EKONOMİ - 03 Nisan 2026 Cuma 10:23

Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak

A
A
A
Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen "KOBİ’ler İçin Dijitalleşme Fırsatları" toplantısında, firmaların dijital dönüşümüne yönelik destek paketleri masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Bursa’daki KOSGEB desteklerinin son iki yılda 20 kat artmasına rağmen, dijital dönüşüm için ayrılan kaynakların henüz yeterince değerlendirilmediğini belirtti. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla sağlanan 300 milyon Euro’luk kaynağın büyük bir kısmının henüz başvuru aşamasında olduğunu hatırlatan İbrahimcioğlu, Bursalı firmaları bu küresel rekabet fırsatından pay almaya davet etti.


Bursa iş dünyasının dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlamak, KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası destek mekanizmalarına erişimini artırmak ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırlamak hedefiyle "Dijital Dönüşüm ve Uluslararası İş Birliği Fırsatları" etkinliği BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlendi. Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında organize edilen; BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip’in açılış konuşmalarıyla başlayan program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB temsilcileri tarafından Dijital Avrupa Programı, Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri, Avrupa İşletmeler Ağı, EuroHPC çağrıları, Ufuk Avrupa Programı ve ulusal dijital dönüşüm destekleri gibi önemli başlıklarda bilgilendirme sunumları yapıldı.


BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, ekonominin taşıyıcı sütunları olan KOBİ’lerin, Türkiye’deki toplam işletme sayısının yüzde 99,7’sini oluşturarak üretimin, ihracatın ve istihdamın ana kaynağı konumunda olduğunu ifade etti. Mevcut ekonomi ikliminde, geleneksel üretim refleksleriyle KOBİ’lerin bu büyük yükü taşımaya devam etmekte her geçen gün zorlandığını belirten Şenyurt, "Bugün dünyada ‘dijital olgunluk’ seviyesini tamamlamış işletmeler ile geleneksel yapıdakiler arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Dolayısıyla dönüşüm, varlığımızı sürdürebilmemiz için hayati nitelikte bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi.


"Bugün attığımız her adım, küresel pazarda var olma ya da yok olma çizgisini belirleyen gerçek bir yaşam savaşıdır." diyen Şenyurt, geleneksel yöntemlerle çalışan bir işletmenin on birimlik bir yolu ilerlemeye çalışırken, dijital dönüşümünü tamamlayan bir rakibinin aynı sürede menzilini çok daha ileriye taşıyabilmekte olduğuna vurgu yaptı. Şenyurt, "Bu durum, sadece verimlilik farkı değil aynı zamanda oyunun dışında kalma riskini de beraberinde getirmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vizyonu, KOSGEB’in hibe ve teşvik gücü, TÜBİTAK’ın ise teknik rehberliği sayesinde işletmelerimizin bu değişim yolculuğunda devletimizin desteğini her an hissetmesi bizler için çok kıymetlidir. Değerli kurumlarımıza şehrimizin dijital geleceğine sundukları bu güçlü katkı için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.


Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise "KOBİ’ler İçin Dijitalleşme Fırsatları" toplantılarının ilkini Mersin’de düzenlediklerini, ikincisi için ise Bursa’da bulunduklarını ifade etti. Pazarların daraldığı ve ekonomik türbülansların yaşandığı bir dönemde işletmelerin dayanıklılığını artıracak çözümler üzerinde çalıştıklarını dile getiren İbrahimcioğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri programının başlatıldığını hatırlatarak, söz konusu merkezlerin firmalara dijitalleşme süreçlerinde mentorluk sağlamak, finansal araçlara erişimi kolaylaştırmak ve dijital odaklı projelerin entegrasyonunu desteklemek amacıyla akredite edildiğini belirtti.


Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, tüm bu çalışmaların destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek hem TÜBİTAK hem de KOSGEB tarafından çeşitli destek programlarının devreye alındığını söyledi. KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu, "Dijital dönüşüme yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla 300 milyon Euro’luk bir kaynak oluşturduk. Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi ve TEB gibi bankalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde uygun şartla kredilere erişimi başlattık. Ancak üzülerek söylemek isterim ki bu kaynağın yalnızca 37 milyon liralık kısmı Bursa’da kullanılmış durumda" dedi.


KOSGEB desteklerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten İbrahimcioğlu, Bursa’da 2023 yılında 117 milyon lira olan desteklerin 2025 yılında 1,8 milyar liraya ulaştığını, iki yılda yaklaşık 20 kat artış sağlandığını söyledi. Bu artışın kapasite geliştirme ve diğer destek programlarını da kapsadığını belirten İbrahimcioğlu, "Buna rağmen dijital dönüşüm programlarının toplam kullanılan destekler içindeki payı Bursa’da yalnızca 37 milyon lira seviyesinde kalmış durumda. Bu oranın mutlaka artırılması gerekiyor" diye konuştu.


KOBİ’lerin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde sunulan bu kredilerin büyük bir fırsat sunduğunu söyleyen İbrahimcioğlu şöyle devam etti;


"Program kapsamında faiz oranı 40,5. Bunun 20 puanını KOSGEB olarak biz karşılıyoruz. 36 ay vade imkânı sunuyoruz ve kredinin yüzde 80’ine Kredi Garanti Fonu aracılığıyla kefalet sağlıyoruz. Açıkçası mevcut ekonomik ortamda bu en mühim finansman araçlarından biri. Türkiye’nin dijitalleşmede geri kalma lüksü yok. Küresel rakiplerimiz yatırımlarını yavaşlatmadan sürdürüyor. Bu nedenle biz de elimizdeki kaynakları etkin şekilde kullanmak zorundayız."


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip, Bursa’nın üretimdeki gücü ve ihracattaki belirleyiciliğiyle Türkiye’nin en önemli sanayi merkezleri arasında olduğunu belirterek, "Bursa, dijitalleşme politikalarımızın doğal odak noktalarından biridir" dedi.


Avrupa Birliği ile yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında Bursa’ya önemli bir yatırım kazandırdıklarını ifade eden Hatip, "Yaklaşık 6,2 milyon Euro bütçeyle kompozit malzeme ve teknik tekstil prototip üretim uygulama merkezini 2024 yılında Bursa’ya kazandırdık. Bu yatırım, yüksek teknolojili üretime geçişte güçlü bir enstrüman niteliği taşımaktadır. Böylece Bursa’nın köklü tekstil birikimini daha ileri teknoloji seviyesine taşıyacak önemli bir değer oluşturduk" diye konuştu.


Dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Hatip, "Dijitalleşme artık tüm süreçleri yeniden tanımlayan bir rekabet alanıdır. Yapay zeka, yüksek performanslı hesaplama, siber güvenlik, yarı iletken teknolojileri ve veri odaklı uygulamalar; ülkelerin kalkınma hızını ve rekabet gücünü belirleyen temel alanlar haline gelmiştir. Türkiye olarak bu dönüşümün dışında değil, tam merkezinde yer almakta kararlıyız" ifadelerini kullandı.


Bu vizyonun 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde de ortaya konulduğuna işaret eden Hatip, "İmalat sanayinde robot kullanımını 8 kat artırarak 200 bine çıkarmayı ve yüksek teknolojili ürün ihracatını 30 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Destek programlarımızı birbirini tamamlayan bir yapı içinde kurguluyor, daha fazla işletmenin ve araştırmacı girişimcinin bu dönüşümden faydalanmasını amaçlıyoruz" dedi.


Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu, KOSGEB Bursa Batı Müdürü Erkan Güngör, BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, TSE Bursa Bölge Koordinatörü Mehmet Hüsrev, İMSİAD Başkanı Şeref Demir ve iş dünyası temsilcilerinin de katıldığı toplantı açılış konuşmalarının ardından yapılan sunumlarla sona erdi.



Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Uluslararası öğrencilere Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı uyarı yapıldı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde düzenlenen bilgilendirme programında uluslararası öğrenciler, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi başta olmak üzere bulaşıcı hastalıklara karşı korunma ve erken teşhis konusunda bilinçlendirildi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde (TOGÜ) Uluslararası Öğrenciler için Sağlık Hizmetleri ve Bulaşıcı Hastalıklar Bilgilendirme Programı gerçekleştirildi. Fen Edebiyat Fakültesi Şehit Erdem Diker Konferans Salonu’nda düzenlenen programa farklı ülkelerden uluslararası öğrenciler katıldı. Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Tokat İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen programda, Türkiye’de eğitim gören yabancı uyruklu öğrencilerin sağlık sistemine erişimi ve karşılaşabilecekleri sağlık riskleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Sağlık sistemine erişim süreçleri anlatıldı Programın ilk bölümünde söz alan İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Toplum Sağlığı Birimi Sorumlusu Rahmi Bayır, yabancı uyruklu bireylerin Türkiye’de sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanabileceklerini detaylı şekilde anlattı. Bayır, özellikle randevu sistemleri, aile hekimliği hizmetleri ve acil durumlarda izlenecek yollar hakkında önemli bilgiler verdi. Bulaşıcı hastalıklara karşı bilinçlendirme Etkinliğin devamında konuşan İl Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Birimi’nden Dr. Tuğba Keskin Taşkın ise bulaşıcı hastalıklar konusunda sunum gerçekleştirdi. Taşkın, özellikle sıtma ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hakkında bilgi vererek, korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemine dikkat çekti.
Tekirdağ Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor Türkiye’nin uzaya giden ikinci astronotu olan Tuva Cihangir Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlayan Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Tekirdağ’da bir araya geldiği öğrencilerle uzay yolculuğu deneyimlerini paylaştı. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Tuva Cihangir Atasever, ilkokul ve lise öğrencilerine uzay yolculuğu sürecini, aldığı eğitimleri ve bilimsel çalışmalarını aktardı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uzayın bilinmeyen yönleri sade bir dille anlatıldı. Astronot Alper Gezeravcı ile birlikte ABD, Almanya ve Japonya’da katıldığı eğitim süreçlerinden bahseden Atasever, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. Uzay çalışmalarının hızla geliştiğine dikkat çeken Atasever, mevcut uluslararası uzay istasyonunun 2030 yılına doğru görevini tamamlayacağını belirtti. Yeni dönemde ticari uzay istasyonlarının ön plana çıkacağını söyleyen Atasever, özel sektörün bu alandaki yatırımlarının arttığını ve yakın gelecekte bu projelerin somut sonuçlarının görüleceğini dile getirdi. Türkiye’nin uzay hedeflerine de değinen Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlandığını vurguladı. Atasever, Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Atasever, gençlere bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
İstanbul Karsan Otonom e-ATAK, Paris’te yoğun hatlarda test edildi ve onaylandı Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, Fransa Paris’te faaliyet gösteren en önemli toplu taşıma operatörlerinden biri olan RATP Group ile 6 ay süren kapsamlı projeyi başarıyla tamamladı. Proje kapsamında araç, açık trafikte araç ve yayaların bulunduğu gerçek şehir koşullarında, günlük ortalama 5 saatlik operasyon ile yaklaşık 3 bin kilometre otonom sürüş gerçekleştirdi. "Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde" olma vizyonuyla dünyada toplu taşımanın dönüşümünde önemli rol oynayan Karsan, otonom hamlesiyle sektörün dinamiklerini değiştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda dünyanın önde gelen otoritelerinin de testlerinden başarıyla geçen Karsan, Paris’in yoğun ve kritik hatlarından biri olan 393 numaralı otobüs hattında otonom sürüş modunda aktif olarak test edildi. Karsan Otonom e-ATAK, Fransa Ulaştırma Bakanlığı’ndan test onayı ile global referans kazandı Yapılan açıklamaya göre, Karsan’ın teknoloji partneri ADASTEC işbirliği ile geliştirdiği Otonom e-ATAK, Fransa Paris’te faaliyet gösteren en önemli toplu taşıma operatörlerinden biri olan RATP Group (Régie Autonome des Transports Parisiens) ile 6 aylık uzun süreli projeyi başarıyla tamamladı. Proje kapsamında araç açık trafikte, araç ve yayaların bulunduğu gerçek şehir koşullarında, günlük ortalama 5 saatlik aktif operasyon ile yaklaşık 3 bin kilometre otonom sürüş gerçekleştirdi. Elde edilen yüzde 98 otonom sürüş oranı, çözümün sahadaki yüksek güvenilirliğini ve operasyonel olgunluğunu ortaya koydu. Proje kapsamında test faaliyetleri, RATP tarafından UTAC’ın test pistinde gerçekleştirildi. Fransa’daki yetkili kurumların gözetiminde yürütülen kapsamlı değerlendirmeler sonucunda proje, Fransa Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı otonom mobilite onay süreçlerinden sorumlu DGEC tarafından ülke genelinde test onayı aldı. Bu onay ile Otonom e-ATAK, açık trafikte otonom operasyon gerçekleştirmek üzere "Operasyonel Onay" statüsü kazandı. Bu yönüyle proje, Avrupa’da gerçek trafik koşullarında regülasyon onayı almış öncü ve referans niteliğinde otonom toplu ulaşım uygulamalarından biri olarak konumlandı. Proje ile Paris’in yoğun ve kritik hatlarından biri olan 393 numaralı otobüs hattında (Sucy - Bonneuil RER / Thiais - Carrefour de la Résistance) yaklaşık 8,5 kilometrelik merkezi güzergahta otonom sürüş operasyonları ve sistem validasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Bu kapsamda araç; karma trafik koşullarında navigasyon, duraklarda hassas yanaşma, trafik ışıkları ve kavşaklarla gerçek zamanlı etkileşim gibi ileri seviye sürüş senaryolarında başarıyla test edilerek operasyonel kabiliyetini ortaya koydu. Şirketin Avrupa’dan ABD’ye kadar dünya çapında toplu ulaşımı yeni nesil teknolojilerle yenilemeye devam ettiğini söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "Fransa gibi regülasyonların son derece titiz ve seçici olduğu bir pazarda, Otonom e-ATAK ile elde ettiğimiz bu operasyonel onay, yalnızca bir proje başarısı değil; şirketimizin otonom mobilite alanındaki teknolojik yetkinliğinin ve global vizyonunun güçlü bir teyididir. Gerçek trafik koşullarında elde ettiğimiz yüksek performans, Seviye-4 otonom sürüş teknolojilerinin artık geleceğin değil, bugünün çözümü olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu başarıyla birlikte şirket olarak, otonom toplu ulaşımın dünya genelinde yaygınlaşmasında öncü rol üstlenmeye ve şehirlerin mobilite dönüşümüne yön vermeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker ise, konuyla ilgili "Karsan ve RATP ile birlikte, Seviye-4 otonom sürüşün toplu taşıma için kanıtlanmış ve ölçeklenebilir bir teknoloji olduğunu gösterdik. Yüksek kapasiteli BRT hatları da dahil olmak üzere dünyanın en karmaşık metropol ortamlarından birinde başarıyla faaliyet göstermemiz, çeşitli gerçek dünya koşullarında otonom mobiliteyi hayata geçirme ve ölçeklendirme konusundaki yetkinliğimizi ortaya koymaktadır" dedi. ’’2026’da hedefimiz güvenlik sürücüsünü tamamen sistem dışına çıkarmak’’ Bu proje ile şirket teknolojisinin kendisini dünyaya yeniden kanıtladığının altını çizen Okan Baş, şöyle devam etti: "Proje ile şirketimiz, yalnızca teknolojik yetkinliğini değil, aynı zamanda farklı şehir dinamiklerine, yüksek yoğunluklu ulaşım senaryolarına ve gelişmiş altyapı entegrasyonlarına hızlı adaptasyon kabiliyetini de ortaya koymuş oldu. Paris gibi global ölçekte referans kabul edilen bir şehirde elde edilen bu başarı, markamızın uluslararası pazardaki konumunu güçlendirirken yeni iş birliklerinin önünü açacak stratejik bir adım oldu. RATP ile gerçekleştirdiğimiz bu proje, Karsan Otonom e-ATAK’ın gerçek operasyon koşullarında kanıtlanmış performansını ortaya koyarken, aynı zamanda gelişmiş otonom sürüş yazılımı ve araç entegrasyonunun birlikte çalıştığı tam entegre bir Seviye-4 mobilite çözümünün sahadaki başarısını da göstermiş oldu. Şirketimizin Avrupa’daki otonom mobilite dönüşümüne liderlik etme vizyonunu somut şekilde destekleyen bu proje, gelecekteki şehir içi otonom ulaşım projeleri için güçlü bir benchmark oluşturan önemli bir kilometre taşı haline geldi. Bu proje ile elde ettiğimiz operasyonel deneyim ve teknik doğrulamalar, markamızın otonom mobilite yol haritasındaki bir sonraki adım için de güçlü bir zemin oluşturdu. Şirket olarak 2026 yılı içerisinde güvenlik sürücüsünü tamamen sistem dışına alındığı tam otonom operasyon modeliyle Norveç’in Stavanger şehrinde yeni bir projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz."