ÇEVRE - 19 Temmuz 2024 Cuma 11:25

Nemrut Kalderası, ’100 Jeolojik Miras’ listesine aday gösterildi

A
A
A
Nemrut Kalderası, ’100 Jeolojik Miras’ listesine aday gösterildi

Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği tarafından hazırlanan 2024 yılı ’100 Jeolojik Miras’ listesine Türkiye’den Nemrut Kalderası ve Salda Gölü aday gösterildi.


Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği tarafından hazırlanan 2024 yılı ’100 Jeolojik Miras’ listesine aday gösterilen iki yerden biri olan Nemrut Kalderası, Bitlis’in Tatvan ilçesinde bulunuyor. Zirvesinde dünyanın en büyük ikinci krater göllerinden biri olan Nemrut Krater Gölü’nü barındıran kaldera doğal güzelliği ile uzaydaki astronotların bile birçok kez dikkatini çekmişti. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Nemrut Kalderası, doğal güzellikleri ve jeolojik yapısıyla büyüleyici bir bölge olarak ön plana çıkıyor. İlçede büyük bir sevinçle karşılanan bu adaylık, hem bölge turizmi hem de Türkiye’nin doğal mirasının uluslararası alanda tanınması açısından büyük önem taşıyor.


Nemrut Kalderasının 2024 yılı ’100 Jeolojik Miras’ listesine aday gösterilmesiyle ilgili değerlendirmede bulunan Tatvan Kaymakamı Dr. Remzi Demir, Nemrut Kalderası’nın bu önemli listeye aday gösterilmesinin bölge için gurur verici bir gelişme olduğunu belirtti. Nemrut Kalderasının önemine dikkat çeken Kaymakam Demir, "Nemrut Kalderası, sadece Tatvan’ın değil, Türkiye’nin de en değerli doğal miraslarından biridir. Bu eşsiz kaldera, jeolojik yapısı ve doğal güzellikleri ile dünyada benzeri az bulunur bir yerdir. Kaldera zirvesinde yer alan Nemrut Krater Gölü ise, ziyaretçilerine sunduğu eşsiz manzaralarla ve biyolojik çeşitliliği ile dikkat çekmektedir. Bu adaylık, Nemrut Kalderası’nın ve gölümüzün uluslararası alanda tanınmasına büyük katkı sağlayacaktır. Bu durum, bölge turizmini de olumlu yönde etkileyecek ve daha fazla turistin ilgisini çekecektir. Doğal mirasımıza sahip çıkarak, gelecek nesillere bu güzellikleri aktarmak bizim en büyük sorumluluğumuzdur" dedi.


Nemrut Kalderası’nın jeolojik ve doğal özelliklerinin korunması için çalışmaların devam ettiğini ve bu adaylığın bölgeye yapılacak yatırımlar ve projeler için bir fırsat olduğunu vurgulayan Kaymakam Demir, Nemrut Kalderası’nın ’100 Jeolojik Miras’ listesine girmesi halinde, bölgenin uluslararası tanınırlığının artacağını ve dünya genelinde jeoturizm açısından önemli bir destinasyon haline geleceğini ifade etti.


Öte yandan Salda Gölü ve Nemrut Kalderası’nın ’100 Jeolojik Miras’ listesine aday gösterilmesi, Türkiye’nin doğal güzelliklerinin dünya çapında tanınması ve korunması için büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu adaylık, hem yerel halk hem de tüm doğaseverler için gurur verici bir gelişme olarak kaydedildi.



Nemrut Kalderası, ’100 Jeolojik Miras’ listesine aday gösterildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.