KÜLTÜR SANAT - 14 Mayıs 2026 Perşembe 10:14

Tarihe tanıklık eden Mustafa Kemal Yürüyüş Yolunda incelemelerde bulunuldu

A
A
A
Tarihe tanıklık eden Mustafa Kemal Yürüyüş Yolunda incelemelerde bulunuldu

Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde tarihe tanıklık eden Mustafa Kemal Yürüyüş Yolunda incelemelerde bulunuldu.


Eceabat ilçesinde bulunan Mustafa Kemal Yürüyüş Yolunda Eceabat Kaymakamı Kerem Yenigün, beraberindeki İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Yunus Emre Yılmaz, İlçe Emniyet Amir V. Mümin Öksüz, Akbaş Sahil Güvenlik Tim Komutanı Astsubay Üstçavuş Semih Uçar, Yazı İşleri Müdürü Pelin Aksoy ve Dr. Öğr. Gör. İsmail Sabah eşliğinde incelemelerde bulunuldu.


Tarihe tanıklık eden o yol


Günümüzde Eceabat ilçesinde Mustafa Kemal Yürüyüş Yolu olarak adlandırılan bölge kara çıkarmalarının başladığı 25 Nisan 1915 günü dönemin 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’in 57. Alay ile muharebe sahasına intikal ettiği rotadır. Bu tarihi güzergah Çanakkale Muharebelerinin dönüm noktalarından birine tanıklık etti. Atatürk insiyatif alarak 57. Alay ile harekete geçti ve Conkbayırı gibi hakim bir yükseltinin kaybedilmesini önledi. Mustafa Kemal, bu rotanın sonunda askerlerine ’Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’ emrini verdi.


57. Alay Komutanı Binbaşı Hüseyin Avni Bey, 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal ile gerçekleşen intikali anlatırken "Umumi bir sevinçle Bigalı Deresini takiben yürüyüşe geçtik" diyerek 57. Alay askerlerin moral ve motivasyonunun da yüksek olduğunu belirtir. Hüseyin Avni Bey’in başka bir ifadesinde ise "Düşmanı pak vatanımızdan bir an evvel tard etmek azm-i katisiyle mola vermeksizin Kocaçimen tepesine ulaşılmıştır" der. Ancak asker yorulduğu ve yürüyüş kolunun derinliği uzadığı için Mustafa Kemal tarafından burada 57. Alaya 10 dakikalık bir istirahat verildi.


Ancak Mustafa Kemal güzergahı askerlere söyleyerek kısa mola ardından onu takip etmelerini istedi. Abdal Geçidi üzerinden Conkbayırı’na varan Atatürk 27. Alaya bağlı bir grup askerin çekilmekte olduğunu görür ve tarihi diyalog da bu esnada yaşanır. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal "Nereye gidiyorsunuz?" der. Askerler ise "Efendim düşman" cebanını verir. Mustafa Kemal askerlere cevaben "Düşmandan kaçılmaz" der. Askerler cephanelerinin bittiğini söylese de Atatürk cephaneniz yoksa süngünüz var diyerek bu askerleri yere yatırır. O esnada istirahati biten ve tümen komutanın söylediği güzergahı takip ederek Conkbayırı’na doğru gelmekte olan 57. Alayın hızla yanına gelmesini emreder. 57. Alay yetiştiğinde ise Atatürk Çanakkale muharebelerinin seyrini değiştiren "Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum, biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimizi başka kuvvetler ve kumandanlar alabilir" diyerek taarruzu başlatır. Tarihi rotadaki intikalin ardından gerçekleşen bu muharebe Çanakkale Muharebelerinin dönüm noktası olur. Çünkü yarımadanın hakim ve kritik yükseltilerinin işgal edilmesi önlendi.


Mustafa Kemal Yürüyüş Yolunun İngiliz tarihinde yansımaları


Mustafa Kemal Yürüyüş Yolunda gerçekleşen tarihi olay İngiliz resmi tarihine şu sözlerle yansıdı:"Türkler için ne mutlu idi ki 19. Tümen Komutanı, istikbalin Reis-i Cumhuru olan Mustafa Kemal’den başkası değildi ve mukadderata hâkim olan bu adam derhal, bariz bir komutan kudret ve kabiliyeti gösterecekti. Düşmanın Conkbayırı’na doğru ilerlediğini işitir işitmez, bunun sahte bir hareket olmayıp kuvvetle yapılan ciddi bir taarruz olduğunu anladı."


Avustralyalı Gazeteci "Mustafa Kemal Bey orada olamasa Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar Conkbayırı’nı belki de o sabah ele geçirecekler"


Avustralyalı Gazeteci-Yazar Alan Moorehead ise Atatürk liderliğinde gerçekleşen bu müdahaleyi şöyle anlatır: "İtilaf Devletleri açısından bakıldığında, ast rütbeli ama dâhi bir Türk komutanının o anda o noktada bulunması tüm seferin en acımasız rastlantılarından birisidir. Mustafa Kemal Bey orada olamasa Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar Conkbayırı’nı belki de o sabah ele geçirecekler, savaş daha o anda sonuçlanmış olacaktı."



Tarihe tanıklık eden Mustafa Kemal Yürüyüş Yolunda incelemelerde bulunuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de sanat buluşması başladı: 120 galeri, bin 600 sanatçı aynı çatı altında İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Türkiye’den ve yurt dışından sanatçıları bir araya getiren fuarda resimden heykele, seramikten cam sanatına uzanan binlerce eser 17 Mayıs’a kadar ziyaretçilerle buluşacak. İzmir, mayıs ayında bir kez daha sanatın buluşma noktası oldu. Fuar İzmir’de kapılarını açan Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Türkiye’den ve yurt dışından yüzlerce sanatçıyı, galeriyi ve sanatseveri bir araya getirdi. Fuarın açılışında konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’in tarih boyunca sanatın, kültürün ve üretimin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, "Sanatı yaşamın doğal bir parçası olarak gören bu kentin, kültür-sanat alanındaki üretimini ve uluslararası görünürlüğünü artıran her organizasyonu çok kıymetli buluyoruz" diyerek, İzmir Sanat Fuarı’nın da bu güçlü kültürel birikime önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Fuara sanat ve destek vurgusu Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, fuarda Türkiye’nin önemli sanatçılarını ağırladıklarını belirterek, beş gün boyunca sanat dolu bir etkinlik gerçekleştireceklerini söyledi. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Denizhan Özer ise sanat fuarlarının sanatçılar, galeriler ve kültür kurumları için büyük önem taşıdığını vurgulayarak, yurt içi ve yurt dışından sanatçıların aynı platformda buluşmasının değerli olduğunu ifade etti. Denizbank İnsan Kaynakları Grubu Genel Müdür Yardımcısı Tuba Köseoğlu Okçu da, İstanbul’un ardından fuarın İzmir ayağına da destek vermekten gurur duyduklarını belirtti. Büyükşehir ve İZFAŞ’a ödül İzmir Sanat Fuarı’nın açılışının ardından düzenlenen törende, İzmir Büyükşehir Belediyesi "Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu Ödülü"ne layık görüldü. Türk fuarcılığına sağladığı katkılar nedeniyle İZFAŞ ise Özel Ödül aldı. Ödülleri İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan’dan teslim aldı. "T.C. Yüzyılın Sanatçısı" ödülü Süleyman Saim Tekcan’a, "50. Sanat Yılı" ödülü Hikmet Çetinkaya’ya verildi. "Yılın Sanatçısı" ödüllerine ise Meriç Hızal, Mehmet Aksoy, Neşe Erdok, Mustafa Ata ve Orhan Zafer layık görüldü. "Yılın Genç Resim Sanatçısı" ödülünü Hazal Ayan, "Yılın Genç Heykel Sanatçısı" ödülünü Meryem Dirlik aldı. "Yılın Küratörü" ödülü ise Meral Madra’ya verildi. "Türk Sanatına Yön Veren Kişi ve Kurum" ödülüne Yahşi Baraz ile Galeri Baraz layık görülürken, Denizbank, Borusan, Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Arkas Sanat "Sanata Destek Veren Kurum Onur Ödülü" aldı. "Yılın Koleksiyoneri" ödülü Yusuf Bulut Öztürk’e, "Sanata Destek Veren STK" ödülü Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’ne verildi. Ayrıca Gaziemir Belediyesi ve Seferihisar Belediyesi "Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu" ödülüne layık görüldü. İzmir Ticaret Odası ile Ege Bölgesi Sanayi Odası ise sanata katkıları nedeniyle Özel Ödül aldı. Genç sanatçılar için özel alan Fuarda genç sanatçılar için de özel bölümler oluşturuldu. "Geleceğin Sanatçıları Programı" kapsamında seçilen 100 genç sanatçı, eserlerini sanatseverlerle buluşturma fırsatı yakaladı. 15 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuarda, Türkiye’den ve yurt dışından 120’yi aşkın galeri, sanat inisiyatifi ve yaklaşık bin 600 sanatçı yer alıyor. Çağdaş sanat eserlerinden klasik tablolara, seramikten cam ve heykel çalışmalarına kadar geniş bir seçki ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Bu yılın dikkat çeken bölümlerinden biri de "Malzemenin Dönüşümü" temalı seramik, porselen, cam ve işleme teknolojileri özel bölümü oldu. Fuar boyunca canlı performanslar, söyleşiler, workshoplar ve müzayedeler de gerçekleştirilecek. 17 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek fuar, 14-16 Mayıs tarihleri arasında 11.00-19.00, 17 Mayıs’ta ise 11.00-18.00 saatleri arasında açık olacak. Fuarın açılış törenine Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Tic. AŞ (İZFAŞ) Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, İzmir Kültür AŞ Genel Müdürü Şebnem Şendil, sponsor firmaların yöneticileri, sanatçılar, galerilerin temsilcileri ve sanatseverler katıldı.
Aydın Aydın’da eczacılar günlerini kutladı Aydın Eczacı Odası tarafından düzenlenen14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nün 187. yılı kutlandı. Programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, her geçen gün artan eczacılık fakültelerinin sektörde hem de gençlerin istihdamı açısından ciddi sıkıntılar getirdiğini belirterek "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir" diyerek yeni eczacılık fakültesi açılışlarının durdurulması gerektiğini söyledi. Program çerçevesinde ilk olarak Aydın Valiliği önünde Atatürk anıtına çelenk sunumu yapan eczacılar daha sonra geleneksel hale gelen eczacılar kahvaltısında bir araya geldiler. Bilimsel eczacılığın 187. yılı dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, 187 yıldan bu yana mesleği bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ettiklerini belirterek "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 55 bin eczacı; sağlık sistemimizin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir sağlık noktası olarak hizmet sunmaktadır" dedi. Bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temasının "Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri - Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı" olarak belirlendiğini kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, "Eczaneler artık birçok ülkede birinci basamağın etkin bir bileşeni haline gelmiştir. Türkiye’de de toplum eczaneleri, en hızlı ve en kolay ulaşılır birinci basamak sağlık kuruluşlarıdır. Son verilere göre ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün artış gösterdiğini biliyoruz. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yıl içinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış ve 7 milyon yeni tanı konulmuştur. Bu yeni tanıların; 6 milyonu obezite, 700 bini kardiyovasküler risk, 150 bini hipertansiyon, 500 bini diyabet tanılarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu görüyoruz." Diyerek bu verilerin daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu gösterdiğini söyledi. Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımına ilişkin alanlarda verilecek sağlık hizmet sunumlarının; gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını ve ulusal ölçekte veri üreteceğini kaydeden Karaarslan, plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşandığını söyledi. "Fakülte sayısı 64’e ulaştı" Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan açıklamasında "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında bin 448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3 bin 868’eyükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılması, ülkenin en büyük gücü olan genç insan sermayesinin heba edilmesidir" diye konuştu. Konuşmasına başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan soykırıma da değinerek uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını da kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan, "Aydın Eczacı Odası olarak özellikle vurgulamak isteriz ki; ilaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Bunun yanında eczacılık mesleğinin sorunları; günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil, akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınmalıdır." dedi.