KÜLTÜR SANAT - 29 Nisan 2026 Çarşamba 14:58

Gölyazı kazıları Pancar Deposu’nda anlatıldı

A
A
A
Gölyazı kazıları Pancar Deposu’nda anlatıldı

Nilüfer Belediyesi’nin Arkeoloji Gündemi söyleşi serisinin konuğu Prof. Dr. Derya Şahin oldu. Şahin, Apollonia ad Rhyndacum (Gölyazı) kazılarında elde edilen son eserlerin ve kent arkeolojisinin modern kimlik üzerindeki etkisini anlattı.


Nilüfer Belediyesi tarafından Pancar Deposu’nda düzenlenen Arkeoloji Gündemi söyleşisinin son konuğu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Arkeoloji Bölümü Ortaçağ Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin oldu. "Kent Arkeolojisi ve Apollonia ad Rhyndacum (Gölyazı) Kazıları" başlıklı söyleşide arkeolojinin, kenti anlamlandıran ve köklendiren bir araç olduğu konuşuldu.


Kenti, "ekonomik ve sosyal katmanların üst üste biriktiği canlı bir organizma" olarak tanımlayan Prof. Dr. Şahin, arkeolojinin bu organizma içindeki rolünü, "Geçmişin kaydını tutmakla yetinmez; yer duygusunu inşa eder, kente kimlik kazandırır" sözleriyle özetledi.


Söyleşinin odak noktasında, Bursa’nın köklü antik yerleşimlerinden Gölyazı’da yürütülen çalışmalar yer aldı. Özellikle Zambaktepe Tiyatrosu ve Demeter Kutsal Alanı’ndaki araştırmalara dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, 2025 kazı döneminde elde edilen nesneleri katılımcılarla paylaştı. Şahin, tiyatro alanındaki kazılarda mimari süslemeler, boyalı sıvalar ve sikkeler gibi dönemin yaşantısına ışık tutan önemli eserlerin gün ışığına çıktığını belirtti.


Şahin, tiyatro yapısında Roma dönemin yapılan mekansal düzenlemelerin, o dönemdeki toplumsal zevklerde yaşanan değişimi somut bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti.


Kazılarda modern teknoloji


Geçmişi aydınlatırken modern teknolojinin imkanlarından da yararlandıklarını aktaran Şahin, Zambaktepe Tiyatrosu’nun kültürel hacmini belgelemek ve korumak amacıyla fotoğrafmetre ile 3D modelleme yöntemini kullandıklarını belirtti. Şahin, elde edilen tüm bu bilimsel verilerin ve teknolojik çalışmaların, Bursa’nın tarihi derinliği ile günümüzün modern dokusu arasındaki bağı daha kuvvetlendirdiğinin altını çizdi.


Arkeoloji Gündemi, bir sonraki buluşmada arkeoloji alanın usta isimlerini aynı masada buluşturacak özel bir panel ile devam edecek.



Gölyazı kazıları Pancar Deposu’nda anlatıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kaçak hafriyat dökümüyle 80 milyar liralık kamu zararı oluşmuştu, Cebeci Maden sahası sanığı savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında, Cebeci’deki boş maden sahasının sahte döküm alanı yapılarak bölgeye yatması gereken paranın kendi ekosistemlerine aktarılmasıyla ilgili kaçak hafriyat döküm sisteminin kurulmasında aktif rol alan Cebeci Maden sahasındaki kaçak döküm sisteminin mali işlerinden sorumlusu tutuklu sanık Adem Başer, "Bu bölgede kaçak bir döküm olduğunu ben görmüyorum. Ama kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır. 80 milyon TL kamu zararından söz ediliyor. Maden çukuru, madeni alınmış rezervin kalmadığı bir alan olarak görünüyordu" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 29. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada Güney Cebeci Madencilik Şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olan tutuklu sanık Adem Başer’in savunması alındı. İddianamede sanık Adem Başer’in örgüt yöneticisi Murat Gülibrahimoğlu’na bağlı hareket ettiği, örgütün Cebeci Maden sahasında kurduğu kaçak döküm sisteminin mali işlerinden sorumlu olduğu belirtilmişti. Başer’in kaçak hafriyat döküm sisteminin kurulmasında aktif rol aldığı da iddianamede aktarılmıştı. Öte yandan iddianamede Alibeyköy Havza Koruma Kuşağı içerisinde yer alan Cebeci Maden Bölgesi’ndeki kaçak hafriyat dökümü ve atık döküm işlemleri sonucu insan sağlığı, can ve mal emniyeti açısından riskli durumların oluştuğu ve bu usulsüz, kontrolsüz işlemler nedeniyle maden alanının ciddi oranda daraldığı kaydedilmişti. 2020- 2025 yılları arasında maden sahasına toplam 185 milyon ton kaçak hafriyat dökülerek yaklaşık 80 milyar TL kamu zararına yol açıldığı iddianamede açıklanmıştı. "Kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır" Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi veren Adem Başer iddianamedeki suçlamalara karşı, "Genel Müdür Yardımcısı olarak sınırlı yetkilere sahiptim. Şirketteki mali sorumluluk ve yetki bana ait değildi. Cebeci maden sahasındaki izin işlemleri Murat Gülibrahimoğlu tarafından yürütülmekteydi. Ben dökümden sorumlu olmadığım için sınırlı bilgiyi sizinle paylaşacağım. Bu bölgede kaçak bir döküm olduğunu ben görmüyorum. Ama kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır. 80 milyon TL kamu zararından söz ediliyor. Maden çukuru, madeni alınmış rezervin kalmadığı bir alan olarak görünüyordu. Maden sahalarında kontrolden sorumlu kurum MAPEK’tir. MAPEK maden çukurunun doldurulmasına izin verdiği için bir tutanak tutmamıştır, bir işlem başlatmamıştır. Ben kayyum ile 4 ay çalıştım. 4 ayın 3 buçuk ayında döküm faaliyetine devam ettiler. Ben bir kaçak döküm sistemi kurmadım, yönetmedim bu sebeple suçlamayı reddediyorum" dedi. "Cebeci Maden sahasındaki yaptığımız işlerden dolayı plaket almayı umuyorduk" Tutuklu sanık Başer, "Murat Gülibrahimoğlu’ndan izin alınır ve satın alma işlemleri gerçekleştirilir. Bazı satın almaları Gülibrahimoğlu kendisi gerçekleştiriyordu. Murat Gülibrahimoğlu’nun sosyal çevresini tanımadan, çıkarım olmadan nasıl müşterek faillik yapabilirim? Bu iddiayı kabul etmiyorum. Bana göre örgüt üyeliği de ağır bir suçlama. Çalıştığım süre boyunca dürüst, kimseyi kırmadan tırnaklarımla geldim. Cebeci Maden sahasındaki yaptığımız işlerden dolayı bir teşekkür yazısı, plaket almayı umuyorduk. Ama şu an yaptığımız işlerden dolayı buradayız. Ben maaşlı bir çalışanım, görevimi yerine getirdim. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Duruşma sanık avukatlarının savunmaları ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.