POLİTİKA - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 20:30

Çorum Belediye Başkanı Aşgın’ın performansı kamuoyu anketine yansıdı

A
A
A
Çorum Belediye Başkanı Aşgın’ın performansı kamuoyu anketine yansıdı

Çorum’da yapılan kamuoyu araştırmasına göre, Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’ın performansına yönelik olumlu değerlendirme oranı yüzde 65,6 olarak açıklandı.


Kodar Anket araştırma raportörü ve sosyolog Fatih Korkmaz, araştırma sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Çorum’da belediye hizmetlerine yönelik memnuniyet algısında yükseliş yaşandığını belirtti. Korkmaz, Başkan Aşgın’ın net memnuniyet skorunun +51,6 olarak ölçüldüğünü ifade etti. Araştırmada temizlik, altyapı, çevre düzenlemeleri, ulaşım, meydan projeleri, sosyal yaşam alanları ve şehir estetiği gibi hizmet başlıklarının öne çıktığını aktaran Korkmaz, "Çorum’da yalnızca rutin belediyecilik hizmetleri değil, şehir yönetimi anlayışı da değişmektedir. Başkan Halil İbrahim Aşgın’ın hizmet üretim kapasitesi, saha hakimiyeti, çözüm odaklı yönetim anlayışı ve kurumsal koordinasyon gücü dikkat çekmektedir" dedi.


Şehir kimliğinin yeniden şekillendiğini ifade eden Korkmaz, kent estetiği, sosyal alanlar, meydan düzenlemeleri ve vizyon projelerinin kamuoyunda karşılık bulduğunu söyledi. Korkmaz, vatandaşların önemli bir bölümünün Çorum’da son yıllarda belirgin bir değişim yaşandığı yönünde görüş bildirdiğini kaydetti. Araştırmada Başkan Aşgın’ın iletişim yönetiminin de dikkat çeken başlıklar arasında yer aldığı belirtildi.


Korkmaz, Aşgın’ın sosyal medyayı şehir tanıtımı ve toplumsal iletişim açısından etkin kullandığını belirterek, bazı paylaşımlarının milyonlarca görüntülenmeye ulaştığını ifade etti. Belediye yönetimindeki ekip uyumuna da değinen Korkmaz, kurumsal yapı içerisinde koordineli bir yönetim modeli oluştuğunu, bunun hizmetlerin sahaya daha hızlı yansımasına katkı sağladığını söyledi. Korkmaz, araştırma sonuçlarının, belediyecilik memnuniyetinin güçlendiğini ve kent genelinde sahiplenilen bir yönetim anlayışının oluştuğunu gösterdiğini dile getirdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay İnşaat çalışmalarında ortaya çıkan ve depremi hasarsız atlatan devasa mozaik ilk günkü ihtişamını koruyor Hatay’da inşaat çalışmaları sırasında 2010 yılında ortaya çıkan ve koruma altına alınan 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği, görünümüyle ihtişamını korumaya devam ediyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, mozaikteki dalgalanmaların tarihte yaşanan 2 depremden kaynaklı olduğunu belirterek asrın felaketinin mozaikte herhangi bir hasar bırakmadığını söyledi. Tarihte çeşitli toplumlara ev sahipliği yapan ve verimli topraklarıyla medeniyetlerin beşiği olan Antakya ilçesinin Haraparası Mahallesi’nde 2010 yılında bir otelin inşaat çalışması sırasında 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği ortaya çıkmıştı. Dünyadaki eşsiz eserlerden olan ve tarihte yaşanan depremlerden etkilenen devasa mozaiğin bulunduğu alan koruma altına alınarak müze haline getirilmişti. Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023 tarihli depremlerin ardından bir süre ziyarete kapatılan müze, tadilat sürecinin ardından ziyarete yeniden açılmıştı. Afetin ardından onarımı tamamlanarak Haziran 2024’te kapılarını yeniden açan müze içerisinde, Helenistik, Roma, Bizans, Orta Çağ ve İslamiyet dönemlerini ait 340 eserin yanında 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği de yer alıyor. Kente gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan eşsiz taban mozaiğini inceleyen ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Dinç’ten bilgi alan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, açıklamalarda bulundu. Tarihte bölgede mozaik sanatının yaygın olduğunu belirten Vali Masatlı, tarihe ilgi duyan insanları kente davet ederek, "Tarihi yüz binlerce yıl eskiye dayanan medeniyetlerin ve kültürlerin buluşma noktası. Hatay’ımızın Antakya ilçesindeyiz. Arkamda görmüş olduğunuz mozaik dünyanın bilinen yaklaşık 1050 metre büyüklüğündeki en büyük bir tanesi. Milattan sonra 526 ve 528 yılında burada meydana gelen 2 farklı depremde bu mozaikte dalgalanmalar oluşmuş, devamında da bazı depremlerle yüz yüze gelmiş. Asırların felaketi 6 Şubat depremlerinde bu mozaiğimizde herhangi bir hasar oluşmamıştır. Tarih içerisinde defalarca depremlerle yüz yüze gelmiş olan bu şehrimizde kadim mirasımız ve tarihimiz onun izlerini taşımakla beraber hala ayaktadır. Bizlerde tarihimiz ve medeniyetimizden aldığımız güçle buradaki yıkılan, hasar gören eserlerimizi ayağa kaldırmaya devam ediyoruz. Bizim şehrimiz aynı zamanda mozaikler müzesi, bu manada tarihe ilgi duyan, bu tür yapılarla ilgilenen dünyadan ve Türkiye’den insanlarımızı buraya bekliyoruz. Bizler tabii medeniyetlerin ve kültürlerin şehriyiz ama diğer taraftan da başka bir isimle de nitelendiriliyoruz. Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden bir tanesi bizde bulunuyor. Dolayısıyla bizim şehrimiz aynı zamanda mozaikler müzesi, bu manada tarihe ilgi duyan bu tür yapılarla ilgilenen tüm insanları Dünyadan, Türkiye’den insanlarımızı buraya bekliyoruz. Diğer taraftan dünyanın en büyük mozaiklerinden olan bu eşsiz eseri buraya gelip görmelerini hassaten isteriz. Hem buradaki medeniyeti, hem de diğer taraftan da Hatay’ımızın o dillere destan misafirperverliği ile de karşılaşacaklardır" ifadelerini kullandı.
Hatay Poğaça yediği esnada nefes alamayan öğrenciyi, öğretmen heimlich manevrasıyla hayata tutundurdu Hatay’da yediği poğaça boğazına takılan ve nefes almakta güçlü çeken öğrenciyi, öğretmenin heimlich manevrası yaparak kurtardığı anlar kameraya yansıdı. Kırıkhan ilçesi Özyörük Mahallesi’ndeki Şehit Atilla Kurt Ortaokulu’nda beden öğretmenliği yapan Esra Çimen Öztürk, nöbeti sırasında Sait Kıvanç Kömürçukuru isimli öğrencinin nefes alamadığını ve zor anlar yaşadığını fark etti. Öğrencilerin Sait’e yardım etmeye çalıştığını fark eden öğretmen Öztürk, nefes alamayan öğrenciye Heimlich manevrası yaptı. Poğaça yediği esnada ölümle burun buruna gelen öğrencisini, öğretmeninin heimlich manevrası yaparak hayatını kurtardığı o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. "Saliseler içerisinde çok hızlı bir şekilde ve panik yapmadan soğukkanlı bir şekilde müdahale ederek Heimlich manevrası yaptım" Poğaça yediği esnada nefes alamayan öğrencisinin hayatını heimlich manevrası yaparak kurtaran öğretmen Esra Çimen Öztürk, "Kırıkhan Şehit Atilla Kurt Ortaokulunda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapıyorum. Teneffüsteyken nöbetçi öğretmenimiz benden yardım istediğini fark ettim. Öğrencimin hiçbir şekilde nefes alamıyordu. Hareketliydi ama nefes alamıyordu. Gözleri, yüzü kızarmış ve artık morarmak üzere gibiydi. Boğazına bir şey takıldığını anladım. Belki de saliseler içerisinde çok hızlı bir şekilde hiç panik yapmadan soğukkanlı bir şekilde müdahale ederek Heimlich manevrası yaptım. Heimlich manevrasının üçüncü denemesinde öğrencimin nefes almaya başladı. Benim için çok mutluluk, gurur, hüzün gibi bir sürü karışık duygu yaşadım. O an teneffüsteydik öğrencilerin hepsi dışarıdaydı. Fark etmek biraz güçtü ama öğrencimin iki büklüm bir şekilde koştuğunu gördüm. Uzaktan ne olduğunu anlamadım. Ardından arkadaşları ve nöbetçi öğretmen herhalde nefes alamıyor dediler. O şekilde nöbetçi öğretmen bana yönlendirdi. Nöbetçi öğretmen bana hocam diye seslenince bakmamla boğazına bir şey takıldığını anlamam bir oldu. Ardından hemen Heimlich manevrasını gerçekleştirdim ve nefes aldı. O an çok duygu yüklü bir andı" dedi. "Esra hoca bana Heimlich manevrası yaptı, ağzımdaki poğaça çıktı ve ondan sonra nefes alabildim" Poğaça yerken ölümle burun buruna geldiğini ifade eden öğrenci Sait Kıvanç Kömürçukuru, "Kırıkhan Şehit Atilla Kurt ortaokulunda okuyorum. Teneffüste kantinden poğaça almıştım. Poğaçaya yerken bir anda poğaça boğazıma takıldı. O anın paniği de ne yapacağımı bilemedim. Nefes alamadım ve nöbetçi öğretmenimizin yanına gittim. Nöbetçi öğretmenim beni Esra öğretmene yönlendirdi. Esra hoca bir anda geldi ve bana Heimlich manevrası yaptı. Hızlı bir şekilde üç dört kere hızlı ve sert bir şekilde yapınca ağzımdaki poğaça çıktı. Ondan sonra nefes alabildim. Esra öğretmenime çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Adana Tescilli Adana karpuzunda hasat başladı Türkiye’nin önemli karpuz üretim merkezlerinden Adana’da tescilli Adana karpuzunda hasat başladı. Tarlada kilogramı 25 liradan alıcı bulan turfanda karpuzlar, yurdun dört bir yanına gönderiliyor. Tadı, kokusu, rengi ve aromasıyla diğer karpuzlardan ayrılan ve 2020 yılında tescillenen Adana karpuzunda hasat başladı. Ülke genelinde üretilen 4 milyon ton karpuzun yüzde 25’ini karşılayan kentte turfanda karpuz hasadı, deniz kıyısındaki Karataş ilçesi Kapı Mahallesi’nde sürüyor. Kentte yaklaşık 110 bin dekar üzerine ekilen karpuzda bu yıl 650 bin ton verim beklendiği bildirildi. Tarlada kilosu 25 liradan satılan karpuz, yurdun dört bir yanına gönderiliyor. Kumda yetişen karpuzdan ortalama 4 ton verim alınırken Haziran ayının ortalarında ovada hasadı başlayacak karpuzdan 5 ton ve üzeri verim bekleniyor. Ham karpuz timleri de görevde Öte yandan, il ve ilçe tarım müdürlüğü ile jandarma bünyesinde kurulan ham karpuz timleri de hasat yapılacak bölgede denetimlerini sürdürüyor. Ekipler, karpuz hasadı başlamadan hasat yapılacak tarlada denetim yapıp karpuzların yeterli olgunluğa erişip erişmediğini kontrol edip hasat onayı veriyor. Böylelikle vatandaşların ham karpuz tüketmesinin de önüne geçiliyor. "Karpuz fiyatları 25 liradan alıcı buluyor" Hasat sırasında İHA muhabirine bilgiler veren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Türkiye üretiminin yüzde 20-25’ini Adana üretmekte. Adana’nın sahil kenarında kumda yetişen karpuz erkenci olur. Şuanda karpuz fiyatları 25 liradan alıcı buluyor" dedi. "Bir dönüme ortalama 4-5 ton verim alınıyor" Havaların yağışlı gitmesi nedeniyle rekoltenin geçtiğimiz yıllara oranla düştüğüne değinen Doğan, "Bu sene havalar serin ve yağışlı geçtiği için rekolte düşük. Şuanda bir dönüme ortalama 4-5 ton verim alınıyor. Bu sene karpuz ekimi de geçen seneye oranla yüzde 10-15 az" ifadelerini kullandı. "15 liranın altına düşmediği sürece çiftçi para kazanacak" Yağış nedeniyle hasadın geciktiğini, havalar ısındıktan sonra da karpuzun yurt dışına ihracatının başlayacağını anlatan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "1 hafta 10 gün daha yağış gözüküyor. Yağışlar bitince, havalar ısınmaya başlayınca birçok Avrupa ve balkan ülkelerine karpuz gönderilecek. Talepler gelmeye başladı. Karpuzun bir dönüme maliyeti 15 lira, kilogramı 15 liranın altına düşmediği sürece çiftçi para kazanacak" diye konuştu. "Fiyatlar şuanda güzel" Karpuz üreticisi Cumali Ardıç, "Bu sene bin dönüme yakın alanda karpuz ektik. Ortalama 4 ton verim alıyoruz. Fiyatlarda karpuzun kilogramı şuanda 25 lira. Geçtiğimiz yıllara oranla verim biraz zayıf ama bayramdan sonra toprakta yetişen karpuzlarda çıkınca iyi olacağını düşünüyoruz. Fiyatlarda şuanda güzel" dedi.
İstanbul Diyarbakır saç tavanın püf noktalarını anlattı: "Etin altındaki kırmızı sıvı kan değil" Kurban Bayramı yaklaşırken etin doğru saklanması ve pişirilmesine yönelik uyarılarda bulunan Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Kemal Şahanlık, Diyarbakır saç tavanın püf noktalarını anlattı. Şahanlık, etin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini belirtirken etten çıkan kırmızı sıvının sanıldığı gibi kan değil miyoglobin içerikli doğal bir sıvı olduğunu söyledi. Kurban Bayramı’nda artan et tüketimiyle yanlış pişirme ve muhafaza yöntemleri sağlık açısından risk oluşturabiliyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Kemal Şahanlık, Diyarbakır saç tava yapımı sırasında kurban etinin doğru kullanımıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Şahanlık, etin dinlendirilmesinden marinasyona, kırmızı sıvının yapısından sebze kullanımına kadar birçok konuda dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. "Et kesilir kesilmez kullanılmamalı" Kurban etinde en sık yapılan hatanın etin hemen pişirilmesi olduğunu belirten Kemal Şahanlık, "Burada yapılan en büyük hata, etin kesilir kesilmez kullanılması. Minimum bir gün beklemesi lazım. İmkân varsa önce dondurucuda, sonrasında da artı dört derecede muhafaza ederek kullanılabilir. Ayrıca et kullanılmadan önce mutlaka oda sıcaklığına getirilmesi gerekiyor. Çünkü soğuk eti direkt sıcak uygulamaya maruz bırakırsak içerisindeki su kaybı çok daha üst seviyelere çıkıyor. Bu da etin lezzetini oldukça etkiliyor" dedi. "Kırmızı sıvı kan değil, miyoglobin" Etin altında biriken kırmızı sıvının toplumda yanlış bilindiğini ifade eden Şahanlık, "Etten çıkan kırmızı su herkes tarafından kan olarak nitelendiriliyor ama aslında kan değil. İçerisinde miyoglobin ihtiva eden bir sıvı. Güvenle tüketilebilir. Et pişerken çıkan ya da piştikten sonra altında biriken kırmızı sıvı kesinlikle güvenlidir. Hatta besin değeri ve lezzet açısından oldukça yüksek bir unsur" diye konuştu. "Kurban etleri marinasyona maruz bırakılmalı" Hayvan kesildikten sonra etin sertleşmesine neden olan "rigor mortis" sürecine dikkat çeken Şahanlık, "Hayvan kesildiğinde bizim ‘rigor mortis’ dediğimiz ölüm katılığı meydana geliyor. Bu durum etin sertleşmesine sebep oluyor. O yüzden kurban etlerini pişirirken mutlaka marinasyona maruz bırakmamız gerekir. Zeytinyağı, süt, yoğurt gibi asiditesi yüksek sıvılar içerisinde bekletildiğinde hayvanın bağ dokusu zayıflıyor ve et daha yumuşak hale geliyor" ifadelerini kullandı. "Etleri tavaya koyduktan sonra müdahale etmiyorum" Diyarbakır saç tavanın yapım aşamalarını anlatan Şahanlık, etin doğru pişirme tekniğinin lezzeti doğrudan etkilediğini söyledi. Şahanlık, "Tavamızı güzelce ısıtıyoruz. Burada kuyruk yağı kullanılabilir ama ben ayçiçek yağı kullandım. Yağı ısıttıktan sonra etleri tavaya koyuyorum ve hiçbir şekilde müdahale etmiyorum. Etler kendini bırakana kadar karıştırmıyorum. Etleri birbirinden uzak şekilde tavaya yayıyorum" dedi. Sebzelerin eklenme sırasının da önemli olduğunu belirten Şahanlık, "Biberi daha sonra atıyorum çünkü su bırakabilir. Et istediğim pişirme derecesine geldikten sonra biberlerini ekliyorum. En sonunda domatesi koyuyorum çünkü en fazla suyu domates barındırıyor" diye konuştu. "Domates ve biber eti yumuşatıyor" Domates ve biberin rastgele seçilmiş sebzeler olmadığını vurgulayan Şahanlık, "Bu sebzelerin içerisindeki C vitamini etin bağ dokusunu zayıflatıyor. Böylece et daha yumuşak hale geliyor. Ayrıca domates yağda belli bir ısıya maruz kaldığında likopen ortaya çıkıyor. Bu madde hem sağlık hem de cilt açısından oldukça faydalı" dedi. "Tuz genellikle en son eklenir" Et pişirme sürecinde tuz kullanımına da değinen Şahanlık, "Tuz bazı durumlarda etin içerisindeki suyun erkenden salınmasına neden olabiliyor. Bu yüzden mutfaklarda et pişirme işlemlerinde tuzu genelde en son ekleriz. Böylece ürünün içerisine daha homojen şekilde karışabiliyor" ifadelerini kullandı. "Soğan ayrı kavrulabilir" Diyarbakır saç tavada geleneksel olarak soğan kullanılmadığını belirten Şahanlık, isteyenlerin iyi kavrulmuş şekilde ekleyebileceğini söyledi. Şahanlık, "Soğan suyunu salıp etin pişme derecesini düşürmesin diye bazen ayrı bir yerde kavurup sonradan ekliyorum. Ama bu yemekte soğan, sarımsak, taze kekik ve taze biberiye mükemmel sonuç verir" dedi.