ASAYİŞ - 30 Ocak 2026 Cuma 08:18

Çanakkale Valiliği: Motosiklet, motorlu bisiklet, elektrikli scooter, motokuryelere yönelik trafiğe çıkış kısıtlaması kaldırıldı

A
A
A
Çanakkale Valiliği: Motosiklet, motorlu bisiklet, elektrikli scooter, motokuryelere yönelik trafiğe çıkış kısıtlaması kaldırıldı

Çanakkale’de olumsuz hava şartları nedeniyle motorlu bisiklet, elektrikli scooter ve motokuryelere yönelik getirilen trafiğe çıkış kısıtlaması kaldırıldı.


Çanakkale’de dün akşam saat 20.00 itibariyle olumsuz hava şartları nedeniyle motorlu bisiklet, elektrikli scooter ve motokuryelere yönelik trafiğe çıkış kısıtlaması saat 08.00 itibariyle kaldırıldı.


Konuyla ilgili Çanakkale Valiliği’nden yapılan açıklamada, "İlimizde etkili olan şiddetli rüzgar ve yağmurun etkisini azaltması nedeniyle; 29 Ocak Perşembe günü saat 20.00 itibarıyla başlatılan motosiklet, motorlu bisiklet, elektrikli scooter ve motokuryelere yönelik trafiğe çıkış kısıtlaması, bugün saat 08.00 itibarıyla sona ermiştir" denildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon İğneada ve Gürcistan açıklarındaki hamsi avı beklentileri karşılamayınca balıkçılar erken paydos etti Türkiye’nin İğneada açıklarında ve Gürcistan sularındaki hamsi avından beklenen verimi alamayan tekneler yavaş yavaş balık av sezonuna veda ediyor. Balıkçılar, bu bölgelerde görülen hamsinin de umut verici olmadığını belirtirken, genel tabloya bakıldığında Karadeniz’in birçok noktasında durumun benzer olduğunu vurguluyor. Balıkçılar, günlük 100-150 kasa civarında bir av yapılabilmesi hâlinde balık av sezonunun biteceği 15 Nisan 2026 tarihine kadar denizde kalabileceklerini ancak bu miktarın maliyeti karşılamaması durumunda avlanmanın sürdürülebilir olmadığını dile getiriyor. Şu anda tekneler ağırlıklı olarak istavrit avına yönelirken, bazı teknelerde şimdiden karaya çekerek bir sonraki balık sezonu için hazırlıklarına başladı. Tekne sahiplerinden Bilal Bozoklu şu an ağırlıklı olarak istavrit avladıklarını belirterek "Hamsi yok diyebiliriz. İğneada taraflarında kendini gösterdi ancak orada da çok iç açıcı bir durum yok. Olan hamsi Gürcistan’da; orada da durum pek parlak değil. Dolayısıyla Gürcistan taraflarında da yoğun bir hamsi avı söz konusu değil. Kısacası her yer aynı durumda. Bundan sonra günlük 100-150 kasa civarında av yapabilirsek sezon sonuna kadar denizde kalabiliriz ancak maliyeti kurtarmadığı sürece denize açılmamız mümkün değil. Şu anda ağırlıklı olarak istavrit avlıyoruz. Eskilerin deyimiyle, denizde zaman zaman kısır dönemler yaşandığına dair söylemler olurdu. Nitekim iyi geçen sezonlar da oldu. Örneğin bir önceki sezonda palamut çoktu, bu sezon ise hamsi vardı ancak değerini bulmadı. Hamsi kış sezonunda olsaydı ve 300-500 kasa avlayabilseydik belki bir şeyler kazanabilirdik. Ancak herkes aynı anda avladığında hamsi ucuz fiyata gidiyor. Piyasaya fazla hamsi girmesi, tekne açısından pek kurtarıcı olmuyor. Şu anda tekneler genellikle İğneada ve Marmara Denizi’nde avlanıyor. Doğu Karadeniz’de ise çok fazla tekne yok; olanlar da bizim gibi günü kurtarmaya çalışıyor. 1,5-2 ay sonra tekneler karaya çekilmeye başlar. Şu an itibarıyla karaya çekilen tekneler de var" diye konuştu. Deniz dibindeki kirlilik ağları parçalıyor Deniz dibindeki demir parçaları ve çöplerin ağlara zarar verdiğini belirten Bozoklu, "Denize ağ attığımızda dipteki bir cisim nedeniyle ağlarımız yırtıldı. Balıkçı deyimiyle iki, iki buçuk boy (Yaklaşık 275 metre) kadar ağımız zarar gördü. Denizin güzelliği olduğu kadar çilesi de var. Bu durum sadece dipteki cisimlerden değil, akıntıdan da kaynaklanabiliyor. Denizde çöp var, denizin altında ciddi miktarda atık bulunuyor. Özellikle Trabzon çevresinde bu sorun daha fazla görülüyor" dedi. Kaptan yardımcısı Harun Yılmaz ise yırtılan ağları tamir ettiklerini kaydederek "Sezon, hamsi açısından verimli geçti ancak fiyatlar oldukça düşük kaldı. Bu nedenle bolluk yaşanmasına rağmen ekonomik anlamda beklentiyi karşılamadı. Şu sıralar ağırlıklı olarak istavrit avcılığı yapıyoruz. Genellikle Eynesil ile Of arasındaki bölgede avlanıyoruz. Şu anda hamsi avı yok; İğneada’da zaman zaman görülüyor ancak orada da süreklilik göstermiyor. Şu an ağ tamiriyle uğraşıyoruz. Ağlarımızın büyük gemilerin çapaları nedeniyle yırtıldığını düşünüyoruz. İki boy ağımız zarar gördü. Ayrıca denizden çöp de çıkıyor; özellikle Beşirli tarafında bu durum daha fazla görülüyor" diye konuştu.
Erzurum İşte Erzurum’da yapımı devam eden dört tünelin son durumu Erzurum’u Karadeniz ve Güneydoğu’ya bağlayan yollar üzerinde bulunan dört tünelin açılması için gün sayılıyor. Hepsi birer stratejik öneme sahip olan tüneller, özellikle uluslararası ve ulusal lojistik sektörü açısından değerli bulunuyor. İnşaları devam eden, bazılarında yıllardan beridir sıkıntılar yaşanan Kırık Tüneli, Dallı Kavak Tüneli, Kop Tüneli ve Çirişli Tüneli’nin bitirilmesi için ciddi gayretler gösteriliyor. Kırık Tüneli projesi kapsamında 7 bin 100 m uzunluğunda çift tüp tünel ve 8,7 km bağlantı yolu, 2 adet 88 metre çift köprü ile 1 adet 19 metre tek köprü bulunuyor. 2005 yılında tünelde 361 m kazı-destek ve bin 29 m nihai kaplama beton imalatı ile 17 km uzunluğundaki bağlantı yollarında toprak işleri ve sanat yapıları imalatları yüzde 90 oranında tamamlandı. 2014 yılında başlayan, Erzurum-Rize karayolu üzerinde yapılan Kırık Tüneli projesinin bitiş tarihi olarak 2027 hedefleniyor. Dallı Kavak projesi 3 bin 105 m uzunluğunda çift tüp tünel ve 27,2 km uzunluğunda bağlantı yolundan oluşuyor. 2012 yılında yapımına başlayan projede 2005 yılında 114 m kazı-destek, bin 790 m nihai kaplama beton imalatı, Tünelde nihai beton elektrik elektromekanik çalışmalara devam ediliyor. Erzurum-Rize karayolu üzerinde yapılan projenin bitiş tarihi olarak bu yıl açıklandı. Erzurum-Bayburt-Gümüşhane ve Trabzon bağlantılı karayolunda ciddi rahatlatma getirmesi beklenen Kop Tüneli projesi 6 bin 500 m uzunluğunda çift tüp tünel ve 4,7 km uzunluğunda bağlantı yolundan oluşuyor. 2011 yılında yapımına başlayan projede 2005 yılında bin 419 m kazı-destek, 692 m nihai kaplama beton imalatı, ile 4,7 km uzunluğundaki bağlantı yollarında toprak işleri ve sanat yapıları imalatları yüzde 90 oranında tamamlandı. Kop Tüneli projesinin tamamlanması için 2028 yılı hedefleniyor. Çirişli Tüneli projesi 4 bin 750 m uzunluğunda çift tüp tünel ve 78,6 km uzunluğunda bağlantı yolundan oluşuyor. 2017 yılında yapımına başlayan projede 2005 yılında , 714 m nihai kaplama beton imalatı yapıldı. Erzurum-Bingöl arasındaki ulaşımı rahatlatacak olan Çirişli Tüneli projesinin tamamlanması için 2027 yılı hedefleniyor.
İstanbul Velilerin yüzde 88’i okul formasını güvenli görüyor GENAR araştırması, velilerin yüzde 88’inin okul formasını güvenlik için kritik gördüğünü belgeledi. Armalı kıyafetler, marka baskısını önlerken okul güvenliğinde de kilit rol oynuyor. Okul Kıyafeti ve Üreticileri Federasyonu (OKULFED), eğitim dünyasının ve ebeveynlerin nabzını tutan kapsamlı bir araştırma dosyasını kamuoyuyla paylaştı. GENAR Araştırma tarafından 8 Ocak tarihinde tamamlanan ankete göre veliler; güvenlik, aidiyet ve ekonomik dengeler nedeniyle ‘armalı ve modelli’ okul kıyafetlerini açık ara farkla destekliyor. Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan OKULFED Genel Başkanı İsmail Sadi Doğan, araştırmanın okul kıyafetlerinin sadece bir giysi değil, aynı zamanda stratejik bir eğitim materyali olduğunu kanıtladığını vurguladı. Güvenlik zafiyetine karşı ‘arma’ kalkanı Araştırma sonuçlarını değerlendiren Doğan, velilerin en büyük endişesinin okul güvenliği olduğunu belirtti. Araştırmaya katılan ailelerin yüzde 88’i, okul arması taşıyan kıyafetlerin, okul dışından kişilerin ayırt edilmesini kolaylaştırdığını ve bu sayede güvenlik zafiyetlerinin önüne geçildiğini ifade etti. Marka yarışı ve akran zorbalığına dikkat Sivil veya düz kıyafet uygulamasının öğrenciler arasında sınıfsal farkları keskinleştirdiğine dikkat çeken İsmail Sadi Doğan, şunları söyledi: "Velilerimizin yüzde 76,1’i, düz kıyafetlerin öğrenciler arasında bir ’marka rekabetine’ yol açacağından endişeli. Standart bir modelin olmadığı durumlarda ortaya çıkan marka odaklı akran zorbalığı, velilerimizin yüzde 68,1’i için ciddi bir sosyal risk taşıyor. Armalı kıyafetler, bu tür ayrışmaların önüne geçen en güçlü bariyerdir." "Sonradan dikilen arma ek külfet getiriyor" Anket sonuçlarında öne çıkan bir diğer teknik detay ise armaların uygulama biçimi oldu. Velilerin yüzde 73,5’i, armanın sonradan alınıp kıyafete dikilmesinin hem ek maliyet yarattığını hem de aileler için büyük bir zaman kaybı ve zahmet oluşturduğunu belirtti. Genel Başkan İsmail Sadi Doğan, üretimin doğrudan armalı şekilde yapılmasının pratik ve ekonomik olduğunu vurguladı. Aidiyet duygusu ve disiplin Eğitim kalitesi ve öğrenci psikolojisi üzerine de veriler sunan araştırma, velilerin yüzde 60,9’unun armalı kıyafetlerin kurallara uyma bilincini ve okula aidiyet duygusunu güçlendirdiğini düşündüğünü ortaya koydu. Doğan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bu veriler ışığında, okul kıyafetlerinin sadece birer tekstil ürünü değil; pedagojik, ekonomik ve güvenlik temelli birer eğitim materyali olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Velilerimizin sesine kulak vererek, çocuklarımızın hem güvenliğini hem de huzurunu korumaya devam edeceğiz."