EKONOMİ - 02 Haziran 2022 Perşembe 11:52

Tatvan heyetinden Van ve Ağrı’daki seralara inceleme ziyareti

A
A
A
Tatvan heyetinden Van ve Ağrı’daki seralara inceleme ziyareti

Bitlis’in Tatvan ilçesinde genç girişimciler tarafından kurulması planlanan sera yatırımı öncesinde örnek uygulamaları yerinde görmek için Van’ın Çaldıran ve Ağrı’nın Diyadin ilçelerinde bulunan seralara inceleme ziyareti gerçekleştirildi.

Bitlis’in Tatvan ilçesinde genç girişimciler tarafından kurulması planlanan sera yatırımı öncesinde örnek uygulamaları yerinde görmek için Van’ın Çaldıran ve Ağrı’nın Diyadin ilçelerinde bulunan seralara inceleme ziyareti gerçekleştirildi.


Tatvan Kaymakamı Tekin Erdemir, Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası (TATSO) Başkan Yardımcısı Yılmaz Lebit, TOBB Bitlis Genç Girişimciler Kurulu (GGK) Başkanı Bilal Kardoğan, TATSO Genel Sekreteri Mücahit Diksin, GGK ve TOBB Bitlis Kadın Girişimciler Kurulu (KGK) üyelerinin yer aldığı heyet, Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Projesi ile Van Çaldıran ve Ağrı Diyadin ilçelerinde kurulan jeotermal su ısıtmalı sera işletmelerini ziyaret etti. Ziyaret programı çerçevesinde ilk olarak sebze ve meyve üretiminin gerçekleştirildiği Çaldıran ilçesinde bulunan Çaldıran Jeotermal Tarım A.Ş.’ye ait sera işletmesini ziyaret eden heyet üyeleri, firma yetkilileriyle birlikte tesisi gezerek, serada üretimi yapılan ürünler ve tesis hakkında bilgiler aldı.


İşletme ziyaretinden sonra yöneticileriyle kısa bir toplantı gerçekleştiren heyet üyeleri, sektör ve yatırım ile ilgili fikir ve bilgi alışverişinde bulundu.


Van’ın Çaldıran ziyaretinden sonra Ağrı’nın Diyadin ilçesine geçen Tatvan heyeti, Kaymakam ve Belediye Başkan Vekili Mustafa Karali ile birlikte jeotermal ısıtmalı serada domates üretimi gerçekleştirerek yurt dışına ithalat yapan Diyadin Jeotermal Turizm Seracılık ve Ticaret A.Ş. firmasına ait sera işletmesini ziyaret etti. İşletme yetkilileriyle birlikte serayı gezip, serada üretilen ürünleri inceleyen heyet üyeleri; kurulum maliyetleri, üretim kapasiteleri ve diğer teknik konularla ilgili bilgiler aldı.


Yapılan inceleme gezilerinin ardından Ağrı il merkezine geçen Tatvan heyeti, son olarak Ağrı Vali Yardımcısı İbrahim Şenkon ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen ziyaretle ilgili konuşan Tatvan Kaymakamı Tekin Erdemir, gerek Çaldıran ve gerekse Diyadin ilçesinde kurulan iki işletmeninde seracılık alanında örnek uygulamalar olduğunu dile getirdi. Ziyaret ettikleri örnek uygulamaların bir benzerini Tatvan’a da kazandırmak istediklerini dile getiren Kaymakam Erdemir, bu anlamda gerçekleştirilen ziyaretin oldukça verimli geçtiğini kaydetti.


Gerçekleştirilen ziyaretin önemine vurgu yapan TATSO Başkan Yardımcısı Yılmaz Lebit ise ziyaret vesilesiyle örnek uygulamaları yerinde görüp inceleme imkanı bulduklarını kaydetti.


TOBB Bitlis GGK Başkanı Bilal Kardoğan da, özellikle pandemi sürecinde tarım sektörünün ne kadar önemli olduğuna bir kez daha şahit olduklarını dile getirerek, genç girişimciler olarak Tatvan’da benzer bir işletme kurmak istediklerini belirtti. Gerçekleştirilen gezinin henüz planlama ve araştırma aşamasında olan yatırım için önemli fikirler verdiğini kaydeden Kardoğan, jeotermal ısıtma modeli ile Tatvan’da bir sera kurmayı hedeflediklerini ifade etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.