KÜLTÜR SANAT - 24 Nisan 2026 Cuma 11:44

Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı

A
A
A
Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı

Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü anma etkinlikler, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenle başladı. Törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza; bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir" dedi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, " Çanakkale; ne denizden, ne karadan, ne havadan ne de denizaltından geçilememiştir" diye konuştu.


Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü törenlerine Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Bahtiyar Ersay, Çanakkale Savaşaları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Yeni Zellanda Genel Valisi Dame Cindy Kiro, Avusturalya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jilly Morris, daire müdürleri, askeri erken, yabancı ülkelerin temsilcileri, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Tören, Türkiye Cumhuriyeti adına Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman’ın Şehitler Abidesi önünde bulunan Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu.


Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü için Şehitler Abidesinde düzenlenen törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler, bu tarihî mirası; barışın, iş birliğinin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi yönünde önemli bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Geçmişin acılarından ders çıkararak, geleceği daha huzurlu ve daha güvenli kılmak ortak görevimizdir. Bugün burada, vatan savunması uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarken; aynı zamanda bu topraklarda hayatını kaybeden tüm yabancı askerleri de yad ediyoruz. Onların hatırası, bizlere barışın değerini hatırlatmaya devam etmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza; bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün bizlere düşen en önemli sorumluluk; bu anlamlı mirası gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak, barış kültürünü güçlendirmek ve insanlığın ortak değerlerini korumaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor; bu anlamlı törene katılım sağlayan siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Barışın, dostluğun ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir gelecek temennisiyle, sizleri saygıyla selamlıyorum" dedi.


Anma töreninde konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tarihin en çetin mücadelelerinden birine sahne olan Çanakkale’de, Kara Muharebeleri’nin 111. yıl dönümünde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bugün burada, yalnızca bir askeri mücadeleyi anmak için değil; insanlık tarihine derin izler bırakan bir dönemin hatırasını yaşatmak, o günlerin fedakârlıklarını ve acılarını ortak bir anlayışla yad etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çanakkale, savaşın yıkıcılığını ve insan hayatı üzerindeki ağır bedelini en açık şekilde ortaya koyarken; aynı zamanda cesaretin, fedakârlığın ve insanlık onurunun en güçlü şekilde tecelli ettiği bir tarih sahnesi olmuştur. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, Çanakkale’nin hatırası ilk günkü anlamını ve önemini korumaktadır. Çünkü burada yaşananlar, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; aynı zamanda günümüz dünyası için güçlü mesajlar barındıran evrensel bir tecrübedir" diye konuştu.


Çanakkale’nin buluşma, diyalog ve anlayışın simgesi haline geldiğini söyleyen Alan Başkanı Kaşdemir, "Bu anlamlı anma törenleri, geçmişte cephelerde karşı karşıya gelen milletleri bugün aynı değerler etrafında bir araya getirmektedir. Bu yönüyle Çanakkale; ayrışmanın değil buluşmanın, çatışmanın değil diyalogun, düşmanlığın değil karşılıklı saygı ve anlayışın simgesi haline gelmiştir. Çanakkale Kara Muharebeleri’nin başlangıcının 111. yıldönümü törenleri vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Tarihi Alan Başkanlığı olarak, davetimize icabet ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sözlerimin başında, Çanakkale’yi geçilmez yapan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi yaptığımız bu mübarek topraklarda bir ölüm-kalım mücadelesi vererek büyük bir zafer kazanan ve rahmet ve şükranla anıyor, o büyük insanları hayırla yad ediyorum. Ve yine, 111 yıl önce ülkeleri için buraya savaşmaya gelen İtilaf Devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor, hayatlarını kaybeden askerlerin artık bu toprakların bir evladı olduğunu, barış ve huzur dolu bu topraklarda Mehmetçiklerle yan yana ve koyun koyuna yattıklarını bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.


Çanakkale Kara Muharebelerinin dünya tarihinde emsali az görünen bir muharebe olduğunu vurgulayan Alan Başkanı Kaşdemir, "Türk Milleti, Çanakkale’de büyük ve şanlı bir vatan müdafaası yapmış ve başarılı olmuştur. Çok açık ve haklı bir zafer kazanmıştır. Üzerinde tören yaptığımız bu topraklar, büyük acılara ve gözyaşlarına şahitlik etmiştir. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük ve en çetin savaşlardan birisi bu topraklarda yaşanmıştır. Türk Milleti, birlik ve beraberlik içerisinde çok önemli bir mücadele vermiş ve Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. Genç neferler ve genç komutanlar, büyük bir sorumluluk duygusu ve büyük bir cesaretle, tarihine yakışır bir mücadele sonunda galip gelmeyi bilmişlerdir. Zaferin mimarları olan askerler 20’li yaşların başında, komutanlar ise 30’lu yaşların başındaydılar. Bu kahraman gençler, omuzlarındaki tarihi sorumluluğu çok iyi idrak eden o nesil, Çanakkale’de dünyaya meydan okumuş ve devrin süper güçlerine kafa tutmuşlardır. Yaklaşık 8,5 ay süren, şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda galip gelen, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan Kahraman Türk Ordusu olmuştur" diye konuştu.


Çanakkale’nin denizden, karadan ve havdan geçilemediğine dikkat çeken İsmail Kaşdemir, "Çanakkale; ne denizden, ne karadan, ne havadan ne de denizaltından geçilememiştir. Çanakkale’de, küllerinden yeniden doğan Türk Milleti, onurluca verdiği Millî Mücadele’den sonra, Cumhuriyetini kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasında ve temellerinde Çanakkale kahramanlığı ve Çanakkale Ruhu vardır ve bu ruh, hâlâ canlılığını korumakta ve ebediyen de korumaya devam edecektir. Aziz Milletimizin evlatları bu ruha her zaman sahip çıkacaktır. 111 yıl önce büyük acılara sahne olan bu topraklar, simdi barışın ve huzurun diyarı olmuştur. Dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olan Tarihi Alan, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır.Bizim bir hedefimiz var; bir gün gelecek, bu müstesna toprakları ziyaret etmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kalmadığı gibi, buralar milyonlarca yabancı ziyaretçi ile dolup taşacaktır" şeklinde konuştu.


Alan Başkanı İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Tarihi Alan Başkanlığı olarak, tüm vatandaşlarımızı bu müstesna topraklara, Çanakkale Ruhu’nu teneffüs etmeye; yabancı misafirlerimizi de daha büyük kalabalıklarla buradaki törenlere katılmaya davet ediyoruz. Sadece törenler zamanı değil, tüm yıl boyunca, onları Tarihi Alan’da misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyacağımızı ifade ediyoruz. Çünkü Çanakkale Tarihi Alan’ı, hem dünyada hem Türkiye’de bir buluşma noktası haline gelmiştir. Çanakkale’yi geçilmez yapan, başta Çanakkale kahramanı olarak tarih sahnesine çıkan ve milletimizin gönlünü kazanan, milli mücadelemizin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızı ve aziz Mehmetçiklerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Onların hatıralarına her daim sahip çıkacağız ve Onları unutturmayacağız. Vatan sağolsun diyerek kara toprağa girenleri, dünya durdukça hatırlayıp, hâyırla anacağız. Bu toprakların kara bağrında, sıradağlar gibi durup, can fedâ edenleri baş tâcı edeceğiz. Bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa giren civanmertlerin ayak izleri olan bu mübarek toprakları gözümüz gibi koruyup, kollayacağız. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimizi göremesek de Onların bizi gördüklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Bu önemli günde, Çanakkale Kahramanlarını, aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyorum. Aziz ruhları şâd, mekânları cennet, makamları âli olsun. Allah onlardan razı olsun. Tüm insanlığın ortak mirası olan dünyamızda hep huzur ve barış olsun."


İtilaf Devletleri adına konuşan Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti:


"Çanakkale Savaşı’nın anıldığı bu kutsal günde, bu yarımadada hayatlarını feda eden, çoğu çok genç olan tüm cesur askerlere saygı göstermek üzere, Türk topraklarında sizlerin yanında bulunmak benim için bir onurdur. Bundan 111 yıl önce, Birleşik Krallık ve Britanya İmparatorluğu, İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda ve Fransa’dan gelen on binlerce İtilaf askeri, vatanlarına hizmet etmek üzere bu topraklara geldi. Bu boğaz, ortak tarihimizin en trajik olaylarından birinin sahnesi haline geldi. Mart 1915’ten Ocak 1916’ya kadar on binlerce asker, izleri bugün hâlâ görülebilen bir siper çıkmazında ateş ve yoksunlukla mücadele etti. Sadece savaşın şiddetine değil, aynı zamanda sıcağa, susuzluğa, açlığa ve hastalığa da göğüs geren bu askerler, tarihte kesin bir iz bıraktı. Bu çatışmaların insan kaybı çok büyüktür. Her iki taraf için de kayıplar ağırdır: İtilaf Devletleri’nde en az 60 bin ölü, buna ek olarak 125 bin yaralı ve hastalık nedeniyle 100 bin ölü. Ne kayıpların büyüklüğü ne de çatışmaların şiddeti bu adamların cesaretini azaltmadı. Onların cesareti ve fedakarlık ruhu asla unutulmayacak. Bugün, düşüncelerimiz bu şiddetli çatışmada savaşan, hayatını kaybeden veya yaralanan Türkiye ve eski Osmanlı Cihan Devleti, Birleşik Krallık ve İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz Milletler Topluluğu, Fransa ve denizaşırı topraklarından gelen askerlere yöneliyor. Bu savaşın ortak hafızamızda bıraktığı iz, ülkelerimizin bu savaşçılara duyduğu minnettarlığın bir kanıtıdır."


Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu konuşmasına şöyle devam etti:


"Türk milletinin kurucusu ve bu savaşta görev yapmış bir üst düzey subay olan Mustafa Kemal Atatürk, bu yarımadada ölen tüm milletlerin askerlerinin anısını onurlandırmaya önem göstermişti. Bu topraklarda, ordularımızın yaşadığı zorlukların hatırası hâlâ canlıdır. Ancak bu hatıra, barış adına halklarımızı birleştiren ve giderek güçlenen dostlukla zenginleşmiştir: Çanakkale Savaşı’nın anılması, dün savaşan tarafların uzlaşmasını, halklarımızın kardeşliğini ve ülkelerimizin barış için birlikte mücadele etme kararlılığını her zamankinden daha fazla somutlaştırmaktadır. Şiddetiyle hafızalarda yer etse de, Gelibolu Seferi, Fransa’nın üç büyük dost ülkesi olan Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda için kurucu bir olay haline gelmiştir. Avrupa topraklarında savaşın yeniden başlamasının üzerinden dört yıl geçti; NATO, topraklarımızı savunma konusundaki etkinliğini sürdürürken, her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olmak bizim görevimizdir çünkü Atatürk’ün şu temel sözüne göre ‘Büyük işler, önemli girişimler, ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir’. Barış ve istikrar gibi ortak bir hedef doğrultusunda güçlerimizi birleştirerek daha güçlüyüz. Dostlar ve müttefikler olarak bugün gösterdiğimiz teyakkuz, ortak bir anı ve duygu mekanı olmasının yanı sıra, affetme ve uluslararası dayanışmanın da sembolü haline gelen Gelibolu Yarımadası’nda savaşmış olanların torunlarına saygı göstermenin en güzel yoludur. Son olarak, bu anma törenlerini düzenleyen Türk ortaklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Fransa ve Türkiye bir zamanlar düşman ittifakların üyeleriydi, ancak düşmanlıklarımızı aşmayı başardık ve bugün birbirimiz için, aynı zamanda ortaklarımız için de güvenilir müttefikler haline geldik. Bu Fransız-Türk ve bugün uluslararası işbirliği, dünyanın geri kalanına bir mesaj olsun. Teşekkür ederim."


Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve şehitler için dua edildi. Ardından Mehteran Takımı gösterisi yapıldı. Daha sonra askeri bando eşliğinde askeri birlik, konuk askerler, gaziler ve izciler resmi geçit töreni gerçekleştirildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Türk Yıldızları gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Türk Yıldızları gösterisi nefesleri kesti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep "Bir Umut Bir Can" tüp bebek desteği projesinin ilk bebeği dünyaya geldi Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "Aile Yılı" kapsamında hayata geçirilen "Bir Umut Bir Can" tüp bebek destek projesinin ilk bebeği olarak dünyaya gelen minik Fatma Şahin’i ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesiyle birlikte, Gaziantep Valiliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde başlatılan "Bir Umut Bir Can" projesinin ilk meyvesi alındı ve projenin ilk bebeği dünyaya geldi. 5 yıldır çocuk hasreti çeken ve projeden ilk yararlanan ailelerden biri olan İsmail-Eylem Şahin çifti, dünyaya gelen kızlarına, verilen desteklerden dolayı Başkan Fatma Şahin’in adını verdi. Minik Fatma Şahin’i ilk ziyaret eden isim Başkan Fatma Şahin oldu Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İnayet Topçuoğlu Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı doğumun ardından, minik Fatma Şahin’i ziyaret eden ilk isimlerden biri de Başkan Fatma Şahin oldu. Başkan Şahin, aileyi tebrik ederek minik Fatma için iyi dileklerini iletti. Ziyarette konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Aile Yılı’nın ilan edilmesinin hemen ardından kapsamlı bir aile destek paketi açıkladıklarını belirtti. "Projenin ilk bebeği dünyaya geldi" Başkan Şahin, "Bu aile paketi içerisinde bebeği olmayanlara tüp bebek desteği de vardı. Devlet ve özel hastanelerden destek aldık. Çok güzel bir protokol yapmıştık. Bu işlerin mali boyutu ve takibi var. Biz bu desteği vereceğimizi söyledik. Projenin ilk bebeği oldu. Lütfettiler benim ismimi koydular bebeğe. Fatma’mız ilk bebeğimiz. Destek veren, yanımızda olan değerli doktorlarımız ve bütün sağlık camiasına, sağlık kurumlarına çok teşekkür ediyorum. Bu aile yılının ilk bebeği. Bakanlık dönemimde yaptığımız proje vardı. Belediye Başkanı olduktan sonra da talepler gelince tüp bebek desteğine devam ettik. Orada 300 bebeğimizi proje ile anne ve babasına kavuşturmuştuk. Bu yeni aile yılının ilk bebeği" ifadelerini kullandı. Proje kapsamında 10 bebek daha yolda Projenin son durumuna ilişkin bilgi veren Başkan Fatma Şahin, "Bir Umut Bir Can" tüp bebek desteğine 200 başvuru yapıldığını belirterek, "Şu anda 10 yeni bebeğimiz daha yolda" dedi. Aileden Başkan Şahin’e teşekkür İsmail-Eylem Şahin çifti ise yaptıkları açıklamada, 5 yıllık çocuk hasretlerinin sona ermesine vesile olan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e destekleri için teşekkür ederek duydukları mutluluğu dile getirdi.
Yalova Yalova’da baba ve kızına scootterla saldıran sanığın yargılanması başladı Yalova’nın Çınarcık ilçesinde aralarında husumet bulunan baba ve kızına scooter ile saldıran Şener E.’nin yargılanmasına başlandı. Çınarcık’a bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan E. ailesi arasında çocuk gürültüsü, park, kaçak bina yapıları nedeniyle çok sayıda tartışma yaşandı. Son olarak 20 Şubat 2026 tarihinde yaşanan olayda Muhammet Baca (34), kucağında 14 aylık kızı İkra varken Şener E.’nin çocuk scooterı ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken, kucağındaki 14 aylık çocuğu İkra’nın ise kafatası çatladı. Yaralılar Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklu sanığın babaya karşı saldırısıyla ilgili ’kasten yaralama’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar, olay sırasında 14 aylık olan İkra için ise 9 yıldan 27 yıla kadar hapis cezası talebiyle Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Şener E. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı. Şener E. burada hakime verdiği ifadede, iftar yaptıkları sırada ses duyarak dışarı çıktığını belirterek, "Beni görür görmez küfürler etti. O an sinirle scootera ayağım çarpınca onu alıp vurdum. Ben vurduğumda çocuk kucağında değildi. Sonra dönüp tekrar baktığımda Muhammet çocuğu kucağına alıp burnundaki kanı kızının suratına sürdüğünü gördüm. Ben 1 kez vurdum. 2’nci kez scooter elimden kayıp gitti. Vurduğum cisim de scooterın bir parçasıydı" dedi. Sanık Şener E., Muhammet Baca’nın yolunu kesip ailesini buradan sürgün edeceğini söylediğini iddia etti. 3 çocuğundan birinin İkra yaşlarında olduğunu anlatan sanık, çocuklarına bugüne kadar bir kez bile vurmadığını söyledi. Kendisi ve kızına saldıran sanığın en ağır cezayı almasını isteyen Muhammet Baca ise, "Olay sırasında eşimi düşürmüşler. İkra yoldaydı. Onu görünce kucağıma aldım. O sırada odunla vurdu Şener scooter ile değil. Mahkemeyi yanıltıyor. Çocuğuma doğru vurdu. Kızım balık gibi çırpınırken tekrar vurdu. Benim kızım en ufak seste kafasını tutuyor artık" açıklamasında bulundu. Tanık olarak dinlenen sanığın kardeşi Servet E. de olay günü Muhammet Baca’nın kendisine hakaret ettiğini ileri sürerek, "Bağırış çağırış olunca kardeşim geldi. Ben jandarmayla birlikte kadınların kavgasını ayırdım. Muhammet Baca doğulu olduğumuz için takıntı haline getirdi" dedi. Tanık Bilge Baca ise arbede sırasında kızı İkra Baca’ya sopayla vurulduğunu iddia ederek, "Şener sopayla vurdu. İlk önce çocuk benim kucağımdaydı. Arbede sırasında yere bıraktım. Sonra Nevin E. beni itince yere düştüm. Sonra eşim bana doğru geldi ve kızımı kucağına aldı" ifadelerini kullandı. Sanık avukatları ise müvekkillerinin tahliyesini istedi. Baca ailesi avukatları ise davanın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan Ağır Ceza’da görülmesini istedi. Mahkeme sanığa savunma için süre verirken duruşmayı ileri tarihe erteledi. "İfadeler çelişkili" Duruşma sonrasında açıklamada bulanan Baca ailesinin avukatı Berika Kurt, "Duruşma esnasında sanığın ifadeleriyle, kolluk ifadeleriyle şu an verdiği ifade arasında çok büyük bir çelişki vardı zaten hakimde. Bunu sordu kendisine. Siz çocuğa vurduğunuzu karakoldaki ifadenizde ikrar etmişsiniz. Ancak şu anda çocuğu görmedim diyorsunuz. Bu çelişki hakkında ne düşünüyorsunuz dediğinde olayın şokuyla hatırlamadığını iddia etti kendisi. Aslında bu açıklamalar dahi her şeyin bilinerek ve istenerek yapıldığını açık açık gösteriyor" dedi. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesini istediler Kurt, suçun vasfının değişmesi için talepte bulunduklarını dile getirerek şöyle konuştu: "Şu anda iddianame kasten yaralama neticesi sebebiyle kasten yaralamadan yazılmış olunsa da bebeğe karşı olan eylemin meydana getirdiği sonucun hayati tehlike oluşturacak düzeyde olması sebebiyle ve bunun bilinerek ve istenerek yapılması sebebiyle Ağır Ceza Mahkemesi’ne tevzini istedik dosyanın. Çünkü ilk adli tıp raporunda İkra bebeğin şu açıkça yazıyor zaten, bebeğin hayat tehlikesi olduğu yazıyor. Aynı zamanda beyin kanaması ve kafatası kırıkları da sabit. Dolayısıyla biz Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevkini istedik. Bu aşamada mahkeme hakimi sanıktan ek savunma istedi. Yani suçun mahiyetinin değişmesi durumunda. Kasten öldürmeye teşebbüs hükümlerinin uygulanması durumunda açıklaması ne olacak, savunması ne olacak şeklinde beyan vermesini istedi, savunma vermesini istedi. Önümüzdeki celseye kadar da o savunmanın alınacağını düşünüyorum." Baca ailesinin diğer avukatı Tolga Taylı ise, "Olayın oluş şekli Muhammed ve İkra’nın bedensel bütünlüğü bakımından kafa ve omurilik veyahut da beyincik kısmına gelen darbeler aslında bir yaralama değil kasten öldürmeye teşebbüs veya olursa olsun diye yapılan eylemlerdir. Dolayısıyla biz suçun vasfının değişeceği kanaatindeyiz. Bu da 6 ay sonra alınacak olan raporla sabitlik kazanacaktır. Buradan dosyanın Asliye Ceza’dan Ağır Ceza’ya gönderilmesini talep ettik. Nitekim de bu beyanımız mahkeme hakimi tarafından dikkate alındı ve ek savunma istendi. Sürecin yakinen takipçi olacağız. Sanığın en ağır ceza almasını sağlamak için meslektaşımla birlikte olanca gayreti göstereceğimize eminiz" diye konuştu.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan, 333 hafızın icazet merasimine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Çamlıca Camii’nde gerçekleştirilen 333 hafızın icazet aldığı, hafızlık icazet merasimine katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Çamlıca Cami’nde gerçekleştirilen Üsküdar Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı İmam Hatip Okulları ve Üsküdar Müftülüğüne bağlı Kur’an kursları bünyesinde hafızlık eğitimlerini tamamlayan 333 Hafız’ın icazet merasimine katıldı. İcazet merasiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirdi. Okunan Kur’an-ı Kerim tilavetleri ve duaların ardından hafızlığını tamamlayan Kur’an talebeleri, Reis-ul Kurra Mustafa Demirkan’dan icazetlerini aldı. İcazet alan hafızlar, merasime Türkiye ve Filistin Bayraklarının olduğu atkılarla katıldı. İcazet merasiminin sona ermesini ile birlikte, hafızlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hatıra fotoğrafı çektirdi. Erdoğan, Cuma namazını da Büyük Çamlıca Camii’nde eda ederken, Cuma Hutbesini genç Hafız Muhammed Fatih Mercan, Arapça, İngilizce, Japonca ve Türkçe olmak üzere 4 farklı dilde okudu. Cuma Namazını ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş kıldırdı. İcazet merasiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanısıra, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Eski Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Diyanet İşler Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İstanbul Valisi Davut Gül, Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve çok sayıda davetli hazır bulundu.