ÇEVRE
20 Mart 2026 Cuma - 12:08 Muş’ta kar üstünde bayram sevinci Muş’un Yukarı Yongalı köyünde çocuklar, metrelerce kar üzerinde kapı kapı dolaşarak şeker topladı. Soğuk havaya rağmen bayram coşkusu köyde doyasıya yaşandı. Yukarı Yongalı köyünde Ramazan Bayramı, karla kaplı sokaklarda yaşanan renkli görüntülerle kutlandı. Ellerinde poşetlerle ev ev dolaşan çocuklar, bayramın en güzel geleneklerinden biri olan şeker toplama heyecanını doyasıya yaşadı. Soğuk ve karlı havaya aldırış etmeyen çocuklar, metrelerce karın üzerinde yürüyerek kapı kapı gezdi. Köy sakinleri de çocukların bayram sevincine ortak olup çeşitli şeker ve ikramlarda bulundu. Sabah erken saatlerde kılınan bayram namazıyla başlayan bayram programı, büyüklerin mezarlık ziyareti ile devam etti. Zorlu kış şartlarına rağmen Yukarı Yongalı köyünde bayram coşkusu eksilmezken, çocukların neşesi ve geleneklerin yaşatılması bayramın en sıcak görüntülerini oluşturdu. Şeker toplayan çocuklardan Muhammed Ali Ak, "Bugün bayramdır, çocukların neşe günüdür. Bugün insanlar, büyüklerinin elini öperek bayramlaşır. Köyümüzde çok fazla kar olmasına rağmen poşetimi doldurmayı başardım ve bugünkü bayram çok güzeldi" dedi. Köyde evlerin adeta kara gömüldüğünü söyleyen vatandaşlardan Eyüp Omur da, "Burası Muş merkeze bağlı Yukarı Yongalı köyü. Bugün bayramdır, millet bayramlaşıyor. Kar yağışı nedeniyle yer ile çatı adeta birleşmiş durumda. Her sokak karla dolu, insanlar sokaklardan geçerken adeta birbirlerini göremiyor. Köyde 2 metre kar var. İşte görüyorsunuz, insanlar bayramlaşmak için bu tünellerden geçiyor" ifadelerini kullandı. Poşetle şeker topladığını söyleyen Nursema Özçelik, "Köyümüzde çok kar var. Biz karın içinde dolaşıyoruz, şeker topluyoruz. Amcalarımız bize şeker veriyor, poşetlerimizi şekerle dolduruyoruz. Köyümüze hoş geldiniz. Evlerimiz ve sokaklarımız adeta tünel gibi; o tünellerden geçerek bayramlaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:45 Binlerce kilometre mesafe kateden leylekler yuvalarını Diyarbakır’da kuruyor Diyarbakır’ın Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yaklaşık 5 bin kilometre yol katederek Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika’dan gelen leyleklere ev sahipliği yapıyor. Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yıllardır leyleklere ev sahipliği yapıyor. Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika gibi yerlerden yaklaşık 5 bin kilometre katederek gelen leylekler, ata yurtlarında varlıklarını sürdürüyor. Hatay üzerinden gelen leyleklerin bir kısmı Avrupa popülasyonuna katkı sağlarken, bir kısmı ise ata yurdu olan Diyarbakır’a gelip, yıllardır kullandıkları yuvalarına yerleşiyor. Öncü olarak gelen erkek leylek, daha sonra gelen dişi leylek ile kuluçka ve yavrulama dönemini burada geçiriyor. Prof. Dr. Ahmet Kılıç, ülkede yüzlerce kuş türü olduğunu, bunlardan birinin de leylek ya da beyaz leylek olduğunu söyledi. Göçmen olarak bilinmekte olan leyleklerin yurda şubat ayı ortasından itibaren girmeye başladıklarını belirten Prof. Dr. Kılıç, genel olarak ilk gelenlerin yuva sahibi erkekler olduğunu, önceki yıllarda kullandıkları yuvalara yerleşerek yuvayı korumaya aldıklarını ifade etti. Kılıç, yuva kurmanın bazen bir ayı bulduğunu söyleyerek, "Yuva sahipleri önceki yıldan yuvalarını kurmaya başlıyorlar. Dişiler bunlardan sonra geliyor. Mart başına doğru göç olayı tamamlandığında yuvalarda genel olarak çiftler bulunuyor ve eşler birlikte yuva materyali taşımaya başlıyor. Yaklaşık bir ay içinde yuva tamamlanıyor. Nisan ayı başından itibaren kuluçkaya yatarlar. Kuluçka yaklaşık 1 ay sürmekte ve yavrular mayıs ayı başından itibaren görülmeye başlanır. Yavrular yaklaşık 2 ay boyunca yuvada beslenir" dedi. "Leylekler besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler" Diyarbakır’da pek çok leylek yuvası olduğunu aktaran Prof. Dr. Kılıç, şöyle devam etti: "Özelikle Bismil leylekleri yoğun popülasyon olarak karşımıza çıkıyor. Burada yuva başarısı oldukça yüksek. Yuvadaki bütün yumurtalardan yavrular çıkar. 5 yavru. Bu 5 yavrunun tamamı da uçmaya katılır ve sağlıklı büyür. Leylekler, besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler. Besin zinciri için ya da besin ağacı için önemli bir türdür. İnsanlar tarafından da kimi bölgelerde koruma altında tutulur, kutsal kabul edilir. Bu yüzden insanlarla ilişkileri çok iyi. İnsanlara çok yakın olan yerlerde rahatlıkla yuva kuruyorlar. Çünkü insanlar bunlara herhangi bir zarar vermiyor." "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz" Son yıllarda iklim krizine bağlı olarak leyleklerin davranışlarında da farklılıklar olduğunu gördüklerini dile getiren Prof. Dr. Kılıç, "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz. Bu şunu gösterir; kışlar aşırı sert değil ve leylekler yiyecek bulabiliyor. Bundan dolayı bazı bireyler göç etmeyerek burada kalabiliyorlar. Bu yüzden leylekleri önümüzdeki yıllarda daha fazla bireyle göçe gitmeyen tür olarak görme imkanımız var. Her bir kuş türü bulunduğu bölgede çok değerlidir, önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Aynı işi leyleklerde yerine getirmekte. Bizim de biyoçeşitliliği korumamızla hem tarımda hem de doğada bir dengeye katkımız olmalıdır. Bu konuda vatandaşlarımızın duyarlılığı önem arz eder" ifadelerini kullandı.
Seyhan Baraj Gölü’ndeki kuraklık ve sonrası dron ile görüntülendi
17 Şubat 2026 Salı - 09:28 Seyhan Baraj Gölü’ndeki kuraklık ve sonrası dron ile görüntülendi Adana’da son haftalarda etkili olan yağışların ardından Seyhan Baraj Gölü’nde doluluk oranı yüzde 58’den yüzde 66’ya yükseldi. Kuraklık nedeniyle suların çekildiği ve tarım arazisi yapılan yerler de sular altında kaldı. Yıllar sonra gün yüzüne çıkan Alman Köprüsü ise yeniden kaybolmak üzere. Gölün hem kurak hem de yeniden suyla dolduğu alanlar dron ile görüntülendi. Kentte son 3 yıldır etkisini hissettiren kuraklık nedeniyle baraj gölünde su seviyesi ciddi oranda düşmüş, göl sahasının birçok noktasında su tamamen çekilmişti. Suların çekildiği alanları fırsat bilen bazı vatandaşlar ise bu bölgeleri tarım arazisine çevirerek marul ve lahana ekimi yapmıştı. Ancak son iki haftadır aralıksız yağan yağmurların ardından barajdaki su seviyesi hızla yükseldi. Ekili alanlar yeniden su altında kalırken, doluluk oranı yüzde 66’ya çıktı. "Göl önce kurumuştu şimdi suyla doldu" Kuraklık döneminde yıllar sonra tamamen ortaya çıkan ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği Alman Köprüsü de yeniden sulara gömülmeye başladı. Köprünün şu an sadece üst kısmı görünüyor. Gölün hem kurak hem de yeniden suyla dolduğu alanlar dron ile görüntülendi. "Baraj neredeyse kurumak üzereydi" Barajdaki son durumu değerlendiren Mehmet Canik, kuraklık döneminde endişe yaşadıklarını belirterek, "Kuraklık vardı, havalar çok kötü gidiyordu. Barajlarımız boşalmıştı. Her şey çok güzel oldu. İki haftadır yağış oluyor. Daha önce gittiğimde baraj neredeyse kurumak üzereydi. Alman Köprüsü net bir şekilde görünüyordu. Ancak geçen gün gittiğimde baraj neredeyse dolmuştu" dedi. "Allah’ın izniyle su sıkıntısı yaşamayacağız" Adana’nın son 3 yıldır su sıkıntısı çekmeye başladığını ifade eden Ahmet Koçak ise, "Adana, son 3 yıldan bu yana su sıkıntısı çekmeye başlamıştı. Yağışların devam etmesiyle barajlarımız doldu. Yazın hem tarımsal hem de bizim için hayati önem taşıyan suya kavuştuk. Yağış öncesi barajlarımız yarıya kadar düşmüştü. Şu an bildiğim kadarıyla yüzde 70 civarına yükseldi. Yaz aylarında yüksek kesimlerdeki kar eriyince barajlarımız daha da dolacaktır. Allah’ın izniyle su sıkıntısı yaşamayacağız" diye konuştu. Yağışların önümüzdeki günlerde de aralıklarla devam etmesi beklenirken, barajlardaki doluluk oranının daha da artabileceği ifade edildi.
KBÜ yangın sonrası ekolojik süreci araştıracak
16 Şubat 2026 Pazartesi - 22:21 KBÜ yangın sonrası ekolojik süreci araştıracak Karabük Üniversitesi’nin(KBÜ) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) destekli projesiyle, yangın sonrası karaçam ormanlarındaki değişim 36 ay sürecek çalışmayla izlenecek. "Karabük Karaçam Ormanlarında Yangın Sonrası Mikorizal, Fungal Komünite ve Vejetasyon Dinamiklerinin İzlenmesi" başlıklı proje ile 2025 yılında Karabük’te meydana gelen orman yangınlarından etkilenen sahalarda ekosistemin yeniden yapılanma süreci detaylı şekilde incelenecek. Proje yürütücülüğünü Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu, araştırmacılığını ise Doç. Dr. Kamil Sarpkaya üstleniyor. Çalışma kapsamında hafif, orta ve yüksek şiddette yangına maruz kalmış alanlarda fungal topluluk dinamikleri ile vejetasyon süksesyonu analiz edilecek. Projede özellikle mikorizal fungusların ve fırsatçı patojenlerin restorasyon sürecindeki rolleri değerlendirilecek. Yangın sonrası iyileşmenin yalnızca bitki örtüsünün toparlanmasıyla sınırlı olmadığı, toprak biyotasının sağladığı ekosistem hizmetleriyle doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor. Prof. Dr. Güngöroğlu, yangın sonrası restorasyonda toprak altı ve toprak üstü etkileşimin kritik öneme sahip olduğunu belirterek, ekosistemin kendi dinamiklerinin anlaşılmasıyla iyileşme süresinin kısaltılmasının hedeflendiğini ifade etti. Doç. Dr. Sarpkaya ise mikorizal mantarların doğadaki görünmeyen ancak hayati öneme sahip organizmalar olduğunu belirterek, projeyle restorasyon stratejilerine bilimsel veri sağlanacağını kaydetti. Çalışma kapsamında tamamen yanmış, kısmen zarar görmüş ve az etkilenmiş alanlarda karşılaştırmalı analizler yapılacak. Elde edilecek verilerin, sürdürülebilir orman yönetimine katkı sunması bekleniyor.