlik ve hazırlık aşamalarını yerine getiren Kartal, UNESCO’dan aldığı prestijli sertifika ile afet dirençliliğini tescilledi. Törende söz alan uzmanlar, ‘Tsunamiye Hazır Kent’ unvanının sadece bir belge değil; erken uyarı sistemlerinden tahliye planlarına, halkın bilinçlendirilmesinden altyapı hazırlığına kadar birden fazla temel göstergenin yerine getirilmesiyle elde edilen kapsamlı bir güvenlik ağı olduğunu vurguladı. "Gelecek nesillere dirençli bir Kartal bırakıyoruz" Sertifika töreninde konuşan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, göreve geldikleri günden bu yana ‘Dirençli Kent’ vizyonuyla hareket ettiklerini belirterek şunları söyledi: "Bugün sadece bir sertifika almıyoruz; komşularımızın can ve mal güvenliğini koruma yolunda attığımız dev bir adımın tescilini yaşıyoruz. İstanbul bir deprem gerçeğiyle yaşıyor ve bu gerçeğin bir parçası da denizlerimizde oluşabilecek tsunami riskidir. Biz ’bekleyip görmek’ yerine, bilimin ışığında hazırlık yapmayı seçtik. AFAD ve UNESCO ile yürüttüğümüz CoastWAVE 2.0 Projesi sayesinde, kıyı şeridimizde tahliye rotalarımızı belirledik. Tabelalandırma çalışmalarımızı tamamladık ve en önemlisi komşularımızda bu bilinci oluşturduk. Türkiye’nin bu unvana sahip ikinci kenti olmak bizim için büyük bir gurur. Ancak asıl başarımız; Kartal’ı her türlü afete karşı daha güvenli, daha hazırlıklı ve daha dirençli bir hale getirmektir. Bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 6 Şubat’ta yaşadığımız acıları unutmadık. Allah bir daha yaşatmasın. Kartal için durmadan çalışmaya devam edeceğiz." Konuşmaların ardından UNESCO heyeti tarafından hazırlanan ‘Tsunami Ready’ sertifikası, alkışlar eşliğinde Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’e takdim edildi. Tören sonunda katılımcılar, projenin uygulama aşamalarını içeren sunumları izleyerek bölgedeki erken uyarı ve tahliye sistemleri hakkında detaylı bilgi aldı. Bu sertifika ile Kartal, uluslararası afet yönetim haritasında ‘güvenli bölge’ olarak işaretlenirken, İstanbul’un diğer kıyı ilçeleri için de örnek bir model teşkil etti.
Kayseri Kastamonu pastırmasını öven şefe Kayserili pastırmacıdan cevap: "Demek ki şefimize Kayseri pastırmasını yedirmemişler" İngiltere’de kendisine ikram edilen Kastamonu pastırmasının tadına baktıktan sonra asıl meşhur olması gereken lezzetin Kayseri pastırması yerine Kastamonu pastırması olması gerektiğini söyleyen Şef Hüseyin Özer’e Kayserili pastırmacılardan cevap geldi. Pastırmacı Yasin Güzel, "Demek ki şefimize orada Kayseri pastırması yedirmemmişler. Eğer yedirselerdi, şefimizde Kayseri pastırmasının coğrafi işareti neden aldığını hep birlikte görürlerdi" dedi. Şef Hüseyin Özer’in Kastamonu pastırmasını tattıktan sonraki "Böyle bir pastırma olmaz, dünyanın en güzel pastırması. Asıl bunların meşhur olması lazımken Kayseri meşhur olmuş, ne tesadüf" cümlelerine 16 yıllık Kayserili pastırmacıdan cevap geldi. İki pastırma arasındaki farkı anlatan pastırma ustası Yasin Güzel Kastamonu pastırmasının fırında oluştuğunu, Kayseri pastırmasının ise doğal yöntemlere dayandığını söyledi. Güzel, "Kayseri’de 16 yıldır pastırmacı sektöründe bulunuyorum. Kayseri pastırması ve Kastamonu pastırmasını ayıran en önemli fark, oluşum süresidir. Kayseri pastırması yaklaşık 2 buçuk 3 aylık bir sürede oluşuyor. Erciyes’imizin ayazı dediğimiz hava şartlarında oluşuyor. Gün kurusu dediğimiz güneşte kuruyor. Pastırmaların bir birini ayıran en önemli özellikler bunlar. Kastamonu’da üretilen pastırmalar fırına giriyor ve fırında yarım, 1 saat içerisinde eti suni bir şekilde pişirilerek oluşuyor. Öncelik dediğim gibi hava şartlarında oluşması. Kayseri’nin hava şartları pastırma oluşumuna çok müsait. O yüzden burada doğal yöntemlerle 2, 2.5 ay gibi bir süre içerisinde üretiliyor. Bu da Kayseri pastırmasına çok büyük bir özellik katıyor. Tamamen doğal kurutma yöntemi ile yapılıyor olması ete farklı bir lezzet katıyor, et fırına girmiyor. Et fırında suni yollar ile haşlanıp, pişirilip önümüze gelmiyor. Tamamen doğal, 2 buçuk 3 ayda oluşan bir süreç" ifadelerini kullandı. "Konu tartışmaya kapalı" Ünlü şefe atıfta bulunan Güzel, "Dünyaca ünlü bir şefimiz bir tanıtım yerinde Kastamonu pastırması yiyor. Çok sevdiğini, aslında coğrafi işaretin Kastamonu pastırmasının alacağını, Kayseri pastırmasına neden verildiğini soruyor. Demek ki şefimize orada Kayseri pastırması yedirmemmişler. Eğer yedirselerdi, şefimizde Kayseri pastırmasının coğrafi işareti neden aldığını hep birlikte görürlerdi. Kastamonu’da üretilen pastırmayı kesinlikle kötülemiyorum. Her yörede üretilen ürünümüz çok güzeldir. Yalnız pastırma Kayseri’nindir. Bu artık tartışmaya kapalı bir konudur. Bunu dünyaca ünlü şeflerimiz de buraya gelip bizleri ziyaret ederlerse burada Kayseri pastırmasını onlara tattırırız. Onlarda zaten aradaki farkı anlarlar" şeklinde konuştu. Kayserili bir vatandaş ise "Pastırma Kayseri’de çıktı. Pastırmayı en iyi Kayserililer yapar, diğerleri hep benzetme. Başka şehirler de yapar, kendine göre satar. Pastırma dendiğinde akla Kayseri gelir" dedi.