KÜLTÜR SANAT - 23 Eylül 2022 Cuma 09:22

El Aman Hanı kültür ve sanat merkezine dönüştürülecek

A
A
A
El Aman Hanı kültür ve sanat merkezine dönüştürülecek

Bitlis-Tatvan karayolu üzerinde bulunan tarihi El Aman Hanı, Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) ve Cumhurbaşkanlığı Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı desteği ile çok amaçlı bir kültür ve sanat merkezine dönüştürülecek.

Bitlis-Tatvan karayolu üzerinde bulunan tarihi El Aman Hanı, Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) ve Cumhurbaşkanlığı Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı desteği ile çok amaçlı bir kültür ve sanat merkezine dönüştürülecek.


16’ncı yüzyılda Van Beylerbeyi Hüsrevpaşa tarafından inşa edilen tarihi El Aman Hanı hazırlanan proje ile hem geçmişe hem de geleceğe hizmet edecek. Yaklaşık 3 yıl önce Selçuklu ve Osmanlı eserlerinin yer alacağı kütüphane olarak projelendirilen ancak geçen yıl projede revize yapılarak kütüphanenin yanına yazarların, şairlerin, ressamların ve ünlü isimlerin eserlerini yazacağı İlham Enstitüsü olarak kullanılacak mekanlar haline getirilecek. Anadolu’nun en büyük Kervansaraylarından olan ve Bitlis-Tatvan karayolu üzerindeki El Aman Hanı yaklaşık 3 bin metrekarelik kapalı alana sahip. 20 milyonluk ödenekle başlanacak El Aman hanı projesinin 2023 Ağustos ayında tamamlanması hedefleniyor. İçerisinde kütüphanenin yanı sıra, karşılama merkezi, konaklama, yeme içme mekanları, jeopark müzesi, turist bilgilendirme merkezi, mini konferans salonları ve yöresel ürün satışlarının yapılabileceği işyerleri yer alacak.


Konuyla ilgili olarak İHA’ya açıklamalarda bulunan BEÜ Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, “El Aman Hanı iki yıl önce kütüphane olacak şekilde projelendirilmişti. Osmanlı ve Selçuklu yazma eserleri kütüphanesi olarak tasarlanmıştı. Fakat biz bunun doğru olmayacağını sadece bu devasa mekanın kütüphane olarak kullanılmasını doğru olmayacağını düşündük ve revizeye başladık. Şu anda yeni revize projemiz bütün hızıyla devam ediyor. İnşallah kısa bir süre proje biterek uygulamaya geçilecek. Önümüzdeki Temmuz ayının sonunda projemiz tamamlanmış olacak. Projenin içinde sadece daha önce kütüphane bölümü vardı. Ancak yine kütüphane olacak ama kütüphane ile birlikte farklı fonksiyonlarda olacak. Burada sanatçı rezidansı olacak belki projenin en önemli ayaklarından biri olacak. Buraya sanatçılar gelecek. Bu rezidans dediğimiz alanda konaklama ve dinlenme alanları olacak. Buraya gelecek olan yazarlarımız hem dinlenecek hem de burada eserlerini oluşturacaklar. Bir diğer bölümümüz ise konferans için tasarlanmış özellikle hem şehirdeki bir takım etkinlikler hem de üniversitenin toplantıları konferansları belki de panelleri burada yapılacak. Özellikte bahçe kısmında Bitlis’in yöresel yemekleri başta olmak üzere yeme içme alanları düşünüyoruz. Şuanda hali hazırda han içerisinde iki adet cep sineması yer almakta. Bunlarda üniversite öğrencilerimiz başta olmak üzere aktif olarak kullanılacak. Yine han içerisinde güzel sanatlar fakültesi için bazı atölyeler yer alacak. Çini ve hat sanatı ile ilgili burada üretimlerde yapılabilecek” diye konuştu.


Türkiye’de bu kadar fonksiyonlu bir projenin olmadığını ifade eden Rektör Elmastaş, “Bizim bununla bağlantılı bir diğer projemiz ise Nemrut Jeoparkı, ve şuanda o da devam ediyor. Tabi Nemrut Jeoparkında olması gereken bir alanda Bitlis’in hem doğal ortam hem de beşeri özelliklerini yansıtan bir müzenin olması gerekiyor. Dolayısıyla birçok farklı fonksiyon aynı alanda icra edilmiş olacak. 5-6 fonksiyonlu projeye ben daha önce rastlamadım. Birçok yerde benzer projeler var İstanbul’da özellikle bu tarz mekanların dönüştürüldüğünü gördük ama bu kadar çeşitli değil. Dolayısıyla bu kadar fonksiyonlu bir alan görmedim. Belki vardır ama daha çok 2-3 fonksiyonlu şeklinde tasarlanmış bizim burası sanki bu anlamda Türkiye’de bir ilk olacak” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.