ASAYİŞ - 12 Ocak 2026 Pazartesi 18:00

Tuğba Yavaş’ın şüpheli ölümüyle ilgili davada keşif raporu istemi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi istemi reddedildi

A
A
A
Tuğba Yavaş’ın şüpheli ölümüyle ilgili davada keşif raporu istemi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi istemi reddedildi

Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratör Tuğba Yavaş’ın 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili eşinin yargılanmasına devam edildi. Hakim, davada keşif raporu istemi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi istenmesi reddetti.


Olay, 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle Tuğba Yavaş (39), apartmanın 5’inci katındaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Tuğba Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmaşının tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme ise sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi.


Benim Alptekin hoca ile herhangi bir gönül ilişkim yok


Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen beşinci duruşmada tanık olarak konuşan Alptekin Yavaş’ın öğrencisi Gizem Çetin Meriç, "Sanık, ÇOMÜ Fen Fakültesinden benim hem danışmanım hem de hocamdır. Eşi Tuğba hanımı da bu vesile ile tanıdım. Tuğba abla ile 2017 yılında tanıştım, şimdiki eşim de sanığın öğrencisi idi. Tuğba hanım ilk tanıştığımızda çok iyi, sevecen hatta çok iyi yemek yapan bir insandı, ilk tanıştığımızda bana sorduğunuz anlamda aşırı derecede kıskançlığı ya da psikolojik bir rahatsızlığı yoktu fakat bize epilepsi hastası olduğunu söylemişti, sanık olduğu halde evlerinde de buluşmalarımız oldu, sanığın eşine karşı baskıcı bir tutumuna rastlamadım. Bir dersimiz esnasında Tuğba abla hocamızı aradı, hocama ‘Gizem ile konuşmuşsunuz ne konuşmuşsunuz’ diye bağırıyordu, hocamız yani sanık durumu izah etmeye çalıştı, konuşma bittikten sonra bana sanık ‘Kusura bakma Tuğba ablan yakın zamanda bir kriz geçirdi o zamandan beri bir sıkıntı yaşıyor konu seninle ilgili değil’ dedi. Bu olaydan sonra bir seferinde yine onların evinde buluştuğumuzda ve yemek hazırlama sırasında müteveffa Tuğba ‘Keşke ben de senin yerinde olsam işim gücüm olsa, keşke o halimle evlenmiş olsa idim’ demiştir. Bir seferinde de bana sorduğunuz 2024 yılında Konya ilinde kazı çalışmaları için bulunuyorduk, kazıya Tuğba, Alptekin hoca ile birlikte gelmişti, Tuğba burada ‘Alptekin ile oğlum için çalıştım bundan sonra kendim için çalışacağım’ demişti. Bu anlattıklarımın haricinde esaslı bir olaya tanık olmadım. Sanığın eşine karşı baskıcı bir tutumuna tanık olmadım. Tuğba görüşmelerimiz esnasında hiçbir şekilde intihardan, hayattan bıktığından, eşinin baskı ya da kısıtlamalarından yakındığına tanık olmadım. Sadece eşinin çok çalıştığından yakınmıştı, bizimle biraz daha fazla ilgilense daha iyi olur demişti. Bu kazıdan Tuğba abla daha erken ayrılmıştı, kazıdan ayrıldıktan sonra bir süre sonra eşim Gökhan’ı aramıştı. Gökhan ona yanıt vermemiş bu sefer beni aradı, bu sırada Gökhan ile biz beraberdik eşini sordu ben de ona eşini görmediğimi söyledim, çünkü o sıra yemek için ayrı ayrı yerlerde idik, o süreçte kavga ettiklerini biliyorduk zira iş yerindeki oda bizim bir üstümüzde idi, hoca konuştuğu zaman dışarıdan oluyordu, konuşmalarından sadece kavga ettiklerini anlayabiliyordum hangi sözleri söylediğini hatırlamıyorum, bu dediğim süreç iki haftalık bir süreçtir, haftanın birkaç günü bu şekilde telefonda kavga ettiklerini duydum, ayrıntısını bilmiyorum. Benim Alptekin hoca ile herhangi bir gönül ilişkim yoktur, olmadı" dedi.


Tuğba hiçbir şekilde bana intihardan bahsetmedi


Tuğba Yavaş’ın abisinin eşi Zehra Babayiğit, tanık olarak katıldığı davada "Tuğba ve dolayısıyla eşi ile bayramlarda, 15 tatilde, yaz tatilinde görüşürdük, kimi zaman Ankara’da kimi zaman da Kayseri’de. Tuğba hanım enerjik, hayat dolu, sevecen, neşeli, hayata bağlı birisi idi, eşi ise onun tam tersi içine kapanık, narsist kişiliğe sahip, paraya tapan bir kimse idi, antisosyal yapıda birisi idi, narsistten kastım burnu havada, kendinden başka herkesi küçük gören bir kişiliktir. Eşini de bu şekilde görürdü, bu hususta görgü sahibiyim, 10 yıldır evliyim, 10 yıldır Tuğba Hanım’ı tanırım, Tuğba’nın tek şikayeti eşinin cimriliği ile alakalıdır, kendi mesleğini yapamazdı ancak harçlığını, kişisel ihtiyaçlarını sağlamak için organizasyon gibi işler yapardı. Sanık olan eşi ona ihtiyaçları için para vermezdi. Son 2 yılda ise Tuğba abla eşinin kendisine olan ilgisizliğinden, kendisini küçük görmesinden, fiziği ile dalga geçmesinden bahseder ve yakınırdı, sebebini sorduğumda ise bir asistanı ile gönül ilişkisinin olduğunu, bunu hissettiğini bana söylerdi ancak gözüyle görmemişti, anlattığına göre onların mesajlarını yakalamış. Mesajlar uygunsuz değil ancak uygunsuz saatlerde atılmış mesajlardır, mesajların içeriğini sorduğumda derslerle ilgili olduğunu fakat uygunsuz saatlerde atıldığını bana söyledi. Sabah günaydın mesajlarını da attıklarını keza bana nakletti, bu bahse konu ettiğim asistanı Gizem adındaki asistanıdır. Alptekin’in, kendi annesi ameliyat olduğu halde Gizem’in babasının cenazesine katıldığını söylemiştir. Tuğba hiçbir şekilde bana intihardan bahsetmedi, ben psikolojik destek alıp almadığını sorduğunda aldığını fakat ilgili doktor ya da psikoloğa gittiklerinde Alptekin’in direkt ben ÇOMÜ’de profesörüm diye öne atıldığını, haliyle de ilgili doktor ya da psikoloğun kendisiyle ilgilenmediğini bana söyledi. Bu vahim olayın olduğu yaz aylarında sanık, Gizem adındaki bu bayan ile ilişkisinin olduğunu, ilişkisinin tek taraflı olduğunu kendisine itiraf etmiştir. Bundan sonra Alptekin bizlere ilgi duymaya başladı" şeklinde konuştu.


Sanığın Tuğba’yı her defasında küçümseyici, aşağılayıcı tutum ve davranışlarına tanık oldum


Tuğba Yavaş’ın kuzeni Tanık Hatice Pekdemir ise mahkeme karşısında verdiği ifadede şunları söyledi: "Tuğba hayat dolu, ailesini çocuğunu seven, pozitif bir insandı. Alptekin ise onun tam tersi, her zaman negatif mutsuz, aksi bir adam idi. Genelde Tuğba’yı aşağılar küçük düşürür tarzda tavırlar içerisinde idi, bu tutumları bizlere karşı da böyle idi, kendi akrabalarına karşı iyi idi, bunun nedenle onun egoist kişiliği olabilir. Tuğba ile severek isteyerek evlendiler, evlendikten sonra tutumları değişti. Ben bu vahim olaydan bir ay kadar önce ikinci evliliğimi yaptım; davet ettiğim halde düğünüme sadece Tuğba geldi, Alptekin gelmedi. Benim düğünümde de gayet neşeliydi, biz Tuğba ile samimi olarak görüşürdük, hiçbir şekilde hayattan bıktığından, intiharı düşündüğünden bahsetmedi. Tuğba, Alptekin’in cimriliğinden çok bahsederdi, evlerine misafirliğe gittiğimizde sanığın Tuğba’ya söz gelimi ‘bu yağ neden hemen bitti, bu neden çok fazla alındı’ gibi çıkışlarına tanık oldum. Yine bir alışveriş merkezine gittiğimizde Tuğba’nın rahat hareket edemediğini, Alptekin’in kendisine fazla harçlık vermediğini söylediğine tanık olmuştum. Sanığın Tuğba’yı her defasında küçümseyici, aşağılayıcı tutum ve davranışlarına tanık oldum, onun şivesi ile dalga geçer, eğitim durumunu küçümseyici tavır ve sözlerine tanık oldum. Tuğba’nın ağzından bizzat duymadım ancak komşularından yer yer sanığın Tuğba’ya şiddet uyguladığını duydum, benim düğünümde de kolu sargılıydı, sorduğumda ilk başta ütüden yandığını söyledi, bir başkasına konserveden yandığını söylemiş, komşularından ise benim düğünüme gelirken kavga ettiklerini, bu sırada kolundan yaralandığını duydum. Benimle paylaşmadığı bu durumu komşuları ile paylaşmış. dedi."


Müşteki Avukatı Türkan Kara, Tuğba Yavaş dava dosyasında kolluğun soruşturması eksik olduğunu söyleyerek maddi gerçeğin tespiti için mümkünse ODTÜ ya da eşdeğeri bir üniversiteden seçilecek fizik bilirkişi, adli tıp uzmanı ve kriminal uzmandan oluşacak kuruldan rapor aldırılmasını talep etti.


Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/87 Değişik İş sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına dair karar gerekçesi, yargılamaya esaslı bir katkı sunmayacağı gerekçesiyle mahkemeye sunulan sanık müdafinin tanık dinletme talebi ile keşif yapılmasına dair talepler red edildi.


Sanık ve müşteki yakınlarının ifadesinin alınmasının ardından hakim, sanık Alptekin Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasının devamına karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 9 Mart’a erteledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Torosgaz’dan 150 metrekarelik eve 98 bin liralık doğalgaz faturası Isparta’da bir vatandaş, doğal gaz firması Torosgaz’dan gelen SMS ile hayatının şokunu yaşadı. 150 metrekarelik evine 98 bin 459 liralık doğal gaz faturası çıkarıldığını öğrenen vatandaş, durumu sosyal medyada paylaşarak gündeme taşıdı. Mağdur Hüseyin Yıldızhan, mesajda toplam fatura tutarının 98 bin 459 lira, devlet desteğinin 43 bin 248 lira olduğunu, kendisinin ödemesi gereken rakamın 55 bin 211 lira yazdığını belirterek, "Devlet desteğinin bu kadar yüksek olması, fatura bedelinin 43 bin lirasının devlet tarafından karşılanması da ayrı bir sorun. Çünkü sonuç olarak bu parayı yine biz vatandaşlar olarak hem vergilerimizle hem de faturalarımızla ödüyoruz" dedi. Isparta’da ailesiyle birlikte 150 metrekarelik bir dairede yaşayan Hüseyin Yıldızhan, bu ay Torosgaz tarafından kendisine toplam 98 bin 459 lira 47 kuruşluk doğal gaz faturası çıkarılmasıyla adeta hayatının şokunu yaşadı. Faturayı görünce büyük şaşkınlık yaşadığını söyleyen Yıldızhan, durumu kendi sosyal medya hesabından paylaşarak gündeme taşıdı. Konunun kısa sürede sosyal medyada geniş yankı bulması üzerine Torosgaz, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Firma, söz konusu aboneliğe ait faturanın sayaç okuma sırasında sehven girilen hatalı endeks nedeniyle oluştuğunu belirtti. Açıklamada, hatanın saha personeli tarafından aynı gün içinde fark edildiği, bu nedenle basılı faturanın adrese bırakılmadığı ifade edildi. Ardından Yıldızhan’ın faturası Torosgaz tarafından tekrar düzenlenerek, bin 300 liraya düşürüldü. "Gelen SMS’i görünce şoka girdim" Yaşanan durumun kabul edilebilir bir hata olmadığını belirten Hüseyin Yıldızhan, paylaşımında bu fatura nedeniyle "hayatının kâbusunu yaşadığını" dile getirdi. Olaya ilişkin açıklamada bulunan Yıldızhan, "Isparta’da evimde oturduğum sırada cep telefonuma bir SMS geldi. Mesajda doğal gaz faturamın 55 bin 211 lira olduğu yazıyordu. Şoka girdim, neye uğradığımı şaşırdım. SMS’te toplam faturanın 98 bin 459 lira olduğu, bunun 43 bin 248 lirasının devlet desteği olarak karşılandığı, geriye kalan 55 bin 211 liranın ise bana yansıtıldığı belirtiliyordu. Son yıllarda evime gelen doğal gaz faturası ortalama bin ya da 2 bin lira civarındayken böyle afaki bir rakamın çıkması beni hayretlere düşürdü. Bir sorun olduğunu düşündüm ve durumu sosyal medyada paylaştım. Paylaşım sonrası vatandaşlarımızın da benzer ısınma problemi ve yüksek faturalarla karşılaştığını gördük" şeklinde konuştu. "Ortada ciddi bir denetim ve liyakat sorunu var" "Ben meseleyi takip etmeye devam ettim ve Torosgaz firması bu hatadan döndüğünü açıkladı" diyen Yıldızhan, "Ancak otomatik ödeme talimatım olduğu için eğer bu mesajı fark etmeseydim, 55 bin liralık fatura bankam tarafından otomatik olarak ödenecekti. Bu hatanın personelden mi kaynaklandığı yoksa firmanın bu süreci yeterince kontrol etmemesi mi olduğu belirsiz, ancak ortada ciddi bir denetim ve liyakat sorunu olduğu görülüyor. Vatandaşın hakkını korumayan, gerekli kontrolleri yapmayan bir yaklaşım var. Evin içinde zaten tasarruf etmek için kombi derecesini düşürmüş, daha kalın giyinerek oturuyorduk. Buna rağmen böyle bir rakamın çıkması gerçekten bizi derinden etkiledi" ifadelerini kullandı. "Haklarımızı aramazsak bu işler unutulup gider" Mesajda toplam fatura tutarının 98 bin 459 lira, devlet desteğinin ise 43 bin 248 lira olduğunun belirtildiğini söyleyen Yıldızhan, "Devlet desteğinin bu kadar yüksek olması, yani faturanın neredeyse yüzde 78’inin devlet tarafından karşılanması da ayrı bir sorun. Çünkü sonuç olarak bu parayı yine biz vatandaşlar olarak hem vergilerimizle hem de faturalarımızla ödüyoruz. Uygulamanın bu yönünün de yanlış olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Eğer ben bu mesajı fark etmeseydim ve otomatik bir şekilde ödenmiş olsaydı ben paramın peşine düşüp kendi paramın dilencisi olacaktım" diye konuştu. "Takip etmesem unutulup gidecekti" Faturayı daha sonra e-Devlet üzerinden kontrol ettiğinde faturanın düzeltildiğini gördüğünü belirten Yıldızhan, "Evet gördüm ancak bunun gerçekleşmesi, bizim sosyal medyada konuyu gündeme taşımamız ve itirazımız sayesinde oldu. Eğer bu meseleyi takip etmemiş, paylaşmamış olsaydım muhtemelen unutulup gidecekti. Bu nedenle vatandaşlarımızın haklarını sonuna kadar araması gerektiğini düşünüyorum. Aksi hâlde otomatik ödeme ile ödenen hatalı bir faturanın ardından herkes kendi parasının peşine düşmek zorunda kalabilir" dedi.