ÇEVRE
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:18 Şehit Ergün Köncü’nün adı İzmit’te park ve anıtla yaşatılacak İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi’nde altyapı ve üstyapı çalışmaları tamamlanan Şehit Ergün Köncü Caddesi, asfalt serimi ve çevre düzenlemeleriyle modern, güvenli ve estetik görünüme kavuşurken, bölgede şehidin adını yaşatacak park ve anıt çalışması da sürdürülüyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit Yahyakaptan Mahallesi Şehit Ergün Köncü Caddesi’nde alt ve üstyapısı çalışmalarını tamamladı. Büyükşehir şimdi de 1994 yılında Şırnak’ta şehit düşen Piyade Er Ergün Köncü’nün adını yaşatacak park ve anıt inşa ediyor. Hayata geçirilecek park ve anıt çalışmasıyla şehidin hatırası gelecek nesillere aktarılacak. Park ve anıt ile Şehit Ergün Köncü’nün adı yaşatılırken, vatandaşlar da şehidimizin hatırasını anabileceği anlamlı alana sahip olmuş olacak. Yol ve Bakım Dairesi ile Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan park ve anıt ile Şehit Ergün Köncü’nün adı, yaşadığı şehirde kalıcı eserle gelecek nesillere aktarılmış olacak. Altyapı ve enerji sistemleri yenilendi Estetik görünüme kavuşan 850 metre uzunluğundaki Şehit Ergün Köncü Caddesi’nde 5 bin ton asfalt serimi yapıldı. Cadde üzerinde bulunan beton aydınlatma direkleri kaldırılırken, elektrik hatları yer altına alındı. Caddede 37 dekoratif aydınlatma direğinin montajı gerçekleştirildi. Enerji verimliliğini artırmak, yüksek gerilim hattını düşük gerilime dönüştürecek modüler hücreli transformatör binası inşa edildi. Kullanım ömrünü tamamlayan trafo ve orta gerilim hücreleri de elektrik enerjisi sağlayan 1600kVA kapasiteli yeni trafo binası ile yenilendi. Yaya ve iletişim altyapısı güçlendi Büyükşehir Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığı ekipleri, İSU’nun altyapı çalışmalarını tamamlamasının ardından bölgede hummalı üstyapı düzenlemesi gerçekleştirdi. Cadde, yenilenen altyapısı ve modern üstyapısıyla daha güvenli, estetik ve konforlu hale geldi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bölgedeki çalışmaları bununla da sınırlı kalmadı. 40 metreküp betonarme duvar örülerek yaya kaldırımları genişletildi ve yaya güvenliği sağlandı. Ayrıca 2 bin metre fiber optik altyapı döşenerek iletişim altyapısı güçlendirildi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:00 Adana’da bir yanda kar, bir yanda bahar Adana’nın kuzeyinde yer alan Aladağ ilçesi, aynı anda hem kışı hem baharı yaşatan doğasıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Bir yanda karla kaplı dağlar, diğer yanda baharı aratmayan orman manzarası bölgeye gelenlere doğadaki şöleni yaşatıyor. Kentte sahil kesimlerinde bahar ve yaz havası etkisini gösterirken, kentin kuzeyinde yer alan Aladağlar’da zirveler beyaz örtüyle kaplı kalmaya devam ediyor. Yaklaşık bin 500 rakımda bulunan Aladağ ilçesindeki Meydan Yaylası, bahar ve kış manzarasını aynı karede buluşturuyor. Yayladaki orman örtüsü ve doğal yaşam alanları bahar havasını hissettirirken, karşısında yer alan karla kaplı dağlar bölgeyi ziyaret edenleri mest ediyor. Yılın 4 mevsimi ziyaretçi ağırlayan ilçe, doğa turizmi açısından dikkat çekerken, çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların uğrak noktası haline geldi. İlçe sakinlerinden Abdurrahman Ay, ilçede dört mevsimin bir arada yaşandığını belirterek, "İlçemizde bir yanda orman, bir yanda karla kaplı dağlar var. Bu özellik, burayı cazip hale getiriyor. Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçiler geliyor" dedi. Kozan’dan bölgeye gelen ziyaretçilerden Erdal Acar ise "Gerçekten görülmesi gereken bir yer. Bir yanda bahar havası, diğer yanda kar manzarası var. İnsanları da çok misafirperver. Herkesin gelip görmesini tavsiye ederim" diye konuştu.
Pasinler Belediyesi’nden metruk bina yıkımı
13 Şubat 2026 Cuma - 09:00 Pasinler Belediyesi’nden metruk bina yıkımı Erzurum’un Pasinler ilçesinde belediye ekipleri, Yeni Mahalle semtinde çevre kirliliği ve güvenlik riski oluşturan metruk binalara yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Belediye Fen İşlerine bağlı ekiplerin yıkım çalışmasını yerinde takip eden Pasinler Belediye Başkanı Ünsal Sertoğlu, ’Pasinlerimizin her köşesine dokunuyoruz. İlçemizin gelişimine katkı sağlayacak, çehresini değiştirecek güzel çalışmalar yapıyoruz. ’’ dedi. Yıkım çalışmalarını yerinde takip etti Tahliye işlemlerinin ardından güvenlik riski oluşturan metruk binalar, Pasinler Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerince iş makineleriyle yıkıldı. Zabıta ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında yürütülen çalışmalarla bölgenin daha güvenli hale getirilmesi ve görüntü kirliliğinin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Pasinler Belediye Başkanı Ünsal Sertoğlu, yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ‘Gerçek Belediyecilik’ anlayışı doğrultusunda Pasinler Belediyesi olarak Kentsel Dönüşümün önemli yıkım projesini gerçekleştiriyoruz. Güvenlik açısından risk taşıyan metruk binalara yönelik temizlik ve yıkım çalışmalarımız planlı şekilde devam edecek. Bu sayede hem güvenli yerler ortaya çıkıyor hem de çevre kirliliği ortadan kalkmış oluyor. Eski bina tapu sahipleri anlaşarak metruk binaları yıkıyor yerine yol, park gibi hizmetler yapıyoruz. İlçe merkezleri bizim evimizdeki misafir odası gibi olmalı yani düzenli, tertemiz ve güzel olması lazım. Bizimde bu yönde çalışmalarımız devam ediyor. Pasinler’imizin her köşesine dokunuyoruz. Güzel işler yapmaya çalışıyoruz. Pasinlerin İlçemizin gelişimine katkı sağlayacak, çehresini değiştirecek tüm bu yatırımların ilçemize hayırlı olmasını temenni ediyorum’’ diye konuştu.
Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’
12 Şubat 2026 Perşembe - 20:02 Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’ Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz’’ dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) İstanbul Beşiktaş’ta düzenlendi. Beşiktaş’taki bir otelde gerçekleşen konferansa, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, yurt dışından temsilciler ve davetliler katıldı. Tanıtım filminin yayınlanmasının ardından temsilciler ortak basın toplantısı düzenledi. Konferansta söz alan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP toplantılarının dünyanın en yüksek iklim toplantısı olduğuna ve dünya liderlerini de tek masa etrafında toplama gücüne sahip bir organizasyon olduğuna dikkat çekti. Bakan Kurum, "COP toplantıları çok kritik ve kıymetlidir, çünkü dünyamız, iklim krizinin yıkıcı etkilerini her gün daha sert şekilde yaşamaktadır. Dahası, iklim değişikliği, sadece bir çevre krizi değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar insan yaşamına dair her alanı etkileyen bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir. İşte dünyanın içinde bulunduğu bu kriz döneminde Türkiye, engin tarihi birikimi, iklim krizine dair attığı somut adımlar ve küresel adalete duyduğu inançla, COP31’e Antalya’mızda ev sahipliği yapacaktır. Hakikaten son 3 aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31’in başarılı bir şekilde sonuçlanması için yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Bu çerçevede dün ve bugün İstanbul’da; İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık’’ dedi. "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir" 9-20 Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 toplantısına tüm detaylarıyla çalıştıklarının bilgisini veren Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, bu mirası sahipleniyor, COP31 sürecini sonuç odaklı bir anlayışla yürütmeyi hedefliyoruz. COP31’i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve işbirliğine dayalı bir anlayışıyla çalışacağız. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var. Biz, COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık ifadelerle anlatacağız. Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir müzakere çerçevesini değil; insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden hatırlatan, medeniyetlerin ortak hafızasından beslenen bir sorumluluk anlayışını temsil etmektedir" diye konuştu. "Göbeklitepe’yi geleceğin COP’u olarak tanımlıyoruz" Göbeklitepe’nin insanlık tarihinin başlangıç noktası olduğunu ve insanlığın bir araya gelerek ilk kez bir anlam oluşturduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, "Bu yönüyle COP31’i insanlığın yeniden bir araya geldiği, ‘Geleceğin COP’u’ olarak tanımlıyoruz. Evet, Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek ikinci aşamadır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve Aksiyon. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile, COP31’i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve reel sektörlerde uygulama çalışmalarını önceleyen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bu sürecin en önemli toplantısı, hiç şüphesiz Liderler Zirvesi olacak" Bu yılın Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP31 konferansının en önemli kısmının 2 gün sürecek olan liderler zirvesi olacağına dikkat çeken Kurum, "Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecek. Tabi burada şunun altını kalın şekilde çizmekte fayda var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye’nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir. Diğer taraftan, COP31’in özellikle aksiyon boyutu ‘Değer Temelli’bir anlayışla güç kazanmaktadır. Sayın Emine Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, iklim eyleminin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını sonuç odaklı bir dönüşüm çerçevesine taşınabileceğini tüm dünyaya göstermiştir" şeklinde konuştu. "Çok taraflılık, insanlığın ortak geleceğini koruyacak yegane meşru ve etkili zemindir" Dünyada yaşanan iklim krizinde tek çözümün çok taraflı düşünmek ve ortaklaşa hareket etmek olduğuna kaydede Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki, COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Şunu unutmayalım, kadim dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır. Doğayla uyumlu yaşamak! Çünkü Dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. İşte bu şuurla diyoruz ki, Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir" diye belirtti.