GÜNDEM - 17 Nisan 2026 Cuma 10:54

Nilüfer’de 23 Nisan coşkusu dolu dolu yaşanacak

A
A
A
Nilüfer’de 23 Nisan coşkusu dolu dolu yaşanacak

Nilüfer Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birbirinden renkli etkinliklere sahne olacak Nilüfer Çocuk Şenliği ile kutlamaya hazırlanıyor. Konserlerden atölye çalışmalarına ve spor parkurlarına kadar birçok etkinliğin yer alacağı şenlik, çocuklara eğlence dolu bir gün sunacak.


Nilüfer Belediyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında geniş kapsamlı bir şenlik düzenliyor. Çocukların bayram sevincini doya doya yaşaması ve aileleriyle birlikte keyifli vakit geçirmesi amacıyla planlanan Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek "Nilüfer Çocuk Şenliği", gün boyu sürecek etkinliklerle kentte bayram coşkusu yaşatacak.


Şenlik programı, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Nilüfer Kent Konseyi Çocuk Meclisi Yasemin Arslan’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. Sahne etkinlikleri, Nilüfer Çocuk Korosu’nun vereceği mini konserin ardından alana yayılacak bando takımının performansıyla devam edecek. Gün boyunca sahne alacak olan Nilüfer Belediyesi Müzik Eğitim Çalışmaları Öğretmenleri, Nilüfer Kent Konseyi Müzik Çalışma Grubu ve Nilüfer Halk Dansları Çocuk Grubu, katılımcılara müzik ve dans dolu anlar yaşatacak. Tülay Hoca eşliğinde yapılacak zumba etkinliğiyle enerjinin yükseleceği şenlikte, "Daha Neler Band" grubu sahneye çıkarak konser verecek.


Alanda kurulan stantlarda çocuklar ilgi alanlarına göre farklı atölyelere katılarak becerilerini geliştirme fırsatı bulacak. Alanda; seramik broş, serbest boyama, çanta baskı, rüzgargülü ve 23 Nisan temalı yaka rozeti yapımı gibi faaliyetler yer alacak. Hareket etmeyi seven çocuklar için ise okçuluk, badminton ve speedball gibi sportif etkinliklerinin yanı sıra özel oyun olimpiyatları düzenlenecek.


Şenlik alanı tahta bacak, jonglör ve palyaço gösterileriyle renklenirken; tırmanma dağı, bungee run, engelli parkur gibi oyun alanlarıyla çocuklar enerjilerini atacak. Etkinlikte, çocukları kitaplarla buluşturacak Gezici Kütüphane de yer alacak.


Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, çocukların bayram coşkusunu paylaşmak için tüm hazırlıkları tamamladıklarını belirterek "Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği bu anlamlı günü, Nilüfer’de çocuklarımıza yakışır bir şekilde kutluyoruz. Onların neşesi, heyecanı ve gülümsemesi bizim geleceğe ve ülkemize dair en büyük umudumuzdur. Tüm çocuklarımızı ve ailelerini, onlar için özenle hazırladığımız bu şenlikte bayramın tadını çıkarmaya davet ediyorum" dedi.



Nilüfer’de 23 Nisan coşkusu dolu dolu yaşanacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kalp Sağlığı Haftası’nda kritik uyarı: "Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir" Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Öğr. Gör. Dr. Ziya Gökalp Bilgel, basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Öğr. Gör. Dr. Ziya Gökalp Bilgel, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında açıklamalarda bulundu. Kalp ve damar hastalıklarının hem Türkiye’de hem de dünyada en önemli ölüm ve engellilik nedenleri arasında yer aldığını belirtti. Kalp Sağlığı Haftası’nın temel amacının toplumda farkındalık oluşturmak olduğunu söyleyen Bilgel, "Kalp ve damar hastalıkları çoğunlukla önlenebilir hastalıklardır. Bu nedenle bu hafta boyunca yaptığımız çalışmalarla insanlara bunu hatırlatmak istiyoruz" dedi. Kalp hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu belirten Bilgel, "En sık karşılaşılan durum koroner arter hastalıkları. Halk arasında kalp krizi olarak bilinen bu hastalıklar, kalbi besleyen damarlardaki daralma ya da ani tıkanmalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Koroner iskemik hastalıklar hem dünyada hem de ülkemizde en sık ölüme ve engelliliğe neden olan hastalık grubudur. Bu tür hastalıklarda erken müdahale hayati önem taşımaktadır. Gelişen tıbbi yöntemler sayesinde kalp damar hastalıklarına müdahale imkanlarının arttığına değinen Bilgel, anjiyografi ile damarları görüntüleyebiliyor ve gerekli durumlarda balon, stent ya da bypass ameliyatı gibi yöntemlerle tedavi uygulayabiliyoruz. Ancak ne yazık ki bazı hastalar hastaneye ulaşamadan hayatını kaybedebiliyor. Bu nedenle önleyici yaklaşım her zaman en önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu. Yaşam tarzı en önemli risk faktörü Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de büyük rol oynadığına dikkat çeken Bilgel, ‘’Özellikle yaşam tarzı alışkanlıklarını, tütün kullanımını en önemli risk faktörleri arasında sayabiliriz. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması kalp sağlığı için atılabilecek en önemli adım. Bunun yanı sıra sağlıklı beslenme de büyük önem taşımaktadır’’ dedi. Beslenme alışkanlıklarının kalp sağlığı üzerindeki etkisine değinen Bilgel, "Katı yağlar ve yüksek kolesterol içeren besinler damar tıkanıklığına yol açabilir, doymuş yağların azaltılmasını sebze, meyve ve tahıl ağırlıklı Akdeniz tipi beslenilmesini tavsiye ediyoruz. Aşırı tuz tüketimi tansiyonu yükselttiği, yüksek şeker tüketimi ise diyabete yol açarak kalp hastalıklarını tetiklediği için tuz ve şekerin aşırı kullanılmasından kaçınılmalıdır. Tansiyon yüksekliği ve diyabet, kalp damar hastalıkları açısından ciddi risk oluşturur. Kilo kontrolünün sağlanması ve vücut kitle indeksinin normal sınırlar içinde tutulması kalp sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Ani ve aşırı egzersizden kaçının Öğr. Gör. Dr. Ziya Gökalp Bilgeli, toplumda obezite oranlarının artmasının da kalp sağlığını tehdit ettiğini söyleyerek, "Kilo kontrolü ihmal edilmemelidir. Düzenli egzersiz bu noktada büyük önem taşımaktadır. Tempolu yürüyüş, yüzme ve koşu gibi düzenli yapılan egzersizler kalp sağlığını korumada etkili yöntemlerdir. Ani ve aşırı zorlayıcı egzersizlerden kaçınılmalı özellikle düzenli spor yapmayan bireylerin birden yoğun fiziksel aktivitelere, örneğin halı saha maçlarına katılması kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir. Bireylerin kendi efor kapasitelerini artıracak şekilde düzenli ve kademeli egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Stresinde kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor" dedi. Düzenli kontrol yaşı 30-35’e indi Kalp hastalıklarının artık daha genç yaşlarda görülmeye başladığını belirten Bilgel, "Geçmişte ileri yaş gruplarına önerilen taramalar günümüzde daha erken yaşlara çekildi. Özellikle ailesinde kalp hastalığı bulunan bireyler daha dikkatli olmalı ve 30-35 yaşından itibaren düzenli kontrollerini yaptırmalılar. Bu kapsamda tansiyon ölçümü ve kan testlerinin yanı sıra elektrokardiyografi ve ekokardiyografi gibi tetkikler de önemli yaptırılmalıdır. Basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kalp ve damar hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir. Tütün kullanımının bırakılması, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekir" şeklinde konuştu.
Samsun Samsun’da otizme bilimsel mercek: 2. OGEM Sempozyumu yoğun ilgi gördü Otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımını güçlendirmeye yönelik bilimsel çalışmalar Samsun’da geniş katılımla masaya yatırıldı. Samsun’da, otizme bilimsel yaklaşım ve uygulamalı yöntemlerin ele alındığı "2. OGEM Otizm Sempozyumu" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Samsun Valiliği’nin himayelerinde, Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (OGEM) iş birliğiyle düzenlenen program, II. Ulusal Otizm Eylem Planı kapsamında hayata geçirildi. Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen sempozyumda, "Kuramdan Uygulamaya Uygulamalı Davranış Analizi" başlığı altında bilimsel sunumlar yapıldı. Etkinlikte otizmli bireylerin eğitim süreçleri, toplumsal katılımı ve destek mekanizmaları farklı yönleriyle ele alındı. SBB Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Engelliler Şube Müdürü Atilla Genç ile otizmli hukukçu Melih Şen tarafından sunumlar gerçekleştirdi. "Amacımız, otizmli bireylerin toplumsal hayata tam ve etkin katılımını sağlamaktır" Sunumların ardından açılış konuşmasını yapan Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Müslim Selçuk Babillioğlu, "Otizm; bir eksiklik değil, farklı bir gelişim yolculuğudur. Bizlere düşen görev ise bu farklılığı sadece fark etmek değil; bilimsel yöntemlerle destekleyerek otizmli bireylerin toplumsal hayata tam ve etkin katılımını sağlamaktır. Sempozyumumuzun ana odağını oluşturan Uygulamalı Davranış Analizi, otizmli bireylerin gelişimini desteklemede tüm dünyada kabul görmüş, etkili ve bilimsel bir yaklaşımdır. Bizim hedefimiz yalnızca farkındalık oluşturmak değildir. Asıl amacımız; toplumsal kabulü güçlendirmek, birlikte yaşam kültürünü yaygınlaştırmak ve otizmli bireylerimizin hayatın her alanında ‘ben de varım’ diyebilmesine imkân tanımaktır. İl müdürlüğü olarak; engelli bireylerimizin bakım, rehabilitasyon ve sosyal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla çok yönlü çalışmalar yürütmekteyiz. Gündüzlü bakım ve rehabilitasyon merkezlerimizde ise bireylerin sosyal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini destekleyen programlar uygularken; ailelerimizin bakım yükünü hafifletmeyi ve toplumsal yaşama katılımlarını güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. "Otizm, en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinden biri" Otizmin en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinin başında geldiğine dikkat çeken OMÜ Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi ve OGEM Müdürü Doç. Dr. Emrah Gülboy, "Programımız ikinci kez düzenleniyor. Temel amacımız, ülkemizde otizm eylem planları hayata geçirildi ve ilki tamamlandıktan sonra ikincisi şu anda yürürlükte. Dolayısıyla biz de Samsun’da Otizm İl Eylem Planı kapsamında bu sempozyumları geleneksel hale getirmeyi hedefliyoruz. Otizm en hızlı artış gösteren yetersizlik türlerinden bir tanesi. Günümüz verilerine göre Amerikan verilerini dikkate aldığımızda her 31 çocuktan birinde, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ise her 100 çocuktan birinde otizm spektrum bozukluğu görüldüğünü biliyoruz. Yaygınlık oranı en hızlı şekilde artış gösteren bu yetersizlik türüne hem dikkat çekmek hem de farkındalık sağlamak amacıyla sempozyum düzenlemiş bulunuyoruz. Otizm aslında nörogelişimsel ve tam adı otizm spektrum bozukluğudur. Bir spektrumdan bahsediyoruz. Bu spektrumda yer alan bireylerden bazıları otizmden ağır düzeyde etkilenip sürekli desteğe ve eğitime ihtiyaç duyarken, biraz önce konuşma yapan hukukçu arkadaşımız gibi bundan sınırlı düzeyde etkilenip yüksek işlevli dediğimiz otizmli bireylere de rastlamamız mümkün. Dolayısıyla yelpazemiz çok geniş" diye konuştu. Program, açılış konuşmalarının ardından psikolog ve bilim insanlarının sunumları ile devam etti. Ayrıca programa Samsun Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten ve davetliler katıldı.