GÜNDEM - 24 Şubat 2026 Salı 13:13

BTSO meslek komiteleri inşaat sektörünün nabzını tuttu

A
A
A
BTSO meslek komiteleri inşaat sektörünün nabzını tuttu

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ekonomide yaşanan dönüşüme dikkat çekerek, yeni ekonominin sunduğu enstrümanların doğru ve etkin biçimde kullanılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Başkan Burkay, kentin mekânsal planlama sorununun da hızla çözülmesi gerektiğini ifade etti.


Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altında inşaat sektörünü temsil eden 8 meslek komitesi, ortak istişare toplantısında bir araya geldi. Toplantıda sektörün mevcut durumu, beklentileri ve çözüm önerileri ele alındı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, meslek komitelerinin BTSO’nun en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirterek, "Meslek komitelerimiz bünyesinde sektörlerinde vizyoner bakış açısına sahip ve karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen çok değerli isimler yer alıyor. BTSO’nun gücü buradan geliyor" dedi. Sahadan gelen geri bildirimlerin kendileri için büyük önem taşıdığını vurgulayan Burkay, "Firmalarımızdan aldığımız geri dönüşler çok kıymetli. Ancak biz politika yapıcı değiliz. Sektörlerimizin ihtiyaçlarını doğru okuyarak fikir ve çözüm geliştiren taraftayız. Kamu ve politika yapıcılar nezdinde lobi faaliyetleri yürütüyor, düzenlemelerin sahanın beklentileri doğrultusunda gelişmesi için etki etmeye çalışıyoruz" diye konuştu.



"Bursa’nın planlamaya ihtiyacı var"


Göreve geldiklerinde 16 makro proje ile yola çıktıklarını hatırlatan Burkay, "Bugüne kadar 60’tan fazla projeyi hayata geçirdik ve bu çalışmalarımız devam edecek. KOBİ OSB, organize konut bölgeleri ve organize ticaret bölgeleri projelerimiz var. Tüm bu çalışmaların temelinde üyelerimiz ve Bursa’yı çok daha yaşanabilir hale getirmek var. En önemli misyonumuz, ekonomiyi ve üyelerimizin işlerini geliştirecek adımları doğru projelerle hayata geçirmek" ifadelerini kullandı.


Kent gündemindeki sorunlara yönelik projeler geliştirdiklerini belirten Burkay, planlama konusunun öncelikli başlık olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:


"13 yıldır hiç bıkmadan, usanmadan şehrin anayasası niteliğindeki 1/100 binlik yeni çevre düzeni planı için çalışıyoruz. Her platformda destek veriyor, taleplerimizi iletiyoruz. Ancak bugün maalesef hâlâ bu şehrin bir anayasası yok. Böyle bir çağda bunun sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. Yaşadığımız sıkıntıların ana sebebi bu planın olmaması. Şehrin planlamaya, doğru okunan ve doğru tanımlanmış bir yol haritasına ihtiyacı var."



"Projeler ortak akıl ve sahiplenmeyle başarıya ulaşır"


Proje anlayışlarının başarıyı belirleyen temel unsur olduğunu vurgulayan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, projelerin hayata geçmesinde ortak aklın ve sahiplenmenin önemine dikkat çekti. Bir projenin başarıya ulaşmasının belirli göstergeleri olduğunu ifade eden Burkay, "Doğru paydaşları bir araya getiremezseniz yolun sonuna ulaşmanız mümkün değil. Şehir için tek başına hayal kurmanız da yeterli olmaz. Bu hayal, şehirle bütünleşmedikçe, 3,5 milyon Bursalı tarafından sahiplenilmedikçe hayata geçmez" dedi.


BTSO olarak ortaya koydukları projelerin kişisel değil, iş dünyasına ve kente yönelik olduğunu belirten Burkay, "Biz 16 makro proje dedik, 60’tan fazla projeyi hayata geçirdik. Bu projelerin tamamı iş dünyası için yapıldı. Ortak bir hayalimiz olmasaydı bunların hiçbiri gerçekleşmezdi. Bugün de herkesin bir Bursa hayali var. Asıl olan 3,5 milyon Bursalının Bursa ile ilgili ortak bir hayalinin olmasıdır. Bursa’yı daha yaşanabilir kılmanın yolu da buradan geçiyor" diye konuştu.



"Sorunların temelinde plansızlık var"


Kentte yaşanan sorunların temelinde plansızlığın yattığını dile getiren Başkan Burkay, trafik, çevre ve hava kirliliği başta olmak üzere birçok problemin bu nedenle çözülemediğini söyledi. İbrahim Burkay, şunları söyledi:


"Kent üretiminin yaklaşık yüzde 50’si hâlâ plansız alanlarda. Apartman altlarında üretim tesisleri var, atık yönetimi yapılamıyor, makinelerin yerleşimi için taşıyıcı kolonlar kesiliyor. Deprem bölgesinde bulunan şehrimiz için son derece riskli olan bu yapıların planlı alanlara deplase edilmesi gerekiyor. Bu işletmeleri taşımak zorundayız."


Bu konuda yıllardır çözüm çağrısında bulunduklarını ifade eden Burkay, iş dünyasının sorumluluk almaya hazır olduğunu da vurguladı. Burkay, "Yıllardır ‘düzeltelim’ diyoruz ve bu konuda gerekli adımları atmaya hazırız. 8 bin üyemizin 5 bini bu konuda taahhüt verdi. Burada artık politika yapıcıların devreye girmesi gerekiyor. Biz hazırız, diyoruz. Yaşanabilir bir Bursa için yeri siz belirleyin, bizim bir adres dayatmamız yok. Kamu kazansın, yerel yönetimler kazansın, bu şehir kazansın. KOBİ OSB de olacak, organize ticaret bölgeleri de organize konut bölgeleri de hayata geçecek. Ümitsizlik asla yok" ifadelerini kullandı.



"Üyelerimizi geleceğe hazırlamakla sorumluyuz"


Küresel ekonomide yaşanan dönüşüme de dikkat çeken BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yeni dönemin doğru okunması gerektiğini belirtti. Başkan Burkay, "Ekonomi nereye gidiyor, yeni oyuncular kimler, bunları iyi okumak zorundayız. BTSO tam da bunun için var. Şantiyeye gittiğinizde 50 tane sorunla karşılaşıyorsunuz. Bu sorunlarla boğuşurken ‘kafamızı kaldırıp gökyüzüne bakalım’ demek kolay değil. BTSO’nun görevi tam da bu noktada başlıyor. Bizler üyelerimizi geleceğe hazırlamakla sorumluyuz. Bir araya gelerek yeni ekonominin enstrümanlarını kullanmalı ve kendimize bir çıkış yolu bulmalıyız. Yeni iş modelleri konusunda her türlü fikre ve oluşuma açığız. Gerek komitelerimizde gerek odamızda en fazla odaklanacağımız alan yeni iş modelleri olacak. Yeni olduğu için doğal olarak bir savunma refleksi var ama bunları Bursa’da başarmak zorundayız" dedi.



"Komiteler arasında güçlü bir sinerji var"


BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Alparslan Şenocak ise inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin BTSO bünyesinde en geniş temsile sahip alanların başında geldiğini vurguladı. BTSO çatısı altındaki 8 meslek komitesinin doğrudan inşaat ve gayrimenkul sektörleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çeken Şenocak, "Bu tablo, inşaat sektörünün kentimiz ve ülkemiz ekonomisi ile istihdamı açısından ne denli stratejik bir role sahip olduğunu ortaya koymaktadır" dedi.


Sektörü ortak akılla ileriye taşıyacak projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirten Şenocak, "İnşaat ve yapı malzemeleri alanında yürüttüğümüz UR-GE Projemizden Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı’na, Dirençli Kentler Zirvesi’nden kümelenme çalışmalarına ve alım heyetlerine kadar birçok önemli projeyi sektör temsilcilerimizin katkılarıyla gerçekleştirdik. Bu çalışmalarımız artarak devam edecek" diye konuştu.


Toplantının komiteler arası iş birliğini güçlendirmesi açısından verimli geçtiğini kaydeden Şenocak, "Komitelerimiz arasında sinerjiyi artıracak istişarelerde bulunduk. Oldukça faydalı bir toplantı oldu. Alınan kararların ve yapılan değerlendirmelerin sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.



"Yarısı bizden desteği ile Bursa’da kentsel dönüşüm cazip hale getirilmeli"


BTSO İnşaat Konseyi Başkanı Ali Tuğcu toplantıda komitelerin yürüttüğü çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BTSO’nun kümelenme ve UR-GE projelerinde öncü bir Oda olduğunu aktaran Tuğcu, "Kümelenme ve UR-GE projelerinde ilkleri başaran bir Odayız. Bu kapsamda önemli destekler alıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz fuar organizasyonu da sektör adına önemli bir adım oldu. İlginin artarak devam edeceğine inanıyoruz" dedi.


Depolama alanları, organize konut ve ticaret bölgeleri gibi konularda sektörün tek başına çözüm üretemeyeceğini belirten Tuğcu, "Elimizde olmayan başlıklar var. Depolama alanları, organize konut ve ticaret bölgeleri gibi konularda Yönetim Kurulu Başkanımız sürece son derece hâkim" diye konuştu.


’Yarısı Bizden’ kampanyası kapsamında sunulan destekle İstanbul’da konut bazlı yoğun bir dönüşüm hamlesi olduğunu gözlemlediklerini ifade eden Tuğcu, Bursa’da da dönüşümün cazip hale gelmesi için benzer teşviklerin devreye girmesini beklediklerini söyledi.


Toplantıda sektör temsilcileri de görüş ve önerilerini paylaştı.



BTSO meslek komiteleri inşaat sektörünün nabzını tuttu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mir’ât-ı Nebevi sergisi kapılarını açtı Esenler Belediyesi, Ramazan-ı Şerif’e özel olarak hazırlanan "Mir’ât-ı Nebevi Sergisi"ni sanatseverlerle buluşturdu. Hat, tezhip ve ebru eserlerinden oluşan sergi, Ramazan’ın manevi iklimini, Peygamber Efendimiz’in (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) nurunu ve hatırasını bir ayna gibi gözler önüne seriyor. Esenler Belediyesi, "Kalem ve fırçadan gönül aynasına yansıyan hürmet" anlayışıyla kapılarını açan "Mir’ât-ı Nebevi Sergisi"ni meraklıların ilgisine sundu. Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde, 31 Mart’a kadar kapılarını açık tutacak sergide hat, tezhip ve ebrudan oluşan 37 eser yer alıyor. Eğitmenler Veysel Kucuras, Ümran Balahorlu, Ferhad Gündem ve Esenler Belediyesi Sanat Evi (ESEV) öğrencilerinin imzasını taşıyan eserler; hat, tezhip ve ebru sanatının incelikleriyle Peygamber Efendimizin (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) nurunu ve hatırasını estetik bir anlayışla ziyaretçilere sunuyor. Ramazan hayatımızın her alanını kuşatır Serginin açılış töreninde konuşan Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, Ramazan ayının insan hayatındaki derin anlamına dikkat çekti. Ramazan’ın insanı köklerinden geleceğe taşıyan, tefekkürü öğreten ve dirilişi hatırlatan bir zaman iklimi olduğunu ifade eden Göksu, Sezai Karakoç’un "İnsan tam ölümü düşünürken Ramazan’ın gelişiyle beraber direnişi ve dirilişi de öğretir" sözünü hatırlattı. Göksu, "Ramazan bir taraftan yuvamızı, bir taraftan okulumuzu, caddemizi ve sokağımızı kuşatır. Hasılı Ramazan, kainatta canlı emaresi gösteren her bir yaratılmışa ayrı bir ruhla hitap eder" dedi. Emeğin ve alın terinin yansıması "Mir’ât" kelimesinin yansıma anlamına geldiğini ifade eden Göksu, sergide yer alan eserlerin emeğin ve alın terinin bir yansıması olduğunu vurguladı. Peygamber Efendimiz’in (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) hayat düsturu olan hikmetlerin sanat aracılığıyla yansıtıldığını belirten Göksu, hat sanatının kelimeye ve kelama ruh veren bir sanat olduğunun altını çizerek emeği geçen hocalara teşekkür etti ve serginin hayırlara vesile olmasını temenni etti. "Peygamber Efendimiz’i anlatmak istedik Serginin amacına ilişkin konuşan Veysel Kucuras, serginin temel amacının Peygamber Efendimiz’in (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) dünyayı aydınlatan mesajını ve hem dünyevi hem de uhrevi özelliklerini insanlığa anlatmak ve yansıtmak olduğunu ifade etti. Serginin, ESEV bünyesinde görev yapan hocalar ve öğrencilerin katkılarıyla hazırlandığını vurgulayan Kucuras, emeği geçen herkese teşekkür etti. Ferhad Gündem ise "Hat, tezhip ve ebru alanında birçok farklı tasarımla sergimizi açmış olduk. Hocalarımız ve öğrencilerimizin bir arada yer alması ayrı bir önem arz ediyor" dedi. Manevi atmosfer oluşturuyor Ümran Balahorlu ise şunları söyledi: "Peygamber Efendimiz’in (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) veladetinin 1500. sene-i devriyesi münasebeti ile hazırlanmış bu serginin, sadece sanatsal bir faaliyet olmanın ötesinde; O’nun güzel ahlâkını, merhametini ve rehberliğini yeniden hatırlamaya vesile olan kıymetli bir çalışma olduğu kanaatindeyim. Sergide yer alan ebru eserleri, geleneksel sanatımızın zarafetini yansıtırken aynı zamanda güçlü bir manevi atmosfer oluşturuyor." Esenler Belediyesi Sanat Evi (ESEV) Görsel Sanat Yönetmeni ve serginin küratörü Kader Peker ise, hat, ebru ve tezhip sanatının estetiğini 15 asırlık manevi mirasla buluşturduklarını ifade etti. Peker, bu özel seçkinin yalnızca bir sergi değil; Peygamber Efendimiz’in (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) güzel ahlakına ve nuruna duyulan köklü bir vefanın yansıması olduğunu vurguladı. Program sonunda resim akademisi öğrencileriyle birlikte M. Tevfik Göksu, sergide emeği bulunan hocalara çiçek takdim etti.
Gaziantep Sakallı olduğu için diplomasını 19 yıl sonra alabildi: 28 Şubat mağduru doktor yaşadıklarını anlattı 28 Şubat sürecinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi iken sakalı uzun olduğu ve başörtülü öğrenci arkadaşlarının hakkını savunduğu gerekçesiyle girdiği sınavlarda ve stajlarda başarısız gösterilerek diploması verilmeyen Dr. Mehmet Emin İnce, diplomasını 19 yıl sonra alabildi. 28 Şubat mağduru Dr. İnce, o süreçte yaşadıklarını anlattı. 28 Şubat 1997’de gerçekleştirilen postmodern askeri darbenin üzerinden 28 yıl geçti. İslami şiarların tamamına karşı savaşın ayyuka çıktığı o karanlık dönemde, sırf başörtülü olduğu için birçok memur ya görevinden uzaklaştırıldı ya da hakkında soruşturma açıldı. Binlerce başörtülü ve sakallı öğrencinin de üniversite öğrenimine son verildi. 28 Şubat mağduru doktor yaşadığı haksızlıkları anlattı: Diplomasına ancak 19 yıl sonra kavuşabildi 28 Şubat döneminde sakallı olduğu ve başörtüsünden dolayı baskıya maruz kalan öğrencilerin hakkını savunan yasal basın açıklamalarına katıldığı gerekçesiyle mezun edilmeyen ve diplomasına ancak 19 yıl sonra kavuşabilen Dr. Mehmet Emin İnce, en büyük hayaline yıllar sonra ulaşabildi. Toplumda unutulmayacak derin izler bırakan 28 Şubat 1997 postmodern darbesinin üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen Dr. Mehmet Emin İnce, o dönemde yaşadıklarını bir türlü unutamıyor. 28 Şubat sürecinde yaşanan baskı ve zulümlerin hafızalarda hala tazeliğini koruduğunu belirten İnce, o günleri duygu dolu kelimelerle anlattı. Sakallı olduğu ve başörtülü öğrencilere destek verdiği için 28 Şubat’ın hışmına uğradı Aradan geçen onca yıla rağmen yaşadığı haksızlıkları hala unutamadığını söyleyen İnce, Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi olduğu dönemde 28 Şubat sürecinin başladığını ifade etti. Sakallı olduğu ve başörtülü öğrencilere destek verdiği için 28 Şubat’ın hışmına uğradığını ve o dönem bütün stajlarda başarısız gösterilerek kendisine diploma verilmediğini belirten İnce, diplomasını ancak 19 yıl sonra alabildiğini söyledi. İnce, Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrenci olduğu dönemde 28 Şubat postmodern darbesinin yaşandığını ve bu nedenle birçok sıkıntı ile karşı karşıya kaldığını belirterek, "Son sınıfta hiçbir dersim kalmamıştı. Sadece stajlarım kaldı. Stajlarımızdan geçmek için hastanede bulunmamız yeterliydi. O zaman herhangi bir not da yoktu. Memlekete döndüğümüz zaman kayıtlar başladığında bizim üniversitede kayıtların yapılmadığını öğrendik. Biz de kayıtlarımızı yapamadık, yenileyemedik. Süre geçiyor. Kaydı yapamamak demek okuldan atılmak demekti" dedi. "28 Şubat sürecinde öğrencilere kılık, kıyafet ve sakal yasağı geldi" Yaşadıkları sorunların 1997 yılında başladığını belirten İnce, "Üniversitede yasaklar ilk etapta başladığı zaman sadece başörtüsü diye başlamadı. Kılık kıyafet, uzun saçlar, kot pantolon, mini etek ve benzeri kılık kıyafetlerin hepsi yasak diye başladı. Fakat daha sonra bunların yerini sadece başörtüsü ve sakal aldı. Son yılımdayım. Tıp fakültesini bitiriyoruz. Hekim olacağız, hizmet edeceğiz. ‘Başörtülü öğrenci arkadaşlarımızın yolunun açılması için bir fedakarlık yapalım’ dedik. Onlara destek verdik. Sakalımızı kesmedik. Zaten birinci sınıftan beri sakalıydım. Bir problem yoktu. Son sınıfa geldiğimde de problem oluştu. Bu nasıl oluyor? Aynı kişi 5 yıl boyunca gözünüzün önünde bir sıkıntı yok. Fakat altıncı sınıfa geldiğimizde sıkıntı oluyor" şeklinde konuştu. "Bizim de hayallerimiz vardı" O dönem birçok haksızlığa uğradığını belirten İnce, "Müslüman olan bir ülkede sadece başörtüsünün hedef alınması ve sakalı olan genç kardeşlerimizin üniversiteye alınmaması gerçekten korkunçtu. Bu tür haksız uygulamalardan dolayı ülkemiz uzun bir zaman geride kaldı. İnsanlarımız da geride kaldı. Onların birçoğu belki bilim adamı olacaklardı. Bir yerlere geleceklerdi. Bizim de hayallerimiz vardı. Bir öğrencinin gayesi öncelikle eğitim hayatını bitirmek, diplomasını almak ve bir işte çalışmak. Ailesine, çevresine faydalı olmak. Okulu bitiremediğiniz zaman maddi manevi sorunlar yaşıyorsunuz. Psikolojik sorunlar yaşıyorsunuz. Bir tarafta aileniz, ‘ya bitirmedin mi, neden bitirmiyor?’ diye baskı yapıyor. Çok şükür bizim ailemiz en azından maddi durumu iyi olduğu için destek alıyordum. Beni hiçbir zaman da yalnız bırakmadılar. Allah annemden, babamdan ve kardeşlerimden razı olsun. Fakat maddi durumu hiç iyi olmayan arkadaşlarımız vardı. Köyünden topladığı ve getirdiği fasulyeleri hocalarına satarak geçimini sağlayan öğrenciler gördük" ifadelerini kullandı. "Öğrencilik yıllarımızı mahkeme koridorlularında geçirdik, peşime bir ajan takmışlardı" Staj almak için gittiği her üniversiteden geri çevrildiğini belirten İnce, "Biz zamanımızı mahkemelerde ve mahkeme koridorlularında geçirdik. Bilim yapmasını beklediğimiz hocalar, üniversitenin içerisinde mahkemeler kurarak bizi sorguya çektiler. Yıllardır sakallı olmamıza rağmen, başörtülü arkadaşlarımız başörtülü olmalarına rağmen bizi sistemin düşmanı gibi gösterdiler. Halbuki bu insanlar vatan, millet ve Allah için canını feda edecek insanlardı. Böyle olmasına rağmen bizi olmadık suçlamalarla itham ettiler ve ülkeyi perişan bir hale getirdiler. Benim gibi sakallı olan birçok arkadaş vardı. Sadece bana ceza geliyordu. Ben onlardan mahkemeye vermek üzere imza aldım ama değişen bir durum olmadı. Hangi derse girdiysem, her dersten ve her stajdan tutanaklar tutuldu. Önce uyarı, kınama ve daha sonra 15 gün, bir ve 6 ay uzaklaştırma aldım. Baktım Cumhuriyet Üniversitesinde devam edemiyorum ve sırasıyla Elazığ, Diyarbakır, Trabzon ve Samsun’a gittim. Sabahleyin ‘olabilir’ diyorlardı ve öğleden sonra tekrar gittiğimde bana ‘olamaz, burada başlayamazsınız, staj izni vermiyoruz’ diyorlardı. Benim peşime bir ajan takmışlar ve takip ediyordu" dedi. "Almanya’da tamamladığım stajım kabul edilmedi" Stajını tamamlamamak için Almanya’ya gittiğini belirten İnce, "Türkiye’de staj yeri bulamayacağımı anlayınca Azerbaycan’a gitmek zorunda kaldım. Bakü’de beni takip eden kişiyi net gördüm. Nereye gidersem peşimden geliyordu. Oturduğum zaman o da oturuyordu ve gazete okur gibi yapıyordu. Orada bile takip altına alınmışız. Psikolojik baskıya maruz kalıyordum. Verdiğimiz maddi kayıpları bir hesap edin. Almanya’ya gitmek zorunda kaldım. Almanya’da bir yıl boyunca 7 staj almam gerekiyordu. Hepsinden onay aldım ve staja başladım. Stajları en iyi sonuçlarla bitirdim. Bölüm hocalarımız gerçekten çok güzel sonuçlar yazarak not verdiler. Hepsine tercüme ettirdim ve getirip üniversiteme verdim. O dönemki dekan, ‘senin hakkında soruşturma açılmış, sana tutanak tutulduğu için o stajını iptal ediyoruz. Sen geleceksin ve bu stajı tekrar alacaksın’ dedi ve kabul etmedi" şeklinde konuştu. "Diplomamı 19 yıl sonra alabildim, hayallerimizi perişan ettiler" Öğrencilik yıllarında yaşadıklarını aradan geçen onca yıla rağmen halen unutamadığını söyleyen İnce, "1990’lı yıllarda almam gereken diplomamı 2009 yılında ancak alabildim. Yani 19 yıl sonra alabildim. Bu süreç içerisinde ben uzmanlığı, öğretim üyesi olmayı ve laboratuvarda çalışmayı düşünüyordum. Bu hayallerimizi perişan ettiler. 2009’da diplomamı aldım. Göreve başlamam bir süreç aldı. Ben 2011 yılında memleketim Şanlıurfa’da göreve başladım. Önce hastanede daha sonra da aile hekimi olarak aile sağlık merkezinde çalışmaya başladım. Daha sonra da Gaziantep’e geldim. Gaziantep’te değişik görevler aldım. Halen Gaziantep Şehir Hastanesi’ndeki doktorluk görevime devam ediyorum" diye konuştu.
Kayseri Başkan Özdoğan’dan Hacılar’da Ramazan dayanışması Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan; mübarek Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine yönelik destek çalışmalarının aralıksız sürdüğünü belirterek, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da aynı hassasiyetle hareket ettiklerini ifade etti. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik ayı olduğunu vurgulayan Başkan Özdoğan, belediye olarak sosyal destek faaliyetlerini planlı ve sistemli bir şekilde yürüttüklerini kaydetti. Başkan Özdoğan açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Ramazan bereketiyle geldi, güzelliğiyle geldi. İki ayrı araçla 12 mahallemizde büyüklerimize ulaşıyoruz. Ramazan ayında her gün 200 vatandaşımıza iftar yemeği ikramında bulunuyoruz. 200 haneye düzenli destek sağlıyoruz. Yemekleri ihtiyaç sahiplerimize ve desteklenmesi gereken büyüklerimize ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Rabbim birliğimizi daim eylesin. Huzur ve sağlık içinde bayrama ulaşmayı nasip etsin." Hacılar Belediyesi ekipleri tarafından iki ayrı araçla yürütülen organizasyon kapsamında, ilçedeki 12 mahallede yaşlı, bakıma muhtaç ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara her gün düzenli olarak sıcak yemek ulaştırılıyor. Her gün 200 kişilik iftar yemeği hazırlanarak vatandaşlara ulaştırılırken, 200 haneye de düzenli sosyal destek sağlanıyor. Çalışmalar, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda, insan onurunu esas alan bir yaklaşımla sürdürülüyor. Başkan Özdoğan, Ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, dayanışma kültürünün Hacılar’da güçlü bir şekilde yaşatıldığını ifade etti. Başkan Bilal Özdoğan ayrıca belediyenin imkânları ve hayırseverlerin katkılarıyla yürütülen desteklerin, toplumsal birlik ve beraberliği pekiştirdiğini vurguladı.
Antalya Kepez’de 26 noktada gürültü ve toz ölçümü Kepez Belediyesi, ilçe sınırları içerisinde 26 farklı noktada gürültü ve toz (partikül madde) ölçümleri gerçekleştirdi. İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi koordinasyonunda belediye sınırları içerisinde 26 noktada yürütülen çalışmalar; 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin riskleri önleme ve çalışan maruziyetini kontrol altına alma yükümlülükleri doğrultusunda planlandı. Ölçüm ve analizler, yetkili bir firma tarafından dış hizmet alımı yöntemiyle yapıldı. Gürültü ölçümleri Çevresel gürültü ölçümleri, ilgili mevzuat hükümleri esas alınarak gerçekleştirilirken, elde edilen veriler sınır değerlerle karşılaştırıldı. Şantiye ve atölye ortamlarında ise çalışanların gürültüye maruziyet düzeyleri risk değerlendirme çalışmaları kapsamında incelendi. Yüksek hassasiyetli ve uluslararası standartlara uygun cihazlarla yapılan ölçümlerde ortamın ortalama gürültü seviyesi ile en yüksek anlık gürültü değeri kayıt altına alındı. Toz ölçümleri Açık alanlarda gerçekleştirilen PM10 ve PM2.5 ölçümleri, yürürlükteki hava kalitesi mevzuatında belirlenen sınır değerler doğrultusunda değerlendirildi. Belediyeye bağlı şantiye ve atölyelerde yapılan toz ölçümlerinde ise çalışanların maruziyet düzeyleri belirlendi. Değerlendirmelerde Tozla Mücadele Yönetmeliği ve 6331 sayılı Kanun hükümleri esas alındı. Elde edilen sonuçlar, ilgili mesleki maruziyet sınırlarıyla karşılaştırılarak risk analizi kapsamında ele alındı.
Aydın Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin Ramazan etkinlikleri Sultanhisarlılarla buluştu Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan etkinlikleri, Ramazan eğlencelerini kentin dört bir yanına taşımaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin etkinliklerinde her yaştan vatandaş Ramazan coşkusunu birlikte yaşıyor. Ramazan etkinliklerinin bu sefer ki adresi Sultanhisar ilçesi oldu. Yine Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programının hemen yanında, Sultanhisar Belediye Meydanı’nda düzenlenen etkinlikleri yüzlerce vatandaş ziyaret etti. Geleneksel Ramazan kültürünü yaşatan etkinliklerde çocuklar sahne gösterileri ve oyun alanlarında doyasıya eğlendi. Hacivat-Karagöz gösterileri, meddah anlatıları, Aşuk ile Maşuk gösterileri, jonglör ve illüzyonist performansları büyük beğeni topladı. Çocuk tiyatroları ve şişme oyun alanları miniklerin neşesine neşe kattı. Etkinlik alanında vatandaşlara Ramazan şerbeti ve Osmanlı macunu ikram edilirken, aileler hem geleneksel gösterileri izledi hem de keyifli vakit geçirdi. Etkinliklere katılan vatandaşlar, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. Ramazan etkinlikleri, ay boyunca Aydınlıları bir araya getirmeyi sürdürecek. Söke ilçesinde 24 Şubat Salı ve 28 Şubat Cumartesi günleri Yenicami Mahallesi kapalı pazar yeri, İncirliova ilçesinde 25 Şubat Çarşamba ve 4 Mart Çarşamba günleri İncirliova Belediyesi önü, Buharkent ilçesinde 26 Şubat Perşembe günü Kamil Paşa Mahallesi kapalı pazar yeri, Yenipazar ilçesinde 27 Şubat Cuma günü Yenipazar Belediyesi meydanı, Köşk ilçesinde 2 Mart Pazartesi günü Çarşı Mahallesi Eski Nazilli Caddesi, Sultanhisar ilçesinde 3 Mart Salı günü Belediye Meydanı etkinliklerin adresi olacak. İlçelerde etkinlikler 18.00 saatinde başlayacak, 20.15 saatinde sona erecek. 5-15 Mart tarihleri arasında ise eğlencenin adresi bir kez daha Fuar Aydın olacak.