SAĞLIK - 23 Eylül 2022 Cuma 09:16

Diyetisyenden öğrencilere ’evde beslenme çantası’ önerileri

A
A
A
Diyetisyenden öğrencilere ’evde beslenme çantası’ önerileri

Bitlis’in Tatvan ilçesinde hizmet veren Diyetisyen Merve Demir, okulların açılması ile evde doğru hazırlanan beslenme çantalarının çocukların başarısında önemli rol oynadığını söyleyerek, uygulanması gereken beslenme düzeni hakkında uyarılarda bulundu.

Bitlis’in Tatvan ilçesinde hizmet veren Diyetisyen Merve Demir, okulların açılması ile evde doğru hazırlanan beslenme çantalarının çocukların başarısında önemli rol oynadığını söyleyerek, uygulanması gereken beslenme düzeni hakkında uyarılarda bulundu.


2022-2023 eğitim-öğretim yılının başlaması ile birlikte ebeveynlerin, çocukların beslenme çantalarını hazırlama telaşı sürüyor. Uzun süre okulda kalmanın etkisiyle çocukların sağlıklı bir bağışıklığa sahip olması ve derslerinde başarıya ulaşabilmesi için gerekli beslenme düzeni hakkında bilgi veren Diyetisyen Demir, evde doğru hazırlanan beslenme çantaları okulda çocukların başarısında önemli bir nokta” olduğunu dile getirdi. Çocuklara harçlık verilerek alınan hazır gıdaların tüketilmesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Demir, “Uzun bir tatilin ardından çocuklarımız okula gitmeye başladılar. Uzun ders saatleri sebebiyle çocuklar vaktinin çoğunu okulda geçiriyor. Böyle olunca da beslenmenin önemi çok fazla oluyor. Bazı annelerimiz burada çok telaşlı iken bazıları ise rahat davranabiliyor. Sadece çocuğa harçlığını verip kantinden besin tüketimini sağlıyor. Bu ikisi de yanlış hareketler ve ortasını bulmak gerekiyor. Çocuğa her zaman anne ve baba örnek olmalıdır. Evde her zaman sağlıklı şeyler olursa çocuk da buna göre hareket edecektir. Ama beslenmenin evde hazırlanıp verilmesi en doğrusu olacaktır” dedi.



“Beslenme çantamızda neler olması gerekiyor”


Beslenme çantasında nelerin olması gerektiğini açıklayan Diyetisyen Demir, “Baktığımız zaman beslenme çantasında en önemli şey kesinlikle sudur. Suyu ihmal etmememiz gerekiyor. Meyve ve sebze konulmalıdır. Taze bir mevsim meyvesi olabilir ya da kuru meyvelerden koyabiliriz. Mutlaka bir kuru yemiş ile desteklemek gerekiyor. Çünkü yalnız meyve çocuğu çabuk acıktırabiliyor. Ceviz, çiğ fındık, badem gibi kuru yemişleri eklersek meyve ve kuru yemiş ikilisi güzel bir beslenme modeli olacaktır. Öğle arası eve gelmeyen bir çocuk için sağlıklı sandviçler hazırlanabilir. Tam buğdaylı ekmekler poğaçalar yapılıp bunun içerisine peynir ve sebze konularak biraz daha besleyici hale getirebiliriz. Ev yapımı besleyici kekler, kurabiyeler yapılabilir. Bunların yanında mutlaka bir süt grubu olması gerekiyor. Bunlar ayran ve kapalı kutu sütler olabilir” diye konuştu.



“Çocuklar ile inatlaşmamak gerekiyor”


Çocuklar bir besini tüketmek istemiyorsa bunun ebeveynler tarafından diretilmesinin yanlış olduğunu vurgulayan Demir, “Örneğin çocuk ceviz tüketmiyorsa kekin içine ufalayarak haberi olmadan konulabilir. Bir sebzeyi tüketmiyorsa çorbanın içerisinde blenderize edebilirsiniz. Bu tarz şeyler yaparak çocuğun haberi olmadan beslenmeye dâhil edebilirsiniz. Çocukların açlık ve tokluk dengelerini biraz da anne ve babalar bozuyor. Çocuk acıktığı ya da doyduğu zamanı çok iyi biliyor. Bizler farklı bahaneler ile çocukları zorlayarak açlık ve tokluk metabolizmasını çok bozuyoruz. Bir çocuk eğer aç ise gelip zaten yemeğini yiyecektir. Çocuklara sürekli seçenekler sunduğunuz zaman da besinler konusunda çok seçisi davranabiliyor. Çocuklar ev ortamından okul gibi bir ortama gittikleri zaman biraz iştah anlamında etkilenebiliyorlar anne ve babanın bu durumda ısrarcı olmaması gerekiyor. Bu süreçte tükettiği şeyleri daha besleyici hale getirebiliriz. Onun dışında üzerinde durmak çok da anlamlı olmayacaktır. Bizim evde hazırladığımız doğru beslenme çantaları çocuğumuzun başarısında çok önemli bir nokta olacaktır” ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.