POLİTİKA - 21 Eylül 2022 Çarşamba 13:07

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık: "HDP, PKK’nın güç toplaması için Kültür ve Turizm Bakanlığını istiyor”

A
A
A
Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık: "HDP, PKK’nın güç toplaması için Kültür ve Turizm Bakanlığını istiyor”

Sosyolog Doç.

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) bakanlık teklif edildiğini düşündüğünü söyleyerek, “HDP, PKK’nın güç toplaması için Kültür ce Turizm Bakanlığını istiyor” dedi.


İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Adem Palabıyık; "HDP, PKK’nın görünür yüzü, onun adına Millet İttifakı ile pazarlık yapıyor. Bir anlaşma olursa HDP elinden geldiği kadar görünmemeye ve varlığını hissettirmemeye çalışacaktır. Çünkü başka çaresi yok. Sahnede değil ama koltuklarda olacaktır. Zaten muhalefet de böyle bir HDP istiyor, bence PKK da bunu istiyor. PKK çok zor durumda, şu an her teklife açık. Kendini süreç içinde ayıklayan bir HDP bekliyorum. Ayrıca kapatma davası çok mühim, çünkü HDP bunu çok iyi kullanacaktır. AK Parti’nin yerel yönetimlere ciddi uyarılar yapması gerekiyor, çünkü yerel yönetimler hep AK Parti içi ziyaret yapıyor. Zaten muhalefetin olmadığı yerde HDP’nin güçlenmesi şu an Millet İttifakının ilk planıdır. O planda bölge için geçerlidir. Bu sebepten HDP bölgede yeniden aktif olabilmek ve PKK’ya alan kazandırmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı istiyor. Bu süreci en iyi bilen Diyarbakır Anneleri’dir. Çünkü HDP, sosyal aktiviteler ile gençleri kandırdı. Yine sosyal aktiviteler için Kültür bakanlığını gözüne kestirmiş durumdadır” dedi.



“Bakanlık için düşünülen isim de muhtemelen Mithat Sancar’dır”


Millet ittifakı tarafından HDP’ye bakanlık teklif edilmesi yönünde yapılan açıklamaları da değerlendiren Doç. Dr. Palabıyık, “Edilmiştir diye düşünüyorum, ama önemli olan HDP’nin değil örgütün ne istediğidir. HDP, örgüt hangi bakanlıkta ısrar ederse onu tercih edecektir. Çünkü devlet örgütü ciddi zaafa uğrattı, bu açığı kapatmak için HDP’ye şartlar sunulduğunda bu şartları örgütün lehine tercih edecektir. Kürt halkı lehine değil. HDP’nin bakan çıkarmasına yönelik geçmiş yıllara atıf var, hâlbuki iki dönem çok farklı, AK Parti örgütü bitirmek için siyasal bir kanal açma çabasındaydı, şimdi ise zayıflatılan örgüte yeni kanallar açmak için bir adım isteniyor. Bana göre bu ters tepecek. Yerel seçimler ayrı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ayrı bir sosyoloji. Erdoğan’ın mücadele biçimi siyaset sosyolojisi açısından kapsayıcıdır. Milletin böyle bir teklifle karşılaştığı anda refleksi farklı olacaktır. Dünyanın bu durumu için de Trump-Biden çekişmesi gibi Türkiye’de bir süreç yaşanmaz. Ama yerel ve parlamento seçimlerinde sorunların yaşanacağı açıktır. Bence asıl mesele güçsüz bir Cumhurbaşkanlığı modeli düşünülmesidir. Çünkü parlamentodaki güçsüzlük Cumhurbaşkanlığı için en olumsuz süreçtir. Buna daha çok yüklenilecektir. Düşünülen isim de muhtemelen Mithat Sancar’dır” ifadelerini kullandı.



“HDP, öç sosyolojini canlı tutuyor, bunu Diyarbakır Anneleri bitirebilir”


Doç. Dr. Adem Palabıyık, Diyarbakır anneleri ile ilgili çalışmalar yaptığını da ifade ederek sözlerine şöyle devam etti, “HDP, öç sosyolojini canlı tutuyor. Özellikle ailelerinden kan bağı olup da dağa çıkan ya da ölen insanlar üzerinden PKK tutumunu devşiriyor ve devlet ile halk arasındaki meseleyi kan davası olarak görüyor. Bunu kabul etmeyenler de baskı yapıyor. Sadece başkalarına değil kendinden olanlara da ciddi baskı var. Bu özellikle devlet tarafından engelleniyor. Tabii bir de Hüda-Par var. Örgüt onunla da sivil alanda mücadele içinde. Buradan tekrar ediyorum, örgütünün sosyal etkisinin kırılması için birçok kesim birlikte olmalı, Diyarbakır anneleri gündemde tutulmalı ve özellikle akademisyenler öğrencilerini uzaktan eğitim ile de olsa boş bırakmamalıdır. Çünkü örgütün istediği teorik boşluk oluşmuş durumdadır. Hem de çok net. Özellikle PKK ve Kürt meselesinin ayrı olgular olduğunu ve ayrı ayrı sosyolojik analizinin yapılmasını ispatladı. PKK ile HDP’nin direkt bağını aşikar etti. Özellikle kadın kollarını örgüt ağı gibi çalıştığını anlattılar ve sosyalleşme faaliyetleri ile bunu yaptılar. HDP gençlik kolları, Diyarbakır’da ve Van’da İncil dağıtımına yardım etti, kendi gözlerimle gördüm doktora tezimi yazarken. Siyaset okullarında, Diyarbakır annelerinin anlattığı bütün kandırma faaliyetleri aşikârdı. Anneler İslam’ın öğrenilmesini vurguladılar, HDP’nin İslam ile derdi var. Anneler, özellikle bölgede devlet ve halk güvenini yeniden inşa etmede çok etkili. Bence bu sosyolojik gerçek devlet için çok mühimdir ve bu bir devlet politikası haline getirilmelidir.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.