ÇEVRE
Manisa’da yanan alanlar yeniden yeşeriyor 23 Mart 2026 Pazartesi - 16:31:34 Manisa’da 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası kapsamında "Türkiye’nin Gücü Orman" temasıyla düzenlenen etkinliklerde yaklaşık 30 bin fidan toprakla buluşturulacak. Yangından zarar gören alanların yeniden yeşertilmesi amacıyla gerçekleştirilen etkinliğin ana programı Şehzadeler ilçesine bağlı Sarıalan Mahallesi’nde yapıldı. Manisa’da 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası dolayısıyla İzmir Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda 13 farklı lokasyonda ağaçlandırma çalışmaları başlatıldı. Etkinlikler kapsamında hafta boyunca yaklaşık 30 bin fidanın toprakla buluşturulması hedefleniyor. Programın ana etkinliği ise Şehzadeler ilçesine bağlı Sarıalan Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Bu bölgede 11 Ağustos 2025 tarihinde meydana gelen orman yangınında yaklaşık 50 hektarlık alan zarar görmüştü. Yangının ardından başlatılan saha hazırlıklarının tamamlanmasıyla birlikte alanda yeniden ağaçlandırma çalışmalarına geçildi. Etkinliğe Manisa Vali Yardımcısı Hikmet Dengeşik, Manisa Cumhuriyet Başsavcı vekili Kenan Karaca, İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Yunusemre Kaymakamı Celalettin Cantürk, Manisa İl Sağlık Müdürü Mehmet Fatih Zeren ve Manisa Orman İşletme Müdürü Fatih Öztürk ile öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Programda konuşan İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca fidanın toprakla buluşturulduğunu söyledi. Yılmaz, "Tarım ve Orman Bakanlığımızın himayelerinde Orman Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda ülkemizin dört bir köşesinde 7’den 77’ye tüm vatandaşlarımızın katılımıyla bu hafta milyonlarca fidanı toprakla buluşturuyoruz. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü olarak Manisa ilimizde Sayın Valimizin himayelerinde 13 farklı lokasyonda yaklaşık 30 bin fidanı toprakla buluşturacağız. Bulunduğumuz bölgede ise yaklaşık 4 bin fidanı toprakla buluşturuyoruz. Dikeceğimiz fidanların hayırlara vesile olmasını diliyoruz" dedi. Sarıalan Mahallesi’ndeki alanın geçtiğimiz yıl çıkan orman yangınından etkilendiğini hatırlatan Yılmaz, yangının ardından hızlı bir şekilde saha hazırlıklarına başladıklarını belirterek, "Bugün son fidanlarımızı da toprakla buluşturarak sahayı yeniden ağaçlandırıyoruz" diye konuştu. Yılmaz, günümüzde kırsal nüfusun azalması, şehirleşmenin artması ve sanayileşmenin hız kazanmasıyla birlikte doğal kaynakların korunmasının her geçen gün daha büyük önem kazandığını ifade ederek, "Eğer gerekli tedbirler alınmazsa yakın gelecekte kuraklık, ani taşkınlar ve mega orman yangınları gibi ciddi tehditlerle karşı karşıya kalabiliriz" dedi. İklim değişikliğiyle mücadelede ormanların en büyük güç olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Ormanlar yenilenebilir doğal kaynaklar olup insanlığın ortak değerleridir. Bu değerlere sahip çıkmak her bireyin birinci önceliği olmalıdır. Orman Genel Müdürlüğü olarak 1839 yılından bu yana yürüttüğümüz ağaçlandırma, rehabilitasyon ve erozyonla mücadele çalışmaları sayesinde ülkemizin orman varlığını önemli ölçüde artırdık. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2025 yılı raporuna göre ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 3’üncü sıradayız" ifadelerini kullandı. Fidan üretim kapasitesini de artırdıklarını belirten Yılmaz, "Başta orman yangınlarından zarar gören alanların yeniden ağaçlandırılması olmak üzere fidan ihtiyacını karşılamak amacıyla üretim kapasitemizi artırdık. 2026 yılı programımız kapsamında yaklaşık 11 milyon fidan üretmeyi planlıyoruz" dedi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar hep birlikte fidan dikerek can suyu verdi. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen etkinlikler kapsamında yangınlardan zarar gören alanlar başta olmak üzere belediye arazileri, okul bahçeleri ve ormanlık alanlarda da ağaçlandırma çalışmaları gerçekleştirildi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:12 Sahipli hayvanını terk edene 108 bin TL ceza YOZGAT (İHA) – Yozgat Valiliği tarafından sahipli hayvanını terk edenlere 108 bin 370 TL idari para cezası uygulanacağı belirtildi. Yozgat Valiliği, il genelinde sahipli hayvanların kuduz aşılarının yapılması ve mikroçip ile kayıt altına alınması çalışmalarına devam ediyor. Bu çerçeve valilik tarafından bir açıklama yayınlandı. Açıklamada, il merkezi, ilçeler ve köylerde sahipli hayvanların kuduz aşılarının yapılması ve mikroçip ile kayıt altına alınmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Yetkililer, hayvan sahiplerinin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda uyarılarda bulundu. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Köpek sahipleri, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine 260 TL (mikroçip, pasaport ve kuduz aşı bedeli) yatırarak dilekçe (beyanname) ile başvuru yapmalıdır. Başvuru yapılan 6 aylık yaşa kadar sahipli hayvanlara kayıt altına alınarak Kuduz aşıları yapılacaktır. 6 aylık yaştan büyük köpeklere 10 bin 423 TL idari para cezası uygulandıktan sonra mikroçip takılabilecektir. Sahipli hayvanını terk edenlere ise 108 bin 370 TL idari para cezası verilecektir. Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişilere Türk Ceza Kanunu’nun 177. Maddesi uyarınca ise 6 aya kadar hapis ve adli para cezası uygulanacaktır. Kayıtlı hayvanlarınızı köy/mahalle içinde bağlı tutun, serbest bırakmayın veya terk etmeyin. Aksi durumda yasal yükümlülüklerle karşılaşabilirsiniz."
Yeşiltepe muhtarından tepkiler hakkında açıklama
15 Şubat 2026 Pazar - 10:54 Yeşiltepe muhtarından tepkiler hakkında açıklama Eskişehir’in Yeşiltepe Mahallesi için hazırlanan imar değişikliği planına muhtarlık önünde gösteren tepki vatandaşlar hakkında konuşan Muhtar Meryem Kuş Açıkgöz, "Ben bu projenin yanındayım ama benim imza yetkim yok. Protestodaki 120 kişinin en az 50’si benim mahallemden değildi, dışarıdan taşımalı olarak getirilmişlerdi" dedi. Geçtiğimiz hafta Pazar günü Yeşiltepe Mahallesi Muhtarlığı önünde toplanan bir grup vatandaş, Tepebaşı Belediyesi’nce hazırlayıp Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sunulan imar değişikliği planına tepki gösterdi. Slogan atan grup, ada bazlı plana karşı Muhtar Meryem Kuş ’a tepki gösterdiler. Yapılan protestolar hakkında konuşan Yeşiltepe Mahallesi Muhtarı Meryem Kuş Açıkgöz, durumla alakalı kendisinin bir yetkisinin olmadığına dikkat çekti. "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da projeyi onayladı" Konuyla alakalı konuşan Muhtar Meryem Kuş Açıkgöz, "Pazar günü muhtarlığın önünde eylem yapmak istemişler. Muhalif bile demek istemiyorum, utanıyorum; aynı mahallede muhaliflik olmaz. Mahalle sakinlerinin bir kısmı telefon ederek, ‘Muhtarım, toplantı yapıyormuşsunuz, konunun aslı nedir?’ diye sordu. Benim böyle bir etkinliğim veya toplantım olmadığını, ancak benim de geleceğimi söyledim. Olaya bu şekilde dâhil oldum ve durumdan bu şekilde haberim oldu. Oraya gittiğimde gördüm ki; vatandaşın kanuni hakkıdır, özgürlük ve demokrasi vardır. Elbette isteklerini ve dileklerini dile getirecekler ancak o toplantının yeri burası değildi. Ben bu mahallede 62-63 yıldır yaşıyorum ve mahallenin yenilenmeye ihtiyacı var. 12 yıldır da muhtarlık görevindeyim; imar için verdiğim mücadeleye herkes şahittir. Malum, zor bir dönemden geçiyoruz ve deprem riskini her gün hissediyoruz. Balıkesir’de meydana gelen bir deprem bile Eskişehir’i etkiliyorsa şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yatay mimari ve ayrık nizam vurgusu yapıldı. Belediye de mahalle adına bu doğrultuda çok güzel bir çalışma yaptı. Bu çalışma, meclis üyelerinin oy birliğiyle kabul edildi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi’nden de oy birliğiyle geçti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da projeyi onayladı" dedi. "Peki, Benim imza yetkim mi var?" Projede imza yetkisi olmadığını belirten Yeşiltepe Mahallesi Muhtarı Meryem Kuş Açıkgöz; "Ben bu projenin yanında mıyım? Evet, yanındayım. Peki, benim imza yetkim mi var? Benim talimat verme veya ‘Hayır, şöyle olsun’ deme yetkim mi var? Yapılan proje kesinlikle mahallemin geleceği için çok uygun bir projedir. Aldığım tepkiler de herhalde bu desteğimden kaynaklanıyor ancak bu tepkiler benim için değil, mahallemiz için bir önem arz etmeli. Gelecek nesil için tarih yazacak bir mahalle olacağını düşünüyorum, bu anlamda projenin arkasındayım. Elbette muhalefet olacak, muhalefet olmazsa güzellikler, iyilikler ve yapılan hizmetler anlaşılmaz. Onlar da kendi şartlarında muhalefet yapıyorlar. Tek üzüldüğüm nokta, mahalle üzerinden siyaset yapılmasıdır. Çünkü bu mahallede hep birlikte yaşayacağız. Siyaseti karıştırmadan oturup karşılıklı bilgi alışverişinde bulunsaydık, eminim ki çok daha uygun ve düzgün projelere de imza atabilirdik. Kendi çıkarını ve menfaatini düşünerek mahalleyi yok sayanların karşısındayım. Pazar günü ben kişi saymadım ancak bir basın mensubu arkadaşımız, 120 kişinin olduğunu ve kendisinin saydığını belirtti. Buna kesinlikle saygı duyuyorum ama herkes şundan adı gibi emin olsun, artık duruma çok daha objektif bakıyorum." "O 120 kişinin en az 50’si benim mahallemden değildi" Eylem yapanlardan önemli bir kısmının mahalleden olmadığına değinen Muhtar Açıkgöz, "O 120 kişinin en az 50’si benim mahallemden değildi, dışarıdan taşımalı olarak getirilmişlerdi. Sosyal medyada, ‘Herkes gelirken yanında 10 kişi getirsin, nereden geldiği önemli değil’ şeklinde paylaşımlar yapılmış. Burada yaşamayan insanların mahallem üzerinde söz hakkı yoktur. Kimse sırf gruplaşmak uğruna mahallemin ve çocuklarımın geleceğiyle oynamasın. Aslında onlara teşekkür ediyorum; böyle bir durum yaşanmasaydı bu mahallenin kıymeti ve değeri bu kadar artmazdı. Yüreklerine sağlık. Yeşiltepe’nin adını sadece Eskişehir’de değil, tüm Türkiye’de duyurmama vesile oldular. Kendi çaplarında istemeseler de Yeşiltepe için bir hizmet yapmış oldular ve güzellikler ortaya çıktı. Belediyelere, meclis üyelerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yürekten teşekkür ediyorum. Yeşiltepe, Eskişehir’de tarih yazacak. ‘Bu planı muhtar yaptı’ diyerek ‘Muhtar istifa!’ diye bağırdılar ve beni hedef gösterdiler. Bende imza yetkisi ne gezer? Benim çok büyük hayallerim var. Bir dönem, ‘Kanalı temizleyin, buradan gondollar geçsin’ demiştim. Madem her dediğim yapılıyor, bu neden yapılmadı? Eğer bu imar planını ben istediğim için, benim hatırıma yaptılarsa buradan sesleniyorum, 12 yıldır yalvarıyorum; bu kanal adeta bir ölüm kanalıdır. Kapatamıyorsak bile lütfen temizleyelim. Benim çocuklarım deniz görmüyor, 12 yıldır oradan gondollar geçsin diye yalvarıyorum. Onu yapmadılar da imarı mı yaptılar? Üstelik bu plan, ben istediğim için değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, depremde can kaybı yaşanmasın diye yatay mimari esasına göre yapıldı. Keşke böyle bir yetkim olsaydı, bunu ben de isterdim" diye konuştu.
Karlar altındaki doğal yaşam Maden köyünde sanatla buluştu
15 Şubat 2026 Pazar - 10:42 Karlar altındaki doğal yaşam Maden köyünde sanatla buluştu Artvin’de geleneksel doğal yaşamın sürdüğü, adına belgeseller çekilip kitaplar yazılan Maden köyü, fotoğraf sanatçılarını ağırladı. Artvin Belediyesi’nin katkılarıyla, "sakin şehir" unvanlı Şavşat ilçesinde yer alan Maden köyünde (Bazgiret) düzenlenen foto safari etkinliğine yaklaşık 40 fotoğraf sanatçısı katıldı. Yaklaşık 2 bin metre rakımda, etrafı dağlarla çevrili ormanlık alanda bulunan köy; bozulmamış doğası, geleneksel mimarisi ve özgün kültürel yapısıyla fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor. Akordeon eşliğinde yöresel kıyafetlerle gerçekleştirilen çekimlerde köyün tarihi ahşap evleri objektiflere yansıdı. Etkinlik kapsamında yalnızca manzaralar değil, köy yaşamının günlük ritmi de görüntülendi. Köy sakinlerinin hayvanlarına ot taşırken kullandıkları geleneksel sepetler, yerel taşıma araçları ve el emeğine dayalı yaşam biçimleri objektiflere yansıdı. Yoğun kış şartlarında köylülerin zorlu doğa koşullarına rağmen günlük hayatlarını nasıl sürdürdükleri de fotoğraf kareleriyle kayıt altına alındı. Karla kaplı evleri ve dağ manzarasıyla dikkat çeken köy, yıl boyunca yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor. Etkinlik kapsamında geleneksel kıyafetlerini giyen bölge halkı, yöreye özgü enstrümanlar eşliğinde kar üzerinde dans etti. Öte yandan köyde ahşap evler arasında uzanan yolda kızak kayan katılımcılar renkli görüntüler oluşturdu. Etkinliğe katılan fotoğraf sanatçısı ve belgeselci Faruk Akbaş, "Bugün Artvin Belediyesinin katkılarıyla ülkemizin çeşitli yerlerinden gelen fotoğrafçı dostlarımızla burayı fotoğraflamaya çalışıyoruz. 80’lerin sonundan itibaren burayı fotoğraflıyorum. Belgesel filmler yaptık, kitap çıkarttık. Burasını farklı ele almak lazım; birincisi dağlar, köyün etrafı tamamen dağlarla çevrili. Fotoğraf çekmek için Kuzey Pakistan’a gidiyoruz, Nepal’e gidiyoruz. İnanın buranın hiçbir farkı yok. Doğa muhteşem, yüzlerce çeşit çiçeğe ev sahipliği yapıyor. Yaban hayatı olarak ise ayı, tilki, vaşak ne isterseniz var. Onları uzaktan görüp heyecanlanıyoruz. Yaşayan ve kültürüne sahip çıkan ender yerlerden biri Maden köyü. 2 bin metrenin üzerinde, ülkemizin en yüksek köyleri arasında. Böyle kapalı bir yapı olduğu için kültürü de muhafaza etmiş. Ahşap evleri görüyorsunuz, nerede var. Burası ekolojik turizm ya da kırsal turizm anlamında yükselmesi lazım. Bu köylerin de buna ihtiyacı var. Enstrümanları, doğal yerel giysileri var" dedi.
Dondurucu soğuğa meydan okudu: Van Gölü’nde şifa kulaçları
15 Şubat 2026 Pazar - 10:17 Dondurucu soğuğa meydan okudu: Van Gölü’nde şifa kulaçları Van’da bir öğretmen, hem sağlıklı yaşama hem de kış turizmine dikkat çekmek amacıyla Van Gölü’nün dondurucu sularında yüzdü. Doğu Anadolu’nun sert kış şartlarının yaşandığı Van’da, örnek bir farkındalık etkinliğine imza atıldı. Van’da özel eğitim öğretmenliği yapan bir Muhammed Türken, hem sağlıklı yaşama teşvik etmek hem de kış turizminin potansiyelini vurgulamak amacıyla Van Gölü’nün dondurucu ve dalgalı sularına girdi. Hava sıcaklığının sıfırın altında seyrettiği kentte, sabah saatlerinde göl kıyısına gelen Türken, kısa bir hazırlığın ardından dalgalı sulara girerek yüzmeye başladı. Yüzme sonrası açıklamalarda bulunan Türken, düzenli sporun ve soğuk suya kontrollü şekilde girmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirterek, "Yaklaşık 9 yıldır gerek Van Gölü olsun, gerek akan su olsun yılda kışın 4-5 kere suya girip yüzüyorum. Bunun sağlıklı yaşama etkisini bildiğim için ve kendi vücudumda da etkilerini bildiğimden dolayı bunu artık rutin haline getirdim. Bu sayede 12 yıldır kış hastalıklarının hiçbirine yakalanmadım. 12 yıldır aynı okulda görev yaptığım halde benim kış hastalıklarından dolayı hastaneye gittiğimi gören olmadı. Güzel bir şey. Tavsiye ediyorum. Herkesin gelip yapmasını da temenni ediyorum" dedi. Van Gölü’nün dalgalı olduğunu ifade eden Türken, "Bugün Van Gölü hem dalgalı hem soğuk. Su dalgalı olduğu için özellikle yüzme açısından biraz zor görünüyor. Daha önce hiç dalgalı suda kışın yüzmedim. Bugün benim için de bir ilk oldu. Güzel de oldu. Keyifli bir anlar yaşıyoruz" diye konuştu. Soğuk ve dalgalı havaya rağmen yüzme etkinliğini sürdüren Türken, Van’ın doğal güzelliklerinin her mevsim keşfedilmeyi beklediğini ifade etti.
İznik Gölü’nde kuraklık alarmı: Yağışlara rağmen çekilme sürüyor
15 Şubat 2026 Pazar - 09:33 İznik Gölü’nde kuraklık alarmı: Yağışlara rağmen çekilme sürüyor Bursa’da İznik ve Orhangazi’yi doğrudan etkileyen İznik Gölü’ndeki su seviyesi düşüşü, bölgede endişeyi artırıyor. Son dönemde etkili olan yağışlara rağmen göldeki çekilmenin devam etmesi, çiftçi ve esnafı tedirgin ediyor. İznik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Kadir Akçaalan, göldeki çekilmenin yalnızca yağış azlığına bağlanamayacağını belirterek, sanayi tesislerinin su kullanımına dikkat çekti. Akçaalan, özellikle İznik Gölü çevresinde ve Gemlik hattındaki bazı fabrikaların göl suyunu yoğun şekilde kullanmasının ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Akçaalan, "Göldeki çekilme sadece kuraklıkla açıklanamaz. Esas sorun, göl çevresindeki fabrikaların aşırı su kullanımıdır. Bu fabrikaların hiçbirinin gölden su kullanmaması gerekir. Yıllar önce bu konuda mücadele ettik ancak yeterli destek göremedik. Bugün İznik’i vuran bu sorun, yarın Orhangazi’yi de aynı şekilde etkileyecek" dedi. "İki yıl sonra çiftçi su bulamayabilir" Göldeki mevcut gidişatın devam etmesi halinde tarımın ciddi zarar göreceğini vurgulayan Akçaalan, "Bu şekilde devam ederse iki yıl sonra çiftçi buradan bir damla su dahi kullanamaz. Sondajla çözüm bulunacağını düşünenler yanılıyor. Buna da izin verilmeyecek. Önlem alınmazsa önce çiftçi, ardından esnaf ve tüm vatandaşlar bu sıkıntıyı yaşayacak" ifadelerini kullandı. Muhtarlardan ortak çağrı: "Göl olmazsa tarım da olmaz" Çakırca Mahallesi Muhtarı Ersin Körpe de İznik Gölü’ndeki çekilmenin tarım açısından hayati bir risk taşıdığını belirtti. Körpe, kuraklığın artık küresel bir sorun haline geldiğini ifade ederek şunları söyledi: "Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bölgemizde de kuraklık yaşanıyor. Ancak İznik Gölü’nde yaşanan çekilme artık gözle görülür bir noktaya ulaştı. Bizler tarımla geçinen insanlarız. Göl biterse tarım biter. Bu nedenle gölün eski seviyesine ulaşması için mücadele ediyoruz." Bölge temsilcileri, İznik ve Orhangazi’deki çiftçiler, muhtarlar ve ilgili kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini vurgularken, yetkililere acil önlem çağrısında bulundu. Göldeki su seviyesinin korunması için sanayi su kullanımı, tarımsal sulama ve alternatif kaynaklar konusunda kapsamlı bir plan hazırlanması gerektiği ifade edildi. İznik Gölü’ndeki çekilmenin devam etmesi halinde bölge ekonomisi ve tarımsal üretimin ciddi risk altına gireceği belirtiliyor.