GÜNDEM - 17 Mayıs 2026 Pazar 23:34

RTÜK Başkanı Daniş: "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız"

A
A
A
RTÜK Başkanı Daniş: "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız"

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 26 ilde 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre ekranda geçirilen sürede sosyal medyanın yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada olduğunu, gençlerin yüzde 35,6’sının düşük dijital okuryazarlığa sahip, 37’sinin de ekran bağımlılığının yüksek olduğunu belirterek, "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" dedi.


RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İl Temsilciliği ve ÇOMÜ işbirliğiyle üniversitenin Terzioğlu Yerleşkesi Troya Kültür Merkezi’nde düzenlenen İhtisas Akademi’nin "İletişim Çağında Medya Okur Yazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele" konulu programına katıldı. RTÜK’ün Türkiye’de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini denetleyen ve düzenleyen kamu kurumu olduğunu ifade eden Daniş, kamu yararını, çocukların ve ailelerin korunmasını ve yayın ilkelerini gözetme gibi temel görevlerinin bulunduğunu anlattı. Daniş, RTÜK olarak yayıncılık alanına yalnızca yaptırım penceresinden bakmadıklarını belirterek, "Ekranın toplumsal etkisini, çocuğa, aileye, gençliğe ve ortak ahlaki zemine temas eden yönleriyle okumaya çalışıyoruz. Ekran sadece eğlendirmez, öğretir. Sadece göstermez, normalleştirir. Sadece haber vermez, duygu üretir. Sadece hikaye anlatmaz, değer taşır. O yüzden gençlerin medya okuryazarı olması çok önemlidir. Medya okuryazarlığı sadece ’haberin kaynağına bak’ demek değildir. Elbette kaynağa bakacağız ama yetmez" diye konuştu.


Bu konuda çok hassas davranıldığına işaret eden Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bir içeriğe bakarken kendimize şunu sormalıyız; bu bana hangi insan modelini teklif ediyor? Aileyi, ahlakı, başarıyı, özgürlüğü nasıl gösteriyor? Bende hangi duyguyu büyütüyor? Merhameti mi, öfkeyi mi, kibri mi? En önemlisi, bu bana hakikati mi gösteriyor, yoksa Trend Topic’de Truva atı mı sunuyor. İletişim Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin çalışmaları da bu açıdan önemlidir. Çünkü devletin hakikat zeminini koruması gerekir. Yalanın hızlı, hakikatin yavaş kaldığı bir dünyada kurumların doğru bilgiyi zamanında, açık ve güvenilir şekilde paylaşması hayati hale gelmiştir ama şunu da unutmayalım, dezenformasyonla mücadeleyi sadece kurumlar yapamaz. Her vatandaş, her genç, her aile, her öğretmen bu mücadelenin bir parçasıdır."


Daniş, ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, radyo kanalları ve dijital platformların 24 saat esaslı izlendiğini vurgulayarak, "Bu kapsamda dünyada ilk ve tek yapay zeka tabanlı izleme sistemi VİA projemizi yakında hizmete alacağız. Bu sistemle algoritmik içeriklerin takip, analiz, raporlamasını yine bir algoritmayla yaparak daha da güçlü hale geleceğiz. Çocuk ve aileyi korumaya yönelik projeleri hayata geçiriyor ve takip ediyoruz. Akıllı İşaretler Sistemi, Medya Okuryazarlığı Projesi, Güvenli İnternet ve Dijital Yayın Denetimi, Kamu Spotları ve Bilinçlendirme kampanyaları ve ikame yayınlar yapıyoruz. Bütün bu çalışmaları yaparken sahayı da yakından izliyoruz. Üst Kurulumuz, 15-21 yaş arasındaki gençlerimizin medya kullanımı ve dijital okuryazarlığı üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. 26 ilde 7 bin 511 gencimizle yüz yüze görüşüldü. Çıkan tablo, bugün burada konuştuğumuz meselenin büyüklüğünü çıplak gözle gösteriyor" dedi.



"Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır"


Ekran başında geçirilen ortalama sürelere de değinen Daniş, şunları kaydetti:


"Sosyal medya, yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada. İsteğe bağlı yayın hizmetlerinde her 10 gençten 6’sının dijital platformlara üyeliği var. Günlük ortalama ekran süresi 1 saat. Televizyon 40 dakika. Radyo dinleme süresi ise 38 dakika. Gençlerin yüzde 90’ının sosyal medya hesabı bulunuyor ve yaklaşık yüzde 25’inin bütün bilgileri kamuya açık. Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır. Aynı araştırmada gençlerin habere ulaşmak için en çok başvurduğu kaynak ise gazete değil, televizyon değil, sosyal medyadır. Oran yüzde 71 ancak bu tabloyu daha da çarpıcı kılan başka bir veri var. Araştırmaya göre gençlerimizin yüzde 35,6’sı düşük dijital okuryazarlık seviyesinde. Yani 100 gencimizin 35’i, önüne düşen bilginin kaynağını sorgulama, doğruluğunu sınama, bağlamını çözümleme melekesini henüz yeterince kazanamamış durumda. Aynı zamanda her 100 gencimizden 37’sinin ekran bağımlılığı yüksek seviyede. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan şudur; hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız. Bu, sizin değil, bizim, yetişkinlerin, ailelerin, kurumların, devletin bir ödevidir. Çünkü bu sayılar bir kuşağın değil, bir geleceğin sayılarıdır."


Dezenformasyonun bilerek, kasıtla, bir strateji dahilinde planlanarak üretilen yalan olduğunu ifade eden Daniş, "Birisi bilir ki bu söylediği doğru değildir ama bir amaca, bir hedefe, bir çıkara hizmet etmek için onu üretir, yayar, çoğaltır. Dezenformasyon bir niyet meselesidir. Burada karşımızda bir mimar vardır, yalanın mimarı. Mezenformasyon, kasıtsızca, niyetten bağımsız, bilmeden yayılan yanlıştır. Bir haberi gerçek sanan iyi niyetli bir vatandaş onu paylaşır; paylaştığında o yalanın daha geniş bir alana yayılmasına aracılık eder. Mezenformasyon bir gaflet, bir dikkatsizlik halidir. Burada da bir mimar vardır belki, ama mimarın bilmediği ücretsiz işçiler vardır. O işçiler de biziz aslında; paylaş düğmesine düşünmeden basan bizleriz. Malenformasyon ise belki en kurnazıdır. Bu kavramı son yıllarda daha sık duyuyoruz. Malenformasyonda söylenen şey kağıt üstünde doğrudur, veri doğrudur ama bağlamından koparılmıştır, eksik gösterilmiştir, başka bir hikayenin içine yerleştirilmiştir, zararlı bir amaca alet edilmiştir. Yani size yalan söylenmez, size doğrunun sadece bir parçası, en zehirli parçası gösterilir. Geri kalanı saklanır. Sonuçta sizde oluşan kanaat, size verilen doğruların toplamından farklı bir yere düşer."


Programa ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkan Yardımcısı Zülküf Memiş, Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, TÜGVA Çanakkale İl Başkanı Yunus Emre Kılıç, TÜGVA ÇOMÜ Koordinatörü Hayrullah Ördek ile öğrenciler katıldı.



RTÜK Başkanı Daniş: "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Emre Akbaba: "Yıllardır Süper Lig’deyim, böyle bir hikaye görmedim" Eyüpspor’un futbolcusu Emre Akbaba, yaşadıkları tüm zorluklara rağmen ligde kalmayı başardıkları için mutlu olduklarını belirterek, "Yıllardır Süper Lig’deyim, böyle bir hikâye görmedim" dedi. Trendyol Süper Lig’in 34. haftasında Eyüpspor, deplasmanda Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Bu sonuçla birlikte ligde kalan Eyüpspor’da Emre Akbaba, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Son haftalarında elde ettikleri başarılı sonuçların ardından ligde kaldıkları için mutlu olduklarını söyleyen Akbaba, "Ben oyuna girerken diğer maçların skorlarını sormadım. Yedek kulübesindeki o yüz ifadelerinden dolayı durumu anladım. 3-2 geriye düştük. Bizim için zor bir mücadele oldu. Yeni kurulan, genç oyuncular, Süper Lig tecrübesi olmayan oyuncular. Takım arkadaşlarım inanılmaz bir mücadele verdi. Genç arkadaşlarıma tecrübeli arkadaşlarım yardım etti. Atila hocam ekibiyle bize inanılmaz destek oldu. Güzel bir hikaye yazdık. Çünkü ikinci devre başında herkesin bu takım kesin düştü dediği bir takımdı. Yıllardır Süper Lig’deyim, böyle bir hikaye görmedim. Takım arkadaşlarımı tebrik ediyorum, alınlarından öpüyorum. Güzel bir hikaye yazdık diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Bizim için kolay olmadı ama çok şükür başardık" Maçın son bölümünde 3-2 geriye düşmelerine rağmen attıkları golle ligde kalmayı başarmalarının hatırlatılması üzerine Akbaba, "Gerçekten zor, maddi anlamda da sıkıntılar yaşadık. Takım arkadaşlarım, özellikle tecrübeli oyuncular bunu hiçbir zaman yansıtmadı. Birlik, beraberlik içerisinde tuttu. Bizim için kolay olmadı ama çok şükür başardık" cümlelerine yer verdi.
İstanbul Talha Ülvan: "Golün nasıl olduğunun önemi yok" Eyüpspor’un futbolcusu Talha Ülvan, mücadelede 2-0 öne geçmelerine rağmen 3-2 geriye düştükleri maçta attığı golle takımının ligde kalmasını sağladı. Golüyle ilgili konuşan Ülvan, "Golün nasıl olduğunun bir önemi yok. İsterse kulağına çarpsın, gol goldür" dedi. Trendyol Süper Lig’in 34. haftasında Eyüpspor, deplasmanda Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından takımının 3. golünü atan Eyüpsporlu futbolcu Talha Ülvan basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Maç öncesi ısınma sırasında takım arkadaşı Anıl Yaşar’a bu karşılaşmada gol atacağını söylediğini belirterek sözlerine başlayan Ülvan, "Buna inandım. Tüm takıma inandım. Bunu zaten her maçtan önce söylüyorum herkese. Tüm camia bunu hak ediyor. Böyle bir senaryo bizi çok sevindirdi. Fenerbahçe geri dönmeseydi yine çok sevinecektik ama bu şekilde gerçekten dizi gibi oldu. Bu seneyi heyecanlı bir dizi gibi yorumlayabilirim" şeklinde konuştu. "Golün nasıl olduğunun önemi yok" Attığı golle takımının Süper Lig’de kalmayı başardığının hatırlatılması üzerine Ülvan, "Ben şut atmayı severim. Şut çalışıyorum, uzaktan vurmayı severim. Rotario da nasıl bir oyuncu olduğumu biliyor ve topu bana yumuşak bıraktı. Top gelince kaleye vurmam gerektiğini biliyordum. Allah da yardım etti, top Oosterwolde’nin sırtına çarptı. Golün nasıl olduğunun önemi yok. İsterse kulağına çarpsın, gol goldür. Şu anda belki duygu gösteremiyorum ama hala golün şokunu yaşıyorum. Ne zaman anlayacağım hala bilmiyorum" ifadelerini kullandı. "Gerçekten dizi senaryosu gibiydi" Maçın son dakikalarında yaşadıkları heyecana da değinen Ülvan, "Gerçekten dizi senaryosu gibiydi. Herkes sandalyenin ucunda oturuyordu. Yardımcı hocamız rahatsızlandı, kendisine geçmiş olsun diliyorum. Ama bu heyecanla bunun olması normal. Ligde tutunma mücadelesinden sonra ortamın kötü olması imkansız" cümlelerine yer verdi. "Eyüpspor formasıyla elimden gelenin fazlasını vereceğim" Talha Ülvan, son olarak kariyerinin ilerleyen dönemiyle ilgili ise şunları söyledi: "Hala 2 sene sözleşmem var Eyüpspor’da. Bu sezon Süper Lig’de ilk senem. Eyüpspor formasıyla elimden gelenin fazlasını vereceğim. Bunu zaten maçlarda gösterdim. Eyüpspor’da yüzde 100 devam."
İstanbul Umut Bozok: "Olsam da olmasam da inşallah güzel bir Dünya Kupası geçer" Eyüpspor’un golcüsü Umut Bozok, A Milli Futbol Takımı’nın 2026 FIFA Dünya Kupası geniş kadrosunda yer almayı beklediğini belirtirken, kendisi olsun ya da olmasın milli takım adına başarılı bir turnuva geçirilmesini temenni etti. Trendyol Süper Lig’in 34. haftasında Eyüpspor, deplasmanda Fenerbahçe ile 3-3 berabere kaldı. Mücadelenin sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Eyüpspor’un golcüsü Umut Bozok, "Fenerbahçe’ye karşı Kadıköy’de öne geçmek çok tehlikeli. Bu sezon kaç maç çevirdiler bilmiyorum. Böyle bir takıma karşı ilk yarıda 2-0 öne geçmek büyük bir iş. Ama sonrasında panik olduk. Ama sağ olsun Talha oyuna girdi. Şansımız varmış demek ki. Her şeyi yaptık ligde kalmak için. Top Oosterwolde’ye çarpıp girdi. Bu senaryonun filmi çekilebilir. Eyüpspor’u ligde tutmak büyük bir iş, herkesi tebrik etmek istiyorum" diye konuştu. "Herkes düştüğümüzü söyledi, biz de düşmediğimizi gösterdik" Karşılaşmada skorun 3-2’ye gelmesinin ardından yaşadıkları duyguları anlatan Bozok, "Maçların sonuçlarıyla ilgili hiç bilgimiz yoktu ama oyuna giren arkadaşları görünce biraz panik olduğunu anladık. Onguene oyuna girdi ama sonrasında oyundan çıktı. Bunu görünce işlerin iyi gitmediğini anladım. Skorlara hala bakmadım. Küme düşüyorduk. Gerçekten inanılmaz bir durum. Bu takım ligde kalmayı başardı. Bazı başkanlar var, isimlerini vermeye gerek yok ama Fatih Karagümrük’le Eyüpspor’un kesin düştüğünü söylediler. Biz de düşmediğimizi gösterdik. Herkesi tebrik ediyorum" şeklinde konuştu. "Olsam da olmasam da inşallah güzel bir Dünya Kupası geçer" Son haftalarda yükselen performansıyla birlikte A Milli Futbol Takımı’nın 2026 FIFA Dünya Kupası geniş kadrosuna seçilmeyi hedeflediğini belirten Bozok, "Herkes bekler. Listede olsaydım herhalde bugün haberim olurdu. Milli takıma başarılar diliyorum. Olsam da olmasam da inşallah güzel bir Dünya Kupası geçer. Son haftalardaki performanslar sonrasında olmak isterim. Tabii iyi forvetler var milli takımda. İnşallah orada olurum" cümlelerine yer verdi. "Herkes bizi alt ligde görüyordu" Teknik Direktör Atilla Gerin’in kendisi için kullandığı ‘O benim Suarez’im’ sözleriyle ilgili konuşan Bozok, "Atilla hoca benim Guardiola’m. Onu da tebrik etmek gerekiyor. Gerçekten nereden nereye geldik. Herkes bizi alt ligde görüyordu. Hoca inandı, bizi de inandırdı. Bu takımı ligde tuttuk. İnşallah seneye de Eyüpspor ligde kalır çünkü bu takım ligde kalmayı hak ediyor. Hocamın saçları bembeyaz oldu, yazık oldu hocama" ifadelerini kullandı. "Emre Akbaba, Umut Meraş, Taşkın İlter’le konuşup takımı ligde tutalım dedik" Sezonun ilk yarısında takım içinde kaotik bir ortam yaşanmasına rağmen mücadeleyi bırakmayarak sezonu birlikte tamamlamak istediklerini aktaran Bozok, "Biz ilk yarı bitince gitsek mi diye düşündük. Kaos ortamı vardı. Kaçalım mı diye düşündük. Çünkü burası zor olacaktı. Ama çok yetenekli gençler var. Bu takımı tutalım dedik. Emre Akbaba, Umut Meraş, Taşkın İlter’le konuşup takımı ligde tutalım dedik. Alanya deplasmanında 1-0 gerideyken 3-1 kazandık. Bütün iş burada başladı. Şimdi kontratım bitti. Emre Akbaba ve Umut Meraş’ın da kontratı bitti. Yarın eşimle balayına gideceğim, onu düşünüyorum. Tabii Montella hoca ararsa hemen dönüş bileti almam gerekecek" konuşmasını tamamladı.