MAGAZİN - 22 Şubat 2021 Pazartesi 11:27

Pandemiden esinlenen moda tasarımcıdan ilginç kostüm tasarımı

A
A
A
Pandemiden esinlenen moda tasarımcıdan ilginç kostüm tasarımı

Usta sanatçı Barış Manço’nun vefatının ardından 22 yıl geçti.

Usta sanatçı Barış Manço’nun vefatının ardından 22 yıl geçti. Pandemi tedbirleri kapsamında internet üzerinden düzenlenen anma konserinde ise Denizlili moda tasarımcı Sevgi Taşdan, kostüm tasarladı. Korona virüs nedeniyle zincire vurulmuş ve robotlaştırılmış bir tarz ise kostüm tasarladı.



Usta sanatçı Barış Manço’nun vefatının ardından 22 yıl geçmesi ile birlikte her ölüm yıl dönümünde ziyaretçi akınına uğrayan ve bu yıl pandemi nedeniyle ziyarete kapalı olarak gerçekleştirilen anma konseri internet üzerinden düzenlendi. Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen anma konserinde sanatçı Güvenç Yıldırım’a özel olarak kostüm tasarlayan 29 yaşındaki genç moda tasarımcı Sevgi Taşdan, bir kostümü ise özel olarak tasarladı. Özel olarak tasarlanan kıyafette korona virüsten dolayı yaşanan sıkıntıları ve bu yüzden insanların adeta birer zincire vurulmuş ve robotlaştırılmış hal aldığı bir stil oluşturan Sevgi Taşdan, “Barış Manço’yu anma konserinde arkadaşımı geçen yıl ve bu yıl da ben giydirdim. Fakat bu yıl, korona virüsten dolayı, yaşadığımız zorlu süreçten ötürü bende değişik ruh haliyle bunalıma girip çıkma ilhamıyla, zorla zincire vurularak robotlaştırılmış insan haline aldırılmaya çalışan bir kostüm tasarladım. Bu zamandan dolayı kostümün hikayesi de bu şekilde oluştu. Güvenç’in soy ismi Yıldırım olduğu için ve korona virüsten sonraki yeni süreçte de doğal afet sorunları başladı. Yıldırım tanrısından da etkilenerek zincire vurulmuş, robotlaştırılmış bir insanın Yıldırım tanrısının giyilmiş kostüm halini yaparak canlandırdım. Yaşadığımız süreci bir kostüm ile gözler önüne serdim” dedi.



“5 kostüm giyecek ve hepsinin farklı hikayesi var”


“Üzerinde bulunan kıyafeti de Denizli’de ki ve birçok sanat dünyasında ki insanların sahneye çıkarken ben özenli olmasını istiyorum. Bir star gibi olmasını istiyorum çünkü bir topluma hitap ediyorlar ve bir sanat yapıyorlar. Ondan burada da özenerek parlak bir görüntü verelim ama solist ön planda olduğundan, smokin üzerinden bir tasarım yapalım diye böyle bir şeyle başlattık. Bugün toplamda 5 kostüm giyecek ve hepsinin farklı hikayesi var” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Hitit Üniversitesi, THE Awards Asia finallerinde yerini aldı Hitit Üniversitesi, dünya yükseköğretim alanındaki en saygın değerlendirme kuruluşlarından biri olan Times Higher Education tarafından düzenlenen THE Awards Asia 2026 kapsamında finale kalma başarısı gösterdi. Hitit Üniversitesi, "Yönetimde Dijital Yenilikle Stratejik Mükemmelliğe" başlıklı başvurusuyla, 500’ün üzerinde üniversitenin yer aldığı THE Awards Asia’nın en prestijli kategorisi olan "Yılın Liderlik ve Yönetim Ekibi" alanında ilk 8’e girerek finalist olma başarısı gösterdi. Kategoride Türkiye’den finale kalan tek yükseköğretim kurumu olan Hitit Üniversitesinin başvurusunda, son yıllarda hayata geçirilen kurumsal ve dijital dönüşüm dikkat çekti. 2021 sonrasında başlatılan dönüşüm sürecinde, stratejik yönetim, dijital dönüşüm, uluslararasılaşma ve sürdürülebilirlik başta olmak üzere farklı alanlarda kurulan 10 yeni ofisle birlikte üniversitenin yönetim yapısı da kapsamlı şekilde yeniden şekillendi. Karar alma süreçleri bireysel yaklaşımlardan arındırılarak veriye dayalı, planlı ve izlenebilir bir yapıya kavuşturulurken geliştirilen Hitit Eylem Planı (HEP) ve Performans Etki Sistemi sayesinde üniversitede yürütülen faaliyetler düzenli olarak takip edilir hale geldi. Böylelikle, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve topluma hizmet alanlarında kaynakların daha etkin kullanılması sağlandı. Araştırma ve yenilik kapasitesi de bu süreçte güçlendirildi. Makine ve İmalat Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (MİTAM) ile altyapı genişletilirken, Avrupa Birliği destekli IMAP4U projesi aracılığıyla geliştirilen yönetim modeli uluslararası platformlara taşındı. Hitit Üniversitesi, THE Awards Asia 2026’da finale kalarak ortaya koyduğu dönüşümün yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası düzeyde de dikkat çektiğini göstererek hem kurumsal yapısını hem de Türkiye’yi uluslararası yükseköğretim platformlarında temsil etti. Elde edilen başarı, üniversitenin bilim ve yükseköğretim alanındaki görünürlüğünü artıran önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. THE Awards Asia’nın yükseköğretimde uluslararası strateji, liderlik ve yönetim, çevre liderliği, bölgesel kalkınma, araştırma projeleri, inovasyon, öğretme ve öğrenme stratejileri gibi alanlarda sergilenen örnek uygulamaları ödüllendirmeyi amaçlayan, Asya kıtasının en prestijli organizasyonlarından biri olarak kabul edildiği ifade edildi.
İstanbul Üsküdar’da hastalardan rüşvet alan 2 doktor hakkında 12 yıla kadar hapis istemi Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görev yapan ve hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edilmesinin ardından gözaltına alınarak tutuklanan Cem Gülçin ve Gürkan Örskıran hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. 2 doktor hakkında 4 yıldan 12 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. Doktorların toplam 305 bin 485 lira haksız kazanç elde ettiği tespit edildi. Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görev yapan iki doktorun hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edildi. Edinilen bilgilere göre, Cem Gülçin ve Gürkan Örskıran isimli doktorların muayeneye gelen hastalardan ameliyat işlemleri için ek ücret istedikleri belirlendi. Şüpheliler, rüşvet suçlamasıyla gözaltına alındı. Doktorların para istediği bazı hastaların ücretleri kabul etmediği ve bunun üzerine CİMER’e bildirerek doktorları şikayet ettiği, hastanede ise bazı yetkililerin durumu emniyete bildirdiği öğrenildi. Şikayetler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Üroloji doktorluğu yapan 2 şahsın hastalardan ameliyat için rüşvet aldıkları belirlendi. Şüpheli doktor Gürkan Örskıran’ın hastalarından 20 ila 30 bin TL arası rüşvet aldığı, diğer doktor Cem Gülçin’in ise bin 200 ila bin 400 dolar arasında rüşvet aldığı tespit edildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından doktorlar hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede 2 doktor hakkında ayrı ayrı olmak üzere 4 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi. Biri kabul etti diğeri reddetti Doktor Gürkan Örskıran savunmasında, suçlamaları kabul etmediğini hastane bünyesinde yapılan ameliyatlarda dışarıdan temin edilen herhangi bir malzeme bulunmadığını ifade etti. Doktor Cem Gülçin ise gözaltı sürecinde geçmişini düşündüğünde yaptığı şeyin etik ve ahlaklı olmadığını, talep ettiği parayı maddiyatının yeterli olmadığı için değil hırsından dolayı talep ettiğini belirtti. 12 yıla kadar hapsi talep edildi 2 doktorun, hazırlanan iddianamede "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12 yıla kadar hapsi istendi.
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programında, "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" dedi. ATO tarafından ATO Congresium’da bu yıl 5’incisi düzenlenen ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programına yurt içi ve yurt dışından alanında marka olmuş ekonomist, gazeteci, sanatçı, akademisyen, dijital içerik üreticisi ve her alandan girişimci katılım sağladı. İki gün sürecek programda gençler için eğitim programları da yer aldı. Program ile marka olmanın değeri konusunda bilincin artırılması ve bu konudaki bilgilerin paylaşılmasının hedeflendiği belirtildi. "Rekabet anlayışı, yerini bilgi teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmakta" Programın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ticaretin kuralları yeniden yazılırken üretimin coğrafyasının yer değiştirdiğini, rekabetin dayandığı temel parametrelerin köklü biçimde değiştiğini ifade etti. Bu değişim neticesinde devletlerin ekonomik alanı doğrudan stratejik güvenlik ve egemenlik çerçevesinde ele aldığını belirten Yılmaz, "Yarı iletkenlerden yapay zeka altyapılarına, kritik hammaddelerden yeşil enerji teknolojilerine kadar uzanan geniş bir alanda rekabet giderek daha sert bir karakter kazanmaktadır. Böyle bir tabloda rekabetin doğası da kaçınılmaz olarak değişmektedir. Geçmişte üretim kapasitesi, maliyet avantajı ve ölçek ekonomisi üzerinden şekillenen rekabet anlayışı, yerini bilgi yoğun üretime, hızlı adaptasyona ve teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmaktadır. Bu dönüşüm, üretimin nasıl yapıldığını, nerede ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğini birlikte yeniden belirlemekte; küresel değer zincirleri parçalanmakta, yeniden kurulmakta ve daha karmaşık bir yapıya doğru evrilmektedir" açıklamasında bulundu. "Marka, akıl ve yapay zeka birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır" Yaşanan değişime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, "Marka, geçmişte daha çok tanıtım, görünürlük ve iletişim gücü üzerinden değerlendirilirken, bugün veriyi işleyebilen, öngörü üretebilen ve stratejik karar alma kapasitesi geliştirebilen bir organizasyon yapısını ifade etmektedir. Bu nedenle küresel ölçekte öne çıkan yaklaşımın ‘Brand, Brain ve Artificial Intelligence’ bileşenlerinin bütünleşmesine dayandığını görüyoruz; marka, akıl ve yapay zekâ birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu. Yapay zekanın bu bütünün merkezinde yer aldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, üretim süreçlerini, iş gücü piyasalarını, rekabet yapısını ve kamu politikalarını aynı anda dönüştüren genel amaçlı bir teknoloji olarak öne çıktığını belirtti. Yılmaz, hükümet olarak yapay zekayı zararlı yönlerini azaltıcı, faydalı yönlerini artıcı bir perspektifle ele aldıklarını dile getirdi. "Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz" Yılmaz, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin önemine işaret ederek, "Bilimsel ve teknolojik olarak çok ilerlemiş ülkelerin görülmemiş zulümler işleyebildiği, insanlık dışı birtakım eylemler yapabildiği bir çağda olduğumuzu da görüyoruz. Dolayısıyla bilgiyi ve teknolojiyi etik, ahlak, hukuk, adalet ve merhametle birleştirmediğiniz sürece insanlığa fayda üretmediğini, tam aksine yıkıcılığı daha üst seviyelere çıkardığını görüyoruz. Biz Türkiye olarak ’güçlüysem haklıyım’ anlayışını doğru bulmuyoruz. Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz. Bizim perspektifimiz bu" diye konuştu. Yılmaz, bu çerçevede Türkiye’nin bu dönüşümü yöneten ve yönlendiren bir yaklaşım ortaya koyduğunu, marka konusunda ’Turquality Programı’nın uygulandığını ve programın zamanla geliştirildiğini aktardı. Turquality’nin markalaşmayı kapsamlı bir çerçevede ele aldığını ve kurumsal kapasite ile yönetim kalitesini artıran, stratejik planlama ve teknolojik yetkinliklerin birlikte geliştirilmesini esas alan bir marka destek programı olduğunu bildiren Yılmaz, "Program kapsamında firmalarımızın marka bilinirliği güçlendirilirken, veri temelli karar alma süreçleri, dijital pazarlama uygulamaları, e-ihracat kapasitesi ve müşteri deneyimi yönetimi alanlarında yetkinlik kazanmaları desteklenmektedir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmalar, firmalarımızın daha analitik, daha öngörülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi hizmeti sunuyoruz" Yılmaz, dijital ticaret alanında da önemli adımlar attıklarını anlatarak, "E-ihracat, firmalarımız için uluslararası pazarlara erişimi daha doğrudan ve daha yönetilebilir hale getirmektedir. Bu alanı, markalaşmayı destekleyen stratejik bir araç olarak ele alıyoruz. Kolay İhracat Platformu ve E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi, rekabet değerlendirmesi ve karar destek süreçlerinde rehberlik hizmeti sunuyoruz. Bu platformlar aracılığıyla firmalarımız, ürünlerini hangi pazarda nasıl konumlandıracaklarına ilişkin daha sağlıklı ve veri temelli karar alma sürecine kavuşmuş oluyor" değerlendirmesinde bulundu. "Ankara küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline dönüşüyor" Yılmaz, dönüşümün yalnızca firmalar arasında değil, şehirler arasında da olduğuna dikkati çekerek, "Küresel ölçekte teknoloji altyapısı güçlü, girişimcilik ekosistemi gelişmiş ve nitelikli insan kaynağına sahip şehirler ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu. Ankara’nın sahip olduğu üniversiteleri, teknokentleri ve güçlü kamu altyapısı ile bu süreçte önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Yapay zeka ve ileri teknolojiler, Ankara’nın bu potansiyelini harekete geçiren ve hızlandıran bir kaldıraç rolü görüyor. Veriyi değere dönüştüren bu yapı, üretim süreçlerimizi hızlandırıp, ekosistemimizi ileriye taşıyor. Ankara yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin gerçekleştirildiği ve küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline her geçen gün dönüşüyor. Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu hedef doğrultusunda önemli bir zemin sunduğunu ve bu platformun iş dünyasını, akademiyi ve gençleri bir araya getirerek, ortak bir vizyonun güçlenmesine katkı sağladığını sözlerine ekledi.