- 13 Kasım 2022 Pazar 14:14

Ahlat’a yerleştirilen Ahıska Türkleri Türkiye Cumhuriyeti devletine minnettar

A
A
A
Ahlat’a yerleştirilen Ahıska Türkleri Türkiye Cumhuriyeti devletine minnettar

Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşayan Ahıska Türkleri, aradan yıllar geçmesine rağmen sürgün edilişlerini unutamıyor.

Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşayan Ahıska Türkleri, aradan yıllar geçmesine rağmen sürgün edilişlerini unutamıyor. Vatanlarından 78 yıl önce sürgün edilen Ahıska Türkleri, yerleştirildikleri Bitlis’in Ahlat ilçesinde huzur içinde yaşamlarını sürdürüyor.


Stalin liderliğindeki Sovyetler Birliği, 14 Kasım 1944’te Gürcistan’ın Ahıska bölgesinde yaşayan on binlerce Ahıskalı Türkü, "sınır güvenliğini tehdit ettikleri" gerekçesiyle sürgün etti. 2016 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Ukrayna’nın savaş bölgesinden Türkiye’ye getirilip Ahlat’a yerleştirilen 72 Ahıskalı aile, huzur ve güven içerisinde hayatlarını sürdürürken, sürgün edildikleri günü, yaşadıkları acıları ve zorlukları unutamıyor. Sürgün yıllarında çok acılar çektiklerini anlatan Ahlat’taki Ahıska Türkleri, kendilerine kucak açan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Ahlat halkına teşekkür etti. Daha 4 yaşındayken ailesiyle sürgüne gönderilen 82 yaşındaki 10 çocuk annesi Simizar Mehmetoğlu, yaşadıkları zorlukları anlattı. Sürgün yıllarında aç ve susuz kaldıklarını söyleyen Mehmetoğlu, “Aç ve susuz kaldık. Benden küçük kardeşim 40 günlükten öldü. Sahipsiz kaldık. Babamı askere aldılar gittiler. Vietnam savaşının vaktinde çocuktum. 2 oğlan bir kız kaldık. Annem sahipsiz. 40 yıl Özbekistan’da yaşadık. Çok zulüm çektik. Vagonlar da zor yolculuklar yaptık. Aç ve susuz çok zulüm çektik. Özbekistan’da ahırlara bıraktılar. Kapılar açık, kar ve soğuk vardı. Bir ocak ortaya bıraktılar ateş yakıp ısınıyorduk. Samanın içinde yatıyorduk. Çok sahipsizlik ve azap çektik. O zamanlar ben 4-5 yaşındaydım. Bunları gördük. Allah Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun. Allah düşman gözlerinden sakınsın” dedi.



"Türkiye’ye geldikten sonra insan gibi yaşadık"-


Enver Aydın ise, “Özbekistan’da doğup büyüdüm. Oradan da 22 yaşındaydım sürgün olduk. Anne babamız Gürcistan’dan sürgün olmuş. Bizim hayatımız böyle sürgünle geçiyor. Allah kimseye böyle sürgünlük ve acı vermesin. Daha sonra Ukrayna’ya gittik. 27 yıl Ukrayna’da yaşadık. 2016 yılında ise Türkiye’ geldik. Allah Razı olsun çok iyi karşılandık. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm ekibinden Allah razı olsun. Burada iyiyiz çok şükür. Geçinmemiz yerinde. Ukrayna’da yakınlarımız var. İstiyoruz ki onlarda gelsin. Sürgün yıllarında vagonlardan dedelerimizi atmışlar. Bu dönemde kayıplarımız ve ölenlerimiz var bunları duyduk. Özbekistan sürgününü yaşadık. Rusya-Ukrayna bizi kabul etti. Ama Türkiye’ye geldikten sonra insan gibi yaşamayı burada gördüm. Başka hiçbir yerde görmedim. Cumhurbaşkanımıza Allah sağlık versin. Onun sayesinde buradayız. Geride kalan yakınlarımızda gelse çok daha mutlu olacağız. Bizim bir atasözümüz de ‘Kardeşini yitiren bir gün ağlar, anayı yitiren 40 gün ağlar, vatanı yitiren yaşamı boyunca ağlar’ onun için Allah vatanımıza sahip çıkmayı nasip etsin” diye konuştu.


Halime Kehvan ise, “Allah’a şükür biz Türkiye’ye geldik. Namazımızı kılıyoruz, ezan seslerini işitiyoruz. Tarlalarda çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız bize bu iyilikleri verdi Allah ondan razı olsun. Allah şükür buraya geldik ya 1 ekmeğimiz olsa da şükür olsun” ifadesini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu" Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Modernite çalışma hayatından hukuka, üretimden tüketime her şeyi değiştirdi ve dönüştürdü. İnsanı fıtratından uzaklaştıran, duayla kavga ettiren, mezarlardan kaçan, mezarlıklardan çekinen, sürekli tüketime odaklı şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu. Yeni AVM’ler, yeni tapınaklar olarak insanların bütün vaktini harcadığı bir yere dönüştü" dedi. Memur-Sen bünyesindeki Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası tarafından düzenlenen ‘Yalnızlaşan Kentten Dayanışan Kente Vakıf Müessesesinin Mimari ve Sosyal Restorasyonu’ başlıklı panelde vakıf kültürünün toplumsal dayanışmadaki rolü, şehir hayatına etkileri ve medeniyet perspektifi ele alındı. Programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından bir konuşma yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, geleceğin şehirleri ve sürdürülebilirliklerinin küresel ölçekte konuşulduğunu ve münazara edildiğini ifade ederek, "Fakat bu mesele, vakıf merkezli dayanışma ve sosyal restorasyon bağlamında burada bir kez daha ele alınmış olacak. Dahası tarihi mirasımız retoriğin ötesinde eleştirel akılla yeterince analiz edilmiyor. Bir tarihçinin güzel bir sözü var, ‘Geleceği kuramayanlar geçmişine hücum ederler.’ Yeni tarih övgü ve gerginliğin ötesinde bu açıdan değerlidir. Bu yönüyle vakıf müessesesini kentsel dayanışma bağlamında tartışmak, bu mirasın bugüne ne söyleyebileceğini ele almak, meseleye bu bakış açısıyla yaklaşmak, geçmişe hücum değil de bilakis güçlü bir geleceğe yönelmek açısından son derece kıymetlidir. Ali Yıldız başkanımızın az önce ifade ettiği gibi ’Biz vakıf medeniyetiz, vakıf medeniyetinin mirasçılarıyız’ sözünü kıymetli buluyorum. Çünkü hakikaten millet olarak bizleri tarif eden bir tanımlama. Hatta öyle ki Osmanlı Devleti’nin doğum belgesi denilen Mekece Vakfiyesi adından da anlaşılacağı üzere bir vakıf belgesi. Yani Osmanlı toplumu vakıf müessesesini kurumsallaştırarak başka bir boyuta taşımış, sosyal stratejik bir boyut kazandırmıştır ona" diye konuştu. "Anadolu’da vakıf yolcuya aşk, kuşa yem, yetim kıza çeyiz, kimsesize barınma, hastaya ise darüşşifa olmuş" Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ecdadımızın daha önce o günlerde bu vakıf müessesesini nasıl cari kıldığına ilişkin örnekleri bu beraber yapacağımız çalıştay vesilesiyle dinleyeceğiz ve bir kez daha bu konuda hayranlığımızı hepimiz ifade edeceğiz. Ama geleceğe ilişkin de ödev çıkarmış olacağız. Zira Anadolu’da vakıf yolcuya aşk, kuşa yem, yetim kıza çeyiz, kimsesize barınma, hastaya ise darüşşifa olmuş. Ecdadımız delisine de, velisine de, erenine de, dervişine de vakıf yoluyla sahip çıkmayı bu anlamda kurumsallaştırmış. Kuş uçmaz kervan geçmez denilen yerde misafir ağırlamak için yarışan tekkeler, imalathaneler, zaviyeler şehirlerin çekirdeğini oluşturmuş ve Diyar-ı Rum beldesini İslam beldesi yapmış ve Anadolu kılmıştır. İşte tam da bu yönüyle vakıf kültürümüzü sosyal ve stratejik olarak yeniden ihya etme mesuliyetimiz var. Bununla birlikte elbette kentsel dayanışma üzerine kafa yoran, dünyaya söyleyecek sözü olan aktaracak, bu sözü derleyip toparlayacak güçlü bir müktesebatımız var. Onun için hepimize sorumluluk düşüyor." "Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu" Sanayi Devrimi sonrası yerin yerinden oynadığını ve taşların halen yerine oturmadığını kaydeden Yalçın, "Modernite çalışma hayatından hukuka, üretimden tüketime her şeyi değiştirdi ve dönüştürdü. İnsanı fıtratından uzaklaştıran, duayla kavga ettiren, mezarlardan kaçan, mezarlıklardan çekinen, sürekli tüketime odaklı şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu. Yeni AVM’ler, yeni tapınaklar olarak insanların bütün vaktini harcadığı bir yere dönüştü. Onun için birlikte yaşama, dayanışma, kültürel devamlılığı sağlama gibi olgular şehir yaşamının dışında kaldı. Türkiye’de ise özellikle 1950 sonrası köyden kente göç dalgaları bugünkü şehirleri şekillendirdi. Çarpık şehirlerde hemşehri olarak birbirine tutunan yalnız insanların hayat mücadelesi başladı. Ve insanlar yalnızlıklarını hemşehri dernekleri üzerinden gidermeye çalışıyor. Birbiriyle bu anlamda dayanışmaya çalışıyor. 80’lere kadar bir nebze de olsa tanışıklık ve dayanışmayı temin eden bir mahalle kültürümüz vardı. Fakat bu tablo önce apartmanlaşmaya, sonra korunaklı sitelere dönüştü ve şehirli insan eşittir yalnız ve güvencesiz insan formuna dönüştü. Böylece tanışıklığın yerini yalnızlık, dayanışmanın yerini kimsesizlik aldı. Bugünün dünyasında her zamankinden daha fazla kurumsallaşmış, dayanışmaya organize olmuş, iyiliğe ve organize merhamet hareketine ihtiyaç var. Peki insan tabiatına uymayan bu yalnızlığı panelimizin başlığında da vurgulayan yalnızlaşan kentten dayanışan kente nasıl ulaştıracağız? Vakıf müessesesinin mimari restorasyon kısmını uzmanlara bırakalım. Peki sosyal restorasyonu nasıl yapacağız? Bunu Mehmet Akif İnan üstadımızın, kurucu genel başkanımızın diliyle cevaplarsak ‘Düşüncemizin kültürüne malik olmalıyız. Köklü fakat çağdaş bir nefese sahip bir düşünce kurmalıyız’ yaklaşımı hakikaten önemli. Vakıf müessesesinin geleneğini istikrarla sürdürmek, faaliyet alanını toplumun her kesimine ulaştıracak şekilde çeşitlendirmek ve vakıf kültürümüzü daha da genişletmeye hepimizin ihtiyacı var. Biz Memur-Sen olarak tam da bu şuurla iyiliği kurumsallaştırmak için 2016 yılında kurduğumuz Mehmet Akif İnan Vakfımız ile eğitim çalışanlarımıza, eğitimcilerimize ve eğitim yöneticilerimize yönelik nitelikli çalışmaları yönetiyor, eğitim fakültelerinde okuyan öğrencilere bu anlamda geleceğe hazırlık yönünde programlar organize ediyoruz" şeklinde konuştu. Programa Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, sendika üyesi memurlar, akademisyenler, yazarlar ve kurum temsilcileri katıldı.
Antalya Sağlık çalışanları, sağlık için filede buluşuyor Antalya’da kamu kurumlarını bir araya getiren "Sağlık İçin Filede Buluşalım" voleybol turnuvası başladı. 30 takımın mücadele edeceği organizasyon, sağlıklı yaşam bilincini artırmayı ve kurumlar arası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Sağlık İçin Filede Buluşalım" 9. Geleneksel Voleybol Turnuvası başladı. Kamu kurum ve kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda 30 takım mücadele edecek. Turnuvanın açılışı, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Spor Salonu’nda yapıldı. Organizasyonun başlama vuruşunu Antalya İl Sağlık Müdürü Behzat Özkan gerçekleştirdi. Antalya genelindeki kamu kurumlarında görev yapan çalışanları spor aracılığıyla bir araya getirmeyi amaçlayan turnuvanın, kurumlar arası iletişimi güçlendirmesi, dayanışmayı artırması ve sağlıklı yaşam bilincine katkı sağlaması hedefleniyor. "Kamu çalışanlarına sporla sağlıklı yaşam çağrısı" Açılışta konuşan İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, yoğun çalışma temposu içerisinde görev yapan kamu çalışanlarının sporla buluşmasının önemine dikkat çekerek, "Bu etkinlik, sağlıklı yaşam bilincinin artırılması, düzenli fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi, kurumlar arası sosyal etkileşimin güçlendirilmesi ve spor kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenmektedir. Ayrıca turnuva süresince Sağlık Bakanlığımızın sağlıklı yaşam, hareketli yaşam, bağımlılıkla mücadele, obeziteyle mücadele ve koruyucu sağlık hizmetleri temalarına yönelik farkındalık çalışmaları da gerçekleştirilecektir" dedi. Turnuvanın moral ve motivasyon açısından da önemli bir organizasyon olduğunu belirten Özkan, tüm takımlara başarı diledi. Büyük heyecana sahne olan turnuvanın ilk gününde Antalya Barosu ile İnfazsızlar, Delil Avcıları ile ABB Torosların Gücü, Epic ile SGK Denetmenler, Şirinler ile Kepez Dream Team ve Şehir Efsanesi ile Mernis takımları karşı karşıya geldi. Turnuvada dostluk, fair-play ve rekabetin bir arada yaşanacağı belirtildi.
Bursa Bursa’da bayram öncesi sıkı denetim: 39,5 milyon lira ceza Bursa’da yaklaşan Kurban Bayramı öncesi marketten hale, otobüs terminalinden fırınlara kadar birçok noktada denetimler artırıldı. Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerince yıl başından bu yana yaklaşık 2 bin 500 işletmede 663 bin ürün denetlenirken, kurallara aykırı faaliyet gösteren işletmelere toplam 39 milyon 500 bin lira idari para cezası uygulandı. Bursa Ticaret İl Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen denetimlerde özellikle sebze ve meyve halleri, terminaller, marketler, restoranlar, kafeler, fırınlar ve pastaneler mercek altına alındı. Denetimlere maliye personeli, Büyükşehir Belediyesi Hal Zabıtası ve emniyet ekipleri de katıldı. Yaş Sebze ve Meyve Hali’nde yapılan kontrollerde işletmelerin mevcut ürün stokları ile Bakanlığın Hal Kayıt Sistemi’ndeki veriler karşılaştırıldı. Ürünlerin künyeleri incelenerek hale girişleri ile alış ve satış fiyatları kontrol edildi. Stoklarda uyumsuzluk tespit edilen işletmelere cezalı hal rüsumu uygulanırken, ürünlerde anormal fiyat farkı görülen işletmeler hakkında ise "fahiş fiyat" gerekçesiyle işlem yapıldı Bayram yoğunluğu nedeniyle şehirlerarası terminallerde de denetimlerin sıklaştırıldığı bildirildi. Otobüs firmalarının belirlenen tarifenin üzerinde bilet satışı yapıp yapmadığı incelenirken, aykırı durumlarda idari para cezası uygulanabileceği belirtildi. Marketlerde yapılan rutin denetimlerde ise raf etiketi ile kasa fiyatı arasındaki uyum, ürünlerde fiyat etiketi bulunup bulunmadığı ve açık ürünlerde dara düşülüp düşülmediği kontrol edildi. Tespit edilen her bir aykırılık için 3 bin 973 lira idari para cezası uygulandığı açıklandı. Öte yandan, temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde haksız fiyat artışı yapıldığı belirlenen işletmeler hakkında da işlem başlatıldı. Ticaret Bakanlığına gönderilen dosyalar kapsamında, fahiş fiyat uyguladığı belirlenen işletmelere 180 bin 617 liradan 1 milyon 806 bin 177 liraya kadar ceza uygulanabileceği bildirildi. 2026 başından 13 Mayıs’a kadar Bursa genelinde yaklaşık 2 bin 500 işletmede 663 bin civarında ürünün denetlendiği, market, restoran, kafe, fırın, pastane ve hal işletmelerine toplam yaklaşık 39 milyon 500 bin lira idari para cezası kesildiği açıklandı. Ayrıca 353 işletmenin fahiş fiyat artışı yaptığı gerekçesiyle haklarında işlem yapılmak üzere Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğüne sevk edildiği öğrenildi. Yetkililer, tüketicinin hak ve menfaatlerini korumak, fırsatçılığın önüne geçmek ve piyasa dengesini sağlamak amacıyla denetimlerin bayram sonrasında da aralıksız süreceğini belirtti.