SAĞLIK - 27 Şubat 2026 Cuma 11:11

Sessiz tehlike: "Osteoporoz"

A
A
A
Sessiz tehlike: "Osteoporoz"

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun, özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde yaygınlaştığını belirterek, hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlediğini ve bu yüzden ’sessiz hastalık’ olarak tanımlandığını söyledi.


Kemik yoğunluğunun azalmasıyla birlikte kemiklerin kırılgan hale gelmesine yol açan osteoporozun, uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerlediğini ifade eden BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, hastaların genelinin ilk kırık yaşanana kadar hastalığının farkında olmadığını söyleyerek, "Özellikle 50 yaş üzeri kadınlarda görülen ani boy kısalması, kamburlaşma ya da sırtta oluşan sürekli ağrılar, osteoporozun ilk sinyalleri olabilir. Ancak çoğu zaman bu belirtiler yaşlılığa bağlanarak göz ardı edilir. Oysa erken dönemde yapılacak kemik yoğunluğu ölçümleri, hastalığın ilerlemesini durdurmak için çok değerlidir" ifadelerini kullandı.


Osteoporozun en büyük riskinin kemik kırıkları olduğuna dikkat çeken Dr. Akpınar, "Kalça, omurga ve bilek kırıkları, osteoporozun en yaygın ve en ciddi sonuçlarıdır. Bu tür kırıklar yaşlı bireylerin hareket kabiliyetini kısıtlar, bağımsızlığını kaybetmesine hatta yatağa bağımlı hale gelmesine neden olabilir. Bazı durumlarda kırıklar yaşamı tehdit edecek komplikasyonlara yol açabilir" diye konuştu.


Bu nedenle özellikle risk grubunda olan kadınların, menopoz sonrası düzenli olarak kemik taramalarını yaptırması gerektiğini belirtti.


Osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Merve Dede Akpınar, şu önerilerde bulundu:


"Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol gibi kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durmak çok önemlidir. Yük taşıyan egzersizler, yürüyüş, pilates veya dans gibi aktiviteler kemik yoğunluğunu korumada etkilidir. Ayrıca bazı kronik hastalıklar ve uzun süreli kortizon kullanımı da osteoporoz riskini artırabilir, bu nedenle bu tür durumlarda hekim kontrolü daha da önem kazanır."


"Osteoporoz sadece yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir" diyen Dr. Akpınar, sözlerini şöyle tamamladı:


"Her kemik ağrısı yaşlılıktan kaynaklanmaz. Osteoporozla ilgili belirtiler fark edildiğinde geç kalmadan doktora başvurmak gerekir. Erken tanı ve düzenli takip ile osteoporozun ilerlemesi yavaşlatılabilir, kırık riski önemli ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı ve aktif bir yaşlılık için kemik sağlığımızı ciddiye almalıyız. Kemiklerinizi ihmal etmeyin, sessizce gelen bu tehlikeye karşı harekete geçin."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Çopuroğlu: "28 Şubat, millet iradesine kurulmuş bir tuzaktır" AK Parti Kayseri Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Şaban Çopuroğlu; 28 Şubat postmodern darbesinin yıl dönümü dolayısıyla bir açıklamada bulundu. Çopuroğlu açıklamasında; "28 Şubat, millet iradesine karşı kurulmuş vesayetçi anlayışın demokrasiye yönelttiği açık bir müdahalenin adıdır. Seçilmiş iradeyi baskı altına almayı amaçlayan bu süreç, hukuk dışı uygulamalarla toplumun geniş kesimlerini mağdur etmiş, demokrasimizin hafızasında derin yaralar bırakmıştır" dedi. Türkiye’nin bu karanlık dönemlerden gerekli dersleri çıkardığını vurgulayan Çopuroğlu; "Bugün de çok iyi biliyoruz ki Türkiye, milli iradeyi esas alan güçlü bir demokratik zemini kararlılıkla inşa etmiştir. Milletin değerleriyle kavga eden hiçbir anlayışın bu ülkede artık karşılığı yoktur" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirilen reformlara dikkat çeken Çopuroğlu; "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilen reformlarla vesayet odakları tasfiye edilmiş, inanç, düşünce ve yaşam tarzı üzerinden kurulan baskı düzeni sona erdirilmiştir. Demokrasi ve özgürlükler alanında atılan her adım, 28 Şubat zihniyetine verilmiş en net cevaptır" dedi. Açıklamasının sonunda kararlılık mesajı veren Çopuroğlu; "Millet iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Demokrasi dışı tüm müdahaleleri bir kez daha kınıyor, benzer karanlık senaryoların bir daha yaşanmaması için milli iradeye sahip çıkmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ticaret Bakanlığı: "Hizmet ihracatımızı 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın yürürlüğe girdiğini belirterek, hizmet ihracatının 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendirildiğini ifade etti. Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesine ilişkin açıklamada bulundu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Hizmet İhracatı Destek Sistemi’nin bütüncül ve yenilikçi bir yapıya kavuşturduğu ifade edilerek, "2002’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı 2024 yılında 117,2 milyar dolara, 2025’te ise 122,6 milyar dolara yükselten sürdürülebilir büyüme performansımızı 61,4 milyar dolarlık ticaret fazlası ve 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" denildi. Hizmet ihracatında sürdürülebilir artışın sağlanması amacıyla çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada, 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmet ihracatının 2024 yılında 117,2 milyar dolara ulaştığı vurgulandı. Bu başarı ile Türkiye’nin en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 21’inci sırada yer aldığı ve dünya toplam hizmet ihracatındaki payının 2002 yılında yüzde 0,89 iken, 2024 yılında yüzde 1,32’ye yükseldiğine dikkat çekildi. Ayrıca 61,4 milyar dolarlık uluslararası hizmet ticareti fazlası ile Türkiye’nin bu alanda dünyada beşinci sırada yer alma başarısını gösterdiği hatırlatılan açıklamada, hizmet ihracatındaki artışın 2025 yılında da devam ettiği ve 122,6 milyar dolara ulaştığı aktarıldı. "Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı 17 sayfa ve 51 maddeli tek bir karar altında sadeleştirildi" Açıklamada daha önce 5 farklı Karar kapsamında 289 madde ve yaklaşık 70 sayfa olarak düzenlenen hizmet ihracatına ilişkin destek mevzuatının 17 sayfa ve 51 maddeden oluşan tek bir Karar altında sadeleştirildiği ve bütüncül bir yapıya kavuşturulduğu belirtildi. Bu çerçevede Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı’nda yapılan düzenlemeyle daha kapsayıcı, yenilikçi, etkili; tüm taraflar açısından sade, kolay uygulanabilir ve anlaşılır bir destek sistemi oluşturulduğu kaydedildi. Ayrıca destek oranlarının, sürelerinin ve limitlerinin de yeknesaklaştırıldığı, hedef sektörlerde ise destek kapsamının genişletildiği bilgisi paylaşıldı. "Şirketlerimiz her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecek" Bilişim ve dijital aracılık sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için tasarlanan E-TURQUALITY Destek Programı’ndan aktif olarak yararlanan şirket sayısıınn 50’ye ulaştığı ifade edilen açıklamada, "Şirketlerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil edilebilmesi amacıyla hedef pazar uygulamasına geçilmiştir. Bu kapsamda şirketlerimiz, pazar çeşitlendirmelerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilecek ve her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Ticaret Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecektir" denildi. "Program kapsamında yararlanıcıların kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir" Çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları kapsayan Sürdürülebilirlik Proje Desteği’nin de hizmet ihracatçıları için uygulamaya alındığı belirtilen açıklamada, "Program kapsamında yararlanıcıların sürdürülebilirlik hedeflerine uygun organizasyon ve operasyon yapılarının geliştirilmesine, sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemelere uyum sağlanmasına ve ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir. Ticaret Bakanlığı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hizmet ihracatçılarımızın yanında olmaya, ülkemizin küresel hizmet ticaretindeki konumunu güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Güney Kore’li cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı Güney Kore’nin global cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı. Nacific’in Türkiye operasyonu, distribütörlüğünü üstlenen Korelle Kozmetik çatısı altında yürütülüyor. Ürünler, perakende altyapısı sayesinde Rossmann Türkiye’nin mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden tüketicilerle buluştu. Güney Kore’nin önde gelen cilt bakım markalarından Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı. Türkiye yapılanması, Korelle Kozmetik liderliğinde şekillenirken; Rossmann Türkiye’nin perakende ağıyla tüketicilerle buluştu. Türkiye, Nacific’in EMEA bölgesindeki büyüme stratejisinde stratejik öncelikli pazarlardan biri olarak konumlanıyor. Korelle Kozmetik ve Rossmann Türkiye özel iş birliğiyle hayata geçirilen bu model, K-Beauty ekosisteminde uzun vadeli, sürdürülebilir ve kurumsal marka yatırımı yaklaşımının bir örneğini ortaya koyuyor. Küresel K-Beauty pazarının yaklaşık 15 milyar ABD doları büyüklüğe ulaştığı ve 2030 yılına kadar istikrarlı büyümesini sürdüreceği öngörülüyor. Bu ivme; yüksek inovasyon kapasitesi, içerik şeffaflığı, dijital pazarlama gücü ve tüketici odaklı ürün geliştirme yaklaşımıyla destekleniyor. Kore cilt bakım felsefesi ise kısa vadeli çözümler yerine önleyici bakım anlayışını, katmanlı rutinleri ve uzun vadeli cilt sağlığını merkeze alıyor. Güney Kore merkezli global cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına Korelle Kozmetik distribütörlüğünde, kurumsal marka kimliğiyle giriş yaptı. Markanın Türkiye yapılanması ve pazara giriş stratejisi, Korelle Kozmetik liderliğinde kurgulanırken; Nacific ürünleri Rossmann’ın mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden özel olarak tüketicilerle buluşuyor. Bu iş ortaklığı modelinin, markanın Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir büyüme hedeflediğini ortaya koyduğu kaydedildi. Türkiye, EMEA stratejisinde öncelikli pazar Nacific, her cildin farklı olduğu ve kişiye özel bakım yaklaşımını hak ettiği inancıyla geliştirdiği formülleriyle bugün 58’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. İş hacminin yüzde 80’den fazlasını global pazarlardan elde eden marka, uluslararası büyüme vizyonunu istikrarlı şekilde sürdürüyor. Türkiye ise; stratejik coğrafi konumu, gelişmiş ve organize perakende altyapısı, genç ve bilinçli tüketici profili ile Nacific’in EMEA bölgesindeki en güçlü büyüme merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Avrupa ile Orta Doğu arasında köprü niteliği taşıyan Türkiye pazarının, markanın bölgesel ölçeklenme ve sürdürülebilir büyüme stratejisi açısından önemli bir kaldıraç etkisi oluşturduğu aktarıldı. Korelle Kozmetik liderliğinde uzun vadeli yapılanma Nacific’in Türkiye operasyonu, distribütörlüğünü üstlenen Korelle Kozmetik çatısı altında yürütülüyor. Korelle Kozmetik; marka konumlandırma, dağıtım yönetimi, pazarlama stratejisi ve pazar geliştirme süreçlerini bütünleşmiş bir yaklaşımla yöneterek markanın Türkiye’de kurumsal ve sürdürülebilir bir yapı içinde büyümesini hedefliyor. Ürünler, perakende altyapısı sayesinde Rossmann Türkiye’nin mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden tüketicilerle buluşuyor. Bu iş birliği modeliyle Nacific; Türkiye’de yalnızca satış hacmine odaklanan bir büyüme yerine, marka konumlandırma, tüketici eğitimi ve kategori geliştirme süreçlerini kapsayan uzun vadeli ve sürdürülebilir bir marka yatırımı gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşımın, K-Beauty segmentinde stratejik ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedefleyen bütüncül bir büyüme modelini ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye, uluslararası kozmetik markaları için stratejik büyüme merkezi K-Beauty trendinin küresel ölçekte istikrarlı büyümesini sürdürdüğü bir dönemde Türkiye; genç nüfusu, artan cilt bakım bilinci, dijital adaptasyonu yüksek tüketici profili, gelişmiş perakende ekosistemi ve bölgesel erişim avantajı sayesinde uluslararası kozmetik markaları için stratejik büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Nacific’in Türkiye yatırımı da bu stratejik konumun somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Korelle Kozmetik distribütörlüğünde uzun vadeli büyüme hedefiyle konumlanan marka, Rossmann Türkiye iş birliğiyle marka bilinirliğini güçlendirmeyi, tüketicilerle güçlü ve kalıcı bir bağ kurmayı ve Türkiye’yi bölgesel stratejisinin önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyor. 26 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen basın toplantısında; Korelle Kozmetik Kurucu Ortağı ve Başkanı Fatih Akşener, The Skin Factory CEO’su Jason Roh, Overseas Business Division Director Julie Sun ile Rossmann Türkiye üst düzey yöneticileri bir araya geldi. Toplantıda konuşan Korelle Kozmetik Kurucu Ortağı ve Başkan Yardımcısı Neslihan Niğiz Ulak şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye’de Kore kozmetiği kategorisi hızla büyürken, pazarda güçlü kurumsal yapı ve uzun vadeli marka yönetimi konusunda önemli bir boşluk olduğunu gözlemledik. Korelle Kozmetik’i tam da bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla konumlandırdık. Nacific’in marka gücü, bilimsel yaklaşımı, içerik şeffaflığı ve gerçek sonuç odaklı marka felsefesi vizyonumuzla güçlü bir uyum gösterdi. Nacific’in global gücünü Rossmann’ın güvenilir perakende altyapısıyla birleştirerek Türkiye’de sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakalayacağımıza inanıyoruz. Uzun vadede hedefimiz, Korelle’yi Kore güzelliğinin Türkiye’deki en etkili ve belirleyici oyuncularından biri haline getirmek." Rossmann Türkiye Pazarlama ve E-Ticaret Grup Müdürü Gülçin Uysal ise şunları söyledi: "K-Beauty kategorisi, global ölçekte olduğu gibi Türkiye’de de kalıcı bir büyüme potansiyeli taşıyor. Rossmann olarak bu kategoriyi stratejik öncelik alanlarımızdan biri olarak görüyoruz ve müşterilerimize en doğru markaları güvenilir bir perakende deneyimiyle sunmayı hedefliyoruz. Kore güzellik kategorisini yalnızca takip eden değil; geliştiren ve sahiplenen bir marka olmayı amaçlıyoruz. Nacific, Türkiye’deki ilk exclusive Kore cilt bakım markamız olması açısından bizim için son derece özel. Exclusive iş birlikleri sayesinde markayı daha doğru konumlandırabiliyor, tüketici deneyimini daha yakından yönetebiliyor ve güven ilişkisini güçlendirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde hem global markalar hem de private label ürünlerimizle K-Beauty ekosistemini genişleterek kategorinin gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz." Rossmann Türkiye Satın Alma Grup Müdürü Yavuz Selim Taşkın da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bilimsel yaklaşımı, doğal içerik odağı, çok adımlı bakım rutini ve yenilikçi formülasyonlarıyla K-Beauty artık yalnızca bir trend değil; kalıcı bir bakım kültürüne dönüşmüş durumda. Türkiye’de private label Kore Cilt Bakım Serisi sunan öncü perakende zincirlerinden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Nacific gibi Türkiye’ye yatırım yapmaya hazır, güçlü Kore markalarını ülkemize kazandırmak ve onların bilgi birikimi ile uzmanlığından faydalanmak istiyoruz. Rossmann kalite standartlarını karşılayan tüm Kore markalarına kapımız açık."
Şırnak Hafızlık hayaline 95 günde kavuştu Şırnak’ın Cizre ilçesinde Cihat Yelsiz, 95 gün gibi kısa bir sürede Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız oldu. Tarih boyunca ilim ve irfanın beşiği ve Hazreti Nuh’un şehri olarak bilinen Cizre, köklü eğitim geleneğini günümüzde de sürdürüyor. Şırnak Cizre İlçe Müftülüğü bünyesinde faaliyet gösteren Şeyh Seyda Erkek Yatılı Kur’an Kursu, bir yandan geleneksel medrese usulü eğitimi titizlikle devam ettirirken diğer yandan da geleceğin hafızlarını yetiştiriyor. Cihat Yelsiz’in 95 günlük hafızlık yolculuğu da bu geleneğe eklenen yeni ve dikkat çekici bir başarı olarak kayıtlara geçti. Gece gündüz süren azimli çalışmasının karşılığını alan Yelsiz, 95 günde hafızlık eğitimini tamamladı. Başarısında ailesinin de pay sahibi olduğunu belirten Cihat Yelsiz, "Küçüklüğümden beri hafız olmayı çok istiyordum. Ailemin ve hocalarımın yönlendirmesiyle Şeyh Seyda Kur’an kursunda hafızlığa başlayıp 3 ayda hafız oldum. Hocalarıma ve aileme verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Sabah kalkıp dersin başına oturduğunda kendine bir hedef belirleyip ezberleyeceğin sayfayı odaklandığında zaten hemen ezberleyebilirsin. İsteyen herkes hafızlık yapabilir" dedi. "Cizre’de bin 500 öğrenci hafızlık eğitimi alıyor" Cizre’nin ilim ve irfan merkezi olmaya aday olduğunu söyleyen İlçe Müftüsü Süleyman Baran, "Öğrencimiz 95 gün gibi kısa sürede hafızlığını bitirerek Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. İstendiğinde çalışıldığında 95 gün gibi kısa zaman içerisinde hafız olunabiliyormuş. Hali hazırda Kur’an kurslarımızda bin 500 yakın öğrencilerim hafızlık eğitimi alıyorlar. Kur’an kurslarımızda Viranşehir’den gelenler var, Diyarbakır’dan, Mardin, Batman, Hakkari, Ağrı’dan gelen öğrencilerimiz eğitim görüyor. İnşallah önümüzdeki ay 250 hafızımız için icazet programı da yapmayı düşünüyoruz. Cizre eskiden ilim ve irfanın bölgesi idi şimdi hafızlarımızla ve kurslarımızla yine aynı ilim irfan yeri oluyoruz. Cizre bu konuda bölgenin üssü olmaya aday bir yer olduğunu da ifade etmek istiyorum" diye konuştu. Yüzlerce alimin yetiştiği medresede 95 günde hafız olan öğrencinin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden kurs yöneticisi Abdurrahim Toptik, "Şeyh Seyda ve Şeyh Muhammed Nurullah’ın burada yüzlerce alim yetiştirdiğini biliyoruz. Kursumuzda 67 öğrencimiz var. 15 talebemiz hafızlık yaparken diğer öğrencilerimiz de İslami eğitimler alıyor. Elhamdülillah bugün kursumuzda büyük bir heyecan var. Bir öğrencimiz 95 günde hafız oldu yani bütün Kur’an’ı Kerim’i ezberledi. Elhamdülillah Allah bütün öğrencilerimize zihin açıklığı versin" şeklinde konuştu.