GÜNDEM - 13 Mart 2026 Cuma 16:12

Bursa’nın Fethinin 700. Yılına manevi bir emanet

A
A
A
Bursa’nın Fethinin 700. Yılına manevi bir emanet

Memlük Sultanı Berkuk tarafından 14. yüzyılda Yıldırım Bayezid Han’a hediye edilen ve "Berkuk Kur’ân-ı Kerîmi" olarak bilinen eser, Bursa’nın fethinin 700. yılı vesilesiyle, mübarek Ramazan ayı ve Cuma gününün maneviyatıyla birleşen bu anlamlı günde Türk İslam Eserleri Müzesi’nde ziyarete açıldı.


Hat ve tezhip sanatının seçkin örneklerini yansıtan bu Kur’ân-ı Kerîm, özelde Osmanlı ile Memlükler arasındaki kardeşlik ve ittifakın, genelde ise İslâm birliği ve kardeşliğinin anlamlı bir nişanesi olarak kültürel mirasımızda müstesna bir yere sahiptir.


Bu kıymetli eserin asırlardır muhafaza edilerek günümüze ulaşmasında emeği ve gayreti bulunan ecdadımızı rahmet ve minnetle yâd ediyor; eserin Bursa’ya kazandırılması, korunması ve halkımızın ziyaretine açılmasında katkı sunan Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz’a ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüze teşekkür ediyoruz.


Berkuk Kur’ân-ı Kerîmi, yıl boyunca ziyaretçilere açık olacak ve hem kültürel mirasımızı hem de manevi değerlerimizi yaşatmaya devam edecektir.



Bursa’nın Fethinin 700. Yılına manevi bir emanet

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Babasının hayali, kızının mesleği oldu Ordu’nun Ünye ilçesinde Simge Arslan, babasının hayali ve teşvikiyle başladığı terzilik mesleğinde kendi işinin patronu oldu. Ünye’de yaşayan iki yıllık evli Simge Arslan (24), babasının hayali olan terzilik mesleğini ailesinde 4 kız kardeşten gerçekleştiren tek isim oldu. İlçenin Çamurlu Mahallesi’nde babasının desteğiyle kendi iş yerini açan Arslan, genç yaşta kendi işinin patronu oldu. Lise yıllarında eğitimini yarıda bırakıp babasının yönlendirmesiyle Halk Eğitim Merkezi’nde mesleğe adım atan Arslan, ailesinde terzilik mesleğini sürdüren tek isim oldu. "Okuldan sonra makine başına geçtim" Mesleki başarısının babasının hayali ve teşvikiyle başladığını belirten Simge Arslan, "Babamın hayalinde her zaman bir çocuğunun terzi olması vardı. Biz dört kız kardeşiz. Birimiz hafız, birimiz aşçı, birimiz ise ev hanımı oldu. Bu hayali gerçekleştirmek ise bana nasip oldu. Kursa gittiğimde sınıftaki en küçük bendim. Hocam etek dikmemi beklerken, ben heyecanla doğrudan elbise dikmeye başladım. Yeteneğim fark edilince dikişin tüm inceliklerini kısa sürede kavradım" dedi. "İmkânsız diye bir şey yoktur" Babasının desteğiyle iş yerini açtığını, başarısında eşinin de büyük payı olduğunu ifade eden Simge Arslan, "Bu süreçte en az babam kadar eşimin de desteğini her zaman yanımda hissettim. Başarabileceğime olan inancını hiç kaybetmedi. Bugün geldiğim noktaya ulaşabileceğimi başlangıçta hayal bile edemezdim. Bence hayatta imkansız diye bir şey yoktur, herkes hayallerini gerçeğe dönüştürebilir" şeklinde konuştu.