ÇEVRE - 22 Mart 2026 Pazar 11:28

Büyükincirli köyünde incirin yalnızca adı kaldı

A
A
A
Büyükincirli köyünde incirin yalnızca adı kaldı

Yozgat merkeze bağlı Büyükincirli köyü, ismini asırlar önce topraklarında yetişen bereketli incir ağaçlarından almasına rağmen, günümüzde tek bir incir ağacı dahi yetişmiyor.


Anadolu’nun kadim yerleşim yerlerinden biri olan Yozgat’ta yer alan Büyükincirli köyü, rivayete göre incir ağaçlarına sahip olduğu dönemlerde bu ismi aldı. Ancak değişen iklim şartları, zamanla kuruyan su kaynakları ve tarımsal dönüşüm, köyün simgesi olan incir ağaçlarını tarihin tozlu sayfalarına gömdü.



"Büyük incir ağacından dolayı köyümüzün adı ‘Büyükincirli’ olmuş"


Büyükincirli köyü muhtarı Sedat Zorlusoy, "1800’lü yıllarda Osmanlı Devleti zamanında köyümüz kayıt altına alınmaya başladı. Fakat köyümüzün kuruluşu 1500’lü yıllara dayanıyor. O dönemlerde iklim şartlarına uygun benim köyümde incir ağacı yetişiyordu. İncir ağacı varmış ve o incir ağacından dolayı köyümüzün ismi Büyükincirli. Yozgat’ta iki tane ‘İncirli’ köyü vardır. Birisi Büyükincirli diğeri Küçükincirli olarak kayıtlara geçer. Benim köyümdeki incir ağacının boyunun büyük olmasından dolayı Büyükincirli adını almıştır. Küçükincirli’deki ağacın boyunun kısalığından dolayı orası da Küçükincirli olarak kayıtlara geçmiştir. Belli zamanlardan sonra iklim değişikliklerinden veya bakımsızlıktan dolayı o incir ağacı kuruduktan sonra köyümüzde caminin bahçesine o zaman yaşamış atalarımız tarafından dut ağacı dikilmiştir. Tekrar incir yetiştirme çalışmalarına ben başladım, devam ediyorum. İnşallah tekrar bu köyde incir ağacı yetiştirebiliriz" dedi.



"Köyümüzün kültürüne katkı sağlamak istiyorum"


Köylerinde incir ağacı yetiştiğini göstermek istediğini söyleyen Zorlusoy, "Görkemli Hatıralar programında Yozgat’ın tanıtımı yapılırken incir uyutması tatlısının Yozgat’a ait bir tatlı olduğu gerçeği ortaya konuldu. Yozgat’ta incir yetişmezken incir tatlısının nasıl Yozgat’tan doğduğu sorgulaması geldi. Aydın bölgesi incir yatağıyken neden bu tatlı Yozgat’tan doğmuştur? 1500’lü, 1800’lü yıllarda burada bir incir ağacı yetişmiş. Anadolu’daki insanlarımızın geçimi tarım ve hayvancılıkla olduğundan incir ve sütü buluşturup bir tatlının üretilmesinin gayet normal olduğu ve bu tatlının da buradan çıkmış olma ihtimalini dile getirmek için bu röportajı yaptım. Köyümüzün kültürüne katkı sağlamak istiyorum. Köyümün görünürlüğünü tanınırlığını daha çok arttırmak istiyorum. Köyümüzde ve Yozgat’ımızda güzel şeyler olsun istiyorum" dedi.


Bugün Büyükincirli köyünde meyve veren incir ağaçları bulunmasa da köyün ismi bu tarihi bağın kanıtı olarak görülüyor. Köy halkı bu tarihin araştırılmasını ve bölgenin geçmişteki bitki örtüsünün incelenmesini istiyor.



Büyükincirli köyünde incirin yalnızca adı kaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: "Yapay zekâ ve 3. nesil yazılım ile hızlı çözüm üretiyoruz" Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, belediye bünyesinde hizmet veren Çözüm Merkezi’nde yapay zekâ destekli 3. nesil yazılım kullanarak vatandaş taleplerine hızlı ve etkin çözümler ürettiklerini söyledi. Kocasinan Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Çözüm Merkezi’nin, vatandaşların taleplerini kısa sürede sonuçlandırdığını belirten Başkan Çolakbayrakdar, merkezin vatandaş ile belediye yönetimi arasında önemli bir iletişim kanalı olduğunu ifade etti. Başkan Çolakbayrakdar, 25 Ağustos 2016’da hayata geçirilen Çözüm Merkezi’nin 10. yılını geride bıraktığını hatırlatarak, "Çözüm Merkezi, belediyemizin hizmet zihniyetinin bir göstergesidir. Vatandaşa hizmet etmenin, bu hizmeti neticelendirmenin ve sonucunda vatandaş memnuniyetini ölçerek hizmet kalitesini artırmanın çabasını yansıtır. Belediye ne iş yapar sorusunun cevabı daima insana çıkar. Belediye, insanların beklentilerini ve taleplerini karşılamaya çalışan, aynı zamanda bizden sonraki nesillere emanet edeceğimiz çevreyi koruyan bir kurumdur. İnsan ve çözüm odaklı hizmetler üretiyoruz. Çözüm Merkezi, şehirde yaşayan insanlarla belediye başkanı ve belediye arasında bir iletişim köprüsü olarak hizmet verir. Kayseri’nin yaklaşık 1,5 milyonluk nüfusunun tamamı, 222 70 00 numaralı hattı arayarak bu hizmetlere ulaşabiliyor. Bu, şehrin tamamına eşit şekilde hizmet ulaştırmanın geldiği noktayı gösteriyor. Ayrıca şeffaf bir şekilde taleplerinizi takip edebilme imkânı sunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Çözüm Merkezi’yle taleplere anında yanıt veriyoruz" Çözüm Merkezi ile daha hızlı iletişim ve operasyon refleksi daha yüksek belediyecilik yaptıklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, "Vatandaşımız bizim baş tacımızdır. Vatandaşımızı önemsiyoruz ve beklentilerini hızlı bir şekilde karşılamak için Çözüm Merkezi ile sonuç odaklı çözüm üretiyoruz. Özellikle pandemi süreci gibi hiç evinden çıkamayan vatandaşımızın yanında olduk. Yani Kocasinan Belediyesi, hiç düşünmediğiniz zaman ansızın yanınızda oluyor. Sadece talep değil, zaman zaman vatandaşımızın memnuniyetini ve teşekkürlerini alıyoruz. İlçe sakinlerimiz, isteklerini yüz yüze iletebilmenin yanı sıra her türlü iletişim kanalı; sosyal medya, Kocasinan Belediyesi’nin web sitesi, mobil uygulamalı cep telefonu ve WhatsApp hattı 0 (352) 222 70 00 numaralı telefon üzerinden her şekilde belediyeye anında ulaşabiliyor. Kocasinan Belediyesi hem 7/24 saat çalışan bir belediye hem de 7/24 saat ulaşılan bir belediyedir" diye konuştu. "Yalın yönetim hamlesi ile yapay zekâ destekli karar mekanizması" Çözüm Merkezi’nin 3. nesil bir yazılım hâline geldiğinin altını çizen Başkan Çolakbayrakdar, "Telefonla olayı anlatan bir fotoğraf çekildiğinde, tüm iletişim kanallarını kullanarak bürokrasiyi ortadan kaldırıp dijital ve hızlı bir şekilde çözüm üretiyoruz. Yapay zekâ, gelen talepleri çözümleyip ilgili birime yönlendiriyor. Dünyada yalın yönetim konuşulurken, biz de belediye olarak her kategoride yalın yönetimi esas alıyoruz. Yapay zekâ destekli karar mekanizması, sorunları ciddi anlamda çözüme ulaştırıyor. Bölgelere göre ısı haritasıyla oluşan talepleri noktasal bazda görerek harekete geçiyoruz. Çözüm Merkezi olarak yeni teknolojileri yakından takip ediyor, sürekli yenileniyoruz" şeklinde konuştu.
Malatya Milletvekili Ölmeztoprak’tan şehit ailesine bayram ziyareti AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde 2022 yılında şehit olan Özel Harekât Polisi Aytaç Altunörs’ün ailesini ziyaret ederek bayramlaştı. Ölmeztoprak, şehitlerin emanetine sahip çıkmanın en büyük sorumlulukları olduğunu belirterek, "Şehitlerimizin kıymetli aileleri her zaman baş tacımızdır" dedi. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Ramazan Bayramı dolayısıyla şehit ailelerini ziyaret etmeyi sürdürdü. Ölmeztoprak bu kapsamda, 2022 yılında Suriye’de Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde şehit düşen Özel Harekât Polisi Aytaç Altunörs’ün ailesinin evine konuk oldu. Şehidin ailesiyle bir süre sohbet edip Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Milletvekili Ölmeztoprak, devletin ve milletin her zaman şehit yakınlarının yanında olduğunu vurguladı. "Şehitlerimizin emaneti baş tacımızdır" Şehitlerin fedakârlığının hiçbir zaman unutulmayacağını belirten Milletvekili Ölmeztoprak, "Aziz şehitlerimiz, vatanımızın bağımsızlığı, milletimizin birliği ve bayrağımızın ilelebet dalgalanması uğruna canlarını feda eden en yüce değerlerimizdir. Onların bizlere emaneti olan kıymetli aileleri ise her zaman baş tacımızdır" ifadelerine yer verdi. Bayramda vefa ve gönül birliği Bayramın manevi atmosferine dikkat çeken Ölmeztoprak, "Bayramın manevi ikliminde şehidimizin kıymetli ailesiyle bir araya gelmek, hem vefa duygumuzu tazeledi hem de gönül bağlarımızı daha da güçlendirdi. Aziz şehidimizin anne ve babasıyla hem bayram sevincini paylaştık hem de dualarına talip olduk" dedi. Birlik ve beraberlik mesajı da veren Milletvekili Ölmeztoprak, "Biz biriz, beraberiz, ay yıldızın gölgesindeyiz. Aziz şehitlerimizin fedakârlıkları sayesinde bugün huzur ve güven içinde bayramlarımızı yaşayabiliyoruz. Rabbim tüm şehitlerimize rahmet eylesin, mekânlarını cennet eylesin. Kıymetli ailelerine sabr-ı cemil ihsan eylesin" şeklinde konuştu.
Konya Türkiye’nin en büyük Engelsiz Yaşam Merkezi hasta kabulüne başladı Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi’nin hayata geçirdiği Türkiye’nin en büyük, Konya’nın ise ilk Engelsiz Yaşam Merkezi hasta kabulüne başladı. Proje, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na devredilmesinin ardından hizmete girdi. Toplumun tüm kesimlerine yönelik projeler üreten Karatay Belediyesi, dezavantajlı bireyleri de unutmayarak önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. Engelli bireylerin eğitim ve sosyal hayata katılımına katkı sunacak olan Karatay Engelsiz Yaşam Merkezi, hasta kabulüne başlayarak Konya’da önemli bir boşluğu doldurdu. Merkezin açılışı ise önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek. Engelli bireyler ve aileleri için büyük kolaylık Merkez; özel ihtiyaçlı bireylerin eğitimlerine destek olmayı, sosyal hayata katılımlarını artırmayı ve yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda engelli bireylerin ailelerinin günlük yaşamlarını kolaylaştıracak hizmetler de sunuluyor. Merkezde yer alan atölyeler, eğitim programları ve etkinlikler sayesinde bireyler hem verimli vakit geçirecek hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak. Her yaşa uygun atölye ve eğitim alanları 7 bin 200 metrekare inşaat alanı üzerine inşa edilen merkezde; farklı yaş gruplarına yönelik gündüz bakım birimleri, eğitim odaları, atölyeler, konferans salonu, kapalı spor salonu, kütüphane, mescit ve sosyal alanlar yer alıyor. Merkez bünyesinde ayrıca; görme, işitme, zihinsel ve özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için özel eğitim alanları, fizyoterapi birimleri, duyu bütünleme odaları, psikolojik destek hizmetleri ve uygulama alanı bulunuyor. "Şehrimize hayırlı olsun" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı Engelsiz Yaşam Merkezlerinden birini Konya’ya kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, merkezin özel ihtiyaçlı bireylerin sosyal, kültürel ve fiziksel gelişimlerini desteklerken, ailelerine de günlük yaşamda kolaylık sağlayacağını vurguladı. Engelli bireylerin engel gruplarına göre ve yaş farkı gözetilmeksizin kabul edildiğini söyleyen Başkan Kılca, engelsiz kreşten başlayarak ileri yaş gruplarına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunulduğunu kaydetti. Merkezde hem eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğünü hem de bireylerin çeşitli üretim ve öğrenme süreçlerine katıldığını belirten Kılca, bu sayede ailelere de önemli ölçüde destek sağlandığını dile getirdi. Başkan Kılca, merkezin Karatay’a ve Konya’ya hayırlı olmasını temenni etti.
Elazığ Osmanlı kadınının işlediği 126 yıllık altın sırma hat levhası görenleri hayran bıraktı Müzayededen çıkan 126 yıllık altın sırma hat levhası, Kâbe örtüsünde de kullanılan "dival işi" tekniğiyle işlenmiş olmasıyla dikkat çekiyor. Doç. Dr. İlyas Kayakay, eserin aynı zamanda literatürde adı daha önce geçmeyen kadın sanatçı Vasfiye Hanım’ın imzasını taşıdığını açıkladı. Bir müzayededen Doç. Dr. İlyas Kayaokay tarafından alınan Osmanlı dönemi hat levhası, taşıdığı teknik özellikler nedeniyle sanat tarihi açısından dikkat çekici bir eser olarak öne çıktı. Kadife zemin üzerine altın sırma iplikle işlenen eserde kullanılan "dival işi" tekniğinin, Kâbe örtüsündeki kutsal yazıların işlenmesinde de kullanılan yöntemle örtüştüğü belirlendi. Şahsi koleksiyonunda yer alan levhayı inceleyerek tekniğin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Kayaokay, Hicri 1318, yani miladi 1900-1901 tarihli eserde yüzeye yerleştirilen altın sırma ipliğin ince dikişlerle sabitlendiğini, bu sayede yazının hafif kabartmalı bir görünüm kazandığını açıklayarak, dival işinin tarihsel arka planına da değindi. Selçuklulardan Osmanlıya miras kalan bu tekniğin, yüzyıllar boyunca tekke levhalarında, türbe örtülerinde ve sancaklarda kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Kayaokay, aynı yöntemin İslam dünyasının en kutsal örtüsü olan Kâbe kisvesindeki hat yazılarında da uygulandığına dikkat çekti. Eseri sanat tarihi açısından değerli kılan unsurun ise imzanın oluşuna bağlayan Kayaokay, " Şahsi koleksiyonumda bulunan bir müzayededen aldığım bu eser Hicri 1318 tarihli, yani Miladi olarak 1900-1901 yıllarına tekabül eden yaklaşık 126 yıllık bir levhadır. 40 31 cm ölçülerinde olup kadife zemin üzerine altın sırma ip ile nakşedilmiştir. Levhada kullanılan bu büyük emek ve sabır gerektiren ince teknik, Osmanlı nakış sanatında "dival işi" olarak bilinmektedir. Bu teknikte yüzeye yerleştirilen ipliğin ince dikişlerle sabitlenmesiyle oluşturulur. Böylece yazı yüzeyde hafif kabartmalı bir görünüm kazanır. Maraş’tan gelen iki gelin tarafından Osmanlı sarayına yayıldığı için "Maraş işi" olarak da bilinen ve kökeni Selçuklulara kadar uzanan bu teknik Osmanlı sanatında özellikle sancaklarda, türbe örtülerinde, tekke levhalarında, Kur’an bohçalarında ve duvar levhalarında yaygın olarak kullanılmıştır. Aynı yöntem, Kâbe örtüsündeki yazıların işlenmesinde de görülmektedir. Bu şekilde bir beytin ketebeli şekilde yazılmasını ise ilk defa görüyorum. Bakın bu elimdeki tekke işi diğer örnek de Ahmed Ferhad adlı meçhul bir hattata ait 121 yıllık bir hat ve mürekkep ile yazılmış. Çerçevesi hayli yıpranmış levhanın zemininde mor kadife kumaş kullanılmıştır. Levhadaki yazı celî sülüs karakterli bir hat formuna sahiptir. Yazı mürekkep ile değil altın sırma ip işçiliğiyle işlendiği için hat formu nakış tekniğine uyarlanmış bir görünüm arz etmektedir" dedi. Eserde yer alan beytin önemine vurgu yapan Kayaokay, " Levhanın alt kısmında yer alan ketebeye göre eser Vasfiye Hanım tarafından yazılmıştır. Osmanlı döneminde kadın hattat ve nakkaşların faaliyet gösterdikleri bilinmekle birlikte imzalı eser sayısı yok denilecek kadar azdır. Bu nedenle levhanın kadın sanatçı adı taşıyan tarihli bir örnek olması ayrıca kıymetlidir. Hatta yer alan beyit ise şöyledir, "Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser Mâni-i rızk olanın rızkını Allah keser". Burada mazlumun içten gelen bir ahının zalimin talihini kesebileceği ifade edilir. Başkasının rızkına engel olan kimsenin rızkının da Cenab-ı Allah tarafından ilâhî adalet gereği kesileceği ifade edilmektedir. Tabi mezkûr beyit Lâ-edrî dediğimiz şairi belli olmayan bir beyittir. Divan edebiyatında çokça karşımıza çıkar ve hikmetli manasından mütevellit hatlara da çokça işlenmiştir. Osmanlı döneminde Esmâ İbret Hanım, Şerife Fatma Mevhibe Hanım, Zahide Selma Hanım gibi isimler kadın sanatçılar arasında zikredilmektedir. Vasfiye Hanım ismi ise literatürde daha önce kaydedilmiş hattat ve nakkaşlar arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla bu levha sayesinde daha önce kaynaklarda adı geçmeyen bir kadın nakkaş yahut hattat gün yüzüne çıkmıştır. İleride başka eserlerinin de keşfedilmesiyle Vasfiye Hanım’ın kim olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu husus sanat tarihi açısından önemini artırmakta ve levhayı çok nadir örnekler arasında değerlendirmemizi mümkün kılmaktadır" şeklinde konuştu.