KÜLTÜR SANAT - 03 Şubat 2026 Salı 16:20

Sultan II. Murad, vefatının 575. yılında Bursa’da dualarla anıldı

A
A
A
Sultan II. Murad, vefatının 575. yılında Bursa’da dualarla anıldı

Osmanlı’nın ikinci kurucusu sayılan Çelebi Mehmed’in oğlu, Fatih Sultan Mehmed’in de babası Sultan II. Murad Han, vefatının 575. yılında Bursa’daki haziresi başında düzenlenen anlamlı törenle yâd edildi.


Osmanlı Devleti’nin en önemli hükümdarlarından biri olarak kabul edilen, Çelebi Mehmed’in oğlu, Fatih Sultan Mehmed’in ise babası Sultan II. Murad Han, vefatının 575. yılında Bursa’daki haziresi başında dualarla anıldı. Tarihin izlerini taşıyan Muradiye Külliyesi’nde düzenlenen anma programı, duygu dolu anlara sahne oldu.


Vakıflar Bursa Bölge Müdürlüğü tarafından organize edilen programa; Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız, Kültür ve Turizm Bursa İl Müdürü Kamil Özer, önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, akademisyenler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Muradiye Camii İmam Hatibi Lütfi Taşçı’nın hazire başında okuduğu dualarla başladı. Tarihi mekânda yükselen dualar eşliğinde, Sultan II. Murad’ın hatırası bir kez daha rahmet ve minnetle yâd edildi.


Törende konuşan Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız, Sultan II. Murad’ın Osmanlı tarihindeki yerini ve bıraktığı mirası anlatarak şunları söyledi:


"Sultan II. Murad (1421-1444, 1446-1451) adil, cömert, dürüst, mutedil, müşfik, duygusal, iyi kalpli, tasavvufa, sanata ve ilme meraklı, hayırsever bir hükümdar olarak tasvir edilir. Memleketi genişletmek hususundaki mücahitliği, ilmî ve sosyal müesseseler kurması, edip ve şairleri himaye etmesi onu diğer Osmanlı padişahlarından ayırmış, kurmuş olduğu vakıfların büyüklüğünden dolayı da ’hayırların babası’ anlamında ’ebu’l-hayrat’, ’ebu’l-hayr’ ve ’ebu’n-nasr’ gibi unvanlarla anılmıştır. Sultan II. Murad fütuhatla geçen otuz yıllık saltanatında fethedilen bölgeleri, gerek doğrudan kendisinin kurduğu, gerek teşvik ettiği ve desteklediği zaviye, dergâh ve hangâh vakıfları kanalıyla ihya ve imar etmiş, yerleşim birimlerini sayısız vakıf eserleriyle donatmıştır. Sultan II. Murad’ın, Veziriazam Çandarlı Halil Paşa ve vezirlerden Saruca ve İshak Paşalar ile Bursa Kazaskeri Molla Hüsrev’in hazır olduğu mecliste 2 Ağustos 1446’da hazırlattığı Vasiyetname, Osmanlı tarihi ve padişahın Bursa türbesi hakkında ortaya koyduğu şartlar açısından oldukça kıymetlidir. Vasiyetname Osmanlı’da kutsal beldeler için gönderilen sürre geleneğinin ilk nüvesini belgelendirmesi ve II. Murad’ın Haremeyn kentlerine bakışını yansıtması bakımından ayrıca önemlidir. Vasiyetnamede Sultan II. Murad ’Büyük Sultan, Ulu Hakan, ümmetlerin ve kavimlerin maliki, Arap ve Acem mülklerinin sahibi, gazi ve mücahitlerin en önemli yardımcısı, müşrik ve kafirlerin düşmanı; azgın, dik kafalı ve inatçıları sindiren, zayıf ve miskinlerin yardımcısı, yeryüzünde Allah’ın gölgesi, İslam ve Müslümanların gözbebeği, veliyullahın yardımcısı, kara ve denizlerin sultanı’ unvanlarıyla anılmıştır. 3 Şubat 1451 tarihinde vefat etmiştir. Vefatının 575. yıl dönümünde Sultan II. Murad’ın ruhları şad, mekanları cennet olsun."


Program, yapılan duaların ardından sona ererken, katılımcılar Sultan II. Murad’ın türbesi başında saygı ve hürmetlerini sundu.



Sultan II. Murad, vefatının 575. yılında Bursa’da dualarla anıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın BARÜ’de dijital çağda dezenformasyonla mücadele anlatıldı Bartın Üniversitesinde (BARÜ) alanında uzman isimler tarafından dijital çağda doğru bilgiye ulaşmanın önemi ve dezenformasyonla mücadele çok yönlü perspektifle ele alındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Bartın Üniversitesi (BARÜ) Dezenformasyonla Mücadele Kulübü iş birliğinde Gençlik ve Spor Bakanlığı ÜNİDES programı kapsamında bir etkinlik düzenlendi. BARÜ İİBF-Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Hakikat Ötesi Çağda Gerçeklik: Algoritmalar ve Biz" başlıklı panelde dijitalleşmenin bilgiye erişim ve hakikat üzerindeki etkileri değerlendirildi. Dezenformasyonla mücadele Programın açılışında konuşan İletişim Başkanlığı Ankara Bölge Müdürü Ahmet Ali Soylu, "Hakikat ötesi dediğimiz bu dijital çağda bilginin en hızlı şekilde yayıldığı, bununla birlikte bilgi kirliliği ve dezenformasyonun da onlarca kat hızlı yayıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Kamu gücü olarak bununla mücadele etmek İletişim Başkanlığının görevidir. Bu nedenle İletişim Başkanlığı ile üniversitelerin bünyesinde bulunan dezenformasyonla mücadele kulüplerinin çalışmalarını çok kıymetli ve verimli buluyorum. Çünkü hakikat mücadelesinin birer parçası durumundalar. Ankara Bölge Müdürlüğü olarak İletişim Başkanlığının ulusal çapta vermiş olduğu dezenformasyonla mücadeleyi yerel bazda gazetelerin, internet haber sitelerinin, dergilerin, kamu kuruluşlarının nezdinde biz veriyoruz. Dezenformasyonla mücadele bu nedenle çok önemli bir konu ve bugün burada yapılacak olan panelin gençlerimizin hoşlanacağı, seveceği bir platform oluşturacağına inanıyorum." dedi. Rektör Akkaya: "Dezenformasyon ve manipülasyona karşı bilinçli olmalıyız." Algı ve geçeklik BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ise "Algı ve gerçeklik iki farklı kavram. Maalesef insanoğlu gerçekliği aramak yerine algılar peşinde. Algı oluşturma peşinde diğer bir ifadeyle propaganda peşinde. Bizler bu noktada çok hassas davranmalıyız. İhtiyaçlarımız, amaçlarımız doğrultusunda okumalı, eleştirel düşünmeliyiz. Eleştirel düşünen insan; iyiyle kötüyü, güzelle çirkini, doğruyla yanlışı ayırt edebilen fakat bunu kanıtlara dayalı yapan insandır. İşte bu noktada dezenformasyonun etkileri devreye giriyor. Mesela bilgi çarpıtmaları. Algoritmalarla çok fazla yalan haber ve manipülasyona açık durumla karşılaşıyoruz. Bizler işin gerçeğine vâkıf olmalı ve bu doğrultuda hareket etmeliyiz. Bu konuda Üniversitemiz bünyesinde Dezenformasyonla Mücadele Kulübümüz eğitimler sunuyor, projeler geliştiriyor. Bugün de kulübümüzün düzenlediği bu etkinlikte yapay zekâ, algoritmalar, manipülasyonlar ve dezenformasyon üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapılacak." diye konuştu. Algoritmalar, yapay zekâ ve medyanın etkileri Ardından geçilen panelin moderatörlüğünü BARÜ Rektör Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Özkan Avcı yaparken Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) Daire Başkanı Mustafa Ermiş, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezinden Avukat Rabia Gürer ve gazeteci Güngör Yavuzaslan konuşmacı olarak yer aldı. Panelde ilk olarak Mustafa Ermiş, "Teknoloji Çağında İnsan Odaklı Dönüşüm: Yeni Nesil Yetkinlikler" konu başlığında BTK Akademi altyapısında bulunan eğitim içerikleri hakkında bilgiler vererek öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Yapay zekânın iş hayatına etkisine de değinen Ermiş, teknolojinin meslekleri ortadan kaldırmayacağını ancak yapay zekâyı etkin kullanan kişilerin avantajlı konumda olacağını belirtti. Avukat Rabia Gürer, İletişim Başkanlığı tarafından dezenformasyonla mücadele konusunda yürütülen faaliyetlere değindi. Gürer, suç teşkil eden konuları örnekler vererek açıklarken sürecin hukuki boyutuna dair bilgilendirmelerde bulundu. Güngör Yavuzaslan ise sanal medya ve sosyal medya farkını anlatarak gerçeklikle yalan arasındaki durumu gazeteci perspektifinden ele aldı. Ayrıca Yavuzaslan, gençlerin dezenformasyon konusunda bilinçli olmaları gerektiğini güncel olaylar üzerinden aktararak yapay zekânın ve sanal medyanın esiri olmamaları gerektiğini ifade etti. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Ankara Bakan Bak ve Bakan Memişoğlu Ankara Rize Günleri açılış programında Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara Rize Günleri açılış programına katıldı. Bakan Memişoğlu, "Rize Dernekleri’nin böyle sağlıkla ilgili hassasiyetinden de gurur duyuyorum. Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı diyorum. Size, bize, hepimize Rize" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara Rize Dernekler Federasyonu (RİDEF) tarafından, Rize Valiliği ve Rize Belediyesi’nin himayelerinde 7-10 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek Ankara Rize Günleri açılış programına katıldı. Bakan Bak ve Bakan Memişoğlu, ‘Spor Kenti Rize’ temasıyla Başkent Millet Bahçesinde gerçekleştirilecek ‘EtapRize Bisiklet Turu’nda bisiklet sürdü. 2 Bakan, bisiklet sürüşünün ardından fuar alanında düzenlenecek etkinliklere iştirak etti. "Türkiye’nin dört bir yanında pek çok yatırım yaptık" Rize’nin bütün ilçelerinde spor salonları, futbol salonları gibi pek çok yatırım gerçekleştirdiklerini ve yapmaya da devam ettiklerini ifade eden Bakan Bak, "İlçelerde çocuklarımız spora ulaşsın diye yatırımlar yapıyoruz. Şu anda Rize’ye Türkiye’nin en modern çok kullanışlı spor salonunu yapıyoruz. İnşaatı devam ediyor. Yakında bitecek. Orada onu da hep beraber göreceğiz. Yine İkiz Dere’nin, Kalkan Dere’nin ve İyi Dere’nin birleştiği yere yarı olimpik yüzme havuzu yapıyoruz. Yine merkezde bir yurt yapıyoruz. Bir tanesinin inşaatı devam ediyor. Yenisine başlayacağız. Yine bütün ilçelerdeki yönetmeliği yerine getirmeye çalışıyoruz. Fındıklı’ya yeni bir spor salonu kazandıracağız. Yeni bir yatırımı da oraya kazandıracağız. Dolayısıyla Rize’nin her tarafında pek çok yatırım yapıyoruz. Rize spor şehri olmaya aday. Burada pek çok organizasyonu yapıyoruz. Sizler de takip ettiniz. Kaçkar Dağlarını tanıtmak için UTMB yani ultra maraton yapıldı. Hepiniz takip ettiniz. Eylül ayının sonundaydı. Kaçkarlar’da 2 bine yakın yabancı koşucu geldi. Turizm açısından önemli bir organizasyonu gerçekleştirdik. Yine Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı yaptık. Çayeli’nde motosiklet yarışması yaptık. Off-road yarışmaları yaptık. Yani Rize’nin her tarafında spor turizmiyle ilgili yatırımlar var. Heyecanlar var, coşku var. Türkiye’nin dört bir yanında pek çok yatırım yaptık. Cumhurbaşkanımızın sporun içinden gelmesi, spor vizyonu, Türkiye’deki spor vizyonu, gençlik yatırımları, Türkiye’nin en güzel gençlik kampı Fındıklı’da. Yeni bir gençlik kampını da yine Ardeşen’e kazandıracağız. Bölgemizdeki yatırımlar devam ediyor. İkizdere’ye Yüzme Federasyonu’nun da olimpik çalışmaları yapacağı yeni bir tesisi kazandıracağız. Yani Rize’nin her tarafına tesisi kazandırıyoruz" diye konuştu. "Türkiye bir spor ülkesi, başarılarla dolu bir süreci yaşıyor" Türkiye’nin dört bir yanında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 880 bin tane yurt yapıldığını ve 1 milyona yakın öğrencinin konakladığını belirten Bakan Bak, "Bu öğrencilerimiz yurtlarımızda sadece bin liraya kalıyor. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği ücretsiz. Yatırımlar böyle. Onlara burs da sağlanıyor. Cumhurbaşkanımızın gençlere verdiği önem de burada. Yine Türkiye hepiniz takip ettiniz. Önemli uluslararası organizasyonları gerçekleştiriyor. Yanımızda, kuzeyimizde Rusya-İngiliz savaşı varken İran-İsrail, Amerika savaşı varken Türkiye’ye Cumhurbaşkanımızın önderliğinde onun siyasi tecrübesiyle, güveniyle Formula 1 organizasyonunu getirdik. 2027 yılından itibaren 5 yıl olunca dünyanın en büyük spor organizasyonu Formula 1 İstanbul’da yapılacak. Yine 2027 Avrupa Oyunları İstanbul’da yapılacak. 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası Türkiye’de yapılacak. 20 Mayıs’ta da UEFA Avrupa Ligi finali İstanbul’da yapılacak. Cumhurbaşkanımızın spor için göndermesi, sporcuya destek vermesiyle Türkiye bir spor ülkesi, başarılarla dolu bir süreci yaşıyor. Büyüyen, gelişen, güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı" Bakan Memişoğlu ise, "Dumansız hava sahası, organ bağışı, hareket ve toplumun geleceğine katma değer oluşturulacak birçok şeyi bir araya getirip böyle bir toplantıda bunları dile getirip icra etmek bir Rizeli’ye, 53. Sağlık Bakanı olarak bana nasip olduğu için çok mutluyum. Arkadaşlarım bu şekilde hassasiyet gösterdiği için Rizeli olarak gurur duyuyorum. Çünkü sağlıklı toplum umutlu toplumdur. Sağlıklı toplum, güçlü toplumdur. Önce sağlığımızın değerini bilmeliyiz ve sağlıklı olmamız gerekir. Rize Dernekleri’nin böyle sağlıkla ilgili hassasiyetinden de gurur duyuyorum. Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı diyorum. Size, bize, hepimize Rize" ifadelerine yer verdi. "‘Dünya beşten büyüktür’ söyleminin insanlık kazanımı ve değerleri bakımından ne kadar önemli olduğunu yeni yeni anlayamadık" Programa katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ise konuşmasında, şu ifadelere yer verdi: "Türk milleti olarak örf adetlerimiz, geleneklerimiz ve bunları ifade ettiğimiz değerlerimiz var. Bizim millet haline getiren, devletimizi güçlü hale getiren, bizim ilişkilerimizi daha güvenceli, daha inanılır, daha takip edilebilir şekle dönüştüren müthiş bir değerler malzemesine sahibiz ve bu değerleri koruyup kollamak hepimizin görevi. Bu çağda bu zamanda özellikle kitle iletişim araçlarının çeşitliliği ve dünyada bu anlamda da mesafe itibariyle düşürdüğü bir zaman diliminde ahlakı korumak, tek cümleyle insanın sahip olması gerektiği değerleri korumak, gençlerimizi korumak, aileyi korumak ve elbette ailelerin oluşturduğu devletin etik alanlarını korumak çok büyük bir performans. İşte bu anlamda Rizeli hemşerimiz Türkiye Hükümeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde bu anlamda çok iyi, önemli, sonuç alıcı projeleri hayata geçirilmiş. Fakat Cumhurbaşkanımız kaç yıl önce ‘Dünya beşten büyüktür’ dediğinde sonuçları anlamıyoruz. Ama bu yılın dünyasında şu Orta Doğu’da çevremizde olup bitenler; ABD, İsrail ikilisiyle İran arasında devam eden bu durumları dikkate aldığımızda, Gazze’de kaç yıldır devam eden soykırım görüntüsünü izlettiğimizde birisi ‘Dünya beşten büyüktür’ söyleminin insanlık kazanımı ve değerleri bakımından ne kadar önemli olduğunu yeni yeni anlayamadık."