SAĞLIK - 25 Nisan 2024 Perşembe 08:55

Bölgenin ilk kapalı yöntemle tüp açma operasyonu Tatvan’da gerçekleştirildi

A
A
A
Bölgenin ilk kapalı yöntemle tüp açma operasyonu Tatvan’da gerçekleştirildi

Bitlis’in Tatvan ilçesinde Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Mediha Kübra Ceylan tarafından bölgede ilk olan kapalı yöntemle tüp açma operasyonu gerçekleştirildi.


Tatvan Devlet Hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev yapan Op. Dr. Mediha Kübra Ceylan, hastane ve bölgede ilk olan bir operasyonu gerçekleştirdi. Özel hastanelerde yüksek maliyetlerle yapılan kapalı yöntemle tüp açma operasyonunu Tatvan Devlet Hastanesinde gerçekleştiren Op. Dr. Ceylan, büyük bir başarıya imza attı. Yaklaşık bir yıldır takipli hastası olan 34 yaşındaki 3 çocuk annesi H.E.’nin doğal yollarla yeniden gebe kalması için hastayla birlikte operasyon kararı alan Op. Dr. Mediha Kübra Ceylan, devlet hastanelerinde nadir gerçekleştirilebilen bir yöntemle önemli bir operasyon gerçekleştirdi. Daha öncesinde tüpleri bağlanan hastasına kapalı yöntemle tüp açma operasyonu gerçekleştiren Ceylan, hastasının yeniden doğal yollarla gebe kalmasına imkan sağlamış oldu.


Gerçekleştirilen operasyon sonrası hastasını serviste ziyaret eden Op. Dr. Mediha Kübra Ceylan, yapılan operasyon ve süreçle ilgili hastasını bilgilendirdi. Yapılan operasyon ve operasyonun önemiyle ilgili bilgi veren Op. Dr. Mediha Kübra Ceylan, bölgenin kapalı yöntemle yapılan ilk tüp açma operasyonunu başarılı şekilde gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını ifade etti. Yapılan başarılı operasyon sayesinde son doğurduğu bebeğini kaybeden annenin yeniden doğal yollarla gebe kalabileceğini anlatan Ceylan, “Hastamız bize daha önce geçirmiş olduğu sezaryen sırasında tüplerinin bağlanması sonucu doğal yollarla çocuğu olmayacağı için başvurdu. Son doğurduğu bebeği maalesef hayatını kaybetmişti. Bebeğini kaybetmesi üzerine tekrar çocuk istemiyle bize başvurdu. Önceki sezaryenının üzerinden iki yıl geçmesi gerektiğini daha öncesinde iletmiştik. Bu hastamız benim bir yıldır kontrollerine gelen takipli hastamdı. Ardından da son sezaryenının üzerinden iki yıllık süre geçince birlikte tüpleri açma operasyonu yapmaya karar verdik. Hastamızın tüp bebek seçeneği yok muydu? Elbette vardı. Tüp bebekle de gebe kalabilirdi. Biliyorsunuz ki yardımcı üreme teknikleriyle gebe kalmak, gebeliğe bağlı bütün hastalık risklerini arttırmaktadır. Bizim yapmış olduğumuz ameliyatta da elbette riskler vardı. Çok şükür sorunsuz ve başarılı şekilde yaptık. Biz hastamıza kapalı yöntem ile tüp açma operasyonu gerçekleştirdik. Operasyon sonrası 48 saatlik sürecin ardından hastamızı taburcu edeceğiz. Altı hafta sonra belli kontrollerini yapacağız. Hastamızı bu bir yıllık süreçte de takibe devam edeceğiz. Yine iletişim halinde olacağız kendisiyle. Yapmış olduğumuz operasyon ile hastamızın fizyolojik olarak gebe kalması için tüplerini açtık. Yani tüp bebek ihtiyacını ortadan kaldırdık” dedi.



“Kapalı yöntemde cerrahi riskler azalıyor, iyileşme süreci hızlanıyor”


Kaplı yöntemle yapılan tüp açma operasyonunun açık ameliyatlara nazaran daha üst bir cerrahi beceri ve tecrübe gerektirdiğini kaydeden Ceylan, şöyle konuştu:


“Bu ameliyat bölgede açık yöntemle çok sık yapılabilen bir ameliyat. Ancak biz bunu daha üst bir cerrahi beceri gerektiren kapalı yöntem ile gerçekleştirdik. Bu operasyonu yapmak için sadece yeterli imkan olması yetmiyor aynı zamanda cerrahi beceri de gerekiyor. Nerdeyse mikro cerrahi kabul edilebilecek bir ameliyat ve bu ameliyat cerrahi el becerisi ve tecrübe gerektiriyor. Çünkü kapalı olarak yaptığımızda orta çaplı bir damar büyüklüğünde kesilmiş bir organı yerinden tekrar açıp uç uca dikmemiz anlamına geliyor. Kapalı yöntemin önemine gelecek olursak, tabi ki açık cerrahiye göre karnın bütün kaslarını kesmemize gerek kalmıyor. Sadece küçük üç tane delikle bu ameliyatı yapabiliyoruz. Bu yöntemde hastaların operasyon sonrası iyileşme süreci çok daha hızlı oluyor. Çünkü herhangi bir kesik olmuyor, ağrıya neden olabilecek bir durum olmuyor. Bizim hastamız da ameliyattan 6 saat sonra ayağa kalktı ve yürüdü. Günümüzde artık en az kesi ile ameliyatları yapmaya çalışıyoruz. Bu hastamız için de fizyolojik olarak gebe kalması için tüplerini açtık. Yani tüp bebek ihtiyacını ortadan kaldırdık. Ameliyatı kapalı yöntem ile yapıp kesi olayını ortadan kaldırdık, ağrı ve cerrahi risklerini azalttık, cerrahi süresini azalttık. Bu imkanı bize verdiği için hastamıza ve devletimize teşekkür ediyoruz. Ayrıca, bu beceriyi kazanmamda emeği geçen İstanbul’dan Onkolog Alpaslan Kaban Hocam başta olmak üzere tüm hocalarıma teşekkür etmek istiyorum.”



“Tüplerin bağlanması yumurtalık kanseri riskini azaltıyor”


Tüplerin bağlanmasının yumurtalık kanseri riskini azalttığının kanıtlanmış bir durum olduğuna işaret eden Ceylan, “Normalde tüplerin bağlanmasını, tüplerin bağlanmasıyla korunmayı çok faydalı görüyorum. Sezaryenler sırasında ya da sezaryenlerden sonra ailelerini tamamlamış çiftler tarafımıza başvurarak tüplerini bağlatarak korunmayı talep ediyorlar. Bu en konforlu olanı ve üstelik çok kolay bir ameliyat. Tüpleri bağlamak neden faydalı diye soracak olursak; tüpleri bağlamanın kanıtlanmış bir şekilde yumurtalık kanseri riskini azalttığı bir gerçek var. O yüzden eğer kadınlarımız artık çocuk sahibi olmak istemiyor ve doğal yollarla korunmak zor geliyorsa tüplerini bağlatmayı tavsiye ediyoruz” diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Başkan Kocaman, hastane üzerinden yapılan eleştirilere karşılık verdi Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, ilçede son 7 yılda hayata geçirilen yatırımları değerlendirdi. Kocaman, enerji ve altyapı sorunlarının çözümüne yönelik 1,5 milyar liralık yatırım yapıldığını, raylı sistem ve hastane projelerinde ise sürecin devam ettiğini bildirdi. 150 yataklı devlet hastanesi süreciyle ilgili yapılan eleştirilere de tepki gösteren Kocaman, "Siz hastanenin asfaltını bile dökemezsiniz. Hastaneye laf etmeyin, hayatta yaptığınız hastane mi var? Biz hastanemizi yaparız. Hiç merak etmeyin, yetiştiririz ve halkımızın kullanımına sunarız" dedi. Başkan Mustafa Kocaman, Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Kartepe İçin Çok Çalışıyoruz" programında ilçede 7 yılda yapılan yatırımları ve devam eden projeleri anlattı. Kartepe’nin geniş yeşil alanları, Ormanya, Kuzuyayla, teleferik, göl, dağ, milli park, havalimanı ve sanayi alanlarıyla büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Kocaman, ilçenin Güney Yan Yolu, Kuzey Marmara Otoyolu, D-100 bağlantıları ve planlanan hızlı tren durağı gibi projelerle geleceğe hazırlandığını vurguladı. İlçenin Kocaeli’de en çok tercih edilen bölgelerin başında geldiğine dikkati çeken Kocaman, 2019 yılında 121 bin olan Kartepe nüfusunun bugün 154 bine ulaştığını bildirdi. "Bu yatırımlar sayesinde enerji kesintilerinde çok ciddi bir azalma var" Son 7 yılda ilçeye 30 bini aşkın kişinin yerleştiğini ve yıllık nüfus artışının son dönemde 6-7 bin seviyelerine çıktığını ifade eden Kocaman, bu büyümenin ciddi altyapı ve enerji ihtiyaçlarını beraberinde getirdiğini söyleyerek şöyle konuştu: "Hakikaten çok büyük bir gayretle mücadele ediyoruz. Elektriklerimiz kesiliyordu ancak son iki yılda değerli milletvekillerimizin desteği, Ankara’da yaptığımız temaslar ve Büyükşehir Belediyemizin sağlam duruşuyla Kartepe’ye 1,5 milyar liralık altyapı yatırımı yapıldı. Bu yatırımlar sayesinde enerji kesintilerinde çok ciddi bir azalma var. ’Tamamen çözüldü, bitti’ demiyorum, bizim işimiz kimseyi kandırmak değil ama bu konuda büyük bir mücadele var ve kesintilerde ciddi azalma sağlandı. Son iki yılda Kartepe’ye 36 trafo, 3 bin 10 elektrik direği, 17 dağıtım merkezi, 25 kilometrelik yüksek gerilim ve 51 kilometrelik alçak gerilim hattı yatırımı yapıldı. Sadece yer altına alınan enerji hatlarında 421 milyon liralık yatırım var. Son 7 yılda İSU tarafından Kartepe’ye 1 milyar 752 milyon TL yatırım yapıldı. İlçede 255 kilometre yeni hat döşendi, merkez mahallelerde doğal gazsız mahalle kalmadı ve fiber altyapı çalışmaları da sürdü." "Temmuz ayında Kartepe’den tramvaya bineceğiz" İlçedeki raylı sistem projelerine de değinen Kocaman, Alikahya ve otogar mevkiisini birbirine bağlayacak olan 1,4 kilometrelik tramvay hattında temmuz ayında ilk sürüşün gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin bu hattı İstasyon Mahallesi üzerinden Kent Meydanı’na ulaştırmak için de çalıştığını belirten Kocaman, Kartepe’yi kapsayan metro projesi inşaatının da aralıksız sürdüğünü vurguladı. Kocaman, "Kartepe’de metro çalışmaları gürül gürül devam ediyor. Tüm duraklarla ilgili biz de süreci takip ediyoruz. Gece 23.00’da, 00.00’da bir görün nasıl çalışıldığını. Nefes almadan çalışılıyor. Şu anda Kartepe’ye metro geliyor, söylemesi bile güzel. Hakikaten güzel değil mi? Bizim de çok kısa sürede metromuz olacak" diye konuştu. "Bütün dünya Kartepe’ye gelecek" Kocaman, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hafriyat çalışmalarına başlanan Uluslararası Fuar Merkezi’nin 320 dönümlük bir alana inşa edildiğini belirtti. İçerisinde holler, otel, alışveriş merkezi ve geniş otoparkların yer alacağı projenin Kartepe’yi dünyaya bağlayacak önemli bir vizyon işi olduğunu ifade etti. Kocaman, "Bu ne demek biliyor musunuz? Aslında dünya Kartepe’ye gelecek. Elbette Kocaeli’ye gelecek ama kimse kusura bakmasın Kartepe’ye de gelecek. Bütün dünya Kartepe’ye gelecek ve bu proje çok kararlı şekilde yapılıyor" ifadelerini kullandı. "Hastaneye laf etmeyin, hayatta yaptığınız hastane mi var?" Sağlık Bakanlığı’nın yatırım programında yer alan Kartepe Devlet Hastanesi sürecine de açıklık getiren Kocaman, şunları kaydetti: "Kartepe Devlet Hastanesi Bakanlığımızın yatırım programında yer alıyor. 150 yataklı olacak. Burası daha önce 4 kattı, tekrar yazı yazdılar ve ’Burayı 7 kat yapın’ dediler. Yaklaşık 20 dönümlük alanı 7 kat olarak düzenledik, meclis kararını aldık ve Sağlık Bakanlığı’na tahsis ettik. Sağlık tesis alanı olarak planlanan alanın imar işlemleri tamamlanarak tek parsel haline getirilmesi, inşaata engel şerh ve beyanların kaldırılması, üzerindeki yapıların temizlenerek inşaata hazır hale getirilmesi sürecini yürütüyoruz. Benim işim sataşmak değil, benim işim çalışmak. Ama birileri gidiyor, burada fotoğraf veriyor hastane diye. Ben de onlara diyorum ki, siz hastanenin asfaltını bile dökemezsiniz. Bırakın hastaneyle uğraşmayı, gidin bakın bunlar bu işleri nasıl yapıyor, nasıl başarıyor, nasıl çalışıyor diye öğrenin. Hastaneye laf etmeyin, hayatta yaptığınız hastane mi var? O yüzden biz hastanemizi yaparız. Hiç merak etmeyin, yetiştiririz, halkımızın kullanımına sunarız. Yolunu, asfaltını da biz sereriz, ondan sonra hep beraber kullanırız." "Muhtemel afette havalimanında bir sorun yaşansa 10 dakikada müdahale edebiliriz" Dağınık halde bulunan belediye müdürlüklerini (fen işleri, temizlik, park ve bahçeler) tek çatı altında topladıklarını belirten Kocaman, 54 bin metrekarelik alanda kurulan Ek Hizmet Binası’nın aynı zamanda bir "Afet Koordinasyon Merkezi" olarak tasarlandığını duyurdu. Kot olarak yüksek ve güvenli bir bölgede yer alan merkezin 6 bin metrekarelik kapalı alana sahip olduğunu ifade eden Başkan Kocaman, "Allah korusun muhtemel bir afet olduğunda, havalimanında bir sorun yaşansa 10 dakikada müdahale edebiliriz. Araçlarımız, ekiplerimiz, atölyelerimiz burada. Devletin bütün kurumlarının ihtiyaçlarını karşılayabilir, burada on binlerce insanı misafir edebiliriz. Yaklaşık 54 bin metrekare alanda fen işleri, park bahçeler, temizlik işleri, marangozhane ve kaynak atölyesi aynı merkezde hizmet veriyor. Bizim sahadaki gücümüz buradan geliyor" şeklinde konuştu.
Şırnak Milletvekili Tatar: ’’Türkiye umudun, adaletin ve mazlumların en gür sesidir" AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, dünyanın yaşadığı insanlık dramını gözler önüne serdi ve Türkiye’nin küresel adalet ile barış arayışındaki tarihi misyonunu anlattı. Milletvekili Arslan Tatar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada, hem Türkiye’nin küresel vicdan rolünü hem de terörsüz Türkiye vizyonunu gündeme taşıdı. Tatar, ’’Adaletin sustuğu, vicdanın yara aldığı, mazlumların gözyaşının sessiz çığlıklara dönüştüğü bir çağdayız. Gazze’de çocuklar ölürken, Doğu Türkistan’da kimlikler silinirken, Afrika’da açlık olağan bir durum gibi sunulurken, insanlık kendi vicdanıyla imtihan edilmektedir. İşte böyle bir dünyada, sadece kendi sınırlarını değil, insanlığın onurunu da koruma iddiasında olan tek ülke Türkiye’dir. Dünya yeniden adalet, güven ve samimi kardeşlik arıyor. Kardeşlik bir tercih değil, zorunluluktur. Adalet bir seçenek değil, insanlığın temelidir. Türkiye, farklılıkları çatışma değil zenginlik olarak gören büyük bir medeniyetin mirasçısıdır. Türküyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Sünni’siyle, Alevi’siyle asırlardır bu topraklarda kardeşçe yaşayan bir milletiz. Terörsüz Türkiye hedefiyle verdiğimiz mücadele, bu kardeşliği kalıcı kılma iradesidir. Şırnak’ta, Hakkari’de, Diyarbakır’da bir zamanlar silah seslerinin yankılandığı dağlarda artık çocuklarımızın sesi yükseliyor. Analardan ağıt değil, umut yükseliyor. Terörün gölgesi çekilirken bölge, üretimin, kalkınmanın ve yeniden dirilişin merkezi haline geliyor. Organize sanayi bölgeleri, bereketli tarım arazileri, turizm potansiyeli ve artan istihdamla bu topraklar Türkiye’nin büyüme hikâyesinin en güçlü sayfalarından birini yazıyor. Türkiye kabuğunu kırmış bir ülkedir. Savunma sanayisinden enerjiye, diplomasiden insani yardıma kadar her alanda oyun kuran, denge sağlayan ve barış inşa eden bir güçtür. Karadeniz’de barışı konuşan da, Afrika’da su kuyusu açan da, mazlum coğrafyalara umut olan da Türkiye’dir" dedi. Milletvekili Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğine vurgu yaparak, "Biz büyük bir milletiz. Hedefimiz sadece güçlü bir Türkiye değil, adil bir dünya inşa etmektir. Çünkü dünya beşten büyüktür ve Türkiye hakkın en gür sesidir. Bu topraklar nice badireler atlatmış bir milletin evidir. Ne yaşarsak yaşayalım birlikten, kardeşlikten ve aziz vatan sevgisinden asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz diz çökenlerden değil, tarih yazanlardanız’’ diye konuştu.
Bursa Türkiye’nin Patent Raporu’na BUÜ imzası Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 2025 Yılı Türkiye’nin Patent Raporu çalışmasında yer alan birçok kategoride en iyiler arasında gösterildi. Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve ticarileştirme yetkinliklerini daha bütüncül bir perspektifle ortaya koymak ve patent ekosistemimizin gelişimini çok boyutlu olarak görünür kılmak amacıyla, Patent Effect firması tarafından 21 Nisan 2026 tarihinde "Türkiye’nin Patent Raporu 2025 Analizi" yayınlandı. Çeşitli kategorilerin yer aldığı raporda BUÜ’nün verileri de değerlendirildi. Yüksek bedelli patent ticarileştirme şampiyonu BUÜ Açıklanan raporda bu yıl ilk defa Üniversitelerin yüksek bedelli (100.000 TL+) patent ticarileştirme performansları incelendi. Üniversitelerin değer odaklı ticarileştirme kapasitesini daha net ortaya koyan bu segmentte Bursa Uludağ Üniversitesi, yüksek bedelli ticarileşen patent sayısına göre yapılan genel sıralamada; ticarileşen 10 patenti ile diğer yükseköğretim kurumlarını geride bırakarak en iyi Üniversite olma başarısına ulaştı ve 1.lik koltuğuna oturdu. BUÜ, 2025 Yılı Yüksek Bedelli Patent Ticarileştirme kategorisinde ise en iyi 4 üniversiteden biri olarak gösterildi. Ayrıca bir diğer kategoride, 2025 yılı sonu itibarıyla üniversitelerin patent ticarileştirme performansları hem sözleşme sayısı hem de lisanslanan veya devir edilen patent sayısı (kümülatif) açısından birlikte değerlendirildiğinde; BUÜ 18 ticarileştirme ile 8. sırada yer almayı başardı. Tekstil teknolojilerinde yine 1 numara Tekstil teknolojileri kategorisindeki istatistikler kısmında ise en fazla patente sahip üniversiteler arasında Türkiye’nin en iyisi bir kez daha BUÜ oldu. Tekstil Teknolojileri kategorisindeki bu başarısını uzun süredir elinde tutan BUÜ; ilk defa Otonom Teknolojileri kategorisinde de en iyi 4 üniversite arasında gösterildi. Kuruluşunun 51. Yılını kutlayan BUÜ, Batarya Teknolojileri Kategorisinde, bir önceki yıla göre 2 sıra yükselişe geçerek, ilk 5 arasında; Gıda ve İçecek Teknolojileri Kategorisinde yerini koruyarak en iyi 6 üniversite arasında; Robotik Teknolojiler Kategorisinde bir önceki yıla göre 2 sıra yükselişe geçerek, en iyi 7 üniversite arasında; Otomotiv Teknolojileri Kategorisinde yerini koruyarak en iyi 8 üniversite arasında yer aldı. Havacılık ve Savunma Teknolojileri ile Üretim ve Yapı İşleri Teknolojileri Kategorisinde ise 9. sırada bulunan BUÜ, Eklemeli İmalat Teknolojileri Kategorisinde ve İleri Malzeme Teknolojileri Kategorisinde de 10. sıraya yerleşti. Uluslararası patent başvurularında Türkiye 2’ncisi Raporda ilk olarak üniversitelerin uluslararası patent başvurularına yer verildi. Bu alanda yaklaşık 10 yıldır en iyiler arasında yer alan BUÜ, 2025 yılında yayınlanan Uluslararası Patent Başvuruları (PCT) sıralamasında, bir önceki yıla göre 2 sıra öne çıkarak, sıralamada 2. olarak yer aldı. Üniversitelerin portföylerinde bulunan toplam patent başvurularının sıralandığı listede ise yine bir önceki yıla göre 2 sıra öne çıkan BUÜ, 10. oldu. ULUTEK Teknopark en iyi ilk 6’da Tamamen 2025 yılı verilerinin tamamının esas alındığı Türkiye’nin Patent Raporu’nda ULUTEK Teknopark da her zamanki gibi en iyiler arasında yer aldı. Raporda, Türkiye’de teknoparklarda faaliyet gösteren firmaların yaptıkları patent/faydalı model başvuruları analiz edildi. ULUTEK Teknopark, Genel Bakış-İstatikler kısmında adrese dayalı olarak tespit edilen patent/faydalı model rakamlarına göre oluşturulan ‘En İyi 20 Teknopark’ listesinde ilk 6 arasında gösterildi. "Araştırma üniversitesi kimliğini gururlandıran başarı" Alınan sonuçları değerlendiren BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, "Araştırma Üniversitesi" kimliğini gururla taçlandıran bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür etti. Bursa Uludağ Üniversitesi olarak birçok stratejik alanda zirvede yer alarak bilimsel ve teknolojik yetkinliklerini bir kez daha kanıtladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; "Bu başarı, sadece bir istatistik değil; laboratuvarlarımızda üretilen bilginin, sanayiye ve toplumsal faydaya dönüşen katma değerli bir güce evrildiğinin en somut göstergesidir. Özellikle otomotiv, gıda, tekstil ve sağlık gibi lokomotif sektörlerdeki patent üstünlüğümüz, Bursa’nın üretim gücüyle akademik birikimimizi ne denli güçlü birleştirdiğimizi ortaya koymaktadır. Üniversitemiz; patent tescilleri, ticarileşme faaliyetleri ve üniversite-sanayi iş birliği modelleriyle Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine öncülük etmeye devam edecektir. Bu gurur tablosunda emeği geçen, gece gündüz demeden çalışan tüm akademisyenlerimizi, araştırmacılarımızı ve Teknoloji Transfer Ofisimizin çalışanlarını yürekten kutluyorum. Geleceği birlikte tasarlamaya ve "Bilimin Rehberliğinde, Başarıya Doğru" yürümeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.