KÜLTÜR SANAT - 30 Aralık 2024 Pazartesi 09:14

12 aşamadan geçerek 5 günde hazırlanan Harik aylarca satılmayı bekliyor

A
A
A
12 aşamadan geçerek 5 günde hazırlanan Harik aylarca satılmayı bekliyor

Bitlis’te 28 yıl önce başladığı Harik sanatını tek başına sürdüren Haydar Yılmaz, 12 aşamanın ardından 5 günde hazırladığı ayakkabıları bazen aylarca satılmayı bekliyor.



Bitlis’in geleneksel el sanatlarından biri olan Harik, geçmişten günümüze uzanan bir miras olarak dikkat çekiyor. Harik yapımını 1997 yılında öğrenen ve o günden bu yana bu sanatı tek başına icra eden Haydar Yılmaz, ürünlerin yapımında kullanılan malzemelerden, her bir aşamanın titizliğine kadar sürecin ne kadar zahmetli olduğunu belirtti. Yılmaz, Harik sanatının sadece görselliğiyle değil aynı zamanda el işçiliği gerektiren detaylı çalışmalarıyla da farklı olduğunu ifade etti. Yılmaz, Harik yapımının ustalık gerektirdiğini ve her bir detayın el emeğiyle şekillendiğini ifade ederek, "Harik yapmak sadece bir sanat değil, sabır ve emek gerektiren bir iştir. Her bir parça, özel teknikler kullanılarak elde ediliyor. Ancak bu sanatın satışında da büyük zorluklar var. Çünkü bu tür el sanatlarının talebi günümüzde oldukça azalmış durumda" dedi.


Bitlis’teki bu nadir el sanatını yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlı olan Yılmaz, Harik yapımının sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda Bitlis’in kültürel mirasının korunmasına da katkı sağladığını belirtti. Her yıl birkaç tane dışında el yapımı Hariklerin satışını yapmakta zorlandığını ifade eden Yılmaz, "Zahmetli bir süreç olsa da bu sanatı yaşatmak için mücadele ediyorum. Talep az olsa da harika işler ortaya çıkarabiliyoruz ve bu işteki ustalığımı her geçen gün geliştiriyorum" diye konuştu.


Haydar Yılmaz, Harik sanatının Bitlis’in kimliğinin bir parçası olduğunu ve bu geleneksel sanatın unutulmaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini de sözlerine ekledi. Keçi kılı, kendirden yapılan Harik’in zorlu 12 aşamadan geçerek 5 günde hazırlandığını, ancak satışı için de bazen aylarca beklediğini belirten Haydar Yılmaz, Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesindeki atölyesinde mesleği gelecek nesillere aktarmak için zaman zaman kurslar açtığını söyledi. Yılmaz, mesleğin geleceğe aktarılmasında pazar sorunu ve malzeme bulmakta yaşanan güçlüklerin etkili olduğunu da ifade ederek şunları söyledi:


“1997 yılında aldığım kursla Harik sanatına başladım. Mesleğe de 1998 yılından beri yani yaklaşık 26 yıldan beridir usta öğretici olarak devam ediyorum. Kültür ve Turizm Müdürlüğü içerisindeki atölyemde Harik üretmeye devam ediyorum. Harik, eski dönemlerde yöre halkının ellerinin altındaki keçi kılı ve kendirden oluşturduğu ve ayakkabı olarak yaklaşık 600 yıl kullandığı rivayet edilen bir türdür. Zaman zaman Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesinde kurslar açıyoruz. Fakat mesleğin zorlu olması, pazar ve malzeme sıkıntısından dolayı hiç kimse yapmak istemiyor. Harik gerçekten zorlu bir sanat. Bir ayakkabıyı üretirken, 12 zorlu aşamadan geçerek 5 günde yapabiliyorum. Yaparken bütün parmaklarım kemiklerime kadar ağrıyor. Özellikle ipini yaparken parmaklarımız yanıyor. Böylesi zorluklarla yaptığımız bir çift Harik’i maalesef ki satamıyoruz. Genelde Bitlis yöresi halkoyunları ekiplerinin kullandığı bir aksesuar. Zaten halkoyunları ekiplerinin siparişleri geldiğinde yapıyoruz. Harik için malzeme bulmakta da güçlük çekiyoruz. Keçi kılı olsun, kendir olsun. Bütün bu zorluklara rağmen 12 aşamadan geçen ve 5 günlük süreçte hazırlanan Harikleri satmak için de pazar sıkıntısı yaşıyoruz. Bu kadar emek verilerek hazırlanan bir ürünün bu kadar pazar sıkıntısı yaşaması da bir tezattır.”


(VO-MSA-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Fuadname, hat ve ebruda çok geniş bir penceredir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ünlü hat ve ebru sanatçısı Fuat Başar hakkında, "Fuadname, Fuat Başar hocamızın 50 yıllık sanat bilgi ve birikimine; hat ve ebruda akseden duygu ve düşünce dünyasına açılmış çok özel, çok geniş bir penceredir" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde açılan ‘50. Yılında, Fuat Başar’a Armağan Fuadname Hat ve Ebru Sergisi’nin açılışına katıldı. Ersoy, sergi alanını gezerek eserleri inceledi ve eserlerin sahibi Fuat Başar’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Hat ve ebru sanatının geleneksel Türk sanatları içerisindeki önemine dikkat çeken Ersoy, bu tür sergilerin kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük değer taşıdığını ifade etti. Sergide yer alan eserlerin, klasik hat sanatının zarafetini ve ebru sanatının estetik derinliğini yansıttığını dile getiren Ersoy, Fuat Başar’ı bu eserler için tebrik etti. Fuat Başar’ın 50 yıllık bilgi birikimini, hat ve ebru sanatına yansıttığını vurgulayan Ersoy, bu eserlerin sanat dünyasına geniş bir pencere sunduğunu sözlerine ekledi. "Fuadname, hat ve ebruda çok geniş bir penceredir" Fuat Başar’ın Türkiye’de nadir işlere imza attığını belirten Ersoy, "Fuadname, Fuat Başar hocamızın 50 yıllık sanat bilgi ve birikimine; hat ve ebruda akseden duygu ve düşünce dünyasına açılmış çok özel, çok geniş bir penceredir. Merhum Mahmud Bedreddin Yazır ustamızın ‘Kalem Güzeli’ eserinden etkilenerek çıkılan, kelimenin tam anlamıyla sahaftan sanata aşkla, kararlılıkla, inançla yürünmüş olan bir yolun menzilleri burada sanatseverlerimizle buluşmaktadır. Başar, Türk-İslam sanat geleneğinin en önemli, en özel dallarından hat ve ebruya vakfettiği ömründe vücuda getirdiği nice eserle 600’e yakın ulusal ve uluslararası sergide, çok sayıda koleksiyon ve müzede seçkin ve saygın yerini almış; nesilden nesile ulaştırılacak, estetik ve zarafete bürünmüş bir kültür mirasının banisi olmuştur. Bu göz alıcı eserlerinin yanında Fuat Başar dendiğinde; Japon İmparatoru, Malezya Başkanı, Suudi Arabistan Kralı ve daha birçok devlet adamının tuğralarını çekmiş çok özel bir sanat otoritesinden bahsettiğimizin bilinmesi gerektiğini özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu. "Fuadname, yarım asırlık bir emeğin ifadesidir" Fuat Başar’ın 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldüğünün de ayrıca altını çizen Ersoy, "2009 yılında ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ olarak, 2019’da da ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ ile taltif edilmiş olan hocamızın yetiştirdiği ebruzen ve hattatlar da bugün ulusal ve uluslararası alanda kendini ispat etmiş ve bu silsileyi teşkil etmektedirler. Başar, öncülük ettiği bu sergide öğrencilerinin de eserlerine yer vermekle sanat geleneğimizin ustadan çırağa, seleften halefe sürekliliğini en nadide şekilde gözler önüne sermiş; ziyaretçilerini çok özel ve anlamlı bir koleksiyonla buluşturmuş oluyor. Fuat Başar’ın tıp tahsilini yarıda bırakarak sanatı hayatının merkezine yerleştirdiğini düşünmek, hat ve ebrunun yanına şiiri de ekleyerek geniş bir sanat sahasında geldiği istisnai noktayı görmek ve bütün bunların yanında bir de icazet verdiği nesillerin başarısına şahit olmak onun yürüdüğü bu yola karşı beslediği tutkuyu, sevgiyi ve vefayı anlamamızı sağlıyor. Fuadname bu yönüyle yalnızca bir sergi değil; yarım asırlık bir emeğin, bir mektebin ve bir sanat anlayışının ifadesidir" şeklinde konuştu.