ÇEVRE
Seven: ’’Sulak alanlar hayatın sigortasıdır’’
02 Şubat 2026 Pazartesi - 11:22 Seven: ’’Sulak alanlar hayatın sigortasıdır’’ Diyarbakır Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Erdal Seven, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sulak alanların korunmasının hem biyolojik çeşitlilik hem de insan yaşamı açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Seven, Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Sulak alanların yalnızca doğal zenginlik değil, aynı zamanda kültürel mirasın da önemli bir parçası olduğunu belirten Seven, Ramsar Sözleşmesine değinerek, Sulak Alanların Korunmasına Dair Sözleşmenin 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalandığını hatırlattı. Türkiye’nin ise bu sözleşmeye 1994 yılında taraf olduğunu ifade eden Seven, Ramsar Sözleşmesinin modern küresel çevre anlaşmaları arasında en eski anlaşma olduğuna dikkat çekti. Seven, bunun aynı zamanda belirli bir ekosisteme, yani sulak alanlara adanmış tek uluslararası sözleşme olma özelliğini taşıdığını söyledi. Seven, sözleşmenin taraf ülkelere en az bir sulak alanı "Uluslararası Öneme Haiz Sulak Alan" olarak ilan etme, bu alanları koruma ve akılcı kullanımını sağlama yükümlülüğü getirdiğini belirterek, Dünya Sulak Alanlar Günü’nün de 1997 yılından bu yana her yıl 2 Şubatta bu bilinçle kutlandığını dile getirdi. ’’Canlı türlerinin yüzde 40’ı sulak alanlara bağımlı’’ Sulak alanların ekosistem açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Seven, dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40’ının sulak alanlara bağımlı olduğunu söyledi. Bu alanların, dünyadaki tüm ormanların karbon depolama kapasitesinin yaklaşık iki katına sahip olduğunu aktaran Seven, sulak alanların tatlı suyun büyük bir kısmını bünyelerinde tutarak insanlığa sunduğunu kaydetti. Sulak alanların doğal bir filtre gibi çalışarak suyu temizlediğini ifade eden Seven, bu alanların sünger özelliği sayesinde suyu emdiğini, yeraltı sularını beslediğini ve yüzey akışını yavaşlatarak taşkın risklerini ciddi ölçüde azalttığını vurguladı. Baraj ve gölet gibi yapay sulak alanların da afet risklerinin azaltılmasına katkı sunduğunu bildiren Seven, özellikle kış aylarında su kuşları için önemli beslenme, konaklama ve üreme alanları sağladığını dile getirdi. Sulak alanlardan elde edilen balık, pirinç gibi kaynakların tüm canlılar için yaşam kaynağı olduğuna dikkat çeken Seven, "Bu nedenle su, sulak alanlar ve hayat birbirinden ayrılamaz" dedi. Diyarbakır’da 159 sulak alan tespit edildi Diyarbakır genelinde yapılan teknik çalışmalar sonucunda 159 adet sulak alanın tespit edildiğini açıklayan Seven, bu alanların Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Ulusal Sulak Alan Envanteri Yönetim Bilgi Sistemine (SAYBİS) kayıt altına alındığını söyledi. İlin başlıca sulak alanları arasında Dicle ve Fırat nehirleri, Batman Çayının Diyarbakır sınırları içindeki kıyıları, Kulp, Sarım, Sinek ve Ambar çayları ile Dicle, Kralkızı, Karakaya ve Batman Barajı’nın il sınırlarında kalan bölümlerini sayan Seven; ayrıca Devegeçidi, Göksu, Beşpınar, Ortaviran ve Gözegöl gibi yapay göletlerin de önemli sulak alanlar arasında yer aldığını ifade etti. "Denetimler ve yaptırımlar titizlikle sürdürülüyor" Diyarbakır Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü olarak sulak alanların korunması ve biyolojik çeşitliliğin devamı için denetim, belgelendirme ve gerekli durumlarda idari yaptırım işlemlerinin titizlikle yürütüldüğünü belirten Seven, bu konuda taviz verilmediğini vurguladı. Seven, sulak alanların korunması ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması için herkesin en yüksek hassasiyeti göstermesi gerektiğini ifade ederek, "Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma gayretiyle 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nü kutluyor, bu günün yeni ve güzel başlangıçlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.
Kars’ta köylüler, içmesuyu için kurdukları GES sitemlerinin karını imece usulü temizliyor
02 Şubat 2026 Pazartesi - 11:00 Kars’ta köylüler, içmesuyu için kurdukları GES sitemlerinin karını imece usulü temizliyor Kars’ta köylüler, dondurucu soğuklar ve yoğun kar yağışı sonrası içme suyu motorlarını besleyen güneş enerjisi panellerini el birliğiyle temizleyerek su kesintisinin önüne geçti. Soğuktan üşüyen köylüler, yanında getirdikleri tezekleri yakarak ısınıyor. Akyaka ilçesi Karahan köyünde kış mevsiminin sert yüzünü göstermesiyle birlikte yüksek kesimlerde kar kalınlığı 1 metreyi aştı. Karahan köyünde, içme suyu pompalarına enerji sağlayan güneş enerji santralleri (GES), yoğun kar yağışı nedeniyle tamamen beyaz örtüyle kaplandı. Panellerin karla kaplanmasıyla enerji üretimi durunca, su depoları boşalma noktasına geldi. Köy sakinleri, sorunu çözmek için atalarından kalma "imece" yöntemine başvurdu. Hava sıcaklığının gece sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü Karahan köyünde, sabahın erken saatlerinde bir araya gelen köylüler; fırça, çekçek ve süpürgelerle panel sahasına girdi. Panellere zarar vermemek için büyük titizlik gösteren vatandaşlar, dondurucu soğuğa aldırış etmeden metrelerce uzunluktaki alanı kardan arındırdı. Yaklaşık 2 saat süren hummalı çalışmanın ardından güneşle buluşan paneller, yeniden enerji üretmeye başlayarak su motorlarını devreye soktu. "Sistem durunca susuz kalıyoruz" İmece usulü GES sistemlerinin üzerinin karını temizlediklerini ifade eden Karahan köyü muhtarı Selahattin Kaçan, "Bu tesis ile köyümüzün su ihtiyacını karşılıyoruz. Bu panelleri temizledikçe suyumuz daha verimli oluyor. Su sıkıntımız kalmıyor. Köylülerimizden Allah razı olsun imece usulü geliyoruz, karını, etrafını temizliyoruz" dedi. Köyde su sıkıntısı olmadığını belirten Bayram Erben, "Suyumuzda sıkıntı yoktur. Köylülerden de Allah razı olsun gelip temizliyoruz. Suyumuzu basıyor herkesten Allah razı olsun" diye konuştu. "Ateş yakarak ısınıyorlar" Öte yandan, Karahan köyünde GES sistemlerinin temizliğinde çalışan köylüler, soğuktan ateş yakarak korunuyor. Köylüler yanlarındaki getirdikleri tezekleri çalışma öncesinde yakıyor. Çalışırken üşüyen köylüler ise sırayla ısınarak işlerini yapıyor. Güneş enerji panellerini temizleyen köylüler daha sonra geldikleri minibüs ile köye dönüyor. Köylüler kar nöbetini kış sonuna kadar sürdürecek.
İzmir’i yağmura hazırlayan 2,5 milyarlık hamle
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:57 İzmir’i yağmura hazırlayan 2,5 milyarlık hamle İZSU, 2026’da 12 ilçede 50 kilometre yağmur suyu hattı ve 20 kilometre kanal imalatını kapsayan 2,5 milyar liralık altyapı yatırımını hayata geçirecek. Konak, Bayraklı ve Karabağlar’daki ayrıştırma projeleri de bu yıl hız kazanacak. İzmir’de iklim değişikliğinin etkisiyle giderek artan ani ve şiddetli yağışlar, kent altyapısının güçlendirilmesini zorunlu hâle getiriyor. Bu doğrultuda çalışmalarını aralıksız sürdüren İZSU Genel Müdürlüğü, su baskınlarının önlenmesi, çevre ve halk sağlığının korunması ve altyapının uzun vadede daha dayanıklı hâle getirilmesi amacıyla yağmur suyu ve kanal ayrıştırma projelerini kent geneline yayıyor. Geçtiğimiz yıl 12 ilçede yürütülen çalışmalarda 20 kilometre yağmur suyu hattı ile yaklaşık 15 kilometre yeni kanal imalatı tamamlanarak önemli bir aşama geride bırakıldı. 2026 yılı yatırım programı kapsamında altyapı yatırımlarını daha da büyüten İZSU, toplam 2,5 milyar liralık yatırımla 12 ilçede 50 kilometre yağmur suyu hattı ve 20 kilometre kanal imalatı gerçekleştirecek. Etaplar hâlinde hayata geçirilecek projelerle, özellikle su baskını riski bulunan bölgelerde altyapı kapasitesi artırılacak ve kentin iklim değişikliğine uyum süreci güçlendirilecek. Ayrıca geçtiğimiz ay temelini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın attığı Konak, Bayraklı ve Karabağlar ilçelerindeki ayrıştırma projelerinin yapımı da 2026 yılında hız kazanacak. İzmir altyapıda devrim yaşıyor İZSU Genel Müdürlüğü’nün 3 milyar liralık yatırımıyla Konak, Bayraklı ve Karabağlar’da birleşik sistem sona ererken, ömrünü tamamlamış borular modern hatlarla değiştirilecek. Konak - Bayraklı hattında 2,4 km yağmur suyu, 6,6 km atık su hattı, Alsancak Liman bölgesinde 8,4 km yağmur suyu, 8 km atık su hattı ve 3 yağmur suyu terfi merkezi, Konak - Karabağlar mahallelerinde 30 km’ye yakın atık su ve 29 km yağmur suyu hattı yeniden yapılacak. Dünya Bankası finansmanı ile hayata geçirilecek Türkiye Deprem, Sel ve Yangın Acil İmar Projesi (TEFWER) kapsamındaki imalatların 2027 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. Çalışmaların bitmesiyle İzmir; yağmur sularını ve atık suyu tamamen ayrıştıran, şiddetli yağışlara daha dirençli, koku ve taşkın sorunlarını büyük ölçüde çözmüş bir kent haline gelecek. Alsancak’a 250 milyon liralık ek yatırım İZSU’nun öz kaynaklarıyla yürüttüğü Alsancak, Kültür ve Mimar Sinan mahallelerindeki taşkın ve koku kontrol projesinde çalışmalar 2026 yılında da devam edecek. 250 milyon liralık yatırım kapsamında bölgede 1 kilometre atık su, 6 kilometre yağmur suyu hattı ve 5 terfi merkezi inşa ediliyor. Projenin yüzde 30’u tamamlandı. 140 milyon TL’lik yatırım, hedef 2026 Bayraklı’da 140 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen Sevgi Yolu Yağmur Suyu Ayrıştırma Projesi’nin, 2026 yılının ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor. Projenin tamamlanmasının ardından, 2026 yılının ikinci yarısında Muhittin Erener, Refik Şevket İnce ve Çay Mahallesi’nin üst havzalarını kapsayan yaklaşık 4 kilometrelik yağmur suyu ve atık su ayrıştırma çalışması için yapım ihalesine çıkılması hedefleniyor. Bayraklı’da hayata geçirilen bu yatırımlarla, mevcut altyapı sorunlarının kalıcı biçimde çözülmesi ve gelecekte yaşanabilecek aşırı yağışlara karşı kentin dayanıklılığının artırılması amaçlanıyor. Bornova’daki alt yapı yatırımı da 2026’nın ilk yarısında bitecek İZSU’nun Bornova ve Bayraklı ilçelerinde yürüttüğü kapsamlı atık su ve yağmur suyu imalatları, 2026 yılının ilk yarısında tamamlanacak. 400 milyon liralık maliyetle hayata geçirilen proje; Bornova Meydan, Ege Üniversitesi Hastane Kavşağı, Smyrna Meydanı, Yüzbaşı İbrahim Hakkı Caddesi, Küçük Park Bölgesi, Aşık Veysel Rekreasyon Alanı ve Bornova Metro çevresi başta olmak üzere ana arterlerde, yağışlı hava koşullarının ardından yaşanan taşkın sorunlarını kalıcı olarak çözecek. Bu çalışmalarla birlikte taşkın risklerinin ortadan kaldırılması hedeflenirken, bölgenin yaşam kalitesinin olumlu yönde etkilenmesi ve su yönetiminde sürdürülebilir, çevre dostu bir yaklaşımın benimsenmesine katkı sağlanması amaçlanıyor. Balatçık’ın yağmur suyu sorunu bu yıl çözüme kavuşacak İZSU Genel Müdürlüğü tarafından Çiğli Balatçık’ta etaplar hâlinde sürdürülen 350 milyon liralık yatırım kapsamında 13 kilometre yağmur suyu hattı ile 3 kilometre atık su hattı inşa ediliyor. Çalışmaların 2026 yılında tamamlanmasıyla birlikte Balatçık Mahallesi’nde uzun yıllardır yaşanan altyapı kaynaklı sorunların büyük ölçüde ortadan kaldırılması, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemlerinin ayrıştırılmasıyla altyapı güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Yağmur suyu ve atık su ayrıştırmasıyla kalıcı çözüm Hayata geçirilen projelerle birlikte birleşik sistemle çalışan eski hatlar ayrıştırılarak yağmur sularının kontrollü biçimde denize ve doğal alıcı ortamlara iletilmesi sağlanıyor. Bu sayede hem atık su arıtma tesisleri üzerindeki yük azaltılıyor hem de yoğun yağış dönemlerinde yaşanan taşkın ve su baskını riskleri önemli ölçüde düşürülüyor. Aynı zamanda altyapı kaynaklı koku ve çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Dirençli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir kent hedefi İZSU’nun yürüttüğü kapsamlı altyapı yatırımları, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermekle kalmıyor, İzmir’in geleceğini de güvence altına alıyor. Sağlıklı altyapı sistemleri sayesinde çevre ve halk sağlığı korunurken, kent genelinde daha güvenli, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir altyapı modelinin oluşturulması hedefleniyor. İZSU’nun metropol dışındaki ilçelerde yürüttüğü yatırımlar da eş zamanlı olarak devam edecek.
Gürün çengeli Kangal köpeklerine can simidi oluyor
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:56 Gürün çengeli Kangal köpeklerine can simidi oluyor Gürün çengeli Sivas ve Anadolu’da çoban köpeklerini başta kurtlar olmak üzere diğer vahşi hayvanlara karşı koruyor. Sivas’ta ve Anadolu’nun birçok bölgesinde kullanılan, kökeni Gürün ilçesine dayanan Gürün çengeli, Kangal ve çoban köpeklerinin boynuna takılarak yırtıcı hayvanlara karşı koruma sağlıyor. İlk olarak Gürün’de üretilen dikenli tasma, kurt ve benzeri saldırılarda boyun bölgesinden alınabilecek darbeleri azaltarak köpekler için adeta can simidi görevi görüyor. Yetiştiriciler, özellikle sürü güvenliğinde bu geleneksel koruyucu ekipmanın hâlâ önemli bir yere sahip olduğunu ifade ediyor. Kangal köpeği üreticisi Hüseyin Yıldız, "Boyun ve boğaz bölgesinin darbe almaması için ciddi koruma sağlayan bu çengel, farklı bölgelerde farklı isimlerle anılabilse de özellikle kangal ve diğer köpeklerin korunması açısından adeta bir kalkan görevi görür; sağlam ve sağlıklı demirden tasarlanmıştır. Boyun bölgesine saldıran bir kurdun çenesine ve dişlerine ciddi zarar vererek o anda ısırma kabiliyetini kaybetmesine neden olurken, köpeğin de saldırıdan en az zararla kurtulmasını sağlar ve karşı tarafa caydırıcı bir etki oluşturur. Her bölgede bulunmaz; bu çengel bizim yöremize aittir, Gürün ilçesinde yapılır ve Gürün çengeli olarak bilinir. Bir köpek için adeta can simidi sayılabilecek bu aparat, boyundan gelecek bir darbede ne kurdun ne de ayının kolay kolay yaklaşamayacağı düşünülerek tasarlanmıştır. Bu nedenle dağda bayırda gezen tüm köpeklerin bu çengele sahip olması gerektiği kanaatindeyim; yaban hayatında görev yapan tüm köpeklerin boynunda Gürün çengelinin bulunmasının çok önemli olduğuna inanıyorum" dedi.