EĞİTİM - 28 Nisan 2022 Perşembe 14:36

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık: “Türkiye’de, Sosyal Hizmet bölümleri aslında Uygulamalı Sosyoloji’dir ve Sosyoloji’ye bağlanmalıdır”

A
A
A
Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık: “Türkiye’de, Sosyal Hizmet bölümleri aslında Uygulamalı Sosyoloji’dir ve Sosyoloji’ye bağlanmalıdır”

Sosyolog Doç.

Sosyolog Doç. Dr. Adem Palabıyık, özellikle son yıllarda Sosyal Hizmet bölümlerinin bağımsız bir alan gibi davrandığı lakin tam tersine bu bölümlerin, Sosyoloji’nin uygulama alanı olduğunu belirterek, “Türkiye’de, Sosyal Hizmet bölümleri aslında Uygulamalı Sosyoloji’dir ve Sosyoloji’ye bağlanmalıdır” dedi.


Doç. Dr. Adem Palabıyık, akademik gelişim ve tecrübe bağlamında gündeme ilişkin İHA’ya yaptığı açıklamada, Sosyal Hizmet Bölümü’nün, ülkemizde akademi ve enstitü başlıkları altında kurulduğunu ve Sosyoloji gibi köklü bir bilim olmadığını, bu sebepten de Sosyoloji’nin çalışma alanlarından ayrılması gerektiği ifade etti.


Palabıyık, “Sosyoloji bilimi oldukça köklü ve eski bir bilimdir, başlangıcı Müslüman sosyolog İbn-i Haldun’dan başlatırsak, sosyoloji biliminin ortalama altıyüzyıllık olduğunu ifade edebiliriz. Lakin sistematik anlamda kuruluşun A. Comte’dan başladığını kabul etsek dahi ikiyüzyıllık bir bilim olduğunu söyleyebiliriz. Sosyoloji bilimi, toplumsal meselelerden beslenir ve toplumu besler, toplum kadar tarihi olan bir bilimdir ve 1950’lere karşılık gelen ve yeni peyda olan Sosyal Hizmet kavramının çatışır. Sosyoloji; yoksulluk, göç, yaşlılık, engellilik gibi kavramların da dahil olduğu birçok spesifik alanı da kapsamaktadır. Spesifik konularda bir alt anabilimdalı olan Uygulamalı Sosyolo’yi harekete geçiren Sosyoloji bilimi, toplumsal sorunların kökenlerine kadar hem teorik hem de uygulamalı olarak analizler yapmaktadır. ABD’den entegre edilen ve maalesef ülkemizdeki bazı sosyologların da kuruluş ve gelişmesinde yer alan Sosyal Hizmet bölümünün, Sosyoloji’nin alt dalı olan Uygulamalı Sosyoloji’nin alanını zaptetmiş olması, Sosyoloji bölümlerinin mezun öğrencileri için istihdam alanlarını işgal etmiştir. Sosyal Hizmet bölümü, birey ile kamusal oluşum arasındaki ilişkiyi idare eden bir pozisyondadır, hâlbuki Sosyoloji, Uygulamalı Sosyoloji dalı aracılığı ile Sosyal Hizmet bölümünden yıllarca önce bu tür konularda çeşitli analizler yapmış ve ortaya koymuştur. Marx’ın, Weber’in, Bourdieü’nün ve birçok klasik ve modern sosyoloğun uygulamalı olarak önemli çalışmaları mevcuttur. Fakat Bakanlık tarafından tercihen kurulan Sosyal Hizmet Akademisi ve Sosyal Hizmet Enstitüsü, maalesef kamusal istihdam alanında Sosyoloji biliminin önüne çıkarılmıştır. Talebimiz, bir an önce görev tanımlarının yeniden yapılarak, Sosyal Hizmet bölümlerinin, işgal ettiği Sosyoloji’nin istihdam alanından çekilmesi ve Uygulamalı Sosyoloji’nin bir parçası haline getirilmesidir" diye konuştu.



“Emrre Kongar sosyolog değildir ve Sosyoloji’ye de hizmet etmemiştir”


Sosyoloji literatüründe adı geçen isimlerden Emrer Kongar’ın, aslında sosyolog olmadığını ve Sosyoloji’den çok Sosyal Hizmet’e katkı sağladığını sözlerine ekleyen Palabıyık, “Sosyal Hizmet’in özellikle kamusal alandaki istihdam konusu maalesef bazı sosyologlar ve sosyal bilimciler tarafından da desteklenmiştir. Görev tanımları yapılmış ve istihdam neredeyse devlet garantisi altına alınmıştır. Sosyoloji’nin kendi içindeki tartışmalardan dolayı maalesef Birsen Gökçe gibi sosyologlar da, Sosyal Hizmet’in kuruluşunda önemli rol oynamıştır. Ayrıca, sosyolog olmayan ama sosyolog olarak bilinen Emre Kongar da, yine Sosyal Hizmet’i, Sosyoloji biliminin önüne geçiren gelişmelerde başat roller oynayarak, Sosyoloji’nin günümüzde yaşanan istihdam sorunlarına katkı da bulunmuşlardır. Ülkemizdeki sosyologların kendi aralarındaki anlaşmazlıklarından ve bir araya gelerek örgütlenememelerinden dolayı Sosyal Hizmet örgütlenmiş, dernekleşmiş ve vakıflaşmıştır. Aslında buna hizmet eden ve yol gösteren maalesef yine sosyologlardır. Bu bağlamda, ekranlarda sözde sosyolojik analizler yapan, 1963 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nü, 1966 yılında da Michigan Üniversitesi Sosyal Çalışma Yüksek Okulu’nu M.S.W derecesiyle bitiren ve 1968 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyal Çalışma Yüksek Okulu’nu kuran ve buraya Müdür olarak atanan Emre Kongar isimli akademisyen, Sosyoloji’nin istihdam konusuna en büyük zararı veren isimler arasındadır. Ve maalesef bu isim, şu an TV kanallarında gündeme dair sözde sosyolojik analizler yapmaya devam etmektedir” dedi.



“Sosyal Hizmet, Sosyoloji’nin Habitus ve Sermaye Türleri’nden besleniyor, mirasını yiyor”


Palabıyık, “Pierre Borudieu, sosyolojiye katkı sağlarken özellikle iki kavram üzerinde durur; bunların biri habitus, diğeri ise sermaye türleridir. Sermaye türleri, sosyal, kültürel, ekonomik ve simgesel sermayelerdir. Habitus ise ana kadar olan tecrübe ve deneyimi içerir. Sosyoloji, bu kavramların hepsini içinde barındıran, büyüten, besleyen ve karşılıklı ilişki içinde olan bir alandır. Sosyolojinin habitusunu ve sermaye türlerini kullanarak kendi alan bulan ve bunu da maalesef sosyologlar eliyle yapan Sosyal Hizmet ise ancak Sosyolojinin mirasından beslenmektedir. Hem Sosyolojinin mirasından beslenen hem de uygulamalı alt yapısını Sosyolojiye borçlu olan Sosyal Hizmet, Sosyolojinin mirasını yemektedir. Sosyal Hizmet, minimal olandan beslenmekte ve ülkemizdeki kuruluş serüvenini de bu minimal alanlar üzerinden çeşitlendirmektedir. Lakin her ne olursa olsun Sosyal Hizmet bölümü, bütün gelişimini ve ortaya çıkışını Sosyolojiye borçludur. Bu sebepten, kamusal alanda sosyoloğun görev tanımı resmi olarak yapılmalı, Sosyal Hizmet’in alanı ayrıştırılmalı ve bunun için ülkemizdeki bütün sosyoloji dernekleri bir araya gelerek manifesto yayınlamalıdır. Aile Bakanlığı ile birlikte Çalışma bakanlığı ile yapılacak resmi protokoller, hem Sosyolojiye kaybettiği prestijini kazandıracak hem de sosyologların kamusal istihdamının önün açacaktır. Bu sebepten ülkemizdeki bütün sosyologlar birleşmelidir”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri güzellikleriyle büyüledi Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri, 2026 Irk Güzelliği Yarışması’nda podyuma çıktı. Safkan özellikleri, renk simetrileri ve estetik duruşlarıyla yarışan güvercinler, kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik önemli bir buluşmada bir araya geldi. Tarihi 1254 yılına dayanan Akhan Kervansarayının girişindeki taş oymalara motif olmuş, Denizli’nin asırlık kültürel mirası "Dolapçı" güvercinleri, bugün düzenlenen görkemli bir organizasyonla podyuma çıktı. Gökyüzündeki dolap adı verilen dönüşleriyle bilinen ve genetik saflığıyla dünyanın pek çok soylu güvercin ırkına kaynaklık eden Dolapçı ırkı, bu yılki Irk Güzelliği Yarışması’nda yine büyük bir heyecana sahne oldu. Tarihi ve genetik kökleri koruma bilinciyle hareket eden Denizlili yetiştiriciler, dostluk ve kardeşlik ortamında gerçekleşen yarışmada, yöremize has bu nadide ırkın en kusursuz örneklerini sergilediler. Avrupa ırklarının atası Denizli’de boy gösterdi Dolapçı güvercini, yalnızca fiziki güzelliğiyle değil, dünya güvercin literatüründeki tarihi misyonuyla da dikkat çekiyor. Yarışmada sergilenen güvercinlerde aranan "Enseli", "Altınbaş" ve "Şeberi" gibi çok özel renk desenleri, bugün Balkanlar’da ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerin yerli fonetiğe uyarlanarak (örneğin "Enseliya", "Altanbash") hala kullanılmaktadır. Sırp yazar Bora Vasiç’in eserlerinde de bahsettiği üzere; bugün Avrupa’da "Yüksek Uçucu" veya "Makaracı" olarak bilinen dünyaca ünlü ırkların atalarının Anadolu’dan gittiğinin en büyük canlı delili, yarışmada podyuma çıkan bu kuşlardır. 8 uzman hakemden sıkı denetim Dr. Hayri Ün, Numan Bilgihan, İbrahim Demir, Ahmet Mıhçılar, Şükrü Akay, Zafer Özçelik, Eren Tavşan ve İskender Damgacı’dan oluşan uzman hakem heyeti, yarışmaya katılan kuşları büyük bir titizlikle değerlendirdi.Bir güvercinin "Safkan Dolapçı" kabul edilebilmesi için çok katı standartlar uygulandı. Özellikle kuyruk üstü yağ bezesinin olmaması, kuyruk telek sayısının tam 14-16 arasında olması, paça tüylerinin bulunmaması ve göz renklerinin kırmızıya dönük olmaması gibi ırkı diğer benzerlerinden ayıran en kesin çizgiler dikkate alındı. Ayrıca vücut iriliği, bel genişliği, bacak formu, kanat-kuyruk oranı, baş yapısı, renk simetrisi ve genel duruş özellikleri notlandırıldı. Tüy eksiği (yoluk, makaslı) olan veya sağlık durumu elverişli olmayan kuşlar yarışmaya dahil edilmedi. Üç farklı renk grubunda kıyasıya mücadele Dişiler ve erkekler kategorilerinde ayrı ayrı podyuma çıkan Dolapçılar; Düzler (beyaz, siyah, kırmızı, mor, sarı, gök, gümüş), Parçalılar (yamalı, enseli, yangap, şeberi, cihanyelli) ve Çil renkliler (karaçil, gökçil, morçil, gümüşçil, altınbaş) olmak üzere üç ana grupta yarıştı. Özellikle boyun, ense ve omuz aralarındaki renklerin simetrisi (muska yamalı, kara enseli vb.) görsel bir şölen sundu. Titiz değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı Dolapçı Irk Güzelliği Yarışmasında dereceye giren usta yetiştiriciler ve güvercinler ödüllendirildi. Organizasyon komitesi adına konuşan Dr. Hayri Ün, "Yarışmaya katılan tüm katılımcılara genetik mirasa sahip çıkma konusundaki hassasiyetlerinden ötürü özel olarak teşekkür etti. Akhan Kervansarayı’nın taş duvarlarından bugünün gökyüzüne süzülen bu tarihi mirasın, doğru ellerde ve bilimsel kriterler ışığında korunmaya devam edeceği bir kez daha kanıtlanmış oldu. Tüm yetiştiricilerimizin emeklerine sağlık" dedi.
Aydın Kurban alışverişinde ‘küpe’ uyarısı Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde hayvan hastalıklarının önlenmesi amacıyla yol denetimlerini artırdı. Yetkililer, vatandaşlara küpesiz ve pasaportsuz kurbanlık almamaları uyarısında bulunarak, hayvan bilgilerinin ’Tarım Cebimde’ uygulamasından sorgulanabileceğini hatırlattı. Aydın’da Kurban Bayramı öncesinde hayvan hareketliliğinin artmasıyla birlikte denetimler sıklaştırıldı. Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, İl ve İlçe Müdürlükleri Hayvan Sağlığı personelleri güvenlik güçleriyle birlikte yol kontrol uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenmesi ve kontrollü hayvan hareketlerinin sağlanması amacıyla özellikle geçici kurban satış yerleri ile hayvan pazarlarında oluşabilecek yoğunluk dikkate alınarak denetimlerin artırıldığı belirtildi. Ekiplerin, hayvan ve hayvansal ürün nakli yapan araçları titizlikle kontrol ettiği ifade edildi. Denetimlerde, iller arası hayvan nakillerinde veteriner sağlık raporu, il içi sığır ve manda nakillerinde pasaport, koyun ve keçiler için ise nakil belgesi ya da beyannamesi bulundurulmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Vatandaşlar uyarıldı Vatandaşlara da uyarılarda bulunan yetkililer, kurbanlıkların yalnızca izin verilen satış noktalarından alınması gerektiğini belirterek, küpesiz ve pasaportsuz hayvanların satın alınmaması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca vatandaşların ’Tarım Cebimde’ uygulaması üzerinden küpe numarasıyla hayvan bilgilerini sorgulayabileceği kaydedildi. Yetkililer, küpesiz ve belgesiz hayvan alım-satımının hem salgın hastalık riskini artırabileceğini hem de cezai yaptırımlara neden olabileceğini vurguladı.
Kars Kars’ta 19 Mayıs coşkusu sahaya taştı: Dostluk maçında kazanan kardeşlik oldu Kars’ta 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen özel futbol karşılaşması büyük heyecana sahne oldu. Gençlik ve Spor Müdürlüğü takımı ile Kars Veteranlar arasında oynanan dostluk maçı, futbolseverlere unutulmaz anlar yaşattı. Gol düellosuna dönüşen mücadele 4-4’lük eşitlikle sona ererken, karşılaşmanın gerçek kazananı dostluk ve kardeşlik oldu. Kentte bayram coşkusunun yoğun şekilde hissedildiği etkinlikte, Şehir Stadı tribünleri dolduran vatandaşlar mücadeleye büyük ilgi gösterdi. Karşılaşmanın ilk dakikalarından itibaren iki takım da tempolu bir oyun ortaya koyarken, sahada centilmenlik ön plandaydı. Tecrübeli isimlerin yer aldığı Kars Veteranlar ile Gençlik ve Spor Müdürlüğü ekibi, sergiledikleri mücadeleyle alkış topladı. Maç boyunca karşılıklı atılan goller izleyenlere adeta nefes kesen bir futbol şöleni sundu. İlk yarıda üstünlüğü ele geçiren taraf zaman zaman değişirken, ikinci yarıda tempo daha da arttı. Son dakikalara kadar heyecanın sürdüğü mücadelede iki ekip de galibiyet için büyük çaba sarf etti. Ancak karşılaşma 4-4’lük beraberlikle tamamlandı. Etkinlik sonunda sporun birleştirici gücüne dikkat çekilirken, 19 Mayıs ruhunun sahaya en güzel şekilde yansıdığı ifade edildi. Oyuncular maç sonrası birbirlerini tebrik ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Yetkililer, gençlerle tecrübeli sporcuları bir araya getiren bu tür organizasyonların birlik ve beraberliği güçlendirdiğini belirterek, sportif etkinliklerin yıl boyunca devam edeceğini kaydetti.