ÇEVRE
14 Mayıs 2026 Perşembe - 22:12 Muş İl Özel İdaresi araç filosunu güçlendirdi Muş Valiliği öncülüğünde, kırsal bölgelerde sunulan hizmetlerin daha etkin yürütülmesi amacıyla Muş İl Özel İdaresi bünyesine 165 milyon TL değerinde 40 yeni araç kazandırıldı. Muş Valiliği koordinesinde Muş İl Özel İdaresi tarafından hizmet kapasitesinin artırılması amacıyla satın alınan yeni araçlar düzenlenen programla teslim edildi. Toplam 165 milyon TL yatırım bedeliyle alınan 14 hizmet aracı ve 26 iş makinesiyle araç filosu güçlendirildi. Özellikle kırsal mahallelerde yürütülen yol yapım, bakım-onarım, karla mücadele, altyapı ve içme suyu çalışmalarında kullanılacak araçların hizmet kalitesini önemli ölçüde artırması hedefleniyor. İl Özel İdaresi ek hizmet binasında düzenlenen programa katılan Muş Valisi Avni Çakır, burada yaptığı konuşmada, araç filosuna kamyon, pikap, silindir, mini ekskavatör, kazıcı yükleyici ve grader gibi birçok yeni aracın dahil edildiğini söyleyerek, "Muş İl Özel İdaresi’ne yeni araçlarımızın kazandırılması münasebetiyle böyle bir program tertip ettik. Sizlere göre sağ tarafta bulunan kamyonlarımız, kurumumuza ve araç parkımıza yeni kattığımız araçlardır. Bunun yanında her kategoride hizmet aracımız bulunuyor. Ekip şeflerimizin sahadaki kontrolleri daha sağlıklı ve seri bir şekilde yapabilmeleri, ihtiyaç anında sahada daha hızlı hareket edebilmeleri için pikaplarımızı da filomuza dahil ettik. Yine malumunuz asfalt plentimiz mevcut. Geçen yıl sadece 70 kilometrenin üzerinde sıcak asfalt ve 200 kilometrenin üzerinde 1. ve 2. kat asfalt çalışması gerçekleştirdik. Sürekli ihtiyaç duyduğumuz silindirlerimiz, mini ekskavatörlerimiz, kazıcı yükleyicilerimiz ve graderlerimiz de araç filomuza katıldı. Bugün adeta Özel İdare çalışanlarımız ve muhtarlarımızla birlikte bayram yapıyor gibiyiz" dedi. İl genelinde 368 köy ve 217 mezraya hizmet ulaştırıldığını belirten Vali Çakır, gayriresmi yerleşim alanlarıyla birlikte 600’ün üzerinde noktaya hizmet verdiklerini ifade ederek, "Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; hizmet politikamız eşitlik ve adalet anlayışıyla planlanmaktadır. Burada meclis üyelerimiz de buna şahittir. Önceliklerimiz var; grup yolları, heyelan yaşanan bölgeler, beton yanması meydana gelen alanlar gibi acil ihtiyaç duyulan yerlere öncelik veriyoruz. Bunun dışında da dengeli bir hizmet politikasıyla, hiçbir ayrım gözetmeksizin çalışmalarımızı sürdürmeye gayret ediyoruz. İnşallah sezona güçlü bir şekilde gireceğiz. Araçlarımız hazır, personelimiz hazır. Yoğun bir kış sezonu geçirdik ve karla mücadelede ciddi bir efor sarf ettik. Şimdi ise heyelanlarla mücadele ediyoruz. İnşallah onları da bir iki hafta içerisinde toparlayacağız ve bayramdan sonra ‘Bismillah’ diyerek çalışmalarımıza devam edeceğiz" şeklinde konuştu. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şehmus Yentür de, yeni araçların sahadaki hizmet kapasitesini artıracağını belirterek, kırsal bölgelerde vatandaşlara daha hızlı ve etkin hizmet sunulacağını ifade etti. Konuşmaların ardından Nurullah Koçhan tarafından dua okunurken, program kurdele kesiminin ardından katılımcıların araç filosunu gezmesiyle sona erdi. Programa, İl Jandarma komutanı Jandarma Kıdemli Albay Özgür Özer, Kurum Amirleri ve muhtarlar katıldı.
Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:16 Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar Konya’da obruk oluşumlarında youn ve kontrolsüz yeraltı suyu kullanımının etkisine dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, "Son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta" dedi. Son yıllarda özellikle Konya Havzası’nda artış gösteren obrukların oluşumuna dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, geçmişte oluşan obrukların karstik sistemler içinde yer alan mağaraların tavan bloklarının çökmesiyle meydana geldiğini ve bu tür yapıların yeraltı suyundan bağımsız olduğuna dikkat çekti. Başkan Şükrü Arslan, "Obruk Platosuna adını veren obruklar, bizim ana kaya çökmesi dediğimiz bir karstik sistem içerisindeki mağaranın üstündeki tavan bloğun çökmesi sonucu oluşan obruklardır. Bunlar, yeraltı suyundan bağımsız, yeraltı suyundan alakasız bir şekilde oluşan obruklardır. Fakat son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta. Yeraltı suyunun çekimine bağlı olarak hem statik seviyede aşağı ve yukarı yönlü hareketler yağışlı ve kurak dönemden kaynaklanan hem de yeraltı suyunun akış hızı özelliklerinden kaynaklı. Oradaki kalsiyum karbonatca zengin mineralleri çözmesi, eritmesi, bünyesine katması ve çözmesi sonucunda aşağıya doğru taşımasıyla oluşan boşlukların zaman içerisinde büyümesi, bu büyüyen boşlukların diğer boşluklarla birleşip daha büyük boşluklar oluşturup en sonunda da bu boşluğun üzerindeki örtü tabakasının çökmesi sonucu oluşan obruklardır" dedi. "Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır" Özellikle 30 yılda meydana gelen obrukların genellikle örtü çökmesi şeklinde gözlemlendiğini ifade eden Şükrü Arslan "Son yıllarda, özellikle son 30 yılda oluşan obruklar, genellikle örtü çökmesi dediğimiz yani bizim alüvyal yelpaze dediğimiz daha ziyade son zamanlarda oluşmuş olan oluşum içinde gözlemlenmektedir. Uluslararası makaleleri konu olan, işte Konya’nın altında litosfer dediğimiz taş kürenin altında erime ile mağmaya doğru akan bir yapının olması ve buna bağlı olarak oldukların oluştuğu söylemi, aslında bir teorem olarak ortaya konulmuş ama kanıtlayıcı net bir kanıt bulunmamaktadır. Dünyanın oluşumunda, Litosfer dediğimiz taş küre bulunmakta. Bu taş küre yaklaşık 5 km ila 70 km kalınlıklara ulaşan bir kalınlığı bulunmakta. Taş kürenin hemen altında, üst ve alt manto bulunmakta. Bunun kalınlığı da yaklaşık olarak 2 bin 970 km kalınlığında bulunmaktadır. Bunlar, taş küreye göre daha yumuşak bir yapıya sahiptir. Tabii ki, bu sistem üzerinde taş kürenin içerisinde mağma sistemi dediğimiz, volkanik sıcak lavlar da bulunmaktadır. Bu lavların eritmesi sonucu taş kürenin tabanında malzeme eriterek, kendi bünyesine tekrar katabilir. Fakat bizim Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, taş kürenin üzerindeki genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır. Bu malzemeleri, yer altındaki taş kürede oluşan bu damlalara bağlı olarak, yüzeye kadar ulaşıp, yüzeyde bu tarz bir akıntı oluşturmasını biz çok ihtimal dahilinde bulundurmuyoruz" ifadelerini kullandı. "40 metreye kadar yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor" Obruk oluşumunun bu kadar sık olmasının yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmakla ilgili olduğunu ifade eden Arslan, "Obruk oluşumunun bu kadar sık olması, bizim yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmamız olarak görülüyor. Bugün, Konya Kapalı Havzasında, Devlet Su İşleri verilerine göre, yaklaşık 35 bin civarında ruhsatlı kuyu var iken, ne yazık ki günümüzde 100 binin üzerinde ruhsatsız kuyu olduğu düşünülmekte. Bunda da, totale baktığımızda bu 150 bin kuyuya tekabül etmektedir. Konya’da yeraltı suları seviyesi, yıllık ortalama, eskiden kuraklık ve iklim değişikliğinden dolayı yarım metre ila 1 metre düşümler olurken, günümüzde bu, bazı Konya’nın alt havzalarında 8-10 metre yeraltı su seviyesinde düşümleri gözlemleyebiliyoruz. Yağışlı dönem ile kurak dönem arasındaki statik su seviyesi farkı, yeraltı sularında bu da bazı bölgelerde 10 metre, 20 metre, hatta 30, 40 metre yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor. Şöyle söyleyebilirz, aslında, çayın içine şeker atıyoruz, daha sonra kaşıkla karıştırdığınız zaman şeker nasıl eriyorsa, işte yeraltı suyunun yer altında aşağı ve yukarı yönlü devamlı hareketi oradaki işte toprak malzeme, kalsiyum karbonatca zengin malzemeyi eriterek bünyesine katmaya ve onları çözerek aşağılara çekmeye ve yukarılarda boşluklar oluşturmaya sebebiyet veriyor" diye konuştu.
Muş’ta besicilerden alternatif yem yöntemi
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:08 Muş’ta besicilerden alternatif yem yöntemi Muş’ta küçükbaş hayvan yetiştiricileri, budanan söğüt dalları ile hem hayvanları besliyor hem de saman ve arpa maliyetini azaltıyor. Türkiye’nin en fazla kar yağışı alan illerinden Muş’ta besiciler, kış aylarında alternatif yöntemler geliştiriyor. Kar üzerinde hayvanlarını beslemekte zorlanan üreticiler, kendi bahçelerindeki söğüt ağaçlarını budayarak küçükbaş hayvanlarına veriyor. Sabah saatlerinde hayvanlarına saman ve arpa veren besiciler, günün ilerleyen saatlerinde ise budadıkları söğüt dallarını yem olarak kullanıyor. Lif açısından zengin olan söğüt dalları, küçükbaş hayvanlar tarafından severek tüketiliyor. Kendi arazisindeki söğüt ağaçlarını budayarak hayvanlarını besleyen genç besici İsmail Güngör, uygulamanın ekonomik ve pratik olduğunu belirterek, "Ayrancı köyünde hayvancılık yapıyoruz. Burada babama yardım ediyorum. Biz de saman ve arpadan tasarruf etmek için söğüt dallarını getiriyoruz. Günde söğüt dallarını getirip keçilere veriyoruz. Günde 3 defa söğüt dallarını ve buğdayı getirip hayvanlara veriyoruz. Ağaçlara çıkmak ne kadar zor olsa bile biz bu işi severek yapıyoruz. Keçilerimiz doğum yapmak üzere. Doğumdan önce keçilerimizi iyi beslemek için büyük çaba sarf ediyoruz. Günde üç defa keçilerimize saman, arpa ve söğüt dalı veriyoruz. Söğüt dalı bizim için alternatif bir yem oldu" dedi.
Mersin’deki selden geriye bu görüntüler kaldı: 51 ev ve işyeri zarar gördü, 12 kişi kurtarıldı
30 Ocak 2026 Cuma - 23:58 Mersin’deki selden geriye bu görüntüler kaldı: 51 ev ve işyeri zarar gördü, 12 kişi kurtarıldı Mersin’de bugün sabah saatlerinde başlayan yağışlı birlikte taşan dereler sele neden olurken valilik 51 ev ve işyeri ile 8 araç su taşkınlarından etkilendiğini mahsur kalan 12 kişinin ise kurtarıldığını bildirdi. Mersin merkez ve ilçelerinde etkili olan sağanak yağış, bugün gün boyu yaşamı olumsuz etkiledi. Merkez Mezitli ilçesinde bulunan Mezitli Deresi ile Deniz Mahallesi’ndeki Tece Deresi’nin taşmasıyla birlikte çevrede su taşkınları meydana geldi. Bazı köprülerinin zarar gördüğü bölgelerde su taşkını nedeniyle dere çevresinde bulunan çok sayıda ev ve iş yerini su bastı. Erdemi ilçesinde de Kargıcak Deresi taştı, çok sayıda tarım arazisi ile bir okulun bahçesi sular altında kaldı. Aşırı yağış nedeniyle Dağlı Mahallesi’nde bulunan köprünün sel sularına dayanamayarak yıkıldığı öğrenildi. Selin yaralarının sarılması için Mersin Valiliği koordinesinde AFAD, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Erdemli Belediyesi ekipleri çalışma yaparak selin yaralarını sarmaya çalıştı. Vali Atilla Toros ile Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, afet bölgelerinde çalışmaları koordine etti. "Bin 142 personel selde görev yaptı" Mersin Valiliği sel afetiyle ilgili de detaylı açıklama yapıldı. Açıklamada:" İlimiz genelinde 30 Ocak tarihinde etkili olan sağanak yağışlar nedeniyle bazı bölgelerde su taşkınları meydana gelmiştir. Yapılan ilk değerlendirmelere göre yağışların yer yer kuvvetli olduğu görülmüş, meydana gelen taşkınlarda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmamıştır. Yağışlara bağlı taşkınlar nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezimize toplam 134 ihbar ulaşmış ilgili tüm kurumlarımız tarafından 509 araç ve bin 142 personel ile sahada müdahale faaliyetleri yürütülmüştür. İl AFAD Merkezi ile Mezitli İlçe AFAD Merkezi faaliyete geçirilmiş; Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında ilgili afet gruplarınca ihbarlara yönelik çalışmalar eşgüdüm içinde sürdürülmektedir" denildi. "Mahsur kalan 12 kişi kurtarıldı, 2 hayvan telef oldu" Açıklamanın devamında: "İlk belirlemelere göre 51 ev ve işyeri ile 8 araç su taşkınlarından etkilenmiş olup, herhangi bir noktada mahsur kalan vatandaşımız bulunmamaktadır. Erdemli ilçesi Ertuğrul Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde aşırı yağış nedeniyle mahsur kalan 11 vatandaşımız ile Doğusandal Mahallesi’nde dere yatağında mahsur kalan 1 vatandaşımız ekiplerimizce ivedilikle kurtarılmış; vatandaşlarımızın genel sağlık durumlarının iyi olduğu tespit edilmiştir. Doruklu Mahallesi’nde su taşkınından etkilenen 1 ev ve 1 ahırda yapılan incelemelerde 2 küçükbaş hayvanın telef olduğu belirlenmiştir. Yağışlardan tarım alanları da etkilenmiş yapılan ilk tespitlere göre Erdemli Deresi çevresindeki limon bahçeleri ile Akdeniz ilçemizde bulunan bazı tarım seralarının zarar gördüğü değerlendirilmektedir. Anamur, Bozyazı, Erdemli, Mezitli ve Silifke ilçelerinde meydana gelen küçük çaplı heyelan ve kaya düşmelerine ekiplerimizce müdahale edilmiş, ulaşım güvenli şekilde sağlanmıştır. Meteorolojik değerlendirmelere göre; ilimizde 31 Ocak Cumartesi günü de yağışların etkili olması beklenmektedir. Yağışların, Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ilçelerimizde sabah saatlerinden itibaren çok kuvvetli, diğer ilçelerimizde ise sabah saatlerinden itibaren kuvvetli olması öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi. Öte yandan yaşanabilecek olumsuzluk durumlarında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi istendi.
Sel suları yükselince minibüsün üzerinde mahsur kalan vatandaşları belediye ekipleri kurtardı
30 Ocak 2026 Cuma - 23:44 Sel suları yükselince minibüsün üzerinde mahsur kalan vatandaşları belediye ekipleri kurtardı Adana’nın Yüreğir ilçesinde sağanak yağışın ardından sel suları yükselince çıktıkları minibüsün üzerinde mahsur kalan vatandaşlar, Yüreğir Belediyesi ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldı. Adana’da etkili olan yoğun sağanak yağış, Yüreğir’de hayatı durma noktasına getirdi. Yağışların ardından derelerin taşmasıyla birlikte bölgede su seviyesi hızla yükselirken, çok sayıda vatandaş evlerinde ve araçlarında mahsur kaldı. Yeşilbulvar’da bir minibüs üzerinde mahsur kalan vatandaşlar, Yüreğir Belediyesi ekipleri tarafından kurtarıldı. Yüreğir Belediyesi, afetin ilk saatlerinden itibaren tüm ekipleriyle sahaya inerken, Belediye Başkanı Ali Demirçalı da çalışmaları yerinde koordine etti. Kurulan kriz masasıyla kurtarma faaliyetlerine bizzat katılan Başkan Demirçalı, özellikle Yeşilbulvar’da su basan bölgede yürütülen çalışmaları yakından takip etti. Evlerini su basan ve boğulma tehlikesi yaşayan yaşlı vatandaşlar, belediye ekiplerinin yoğun çabasıyla kurtarıldı. Bazı evlerde mahsur kalan vatandaşlara kepçe yardımıyla ulaşıldı, pencere demirleri kırılarak güvenli alanlara tahliyeleri sağlandı. Ailelere sıcak yemek, çay ve çorba ikramında bulunuldu Barınma ihtiyacı olan vatandaşlar için Yüreğir Belediyesi tarafından geçici konaklama imkanı sağlanırken, Kent Lokantası ile Atatürk Kültür Merkezi gece boyunca açık tutularak vatandaşların hizmetine sunuldu. Belediye ekipleri, binlerce aileye sıcak yemek, çay ve çorba ikramında bulundu. Mahalleleri gezerek vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Ali Demirçalı, talepleri dinleyerek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Yüreğir’de kent lokantalarında çay, kahve ve çorba ikramı yapıldığını belirten Başkan Demirçalı, "Yüreğir’de konaklama ihtiyacı olan vatandaşlara konaklama hizmeti veriyoruz. Hastaneye gitmek isteyen hastaları evinden alarak hastaneye götürüyoruz. Tüm Yüreğir’e geçmiş olsun diyorum" dedi.
Bektaş Yaylası’nda kar kalınlığı 2,5 metreyi buldu
30 Ocak 2026 Cuma - 23:18 Bektaş Yaylası’nda kar kalınlığı 2,5 metreyi buldu Giresun’un önemli turizm merkezlerinden 2 bin 300 rakımlı Bektaş Yaylası, etkili olan kar yağışından en fazla etkilenen bölgelerden biri oldu. Yaylada kar kalınlığı yer yer 2,5 metreye ulaşırken, evlerin çatılarına kadar yükselen kar kütleleri dikkat çekti. Giresun genelinde geçtiğimiz hafta etkili olan yoğun kar yağışının ardından özellikle yüksek kesimlerde kar kalınlığı ciddi seviyelere ulaştı. Şehrin en yüksek yaylalarından biri olan Bektaş Yaylası’nda kar kalınlığının yer yer 2,5 metreyi bulduğu bildirildi. Yayla merkezinde bazı evlerin neredeyse çatı seviyesine kadar kara gömüldüğü görüldü. Kulakkaya ve Bektaş yaylalarının bağlantı yollarında ulaşımın sağlanabilmesi için Yavuzkemal Belde Belediyesi ekipleri tarafından yoğun bir çalışma yürütülüyor. Karla mücadele ekipleri, özellikle yaylada yaşayan vatandaşların mağduriyet yaşamaması için yol açma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yavuzkemal Belde Belediye Başkanı Adem Önal da bölgede yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Önal yaptığı açıklamada, Bektaş Yaylası’na şu an için yalnızca Yavuzkemal Beldesi güzergahı üzerinden ulaşım sağlanabildiğini belirterek, "Bu nedenle en fazla kar yağışı da bu yaylamızda yaşanıyor. Diğer yaylalarımızda kar kalınlığı bir metreyi aşarken, Bektaş Yaylası’nda 2 metreyi geçmiş durumda. Yayla merkezinde dahi kar, evlerin çatılarına kadar yükseldi. Kulakkaya Yaylamızda olduğu gibi Bektaş Yaylamızda da kış şartlarında ulaşımın aksamaması için çalışmalarımız sürüyor. Şu anda Kulakkaya-Bektaş yolu ulaşıma açık. Diğer bağlantı yollarımızda da ekiplerimizin çalışmaları devam ediyor" dedi.
STK temsilcileri Sapanca Gölü için toplandı
30 Ocak 2026 Cuma - 23:04 STK temsilcileri Sapanca Gölü için toplandı Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bir araya gelen Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcileri, su seviyesindeki düşüş ve kirlilik tehdidiyle gündeme gelen Sapanca Gölü’nün korunması için yol haritasını değerlendirdi. Sapanca Gölü’nü Koruma Platformu, gölün geleceğini masaya yatırmak üzere ikinci geniş katılımlı toplantısını Sapanca’da gerçekleştirdi. Toplantıda, gölden çekilen su miktarı, buharlaşma oranları ve sanayi kullanımının göl ekosistemi üzerindeki tahribatı bilimsel verilerle ele alındı. Toplantıya 40’ı aşkın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de yer aldı. "Bu gölü kurtarana kadar devam edeceğiz" Toplantıda konuşan Beş Hilal Derneği Başkanı ve Platform Sözcüsü İsmail Tiryaki, gölün yıllık su bütçesinin alarm verdiğini ifade ederek, "Bilimsel raporlara göre fabrikalar ve sanayi kuruluşları gölden yıllık 111 milyon metreküp su çekiyor. Gölün yıllık su toplama kapasitesi ise 124 milyon metreküp. Buharlaşma seviyesi de eklendiğinde, kurumların kendi raporlarıyla dahi gitsek 2030 yılında göl kuruyor. Ancak bizim çalışmalarımıza göre gölün kuruma süresi 2 yıla kadar inmiş durumda" dedi. Göldeki su kaybının gözle görülür boyutlara ulaştığına dikkat çeken Tiryaki, "Biz bir şeye inandık, kaybedenler vazgeçenlerdir. Biz bu konudan vazgeçmeyeceğiz. Bu gölü kurtarana kadar devam edeceğiz. Kimseyi kırmak veya çamur atmak niyetinde değiliz. Tek maksadımız, bize bırakılan bu mirası bizden sonrakilere sağlıklı bir şekilde aktarmaktır" şeklinde konuştu. Toplantıda, STK temsilcilerinin görüşleri alınarak Sapanca Gölü’nü koruma stratejileri harmanlandı ve bir sonraki eylem planı için yol haritası belirlendi.