ÇEVRE
Adımla geçilen nehir taştı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:19 Adımla geçilen nehir taştı Manisa Ovası’nın can damarı Gediz Nehri, ocak ayının son günleri ile şubat ayının başında etkili olan sağanak yağışların ardından taştı. Eylül ayında tek adımla geçilebilecek seviyeye kadar düşen nehir yeniden debi kazanırken çevresindeki bağ ve tarım arazileri sular altında kaldı. Özellikle bağlar için büyük önem taşıyan su basması, çiftçilerin yüzünü güldürdü. Manisa Ovası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Gediz Nehri, ocak ayının son günleri ile şubat ayının başında etkili olan sağanak yağışların ardından taştı. Yaz aylarında ve özellikle 2 Eylül tarihinde tek adımla geçilebilecek seviyeye kadar çekilen nehir, yağışlarla birlikte eski günlerine döndü. Eylül ayında adeta kuruma noktasına gelen Gediz Nehri’nin yeniden debi kazanması bölge çiftçileri tarafından sevinçle karşılandı. Nehrin taşmasıyla birlikte çevresindeki bağlar ve tarım arazileri sular altında kalırken, özellikle bağlar için önemli olan bu su basması, toprağın suya doyması açısından olumlu değerlendirildi. Çiftçiler, uzun süredir beklenen yağışların hem yer altı su kaynaklarına hem de tarım alanlarına katkı sağladığını belirterek, Gediz Nehri’nin yeniden canlanmasının Manisa Ovası için büyük önem taşıdığını ifade etti. Öte yandan, 2 Eylül tarihinde adımla geçilebilen Gediz Nehri’nin öncesi ve sonrası dron ile görüntülendi. Görüntülerde nehrin yaz aylarındaki düşük su seviyesi ile yağışlar sonrası taşkın halindeki görüntüsü arasındaki büyük fark dikkat çekti.
Adımla geçilen nehir taştı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:11 Adımla geçilen nehir taştı Manisa Ovası’nın can damarı Gediz Nehri, ocak ayının son günleri ile şubat ayının başında etkili olan sağanak yağışların ardından taştı. Eylül ayında tek adımla geçilebilecek seviyeye kadar düşen nehir, yeniden debi kazanırken çevresindeki bağ ve tarım arazileri sular altında kaldı. Özellikle bağlar için büyük önem taşıyan su basması, çiftçilerin yüzünü güldürdü. Manisa Ovası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Gediz Nehri, ocak ayının son günleri ile şubat ayının başında etkili olan sağanak yağışların ardından taştı. Yaz aylarında ve özellikle 2 Eylül tarihinde tek adımla geçilebilecek seviyeye kadar çekilen nehir, yağışlarla birlikte eski günlerine döndü. Eylül ayında adeta kuruma noktasına gelen Gediz Nehri’nin yeniden debi kazanması bölge çiftçileri tarafından sevinçle karşılandı. Nehrin taşmasıyla birlikte çevresindeki bağlar ve tarım arazileri sular altında kalırken, özellikle bağlar için önemli olan bu su basması, toprağın suya doyması açısından olumlu değerlendirildi. Çiftçiler, uzun süredir beklenen yağışların hem yer altı su kaynaklarına hem de tarım alanlarına katkı sağladığını belirterek, Gediz Nehri’nin yeniden canlanmasının Manisa Ovası için büyük önem taşıdığını ifade etti. Öte yandan, 2 Eylül tarihinde adımla geçilebilen Gediz Nehri’nin öncesi ve sonrası dron ile görüntülendi. Görüntülerde nehrin yaz aylarındaki düşük su seviyesi ile yağışlar sonrası taşkın halindeki görüntüsü arasındaki büyük fark dikkat çekti.
İzmir’de barajlar doldu, musluklar açıldı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:34 İzmir’de barajlar doldu, musluklar açıldı İzmir’de son bir aydır etkili olan yağışlarla birlikte Tahtalı Barajı’nı besleyen havzada su akışı yeniden hız kazandı. Kent merkezine ocak ayından bu yana düşen yağış miktarı metrekareye toplam 330 kilogram oldu. 30 Aralık 2025’te yüzde 0,13 olan Tahtalı Barajı’nın aktif doluluk oranı, son yağışların ardından yüzde 14,88’e yükseldi. İZSU Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, kuraklık nedeniyle 6 Ağustos 2025 tarihinden bu yana 13 ilçede gece 23.00-05.00 saatleri arasında uygulanan planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin bugünden itibaren sona erdiği belirtildi. Kent genelinde aralıklarla etkisini sürdüren sağanak yağışlar, İzmir’in en önemli içme suyu kaynağı olan Tahtalı Barajı Havzası’nda hareketliliği artırdı. Kent merkezine ocak ayından bu yana düşen yağış miktarı metrekareye toplam 330 kilogram oldu. 30 Aralık 2025’te yüzde 0,13 olan Tahtalı Barajı’nın aktif doluluk oranı, son yağışların ardından yüzde 14,88’e yükseldi. Diğer barajlarda da su seviyelerinde artış gözlenirken, barajlardaki bu yükseliş kent genelinde su arzının daha sağlıklı şekilde yönetilmesine olanak sağladı. İZSU Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, İzmir’de kuraklık nedeniyle 6 Ağustos 2025 tarihinden bu yana 13 ilçede (Karabağlar, Konak, Bornova, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Buca, Gaziemir, Karşıyaka, Çiğli, Bayraklı, Menemen ve Menderes) gece 23.00-05.00 saatleri arasında uygulanan planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin bu gece itibarıyla sona ereceği bildirildi. Yetkililer, barajlardaki su seviyesi kritik seviyelere gelmediği sürece planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin planlanmadığını söyledi. Tahtalı’yı besleyen dereler yeniden canlandı Yağışlarla birlikte Tahtalı Barajı havzasında yer alan Küner Çayı, Sarıçay, Tahtalı Çayı, Küner Deresi, Yeni Köy Deresi ve Dereköy Deresi’nde akışın arttığı gözlendi. Uzun süredir düşük debiyle akan dere yataklarının yeniden suyla buluşması, baraj açısından umut verici bir tablo ortaya koydu. Tahtalı Havzası’na düşen yağışlar yalnızca baraj doluluk oranları açısından değil, yer altı su kaynaklarının beslenmesi ve İzmir’in uzun vadeli su güvenliğinin sağlanması bakımından da büyük önem taşıyor. Diğer barajlar da yükselişte Son yağışlar, kent genelindeki diğer barajlarda da su seviyelerinin artmasını sağladı. 30 Aralık 2025’te doluluk oranı yüzde 2,38 olan Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın doluluk oranı yüzde 45,94’e yükseldi. Aynı tarihte doluluk oranı yüzde 0,00 olan Balçova Barajı yüzde 44,91’e ulaştı. Ürkmez Barajı’nın doluluk oranı yüzde 6,68’den yüzde 45,05’e çıkarken, yüzde 0,00 seviyesinde bulunan Gördes Barajı yüzde 6,42 doluluk oranına yükseldi. Güzelhisar Barajı’nda ise doluluk oranı yüzde 46,45’ten yüzde 54,22’ye ulaştı. Tasarruf, alt yapı ve kaynak yönetimi birlikte yürütüldü 2021 yılında Tahtalı Barajı’na yıllık 150 milyon metreküp su gelirken, bu miktar 2022’de 83 milyon metreküpe, 2023’te 47 milyon metreküpe, 2024’te 42 milyon metreküpe, 2025’te ise 28 milyon metreküpe geriledi. Yalnızca yeni kaynaklara odaklanmak yerine mevcut kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarını da sürdüren İZSU Genel Müdürlüğü, hayata geçirilen uygulamalar sayesinde kentin su ihtiyacının yüzde 28’ini karşılamayı başardı. Bu uygulamalar arasında Gördes Barajı’nın ölü hacminden su alınması, 20 yıldır su alınmayan hattın onarılarak Güzelhisar Barajı’ndan şehre su getirilmesi, yer altı kuyularının yenilenerek verimlerinin artırılması gibi çalışmalar önemli bir su kazanımı sağladı. Bunun yanında altyapı yenileme, aktif kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda İzmir kent merkezinde kayıp-kaçak oranı yüzde 27,17’den yüzde 24,80’e düşürüldü. Sadece bir yıl içinde sağlanan yüzde 2,37’lik bu düşüş, yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde kalmasını sağladı. Elde edilen tasarruf miktarı, on binlerce hanenin yıllık su ihtiyacına karşılık geliyor. Ayrıca vatandaşların yaptığı tasarrufta bu mücadelede önemli bir rol oynadı. Su tarifeleri değişmedi İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nce yüksek enflasyon nedeniyle yaşanan ekonomik zorlukları göz önünde bulundurularak, vatandaşların alım gücünü korumak amacıyla ocak ayında planlanan su zammı yapılmadı.
Danıştay kararı Karadeniz’de atmaca geleneğini tartışmaya açtı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:09 Danıştay kararı Karadeniz’de atmaca geleneğini tartışmaya açtı Danıştay’ın, kızıl sırtlı örümcek kuşunun avlanmasına izin veren düzenlemeyi iptal etmesi, Karadeniz’de nesillerdir sürdürülen geleneksel atmaca geleneğini fiilen durma noktasına getirirken bölgede tartışma ve tepkilere yol açtı. Ülkemizde Artvin, Rize ve Trabzon illerinde nesillerdir sürdürülen atmaca geleneği, son dönemde yaşanan hukuki gelişmelerin ardından tartışmalara neden oldu. Bölgede kültürel yaşamın önemli bir parçası haline gelen atmacacılık geleneği, asırlardır yaşatılırken yöre insanı için de vazgeçilmez bir tutku olmayı sürdürüyor. Doğa Derneği tarafından, 2021–2022 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu (MAK) Kararı’nın iptali istemiyle açılan davada, Danıştay 10. Dairesi kısmi iptal kararı verdi. Mahkeme, atmacanın yakalanmasında yem olarak kullanılan kızıl sırtlı örümcek kuşunun avlanmasına izin veren düzenlemeyi uluslararası sözleşmelere aykırı bularak iptal etti. MAK kararının diğer maddeleri yönünden ise davanın büyük bölümü reddedildi. Kararla birlikte, mutlak koruma altında bulunan kızıl sırtlı örümcek kuşunun yakalanması yasaklandı. Atmacanın kendisi için açık bir yasak getirilmezken, yem kuşunun yasaklanmasının atmacacılığı uygulamada durma noktasına getirdiği ifade ediliyor. Karar sonrası Arhavi’de toplantı yapıldı Danıştay kararının ardından Artvin’in Arhavi ilçesinde, atmaca kültürü ve yasak sürecine ilişkin geniş katılımlı bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, yörede "ğaço / ciciyen" olarak bilinen kızıl sırtlı örümcek kuşunun yasaklanmasının atmaca geleneğine etkileri ele alındı. Ev sahipliğini Turgay Ataselim’in yaptığı toplantıya, bölgedeki atmaca severler, Avcılar ve Atmacacılar Dernek başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. "Bu kültürümüze yapılmış bir saldırıdır" Fındıklı Avcılar ve Atmacacılar Derneği Başkanı Hüseyin Uzunhasanoğlu ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantı telekonferans yoluyla oldukça olumlu geçti. Siyasi partilerimizin tamamı bize gerekli desteği verdi. Artvin Milletvekilimiz Sayın Faruk Çelik, konuyu anlatmak üzere bizi Ankara’ya davet etti. Hukuksal boyutta yapmamız gereken tüm itirazları yapacağız. Bu karar, kültürümüze yapılmış bir saldırıdır. Yeterli araştırma yapılmadan verildiğini düşündüğümüz bu kararı kabul etmiyoruz. Atmaca, dedelerimizden bize kalan bir kültürdür. Açıklamalarımız, ‘ğaço’ serbest olana kadar devam edecek." "Kendimizi savunma fırsatı bulamadık" Arhavi Avcılar, Atıcılar ve Atmacacılar Derneği Başkanı Refik Lakerta ise da, "Son günlerde gündeme gelen ve atmacacılıkta kullandığımız kızıl sırtlı örümcek kuşunun, yani halk arasında ‘ğaço’ olarak bilinen türün Danıştay kararıyla yasaklanmasıyla karşı karşıya kaldık. Dava sürecinden haberimiz olmadı, kendimizi savunma fırsatı bulamadık. Atmaca kuşunu seviyoruz. Onun davranışlarında kendimizi görüyoruz. Atmacacılar olarak geleneksel kültürümüzün zarar görmesine kesinlikle izin vermeyiz. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız" dedi. Karar öncesi gençlere tanıtıldı Öte yandan Danıştay kararından yaklaşık iki hafta önce, Arhavi Gençlik Merkezi tarafından düzenlenen bir etkinlikte atmaca kültürü gençlere tanıtılmıştı.
Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:06 Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor Karadeniz Bölgesi’nin jeolojik yapısı, plansız ve zemin şartları dikkate alınmadan yapılan yapılaşma deprem riskini artırıyor. Dere yatakları, heyelanlı alanlar, alüvyal ve dolgu zeminler, şehirleşmenin yoğunlaştığı noktalar arasında yer alıyor. Karadeniz Bölgesi’nde yerleşim alanlarının önemli bir bölümü dere yatakları, heyelanlı sahalar, alüvyal ve dolgu zeminler üzerinde bulunuyor. Bölgenin dağlık yapısı ve sınırlı yerleşim alanları nedeniyle yapılaşma deprem riskine karşı alınması gereken önlemleri yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar dere yatakları, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanlarda yapılan yapılaşmanın ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Yapı yoğunluğunun zaman içinde arttığı bölgede özellikle parsel bazında zemin etütleri yapılmadan inşa edilen yapıların, deprem anında büyük tehlike oluşturduğu belirtildi. "Zor bir coğrafyada yaşıyoruz" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Türkiye’de yapı stokunun belli bir kalitenin altında olduğunu belirterek, "Şehrimizde özellikle dere yataklar, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanları çok fazla. Bu alanlarda dolguya ve dere yatağına uygun yapı yapıldı mı yapılmadı mı bunlar çok önemli. Aslında dere yatağına yapı yapılmaz. Özellikle zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla yerel zemin şartları dediğimiz bu. Parsel bazında jeofizik ölçümlerle, jeolojik araştırmalarla elde edilecek sonuçlara göre parsel bazına özel yapı yapılması gerekir. Yapı stokumuzun bu anlamda çok başarılı olduğunu söyleyemem. Sadece Trabzon’da değil tüm Türkiye’de yapı stokumuz maalesef belli bir kalitenin altında. 1999 depreminden sonra bazı yönetmeliklerle düzenlemeler yapıldı ve daha sonra 2018 yılında yapılan deprem yönetmeliği ile giderek iyileşiyoruz. Ancak deprem yapı stokumuzun yüzde 80-90’u gerçekten şu anda maalesef kötü durumda. Deprem bölgeleri haritasının artık yürürlükten kalktığı ve parsel bazında deprem tehlikesinin değerlendirildiği bir aşamaya geçmiş bulunmaktayız. Bu nedenle mutlaka yapınızın bulunduğu parsele özel zemin etütlerini dikkate alınız" dedi. "Depremsiz bir dünya düşünülemez" Depremle yaşamayı öğrenmek gerektiğinin altını çizen Akın, "Karadeniz depreme çok alışkın olmasa da bu aslında doğal bir olay. Yani bu her zaman meydana gelebilecek yağmurun yağması gibi bir olay. Biz yağmur yağarken nasıl yanımıza şemsiye alıyorsak deprem için de önlemlerimizi alırsak hiçbir sorun yaşamayız. Deprem dünyanın yaşadığını gösterir. Depremsiz bir dünya düşünülemez. Bizde dünyada zaten çok aktif bir bölgedeyiz. Dünyada Alp-Himalaya kuşağındayız. Dolayısıyla depremle yaşamayı öğrenmemiz lazım" ifadelerini kullandı.