KÜLTÜR SANAT - 23 Eylül 2022 Cuma 09:08

Bitlis’te dere üstündeki 8 köprü restore ediliyor

A
A
A
Bitlis’te dere üstündeki 8 köprü restore ediliyor

Bitlis’te yürütülen Dere Üstü Islah Projesi çerçevesinde gün yüzüne çıkarılan 8 köprünün ihalesi yapılarak restorasyon çalışmalarına başlandı.

Bitlis’te yürütülen Dere Üstü Islah Projesi çerçevesinde gün yüzüne çıkarılan 8 köprünün ihalesi yapılarak restorasyon çalışmalarına başlandı.


Geçmiş dönemlerde dere üstüne imar verilmesiyle birlikte betonarme yapıların altında kalarak kaybolan tarihi köprüler bugünlerde eski ihtişamlı görünüme kavuşmak üzere. Bitlis’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen ’Dere Üstü Islah Projesi’ çerçevesinde yapılan yıkımın ardından onlarca tarihi yapı gün yüzüne çıktı. Tarihi dokunun ön plana çıkarılması ve şehrin nefes alması için başlatılan proje çerçevesinde yıkılan iş yerlerinin altında kalan özellikle köprüler ilk günkü ihtişamını koruyarak tekrardan ortaya çıktı. Ayrıca yapıların altında kalan köprüler gibi yine betonarme yapıların arkalarında kalan hamam ve cami gibi yüzlerce yıllık eserler ise yine tam anlamıyla gün yüzüne çıkarıldı.


Proje ve köprü restorasyonlarının bitmesinin ardından Bitlis’i eskiden olduğu gibi bugün de cazibe merkezi haline getireceğini belirten Bitlis Valisi Oktay Çağatay, köprülerin bu yıl sonuna kadar bitirilip vatandaşların hizmetine sunulacağını söyledi. Araç geçişi için tarihe uygun bir şekilde iki adet köprü yapılacağını da belirten Vali Çağatay, “Bitlis Dere Islah Projesi çerçevesinde ortaya çıkan tarihi köprülerimiz var. Bu anlamda dere üstünde 10 tane tarihi köprü ortaya çıktı. Bu köprüler 1500’lü yıllardan kalmak köprülerdir. Köprü restorasyon faaliyetlerimiz başladı. İki ayrı müteahhit çalışıyor ve tamamı orijinal haline getirilecek. Yıl içinde bu köprülerimizin tamamı bitirmiş olacağız. Köprülerin tamamı yaya köprüsü olacak. Çünkü bunlar tarihi köprüler üzerinden hiçbir şekilde araç geçmeyecek. Ayrıca araç geçişini temin etmek içinde iki tane araç köprüsü yapıyoruz. Onları da tarihi köprülere uygun şekilde yapacağız. Kış aylarına girmeden köprüleri bitirmiş vatandaşların hizmetine açmış olacağız” diye konuştu.



"Projenin amacı Bitlis’in tarihi dokusunu ortaya çıkarmaktır"


Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Demirtaş, ise 17. yüzyılda Bitlis’te toplamda 24 ile 28 köprünün olduğunu kaydetti. Demirtaş, “Bitlis Dere Islah Projesi çerçevesinde yürütülen bir çalışma var. Çalışmanın önemli bir aşamasına gelmiş bulunuyoruz. Projenin amacı Bitlis’in tarihi dokusunu ortaya çıkarmaktır. Yıllar itibari ile Bitlis deresinin üzeri çeşitli betonarme yapılarla örtülmüş durumdaydı. Böyle olunca da derenin üzerindeki tarihi köprülerde ortadan kalmış oluyordu. Bütün Bitlis deresinin tamamı için 17. yüzyılda 24 tane köprü bulunuyordu. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından itibaren sürekli bir tahribat meydana gelmiş. Derenin üzerine de imar verilmek suretiyle binalar inşa edilmiş ve bu binalar inşa edilmesiyle birlikte hem köprüler kaybolmuş hem de şehrin o güzelim tarihi dokusu çok büyük bir değişime uğradı. Yani o tarihi yapılar görkemli binalar camiler ve kalenin kendisi neredeyse görünmez hale gelmiş. Projeyle bu durumun ortadan kaldırılması planlanıyor. Geldiğimiz aşamada Bitlis deresinin üzerindeki 10 tane köprünün 8 tanesinin tamamı görünür hale geldi. Derenin üzerinin yıkılmasıyla beraber köprüler gün yüzüne çıktı ama daha da önemlisi bunların restorasyonudur. Aslına uygun bir biçimde restore edilmesiyle turizme kazandırılması planlanıyor. Bu proje sona erdiğinde Bitlis, tarihi güzelliklerini bir kez daha kazanmış olacak” dedi.


Bitlis’teki dere üzerine yapılan bu köprülerin eski tarihlerde ticari ve sosyal hayatın ne denli önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Demirtaş, “Çok büyük bir şehir merkezi olmamasına rağmen 10 tane köprü inşa edilmiş olması son derece anlamlıdır. Bu geliş gidişin sosyal ticari hayatın o dönem çok canlı olduğunu gösteriyor. Tarihi köprülerin en eskilerinin 16. Yüzyılda kalma olduğunu düşünürsek o tarihten itibaren sürekli bir biçimde köprü inşa edilmesi ihtiyacı doğmuş. Buda tarihteki ticaret şehri misyonunu her dönem ön planda olduğunu kanıtla bir vaziyettir. Projenin artık sonlarına doğru geliyoruz. Bu restorasyon çalışmaları bittiğinde Bitlis eski görkemli günlerine kavuşur diye ümit ediyoruz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.