SAĞLIK - 02 Aralık 2025 Salı 11:37

Skolyoz, çocukların geleceğine engel değil

A
A
A
Skolyoz, çocukların geleceğine engel değil

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hanifi Üçpunar, "Skolyoz, doğru yaklaşımla ve düzenli takiplerle yönetilebilen bir durumdur" dedi.


VM Medical Park Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Üçpunar skolyozun doğal seyri, çocuklarda yaşam etkileri ve doğru tedavi yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Skolyoz tanısının ailelerde yoğun endişeye yol açtığını belirten Doç. Dr. Üçpunar, "Skolyoz teşhisi konulan çocuklar hakkında ailelerin aklına ilk gelen sorular; ’Hayat boyu ağrı mı çekecek?’, ’İleride çalışabilir mi?’, ’Kendi ailesini kurabilir mi’ gibi kaygılardır. Oysa skolyoz, doğru yaklaşımla ve düzenli takiplerle yönetilebilen bir durumdur" dedi.



"Hafif ve orta dereceli eğriliklerde çocuklar normal yaşamlarına devam eder"


Skolyozun her çocukta farklı bir seyir izleyebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Üçpunar, "Bazı eğrilikler küçük yaşlarda hızla ilerlerken bazıları uzun yıllar aynı seviyede kalabilir. Hafif ve orta derecede eğriliklerde çocuklar okul yaşamına, spor faaliyetlerine ve sosyal hayata sorunsuz şekilde devam eder. Ağrı ise sanıldığı gibi sürekli değildir; düzenli egzersiz yapan ve kaslarını güçlü tutan çocuklarda ağrı şikâyeti oldukça sınırlıdır" açıklamasında bulundu.



"Cerrahi, bu sürecin sonu değil; pek çok çocuk için yeni bir başlangıçtır"


İleri derecede eğriliklerde cerrahinin gündeme gelebildiğini belirten Doç. Dr. Hanifi Üçpunar, ailelerin ameliyat sonrası yaşamla ilgili korkularının gereksiz olduğuna dikkat çekerek, "Güncel literatür, skolyoz cerrahisi geçiren çocukların ve gençlerin yaşam kalitesinin sağlıklı yaşıtlarıyla neredeyse aynı olduğunu göstermektedir. Modern cerrahi teknikler sayesinde bu hastalar okuluna dönebilmekte, meslek edinebilmekte ve sosyal yaşamda aktif rol alabilmektedir. Cerrahi, bu yolculuğun sonu değil; çoğu zaman yeni bir başlangıcıdır" dedi.



"Fiziksel değil, psikolojik etkiler daha baskın olabilir"


Skolyozun özellikle ergenlik dönemindeki çocuklar için psikolojik etkiler doğurabileceğine vurgu yapan Üçpunar, "Asimetrik omuzlar, kaburga çıkıntısı veya beldeki eğrilik; görünüş kaygısını artırabilir. Bu nedenle hem aile desteği hem de toplumsal farkındalık büyük önem taşır. Çocuğun kendini iyi hissetmesi tedavinin en önemli parçalarından biridir" ifadelerini kullandı.



"Skolyoz geleceği karartan bir teşhis değildir"


Doğru yönetilen skolyozun hayatı kısıtlamadığını belirten Doç. Dr. Üçpunar, sözlerine şöyle devam etti:


"Skolyoz, ister cerrahi ister cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilsin, düzenli takip edildiğinde çocuklar sağlıklı, üretken ve mutlu bir yaşam sürebilir. Skolyoz ile yaşamak bir sınırlılık değil; doğru destekle güçlenerek büyümenin bir yoludur."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin soruşturmada 5 şüpheli tutuklandı İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölü bulunmasına ilişkin yeniden açılan soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 23 şüpheliden 5’i tutuklandı. Türk Silahlı Kuvvetlerinde önemli kademelerde görev alan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), 13 Mayıs 2018 günü gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için evinden ayrıldı. Sabah saatlerinde evinin 600 metre ilerisindeki şantiye istinat duvarının dibinde cansız bedeni bulunan gencin ölümü, o dönem kayıtlara yüksekten düşme olarak geçti. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibi, Narlıdere ilçesi Bulut Orman Evleri inşaatı bölgesinde Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeninin bulunması olayını yeniden incelemeye aldı. Kasten öldürme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve yalan tanıklık suçları kapsamında derinleştirilen soruşturma sonucunda, Adalet Bakanı Akın Gürlek 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu. İzmir merkezli 9 ilde 21 Mayıs günü eş zamanlı operasyon yapıldı. İzmir İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ekiplerinin düzenlediği operasyonlarda, aralarında dönemin ilçe emniyet müdürü, komiser ve polis memurlarının da bulunduğu toplam 23 şüpheli yakalandı. Yapılan aramalarda zanlılara ait dijital materyallere el konuldu. Yurt dışında olduğu belirlenen 3 şüpheli hakkında ise işlem başlatıldı. 5 tutuklama Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 23 şüpheliden 5’i çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 18 şüphelinin tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildiği öğrenildi.
Kırşehir Kırşehir’de yeni Neşet Ertaş’lar yetişiyor Kırşehir’de Cacabey Ortaokulu tarafından düzenlenen ’Cacabey Çalıp Söylüyor’ adlı müzik yarışmasında öğrenciler, saz başta olmak üzere farklı enstrümanlarla sahne aldı. Neşet Ertaş’ın izinden giden öğrenciler, sahne performanslarıyla ve türküler ile izleyicilerden alkış aldı. Okulun Müzik Öğretmeni Biray Bulut öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler; klasik müzikten Anadolu rock ezgilerine, yöresel türkülerden popüler şarkılara kadar geniş repertuvarla sahneye çıktı. Etkinlikte konuşan Okul Müdürü Rukiye Barça, amaçlarının UNESCO Müzik Şehri olan Kırşehir’de yeni Neşet Ertaş’lar yetişmesine katkı sunmak olduğunu söyledi. Barça, okulda düzenlenen sanatsal faaliyetlerle öğrencilerin kültürel ve sosyal gelişimlerine destek olduklarını ifade etti. Yarışmada saz performansıyla dikkat çeken öğrencilerden Kutay Okçu, liderinin Neşet Ertaş olduğunu belirterek; "Sanatla ilgili uğraşım çok fazla. Okulumdan çok memnunum. Okulda yapılan sanatsal etkinlikler beni çok etkiliyor. Düzenlenen müzik yarışmasında da üçüncü oldum" dedi. Öğrencilerden Ramazan Baysal ise küçük yaşlarda saz çalmaya başladığını anlatarak; "Kırşehir bir UNESCO Müzik Şehri. Okulumuz bize müzik yarışmalarıyla çok katkı sunuyor. Bizler de bu geleneği devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu. Müzik yarışmasında öğrencilerin sergilediği performanslar, programa katılan davetliler tarafından uzun süre alkışlandı. Kırşehir, UNESCO Şehirler Ağı’na ’Müzik Şehri’ unvanıyla 2019 yılında dahil oldu. Türkiye’den müzik alanında UNESCO ağına kabul edilen ilk şehir unvanını aldı. Bu unvanın alınmasında; Abdallık geleneği, bozlak kültürü ve Neşet Ertaş başta olmak üzere Kırşehir’in güçlü halk müziği mirası etkili olmuştu.